logo
25 TEMMUZ 2026

BTP heyetinden Liman Ayık Yaşam Derneği'ne ziyaret: "Bağımlılıkla mücadelede asıl hedef insanı yeniden kazanmaktır"

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi ve beraberindeki heyet, bağımlılıkla mücadele alanında yürüttüğü çalışmalarla dikkat çeken Liman Ayık Yaşam Derneği Genel Merkezi'ni ziyaret etti. Ziyarette Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Uz. Dr. Hakan Yalman, Yönetim Kurulu Üyesi Kadir Alp ve Genel Koordinatör Selçuk Sanrı, derneğin kuruluş amacı, çalışma modeli ve bugüne kadar yürüttüğü faaliyetler hakkında kapsamlı bilgi verdi

25.07.2026 20:10:00 / Güncelleme: 25.07.2026 20:51:06
Hasan Gündoğdu
 
BTP heyetinden Liman Ayık Yaşam Derneği'ne ziyaret: "Bağımlılıkla mücadelede asıl hedef insanı yeniden kazanmaktır"
BTP heyetinden Liman Ayık Yaşam Derneği'ne ziyaret: "Bağımlılıkla mücadelede asıl hedef insanı yeniden kazanmaktır"
Heyette, Batman İl Başkanı Recep Aslan, İstanbul İl Başkan Yardımcısı Mehmet Aksoy ve İstanbul Gençlik Kolları İl Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ali Haydar Kepekçi de yer aldı.
 

13 Şubede Binlerce Hayata Dokunan Model

 
Genel Koordinatör Selçuk Sanrı, Liman Ayık Yaşam Derneği'nin yalnızca bağımlılığı tedavi etmeyi değil, bireyi yeniden ailesine, sosyal çevresine ve üretim hayatına kazandırmayı hedefleyen bütüncül bir rehabilitasyon modeli uyguladığını anlattı.

 
2025 yılı faaliyet verileri de bu yaklaşımın somut sonuçlarını ortaya koyuyor. Türkiye genelindeki 13 şubede yürütülen çalışmalar kapsamında 2 bin 950 kişi ücretsiz ve ilaçsız iyileşme programına başvururken, 1.320 kişi aktif danışmanlık sürecine alındı ve 660 kişi programı başarıyla tamamlayarak yeniden topluma kazandırıldı.
 
Yıl boyunca 47 bin 520 psikolog görüşmesi, 25 bin birebir bağımlılık danışmanlığı görüşmesi ve 23 bin 760 mezun izleme görüşmesi gerçekleştirildi. Aile odaklı rehabilitasyon modeli kapsamında 432 aile bilgilendirme toplantısı düzenlenirken, 4 bin 320 aile bireysel görüşmelere katıldı ve 2 bin 100 aileye danışmanlık hizmeti sunuldu.
 
Manevi ve sosyal destek faaliyetleri kapsamında 4 bin 745 rol model buluşması, 936 sosyal uyum etkinliği, 468 değer temelli grup çalışması, gençlere yönelik 4 farkındalık programı ve 17 kurum ziyareti gerçekleştirildi. Ayrıca 100 kişi istihdama kazandırılırken, 100 kişiye mesleki yönlendirme desteği sağlandı.
 
Sanrı, uygulanan model sayesinde rehabilitasyonda yaklaşık yüzde 78 başarı oranına ulaşıldığını belirterek, bu başarının temelinde yalnızca tedavi sürecinin değil; mezun takip sistemi, güvenli barınma imkânı ve istihdam odaklı rehabilitasyon anlayışının bulunduğunu ifade etti. 
 
Bağımlılıktan kurtulan bireylerin yeniden aynı çevreye dönmelerinin büyük risk oluşturduğunu belirten Sanrı, bu nedenle danışanlara güvenli barınma imkânı sağlandığını, iş hayatına kazandırılmaları için de kapsamlı destek verildiğini söyledi.

 

"Bağımlılıkla Mücadele Güvenlik Meselesinden İbaret Değildir"

 
Ziyarette değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi ise bağımlılığın yalnızca sağlık veya güvenlik başlığı altında değerlendirilemeyeceğini, bunun aynı zamanda aileyi, eğitimi, ekonomiyi ve toplumsal yapıyı ilgilendiren çok yönlü bir mesele olduğunu söyledi.
 
