logo
18 NİSAN 2026

Boşa kürek çekiyorlar

17.06.2005 00:00:00
Fransa ve Hollanda'daki AB Anayasası referandum sonuçları üzerine AB'nin dağılmaya yüz tutan bir birlik olduğunun konuşulmaya başlanması, Euro'dan kaçışın gerektiğinin gündeme gelmesi üzerine,bu tespitleri on yıllar öncesinden yapmış bulunan BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, öngördüklerinin bugün ortaya çıkması bağlamında gelişmeleri değerlendirdi. Selim Kotil ve Harun Kayacı'nın sorularını cevaplandıran Prof. Dr. Haydar Baş, mevcut mantıkla AB'nin devam etmesinin mümkün olmadığını belirterek, devamı bile mümkün olmayan bir birliğe katılmak için uğraşan Türkiye'yi tekrar uyardı. n Muhterem Hocam, siz, yıllardan beri AB'nin dağılacağını ifade ediyorsunuz. Hatta, AB'nin Euro'ya geçiş sürecinde, Almanya'nın ekonomisinin durağanlaşacağını, Almanya'da işsizlik olacağını, borç almak zorunda kalacağını, bu mantıkla gidilirse de 15 yıla kalmaz AB'nin dağılacağını söylemiştiniz. Geçen bu birkaç yıl içerisinde tam da ifade buyurduğunuz bu süreci biz, birebir yaşadık. Almanya'da son 73 yılın en büyük işsizlik rakamları gözüktü. Nihayet Fransa ve Hollanda'da yapılan referandumun ardından İtalyan milleti yeniden Liret'i kullanmaya başladı. Almanya yeniden Mark'a dönmeyi konuşuyor. AB'nin dağılacağını artık herkes ifade ediyor. Prof. Dr. Haydar Baş- Yalnız burada şunu söyleyelim; bu sistemle devam eden AB'nin dağılacağını söylüyoruz. AB, devam etme sürecinin hukukunu bulursa devam eder. Ama şu andaki kurallarla AB devam etmez. Türkiye AB'ye üye olamayacakn Bu çerçevede sorumuzun birincisi, herkesin Euro'yu model olarak gösterdiği bir dönemde siz, AB'nin bu mantıkla bu noktaya geleceğini sadece Türkiye'de değil, dünyada ifade eden tek isimsiniz. Nereden yola çıkarak bu tespiti yaptınız? İkincisi, iktidara geldiğinden bu yana AB'yi kendine tek hedef seçen iktidar en son referandumlardan sonra AB'nin, tam da sizin söylediğiniz rakamın aynısını söyleyerek 15 yıl içerisinde dağılacağını ifade ediyor. İktidarın bu açıklamasını nasıl buluyorsunuz?Prof. Dr. Haydar Baş- AB neden uzun ömürlü olmaz? Veya AB'ye neden Türk milletini, Türk devletini almazlar? Siz, bir toplumun içerisinde var olabilmeniz için o toplumun bireylerinin yaşadığı değerleri, medeniyeti, siyaseti, kültürü yüzde nispetiyle ifade edilmek istenirse en az % 50 paylaşmanız lazım. Avrupa'nın siyasetini, kültürünü, medeniyetini ve insan denen varlığa bakış mantalitesini en az % 50 birebir yaşamanız lazım. Ki siz bu topluluktan bir birey, sizin oluşturduğunuz devlet de bu topluluktan bir devlet olabilsin. Bu açıdan baktığımız zaman Türk milletini vücuda getiren değerlerle Batı toplumunu vücuda getiren değerler arasında mukayese edilmesi mümkün olmayacak farklar vardır. Önce inancından yola çıkarsak Batı, hayatını, Teslis'e göre düzenlemiştir. Onlardaki inanç Teslis'e göre düzenlenmiştir. Ve bu Teslis dediğimiz akaid, aile hayatına, cemiyet-millet-devlet hayatına, siyasetine, kültürüne, örfüne, adetine, geleneğine, her şeyine sinmiştir. Öyle de olması lazım. Aksi takdirde o devletin, o milletin, o bireyin o medeniyetten veya o dinden olması çok muhal bir hadise olabilir. "Ben, bu medeniyetin insanıyım" diyebilmeniz için o medeniyetin görüntülerinin sizde aksetmesi lazım. Biz, Avrupa'ya gidelim, Avrupalıya beraberce bir bakalım. Yemesinden içmesine, oturmasından kalkmasına, olaylar karşısındaki tepkisine, hatta çocuklarına karşı davranışına, çocukların anne-babaya karşı ilgisine kadar bütün ayrıntılarda o inanç akseder, mevcuttur. Ehli olan, toplumu, sosyal hayatı tanıyan insan bir baktı mı bunu görür. Bu açıdan biz olaya baktığımız zaman dedik ki, Türk toplumunun inanç, akaid karakteri ile Batı toplumunun karakteri, Doğu ile Batı gibi hiç, birbirine uymazlar, birbirinin tersidir. Onun için siz şimdi Avrupa ile Şark dünyasını biraraya getireceksiniz. Bu mümkün değildir. Mesela bize Batılı derler. Kültürden, medeniyetten, sanattan, siyasetten, örften, adetten, gelenekten haberi olmayan adamlardın sözüdür bu. Şark, ne manaya gelir? Şark dendiği zaman hatıra İslam kültürü gelir. İslam medeniyeti, İslam dini gelir. Hayatının hemen hemen tamamını ona vakfetmiş bir millet, o değeri baştacı yapmış, ülkelerde temsil etmiş, onun can-mal emniyetini, onun siyasetini-medeniyetini hayatına geçirmiş bir kurumun mümessili olacaksın, zıdd-ı kâmili olan bir dünya ile bu milleti biraraya getireceksin; bu, tiyatro olur. Sahnede bu işi ne kadar organize edersen o kadar tutarlı olur. Biz, bunu gördük. Bu açıdan bu işin olması hiç mümkün değil.Türk milletini çok iyi tanımak lazımEğer gerek Batı toplumunun gerekse bizim toplumumuzun karakterinde temelden itibaren böyle bir algılama tarzı olsaydı, yani ayrı ayrı medeniyetleri buluşturan bir ortak öge olmuş olsaydı, bu öge de bir iki sene değil, asırlar boyu paylaşılmış olsaydı, bu birliktelik olurdu. Hıristiyan da olsa Müslüman da olsa bu birlikteliği siz hayata geçirebilirdiniz. Asırlar boyu bakıyorsunuz, İslam toplumlarının Batı toplumları üzerinde olduğu dönemlerde bu dediğiniz hadise cereyan etmiştir, olmuştur. Niye? Bir de Batı toplumunun değerlerinin gerekse Şark toplumunun değerlerinin insanları kuşatan yönleri