"Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynıyla karşılık verin..." (Nisâ Sûresi, 86)
Bazen bir toplumun huzuru, büyük projelerle değil, küçük davranışlarla inşa edilir. İşte bunlardan biri de selamdır. Bugün sokaklarımız kalabalık ama gönüllerimiz yalnız; apartmanlarımız yüksek ama komşuluklarımız zayıf. Aynı asansöre binen, aynı iş yerinde çalışan, aynı mahallede yaşayan insanlar birbirlerinin yüzüne bakmadan yollarına devam ediyor. Oysa bir "Selâmün aleyküm" sözü, iki yabancı gönül arasında görünmez bir köprü kurabilir.
Selam, kuru bir söz değildir. Selam; "Sana benden zarar gelmez, Allah'ın rahmeti, bereketi ve huzuru senin üzerine olsun." demektir. Bu yönüyle selam hem bir dua hem de bir güven beyanıdır. Müslüman, diliyle ve davranışıyla güven veren insandır. Selam da bu güvenin ilk kapısını aralar.
Yüce Allah, Kur'ân-ı Kerim'de müminlerin birbirlerini selamlamalarını emretmiş, verilen selama daha güzeliyle karşılık verilmesini istemiştir. Çünkü selam, kardeşliğin anahtarıdır. Allah'ın adı olan "es-Selâm", barışın, huzurun ve güvenin kaynağıdır. Mümin de bu ilahî ismin ahlâkından nasibini almalı, girdiği her yere huzur taşımalıdır.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a.) buyuruyor ki:
"Aranızda selamı yayın." (Müslim)
Başka bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurulur:
"Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de gerçek anlamda iman etmiş olamazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yayınız." (Müslim)
Dikkat edelim; Efendimiz (s.a.a.), selamı sadece bir görgü kuralı olarak değil, imanı güçlendiren ve sevgiyi artıran bir ibadet olarak tarif ediyor.
Ne yazık ki günümüzde selam vermek yerine şüpheyle bakmayı, tebessüm etmek yerine mesafeli durmayı tercih eden bir anlayış yaygınlaşıyor. İnsanlar aynı apartmanda yıllarca yaşadığı komşusunun adını bilmiyor. İş arkadaşları birbirini sadece resmî toplantılarda hatırlıyor. Hâlbuki bir toplumun çözülmesi, çoğu zaman selamın unutulmasıyla başlar; yeniden dirilişi ise gönülden verilen bir selamla başlar.
İslam medeniyetinde selam, hayatın her alanına yayılmıştır. Çarşıda, pazarda, yolculukta, evde, camide, misafirlikte... Selam vermek sünnet, almak ise farzdır. Bu hassasiyet, insanlar arasında sevgi ve güven iklimi oluşturmuştur. Çünkü selamın olduğu yerde öfke azalır, kibir kırılır, yabancılık ortadan kalkar.
Prof. Dr. Haydar Baş da toplumun yeniden ayağa kalkmasının, insanın yeniden değer kazanmasıyla mümkün olacağını ifade ederdi. İnsan merkezli bir medeniyet, ancak birbirine güvenen insanların omuzlarında yükselebilir. Güven ise önce güzel sözle, sonra güzel ahlâkla tesis edilir. Selam, işte bu güzel ahlâkın en sade ama en etkili tezahürlerinden biridir.
Bugün kendimize şu soruyu soralım: Kaç kişiye içtenlikle selam veriyoruz? Kaç komşumuzun kapısını sadece hâl hatır sormak için çalıyoruz? Kaç insanın gönlüne bir tebessüm bırakıyoruz? Belki de toplum olarak kaybettiğimiz huzurun ilk anahtarı, unuttuğumuz bu sünnette gizlidir.
Geliniz, selamı yeniden hayatımızın merkezine taşıyalım. Çocuklarımıza selam vermeyi öğretelim. Komşularımızla selamlaşalım. İş yerinde ilk sözü selamla başlatalım. Çünkü selamın yayıldığı yerde güven yeşerir, güvenin olduğu yerde kardeşlik güçlenir, kardeşliğin hâkim olduğu yerde ise iyilik medeniyeti yeniden filizlenir.
İyilik Çağrısı
Bugün karşılaştığınız insanlara içtenlikle selam verin. Belki bir selam, kırgın bir gönlü onaracak; belki de yıllardır kurulmayı bekleyen bir dostluğun ilk adımı olacaktır. Küçük gördüğünüz bir iyilik, Allah katında büyük bir hayra dönüşebilir.
"İyilik, Allah'ın yeryüzündeki rahmetinin insan eliyle görünmesidir." (Nazarî)
Bazen bir toplumun huzuru, büyük projelerle değil, küçük davranışlarla inşa edilir. İşte bunlardan biri de selamdır. Bugün sokaklarımız kalabalık ama gönüllerimiz yalnız; apartmanlarımız yüksek ama komşuluklarımız zayıf. Aynı asansöre binen, aynı iş yerinde çalışan, aynı mahallede yaşayan insanlar birbirlerinin yüzüne bakmadan yollarına devam ediyor. Oysa bir "Selâmün aleyküm" sözü, iki yabancı gönül arasında görünmez bir köprü kurabilir.
Selam, kuru bir söz değildir. Selam; "Sana benden zarar gelmez, Allah'ın rahmeti, bereketi ve huzuru senin üzerine olsun." demektir. Bu yönüyle selam hem bir dua hem de bir güven beyanıdır. Müslüman, diliyle ve davranışıyla güven veren insandır. Selam da bu güvenin ilk kapısını aralar.
