logo
30 TEMMUZ 2026

BM ambargosuna İran'dan ilk cevap

14.06.2010 00:00:00
 
İran bankalarına yönelik sıkı denetim ve yaptırım kararı alan BM'ye karşı İran, yabancı yatırımcılara sermaye kazançlarının yüzde 10'unu ülke dışına çıkarabilme garantisiyle karşılık verdi.

 

BM silah ambargosu oldukça genişletiliyor, İran'ın nükleer programıyla ilgili olan İran bankalarına yönelik sıkı denetim ve yaptırım getiriliyor. İran, bu nedenle yabancı yatırımcıların, sermaye kazançlarının yüzde 10'unu ülke dışına çıkarabilme garantisi verdi. İran medyasında çıkan habere göre, Merkez Bankası Başkanı Mahmud Bahmani, yabancı yatırımcıların, sermaye kazançlarının yüzde 10'unu ödeyeceklerini söyledi. BM Güvenlik Konseyi, İran'a nükleer programı nedeniyle yeni ve sıkı yaptırımlar getiren karar tasarısını kabul etmişti. İran'ın, yabancı sermayeye, karını çıkarabilme garantisinin, BM'nin kararının ardından, ülkeden sermaye çıkışını engelleme amaçlı olduğu belirtiliyor. Karara göre, İran'a halihazırda uygulanan BM silah ambargosu oldukça genişletiliyor, İran'ın nükleer programıyla ilgili olan İran bankalarına yönelik sıkı denetim ve yaptırım getiriliyor. Ayrıca kararda, uluslararası alanda tüm İran bankalarıyla olan alım-satım işlemlerinin sıkı denetimi ve İran'a giden ve İran'dan gelen gemilerin yasaklanan kargo taşımaları yönüne ciddi şüphe duyulması durumunda açık sularda sıkı kontrolü de öngörülüyor.

Güvenpark’ta gazilerin hak arayışı 17. gününde

Türkiye'nin dört bir yanından Ankara'ya gelen er şehit yakınları ve gazilerin Güvenpark'taki oturma eylemi yarım ayı geride bıraktı. Rütbeli personel ile aralarındaki özlük hakları uçurumunun kapatılmasını isteyen vatan evlatları, talepleri karşılanmazsa açlık grevine başlayacaklarını duyurdu

29.07.2026 23:00:00
Haber Merkezi
 
Güvenpark’ta gazilerin hak arayışı 17. gününde
Güvenpark’ta gazilerin hak arayışı 17. gününde
Türkiye'nin 81 ilinden seslerini duyurmak için başkente gelen er şehit yakınları ve gazilerin Ankara Güvenpark'ta başlattığı oturma eylemi bugün 17. gününe girdi. 13 Temmuz'da "Gaziliğin rütbesi olmaz" şiarıyla meydanlara inen yüzlerce gazi ve şehit ailesi, özlük haklarında adalet sağlanana kadar alanı terk etmeyeceklerini vurguluyor.

"Aynı çatışmada kopan bacağın rütbesi olmaz"

Eylemin öncülüğünü üstlenen Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, Güvenpark'ta yaptığı açıklamada rütbeli personel ile er statüsündeki gaziler arasında çok ciddi bir maaş ve sosyal hak uçurumu olduğunu belirtti.

Çerçioğlu, hükümete seslenerek şu ifadeleri kullandı:

"Bizler bu vatan için göğsümüzü siper ettik. Aynı çatışmada, aynı mayın patlamasında kopan bacağın, kaybedilen gözün rütbesi olmaz. Ancak iş maaş ve özlük haklarına gelince er statüsündeki gazilerimiz üvey evlat muamelesi görüyor. Emsal aylık düzenlemesi yapılana, haklarımız rütbeli gazilerle eşitlenene kadar buradan ayrılmayacağız. Eğer sesimiz duyulmazsa, çok yakında açlık grevine başlayacağız."

Gaziler, mevcut maaşların enflasyon karşısında eridiğini, protez desteklerinin yetersiz kaldığını ve ücretsiz sağlık hizmeti ile kira yardımı gibi en temel sosyal haklarda bile ayrımcılığa uğradıklarını dile getiriyor.

Muhalefetten Güvenpark'a ziyaret akını

Güvenpark'taki direniş, siyasetin de ana gündem maddelerinden biri haline geldi. Eylemin başından bu yana çok sayıda siyasi parti lideri ve milletvekili alanı ziyaret ederek gazilere destek verdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu bugün ikinci kez gazileri parkta ziyaret ederek taleplerini dinledi. İYİ Parti TBMM grubuna talimat verdiğini ve mağduriyetin giderilmesi için acilen bir kanun teklifi hazırlayacaklarını açıkladı.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan da eylemin 13. gününde Güvenpark'a gitmişti. Arıkan, "Vatan için bedel ödeyenlerin hak mücadelesinde yanlarındayız" diyerek hükümeti adım atmaya çağırmıştı.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu ve Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal da eylem alanını ziyaret ederek Meclis kürsüsünden bu konunun takipçisi olacaklarının sözünü vermişti.

