Cehennemin kapısı aralanıyor: Uluslararası hukuk, demokrasi ve Türkiye
06.01.2026 00:00:00 / Güncelleme: 06.01.2026 21:48:19
ABD'nin bir egemen ülkenin liderini kendi mahkemesine çıkartma girişimi, uluslararası hukuku ve demokratik değerleri ciddi şekilde test ediyor. Trump yönetimi, Maduro'yu uyuşturucu kaçakçılığıyla suçluyor ve iktidarının meşruiyetini tanımıyor. Ancak bu argümanlar uluslararası hukuk açısından yetersiz. Bir liderin suçlaması ancak bağımsız bir uluslararası mahkeme tarafından kanıtlandığında müdahale gerekçesi olabilir. Aynı şekilde, bir ülkenin iktidarının meşruiyetini tek taraflı olarak sorgulamak, ulusların kendi kaderini tayin etme hakkına ve demokratik değerlere açık bir ihlaldir.
Bu durum sadece Venezuela ile sınırlı kalmıyor. Benzer yaklaşımlar, dünyanın farklı bölgelerinde kaos senaryolarına yol açabilir. Rusya'nın Zelensky'yi yargılaması veya İsrail'in İran'daki liderlere müdahale etmesi, uluslararası hukukun ve barışın çiğnenmesine örnek teşkil eder.
BM vetosu ve çok kutuplu dünyada hukukun üstünlüğü
BM Güvenlik Konseyi'ndeki veto hakkı, ABD, Rusya ve Çin gibi ülkeler için kritik bir fren işlevi görüyor. Bu nedenle tek taraflı girişimler genellikle hukuki zeminden yoksun kalıyor. Uluslararası hukukun ve demokratik değerlerin ihlali, sadece ilgili ülkeleri değil, küresel düzeni tehdit ediyor.
Dünya henüz çok kutuplu sisteme tam olarak geçmiş değil. ABD'nin tek kutuplu hegemonyası yavaş yavaş erirken, Çin ve Rusya alternatif güç blokları oluşturmaktadır. Bu geçiş süreci, sessiz bir fırtına öncesi hazırlık dönemi olarak değerlendirilebilir. Çin'in Afrika ve Orta Asya'daki altyapı ve enerji yatırımları, yalnızca ekonomik çıkar değil, stratejik konumlanmanın bir parçasıdır.
Türkiye'nin mevcut diplomasisi ve güçlü pozisyonu
Uluslararası hukuk kilit bir vaziyette gibi de olsa çok yönlü dış politikanın gereği olarak Türkiye, uluslararası örgütlerde zaten aktif rol almakta ve kritik görevler üstlenmektedir. Bu diplomatik ağı güçlendirmek, Ankara'nın kriz zamanlarında güvenilir bir arabulucu olarak rolünü pekiştirir.
Mevcut platformlarda aktif rol, Türkiye'ye hem askeri hem diplomatik hem de ekonomik caydırıcılık sağlar. Hukukun üstünlüğü, demokratik değerler ve ulusların kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde yürütülen diplomasi, Türkiye'nin stratejik pozisyonunu sağlamlaştırır.
Ekonomi ve teknoloji: Stratejik direnç
Bölgesel istikrar sadece diplomasi ve hukukla sağlanamaz; ekonomik ve teknolojik dayanıklılık kritik önemdedir. Türkiye'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi, yenilenebilir enerjiye yatırım yapması ve yerli üretimi artırması, olası krizlere karşı direnç sağlar. Finansal rezervlerin güçlendirilmesi, Türkiye'nin ekonomik özerkliğini korur ve dış şoklara karşı tampon oluşturur.
Bilgi ve teknoloji alanındaki yatırımlar, siber güvenlik, yapay zeka ve veri altyapısı, sadece ekonomik araç değil, aynı zamanda stratejik caydırıcılık unsurudur. Bu yatırımlar, hem iç güvenliği hem de dış politika manevra alanını güçlendirir.
Türkiye, mevcut uluslararası örgütlerdeki aktif rolünü sürdürerek ve krizlerde tarafsız bir arabulucu olarak hareket ederek, askeri ve ekonomik caydırıcılığını güçlendirebilir. Tarafsız ve etkin diplomasi, hukukun üstünlüğünü ve demokratik değerleri korumayı pekiştirir.
Son olarak fırtına öncesi hazırlık
Dünya yeniden şekillenirken sessizlik yanıltıcıdır. Tek taraflı girişimler, BM vetoları ve bölgesel güç mücadeleleri, Türkiye'nin hem hukuk hem strateji hem de ekonomi alanında çok boyutlu hazırlık yapmasını zorunlu kılıyor. Uluslararası demokratik değerler, hukukun üstünlüğü, katılımcılık, hoşgörü ve ulusların kendi kaderini tayin hakkı korunmadığı sürece, küresel barış ve istikrar tehlikeye girer.
Ankara, akıl, diplomasi ve stratejik öngörü ile bu fırtınayı kendi lehine çevirebilir. Aynı zamanda uluslararası hukukun ve demokratik değerlerin savunucusu olarak rolünü güçlendirebilir.
Unutmayalım ki;
Ne yaşarsak, kendi ellerimizle yazarız.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Cem Bürüç / diğer yazıları
- Anglo-Fransız hamlesi: Avrupa güvenliğinde yeni dönem / 08.01.2026
- Dünya yanarken: Kim hamle yapıyor, kim izliyor? / 07.01.2026
- Cehennemin kapısı aralanıyor: Uluslararası hukuk, demokrasi ve Türkiye / 06.01.2026
- Kuralsızlık hegemonyası mı? Güç gösterisi ve sessizlik / 05.01.2026
- Ortadoğu'daki ateş soğutulmuyor mu, soğumuyor mu? / 04.01.2026
- Suudi Arabistan’ın yeni yüzü: Sessiz diplomasiden açık hamlelere / 03.01.2026
- 2025: Devletler değil, fay hatları yılı / 02.01.2026
- Avrupa’nın Çin ve Tayvan gerilimine yaklaşımı / 01.01.2026
- '6 ayda bitiririm'den 'Olur ya da olmaz'a: Ukrayna gerçeği / 31.12.2025
- 2026 daha zor bir yıl mı olacak? Küresel tablo ne söylüyor, Türkiye nerede duruyor? / 29.12.2025
- Dünya yanarken: Kim hamle yapıyor, kim izliyor? / 07.01.2026
- Cehennemin kapısı aralanıyor: Uluslararası hukuk, demokrasi ve Türkiye / 06.01.2026
- Kuralsızlık hegemonyası mı? Güç gösterisi ve sessizlik / 05.01.2026
- Ortadoğu'daki ateş soğutulmuyor mu, soğumuyor mu? / 04.01.2026
- Suudi Arabistan’ın yeni yüzü: Sessiz diplomasiden açık hamlelere / 03.01.2026
- 2025: Devletler değil, fay hatları yılı / 02.01.2026
- Avrupa’nın Çin ve Tayvan gerilimine yaklaşımı / 01.01.2026
- '6 ayda bitiririm'den 'Olur ya da olmaz'a: Ukrayna gerçeği / 31.12.2025
- 2026 daha zor bir yıl mı olacak? Küresel tablo ne söylüyor, Türkiye nerede duruyor? / 29.12.2025






























































































