Önce 14 Mayıs, sonra da 28 Mayıs'taki seçim sonuçları ülkemizde değişim özleminin önündeki en büyük engelin politikacılar olduğunu göstermiştir.
Kamuoyu araştırmaları gibi istatistik bilimini dayanan veriler aksini işaret etmesine rağmen kendi egolarının arzuladığı kararları bile bile dayatan ya da gerekli kararı alacak cesareti gösteremeyen politikacılar siyaset sayfalarından silinmediği müddetçe beklenen değişim zor, hatta imkânsız olacaktır.
Kanımca cesaretin en önemli göstergelerinden biri fedakârlıktır. En büyük fedakârlık ise egosunu yenebilmektir. Zira egoyu yenmek kişinin içindeki sinsi düşman nefse karşı galip olmayı gerektirir ki, en zor zafer budur.
Bu bağlamda seçim sürecinde altılı masa bileşenlerinin hiçbiri bu cesareti ya da fedakârlığı ortaya koyamamışlardır.
Kılıçdaroğlu egosuna yenilmiş ve kazanması zor olduğu herkesçe ifade edilmesine rağmen kendi adaylığını dayatmıştır.
Masanın en önemli ikinci bileşeni Akşener ise önce masadan kalkmış, ancak hiçbir şey değişmediği halde o masaya tıpış tıpış oturmuş ya da oturtulmuştur.
Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan, Temel Karamollaoğlu ve Gültekin Uysal ise küçük vekil hesapları peşine düşerek partilerinin adıyla seçime girme cesaretini ortaya koyamamışlardır.
Bununla da kalmamışlar ve masanın genişlemesinin önünde durarak, Erdoğan'ı zafere götüren yolun taşlarını döşemişlerdir.
Bunlar gibi daha pek çok yanlış üstüne yanlış yapan bir muhalefet masasının varlığını fırsata çeviren Erdoğan, en kolay galibiyetlerinden birini almış oldu. Şimdi seçim sonuçlarına bakınca altılı masanın bileşenlerinin hak ettiklerinden çok bile oy aldıklarını düşünüyorum.
Cesaret olmadan değişim olmaz
Dünya siyaset tarihinde değişim getirmiş ya da değişime öncülük etmiş olanların tamamı istisnasız cesur politikacılardır.
İşte ülkemizin en büyük eksikliği de ana muhalefet cephesinde böyle politikacılardan yoksun oluşumuzdur.
Geride bıraktığımız seçimlerin sonuçları ülkemizde ana muhalefet cephesinin temsilcisi olmaya soyunan Millet İttifakı'nı oluşturan liderlerde Türkiye'de özlenen değişim için gereken cesaretin var olmadığını göstermiştir.
Ülke ve elbette seçmenler değişim için ne kadar uygun bir kıvama gelmiş olursa olsun, işine gelmeyen kararları bile almakta tereddüt etmeyecek cesaretli siyasetçi ortada olmayınca o gerekli değişim gerçekleşemedi ve ertelenmek zorunda kaldı.
Ne zamana kadar ertelendi?
Eğer önümüzdeki 5 yılda alınması gereken kararları her halükarda alabilecek cesur siyasetçiler sahnedeki yerlerini alırlarsa 2028 yılındaki genel seçimlere kadar…
Cesaretin zerresini taşımayan, ülkenin umutsuz bir şekilde 29 Mayıs sabahına uyanmasına neden olan siyasiler koltuklarında oturmaya devam ettikleri takdirde ise o değişim için çok daha uzun bir süre beklememiz gerekebilir.
Ne zamana kadar bekleyeceğimizi bilemem ancak emin olduğum bir şey var, Erdoğan'a bir 5 yıl daha hediye edenlerle bu değişimin imkansız olduğudur.
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024




























































