Gözler Meclis'e çevrildi

Ankara'nın kavurucu sıcağına rağmen Güvenpark'ta bekleyişini sürdüren gaziler ve şehit yakınları, yetkililerden somut bir adım bekliyor. Meclis'in tatile girmeden önce er gazilerin özlük haklarını düzenleyen bir kanun teklifini gündeme alması için baskılar artarken, gaziler "Söz değil, icraat bekliyoruz" diyerek kararlılık mesajı veriyor.

Maden işçileri Enerji Bakanlığı önünde

Yıldızlar SSS Holding'e bağlı Doruk Madencilik işçileri, ödenmeyen maaş ve kıdem tazminatları için bugün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde eylem düzenledi. Söz verilen ödemeler yapılmadığı için Ankara'dan ayrılmayacaklarını belirten işçilerden biri eylem sırasında fenalaştı

29.07.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Maden işçileri Enerji Bakanlığı önünde
Maden işçileri Enerji Bakanlığı önünde
Yıldızlar SSS Holding bünyesinde Eskişehir'de faaliyet gösteren Doruk Madencilik'te çalışan Türkiye Maden İşçileri Sendikası (Türk Maden-İş) üyesi işçiler, ödenmeyen maaş ve kıdem tazminatı alacakları için Ankara'daki eylemlerini sürdürüyor.

16 Haziran'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı nezaretinde imzalanan protokole rağmen 23 Temmuz'da yapılması taahhüt edilen ödemelerin gerçekleşmemesi üzerine dün Çalışma Bakanlığı, bugün ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde seslerini yükselttiler. Eylem sırasında bir işçi fenalaşarak baygınlık geçirdi.

Bakanlık önünde eylem ve kararlılık mesajı

İşçiler, 27 Temmuz'da Ankara'daki Yıldızlar SSS Holding binası önünde oturma eylemine başlamıştı. Beypazarı'ndan gelen madenciler, dün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yaptı. Türkiye Maden İşçileri Sendikası Orta Anadolu Şube Başkanı Talih Kocabıyık, 16 Haziran 2026'da bakanlığın katılımıyla imzalanan protokolü hatırlatarak, "Kıdem tazminatlarımızın ve yasal alacaklarımızın 23 Temmuz 2026 tarihinde ödeneceğine dair söz verilmişti. Ancak şirket tarafından herhangi bir ödeme gerçekleşmedi. Yapılan protokolde sözü verilen ödemelerin hepsi hesaplara geçinceye dek Ankara'dan ayrılmayacağız. Perşembe gününe kadar gelişme olmazsa farklı aksiyonlar alacağız" demişti.

Bugün saat 14.00 civarında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı binası önünde toplanan işçiler, baretlerini yere vurarak slogan attı. "Ankara, Ankara duy sesimizi", "Ya bu paralar yatar ya bu paralar yatar" ve "Ölmek var, dönmek yok" gibi sloganların yükseldiği eylemde, abluka altında bekleyen bir işçi fenalaşarak baygınlık geçirdi. Sendika yetkilileri ve işçiler, alacakları ödenene kadar başkentten ayrılmayacaklarını ve akşam net bir cevap gelmezse yarın holding önünde eylemlerini yoğunlaştıracaklarını duyurdu.

Sendika temsilcilerine göre yaklaşık 580-600 işçinin toplam kıdem tazminatı alacağı 150 milyon liranın üzerinde. Maaş ödemelerinin de düzenli yapılmadığı, bazı işçilerin Nisan-Temmuz dönemine ait ücretlerini henüz alamadığı belirtiliyor. İşçiler, "Sadaka değil, yasal haklarımızı istiyoruz" mesajını vurguluyor.

Protokol süreci ve geçmiş direnişler

Doruk Madencilik işçilerinin hak mücadelesi uzun bir geçmişe sahip. Nisan 2026'da Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde Eskişehir'den Ankara'ya yürüyüş başlatan işçiler, Enerji Bakanlığı önünde açlık grevi yapmış, gözaltılar ve polis müdahaleleriyle karşılaşmıştı. 28 Nisan'da üç bakanlığın garantörlüğünde uzlaşı sağlanmış, ancak ödemelerin gecikmesi üzerine Haziran'da yeniden eylemler gündeme gelmişti. Bazı alacakların kısmen ödenmesinin ardından süreç yatışmış gibi görünse de sorunlar devam etti.

