Toplumsal psikoloji, sosyoloji ve ekonomi alanlarında sıklıkla tartışılan "yoksulluk döngüsü" veya "öğrenilmiş çaresizlik" gibi kavramlar, en çokta bizim ülkemiz için geçerli olan kavram ve tartışmalardır.
Bir toplumu fakirliğe alıştırırsan büyük düşünemez, çünkü:
İnsanlar barınma, beslenme ve güvenlik gibi en temel biyolojik ihtiyaçlarını karşılayamazken; bilim, sanat, felsefe, inovasyon veya uzun vadeli vizyonlar üzerine asla odaklanamazlar.
Bir sonraki gün masaya nasıl yemek koyacağını düşünen bir zihin, maalesef geleceği inşa edecek projeler ortaya koyamaz ve üretemez.
Sürekli yokluk çeken bir toplum, zamanla durumun değişmeyeceğine inanır.
Risk alma cesareti kaybolur, yerini sadece hayatta kalma güdüsüne bırakır.
Vizyon ve Hayaller Daralır.
Fakirlik sadece maddi bir yoksunluk değildir; aynı zamanda bilgiye, kültüre, dünyayı görme ve tanıma imkanlarına erişememektir.
Dünyayı dar bir pencereden gören toplumların hayalleri ve hedefleri de o pencerenin boyutuyla sınırlı kalır.
Özetle; fakirlik bir yaşam biçimi haline getirildiğinde, toplumlar günü kurtarma refleksiyle yaşar ve makro hedefler koyma yeteneğini kaybeder.
Konuya dair söyleyecek ve yazacak pek çok şey ileri sürebiliriz.
İzaha çalıştığım bu manzara karşısında esasen ülke olarak kesinlikle çaresiz ve kimsesiz değiliz.
Ancak ne var ki, millet olarak sadece şikayetçi oluyoruz ve fakat ne hikmetse bir türlü gereğini yapmıyoruz.
Bilinç düzeyi yüksek olan toplumlarda, hukuk ve demokrasi içinde birçok şey yapılabilir.
Daha en başından ülke siyasetini genel olarak mercek altına almalı ve en çokta mensubu bulunduğumuz partileri sorgulamalıyız.
Ülkemizde alışılagelmiş bir durum söz konusudur.
Seçmen sadece oy vermediği veya beğenmediği iktidarı eleştirir.
Oysa eleştiri muhakkak her parti içinde olmalı ve daha iyiye ulaşmak için sorgulayıcı bir seçmen profilini toplumsal olarak inşa etmeliyiz.
Şayet biz toplumsal olarak yüksek bir bilinç ve farkındalık ortaya koyarsak, o takdirde asgari ücret ve emekli maaş tartışmalarını yapmaya asla ihtiyaç kalmaz.
Biz yine de Ocak ayında açıklanacak olan emekli maaşlarının hangi rakamlarda olması gerektiğini, örnek ülke emekli maaşlarıyla mukayese etmeye çalışalım.
Dünyada emekli maaşları ve Türkiye
Lüksemburg: 3.200 €
İrlanda: 2.480 $
Hollanda: 2.320 $
Finlandiya: 2.190 $
İtalya: 2.120 $
Fransa: 2.050 $
Avusturya: 1.980 $
İsviçre: 2.560 €
Norveç: 1.630 $
Danimarka: 1.560 $
Belçika: 1.549 $
Avustralya: 1.360 $
Amerika: 1.290 $
Türkiye: 470 $
Yukarıda ki tabloya göre Ocak ayında açıklanacak olan en düşük emekli maaşının, amasız fakatsız 75 bin Lira seviyelerinde olması gerekir.
Yani 1.500 dolar.
Şimdi böyle bir rakam telaffuz ettiğimizde size garip gelecek belki ama, buna emeklilerden bile itiraz gelebilir.
O bakımdan girişte, bilinç düzeyi yüksek ve her bakımdan farkındalık oluşturacak bir toplum olmamızın zorunluluğuna değindim.
Bu sistemle, mevcut yamalı boşça bütçe anlayışı ile emekliye belki 75 bin Lira veremeyebilirsiniz.
