logo
08 EKİM 2026

Cumhuriyeti kuranlar bir kuruş için seferber olmuştu

08.10.2026 00:00:00
 
Mustafa Kemal Atatürk gergin gördüğü İsmet İnönü'ye ne olduğunu sorar. İnönü Türk Hava Kurumu'nun Yönetim Kurulu toplantısından çıktıklarını söyler. "THK Başkanı Fuat Bey'i epey terlettim, istifaya kalktı" der.

Çünkü İnönü hesaplarda 40 paralık yani 1 kuruşluk hata olduğunu tespit etmiştir.

Buna fena halde öfkelenir.

Derhal bu 40 paranın nereye gittiğinin araştırılmasını emreder.

Tüm gün bu 40 paranın hesabını sorgular. "Yurttaş bu parayı Türk Hava Kurumu yükselsin diye veriyor" der.

Atatürk ciddiyetle üzerine gidilmesi gerektiğini söyler ve şöyle der:

"40 paranın hesabı seni bu kadar mı yorup üzdü?

Haklısın.

Kırk para günün birinde kırk lira, kırk lira da dört yüz lira olur.

Böyle kuruluşlara güveni sarsar.

Biz cumhuriyeti kurarken böyle kırk paralara çok ihtiyacımız oldu.

Peki ne yaptın sonunda?" diye sorar.

İsmet Paşa çaresizlik içinde ellerini iki yana açmış ve sözlerini sürdürmüş:

''Türk Hava Kurumu başkanı ile yöneticilerinden derhal o bir kuruşu bulmalarını istedim.

Bütün hesapları yeniden taramaları için çok sıkı emir verdim.

Kafam bu konuyla meşgul.''

Arkadaşının canını sıkan bu olayı öğrenince Atatürk'ün de suratı asılmış.

Bu konuşmadan sonra İsmet Paşa o kırk paranın peşini bırakmamış.

Türk Hava Kurumu'nu her gün aramış.

Başkan ve görevlileri o küçücük parayı bulmaları için seferber etmiş.

Günlerce kurumun bütün hesapları didik edilmiş.

Sonunda hesaplarda nereye verildiği belli olmayan kırk paranın izi bulunmuş.

Yanlışlıkla bir başka hesaba geçtiği anlaşılmış.

Durum hemen Başbakan İsmet İnönü'ye bildirilmiş.

Paranın bulunduğu müjdelenmiş.

Kırk paranın peşine düşen Başbakan bu haberi duyunca rahatlamış.

Bu yazıyı okuyanlar, "40 para da ne ki lafını ediyorlar" diye düşünecektir kuşkusuz.

İşte zaten bu dudak bükmeler, aldırmazlıklar yüzünden bugün boğazımıza kadar pislik içindeyiz.

Atatürk ile İsmet Paşa 40 paraların peşine düştükleri için onların yönettiği devlette halkın parası çarçur edilmedi.

Oysa bugün trilyonlar havada yok edilip ceplere indiriliyor ama aldıran yok.

Bugün sadece Fon krizinden dolayı 20 milyar doların üzerine çıkmış kayıp bir paradan söz ediliyor.

Bu miktarın çok daha dehşet boyutlarda olduğunu ileri sürenler var.

İktidar içinde çok ciddi bir kavga ve hesaplaşmanın yaşandığı basına yansımış durumda.

Bahçeli ise bunun bir arınma vesilesi olabileceği ve iktidarın bunu fırsata dönüştürmesi gerektiği konusunu gündeme getiriyor.

Hâlbuki olması gerek şey, siyasetin bunu fırsat bilip devlet kurumlarından ve özellikle de yargı organlarından siyasetin elini çekmeyi denemesi ve başarmasıdır.

Ancak böyle bir arınmaya gidilmesi halinde, Türkiye normalleşme konusunda bir adım atmış sayılabilir.

Dünyada bu kadar yanılan, aldanan ve hatalı tuşa basan başka bir hükümet modeli var mıdır bilmiyorum.