Kepekçi, şunları kaydetti:
 
"Bugün bağımlılıkla mücadele denildiğinde çoğu zaman operasyonlar, cezalar ve yakalamalar konuşuluyor. Elbette bunlar devletin yerine getirmesi gereken görevlerdir. Ancak asıl soru şudur; bu gençler neden bağımlı oluyor ve tedaviden sonra neden yeniden aynı ortama dönüyor? Sorunun köküne inmeden kalıcı çözüm üretmek mümkün değildir."
 
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her beş gençten birinin ruh sağlığı problemi yaşadığına dikkat çeken Kepekçi, Türkiye'de madde kullanımının en yoğun görüldüğü yaş grubunun 15-24 yaş aralığı olduğunu hatırlattı.
 
"Çocuklukta başlayan ruh sağlığı sorunları ilerleyen yaşlarda bağımlılık, yoksulluk ve suça karışma riskini artırıyor. Bu nedenle bağımlılık yalnızca bireysel bir tercih değil; aileyi, sosyal çevreyi ve ekonomik şartları içine alan toplumsal bir meseledir."
 
Bağımlılıkla mücadelede en güçlü savunma hattının aile olduğunu belirten Kepekçi, bilimsel çalışmaların aile temelli rehabilitasyon programlarının başarısını açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.
 
"İnsanları yalnızca maddeden uzaklaştırmak yetmez. Onlara yeniden umut vermek, üretimin içine katmak, meslek kazandırmak ve sosyal hayata hazırlamak gerekir. Burada gördüğümüz mezun takip sistemi, barınma desteği ve istihdam modeli tam da bu nedenle son derece kıymetlidir."
 

Akademi'de Umuda Dönüşen Hayatlar

 
Ziyaret kapsamında Kepekçi, dernek bünyesinde oluşturulan Akademi'de eğitimlerini tamamlayan ve bugün madde bağımlıları ile ailelerine rehberlik hizmeti veren danışmanlarla da bir araya geldi.
 
Samimi bir ortamda gerçekleşen görüşmede, bağımlılıktan kurtulduktan sonra bugün aynı mücadeleyi yaşayan insanlara rehberlik eden danışmanlar kendi hayat hikâyelerini paylaştı.
 
Yaklaşık 15 yılı aşkın süre sokaklarda yaşayan bir kişinin bugün üreten ve başkalarının hayata tutunmasına destek olan bir danışman haline gelmesi; yıllarca kumar sektöründe faaliyet gösterdikten sonra bağımlılıktan kurtularak örnek bir aile bireyi olarak yeni bir hayat kuran gençlerin yaşadıkları dönüşüm; geçmişte suç örgütlerinin ve uyuşturucu çevrelerinin hedefi olabilecek bir yaşam sürerken bugün bağımlılar için eğitim veren eğitmenler hâline gelmeleri, heyet üzerinde derin bir etki bıraktı.

 

"Merhamet ve Rehberlik İnsanı Yeniden Kazandırır"

 
Gördüğü hayat hikâyelerinin kendisine yıllardır dile getirdiği düşünceleri bir kez daha hatırlattığını belirten Kepekçi, Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Kaybolan Değerlerimiz" seminerler serisinde aile, ahlak ve toplumsal değerlerin korunmasına yaptığı vurgunun bugün daha da anlam kazandığını ifade etti.
 
Genel Başkan Hüseyin Baş öncülüğünde yürütülen "Geleceği Savunmak" seminerlerinin de aynı anlayışla gençlere yalnızca uyuşturucu değil; kumar, dijital bağımlılık, aile yapısı ve değerler konusunda da rehberlik etmeyi amaçladığını belirten Kepekçi, uzun yıllardır bağımlılık, gençlik politikaları ve aile kurumunun korunması üzerine yaptığı akademik çalışmalar, konferanslar ve köşe yazılarında da aynı yaklaşımı savunduğunu söyledi.
 
Konuşmasının devamında Elâzığ'da yaşanan Hamza Baba kıssasını hatırlatan Kepekçi, şunları söyledi:
 
"Bir gece dergâha hırsızlık yapmak için giren Hamza'yı, Ömer Hüdai Baba cezalandırmadı; 'Evlat, korkmayasın. İhtiyacın olan ne varsa almadan gitmeyesin.' dedi. O gece dergâha hırsız olarak giren Hamza, sabaha talebe olarak çıktı ve yıllar sonra halkın dilinde Hamza Baba olarak anıldı. Bu kıssa bize şunu öğretiyor; insanı değiştiren şey yalnızca ceza değildir. Merhamet, güven ve doğru rehberlik, bazen bir insanın bütün hayatını değiştirebilir."
 