Ancak şunu yapabilirsiniz.
Mesela Haydar Baş'a ait olan "Milli Ekonomi Modeli"nin uygulanması ile bu rakamların çok daha üzerinde emekli maaşı ve asgari ücret verebilirsiniz.
Bu modelin belli bölümleri Çin ve Rusya'da uygulandığı içindir ki bu ülkelerde fakirlik veya işsizlik konusu hiç gündeme gelmiyor.
Siz birde bu sistemin tüm yönleri ile Türkiye'de uygulandığını düşünün.
Allah aşkına ne olur ve sakın ola ki, "Para basarsanız enflasyon olur" gibi ekonomi biliminden uzak ve IMF ağzıyla gargara yapmayın!
Sadece ekonomik gelişmeler açısından değil, Türkiye'nin bekası açısından "Milli Ekonomi Modeli" olmazsa olmaz bir reçetedir.
Bu tez aynı zamanda Bağımsız Türkiye Partisi'nin, parti programını oluşturmaktadır.
İster iktidar isterse muhalefet olsun.
Bu sistemi iktidar olduğunda uygulayacak olan ittifak, kıyamet sabahına kadar milletin baş tacı olur.
Bir toplumu fakirliğe alıştırırsan büyük düşünemez, çünkü:
İnsanlar barınma, beslenme ve güvenlik gibi en temel biyolojik ihtiyaçlarını karşılayamazken; bilim, sanat, felsefe, inovasyon veya uzun vadeli vizyonlar üzerine asla odaklanamazlar.
Bir sonraki gün masaya nasıl yemek koyacağını düşünen bir zihin, maalesef geleceği inşa edecek projeler ortaya koyamaz ve üretemez.
Sürekli yokluk çeken bir toplum, zamanla durumun değişmeyeceğine inanır.
Risk alma cesareti kaybolur, yerini sadece hayatta kalma güdüsüne bırakır.
Vizyon ve Hayaller Daralır.
Fakirlik sadece maddi bir yoksunluk değildir; aynı zamanda bilgiye, kültüre, dünyayı görme ve tanıma imkanlarına erişememektir.
Dünyayı dar bir pencereden gören toplumların hayalleri ve hedefleri de o pencerenin boyutuyla sınırlı kalır.
Özetle; fakirlik bir yaşam biçimi haline getirildiğinde, toplumlar günü kurtarma refleksiyle yaşar ve makro hedefler koyma yeteneğini kaybeder.
Konuya dair söyleyecek ve yazacak pek çok şey ileri sürebiliriz.
İzaha çalıştığım bu manzara karşısında esasen ülke olarak kesinlikle çaresiz ve kimsesiz değiliz.
Ancak ne var ki, millet olarak sadece şikayetçi oluyoruz ve fakat ne hikmetse bir türlü gereğini yapmıyoruz.
Bilinç düzeyi yüksek olan toplumlarda, hukuk ve demokrasi içinde birçok şey yapılabilir.
Daha en başından ülke siyasetini genel olarak mercek altına almalı ve en çokta mensubu bulunduğumuz partileri sorgulamalıyız.
Ülkemizde alışılagelmiş bir durum söz konusudur.
Seçmen sadece oy vermediği veya beğenmediği iktidarı eleştirir.
Oysa eleştiri muhakkak her parti içinde olmalı ve daha iyiye ulaşmak için sorgulayıcı bir seçmen profilini toplumsal olarak inşa etmeliyiz.
Şayet biz toplumsal olarak yüksek bir bilinç ve farkındalık ortaya koyarsak, o takdirde asgari ücret ve emekli maaş tartışmalarını yapmaya asla ihtiyaç kalmaz.
Biz yine de Ocak ayında açıklanacak olan emekli maaşlarının hangi rakamlarda olması gerektiğini, örnek ülke emekli maaşlarıyla mukayese etmeye çalışalım.
