1999 Gölcük Depremi
1999 Düzce Depremi
2003 Bingöl Depremi
2004 Aşkale Depremi
2004 Doğubayazıt Depremi
2010 Elazığ Depremi
2011 Simav Depremi
2011 Van Depremi
2011 Edremit Depremi
2019 Elazığ Depremi
2020 Silivri Depremi
2020 İzmir Depremi
2022 Düzce Depremi
Ve 2023 Kahramanmaraş Depremleri.
Hepsini biz yaşadık, hepsinde biz öldük ve öldüğümüzü unuttuk. Unuttuğumuz için ölüyoruz.
Nedir o unuttuğumuz? Yaşam hakkımız, can, mal güvenliğimiz vs.
Siyasetçiler, bize gelirler başta bu temel haklar olmak üzere söz üstüne söz verirler. Bizlerde vekalet veririz. TBMM'ye giderler, namus ve şerefleri üzerine yemin ederler ama verdikleri sözleri yerine getirmezler.
Bizler, asıl olarak hesap sormak yerine tutulmayan sözleri unuturuz. Unuttuğumuz için açlıkta, sefalette, dertte, sıkıntıda, ölümde bize kalır. Vekalet verdiklerimiz ise yeni vaatler, yeni söylemlerle yola devam ederler.
Aksini iddia eden var mı?
Var mı? Yukarıda son 30 yılda yüzlerce, binlerce, on binlerce can verdiğimiz depremlerin bazılarını sıraladım. İkisi hariç hepsi AKP döneminde.
Türkiye'nin deprem kuşağında olduğunu siyasilerimiz bilmiyor mu? Çok iyi biliyorlar. Bilim insanlarının uyarılarını duymuyorlar mı? Duyuyorlar. Yaşadığımız acıları görmediler mi? Gördüler.
Peki, ne yaptılar?
İmar kanununu onlarca kez değiştirdiler, düzenlediler. Daha açık olarak ranta hazır hale getirdiler.
Yetinmediler! Son 15 yılda 9 kez imar affı veya af niteliğinde düzenleme yaptılar. Bol bütçeli reklamlarla bu afları vatandaşın önüne koydular.
Bir taraftan 'ülkemizde acil dönüşmesi gereken 6,5 milyon yapı var' diyenler bu aflarla 10 milyon yapıya kayıt diğer ifade ile sağlam belgesi verdi, milyarlarca lirada para aldılar.
Üçüncü 6 Şubat'ta bitti
O büyük afetin üzerinden 3 yıl geçti. Her yıl dönümünde iktidar partisi ve küçük ortağı nasıl bir destan yazıklarını anlatıp, muhalefete yüklendiler, yükleniyorlar. Muhalefette, iktidara yüklendi, yükleniyorlar.
İnsanımız ise yaşam haklarını bir tarafa bıraktı, acılarını unuttu siyasilerin kavgasında taraf oldu. Haliyle kaybeden yine insanımız oldu, oluyor.
6 Şubat'ta ne oldu hatırlayalım mı?
Özetle 99 depreminde, 'devlet başını 3 gün çıkaramadı' deyip, hükümeti istifaya davet edenler 6 Şubat depremlerinde başlarını dışarı çıkaramadılar.
Kahramanmaraş civarında büyük bir depremin beklendiğini bilim insanları yıllardır söylüyordu.
Prof. Dr. Naci Görür afetin yaşandığı yıl ısrarla bölgeye dikkat çeken açıklamalar yapmış en son Kahramanmaraş'ta meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremle ilgili olarak 3 gün önce uyarı yapmıştı.
Daha sonra öğrendik ki, Hollandalı araştırmacı Frank Hoogerbeets 3 Şubat'ta merkez üssünü Hatay olarak gösteren bir haritayı X hesabından paylaşarak, bu bölgede yaklaşık 7,5 büyüklüğünde bir deprem yaşanacağı tahmininde bulunmuş.
Hatta AFAD deprem tatbikatında, Kahramanmaraş'ı pilot bölge olarak seçmişti.
