Cennet yaratılmıştır ve haktır
Cennet ve cehennem haktır. Resulullah (s.a.v.)’in Miraç hadislerinden bilmekteyiz ki, yaratılmıştır ve hazırdır
15.04.2026 11:02:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





"Cennet ve cehennem haktır. Resulullah (s.a.v.)'in Miraç hadislerinden bilmekteyiz ki, yaratılmıştır ve hazırdır.
Al-i İmran suresinin 133. ayetinde Cenab-ı Hak buyurur: "Genişliği semaların ve yerin genişliği kadar olan bir cennet ki, orası müttakiler için hazırlanmıştır."
Al-i İmran 131. ayet ise cehennem ile ilgilidir: "Kâfirler için hazırlanan cehennemden kendinizi koruyunuz."
Bir şey ki; hazırlanmıştır ve mevcuttur; her akıllı bilir ki, o şey yaratılmıştır.
Enes b. Malik (r.a.) tarafından gelen bir hadis-i şerifte, Resulullah (s.a.v.) Efendimizin şöyle buyurduğu anlatılmıştır:
"Cennete girdim; kendimi akan bir ırmak kenarında buldum. Onun çevresi inciden çadırlarla sarılmıştır. Elimi, o akan suya değdirdim; misk gibi kokuyordu.
Sordum: "Ey Cebrail, bu nedir?" Şöyle dedi: "Bu, Allah'ın Teâlâ'nın Sana karşılık verdiği Kevser'dir."

Ebu Hüreyre (r.a.) rivayeti ile gelen bir hadis-i şerifte anlatıldığına göre, Resulullah (s.a.v.) Efendimize: "Ya Resulullah, bize cennetin ne olduğunu anlat" diye sorulduğu zaman, Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle anlatmıştır:
"Onun bir kerpici altından, bir kerpici de gümüştendir. Onun harcı, pek güzel kokulu misktendir. Onun çakıl taşları, yakuttandır, incidendir.
Toprağı dahi, kokusu yıllarca geçmeyen zafirandandır. Buraya giren bir kimse, girdiği zaman daimî kalır, ölmez. Daima nimet bulur, mahrum kalmaz. Oraya girenlerin elbiseleri eskimez, gençlikleri bozulmaz."
"Onların rızıkları sabah-akşam verilir."
Bu ayet-i kerimeyi dinlediğim için sordum. Bunun için de, kendi kendime söyle dedim: Sabah-akşam arasında gece de olmalı. Bunun üzerine, Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu:
"Orada gece yoktur; nur vardır, aydınlık vardır. Sabahı öğlen sonuna; öğlen sonu da sabaha karışır.
Kendilerine, Allah katından çeşit çeşit hediyeler gelir. Bu hediyelerin geliş vakitleri de dünyada iken kıldıkları namaz vakitleridir. Melekler, onların yanına selamla girerler."
Cennet ve vasıflarıyla ilgili bazı ayetler şöyledir:
"İşte onlar sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamları ile mükâfatlandırılacaklar; orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır."
"Adn cennetlerine girecekler, atalarından, eşlerinden ve zürriyetlerinden salih olanlarla birlikte olacaklar. Melekler de her kapıdan yanlarına girip şöyle diyecekler: Sabrettiğiniz için size selam olsun. Ahiret yurdu ne güzeldir."
"Allah onlara, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İçlerinde ebedi kalacaklar. İşte o büyük kurtuluş budur."
"Rablerinin katında onların mükâfatı, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat, Rabb'ine saygı gösterene mahsustur."
"Onun yemişleri ve gölgeleri daimidir."
"Onun nimetleri ne bir kesintiye uğrar; ne de onları almaya bir engel çıkar."
"Oradaki dilber hurilere daha önce ne bir cinnin, ne de bir başka insanın eli değmiştir."
Oğul! Salih amel ver ve âlemlerin Rabbinden yakınlık al.