Liman Ayık Yaşam Derneği'nde dinlediği hayat hikâyelerinin bu anlayışın yaşayan örnekleri olduğunu belirten Kepekçi, sözlerini şöyle tamamladı:
 
"Bugün burada yalnızca bağımlılıktan kurtulan insanlar görmedik. Yeniden ayağa kalkmış hayatlara şahit olduk. Bir dönem sokakta yaşayan insanların bugün başkalarına umut olduğunu, kumar ve bağımlılık sarmalından çıkan gençlerin örnek aile bireyleri hâline geldiğini, dün potansiyel suç unsuru olarak görülen insanların bugün bağımlılar için eğitim veren eğitmenlere dönüştüğünü gördük. Bu tablo bize bir kez daha gösteriyor ki hiçbir insan kaybedilmiş değildir. Bağımlılıkla mücadelede asıl hedef yalnızca maddeyi bıraktırmak değil; insana yeniden umut, aidiyet, meslek ve hayat amacı kazandırmaktır. Bir genci yeniden topluma kazandırmak, aslında bir aileyi, bir mahalleyi ve ülkemizin geleceğini kazanmaktır."
 
Yaklaşık iki saat süren ziyaret, bağımlılıkla mücadelede kamu kurumları, üniversiteler, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları arasında iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerin ardından çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

Eyüpsultan'da yolcu otobüsü önce otomobile sonra levhaya çarptı: 30 yaralı

İstanbul Eyüpsultan'da yolcu otobüsü sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu önce otomobile daha sonra da trafik yönlendirme levhasına çarptı. Kazada 2'si ağır olmak üzere 30 kişi yaralandı

25.07.2026 11:43:00 / Güncelleme: 25.07.2026 11:46:53
İHA
 
Eyüpsultan'da yolcu otobüsü önce otomobile sonra levhaya çarptı: 30 yaralı
Eyüpsultan'da yolcu otobüsü önce otomobile sonra levhaya çarptı: 30 yaralı
Kaza, saat 07.45'te Eyüpsultan Yavedud Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 57 ABZ 014 plakalı Mercedes marka yolcu otobüsü, seyir halindeyken sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu önce 34 CZT 003 plakalı otomobile daha sonra trafik yönlendirme levhasına çarparak durabildi.






Kazanın olduğunu görenler, durumu itfaiye ve polis ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık, itfaiye ve UMKE ekipleri sevk edildi. Kazada yaralanan 30 kişi çevredeki hastanelere kaldırıldı. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.






İstanbul İl Sağlık Müdürü Güner: 30 yaralı, 2'sinin durumu kritik

İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, kazaya ilişkin açıklamasında yaralıların hastanelere sevk edildiği ve 2 yaralının durumunun ciddiyetini koruduğunu bildirdi. Emre Güner, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Eyüpsultan ilçemizde meydana gelen şehirler arası yolcu otobüsü kazasında yaralanan 30 vatandaşımız, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla hastanelerimize sevk edilmiştir. Yaralılarımızın tedavi süreçleri hastanelerimizde titizlikle sürdürülmektedir. 2 hastamızın genel durumu ciddiyetini korumaktadır. Olayın ardından sağlık ekiplerimiz tüm imkanlarıyla hızla bölgeye intikal etmiş olup, süreç yakından takip edilmektedir. Yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar diliyoruz" ifadelerini kullandı.

Fethiye'de ekiplerin orman yangını ile ilgili mücadelesi sürüyor

Fethiye Göcek'te dün öğlen çıkan ve yaklaşık 24 saattir devam eden orman yangınını söndürmek için ekiplerin canla başla mücadelesi devam ediyor. Karadan arazözler ve söndürme işçilerinin yanı sıra gönüllü vatandaşlar ve kurumların mücadele verdiği yangında hava araçları da adeta zamanla yarışarak sortilerini sürdürdü. Hava araçlarının mücadelesi ve yanan alanlar dronla görüntülendi

23.07.2026 12:32:00 / Güncelleme: 23.07.2026 12:36:30
İHA
 
Fethiye'de ekiplerin orman yangını ile ilgili mücadelesi sürüyor
Fethiye'de ekiplerin orman yangını ile ilgili mücadelesi sürüyor
Fethiye'nin Göcek Mahallesi'nde öğle saatlerinde çıkan ve şiddetli rüzgarın etkisiyle kısa sürede büyüyerek İnlice Mahallesi'ne kadar ulaşan orman yangınına havadan ve karadan yoğun müdahale gerçekleştiriliyor. Yerleşim yerlerini de tehdit eden yangının enerjisi ekiplerin çalışmaları sonucunda büyük oranda düşürülürken, şu ana kadar ekseriya ormanlık alan olmak üzere yaklaşık 3 bin 200 dönüm civarında alanın yandığı öğrenildi.






