logo
31 EKİM 2026

Siyasetçiler nezaketi Atatürk’ten öğrenmeli

31.10.2026 00:00:00
 
Her alanda kusursuz bir örnek ve önder bir şahsiyet.

Askeri ve siyasi dehasının yanında olağanüstü alçakgönüllü ve yüksek bir nezakete sahip yüce bir karakter sahibi insan.

Cumhuriyetimizin kurucusu ve kurtarıcımız olan eşsiz önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, tüm dünyanın kendisine gıpta ile baktığı böylesine yüce bir insan.

Bugün yaşadığımız çağda rahatsız edici olarak bulduğumuz bir konuya dikkat çekmek istiyorum.

Siyasi nezaket veya nezaketsizlik konusu.

Hemen her siyasi parti liderinin takındığı klasik bir tavır söz konusudur.

Her şeyi kusursuz şekilde kendilerinin bildiğini zanneden bu tarz siyasetçilerin sürekli olarak demokrasiden bahsetmesi, bana hiçte inandırıcı gelmemektedir.

Bugün iki siyasetçinin yan yana gelerek medeni iki insanlar gibi ülke mesellerini konuşamamasının asıl nedeni, siyasi konjonktür falan değildir.

Bizzat o siyasetçilerin, parti hiyerarşisi içinde kendilerini kral gibi bir pozisyona konumlandırmış olmalarındandır.

Bizzat benim muhabirlik yaptığım 91'li yıllarda tüm siyasetçilerin aynı masa etrafında toplanarak medeni ölçüler çerçevesinde tüm sorunları konuşabiliyor olmalarına, bugün gıpta ile bakılıyor.

Bugün siyasette tepeden tırnağa güç zehirlenmesi yaşanmakta ve bunun yanı sıra, nezaketsizlik dip seviyelerde ve yerlerde sürünmektedir.

O bakımdan dün olduğu gibi bugünde, hemen her konuda tek bir referansımız ve şaşmaz bir pusulamız söz konusudur.

Mustafa Kemal Atatürk.

Bakınız Mustafa Kemal Atatürk, hem de savaşın en kızgın olduğu bir dönemde nezaketi asla terk etmeyerek muhataplarıyla nasıl diyaloglar kurmuştu.

Aktaracağım bu olay, Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü ile Başkomutan Mustafa Kemal Paşa arasında Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sırasında gerçekleşmişti.

Türk ordusunun geri çekilmek zorunda kaldığı, meclisin Kayseri'ye taşınmasının tartışıldığı o en buhranlı ve zorlu günlerde yaşanan çok dikkat çekici bir olayı nakletmek isterim.

1921 yılının Temmuz ayında, Kütahya-Eskişehir Savaşları'nda ordumuz ciddi kayıplar vermiş ve moral bozukluğu had safhaya ulaşmıştı.

Cepheyi Ankara'dan takip eden Mustafa Kemal Paşa, durumu yerinde görmek ve komutanlarla koordinasyon sağlamak amacıyla Karacahisar'daki Cephe Karargahı'na gitmeye karar verir.

Ancak nezaketi, askeri dehası ve cephedeki komutanın otoritesini sarsmama hassasiyeti nedeniyle, yola çıkmadan önce İsmet Paşa'ya şu mealde nezaket ve saygı dolu bir telgraf çeker:

"Garp Cephesi Komutanlığına…

Cepheye, yanınıza gelmek istiyorum. Ancak gelişim orada yürütmekte olduğunuz işleri, planlarınızı ve komutanızı zorlaştırır mı? Müdahale etmiş gibi görünmek istemem."

İsmet İnönü ise Başkomutan'ın bu büyük hassasiyetine ve nezaketine karşılık derhal şu cevabı iletir:

"Gelişiniz işlerimizi zorlaştırmaz, aksine bize güç verir, şeref verir. Sizi bekliyoruz."

Sonrasında ne oldu?