vardır. Yani insan açısından müşterek değerler vardır. Şimdi bu müşterek değerleri, hangi medeniyet insani bakımdan tarafına almışsa o değerlere karşı olan insanları, kendi toplumu da olsa, insanlar, dışlar, farklı olan toplum medeniyetinin adına o değerleri paylaşır. Mesela can, mal, namus, din ve vicdan emniyeti gibi değerler aynı zamanda insanlığın müşterek değerleridir. Ki, buna bugün "insan hakları" deniliyor. İslam toplumlarının hakim olduğu günlerde -ki benim tezim de budur. Dünyada bunun ilk teşhisi, tespiti bendenize aittir- aslında bunu İslam toplumu yaşamıştır. Buna "kul hakkı" denir. Taa Fahr-i Âlem Efendimizden zamanımıza kadar bu vardır. Kalkmış, Batılı bunun adını değiştirmiş, kul hakkı yerine insan hakları demiş. Ha o, ha bu, fark etmez. Demek istediğim şey odur ki bu değerler bizim toplumumuzda vardı. Ne zaman vardı? Bizim medeniyetimizin insanlık medeniyeti olarak dünyada cihanşümul olduğu dönemde vardı. Biz, o değerlerde insanları buluşturduğumuz için, tabiatlarının zıdd-ı kâmili olan bir şeyle karşılaşmıyordu insan. Karşılaşmadığı için de rahatlıkla bizi kabul ediyordu. Türk milleti çok enteresan bir millettir. Türklüğü iyi tanımak lazım. Türk milletini çok iyi tanımak lazım. Ben şövenist değilim. Ama yiğidin hakkını da yiğide vereceksin. Niye? Türk milleti, tarih boyu, insanî değerleri bütün coğrafyalara yaşatmıştır. Yani insanların ihtiyacı olan değerleri insanlara yaşatmıştır. Yoksa sen, bir topluma gideceksin de vur kır ile kendini kabul ettireceksin, mümkün değil. Amerika, bir topluma gidiyor, "beni seveceksin" diyor. Tamam. Seveyim, ama sen, bana ait değerleri yok ediyorsun. Camime giriyorsun, orada beni öldürmeye çalışıyorsun. Sokakta öldürüyorsun. Alış veriş yaparken yok ediyorsun. Irza tecavüz ediyorsun. Bunlar benim değerim. İnsan olarak değerim, Müslüman olarak değil. İşte Türk milleti, her dönemde bu insanî değerleri korumasını, kollamasını, yüceltmesini bilmiştir. O dönemde Batı gerçekten Türk milletine hayrandı, âşıktı. Batının içerisinde, Türklerin olduğu yerlere gidin, bizimle hayatlarını meczetmiş insanlara, "sen nesin, kimsin?" diye sorun, "Türk'üm" der.AB konusunda boşa kürek çekiliyorn Bosna'da olduğu gibi değil mi?Prof. Dr. Haydar Baş- Bosna Hersek'te, Kosova'da, her yerde... Bir Kosova'lıya, bir Makedonyalıya sorun, "Ben Türk'üm" der. Bugün de aynı şeyi söyler. Bunu biz yaşadık. Ama bugün Batı bunu böyle yapmıyor. Batının, insan hakları adı altında aslında gaspettiği en kutsal değerler insan haklarının kendisidir. Benim değerimin katledildiği, yok edildiği yerde, ben millet olarak olacağım; onu zaten hazmedemez. Katletmekle, yok etmekle kendini mükellef kabul eden fert, toplum, cemiyet, devlet bana "gel, sen benimle beraber ol. Seninle hayatı paylaşalım" diyecek; mümkün değildir. O yönden işte biz bunu gördük ve "bu olmaz" dedik. "Yanlış yapıyorsunuz. Boşa kürek çekiyorsunuz" dedik. Bunu ben bugün söylemedim. Taa 1984-85 yıllarında, AB değil, AT'nin gündem edildiği günlerde bunu söyledim.n Milli Basın Kurultaylarında söylemiştiniz.Prof. Dr. Haydar Baş- Ondan da önce söyledim. Kurultay 1987'de oldu. Benim söylediğim 1984'ler olması lazım. Biz, o tarihten bu tarafa bunu seslendiriyoruz. Bu, benim söylediğim bir ilmî gerçektir. Yani bu bir ilimdir. Kanundur. Bunu sen yok edemezsin. Bir tanesi çıktı. Adam ruh hastası. Amerika'da tedavi görür. Medeniyetleri buluşturacak. Şu kafaya bakın! Şimdi İblis'le Hz. Adem'i buluşturacaksın. Nitekim Cennette biraraya geldi, yılan olarak Hz. Havva'yı kandırdı. Bu, muhaldir. Eşyanın tabiatına zıttır. Bu nereye benzer? Gece ile gündüzü, elma ile armutu toplamaya benzer. Gece kendi nev'inde toplanır, gündüz kendi nev'inde toplanır. Elma ile armut kendi nev'inde toplanır. Bunları görmek lazım. Avrupa bitti, tükendiİkincisi, realist olarak Avrupa'ya baktığınız zaman Avrupa'da yeraltı kaynakları bitmiştir. Müşterek ve münferit yaptığımız gezilerde bunu görüyoruz. Ben senelerce Avrupalı işadamları ile iş yaptım. Onların güçlerini gördüm. Mesela Avrupa çok güçlü gözükür. Yalan. Bu, çok kuru bir iddiadır. Avrupa çok güçlü değil. İspatını da yaparım. Allah, inşaallah bunun ispatını yapacak iradeyi de bu millete nasip edecek. Avrupa saman alevi gibidir. Bunu hiç unutmayın. Hele şu anda yüzde bin çöküşe mahkumdur. Yüzde bir değil yüzde bin mahkumdur. Niye? Çünkü Avrupa bütün yer altı değerlerini tüketti. Avrupa yer altı değerlerini tüketti ama Afrika'dan alır. Bunlar sömürgeci ülkeler, gider oradan alır. Orayı da tüketti. Öyle bir vampir ki emdi emdi, hiç bir tarafta hiç bir şey bırakmadı. Bir dünya kaldı. Diyeceksiniz ki "niçin bu değerler için bizi kabul etmesin ki." Orada da ciddi bir incelik var. Avrupa yer altı kaynaklarını bitirdi. Yer altı kaynaklarını bitiren Avrupa'nın artık gözü, kaynağı olan dünya üzerindedir. Avrupa o bakımdan da çöküşe mahkumdur. Bu birlik eğer damarlarda dolaşan kan mesabesinde gücünü kaybederse, ekonomi gücünü kaybederse ayakta duramaz. Şimdi bakıyorsunuz Almanya'da bir şey kalmadı. Yeraltı kaynağı kalmadı. İngiltere'de hiçbir şey kalmadı. Fransa'da hiçbir şey kalmadı. Hemen hemen tükenme noktasına geldiler. Ne ile bunu ayakta tutacaklar? Aç susuz bey gibi yaşanmaz. Devamı yarın