16 Haziran'da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın arabuluculuğunda Türkiye Maden İşçileri Sendikası ile işveren arasında yeni bir protokol imzalandı. Bakanlık açıklamasında alacakların bir takvime bağlandığı ve güvence altına alındığı belirtilmişti. Ancak 23 Temmuz tarihinin geçmesine rağmen ödemelerin yapılmaması, işçileri yeniden Ankara'ya getirdi. Sendika yetkilileri, holdingin geçmişte de benzer sözleri tutmadığını hatırlatarak devlet kurumlarının sürece daha etkin müdahale etmesini beklediklerini ifade ediyor.

İşçiler, mağduriyetlerinin yıllardır sürdüğünü, ailelerinin ekonomik zorluk yaşadığını ve artık sabırlarının tükendiğini söylüyor. Eylemin seyri, Perşembe gününe kadar yetkililerden gelecek yanıta bağlı olarak şekillenecek.

'Geçmiş yasakları bölücülük için kullanıyorlar'

Meltem TV’de Ebru Çanak’ın sunduğu Sümen6 programına konuk olan Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum, ana dil hakları tartışmalarına ilişkin net mesajlar verdi. Batum, ana dilin konuşulmasının bir hak olduğunu kabul ederken, ana dilde eğitimin toplumsal ayrışmaya yol açacağını savundu. Geçmişteki dil yasaklarının bugün ülkeyi bölmek için fırsat haline getirilmesini “korkunç” olarak nitelendiren Batum, dünyada bu yaklaşımın aksi bir örnek bulunmadığını vurguladı

29.07.2026 19:30:00
Eyüp Kabil
 
'Geçmiş yasakları bölücülük için kullanıyorlar'
'Geçmiş yasakları bölücülük için kullanıyorlar'
Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum, Meltem TV ekranlarında yayınlanan Sümen6 programında, 'Terörsüz Türkiye' ve Türkiye'nin güncel siyasi ve toplumsal tartışmalarını değerlendirirken ana dil meselesine özel bir yer ayırdı. Programda Ebru Çanak'ın moderatörlüğünde, Bağımsız Türkiye Partisi Başdanışmanı Harun Kayacı ve Yeniçağ gazetesi yazarı Fatih Ergin'in de yer aldığı tartışmada Batum, anayasa hukuku perspektifinden açıklamalarda bulundu.

Batum, konuşmasının ilgili bölümünde ana dil konusunu şu şekilde özetledi: "Ana dil bir haktır ve konuşulabilir. Ancak ana dilde eğitimle insanları ayrıştırmak mümkün değildir." Bu ifadeyle, bireylerin kendi ana dillerini günlük yaşamda kullanma ve öğrenme hakkını temel bir hak olarak kabul ettiğini ortaya koydu. Buna karşılık, eğitim sisteminin ana dil üzerinden yapılandırılmasının toplumsal bütünlüğü zedeleyebileceği uyarısında bulundu.

Batum, geçmiş dönemlerde uygulanan dil yasaklarına da değindi. Bu yasakların tarihsel bir hata olduğunu dolaylı olarak kabul ederken, aynı yasakların bugün siyasi amaçlarla yeniden gündeme getirilmesini eleştirerek, "Geçmişteki yasakları bugün ülkeyi bölmek için bir fırsat olarak kullanmak korkunçtur" ifadesini kullandı. Batum'a göre, geçmişte yaşanan kısıtlamalar, bugün bazı çevreler tarafından Türkiye'nin üniter yapısını zayıflatmak ve ayrışmayı derinleştirmek amacıyla araçsallaştırılıyor.

"Dünyada bunun aksi bir örnek yok"

Batum, görüşlerini uluslararası karşılaştırmalarla da destekledi. "Dünyada bunun aksi bir örnek yoktur" diyerek, hiçbir ülkede ana dilde eğitimin toplumsal ayrışmayı önleyen veya birliği güçlendiren bir model olarak başarıyla uygulanmadığını savundu. Bu yaklaşımın, Türkiye'nin anayasal düzeni ve ulusal bütünlüğü açısından risk taşıdığının altını çizdi.

Programda Batum'un bu sözleri, aynı yayın içinde ele alınan diğer konularla da bağlantılıydı. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dilinin Türkçe olduğu vurgusu, PKK'nın Lozan öncesi düzen ve Sevr benzeri bir yapıya dönme hedefi iddiaları ve "eşit yurttaşlık" söylemlerinin ardında ayrılıkçı talepler bulunduğu yönündeki değerlendirmeleri, ana dil tartışmasına hukuki ve siyasi bir çerçeve kazandırdı. Batum, mevcut sürecin hukuki bir zemin üzerine oturmadığını, "ısmarlama" ve belirsiz bir yapı taşıdığını da dile getirdi.

