logo
08 AĞUSTOS 2026

BTP lideri Baş: 'İktidarın da muhalefetin de çözümü yok'

Partisinin Bursa İl Divan Toplantısı'nda konuşan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, "Emekli maaşı bu ülkede çok büyük bir sorun değildi ama sorun olmaya başladı. Memur hâlinden memnundu, artık değil. Dolayısıyla artık ortaya bir çözüm koyamayan siyasi bir iktidar var. Bunun karşısında da bir çözümü olmayan muhalefet var" dedi

16.06.2026 11:50:00
Haber Merkezi
 
BTP lideri Baş: 'İktidarın da muhalefetin de çözümü yok'
BTP lideri Baş: 'İktidarın da muhalefetin de çözümü yok'
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Bursa'da partisinin Bursa İl Divan toplantısına katıldı.

Sıcak gündeme ilişkin mesajlar veren BTP lideri Hüseyin Baş'ın açıklamasından satır başları şöyle:

"Yaşadığımız topraklar bizim geleceğimizdir"

"Yaşadığımız topraklar bizim dinimiz, imanımızdır. Yaşadığımız topraklar bizim her şeyimizdir. Yaşadığımız topraklar bizim geleceğimizdir, Hem bugünümüzdür hem dünümüzdür. İyi bir evlat olmak istiyorsanız vatanınıza sahip çıkacaksınız. İyi bir ebeveyn, anne baba olmak istiyorsanız vatanınıza sahip çıkacaksınız. İyi bir Müslüman olmak istiyorsanız vatanınıza sahip çıkacaksınız yani ne olmak isterseniz isteyin, en başta vatanınıza sahip çıkacaksınız.

"Emekli maaşına 1 Temmuz'da zam gelecek mi?"

CHP'nin iç meseleleri artık sadece diğer siyasi partilerin iç meselesi değil, hepimizin evinin meselesine dönüşmüş durumda. Her yerde bunlar gündem. Butlan kararıyla birlikte Kemal Kılıçdaroğlu'nun yanında partiye gelen isimlerden bir tanesi bir açıklama yapmış, 'Burada devlet var. Bu devlet padişahın kahvaltı listesini hâlâ saklı tutar' diyor. Dedim ki, 'Sorun bu. Padişahın kahvaltı listesi hâlâ tutuluyor da vatandaşın yemek listesi kimsenin umurunda değil. Sorun bu! Bunlar zannediyor ki; birilerini doyurduğumuz zaman devlet olduk! Böyle bir şey yok. Emekli 20 bin lira maaş alıyor. 1 Temmuz'da zam gelecek mi? Bunun konuşulması gerekirken kimsenin umurunda değil.






"Zam vermeye korkan bir ekonomi var"

Nitekim bakanımız Sayın Mehmet Şimşek, temmuzdaki zam konuşuluyor diye, 'Aman aman, öyle bir şey yok. Meclis isterse yapar zammı, bizim öyle bir gündemimiz yok' diyor. Zam vermeye korkan bir ekonomi var. Zam vermeye korkuyor. Emekli 20 bin lirayla geçinsin. Hadi geçinsin! Bursa'dayız; 20 bin liralık kira kaldı mı Bursa'da? Kaldı mı? Tamam, 20 bin lira emekli maaşıyla geçinsin! Geçinsin de kira ödeyebilecek mi? Yok. Karnını doyurabilecek mi? Mümkün değil. Sosyal hayatı olacak mı? Mümkün değil. Bütün köyleri de boşalttılar. Sağ olsun iktidarın 20 küsur yıllık politikası. Köyler şehre göç etti. Şimdi amca köyden şehre göç etti de şehirde adım atacağı sokak yok, gezeceği doğru düzgün evine yakın park yok. Cebinde yiyecek parası yok. Yazık günah. Şimdi normalde ülkelerde gençlik, geleceği için isyan eder. Bizim ülkemizde gençler, yaşlı emekliler için isyan ediyor. Bakar mısınız duruma?

"İktidarın da muhalefetin de Türkiye'nin meselelerini çözecek fikri ve derdi yok"

Türkiye'de özellikle son 5 yılda sorun olmayan şeyler sorun olmaya başladı. Emekli maaşı bu ülkede çok büyük bir sorun değildi ama sorun olmaya başladı. Memur hâlinden memnundu, artık değil. Dolayısıyla değerli arkadaşlar, artık tabiri caizse miadını doldurmuş, ortaya bir çözüm koyamayan siyasi bir iktidar var. Bunun karşısında da bir çözümü olmayan muhalefet var. Ne iktidarın, ne muhalefetin Türkiye'nin meselelerini çözecek ne fikri var ne de öyle bir derdi var.