Sağlıklı kalp için çok mühim öneriler


 
Kalp vücudun en önemli parçası…Doğduğumuz andan itibaren bir saniye bile mola vermeyen bu muazzam motor, aslında sandığımızdan çok daha hassas. Genelde o 'tekleyene' kadar varlığını unutuyoruz ancak kalbimiz bize her gün, her öğünde ve attığımız her adımda bir şeyler anlatmaya çalışıyor.
 

18.04.2026 02:24:00
MURAT ÇORBACI
 Sağlıklı kalp için çok mühim öneriler
 Sağlıklı kalp için çok mühim öneriler

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Rifat Eralp Ulusoy, kalp sağlığına dikkat etmek için devamlılık gerektiğini vurguluyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, kalbimizi korumanın yolunun mutfağımızdan, ayakkabı dolabımızdan ve zihnimizdeki huzurdan geçtiğini gösteriyor. Kalp sağlığı sadece yaşlılıkta düşünülecek bir konu değil; bugün attığımız küçük bir adım, yarınki 'en büyük hayat sigortamız' haline geliyor. Hastalık kapıyı çalmadan önlem almak, işin en önemli sırrı.  "Benim kalbim sağlam" deyip geçmemek gerekiyor. Hayatınızda yapacağınız küçük değişikliklerle kalbinizi yormadan, daha enerjik bir ömür sürebilirsiniz.

Kalbin kuralları

Prof. Dr. Rifat Eralp Ulusoy'a göre 10 altın kurala dikkat etmek gerekiyor. İşte o kurallar...

1. Sofradan renk eksik olmasın: Paketli gıdalar yerine pazar tezgahından beslenin. Zeytinyağı baş tacınız olsun, yeşilliği sofranızdan eksik etmeyin.
2. Üşenmeyin, hareket edin: İlla spor salonuna gitmek şart değil. Her gün yarım saat tempolu bir yürüyüş yapmak, kalbin pasını siler.

3. Tuzluğu masadan kaldırın: Yemeğin tadına bakmadan tuz atmak en büyük düşmanımız. Tansiyonu zıplatmamak için tuzu hayatınızdan yavaş yavaş çıkarın.
4. Kilonuz yük olmasın: Fazla kilolar sadece dış görünüşü değil, en çok kalbinizi yorar. Kalbiniz o yükü taşırken çok zorlanıyor, ona acıyın.