Ve afet
11 ilimiz yıkılmıştı. Sayın Erdoğan'dan ise ancak 25 saat sonra ses gelmişti: 'Böyle bir felakete hazırlıklı olmanın mümkün olmadığını' dile getirmiş, ardından da 'bunlar kader planının içerisinde olan şeyler' demişti.
Devlet Bahçeli ise 36 saat sonra sosyal medyadan mesaj yayınlamış, 9'cu gün kameralar tarafından görülmüş, 15'ci günde Sayın Erdoğan ile birlikte deprem bölgesine gitmişti.
AFAD bölgede tatbikat yapmıştı ama ortada ne yeterli çadır, battaniye, portatif tuvalet, soba gibi acil ihtiyaçlar, ne de ekipler vardı!
Asker bile sahaya çıkarılmamıştı. Kamuoyunun isyanı ile asker 24 saat sonra sahaya çıkmıştı. 3 gün ulaşılamayan yerler oldu.
Afet çok büyüktü. Hazırlık ise yoktu. İnsanların sevdiklerinin elini tutarak, sesini duyarak son nefeslerini veriyordu.
Enkaz başlarında bile ayrımcılık yapılıyordu
Bizzat enkaz kurtarma ekipleri ve yabancı kurtarma ekipleri, 'bir enkaza müdahale ederken gelen talimatla oradan ayrılıp başka yönlere sevk edildiklerini' itiraf ettiler. Yani afette adam seçtiler, adam kayırdılar.
Haberleşme sistemi yine çökmüştü. Enkaz altında tek iletişim internet ve sosyal medya idi. AKP hükümeti, enkaz altındakilere ulaşımı bile kısıtladı.
Afetzedelere çadır sattılar çadır. Hiçte utanmadılar. Hesap bile sormadılar.
Zonguldak'ta 5 yüzden fazla madenci bölgeye gitmek hazırlanmıştı. Madencileri, muhalif parti organize ettiği için saatlerce için havalimanında beklettiler.
Depremin 28'ci günüydü ve hala çadır alamayan depremzedeler vardır ve çadır almak için müracaat kuyruğuna girmişlerdi.
Milletimiz ise seferber olmuştu. Valiliklere, devlet kurumlarına yardımlar yağıyordu.
Birileri gelen yardımları koliliyor, kolilere AKP amblemi yapıştırıyordu. Yola çıkan tırlara AKP afişleri asılmıştı.
Hükümet hem aciz kalmış hem de güvenirliliğini yitirmişti. İnsanımız özel yardım kuruluşlarına yönelmişti. Onları bile tehdit ettiler.
Oy oranlarına göre yardım dağıtılması ise vatandaşı çileden çıkardı. Protesto edilen bakanlar, vatandaşı tehdit etti.
Birçok kamu görevlisinin ve belediyenin yardımları stoklaması ahlaksızlıktı ama mazeret buldular.
İsrail'in yardımlarına kapıları açan AKP, HDP'nin yardım tırlarının bölgeye girmesine izin vermedi.
AKP iktidarının fay hattı üzerine yandaşlarına havalimanı yaptırdığı ortaya çıktı. Çöken havalimanını, Mansur Yavaş kullanıma hazır hale getirdi. İktidar tahammül edemedi.
Bir de söz verdiler
'Not alıyoruz' gözdağı, tehditler ve soruşturmalar sonrasında vatandaştan 1 yıl zaman isteyip; "Amacımız bir yıl içinde 319 bin konut ve köy evini hak sahiplerine teslim etmektir. Toplamda konut sayısı 650 bini bulacaktır" sözünü verdiler.
3'cu yıl biterken yandaş medya: 'Asrın İnşası Türkiye'nin Başarısı: 455 Bin Konut Tamam' manşetini attı.
Sayın Erdoğan: 'Bugün deprem bölgesindeki 11 ilimizde, 174 ayrı alanda, 3 bin 481 şantiyede 200 bin mimar, mühendis ve işçi kardeşimiz 7 gün 24 saat esasıyla çalışıyor. Saatte 23, günde 550 yeni konut yapıyoruz' dedi.