"5 uçak 14 helikopter, 126 araç ve 417 personel mücadele veriyor"

Yangının başlamasının ardından İl Afet ve Acil Müdahale Planı kapsamında Kriz Koordinasyon Merkezi'nin yönetimi toplanarak planlı bir şekilde söndürme çalışmaları başlatıldı. Olumsuz hava şartları ve arazinin sarp olması nedeniyle hava araçları yangını söndürmek için zamanla yarışıyor. Orman Bölge Müdürlüğü başta olmak üzere AFAD, Jandarma, Emniyet, Büyükşehir Belediyesi, Devlet Su İşleri, MUSKİ ve diğer kurumlarla koordineli şekilde müdahalelerini sürdürüyor.








5 uçak 14 helikopter, 126 araç ve iş makinesi 53 arazöz, 16 su tankeri, 5 ilk müdahale aracı, 18 iş makinesi, 6 TOMA ile söndürme çalışmalarının devam ettiği yangının boyutu gün ağarınca ortaya çıktı.




















Ünlü yönetmen ve kardeşi Bursa'da uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındı

Bursa'nın İnegöl ilçesinde İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerince düzenlenen uyuşturucu operasyonunda, yönetmen Ezel Akay ile müzisyen kardeşi Eren Kazım Akay gözaltına alındı

23.07.2026 08:00:00
İHA
 
Ünlü yönetmen ve kardeşi Bursa'da uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındı
Ünlü yönetmen ve kardeşi Bursa'da uyuşturucu operasyonunda gözaltına alındı
Bursa İl Jandarma komutanlığı Narkotik Şube Müdürlüğü ekipleri, Ezel Akay'ın ikametinde kenevir yetiştirildiği yönündeki bilgi üzerine çalışma başlattı. Cumhuriyet Savcılığı koordinesinde adrese operasyon düzenleyen ekipler, evde yaptıkları aramada özel düzenekle yetiştirildiği değerlendirilen kenevir bitkileri ile çok miktarda kubar esrar ele geçirdi. Ele geçirilen uyuşturucu maddelere incelenmek üzere el konuldu.








Operasyon kapsamında Ezel Akay ile kardeşi Eren Kazım Akay gözaltına alınarak ifadeleri alınmak üzere jandarma karakoluna götürüldü.









Şüpheliler, işlemlerinin ardından uyuşturucu madde kullanıp kullanmadıklarının belirlenmesi amacıyla kan ve saç kılı numunesi alınmak üzere İnegöl Devlet Hastanesi'ne sevk edildi. Hastane girişinde basın mensuplarının görüntü almasına tepki gösteren Ezel Akay, "Niye fotoğraf çekiyorlar'" ifadelerini kullandı.
 







Olayla ilgili soruşturma İlçe Jandarma Komutanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürüyor.

Ülkemizde istismar edilen konular

Milli devlet anlayışında millet ile devlet ‘birbiri ile çatışan’ iki unsur değildir. Aksine millet-devlet beraberliği bütün sorunların çözümünde ve devletin bekasında temel kabul edilmektedir

19.07.2026 00:54:00
Haber Merkezi
 
Ülkemizde istismar edilen konular
Ülkemizde istismar edilen konular
"Milli devlet anlayışında millet ile devlet 'birbiri ile çatışan' iki unsur değildir. Aksine millet-devlet beraberliği bütün sorunların çözümünde ve devletin bekasında temel kabul edilmektedir…" (Prof. Dr. Haydar Baş Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:23)

"Cumhuriyetin kabulünün ilk döneminde, Cumhuriyetimizin kurucusu M. Kemal, saltanat yerine yeni bir yönetim biçimi olan cumhuriyeti getirirken; saltanatı din biçiminde algılayanlar yeni yönetimi yani cumhuriyeti, saltanat karşıtı algılamak yerine, din karşıtı olarak algıladılar. Milli devlet bu yanılgıyı düzeltmektedir…

Dün krallık sistemi ile demokrasinin yeryüzünde yaşanmasına imkân tanımayan düşünce sistemi, şimdi de dünya krallığı kurma adına devletlerin iç işlerine karışarak, dünya çapında firmalar adeta yeni krallar olarak karşımıza çıkmaktadırlar…

