HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 09 MAYIS 2021, PAZAR

Bu gidişat nereye?

30.10.2005 00:00:00
Dün milli bir bayramımız olan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nın 82. yıldönümünü kutladık. Bugün de bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi'ni idrak edeceğiz. Son 2 gün, hem milli bütünlüğümüz, hem de dini bütünlüğümüz açısından çok önemli. Özellikle de gerek milli, gerekse dini değerlerimize saldırıların yoğun olduğu şu son dönemlerde.Öncelikle şunu vurgulamalıyız ki, bir milletin bekası, milli ve manevi değerlerine sahip çıkmasıyla doğru orantılıdır.Kendi değerlerine her geçen gün daha da yabancılaşan, bu değerleri nesillerine olması gerektiği şekliyle anlatmayan, aktarmayan bir millet tarih sahnesinden silinmeye mahkumdur.AB hayali, ABD müttefikliği gibi sonu Cumhuriyet öncesi malum olan hedeflerle sahip olduğumuz bütün değerleri tek tek yitirmeye başladık. Halbuki bu değerlere sahip olmak için dedelerimiz ne kanlar döktü, ne mücadeleler verdi.Bu manada babasının malını çarçur eden müsrif bir zengin çocuğu gibiyiz. İşin acı tarafı da tarihte, özellikle de Osmanlı'nın son dönemlerinde tecrübe ettiğimiz yanlışları tekrar yapmamız. Tarih hızla tekerrür ediyor. Osmanlı'nın son 400 yılda geldiği kötü duruma, bizler son 65 yılda hızla geldik.Bizdekilerin, yıkma konusunda daha maharetli olduğu kesin.Osmanlı'nın son zamanında, iç ve dış borç oldukça fazlaydı, bu sebeple alacaklı ülkeler alacaklarını tahsil etmek için ülkemizi işgal ettiler; bugün ise yine borcumuz çok yüksek, ama işgal ederek değil, cüzi fiyatlara satın alarak, ya da uzun yıllar kiralayarak, kanla değil, boyalı kağıtla işgal ediyorlar. Bugün yaptıkları işgalin, askeri işgalden daha ucuz ve zahmetsiz olduğunu unutmayalım.Osmanlı'nın son zamanlarında, topraklarımız bölük pörçük ediliyordu. Sözde Kürdistan, Ermenistan, Pontus projeleri hayata geçirilmek isteniyordu. Bugün de aynı şeyler isteniyor. Hatta tazminat da istenerek, bu kurulacak sözde devletlerin finansörünün de Türkiye olmasını istiyorlar. Aynen 1. Körfez Savaşında ABD'nin, yaptığı 600 milyar dolarlık masrafı Suudi Arabistan'dan kuruşuna kadar tahsil etmesi gibi. Osmanlı'nın son zamanlarında Patrikhane ve Heybeliada Ruhban Okulu Yunan ve İngiliz işgaline büyük destek vermişti. Dış ülkelerle kurduğu bağlantılarla Ekümenik olma gayretleri içindeydi. Her fırsatta Bizans bayraklarını ortaya çıkartıyor, sur içinde bir Bizans merkezi hedefliyordu. Bugün de aynı manzara hakim. Patrikhane Türkiye'yi her fırsatta Batılılara şikayet ediyor, Ayasofya da dahil Bizans mirasının kendisine devredilmesini talep ediyor, sur içinde devlet planlıyor, kendisini ekümenik yapmak için her türlü yolu deniyor.Zaten Atatürk'ün Patrikhane'yi Yunanistan'a göndermek istemesinin sebebi de burada saklı. Türk siyasetinin zayıfladığı noktada, Patrikhane'nin yine aynı şeyleri yapabileceğini öngörmüştü ve neticede yine haklı çıktı.  Osmanlı'nın son zamanlarında, milletin direncini kırma noktasında yoğun bir misyonerlik propagandası vardı. Bugün daha da yoğun bir şekilde, hatta bazı ilahiyatçılarımız, siyasiler ve de "Hocaefendi"ler kullanılarak bu faaliyetler yapılıyor. Yani durum daha da vahim anlayacağınız. Misalleri çoğaltabiliriz. Kıbrıs elden gidiyor.Fırat-Dicle elden gidiyor.Egemenlik gidiyor.Gençliğimiz elden gidiyor.Bayrağımız, marşımız elden gidiyor.Dini değerlerimiz yıpratılıyor. Ilımlı İslam adı altında Hıristiyan ve Yahudi hayranı, İslam'la yakından uzaktan alakası olmayan bir anlayış topluma yerleştiriliyor."En iyi ihraç ürününüz askerinizdir" denilerek, Türk gençliği Haçlı dünyasının piyonu -tabiri caizse Çanakkale'de niçin savaştığını bilmeyen Anzaklar gibi- haline getirilmek isteniyor. Irak'ta ABD güdümünde oluşturulmak istenilen ve başına da maksatlı olarak Türkiye'nin geçirilmek istendiği "İslam Barış Gücü"nü de bu açıdan değerlendirin. Bu şekilde ABD sadece bir kuş değil, birden fazla kuşu vurmayı hedefliyor.Kısaca bugünün vahim tablosunda düne göre fazla var, eksik yok. Nihai hedefte "Türk milletine, bu dünyada yer yok" denilecek, ama şu an için biraz erken. Adım adım gidiliyor.Bunu 1900'lü yılların başında gerçekleştirmek istiyorlardı, ama karşılarına bağımsızlık ruhu taşıyan, bütün oyunları bozan Mustafa Kemal ve aziz Türk milleti çıktı. Mustafa Kemal Atatürk 1. Kuvayı Milliye'nin önderiydi.Bugün de bütün yaşanan olumsuz gelişmeleri önceden fark eden, çözüm sunan bir lider var: Prof. Dr. Haydar Baş, 2. Kuvayı Milliye lideri ve Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı.Asıl problem lider eksikliği değil, lider var, hem de her sahada donanımlı, proje sahibi. Problem, maalesef, dün dedelerimizde olan duyarlılığın bizde olmamasında. Gaflet uykusundayız. Hepimiz "bana ne"ci olmuşuz. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyoruz. Ama bilmiyoruz ki yılan çoktan yapacağını yapmaya başladı, yatak odamıza kadar girdi, isot tarlamız elimizden çıkmak üzere.Gerçekten de derin bir gaflet uykusundayız. Başımıza bir tokmak inmesini bekliyorsak, yanlış yapıyoruz. Çünkü dün tokmak vurarak bizi yok etmek isteyenler bunda muvaffak olamadılar. Şimdi başımızı okşayarak yapacaklarını yapıyorlar ve korkarım ki bunda başarılı da oluyorlar. Böyle uyumaya devam edersek, bir gün uyandığımızda, Allah muhafaza, her tarafta düşman bayraklarının sallandığını görebiliriz. O zaman iş işten geçmiş olabilir.Silkelenmeliyiz. Olayların perde arkasını görmeliyiz. Bu mübarek gün ve gecelerde, ölü toprağının, gaflet uykusunun üzerimizden kaldırılmasını Cenabı Hak'tan niyaz etmeliyiz. Not: Atatürk'ün ifadesiyle "bir fesat ve hıyanet ocağı" olan Patrikhane'nin Yunanistan'a taşınması için tertip edilen imza kampanyası Patrikhane'nin önünde devam ediyor. İlgililere duyurulur.
 
Murat Çabas / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.