Dünyada emekli maaşları ve Türkiye
Lüksemburg: 3.200 €
İrlanda: 2.480 $
Hollanda: 2.320 $
Finlandiya: 2.190 $
İtalya: 2.120 $
Fransa: 2.050 $
Avusturya: 1.980 $
İsviçre: 2.560 €
Norveç: 1.630 $
Danimarka: 1.560 $
Belçika: 1.549 $
Avustralya: 1.360 $
Amerika: 1.290 $
Türkiye: 470 $
Yukarıda ki tabloya göre Ocak ayında açıklanacak olan en düşük emekli maaşının, amasız fakatsız 75 bin Lira seviyelerinde olması gerekir.
Yani 1.500 dolar.
Şimdi böyle bir rakam telaffuz ettiğimizde size garip gelecek belki ama, buna emeklilerden bile itiraz gelebilir.
O bakımdan girişte, bilinç düzeyi yüksek ve her bakımdan farkındalık oluşturacak bir toplum olmamızın zorunluluğuna değindim.
Bu sistemle, mevcut yamalı boşça bütçe anlayışı ile emekliye belki 75 bin Lira veremeyebilirsiniz.
Ancak şunu yapabilirsiniz.
Mesela Haydar Baş'a ait olan "Milli Ekonomi Modeli"nin uygulanması ile bu rakamların çok daha üzerinde emekli maaşı ve asgari ücret verebilirsiniz.
Bu modelin belli bölümleri Çin ve Rusya'da uygulandığı içindir ki bu ülkelerde fakirlik veya işsizlik konusu hiç gündeme gelmiyor.
Siz birde bu sistemin tüm yönleri ile Türkiye'de uygulandığını düşünün.
Allah aşkına ne olur ve sakın ola ki, "Para basarsanız enflasyon olur" gibi ekonomi biliminden uzak ve IMF ağzıyla gargara yapmayın!
Sadece ekonomik gelişmeler açısından değil, Türkiye'nin bekası açısından "Milli Ekonomi Modeli" olmazsa olmaz bir reçetedir.
Bu tez aynı zamanda Bağımsız Türkiye Partisi'nin, parti programını oluşturmaktadır.
İster iktidar isterse muhalefet olsun.
Bu sistemi iktidar olduğunda uygulayacak olan ittifak, kıyamet sabahına kadar milletin baş tacı olur.
Hacı Gaydan / diğer yazıları
- Emekli maaşı 75 bin TL olmalı / 09.11.2026
- ABD neden ulus devlet yapısından vaz geçmiyor? / 06.11.2026
- Devlet adamlarına ithaf olunur / 04.11.2026
- Siyasetçiler nezaketi Atatürk’ten öğrenmeli / 31.10.2026
- Cumhuriyet giderse vatan gider / 28.10.2026
- Hak daima kuvvetten üstündür / 27.10.2026
- Fahrettin Paşa şöyle demişti: “Yemen seferi Abdülhamit’in zulmü değil de nedir?” / 12.10.2026
- Cumhuriyeti kuranlar bir kuruş için seferber olmuştu / 08.10.2026
- Kürtçü yazarlardan itiraf: “Kürtlerin soyu Türklere dayanıyor” / 05.10.2026
- Uyan Türk milleti soyulan sensin! / 02.10.2026
- ABD neden ulus devlet yapısından vaz geçmiyor? / 06.11.2026
- Devlet adamlarına ithaf olunur / 04.11.2026
- Siyasetçiler nezaketi Atatürk’ten öğrenmeli / 31.10.2026
- Cumhuriyet giderse vatan gider / 28.10.2026
- Hak daima kuvvetten üstündür / 27.10.2026
- Fahrettin Paşa şöyle demişti: “Yemen seferi Abdülhamit’in zulmü değil de nedir?” / 12.10.2026
- Cumhuriyeti kuranlar bir kuruş için seferber olmuştu / 08.10.2026
- Kürtçü yazarlardan itiraf: “Kürtlerin soyu Türklere dayanıyor” / 05.10.2026
- Uyan Türk milleti soyulan sensin! / 02.10.2026

























































