logo
30 TEMMUZ 2026

Guterres Kıbrıs'ta ne arıyor?

30.07.2026 00:00:00
 
Kıbrıs dosyası yeniden uluslararası diplomasinin merkezine taşındı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres'in Ada ziyareti, yıllardır çözülemeyen sorunun yeniden hareketlenebileceği beklentisini beraberinde getirdi. Ancak bu ziyaretin anlamını yalnızca "Yeni bir Annan Planı mı hazırlanıyor?" Sorusuyla değerlendirmek, Kıbrıs meselesinin gerçek boyutunu anlamak için yeterli değil.
 
Asıl soru şu: Guterres, yarım asrı aşan bu anlaşmazlıkta gerçekten yeni bir siyasi zemin mi arıyor, yoksa geçmişte sonuç vermeyen çözüm anlayışını yeni koşullar altında yeniden mi canlandırmaya çalışıyor?
 
Kıbrıs Türk siyasetinin önemli isimlerinden Rauf Denktaş'ın yıllarca savunduğu temel yaklaşım, bu tartışmanın merkezinde hala duruyor. Denktaş'a göre mesele sadece bir yönetim paylaşımı değildi. Asıl mesele, Kıbrıs Türk halkının güvenliği, siyasi eşitliği ve geleceğinin garanti altına alınmasıydı. Geçmişte yaşanan tecrübeler nedeniyle Türk tarafı, kalıcı bir çözümün ancak iki tarafın siyasi gerçekliğinin kabul edilmesiyle mümkün olabileceğini savundu.
 
Bugün Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitlik ve iki devletli çözüm vurgusunun temelinde de bu anlayış bulunuyor. Ankara'nın yaklaşımına göre geçmişte denenmiş modeller, Kıbrıs Türk halkının güvenlik ve siyasi statü konusundaki kaygılarını tamamen ortadan kaldırmadı.
 
2004 yılında ortaya çıkan Annan Planı, Kıbrıs tarihinin en önemli dönüm noktalarından biriydi. Plan, iki bölgeli ve iki toplumlu bir federasyon temelinde birleşik bir yapı oluşturmayı hedefliyordu. Kıbrıs Türk tarafı referandumda plana destek verirken, Rum tarafında plan reddedildi. Buna rağmen Kıbrıs Rum yönetiminin Avrupa Birliği'ne üye olması, Ada'daki siyasi dengeleri daha karmaşık hale getirdi.
 
Bugün hala devam eden tartışmaların önemli bir bölümü, bu dönemin mirası üzerine şekilleniyor.
 
Peki Guterres ne yapmaya çalışıyor?
 
Görünen o ki BM Genel Sekreteri'nin hedefi, hemen yeni bir kapsamlı plan hazırlayıp tarafların önüne koymak değil. Daha çok, uzun süredir kopuk olan siyasi diyaloğu yeniden başlatacak bir ortam oluşturmaya çalışıyor.
 
Çünkü Kıbrıs'ta sorun hiçbir zaman yalnızca bir anlaşma metni eksikliği olmadı. Asıl sorun, tarafların hangi temel üzerinde müzakere edeceği konusunda yaşanan anlaşmazlık oldu.
 
Rum tarafı ve Yunanistan, Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde iki bölgeli, iki toplumlu federasyon modelini savunmaya devam ediyor. Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı ise yeni bir sürecin ancak egemen eşitlik ve karşılıklı kabul temelinde ilerleyebileceğini ifade ediyor.
 
Bu nedenle Guterres'in önündeki en büyük engel, tarafları aynı masaya oturtmak değil; aynı siyasi dili konuşmalarını sağlamak olacak.
 
Üstelik Kıbrıs sorunu artık yalnızca Ada'daki iki toplumun meselesi değil. Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri, bölgesel güvenlik dengeleri ve garantör ülkelerin rolü, süreci daha geniş bir uluslararası mücadelenin parçası haline getirmiş durumda.
 
Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken bir nokta var. Birleşmiş Milletler her ne kadar tarafsız bir arabulucu rolü üstlense de uluslararası diplomaside hiçbir süreç tamamen siyasetten bağımsız değildir. BM'nin yıllardır esas aldığı çözüm çerçevesi, belirli uluslararası parametrelere dayanıyor. Kıbrıs Türk tarafında ise bu yaklaşımın, Türk toplumunun güvenlik ve siyasi eşitlik taleplerini yeterince karşılamadığı yönünde güçlü bir değerlendirme bulunuyor.
 
Bu nedenle Guterres'in girişimi, sadece bir barış arayışı olarak değil, aynı zamanda uluslararası toplumun Kıbrıs sorununa hangi perspektiften baktığının da bir göstergesi olacaktır.
 
Eğer yeni süreç geçmişte olduğu gibi yalnızca mevcut uluslararası kabullerin korunması üzerine kurulursa, kalıcı bir sonuç elde etmek zor olabilir. Çünkü Kıbrıs'ta geçen yarım asır, eski yöntemlerin neden yeterli olmadığını açık biçimde gösterdi.
 
Gerçekçi bir çözüm, sadece diplomatik metinlerle değil, Ada'daki iki halkın güvenlik kaygıları ve siyasi gerçeklikleri dikkate alınarak mümkün olabilir.
 
Bu nedenle Guterres'in ziyareti, yeni bir Annan Planı'nın başlangıcı olmaktan çok daha önemli bir soruyu gündeme getiriyor:
 
Uluslararası toplum Kıbrıs'ta gerçekten yeni bir denge mi arıyor, yoksa eski çözüm anlayışını değişen şartlar içinde yeniden mi sunmaya çalışıyor?
 
Bu sorunun cevabı, önümüzdeki dönemde başlayacak diplomatik temaslarda ortaya çıkacak.
 
Cem Bürüç / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.