5. Sigarayla vedalaşın: Kalbe en büyük ihanet sigaradır. Damarları tıkayıp kalbi nefessiz bırakır. Kendiniz ve sevdikleriniz için bu zehri bırakın.
6. Kafaya takmamaya çalışın: Biliyoruz hayat zor ama stres kalbi doğrudan vuruyor. "Can boğazdan gelir" derler ama "can huzurdan gider." Biraz sakin kalmak kalbe ilaç gibidir.

7. Uykunuzu alın: Vücudun dinlendiği tek yer uyku. Günde 7-8 saat uyumaya çalışın ki kalbiniz bir sonraki güne zinde başlasın.
8. Şekerden kaçın, tatlıyı meyveden alın: Şekerli içecekler ve ağır tatlılar damarların en büyük düşmanı. Canınız tatlı çektiğinde bir meyveyle geçiştirmeye alışın.

9. "Bir şeyim yok" demeyin: Doktora gitmek için illa ağrınızın olması gerekmez. Arada bir gidip kalbinizin sesini dinletin, 'makine' ne durumda bir bakın.
10. Rakamlarınızı bilin: Tansiyonunuz kaç, şekeriniz ne durumda? Kendi değerlerinizi bilirseniz, vücudunuzun verdiği sinyalleri daha iyi anlarsınız. RECEP BAHAR

İstinaf cezayı bozdu, Seçil Erzan yeniden yargılanacak

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, tutuklu sanık Seçil Erzan hakkında verilen 102 yıl 4 ay hapis cezasını bozdu

18.04.2026 00:12:00
İhlas Haber Ajansı
İstinaf cezayı bozdu, Seçil Erzan yeniden yargılanacak
İstinaf cezayı bozdu, Seçil Erzan yeniden yargılanacak
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, tutuklu sanık Seçil Erzan hakkında verilen 102 yıl 4 ay hapis cezasını bozdu.

Yüksek karlı güvenilir bir fon olduğunu ve Fatih Terim gibi isimlerin de bu fona dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolculardan Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan'ın da bulunduğu 30'dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan Seçil Erzan'ın davasında istinaf mahkemesi kararını açıkladı.



İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından sanık Erzan'a "nitelikli dolandırıcılık" ve "özel belgede sahtecilik" suçlarından verilen hapis cezasına ilişkin incelemesini tamamladı. Yapılan değerlendirmede, ilk derece mahkemesinin hüküm kurarken birleşen dosyalara ilişkin bilgilere kararda yer vermediği, bu durumun da denetimi zorlaştırdığı belirtildi.



Daire, istinaf başvurularını yerinde bularak, yargılama sürecinde bazı usul kurallarının uygulanmadığına dikkat çekti. Bu kapsamda mahkeme kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verildi.

Çin'in Ankara Büyükelçisi Jiang: "Orta Doğu'da çözüm siyasi yoldan geçiyor"

Çin'in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, Orta Doğu'da barış ve istikrarın sağlanması için Çin Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından ortaya konulan dört maddelik girişimin, bölgedeki krizlerin siyasi yollarla çözümü için güçlü bir çerçeve sunduğunu değerlendirdi

17.04.2026 15:26:00
İhlas Haber Ajansı
Çin'in Ankara Büyükelçisi Jiang: "Orta Doğu'da çözüm siyasi yoldan geçiyor"
Çin'in Ankara Büyükelçisi Jiang: "Orta Doğu'da çözüm siyasi yoldan geçiyor"
Çin'in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, Orta Doğu'da barış ve istikrarın sağlanması için Çin Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından ortaya konulan dört maddelik girişimin, bölgedeki krizlerin siyasi yollarla çözümü için güçlü bir çerçeve sunduğunu değerlendirdi.
Çin'in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, yazılı değerlendirmesinde, Orta Doğu'nun çatışmadan barışa geçiş açısından kritik bir süreçten geçtiğini ve barış için bir fırsat penceresi oluştuğunu ifade etti. Çin'in bölgede her zaman objektif ve adil bir tutum benimsediğini vurgulayan Büyükelçi Jiang, tüm taraflara ateşkes çağrısında bulunduklarını kaydetti.
Jiang, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından ortaya konulan dört maddelik girişimin; barış içinde bir arada yaşama, ulusal egemenlik, uluslararası hukuka bağlılık ve kalkınma ile güvenlik arasında denge ilkelerine dayandığını belirtti.

Barış içinde bir arada yaşama vurgusu
Orta Doğu ve Körfez ülkelerinin birbirinden ayrılamayacak komşular olduğunu ifade eden Jiang, tarih boyunca yaşanan çatışmaların hiçbir ülkenin tek başına güvenli olamayacağını gösterdiğini aktardı.
Jiang, Çin'in bölge ülkeleri arasında uzlaşıyı desteklediğini ve iş birliğine dayalı, sürdürülebilir bir güvenlik mimarisinin kurulmasını teşvik ettiğini kaydetti.

"Egemenlik ihlal edilemez"
Ulusal egemenliğin tüm ülkeler için temel bir ilke olduğunu belirten Jiang, İran dahil bölgedeki tüm ülkelerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Jiang, hegemonya anlayışının terk edilmesi ve Birleşmiş Milletler ilkelerine dönülmesinin, bölgede kalıcı barışın önünü açacağını ifade etti.