Prof. Dr. Süheyl Batum'un bu açıklamaları, Türkiye'de dil, kimlik ve eğitim politikaları etrafında süregelen tartışmalara anayasa hukuku eksenli bir katkı olarak kayda geçti.

Türkiye'de beklenen yaşam süresi konusunda TÜİK rakamları açıkladı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Hayat Tabloları, 2023-2025 verilerine göre, Türkiye'de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,5 yıl oldu. Bir önceki döneme göre artış gösteren yaşam süresi kadınlarda 81,1 yıl, erkeklerde ise 75,9 yıl olarak hesaplandı

29.07.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
Türkiye'de beklenen yaşam süresi konusunda TÜİK rakamları açıkladı
Türkiye'de beklenen yaşam süresi konusunda TÜİK rakamları açıkladı
TÜİK, Hayat Tabloları, 2023-2025 istatistiklerini yayımladı.
Buna göre, Türkiye'de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,5 yıl olarak hesaplandı. Bu süre, 2022-2024 döneminde 78,1 yıl olarak açıklanmıştı.
Cinsiyete göre değerlendirildiğinde, erkeklerde beklenen yaşam süresi 75,9 yıl, kadınlarda ise 81,1 yıl oldu. Böylece kadınların erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşaması bekleniyor.

Yaş ilerledikçe beklenen yaşam süreleri
Verilere göre, 15 yaşındaki bir kişinin ortalama kalan yaşam süresi 64,7 yıl olarak hesaplandı. Bu süre erkeklerde 62,1 yıl, kadınlarda ise 67,3 yıl olarak belirlendi.
30 yaşındaki bir kişi için ortalama kalan yaşam süresi 50,3 yıl olurken, erkeklerde 47,8 yıl, kadınlarda 52,7 yıl olarak kayıtlara geçti. Bu yaş grubunda kadınlarla erkekler arasındaki fark 4,9 yıl oldu.
50 yaşındaki bir kişinin kalan yaşam süresi ortalama 31,3 yıl olarak hesaplandı. Erkeklerde bu süre 29 yıl, kadınlarda ise 33,4 yıl olarak tespit edildi.
65 yaşındaki bir kişinin kalan yaşam süresi ise ortalama 18,4 yıl olarak açıklandı. Erkeklerin 16,7 yıl, kadınların ise 20 yıl daha yaşaması beklenirken, kadınların bu yaş grubunda erkeklerden ortalama 3,3 yıl daha uzun yaşadığı görüldü.

Eğitim seviyesi yükseldikçe yaşam süresi artıyor
TÜİK verilerine göre, eğitim düzeyi yükseldikçe beklenen yaşam süresi de uzuyor.
Her yaş grubunda, düşük eğitim seviyesine sahip bireylerin beklenen yaşam süresinin daha kısa olduğu, eğitim seviyesinin artmasıyla birlikte yaşam süresinin de yükseldiği belirlendi.
Cinsiyet bazında yapılan değerlendirmede de benzer sonuçlar ortaya çıktı. 30 yaşındaki erkeklerde, ortaöğretim altı eğitim seviyesi ile yükseköğretim mezunları arasında beklenen yaşam süresi farkı 5,1 yıl olurken, kadınlarda bu fark 4,6 yıl olarak hesaplandı.

Sağlıklı yaşam süresi doğuşta 58 yıl
"Belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısı" olarak tanımlanan sağlıklı yaşam süresi, doğuşta ortalama 58 yıl olarak kaydedildi.
Bu süre erkeklerde 59,1 yıl, kadınlarda ise 56,9 yıl olarak hesaplandı. Verilere göre, erkeklerin sağlıklı yaşam süresi kadınlardan ortalama 2,2 yıl daha uzun oldu.

TBMM mutfak personeli davasında gerekçeli karar açıklandı

Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) mutfaklarında staj yapan öğrencilere cinsel taciz ve cinsel istismar iddialarına ilişkin davada verdiği mahkumiyet ve beraat kararlarının gerekçesini açıkladı. Mahkeme, mahkumiyet verilen sanıkların stajyer öğrenciler üzerinde sahip oldukları usta-çırak ilişkisinden kaynaklanan otoriteyi ve kamu görevinin sağladığı kolaylığı kötüye kullandıklarını, mağdur beyanlarının dosyadaki diğer delillerle desteklendiğini belirtti

29.07.2026 12:32:00
İHA
 
TBMM mutfak personeli davasında gerekçeli karar açıklandı
TBMM mutfak personeli davasında gerekçeli karar açıklandı
Gerekçeli kararda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede sanıklar Halil İlker Güner, Durmuş Uğurlu, Recep Seven, İbrahim Beşlioğlu ve Ramazan Çetin hakkında farklı mağdurlara yönelik "çocuğun cinsel istismarı" ve "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlarından kamu davası açıldığı hatırlatıldı.