Yüce Allah, Kur'ân-ı Kerim'de müminlerin birbirlerini selamlamalarını emretmiş, verilen selama daha güzeliyle karşılık verilmesini istemiştir. Çünkü selam, kardeşliğin anahtarıdır. Allah'ın adı olan "es-Selâm", barışın, huzurun ve güvenin kaynağıdır. Mümin de bu ilahî ismin ahlâkından nasibini almalı, girdiği her yere huzur taşımalıdır.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a.) buyuruyor ki:
"Aranızda selamı yayın." (Müslim)
Başka bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurulur:
"Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de gerçek anlamda iman etmiş olamazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yayınız." (Müslim)
Dikkat edelim; Efendimiz (s.a.a.), selamı sadece bir görgü kuralı olarak değil, imanı güçlendiren ve sevgiyi artıran bir ibadet olarak tarif ediyor.
Ne yazık ki günümüzde selam vermek yerine şüpheyle bakmayı, tebessüm etmek yerine mesafeli durmayı tercih eden bir anlayış yaygınlaşıyor. İnsanlar aynı apartmanda yıllarca yaşadığı komşusunun adını bilmiyor. İş arkadaşları birbirini sadece resmî toplantılarda hatırlıyor. Hâlbuki bir toplumun çözülmesi, çoğu zaman selamın unutulmasıyla başlar; yeniden dirilişi ise gönülden verilen bir selamla başlar.
İslam medeniyetinde selam, hayatın her alanına yayılmıştır. Çarşıda, pazarda, yolculukta, evde, camide, misafirlikte... Selam vermek sünnet, almak ise farzdır. Bu hassasiyet, insanlar arasında sevgi ve güven iklimi oluşturmuştur. Çünkü selamın olduğu yerde öfke azalır, kibir kırılır, yabancılık ortadan kalkar.
Prof. Dr. Haydar Baş da toplumun yeniden ayağa kalkmasının, insanın yeniden değer kazanmasıyla mümkün olacağını ifade ederdi. İnsan merkezli bir medeniyet, ancak birbirine güvenen insanların omuzlarında yükselebilir. Güven ise önce güzel sözle, sonra güzel ahlâkla tesis edilir. Selam, işte bu güzel ahlâkın en sade ama en etkili tezahürlerinden biridir.
Bugün kendimize şu soruyu soralım: Kaç kişiye içtenlikle selam veriyoruz? Kaç komşumuzun kapısını sadece hâl hatır sormak için çalıyoruz? Kaç insanın gönlüne bir tebessüm bırakıyoruz? Belki de toplum olarak kaybettiğimiz huzurun ilk anahtarı, unuttuğumuz bu sünnette gizlidir.
Geliniz, selamı yeniden hayatımızın merkezine taşıyalım. Çocuklarımıza selam vermeyi öğretelim. Komşularımızla selamlaşalım. İş yerinde ilk sözü selamla başlatalım. Çünkü selamın yayıldığı yerde güven yeşerir, güvenin olduğu yerde kardeşlik güçlenir, kardeşliğin hâkim olduğu yerde ise iyilik medeniyeti yeniden filizlenir.
İyilik Çağrısı
Bugün karşılaştığınız insanlara içtenlikle selam verin. Belki bir selam, kırgın bir gönlü onaracak; belki de yıllardır kurulmayı bekleyen bir dostluğun ilk adımı olacaktır. Küçük gördüğünüz bir iyilik, Allah katında büyük bir hayra dönüşebilir.
"İyilik, Allah'ın yeryüzündeki rahmetinin insan eliyle görünmesidir." (Nazarî)
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Selam bir duadır / İyilik Medeniyeti -4- / 30.07.2026
- İyilik bulaşıcıdır / İyilik Medeniyeti -3- / 29.07.2026
- İyilerle beraber olun / İyilik Medeniyeti -2- / 28.07.2026
- İyilikle çıkın yola / İyilik Medeniyeti -1- / 27.07.2026
- İyiliğe neden bu kadar muhtacız? / 26.07.2026
- Sessizliğin suça dönüştüğü yer: Gazze / 25.07.2026
- Hak edilmeyen makamın bedeli / 24.07.2026
- O gün sokaklara yansıyan Milli Ruh / 23.07.2026
- Kıbrıs sadece bir ada değil Milli Dava’dır / 22.07.2026
- Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin / 21.07.2026
- İyilik bulaşıcıdır / İyilik Medeniyeti -3- / 29.07.2026
- İyilerle beraber olun / İyilik Medeniyeti -2- / 28.07.2026
- İyilikle çıkın yola / İyilik Medeniyeti -1- / 27.07.2026
- İyiliğe neden bu kadar muhtacız? / 26.07.2026
- Sessizliğin suça dönüştüğü yer: Gazze / 25.07.2026
- Hak edilmeyen makamın bedeli / 24.07.2026
- O gün sokaklara yansıyan Milli Ruh / 23.07.2026
- Kıbrıs sadece bir ada değil Milli Dava’dır / 22.07.2026
- Vatanı bölmek isteyenlere fırsat vermeyin / 21.07.2026
























