Uluslararası hukuk ve BM vurgusu
Uluslararası hukukun seçici şekilde uygulanmasına karşı çıkan Jiang, büyük güçlerin askeri üstünlüklerine dayanarak keyfi müdahalelerde bulunmaması gerektiğini belirtti.
Çin'in, BM merkezli uluslararası sistemi ve hukuk temelli düzeni kararlılıkla savunduğunu dile getiren Jiang, küresel ilişkilerde normların korunmasının önemine işaret etti.

Kalkınma-güvenlik dengesi
Güvenliğin, kalkınmanın temeli olduğunu ifade eden Jiang, Orta Doğu'nun enerji kaynakları ve ticaret yolları açısından küresel öneme sahip olduğunu vurguladı.
Bölge ülkelerinin kalkınmasına katkı sağlanmasının barışın kalıcılığı açısından kritik olduğunu belirten Jiang, Çin'in bu süreçte iş birliğini sürdüreceğini kaydetti.

Diplomatik temaslar sürüyor
Çin'in diplomatik çabalarına da değinen Jiang, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'nin Türkiye dahil birçok ülkenin dışişleri bakanlarıyla yoğun temas yürüttüğünü bildirdi. Çin'in Birleşmiş Milletler ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi platformlarda ateşkes, diyalog ve müzakere süreçlerini desteklediğini aktaran Jiang, bu çabaların uluslararası toplum tarafından takdir edildiğini ifade etti.

Türkiye ile ortak yaklaşım
Jiang, Türkiye ile Çin'in Orta Doğu'daki gelişmelere ilişkin tutumlarının büyük ölçüde örtüştüğünü belirterek, iki ülkenin de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi onayı olmaksızın yapılan askeri müdahalelere karşı çıktığını kaydetti. Çin'in, Türkiye'nin ateşkes ve siyasi çözüm yönündeki çabalarını takdir ettiğini ifade eden Jiang, iki ülkenin Küresel Güvenlik Girişimi çerçevesinde iş birliğini güçlendirmeye hazır olduğunu belirtti.İHA

Antalya Diplomasi Forumu başladı

5. Antalya Diplomasi Forumu bugün başladı. 17-19 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da toplanan dünya liderleri, Orta Doğu ateşkesinden küresel belirsizliklere kadar kritik konuları masaya yatıracak

17.04.2026 12:38:00
Eyüp Kabil
Antalya Diplomasi Forumu başladı
Antalya Diplomasi Forumu başladı
Antalya'nın mavi suları ve tarihi dokusu bu yıl da dünya liderlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ev sahipliğinde başlayan Antalya Diplomasi Forumu, Orta Doğu'daki ateşkes umutlarıyla birleşince küresel diplomasinin yeni merkezine dönüştü. Peki bu forumdan neler çıkacak?

Forumun ilk günü liderler bir araya geliyor

Bugün kapılarını açan forumda, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın Erdoğan'la yaptığı görüşme dikkat çekti. İki lider, Kıbrıs meselesinden enerji işbirliğine kadar kritik konuları masaya yatırdı. Forumun açılış oturumunda Erdoğan, "Diyalog ve barışın diliyle konuşuyoruz" mesajını verdi.

Yüzlerce diplomat, bakan ve düşünce liderinin katılımıyla devam eden etkinlik, özellikle Orta Doğu'daki son gelişmelerle daha da önem kazandı. İsrail-Lübnan 10 günlük ateşkesinin hemen ardından toplanan forum, bölgedeki gerilimin azaltılması için yeni fırsatlar sunuyor.

İran, Gazze ve enerji güvenliği ana gündem

Forum katılımcıları, Trump'ın İran'la olası kalıcı anlaşma sinyallerini yakından takip ediyor. Birçok uzman, Antalya'nın bu süreçte arabuluculuk rolü üstlenebileceğini belirtiyor. Türkiye'nin hem Batı hem Doğu ile köprü görevi görmesi, forumu benzersiz kılıyor.

Ayrıca enerji koridorları, göç krizi ve yapay zeka gibi küresel meseleler de masada. Avrupa'dan Asya'ya geniş bir coğrafyadan gelen temsilciler, "Yeni dünya düzeninde Türkiye'nin yeri neresi?" sorusuna yanıt arıyor.

İş dünyası da forumda

Sadece siyaset değil, ekonomi de ön planda. Türk iş dünyasının önde gelen isimleri, uluslararası yatırımcılarla ikili görüşmeler yapıyor. Özellikle savunma, yenilenebilir enerji ve turizm alanlarında yeni işbirliği anlaşmalarının imzalanması bekleniyor.

Antalya Diplomasi Forumu, pandemi sonrası dönemde Türkiye'nin "yumuşak güç" diplomasisini en güçlü şekilde gösterdiği platformlardan biri haline geldi.

Barışa katkı mümkün mü?

Uzmanlar, bu forumun sadece konuşmalardan ibaret kalmayacağını, somut adımlar atılabileceğini söylüyor. Özellikle Lübnan ateşkesinin uzatılması ve Gazze'deki insani krizin hafifletilmesi için Türkiye'nin önerileri masada olacak.

Antalya'nın palmiyeleri altında yürütülen bu görüşmeler, belki de yıllardır beklenen bölgesel barışın ilk adımlarını içerebilir. Dünya, Türkiye'nin ev sahipliğindeki bu forumdan çıkacak sonuçları merakla bekliyor.