"Milli Ekonomi Modeli, dünyanın ekonomisini düzeltecek anahtar"

Bu meseleleri Türkiye'de çözecek bir tane siyasi parti var; o da Bağımsız Türkiye Partisi'dir. Partimiz öyle bir partidir ki arkadaşlar, partimizin programı Milli Ekonomi Modeli'dir. Bu Milli Ekonomi Modeli, yani bizim parti programımız, dünyada yüzlerce profesör ekonomist tarafından, farklı farklı coğrafyalardan katılan yüzlerce uzman tarafından sadece Türkiye'nin değil, dünyanın ekonomisinin düzeleceği anahtar olarak tanımlanmıştır. Bir siyasi parti düşünün ki onun programı dünyadaki alanında uzman insanlar tarafından tasdik edilsin. Böyle bir parti yok. Ama BTP'ye baktığınız zaman, BTP'nin parti programı bütün dünya tarafından tasdik edilen bir program.

"Türkiye'de yaşlanmış bir siyaset var"

Türkiye'de yaşlanmış bir siyaset var. Sadece bedenen değil, zihnen de yaşlanmış bir siyaset var. Neden zihnen yaşlanmış diyorum? Bizim neslin büyük sorunlarından biri şudur; biz sürekli bundan 30 sene, 40 sene önce yapılmış bir kavganın bedelini ödüyoruz. Bizim neslin en büyük problemi budur. Adam diyor ki o sağcı, o solcu. Bizde ne sağcı var ne solcu. Bu kavramları tanımıyor değiliz ama bizim böyle bir kavgamız yok. Kalmışlar bundan 50 sene öncede; yok sağcıymış solcuymuş, yok Kürtmüş, Türkmüş, yok Aleviymiş Sünniymiş. Bizim böyle bir gündemimiz yok. Bizim böyle bir derdimiz de yok. Bizim böyle bir ayrımız da yok. Biz her birimize kardeşimiz olarak bakıyoruz. Birbirimizle çok güzel, seviyeli, yakın ilişkiler kuruyoruz.






"Bu ülkenin sorunlarını BTP çözebilir"

Önümüzde bir yaşantı varsa onu huzurla yaşamak istiyorsak, eğer evlatlarımızın geleceğini düşünüyorsak, eğer bizim için savaş veren atalarımız gibi 'gelecek nesillere bir borcumuz' var diyorsak, o borcu ödeyeceğimiz, o sorumluluğu yerine getireceğimiz yegâne adres Bağımsız Türkiye adresidir. Bunun dışında bir adres yok. Bu ülkenin ekonomik sorunlarını da BTP çözebilir. Bu ülkenin sosyal problemlerini de BTP çözebilir. Bu ülkenin eğitimindeki sorunları da BTP çözebilir. Aklınıza hangi mesele geliyorsa bu kadro çözebilir. Çünkü bu kadro milleti yönetmeye talip bir kadro değil; bu kadro milletin içindeki bir kadro.

"Ülkesinin bağımsızlığını isteyenleri adresi Bağımsız Türkiye Partisi"

Hiçbir siyasi yapılanmayı milletle bu kadar irtibatlı hâlde göremezsiniz arkadaşlar. Enflasyon diyoruz, anlatıyoruz, eleştiriyoruz, dinliyoruz ya; biz parti ve teşkilat olarak o enflasyonun bedelini en derinden ödüyoruz. Yokluk, fakirlik, garibanlık diyoruz ya; biz siyaset olarak bunun bedelini en derinden ödüyoruz. Eğitim diyoruz, çocuklarımız şu hâlde bu hâlde diyoruz ya; biz bunları diğer siyasiler gibi evlatlarımız Amerikan kolejlerinde, Fransız liselerinde okurken söylemiyoruz. Aynı toplumun içerisinde evlatlarımız okuduğu için bu şikâyeti yapıyoruz. Milletle bu kadar irtibat içinde, derdiyle dertlenen bir siyasi hareket Türkiye'de bulamazsınız. O yüzden bu harekete bütün milletimizi dâhil etmemiz lazım. Bizim büyüklüğümüz 50 binlerle, 100 binlerle, 500 binlerle ölçülemez. Ülkesinin bağımsızlığını isteyen, yarınlarını güçlü bir şekilde inşa etmek isteyen Türk milletinin tamamının adresi BTP'dir. O milleti buraya getirecek olan, bu kadronun içine dâhil edecek olan da siz Bağımsız Türkiye teşkilatlarısınız."

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.