Mahkeme, yargılama boyunca mağdur beyanları, tanık anlatımları, dijital materyaller, HTS kayıtları, WhatsApp yazışmaları, kamera görüntüleri ve bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirildiğini belirtti. Kararda sanıkların duruşmalarda suçlamaları reddettikleri, mesajların cinsel amaç taşımadığını, fiziksel temas iddialarını kabul etmediklerini ve mağdurların kendilerine iftira attığını savundukları aktarıldı.

Sanık müdafilerinin de Yargıtay kararlarına atıf yaparak, eylemlerin cinsel taciz suçunu oluşturmadığını, mağdur beyanlarının çelişkili olduğunu ve beraat kararı verilmesi gerektiğini savunduğu belirtildi. Kararda, mahkeme dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde mahkumiyet verilen sanıkların savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğuna karar verdiği, mağdur beyanlarının kendi içerisinde tutarlı olduğu ve dosya kapsamındaki diğer delillerle desteklendiği kanaatine varıldığı ifade edildi.

Kararda, sanıkların TBMM'de kamu görevlisi olarak çalışmaları ve stajyer öğrenciler üzerinde eğitim ve denetim yetkisine sahip olmalarının suçların işlenmesini kolaylaştıran bir unsur olduğu vurgulandı. Bu nedenle sanıklar hakkında kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılmasına ilişkin nitelikli hal hükümlerinin uygulandığı ifade edildi. Aynı mağdura yönelik benzer eylemlerin farklı tarihlerde tekrarlanması nedeniyle ilgili sanıklar hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulandığı da kaydedildi.

Gerekçeli kararda, mahkemenin sanıkların geçmişi, yargılama sürecindeki tutum ve davranışları ile sabıka kayıtlarını da değerlendirdiği, bu kapsamda uygun görülen sanıklar hakkında takdiri indirim uygulandığı belirtildi. Buna mukabil verilen hapis cezalarının niteliği ve süresi dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesi şartlarının oluşmadığı değerlendirilerek bu taleplerin reddedildiği ifade edildi. Ayrıca mahkumiyet verilen sanıklar hakkında belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmalarına ilişkin güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verildiği belirtildi.

Gerekçeli kararda, mağdur A.G.'nin soruşturma aşamasında verdiği ifadeler ile kovuşturma aşamasındaki beyanları arasında önemli çelişkiler bulunduğu, duruşmada önceki anlatımlarını kabul etmediği ve bazı olayları yaşamadığını söylediği belirtildi. Bu nedenle Recep Seven ve Durmuş Uğurlu hakkında A.G.'ye yönelik isnat edilen suçlardan beraat kararı verildiği, Ramazan Çetin hakkında ise üzerine isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatına hükmedildiği kaydedildi.

Mağdur hakkında suç duyurusu

Mahkeme, A.G.'nin duruşma aşamasındaki beyanlarının soruşturma aşamasındaki ifadeleriyle uyuşmadığını değerlendirerek, gerçeğe aykırı beyanda bulunup bulunmadığının araştırılması için "iftira" suçu yönünden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

Öte yandan mahkeme, sanıklar hakkında verilen mahkumiyet hükümlerinin temelini oluşturan deliller arasında mağdur anlatımlarının yanı sıra telefon incelemeleri, mesaj içerikleri, kamera kayıtları, bilirkişi raporları ve tanık ifadelerinin birlikte değerlendirildiğini, tek başına bir delile dayanılarak hüküm kurulmadığını vurguladı.

Kararda, ceza yargılamasında tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda vicdani kanaate ulaşıldığı ve mahkumiyet kararlarının bu kapsamda verildiği ifade edildi.

Kandıra'da birçok plajda denize girmek yasaklandı

Kocaeli'nin Kandıra ilçesinde, Kovanağzı, Kumcağız, Kerpe, Seyrek, Bağırganlı ve Miço Kadınlar Plajı dışındaki tüm sahillerde olumsuz hava ve deniz şartları nedeniyle denize girmek yasaklandı

29.07.2026 12:03:00
İHA
 
Kandıra'da birçok plajda denize girmek yasaklandı
Kandıra'da birçok plajda denize girmek yasaklandı
Kocaeli Valiliği, Kandıra Kaymakamlığı'nın aldığı karar doğrultusunda olumsuz hava ve deniz şartları nedeniyle ilçedeki birçok plajda denize girmenin yasaklandığını duyurdu.

Yapılan açıklamaya göre, bugün Kovanağzı, Kumcağız, Kerpe, Seyrek, Bağırganlı ve Miço Kadınlar Plajı haricindeki tüm sahillerde denize girmek yasaklandı.