Mutlu bir azınlığın ihtiras ve zevklerine cevap vermek üzere değil, milletin haklarına ve ihtiyaçlarına odaklanmış olan Milli Devlet, kapitalist anlayışlarda olduğu gibi başkalarının elindekini sömürerek büyüyen değil, aksine vererek, hizmet ve ikram ederek büyüyen bir devlet anlayışını hayata geçirmektir…" (Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:24-25)







Etnik farklılıklar

"Devletin parçalanması için istismar edilen değerlerden biride etnik farklılıklardır. İnsan hakları adı altında –azınlık hakları- kavramı gündem edilerek, etnik farklılıkların kavga unsuru olarak algılanmasına çalışılmaktadır…

Etnik farklılıkların bir kavga sebebi olarak öne sürüldüğü günümüzde, hedef tahtasına konmuş devletlerin iç bünyelerindeki birlik ve beraberlikleri zayıflatılmakta, iç çatışmalara zemin hazırlan-maktadır. Hatta güçlü devletler zayıflatılıp, parçalanarak küçük ve zayıf devletçikler haline getirilmek istenmektedir…"   
                                                               
Dini, dili, tarihi, kültürü vs. medeniyeti aynı olan bu etnik grupların vücuda getirdiği millet –Türk Milleti- olup, bu grupların birinin, diğerinden farkı yoktur. Çünkü hepsi aynı kaynaktan beslenip, zaman içinde aynı maya ile yoğrulup gelmişlerdir…" (Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:33–34)







Müslümanlar, İslam'ı yaşayamıyor

"Özellikle Müslüman ülkelerde dindarların, kendi topraklarında –inançlarını yaşayamadıkları- iddiası ile kitleler önce kendi devleti ile kavgalı hale getirilmiş ancak AB ve ABD gibi sözde uygar toplumlarda yaşanacağı yalanları ile devletten koparılan kitleler emperyal devletlerin istismarına açık hale getirilmiştir.

Bunu izleyen bu sürecin hemen ardından da –dinler arası diyalog- adı altında, kendi kültüründen ve toprağından koparılan kitlelerin dinleri değiştirilerek topraklarının ve kaynaklarının global odaklar tarafından sömürülmesine tepkisiz hale getirilmek istenmektedir…

İşin ilginç tarafı, dün güya din adına kendi devletleri ile kavga edenler, bugün kendi inançları ile taban tabana zıt olmasına rağmen yabancı devletlerle kol kola vaziyettedirler.







CIA ajanı diyor ki;

Eski CIA ajanı Philip Agee diyor ki;-"Liberal demokrasi ve çoğulculuk denen şey sonuçta bu amaçlarımız için bir araçtı. Özgür seçimler demek, gerçekte bizim desteklediğimiz adaylara gizliden para ödeyerek müdahale etmemiz demektir. Hür sendikalar demek, bizim kendimize bağlı sendikalar kurma hürriyetimiz demektir. Basın özgürlüğü demek, bizim hazırladığımız materyalleri kendisi yazmış gibi yayınlanan gazetecilere ödeme yapma özgürlüğümüz demekti." (Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:105–06)







İslam coğrafyası üzerine yapılan planlar

"Büyük Ortadoğu projesi (BOP) Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Kafkaslarda yer alan 22 Müslüman ülkenin rejimlerini, sınırlarını, kimyasını değiştirmek, kaynaklarını sömürmek, bütün bunları gerçekleştirebilmek içinde bu ülkeleri misyonerlik faaliyetleri ile kendi inançlarından kopararak, işgale karşı tepkisiz, ılımlı hale getirmektir. Misyonerlik ile maksatta içi boşaltılmış, dejenere edilmiş bir İslam anlayışını bu ülkelere hâkim kılabilmektir…" (Sosyal Devlet-Milli Devlet sh:342)







İslam dinine karşı oluşturulan projeler

"Üç büyük din imajıyla Hıristiyanlık da, hak din olan İslam'la beraber anılacak böylece meşruet kazanacaktır. Özellikle İslam dünyasında kökleşmiş kin ve acılar unutulacak, böylece Müslümanların, Hıristiyanlara olan tepkileri azalacak, İslam dünyasının hafızası, Hıristiyan dünyasına karşı tepkisiz ve süt liman hale dönüştürülecektir. Böylece Müslümanlara ve İslam coğrafyasına nüfus etme imkân ve fırsatı kazanılmış olacaktır." (Din Tahripçilerine K.Kerimin Cevabı sh:188)

