Eli kalem tutan, klavyenin başına geçen hemen herkeste bir telaş, bir acelecilik ve bir panik havası var.
Kameranın karşısına geçen ve mikrofonun başına oturan çoğu kimsede de aynı telaşı, aynı panik havasını görüyoruz.
Hemen herkes, sözün gücünü, yazının gücünü, kısaca kalemin ve kelamın gücünü sonuna kadar kullanarak, kendisinin, kendi ekolünün ve okulunun, kendi partisinin ve kliğinin tezlerinin doğruluğunu savunmak için kılı kırk yarıyor ve kırk dereden su getirmeye çalışıyor.
Durduğu tarafın ve tuttuğu tarafın doğruluğunu ve haklılığını araştırmadan, hatta hiç merak bile etmeden tüm gücüyle savunmaya mecbur hissediyor kendini.
Durum ve vaziyet, hal ve gidiş böyle olunca, semada seyreden eksi ve artı yüklü bulutların çarpışarak müthiş ses çıkarmaları gibi, şimşekler ve yıldırımlar oluşturmaları gibi, ağızlardan çıkan sözler ve kalemlerden çıkan yazılar da toplumda müthiş seslere ve korkunç yıldırımlara sebep oluyorlar.
Böylece asıl gündem kayboluyor, acil gündemin üstü örtülüyor, acil sargı bekleyen yaralar unutuluyor, çok acil derman bekleyen dertler sürekli erteleniyor ve daima ertelenen cümle problemler derinleştikçe derinleşiyor.
Sosyal hayatımızın, iktisadi ve ekonomik gidişatımızın, kültür ve sanat alanındaki ileri adımlarımızın, böylesi girdaplardan kurtulabilmesi için ve hem bugünlerimiz hem de yarınlarımız için çok önemli hazinemiz olan zamanımızın heba olmaması için, Yüce Yaratıcımız, çok hayati çıkış yolları, nice şaşmaz ölçüler koymuş ki onlardan biri de şudur:
"Konuştuğunuz zaman, yakınlarınız aleyhine de olsa, adaleti gözetin. Ve Allah'a verdiğiniz söze sadık kalın. Düşünüp öğüt alasınız diye O size bunları önerdi." (En'am: 152)
Yanında durduğunuz, her şartta desteklediğiniz ekolünüz, okulunuz, kliğiniz ve partiniz bir tarafa, en yakınlarınızın aleyhine de olsa, doğru sözden, doğru şahitlikten şaşmadığınız zaman, problem kendiliğinden çözülüyor ve günlerimizi, haftalarımızı ve hatta aylarımızı heba ettiğimiz nice boş tartışmalardan ve sözlü-yazılı çarpışmalardan kurtulmuş oluyoruz.
Elbette zor bir sınav, ama toplum olarak mutlaka bunu başarmak zorundayız, aksi halde bugüne kadar heba olan yıllarımızın ve kaynaklarımızın listesine yenileri eklenecek ve istikbalimizi ve istiklalimizi tehlikeye atmış olacağız.
- Yüz yıl sonrasına bir mektubum var / 21.06.2026
- Terazinin başındakiler sizler adaletten muaf mısınız? / 20.06.2026
- Sarayda taht kavgası halk içinde ekmek kavgası / 17.06.2026
- İktidarın işleri var / 14.06.2026
- Bu resim şimdilerde tüm ülkeyi resmediyor / 13.06.2026
- Ülkenin kazancı ile iktidarınki ters orantılı / 12.06.2026
- Tuhaf zamanlardan geçiyoruz / 11.06.2026
- İktidar dedikodu ile besleniyor da yoksullar ne ile beslenecek? / 09.06.2026
- Nerede ne varsa / 08.06.2026

























