Yetkililer, vatandaşların can güvenliği açısından yalnızca cankurtaran hizmeti verilen ve yasak bulunmayan plajlarda, mantar dubalarla belirlenen güvenli alanlar içerisinde denize girmeleri gerektiğini belirterek, alınan tedbirlere uyulmasını istedi.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: 'Çeteleri gizli servisler kullanıyor'

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, organize suç örgütlerinden okul güvenliğine, Suriyelilerin geri dönüşünden Dolunay Projesi'ne kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Çiftçi, yeni nesil suç örgütlerinin sanal ortamda faaliyet gösterdiğini ve bazı ülkelerin bu yapıları kullandığını söyledi

29.07.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: 'Çeteleri gizli servisler kullanıyor'
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi: 'Çeteleri gizli servisler kullanıyor'
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, organize suç örgütlerinden okul güvenliğine, Suriyelilerin geri dönüşünden Dolunay Projesi'ne kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Çiftçi, yeni nesil suç örgütlerinin sanal ortamda faaliyet gösterdiğini ve bazı ülkelerin bu yapıları kullandığını söyledi.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, organize suç örgütleriyle mücadele, okul güvenliği, Suriyelilerin gönüllü geri dönüşü ve dolandırıcılıkla mücadele kapsamında hazırlanan yeni projelere ilişkin Yenişafak'a değerlendirmelerde bulundu. Çiftçi, yeni nesil suç örgütlerinin sanal ortamda örgütlendiğini ve bazı ülkelerin bu yapıları kendi çıkarları doğrultusunda kullandığını ifade etti.

Yeni nesil organize suç örgütlerinin çalışma yöntemlerinin değiştiğini belirten Bakan Çiftçi, bu yapıların sosyal medya üzerinden eleman temin ettiğini, talimat verdiğini ve para transferlerini sanal ortamda gerçekleştirdiğini söyledi.

Çiftçi, "Önceki örgütlerin belirli merkezleri vardı. Bunların belirli bir merkezi yok. Mekânları sanal ortam. Yurt dışında bulunan veya yurt dışına kaçan yöneticileri var. Bazı ülkeler de bu kişilere istihbarat örgütleri vasıtasıyla imkân sağlıyor ve kendi kirli işlerini yaptırıyor. Onları maşa gibi kullanıyorlar." ifadelerini kullandı.

Bakan Çiftçi, organize suçlarla mücadele kapsamında yılbaşından bu yana uluslararası, ulusal, bölgesel ve yerel ölçekte 513 organize suç çetesine yönelik bin 365 operasyon düzenlendiğini açıkladı.

Operasyonlarda 6 bin 165 kişinin tutuklandığını belirten Çiftçi, geçen yılın aynı dönemine göre hem operasyon hem de tutuklama sayılarında artış yaşandığını ifade etti. Ayrıca motosikletli silahlı saldırıların da önemli ölçüde azaldığını kaydetti.

Yeni eğitim öğretim yılı öncesinde okul güvenliğini güçlendirecek altı kurumun yer alacağı bir protokol hazırlanacağını açıklayan Çiftçi, ayrıca okullarda görevlendirilmek üzere 30 bin güvenlik görevlisi talep ettiklerini söyledi.

Polislerin çalışma sistemiyle ilgili de konuşan Çiftçi, eylül ayında 12-36 çalışma düzenine geçmeyi planladıklarını, emniyet personelinin barınma sorununa çözüm amacıyla ilk etapta İstanbul'da 600 lojman alınmasının hedeflendiğini açıkladı.

Bakan Çiftçi, dolandırıcılık mağdurlarının parasının hızla farklı hesaplara aktarılmasını önlemek amacıyla hazırlanan "Dolunay Projesi" hakkında da bilgi verdi.

Projeye göre, yasal düzenlemenin tamamlanmasının ardından savcı koordinasyonunda emniyet, jandarma, MASAK, BDDK, Türkiye Bankalar Birliği ve Siber Suçlarla Mücadele Başkanlığı'nın yer aldığı bir merkez oluşturulacak. Dolandırıcılık ihbarı geldiğinde paranın başka hesaplara aktarılmadan dondurulması hedefleniyor.

Çiftçi, Suriye'deki gelişmelerin ardından geçici koruma statüsünün yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, bugüne kadar Türkiye'den gönüllü, güvenli ve onurlu şekilde geri dönen Suriyelilerin sayısının 1,5 milyonu aştığını söyledi.

Geçici koruma kapsamında halen 2 milyon 238 bin 969 kişinin bulunduğunu aktaran Bakan Çiftçi, vize konusunda sağlanacak kolaylıkların geri dönüşleri hızlandırabileceğini ifade etti.