Gülistan Doku soruşturmasında 7 şüpheli adliyeye sevk edildi

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada gözaltına alınan şüphelilerden 7'si daha adliyeye sevk edildi

17.04.2026 10:51:00
Anadolu Ajansı
Gülistan Doku soruşturmasında 7 şüpheli adliyeye sevk edildi
Gülistan Doku soruşturmasında 7 şüpheli adliyeye sevk edildi

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden 7'sinin jandarmadaki sorguları tamamlandı.

Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal A, Zeinal'ın annesi Cemile Y. ve üvey babası Engin Y. ile Uğurcan A, Celal A, Nurşen A. ve Ferhat Hanedan G, yoğun güvenlik önlemi altında adliyeye getirildi.

Adliye önünde bekleyen Doku'nun bazı yakınları, zanlılara tepki gösterdi. Bu sırada fenalık geçiren Doku'nun annesi Bedriye Doku, ambulansla hastaneye kaldırıldı.

Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile Vali Sonel'in o dönem korumalığını yapan Şükrü E'nin ise jandarmadaki işlemleri sürüyor.

2 zanlı tutuklanmıştı

Doku'nun kaybolmasına ilişkin 13 şüphelinin gözaltına alındığı soruşturma kapsamında, Gülistan Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok ile eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı tutuklanmış, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ise haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. 

Uşak'ın Eşme Belediyesine operasyon

Eşme Belediye Başkanı Tozan "irtikap" soruşturmasında gözaltına alındı. Operasyonda Belediye Başkanı Tozan'ın yanı sıra eşi Burcu Tozan ve 3 şüpheli yakalandı, hakkında yakalama kararı bulunan 1 şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürüyor

17.04.2026 10:21:00
AA
Uşak'ın Eşme Belediyesine operasyon
Uşak'ın Eşme Belediyesine operasyon
Uşak'ta Eşme Belediyesiyle bağlantılı "irtikap" suçuna ilişkin soruşturma kapsamında, Belediye Başkanı Yılmaz Tozan ile eşinin de aralarında bulunduğu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Eşme Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Belediye Başkanı Tozan, eşi Burcu Tozan ve 4 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince belirlenen adreslere düzenlenen operasyonda Başkan Tozan ve eşi Burcu Tozan ile 3 şüpheli yakalandı.

Polis ekiplerince Eşme Belediyesinde yapılan aramada bazı dijital materyallere el konulduğu öğrenildi.

Hakkında yakalama kararı bulunan 1 şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürüyor.

Gülistan Doku soruşturmasında eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı tutuklandı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturmada gözaltına alınan 13 şüpheliden adliyeye sevk edilen eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı tutuklandı. 2 zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Adliye önünde bekleyen Gülistan Doku'nun annesi Bedriye Doku, "Ben kızımın kemiğini almadan ölene kadar burada oturacağım. Ben bir anneyim. Kendinizi benim yerime koyun" dedi.

17.04.2026 00:10:00 / Güncelleme: 17.04.2026 06:49:44
Haber Merkezi
Gülistan Doku soruşturmasında eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı tutuklandı

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen şüphelilerden Erdoğan Elaldı'nın savcılık sorgusu tamamlandı.

Elaldı, sevk edildiği nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.

Gülistan Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok da bugün tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen Savaş G. ve Süleyman Ö'nün savcılıktaki sorgusunun devam ettiği öğrenildi.

Savcılığın Erdoğan Elaldı'nın tutuklanması talebiyle sulh ceza hakimliğine gönderdiği sevk yazısında, şunlar kaydedildi:

"Şüphelinin dosya arasında yer alan HTS kayıtları, daraltılmış baz bilgileri, diğer bilgi ve belgelere göre, her ne kadar şüpheli alınan savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, maktülenin son sinyal baz bilgisinin bulunduğu yer olan Sarısaltuk Viyadüğü ve civarında, aynı zaman diliminde ve yaklaşık 1 saat süre ile şüpheliye ait cep telefonunun sinyal verdiği, akabinde yine daraltılmış baz bilgilerine göre Gülistan Doku'nun o dönem erkek arkadaşı olan şüpheli Zeinal A'nın ikameti ve civarında baz verdiği, sonrasında yine şüpheli Zeinal A'nın çalışmakta olduğu kafe civarından baz verdiği saatte Zeinal A'nın da aynı kafe civarından baz verdiği, şüpheli ile diğer şüpheli Şükrü E'nin maktülenin son sinyal verdiği saatten 5 dakika önce telefon görüşmesi gerçekleştirdiği anlaşılmıştır.

Şüphelinin Şükrü E. ile görüşme yaptığı saatten sonra baz verdiği bölgeden ayrılıncaya kadar başka hiç kimse ile görüşmesinin olmadığı, şüphelinin savunmasında tüm bu tespiti yapılan hususlar ile ilgili inkara dönük beyanlar dışında başkaca bir beyanının bulunmadığı, bu haliyle şüphelinin üzerine atılı 'kasten öldürme' eylemini gerçekleştirdiğine dair, mevcut deliller kapsamında kuvvetli suç şüphesine ulaşıldığı, şüphelinin üzerine atılı suçun Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 100/3 maddesinde sayılı katalog suçlardan olduğu ve bu haliyle tutuklama nedeninin var olduğu, soruşturmanın kısıtlı olarak yürütülmesi, delillerin toplanma aşamasında olması karşısında delillerin karartılma ya da yönlendirilme ihtimalinin bulunması hususları hep birlikte nazara alındığında, şüpheli hakkında adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı, tutuklama tedbirinin ölçülü ve uygun olacağı anlaşılmakla, şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın 100. ve devamındaki maddeleri uyarınca tutuklanmasına, karar verilmesi kamu adına talep olunur." 