3 yılda afet bölgesinde konut inşaatı, altyapı, ulaştırma, sağlık, eğitim vb. dahil ne kadar para harcandı biliyor musunuz? Yaklaşık 3 trilyon 600 milyar TL.
Para büyük gibi gözüküyor değil mi? Yok, yanılıyorsun.
AKP iktidarı bu afet yıllarında yani son 3 yılda 3,9 trilyon TL faiz ödedi. Bu yıl ise 2 trilyon 700 milyar lira daha ödeyecek.
KKM, yandaşlara verilen garanti ödemeleri, vergi af ve istisnalarını da hesaba katarsak bu para ile 650 bin değil 6 buçuk milyon konut üretilebilirdi.
Hele son 20 yılda faize ödenen 61 trilyon TL ile Türkiye yeniden inşa edilebilirdi.
Ama insanımız, kendini unuttu, iktidarın destanlarına, muhalefetin gaz alıcı söylemlerine daldı.
1999 Düzce Depremi
2003 Bingöl Depremi
2004 Aşkale Depremi
2004 Doğubayazıt Depremi
2010 Elazığ Depremi
2011 Simav Depremi
2011 Van Depremi
2011 Edremit Depremi
2019 Elazığ Depremi
2020 Silivri Depremi
2020 İzmir Depremi
2022 Düzce Depremi
Ve 2023 Kahramanmaraş Depremleri.
Hepsini biz yaşadık, hepsinde biz öldük ve öldüğümüzü unuttuk. Unuttuğumuz için ölüyoruz.
Nedir o unuttuğumuz? Yaşam hakkımız, can, mal güvenliğimiz vs.
Siyasetçiler, bize gelirler başta bu temel haklar olmak üzere söz üstüne söz verirler. Bizlerde vekalet veririz. TBMM'ye giderler, namus ve şerefleri üzerine yemin ederler ama verdikleri sözleri yerine getirmezler.
Bizler, asıl olarak hesap sormak yerine tutulmayan sözleri unuturuz. Unuttuğumuz için açlıkta, sefalette, dertte, sıkıntıda, ölümde bize kalır. Vekalet verdiklerimiz ise yeni vaatler, yeni söylemlerle yola devam ederler.
Aksini iddia eden var mı?
Var mı? Yukarıda son 30 yılda yüzlerce, binlerce, on binlerce can verdiğimiz depremlerin bazılarını sıraladım. İkisi hariç hepsi AKP döneminde.
Türkiye'nin deprem kuşağında olduğunu siyasilerimiz bilmiyor mu? Çok iyi biliyorlar. Bilim insanlarının uyarılarını duymuyorlar mı? Duyuyorlar. Yaşadığımız acıları görmediler mi? Gördüler.
Peki, ne yaptılar?
İmar kanununu onlarca kez değiştirdiler, düzenlediler. Daha açık olarak ranta hazır hale getirdiler.
Yetinmediler! Son 15 yılda 9 kez imar affı veya af niteliğinde düzenleme yaptılar. Bol bütçeli reklamlarla bu afları vatandaşın önüne koydular.
Bir taraftan 'ülkemizde acil dönüşmesi gereken 6,5 milyon yapı var' diyenler bu aflarla 10 milyon yapıya kayıt diğer ifade ile sağlam belgesi verdi, milyarlarca lirada para aldılar.
Üçüncü 6 Şubat'ta bitti
O büyük afetin üzerinden 3 yıl geçti. Her yıl dönümünde iktidar partisi ve küçük ortağı nasıl bir destan yazıklarını anlatıp, muhalefete yüklendiler, yükleniyorlar. Muhalefette, iktidara yüklendi, yükleniyorlar.
İnsanımız ise yaşam haklarını bir tarafa bıraktı, acılarını unuttu siyasilerin kavgasında taraf oldu. Haliyle kaybeden yine insanımız oldu, oluyor.