Cennetlikler odalarında dünya afetlerinden, fakirliğe sabretmekten, aile geçindirme derdinden, hastalıklardan ve her türlü tasadan güvende olacaklar, ölümden ölümün acı kâsesini bir kez daha yudumlamaktan, münker-nekir sorgusundan eman bulacaklardır.
Cennete girecekler ve kapılar onların ardından kapanacaktır. Bundan böyle bir daha cennetten çıkmayacaklar…
Takva sahipleri gizli veya açık her türlü günahı ve zelleyi, riyayı ve nifakı ve dünyevi gayeler için bir amel yapmayı terk edenlerdir.
Onlar bu dünyada itaat cennetindedir, yarın ise içinden pınarların aktığı yemyeşil bahçelerde, hiç kurumayan ağaçlar ve mevsimi bitmeyen ve sonu gelmeyen meyveler arasında olacaklardır.
Bahçelerinde hiç suyu kesilmeyen nehirler akacaktır. Suyu nasıl kesilebilir ki, bu nehirler arşın altından kaynamaktadır. Onlardan her birinin dört nehri olacak, birinden su, birinden süt, birinden bal, birinden de şarap akacaktır.
Onlar nereye giderse bu nehirlerde onlarla birlikte gidecek ve nehirlerin zeminde bir yatağı da olmayacaktır.
Dünyada her ne varsa ahirette de bir benzeri olacaktır. Ahirette ne varsa dünyada bir örneği vardır. Orada gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insanoğlundan hiç kimsenin aklının ucundan geçmeyen nimetler vardır.
Cennet ağaçlarındaki meyvelerin dalları aşağı sarkıktır. Cennetliklerden birisi arkasına yaslanınca meyveler kendiliğinden onun ağzına gelecek ve onu uyurken yiyecektir. Cennette ağaçların kökleri yukarı doğru meyveleri aşağı doğrudur. Ağaçların kökleri gümüşten, dalları altındandır.
Birinin aklından herhangi bir meyve yemek geçince meyve ona doğru yaklaşacak, o dilediği kadar aldıktan sonra dal geri uzaklaşacaktır.
Cennette her şey cennetlikler için şarkı söyleyip onları eğlendirecektir. Nehirler, ağaçlar ve cennette olan bilcümle varlık çok güzel bir sesle konuşacaktır." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)
Al-i İmran suresinin 133. ayetinde Cenab-ı Hak buyurur: "Genişliği semaların ve yerin genişliği kadar olan bir cennet ki, orası müttakiler için hazırlanmıştır."
Al-i İmran 131. ayet ise cehennem ile ilgilidir: "Kâfirler için hazırlanan cehennemden kendinizi koruyunuz."
Bir şey ki; hazırlanmıştır ve mevcuttur; her akıllı bilir ki, o şey yaratılmıştır.
Enes b. Malik (r.a.) tarafından gelen bir hadis-i şerifte, Resulullah (s.a.v.) Efendimizin şöyle buyurduğu anlatılmıştır:
"Cennete girdim; kendimi akan bir ırmak kenarında buldum. Onun çevresi inciden çadırlarla sarılmıştır. Elimi, o akan suya değdirdim; misk gibi kokuyordu.
Sordum: "Ey Cebrail, bu nedir?" Şöyle dedi: "Bu, Allah'ın Teâlâ'nın Sana karşılık verdiği Kevser'dir."