Soruşturmada 2 zanlı da adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili soruşturmada gözaltına alınan 13 şüpheliden adliyeye sevk edilen 2 zanlı adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen şüphelilerden Savaş G. ve Süleyman Ö'nün savcılık sorgusu tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliği, Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu iki zanlının, "yurt dışına çıkış yasağı" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi.

Gülistan Doku'nun annesi Bedriye Doku: "Kızımın kemiklerini ve mezarını istiyorum"

Kızının kemiklerini ve mezarını istediğini dile getiren Gülistan Doku'nun annesi Bedriye Doku, "Ben kızımın kemiğini almadan ölene kadar burada oturacağım. Ben bir anneyim. Kendinizi benim yerime koyun" dedi.

Adliye önünde bekleyen anne Bedriye Doku açıklamalarda bulundu. Bedriye Doku, "Ben bir anneyim, sizin de çocuklarınız var. Yarım saat kendinizi benim yerime koyun. Çocuklarınızı okula gönderin ve geri gelmezse siz ne yaparsınız'" dedi. "Kızımın kemiklerini ve mezarını istiyorum" diye devam eden Doku, "Ben kızımın kemiğini almadan ölene kadar burada oturacağım. Ben bir anneyim. Kendinizi benim yerime koyun" ifadelerini kullandı.

Konuşmasının sonunda Bedriye Doku fenalık geçirdi. Doku, çevredekiler tarafından başka bir noktaya götürülerek sakinleştirildi.

Cani intihar etmemiş, ölüm nedeni farklı

Kahramanmaraş'ta okulda yaşanan kan donduran saldırı sırasında bir kahramanlık hikayesi yaşandığı ortaya çıktı. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nde aşçı olarak çalışan ve çocukları da aynı okulda öğrenim gören babanın silah seslerini duyar duymaz okula koşarak, saldırgana müdahale ettiği ortaya çıktı

16.04.2026 16:51:00 / Güncelleme: 17.04.2026 10:13:33
İhlas Haber Ajansı
Cani intihar etmemiş, ölüm nedeni farklı
Cani intihar etmemiş, ölüm nedeni farklı
Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda öğrenci İsa Aras Mersinli'nin silahlı saldırı düzenlemesi sonucu 1'i öğretmen, 9'u öğrenci 10 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda kişi de yaralanmıştı. Meydana gelen saldırıyla ilgili yeni bir gelişme ortaya çıktı. Olay günü evinde olan Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nde görevli aşçı Necmeddin Bekçi'nin duyduğu silah ve bağırma sesleri üzerine arka kapıdan okula girerek, saldırgana müdahale ettiği öğrenildi. Çocukları da aynı okulda öğrenim gören Bekçi'nin İsa Aras Mersinli'nin kaçmasına engel olmaya çalıştığı ortaya çıktı.

"Amacım onun kaçmasını ve başkalarına zarar vermesini önlemekti"

İfadesinde yaşananları anlatan Bekçi, saldırganın uzun saçlı, kapüşonlu ve iri yapılı biri olduğunu belirtti. Şahsın kurtulmaya çalıştığını söyleyen Bekçi, kaçmasını engellemek için hamle yaptığını ifade ederek, "Amacım onun kaçmasını ve başkalarına zarar vermesini önlemekti" dedi.

Bekçi'nin bazı velilerin öfkeyle Mersinli'ye saldırdığını ancak kontrolü kaybetmeden çocuğu etkisiz hale getirmeye çalıştığını söylediği de öğrenildi. Bekçi'nin saldırganın etkisiz hale getirilmesinin ardından diğer velilerle birlikte yaralı öğrencilere yardım etmeye çalıştığı öğrenildi. Bekçi'nin okuldaki kızının ise silah seslerini duyması üzere tuvalette saklanarak hayatta kalmayı başardığı belirtildi.

Kahraman öğretmenin okul arkadaşı konuştu

Kahramanmaraş'ta ortaokul öğrencisi tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda kendisini öğrencilere siper ederek hayatını kaybeden öğretmen Ayla Kara, memleketi Manisa'nın Turgutlu ilçesini hüzne boğdu

16.04.2026 12:17:00 / Güncelleme: 16.04.2026 12:21:58
İhlas Haber Ajansı
Kahraman öğretmenin okul arkadaşı konuştu
Kahraman öğretmenin okul arkadaşı konuştu
Kahramanmaraş Merkez Onikişubat ilçesi Haydarbey Mahallesi'ndeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda ortaokul öğrencisi tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıda kendisini öğrencilerine siper ederek hayatını kaybeden öğretmen Ayla Kara'nın Manisalı olduğu öğrenildi. Öğretmen Ayla Kara'nın 1984 yılında Urganlı Ortaokulu'ndan mezun olduğu, ardından eğitimine Turgutlu Lisesi'nde devam ettiği ve 1987 yılında buradan mezun olduğu, daha sonra devam eden eğitim hayatının ardından Kahramanmaraş'ta öğretmenliğe başladığı belirtildi.