Bu telgraflaşmanın ardından Mustafa Kemal Paşa derhal cepheye gider. Durumu yerinde inceledikten sonra, ordunun daha fazla zayiat vermesini önlemek ve güvenli bir hat oluşturmak amacıyla o meşhur askeri stratejik kararı verir.

Türk ordusunu Sakarya Nehri'nin doğusuna çekmek.

Ordu Sakarya'nın doğusuna çekilerek zaman kazandı, toparlandı ve bu stratejik geri çekilme, hemen ardından gelen ve Türk tarihinin dönüm noktası olan Sakarya Meydan Muharebesi'nin zaferle sonuçlanmasını sağlanır.

Dolayısıyla bu telgraf, Sakarya Savaşı'nın öncesindeki o büyük kararın hemen arifesindeki en kritik tarihi vesikalardan birisi olarak akıllarda yer eder.

Eşsiz önderimizin asil kişiliğinden kaynaklanan yüksek zerafeti ve nezaketine ilişkin bir başka örnekte şudur.

Mustafa Kemal Atatürk, Türk Tarih Tezi doğrultusunda bizzat ilgilenerek hazırlattığı lise ders kitaplarını basılmadan önce dönemin Milli Eğitim Bakanı Esat Sagay'a göndererek, devlet adabına ve kurumsal hiyerarşiye olan bağlılığını şu şekilde gösterir.

Atatürk, ülkenin Cumhurbaşkanı olmasına ve kitapların hazırlanmasına bizzat öncülük etmesine rağmen, ders kitaplarının okullarda okutulması konusundaki yasal yetkinin Milli Eğitim Bakanlığı'nda olduğunu bilerek bu nezaket dolu adımı atmıştır.

Kitapları bakanlığın incelemesine sunarken gönderdiği mektup, onun devlet yönetimi anlayışını, bilimsel titizliğini ve kurumlara duyduğu saygıyı gözler önüne seren tarihi bir vesikadır.

Atatürk'ün Millî Eğitim Bakanı'na Yazdığı Tarihi Mektup şu şekildedir.

"Ben Cumhurbaşkanı olsam da bu kitapların okullarda okutulup okutulmayacağına karar verme yetkisi sizindir." diyerek bakanlığın yasal otoritesini ve özerkliğini korumuş ve saygı duymuştur.

Atatürk, kitapların bilimsel bir heyet tarafından hazırlandığını belirtmiş, ancak bakanlığın uzman kadrolarının ve müfettişlerinin pedagojik ile bilimsel açılardan son bir inceleme yapmasını özellikle rica etmiştir.

Eğer kitaplarda eksik, hatalı veya düzeltilmesi gereken bir yer varsa, mevkiine bakılmaksızın doğrudan müdahale edilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Ve son örnek…

İngiltere Kralı VIII. Edward, İstanbul'a Atatürk'ü ziyarete gelir.

Yatından rıhtıma çıkarken eli toza bulanır.

Kral elini silmek isterken Atatürk elini uzatır ve "Benim milletimin toprağı temizdir, elinizi kirletmez" diyerek kralın elini sıkar.

Esasen burada Atatürk'ün davranışında hem büyük bir mesaj ve aynı zamanda büyük bir nezaket örneği söz konusudur.

Kurtuluş Savaşı bittikten sonra esir alınan Yunan Başkomutanı Trikopis, Atatürk'ün huzuruna çıkarılır.

Atatürk onu büyük bir nezaketle karşılar, teselli eder ve "Savaş bir şans oyunudur general, bazen en büyüğü de kaybeder" diyerek moral verir.

Trikopis, esareti boyunca gördüğü bu insani muameleden ötürü hayatının sonuna kadar her Cumhuriyet Bayramı'nda Atatürk'ün fotoğrafının önüne saygı duruşunda bulunmuştur.

Büyük olmak için kral olmaya veya güçlü olmaya gerek yoktur.

Atatürk bu bakımdan bütün gönülleri fethetmiş tek insandır.

Siyasetçilere ve özellikle de siyasi liderlere ithaf olunur!
 
Hacı Gaydan / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.