TMSF, Ahbap Derneği'ne bağlı ticari şirketlere kayyum olarak atandı

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Ahbap Derneği'nin iştiraki konumundaki iktisadi işletme ve şirketlere kayyum olarak atandı

29.07.2026 11:00:00
AA
 
TMSF, Ahbap Derneği'ne bağlı ticari şirketlere kayyum olarak atandı
TMSF, Ahbap Derneği'ne bağlı ticari şirketlere kayyum olarak atandı
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Ahbap Derneği'nin iştiraki konumundaki iktisadi işletme ve şirketlere kayyum olarak atandı.

TMSF'den yapılan açıklamaya göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma kapsamında, Ahbap Derneği'nin iştiraki konumundaki iktisadi işletme ve şirketlere Fon, kayyum olarak atanırken, derneğe yönelik ayrı bir kararla da üç kişi doğrudan mahkeme tarafından yönetim kayyumu olarak görevlendirildi.

Başsavcılığın talebini değerlendiren İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği, derneğin tüm mal varlığı üzerindeki idare yetkisinin yönetim kayyumuna devredilmesine karar verdi. Kararda, derneğin faaliyetlerinin sona erdiği, hesap ve mal varlıklarına tedbir konulduğu ve fesih sürecinin başlatıldığı belirtildi.

Derneğe ait taşınmaz, araç ve banka hesaplarındaki nakdi varlıkların yönetimi için Dernekler Kanunu ve ilgili mevzuat gereği bağımsız kayyum olarak Avukat Rıdvan Can, Avukat Mustafa Göktuğ Kaya ve Prof. Dr. Ahmet Kasım Han görevlendirildi. Böylece derneğin doğrudan yönetimiyle iştirak şirketlerinin yönetimi farklı kayyum yapıları üzerinden sürdürülecek.

Mahkeme kararında ayrıca, derneğin bağlı bulunduğu iştiraklerin Fon yönetimindeki kayyum idaresine tabi kılındığı ifade edildi.

Buna göre, Ahbap Derneği'ne bağlı Ahbap Derneği İktisadi İşletmesi, Ahbap Lojistik Gayrimenkul Danışmanlık ve İnşaat Anonim Şirketi, Zirve Müzik Yapım Organizasyon Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Globus Savunma Sanayi ve Bilişim Anonim Şirketi, Kanat Savunma Sanayi Turizm ve Ticaret Limited Şirketi, Koşan Adam Müzik Yapım Menajerlik Hizmetleri Turizm Reklam Ses ve Işık Sistemleri Limited Şirketi, Koşan Trade Gıda Temizlik Ürünleri İthalat İhracat Limited Şirketi, Palmak Orman Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Kuraf Sahne Tasarım ve Organizasyon Limited Şirketi, Akberg Şirince Şarapçılık Hayvancılık Tarım Ürünleri Gıda Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, Sardes Dayanıklı Tüketim Malları Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Eski Unvan: Protest Brand Etkinlik Organizasyon Reklamcılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi), Sur Müzik Organizasyon Ses Işık Sistemleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve Ulubey İç ve Dış Ticaret Anonim Şirketi'ne, TMSF kayyum olarak atandı.

CHP'li Üsküdar Belediye Başkanı gözaltına alındı

Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapılarak "rüşvet" ve "irtikap" suçu işlendiği iddiasına ilişkin düzenlenen operasyon kapsamında Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın da aralarında bulunduğu 6 şüpheli gözaltına alındı

29.07.2026 10:12:00
AA
 
CHP'li Üsküdar Belediye Başkanı gözaltına alındı
CHP'li Üsküdar Belediye Başkanı gözaltına alındı
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasında, Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı F.D, Başkan Danışmanı U.M, Özel Kalem A.K, Kent AŞ Genel Müdürü N.A. ve ilgili birim amirleri ile personelin yapı ruhsatı ve iskan ruhsatı verilmesi sürecinde usulsüzlük yaptıkları yönündeki ihbarlar, mağdur beyanları ile bazı şüphelilerin ifadeleri üzerine Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş hakkında "rüşvet", "irtikap" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme" suçlarından soruşturma başlatıldığı kaydedildi.

Açıklamada, Üsküdar Belediyesince yapı ruhsatı verilmesi sürecinde herhangi bir yetkisi olmamasına rağmen belediye iştiraki Kent AŞ görevlilerinin, kriptolu-kapalı devre mail üzerinden oluşturulan iletişim ağı ile ada parsel bazlı renklendirmeler yaparak hazırlanan Excel tablosuyla Üsküdar Belediyesi personelini talimatlandırmak suretiyle yapı ruhsatı verilmesi sürecini koordine ettiği belirtildi.