Ebu Hüreyre (r.a.) rivayeti ile gelen bir hadis-i şerifte anlatıldığına göre, Resulullah (s.a.v.) Efendimize: "Ya Resulullah, bize cennetin ne olduğunu anlat" diye sorulduğu zaman, Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle anlatmıştır:
"Onun bir kerpici altından, bir kerpici de gümüştendir. Onun harcı, pek güzel kokulu misktendir. Onun çakıl taşları, yakuttandır, incidendir.
Toprağı dahi, kokusu yıllarca geçmeyen zafirandandır. Buraya giren bir kimse, girdiği zaman daimî kalır, ölmez. Daima nimet bulur, mahrum kalmaz. Oraya girenlerin elbiseleri eskimez, gençlikleri bozulmaz."
"Onların rızıkları sabah-akşam verilir."
Bu ayet-i kerimeyi dinlediğim için sordum. Bunun için de, kendi kendime söyle dedim: Sabah-akşam arasında gece de olmalı. Bunun üzerine, Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu:
"Orada gece yoktur; nur vardır, aydınlık vardır. Sabahı öğlen sonuna; öğlen sonu da sabaha karışır.
Kendilerine, Allah katından çeşit çeşit hediyeler gelir. Bu hediyelerin geliş vakitleri de dünyada iken kıldıkları namaz vakitleridir. Melekler, onların yanına selamla girerler."
Cennet ve vasıflarıyla ilgili bazı ayetler şöyledir:
"İşte onlar sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamları ile mükâfatlandırılacaklar; orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır."
"Adn cennetlerine girecekler, atalarından, eşlerinden ve zürriyetlerinden salih olanlarla birlikte olacaklar. Melekler de her kapıdan yanlarına girip şöyle diyecekler: Sabrettiğiniz için size selam olsun. Ahiret yurdu ne güzeldir."
"Allah onlara, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İçlerinde ebedi kalacaklar. İşte o büyük kurtuluş budur."
"Rablerinin katında onların mükâfatı, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat, Rabb'ine saygı gösterene mahsustur."
"Onun yemişleri ve gölgeleri daimidir."
"Onun nimetleri ne bir kesintiye uğrar; ne de onları almaya bir engel çıkar."
"Oradaki dilber hurilere daha önce ne bir cinnin, ne de bir başka insanın eli değmiştir."
Oğul! Salih amel ver ve âlemlerin Rabbinden yakınlık al.

Cennetlikler odalarında dünya afetlerinden, fakirliğe sabretmekten, aile geçindirme derdinden, hastalıklardan ve her türlü tasadan güvende olacaklar, ölümden ölümün acı kâsesini bir kez daha yudumlamaktan, münker-nekir sorgusundan eman bulacaklardır.
Cennete girecekler ve kapılar onların ardından kapanacaktır. Bundan böyle bir daha cennetten çıkmayacaklar…
Takva sahipleri gizli veya açık her türlü günahı ve zelleyi, riyayı ve nifakı ve dünyevi gayeler için bir amel yapmayı terk edenlerdir.
Onlar bu dünyada itaat cennetindedir, yarın ise içinden pınarların aktığı yemyeşil bahçelerde, hiç kurumayan ağaçlar ve mevsimi bitmeyen ve sonu gelmeyen meyveler arasında olacaklardır.
Bahçelerinde hiç suyu kesilmeyen nehirler akacaktır. Suyu nasıl kesilebilir ki, bu nehirler arşın altından kaynamaktadır. Onlardan her birinin dört nehri olacak, birinden su, birinden süt, birinden bal, birinden de şarap akacaktır.
Onlar nereye giderse bu nehirlerde onlarla birlikte gidecek ve nehirlerin zeminde bir yatağı da olmayacaktır.
Dünyada her ne varsa ahirette de bir benzeri olacaktır. Ahirette ne varsa dünyada bir örneği vardır. Orada gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insanoğlundan hiç kimsenin aklının ucundan geçmeyen nimetler vardır.
Cennet ağaçlarındaki meyvelerin dalları aşağı sarkıktır. Cennetliklerden birisi arkasına yaslanınca meyveler kendiliğinden onun ağzına gelecek ve onu uyurken yiyecektir. Cennette ağaçların kökleri yukarı doğru meyveleri aşağı doğrudur. Ağaçların kökleri gümüşten, dalları altındandır.
Birinin aklından herhangi bir meyve yemek geçince meyve ona doğru yaklaşacak, o dilediği kadar aldıktan sonra dal geri uzaklaşacaktır.
Cennette her şey cennetlikler için şarkı söyleyip onları eğlendirecektir. Nehirler, ağaçlar ve cennette olan bilcümle varlık çok güzel bir sesle konuşacaktır." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)















































