"Dini bütünlük zaafa uğrarsa, imandan kaynaklanan vatan sevgisi de zaafa uğrar. İşte bu hal milli bütünlüğün, o da toprak bütünlüğünün tehlikeye düşmesine neden olur…"                                                              (Din Tahripçilerine K.Kerimin Cevabı sh:198)

Batının ‘insan hakları’ istismarı

İnsan hakları konusu özellikle bugün demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ile beraber uluslararası ilişkilerde farklı amaçlarla kullanılmaktadır

18.07.2026 00:38:00
Haber Merkezi
 
Batının ‘insan hakları’ istismarı
Batının ‘insan hakları’ istismarı
İnsan hakları konusu özellikle bugün demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri ile beraber uluslararası ilişkilerde farklı amaçlarla kullanılmaktadır.

Bu husus dünya ülkelerinin insan hakları ihlalleri konusunda hazırladıkları raporlarda da görüldüğü gibi tamamen siyasi bir boyut kazanmıştır.

Mesela, Avrupa Birliği'ne üye ülkelerin insan hakları konusunda birbirlerini eleştirdikleri örneğine hemen hemen hiç rastlanmamaktadır.







Oysa bu ülkelerdeki bazı insan hakları ihlalleri hakkında Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşların pek çok raporu var. AB üyesi ülkelerin birçoğu hakkında Avrupa İnsan Hakları Divanı'nda, İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ihlal edildiği gerekçesiyle açılmış pek çok dava ve verilmiş karar mevcuttur. 

Avrupa İnsan Hakları Divanı'nda İtalya aleyhindeki başvurular Türkiye'nin yedi misli, Fransa aleyhindekiler Türkiye'nin üç misli, İngiltere aleyhindekiler de Türkiye'den çok fazla olmasına rağmen, AB üyeliği konusunda Türkiye'nin önüne getirilen ilk mesele insan hakları ihlalleridir.

Bu bağlamda, Lozan'da azınlık olarak sayılmayanlara azınlık statüsünde haklar verilmesi ve böylece Türkiye'nin parçalanmasının önünü açacak düzenlemelerin insan haklarıdır denilerek yerine getirilmesinin istenmesi düşündürücüdür.







Türkiye'yi ziyaret eden AB üyesi ülkelerinin Dışişleri bakanları resmi programlarında olmamasına rağmen, özellikle bazı dernek yetkilileri ile görüşmeler talep etmekte, hapishaneleri ziyaret talebinde bulunmaktadır. Bu talepler, özellikle AB kapısında yarım asırdır bekletilen Türkiye'ye karşı, Avrupa'nın elindeki "insan hakları" kozunun bir yansımasıdır.

Şurası bir gerçek ki, uluslararası arenada özellikle Türkiye için insan hakları denilince; hakların temini ve her türlü yaşam koşullarının iyileştirilmesinden değil, siyasi taleplerin yerine getirilmesinden bahsedilmektedir.

Geçmişi sömürgeciliğe dayanan devlet anlayışlarında insan, bu kurumun devamında vazifeli bir araçtan öteye gidememiş, devletin devamına katkısı oranında hak sahibi olabilmiştir.







Bugün, Afganistan veya Irak'ta yaşanan katliamlar, ırza geçmeler, çocuk ölümleri dikkate alındığında; kapitalist sistemlerde insanın bu sistemin devamını sağlama dışında bir değerinin olmadığı açıkça görülmektedir.

Devletlerarası hukukta yüzlerle ifade edilebilecek konunun ele alındığı insan hakları sözleşmeleri yürürlüktedir. Ekonomik, sosyal, kültürel haklar, soykırımın önlenmesi, köleliğe karşı sözleşmeler, işkencenin önlenmesi konusunun ele alındığı metinler, kadınların ve çocukların haklarının ayrıntılı olarak yazıldığı sözleşmeler, işçi hakları vs. konuların yazılı hale getirildiği bu çalışmaların hepsi yalnızca kağıt üstünde kalmaktadır.

Emperyalizmin etkisindeki devletlerin halkları için hak sahibi olmak söz konusu değildir. Küreselleşen günümüz sisteminde ise, hak sadece belli devletlerin elinde devletlerin çıkarları için kullanılan birer araçtır. Güçlü olanların her zaman haklı olduğu bir dünyada yaşamaktayız." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.