6 Şubat'ta ne oldu hatırlayalım mı?
Özetle 99 depreminde, 'devlet başını 3 gün çıkaramadı' deyip, hükümeti istifaya davet edenler 6 Şubat depremlerinde başlarını dışarı çıkaramadılar.
Kahramanmaraş civarında büyük bir depremin beklendiğini bilim insanları yıllardır söylüyordu.
Prof. Dr. Naci Görür afetin yaşandığı yıl ısrarla bölgeye dikkat çeken açıklamalar yapmış en son Kahramanmaraş'ta meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremle ilgili olarak 3 gün önce uyarı yapmıştı.
Daha sonra öğrendik ki, Hollandalı araştırmacı Frank Hoogerbeets 3 Şubat'ta merkez üssünü Hatay olarak gösteren bir haritayı X hesabından paylaşarak, bu bölgede yaklaşık 7,5 büyüklüğünde bir deprem yaşanacağı tahmininde bulunmuş.
Hatta AFAD deprem tatbikatında, Kahramanmaraş'ı pilot bölge olarak seçmişti.
Ve afet
11 ilimiz yıkılmıştı. Sayın Erdoğan'dan ise ancak 25 saat sonra ses gelmişti: 'Böyle bir felakete hazırlıklı olmanın mümkün olmadığını' dile getirmiş, ardından da 'bunlar kader planının içerisinde olan şeyler' demişti.
Devlet Bahçeli ise 36 saat sonra sosyal medyadan mesaj yayınlamış, 9'cu gün kameralar tarafından görülmüş, 15'ci günde Sayın Erdoğan ile birlikte deprem bölgesine gitmişti.
AFAD bölgede tatbikat yapmıştı ama ortada ne yeterli çadır, battaniye, portatif tuvalet, soba gibi acil ihtiyaçlar, ne de ekipler vardı!
Asker bile sahaya çıkarılmamıştı. Kamuoyunun isyanı ile asker 24 saat sonra sahaya çıkmıştı. 3 gün ulaşılamayan yerler oldu.
Afet çok büyüktü. Hazırlık ise yoktu. İnsanların sevdiklerinin elini tutarak, sesini duyarak son nefeslerini veriyordu.
Enkaz başlarında bile ayrımcılık yapılıyordu
Bizzat enkaz kurtarma ekipleri ve yabancı kurtarma ekipleri, 'bir enkaza müdahale ederken gelen talimatla oradan ayrılıp başka yönlere sevk edildiklerini' itiraf ettiler. Yani afette adam seçtiler, adam kayırdılar.
Haberleşme sistemi yine çökmüştü. Enkaz altında tek iletişim internet ve sosyal medya idi. AKP hükümeti, enkaz altındakilere ulaşımı bile kısıtladı.
Afetzedelere çadır sattılar çadır. Hiçte utanmadılar. Hesap bile sormadılar.
Zonguldak'ta 5 yüzden fazla madenci bölgeye gitmek hazırlanmıştı. Madencileri, muhalif parti organize ettiği için saatlerce için havalimanında beklettiler.
Depremin 28'ci günüydü ve hala çadır alamayan depremzedeler vardır ve çadır almak için müracaat kuyruğuna girmişlerdi.
Milletimiz ise seferber olmuştu. Valiliklere, devlet kurumlarına yardımlar yağıyordu.
Birileri gelen yardımları koliliyor, kolilere AKP amblemi yapıştırıyordu. Yola çıkan tırlara AKP afişleri asılmıştı.
Hükümet hem aciz kalmış hem de güvenirliliğini yitirmişti. İnsanımız özel yardım kuruluşlarına yönelmişti. Onları bile tehdit ettiler.
Oy oranlarına göre yardım dağıtılması ise vatandaşı çileden çıkardı. Protesto edilen bakanlar, vatandaşı tehdit etti.
Birçok kamu görevlisinin ve belediyenin yardımları stoklaması ahlaksızlıktı ama mazeret buldular.