Bu kadar vahim olay ve gelişmelerin yaşandığı bir ortamda, muhalefet partilerinin sesinin neden bu kadar cılız çıktığı sorusu, haklı olarak gündeme gelmektedir.

Muhalefetin birleşik veya bütünleşik bir siyaset üretememesi, umudunu kaybetmiş milyonlara umut verecek politik hamlelerden geri duruyor olması, bütün hesaplarını sadece seçime yakın bir tarihe saklama stratejisi, belki de en çok iktidarın işine yarayacaktır.

Siyaseti artık hamaset ve duygusal iniş çıkışlarla değil, tarihsel yaşanmışlıkları ve toplumsal sosyolojiyi çok iyi analiz eden bir bakış açısıyla ele alarak yaparsanız, ancak bu şekilde olumlu sonuç elde edebilirsiniz.

Bazen her şeyin en doğrusunu biliyor olmanız, çok bir anlam ifade etmeyebilir.

Stratejiniz yoksa ve sadece ezberleri tekrarlamayı en etkili siyaset olarak görüyorsanız, 2028'de yapılacak olan seçimlerin sonuçlarına şaşırmaya hakkınız yoktur.

Memleket yangın yerine dönmüş, üreten de tüketen vatandaşımız boğazına kadar borç batağına batmış ancak, biz varız ve buradayız demesi gereken muhalefet parti liderlerinin, lütfen ve zorla bir araya gelebildiklerine şahitlik ediyoruz.

Lider muhalefet konumunda ki Yeni Parti ise, şaşkın ördek misali AK Parti'ye geçen belediye başkanlarının arkasından bakmakta ve onları ihanetle suçlamaktadır.

Bugün tabandan yükselen tek bir ses vardır.

Birleşin ve bu ülkeyi kurtarın.

Bu sesin anlaşılamayacak nesi var Allah aşkına?

Sadece grup toplantılarında kendi seçmenine konuşmak veya sosyal medyadan bir iki satır yazmak mıdır böylesi bir dönemde vaziyet almak?

İktidarın bu kadar vahim hatalar yaptığı bir dönemde muhalefetin ondan da beter bir görüntü sergilemesi, tarihte eşine çok az rastlanılacak bir durumdur.

Ey aziz Atatürk!

Bugün milletimizin cebinden 40 paralar değil, milyarlarca dolar boşaltılmaktadır.

Milletin istiklal ve istikbalini, yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaksa, bugün ki siyasi partilere ne gerek vardır?

Herkes aklını başına toplasın.

Hiçbir parti ve lideri, Milletten daha üstün ve faziletli değildir.

Her fırsatta muhalefetin amasız fakatsız birleşmesinden yana olduğunu savunan tek siyasetçinin BTP lideri Hüseyin Baş olduğunu söylemezsem, kendisine büyük haksızlık yapmış olurum.

Hüseyin Baş'a toplumun her kesiminden, tahminlerin çok ötesinde sevgi ve güven duyulmaktadır.

Birleştirici ve çözüm yolunu gösteren yapıcı üslubu, en çokta iktidar tabanından beğeni ve ilgi görmektedir.

Ve son cümlemde, Mekke İttifakı'nın en son yapılan toplantıda alınan kararlarla ilgili.

Alınan karar gereği, Suudi Arabistan'a Türk askeri konuşlandırılacakmış.

Osmanlı Yemen harbinde aynı hatayı yapmış ve her yıl 20 bin askerin şehit olmasına yol açmıştı.

Bir tarafta Ehl'i Beyt taraftarı olan Husiler,

Diğer tarafta Ehl'i Beyt düşmanı olan Suudiler!

Peygamberin yolundan gider Husiler'e karşı, Peygamber soyuna karşı en acımasız düşmanlıkta yarışan Suudiler!

İsrail ve ABD'nin en azılı düşmanı Husiler'e karşı, ABD ve İsrail dostu bir Suudi Arabistan.

Sizce bu ittifakın adına "Mekke ittifakı" denilmesini kim istemiş olabilir?
 
Hacı Gaydan / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.