Nedendir bilinmez, insan soyu dün olduğu gibi bugün de daha çok çığırtkanlara, daha çok şarlatanlara ve daha çok aldatanlara kulak vermekte ve dikkat kesilmektedir.
Gelmiş geçmiş nesiller içinde aynı yolu izleyenlerin, aynı yanlış tavrı sürdürenlerin helak olduklarını, toptan felakete uğradıklarını bile bile ne yazık ki yine de onların yolunu takip etmektedir.
Hayat kitabımızda hayatlarından kesitler okuduğumuz peygamberlerin ortak şikayet cümlesidir; "Bunlar beni bırakıp falanca şımarığın peşinden gittiler" cümlesi.
"Nûh, 'Rabbim, onlar bana isyan ettiler, karşı geldiler. Serveti, oğulları, gücü ve iktidarı, kendi zararını, hüsranını artırmaktan başka bir işe yaramayan bir kimseye uydular' dedi." (Nuh: 21).
Hemen hemen her elçinin mesajında rastladığımız benzeri şikayet cümlelerinden anlıyoruz ki, insanlık aleminin büyük çoğunluğu, kendilerini doğruluğa, adalete, istikamete ve her iki dünyada da mutluluğu sağlayacak hidayete çağıran peygamberlere değil de peygamberlerin hasımlarına kulak vermişler ve onlara itaat etmişler.
Nitekim günümüzde de, yaklaşık yedi milyar olduğu tahmin edilen insan soyunun da ne yazık ki tarihteki hemcinsleri ile aynı sakat, aynı sakıncalı yolu izlediklerini müşahede ediyoruz.
Fazla uzaklara gitmeye gerek yok, biz Müslümanlar olarak iki milyarlık İslam alemine dikkatle bakarsak, kitlelerin kimlere kulak verdiğini, kimlerin yaygaralarına dikkat kesildiklerini incelersek bu acı tabloyu rahatlıkla görürüz.
İnsanlık günden güne felakete doğru gittiği halde, tükettiği gıda maddelerinden teneffüs ettiği havaya kadar kendisini, hayatını, geleceğini, torunlarını ilgilendiren hemen her şeyin fesada uğradığını bizzat gördüğü halde hala çığırtkanlara ve şarlatanlara itibar ve ittiba etmeye devam ediyor.
"Sizden önce gelip geçen inkârcı toplumların başına gelenlerden, hiç haberiniz olmadı mı? Nuh kavminin, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonra gelip geçen daha nicelerinin! Onların başına gelenleri, Allah'tan başka kimse bilmez. Peygamberleri onlara apaçık belgelerle geldiler, onlar ise peygamberleri konuşturmamak için, ellerini onların ağızlarına doğru uzatıp, kapatmaya çalışmışlar ve 'Doğrusu biz, sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz ve bizi davet ettiğin şeyden de, iyice şüphe içindeyiz' dediler." (İbrahim: 9).
"Geçmişte inkâr edenlerin haberi size gelmedi mi? Onlar işledikleri günahların cezasını dünyada çektiler, öteki alemde de onlar için acı bir azap vardır.
Bu dünya ve ahiret azabına uğramaları; kendilerine apaçık belgelerle peygamberler geldiği halde onların, 'Bize bir insan mı doğru yolu gösterecek?' demeleri ve yüz çevirip inkâr etmelerindendir. Şüphesiz Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, Allah'ın hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı yoktur, eksiksiz övgülere layıktır." (Teğabun: 5?6).
Gelmiş geçmiş nesiller içinde aynı yolu izleyenlerin, aynı yanlış tavrı sürdürenlerin helak olduklarını, toptan felakete uğradıklarını bile bile ne yazık ki yine de onların yolunu takip etmektedir.
Hayat kitabımızda hayatlarından kesitler okuduğumuz peygamberlerin ortak şikayet cümlesidir; "Bunlar beni bırakıp falanca şımarığın peşinden gittiler" cümlesi.
"Nûh, 'Rabbim, onlar bana isyan ettiler, karşı geldiler. Serveti, oğulları, gücü ve iktidarı, kendi zararını, hüsranını artırmaktan başka bir işe yaramayan bir kimseye uydular' dedi." (Nuh: 21).
Hemen hemen her elçinin mesajında rastladığımız benzeri şikayet cümlelerinden anlıyoruz ki, insanlık aleminin büyük çoğunluğu, kendilerini doğruluğa, adalete, istikamete ve her iki dünyada da mutluluğu sağlayacak hidayete çağıran peygamberlere değil de peygamberlerin hasımlarına kulak vermişler ve onlara itaat etmişler.
Nitekim günümüzde de, yaklaşık yedi milyar olduğu tahmin edilen insan soyunun da ne yazık ki tarihteki hemcinsleri ile aynı sakat, aynı sakıncalı yolu izlediklerini müşahede ediyoruz.
Fazla uzaklara gitmeye gerek yok, biz Müslümanlar olarak iki milyarlık İslam alemine dikkatle bakarsak, kitlelerin kimlere kulak verdiğini, kimlerin yaygaralarına dikkat kesildiklerini incelersek bu acı tabloyu rahatlıkla görürüz.
İnsanlık günden güne felakete doğru gittiği halde, tükettiği gıda maddelerinden teneffüs ettiği havaya kadar kendisini, hayatını, geleceğini, torunlarını ilgilendiren hemen her şeyin fesada uğradığını bizzat gördüğü halde hala çığırtkanlara ve şarlatanlara itibar ve ittiba etmeye devam ediyor.
"Sizden önce gelip geçen inkârcı toplumların başına gelenlerden, hiç haberiniz olmadı mı? Nuh kavminin, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonra gelip geçen daha nicelerinin! Onların başına gelenleri, Allah'tan başka kimse bilmez. Peygamberleri onlara apaçık belgelerle geldiler, onlar ise peygamberleri konuşturmamak için, ellerini onların ağızlarına doğru uzatıp, kapatmaya çalışmışlar ve 'Doğrusu biz, sizinle gönderilen şeyleri inkâr ediyoruz ve bizi davet ettiğin şeyden de, iyice şüphe içindeyiz' dediler." (İbrahim: 9).
"Geçmişte inkâr edenlerin haberi size gelmedi mi? Onlar işledikleri günahların cezasını dünyada çektiler, öteki alemde de onlar için acı bir azap vardır.
Bu dünya ve ahiret azabına uğramaları; kendilerine apaçık belgelerle peygamberler geldiği halde onların, 'Bize bir insan mı doğru yolu gösterecek?' demeleri ve yüz çevirip inkâr etmelerindendir. Şüphesiz Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, Allah'ın hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı yoktur, eksiksiz övgülere layıktır." (Teğabun: 5?6).
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026


























