İsrail'in yardımlarına kapıları açan AKP, HDP'nin yardım tırlarının bölgeye girmesine izin vermedi.
AKP iktidarının fay hattı üzerine yandaşlarına havalimanı yaptırdığı ortaya çıktı. Çöken havalimanını, Mansur Yavaş kullanıma hazır hale getirdi. İktidar tahammül edemedi.
Bir de söz verdiler
'Not alıyoruz' gözdağı, tehditler ve soruşturmalar sonrasında vatandaştan 1 yıl zaman isteyip; "Amacımız bir yıl içinde 319 bin konut ve köy evini hak sahiplerine teslim etmektir. Toplamda konut sayısı 650 bini bulacaktır" sözünü verdiler.
3'cu yıl biterken yandaş medya: 'Asrın İnşası Türkiye'nin Başarısı: 455 Bin Konut Tamam' manşetini attı.
Sayın Erdoğan: 'Bugün deprem bölgesindeki 11 ilimizde, 174 ayrı alanda, 3 bin 481 şantiyede 200 bin mimar, mühendis ve işçi kardeşimiz 7 gün 24 saat esasıyla çalışıyor. Saatte 23, günde 550 yeni konut yapıyoruz' dedi.
3 yılda afet bölgesinde konut inşaatı, altyapı, ulaştırma, sağlık, eğitim vb. dahil ne kadar para harcandı biliyor musunuz? Yaklaşık 3 trilyon 600 milyar TL.
Para büyük gibi gözüküyor değil mi? Yok, yanılıyorsun.
AKP iktidarı bu afet yıllarında yani son 3 yılda 3,9 trilyon TL faiz ödedi. Bu yıl ise 2 trilyon 700 milyar lira daha ödeyecek.
KKM, yandaşlara verilen garanti ödemeleri, vergi af ve istisnalarını da hesaba katarsak bu para ile 650 bin değil 6 buçuk milyon konut üretilebilirdi.
Hele son 20 yılda faize ödenen 61 trilyon TL ile Türkiye yeniden inşa edilebilirdi.
Ama insanımız, kendini unuttu, iktidarın destanlarına, muhalefetin gaz alıcı söylemlerine daldı.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Hani mazlumun dini sorulmazdı yoksa ajan mısınız? / 13.03.2026
- Ortadoğu’ya 100 yıl önceki ameliyat mı gerçekleştiriliyor? / 11.03.2026
- Arap devletlerinin derin zilleti / 10.03.2026
- Dolara karşı Milli Ekonomi Modeli ile bağımsızlık yürüyüşü / 09.03.2026
- NATO’nun hedefi Türkiye ve İslam Coğrafyasıdır / 08.03.2026
- Sıra Türkiye’de mi? / 07.03.2026
- Ramazanda bedbaht olmak / 06.03.2026
- Haçlı-Siyonist zihniyetin, Kürt ve NATO kartları masada / 05.03.2026
- İran, ABD gemilerini kapana kıstırdı / 03.03.2026
- İslam İşbirliği Teşkilatı’nın sadece adında ‘İslam’ var / 02.03.2026
- Ortadoğu’ya 100 yıl önceki ameliyat mı gerçekleştiriliyor? / 11.03.2026
- Arap devletlerinin derin zilleti / 10.03.2026
- Dolara karşı Milli Ekonomi Modeli ile bağımsızlık yürüyüşü / 09.03.2026
- NATO’nun hedefi Türkiye ve İslam Coğrafyasıdır / 08.03.2026
- Sıra Türkiye’de mi? / 07.03.2026
- Ramazanda bedbaht olmak / 06.03.2026
- Haçlı-Siyonist zihniyetin, Kürt ve NATO kartları masada / 05.03.2026
- İran, ABD gemilerini kapana kıstırdı / 03.03.2026
- İslam İşbirliği Teşkilatı’nın sadece adında ‘İslam’ var / 02.03.2026






























