MASAK verilerine göre, Kent AŞ ile müteahhitler arasında toplamda 1 milyon 78 bin 870 lira bedelli çok sayıda paravan nitelikte "danışmanlık hizmeti" sözleşmesi imzalandığı vurgulanan açıklamada, bu sözleşmelerle 361 milyon 392 bin 264 liranın Üsküdar Belediyesi ve iştiraki Kent AŞ içerisindeki çıkar amaçlı suç örgütünün faaliyetleri kapsamında gayriresmi olarak yapı ruhsatı almak isteyen müteahhitlerden icbar suretiyle elde edildiği, bunun da mağdur müteahhitlerin beyanları ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün raporlarıyla belirlendiği anlatıldı.

Açıklamada, İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişliğince hazırlanan tevdi raporunda, Belediye Başkanı Dedetaş'ın, Üsküdar Belediyesi ile Kent AŞ arasında belediye iştiraki olmanın ötesinde organik bağ kurularak müteahhitlerin yapı ruhsatı alabilmek adına paravan olarak Kent AŞ ile sözleşme imzalamaya icbar edilmeleri suretiyle gayriresmi gelir temin edilmesi sürecinde belirleyici olduğu belirtildi.

İşlemlerin gecikmesinde etkisi ve dahli bulunan, icbara yönelik algı oluşturulmasında katkısı olan Dedetaş'ın eyleminin "irtikap" suçunu oluşturduğu aktarılan açıklamada, iskan ruhsatının verilmesinden sorumlu birimin ise Üsküdar Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğü olduğu kaydedildi.

Açıklamada, Kent AŞ Genel Müdürü N.A'nın başkanlığında toplantılar yapılarak her bir inşaatın mevzuata aykırılık niteliğine göre iskan ruhsatı karşılığında müteahhitlerden ne kadar menfaat talep edileceğine karar verildiği ifade edilerek, alınan rüşvet paralarının bir kısmının belediye içerisindeki konum ve yetkiye göre personele verildiği, bir kısmının ise Sinem Dedetaş'ın özel kaleminin talebi ve ihtiyacına istinaden Kent AŞ Genel Müdürüne elden teslim edildiği belirtildi.

Müteahhitlerden elden dolar üzerinden rüşvet alındığı iddiası

Açıklamada, toplam inşaat hacminin büyük olması halinde ise Dedetaş'ın danışmanı U.M. ve Kent AŞ Genel Müdürü N.A. koordinesinde müteahhitlerden elden dolar üzerinden rüşvet alındığı, rüşvet karşılığı mevzuata aykırı olmasına rağmen iskan ruhsatlarının verildiği anlatılarak, rüşvet parasının Üsküdar Belediye binasında Sinem Dedetaş'ın danışmanı U.M'ye parça parça teslim edildiğinin HTS, baz verileri ve şüpheli ifadeleri ile tespit edildiği aktarıldı.

Öte yandan, mevzuata aykırı iskan ruhsatı karşılığında rüşvet olarak nakit ödeme yapmak istemeyen müteahhit firmaya, Dedetaş imzalı paravan bağış protokolüyle tadilat işlerinin üstlendirildiğinin saptandığı kaydedildi.

Açıklamada, Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı verilmesine ilişkin belirlenen usulsüzlüklere ilişkin elde edilen deliller doğrultusunda "rüşvet" ve "irtikap" suçu teşkil edecek eylemlere yönelik 11 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendiği ve 6 şüphelinin gözaltına alındığı bildirildi.

Okulların açılacağı tarih belli oldu

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla illere gönderilen genelgeye göre, yeni eğitim öğretim yılı Eylül ayının ortasında ilk ders zilinin çalmasıyla başlayacak 

28.07.2026 14:40:00
Eyüp Kabil
 
Okulların açılacağı tarih belli oldu
Okulların açılacağı tarih belli oldu
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), milyonlarca öğrenci, veli ve öğretmeni yakından ilgilendiren yeni eğitim-öğretim yılı takvimini resmi bir genelgeyle tüm illere duyurdu. Yeni takvime göre, öğretmenlerin okullardaki mesleki çalışmaları 1 Eylül itibarıyla başlayacak. Öğrenciler için yaz tatilini bitirecek olan ilk ders zili ise 14 Eylül Pazartesi günü çalacak.

Eğitim hayatına yeni adım atacak olan okul öncesi (anaokulu) ve ilkokul 1. sınıf öğrencileri için ise her yıl olduğu gibi yine erken uyum haftası uygulanacak. Bu minikler, okula alışma süreçlerinin desteklenmesi amacıyla 7-11 Eylül tarihleri arasında uyum eğitimlerine katılacak.

Açıklanan resmi takvime göre eğitim yılının ilk dönemi 22 Ocak Cuma günü karne dağıtımıyla sona erecek. Öğrencilerin nefes alacağı birinci dönem ara tatili ise kasım ayı ortasında gerçekleştirilecek. Sınav takvimleri ve tatil detayları okul yönetimleri tarafından bu genelge doğrultusunda planlanacak.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.