Ayla Kara'nın ortaokuldan sınıf arkadaşı olan Urganlı Mahalle Muhtarı Şaban Duman açıklamalarda bulundu. Olayı öğrendikten sonra tüm mahalle olarak yasa boğulduklarını belirten muhtar Duman, "Arkadaşımız Ayla Kara ile Manisa'nın Turgutlu ilçesi Urganlı Mahallesi'nde beraber okuduk. Ortaokulu birlikte bitirdikten sonra kendisi Turgutlu Lisesi'ni bitirdikten sonra Kahramanmaraş'ta öğretmenliğe başlamıştı. Kendisini öğrencilerine siper ederek hayatını kaybettiğini öğrendiğimizde tüm Turgutlu olarak hüzne boğulduk. Kendisine ve ailesine baş sağlığı diliyoruz. Buraya defalarca da ziyarete gelmiştir" dedi.



Nevzat Bahtiyar 17 yıl hapis cezasına çarptırıldı

Diyarbakır'da kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan Narin Güran cinayetinde 4 buçuk yıl hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan Nevzat Bahtiyar'a yeniden yargılandığı davada ''Nitelikli kasten öldürme suçuna yardım'' suçundan 17 yıl hapis cezası verildi

16.04.2026 12:10:00
İhlas Haber Ajansı
Nevzat Bahtiyar 17 yıl hapis cezasına çarptırıldı
Nevzat Bahtiyar 17 yıl hapis cezasına çarptırıldı
Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos 2024'te kaybolan ve 8 Eylül 2024'te Eğertutmaz Deresinde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a 'iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar'a ise 'suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istenmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran'a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar'a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise 'eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım' kapsamında değerlendirilmesi adına bozmuştu. Nevzat Bahtiyar'ın yeniden yargılanmasına geçtiğimiz hafta Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlanmıştı. Yapılan savunmaların ardından mahkeme duruşmayı bugüne ertelemişti. Bugün tekrar görülen duruşmaya Nevzat Bahtiyar ile avukatları ve Güran ailesi katıldı.

''İftira atıyorlar''

Duruşmada söz alan sanık Nevzat Bahtiyar, ''Onların anlattıkları hepsi yalan. İftira atıyorlar. O kelimeyi Salim Güran söyledi. Parça parça et, yok et. Salim Güran söyledi götür parça parça et, suya at dedi. Kaybolsun diye. Salim bunları söyledi. Salim arkadaşımdı, samimiydik. O saatte su için aramıştım. O da bana güvenerek söyledi. Salim Güran beni yukarı çağırdı. Salim Güran yalan konuşuyor. Salim Güran tepenin üstünde beni çağırdı. Birlikte gittik. Önümde gitti, arkasında gittim. Nereye gideceğimizi bilmiyordum. Cinayetle hiçbir alakam yok. Benden önce yapılan bir cinayet. Kafana sıkarım dedi. Mecbur kaldım, bu bir tehditti. Kendi rızamla götürmedim. Bende götürüp oraya bıraktım. Baldızımın evine gidip peynir aldım. Baldızımın evine gittim. Ya çay ya da kahve verdiler. Peynirimi alıp eve bıraktım'' dedi.

''Niye keşif yapılmıyor, niye PSA araştırılmıyor''

Narin Güran'ın babası Arif Güran ise ''Başkan, bugün burada Narin'in hakkını mı yoksa bir katilin hakkı mı savunulacak' Yargılamanın genişletilmesi için verilen 10 talepten birini bile neden kabul etmediniz' Bu devletin bir keşif yapmaya parası mı yoktur' Yoksa zamanınız mı yoktur başkan' Benim gözümün içine baka baka ben kızı parçalayabilirdim diyor. Niye keşif yapılmıyor' Niye PSA araştırılmıyor' Burada 8 yaşında bir sabinin hakkı konuşuluyor. Bu vebalde hepiniz sorumlusunuz. Hem heyet hem bu salondakiler bu vebalin ortağısınız. Sizler bir katili savunuyorsunuz. Keşke ben ölseydim bu mahkeme salonunda konuşmasaydım. Kızımın hakkı için konuşuyorum. Beni cezaevine de atabilirsiniz öldürebilirsiniz de hiç umurumda değil. Adam 7 kere ifade değiştiriyor, yine de bir keşif kararı çıkmıyor. En ufak bir olayda keşif yapılması kararı çıkıyor. Türkiye gündemine oturmuş bu olayda neden keşif çıkmıyor. Çok mu zordur bir keşif yapmak' Bu benim kızıma ne yapmış, ben isteseydim paramparça ederdim diyor. Sonra da diyor ki Salim söylemiş. Bu aileden 15-20 çocuk okulu bıraktı. Bunun vebali sizlerdedir. Bu insanlar kendi köylerinden çıkamıyorlar. Bu ailenin, bu gençlerin, bu çocukların vebali bu mahkemenin boynundadır. Dosya şüpheli bir şekilde kapanıyor başkan. Bizim namusumuz, şerefimiz, evladımız, her şeyimiz devlete emanettir. Devlet bizim hakkımızı korumak zorundadır, kızımın hakkını yerde bırakmamak zorundadır. Eğer bir keşif çıkarırsanız bu adamın yalan attığı ortaya çıkacaktır'' diye konuştu.

Savunmaların ardından kararın açıklanması için duruşmaya ara verildi. Aranın ardından mahkeme, Nevzat Bahtiyar'ı, ''Nitelikli kasten öldürme suçuna yardım'' suçundan 17 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Güran ailesi, karara tepki göstererek sinir krizleri geçirdi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.