Hepimizin bildiği ama en çok pazarcıların ve seyyar satıcıların dillerinden düşürmedikleri bir deyim var; “Batan geminin malları bunlar…” Malın iyisi, ucuzu, uygunu vs. burada... Gel, sende kazan, bende kazanayım, mantığıyla halkı çağırırdı bu pazarcılar.
Siyasette de bir “batan gemi” gerçeği var. Mal (!) da çok piyasada. İşte bu batan gemiye daha önce inançları adına “evet” deyip, katılanlar şimdi can derdinde, bu gemiden nasıl kurtuluruz, hesaplarını yapıyorlar.
Bizim siyasetçilerimiz ise koskoca bir devleti ve tarihe damga vurmuş bu milleti bu batan gemiye bindirme gayretindeler. “Gel vatandaş gel! Bin bu batan gemiye. Gör a…” söylemindeler.
“Davos benim için bitmiştir. Bir daha Davos’a gitmem” demişti Başbakan. Sonuç; Erdoğan gitmese Davos’a, Davos gelir Erdoğan’a, oldu.
Dünya Ekonomik Forum toplantıları bu yıl İstanbul’da yapıldı. Erdoğan ve ekibinin de hazır bulunduğu toplantılara birçok ülke temsilci gönderdi. İlginç çıkışlar, yorumlar, açıklamalar, istekler yapıldı. Kısaca toplantı İstanbul’daydı ama ruhu Davos’tan gelmişti. Kapitalizmin kutsallığı (!) ve dünyaya hakimiyeti (!) konuşuldu. Bu formdaki ilginçliklere geçmeden önce bir konuda hemfikir olalım.
Hani bir zamanlar Osmanlı için “Hasta Adam” tabiri kullanıyordu Avrupa. Şimdi kendileri hastalandı. Osmanlı kendini bitirdi. Avrupa ise dünyayı bitirme derdinde. Hem fikir miyiz? Devam edelim…
Prof. Dr. Haydar Baş, adı hem AET (Avrupa Ekonomik topluluğu) iken, hem de AB olduktan sonra ve ortak paraya geçtikten sonra bilimsel verilerle, bu birliğin asla ayakta kalamayacağını anlatı mı? Anlattı. Sonra bu birliğe üye olmadan gümrük birliği anlaşması yapmanın ekonomik intihar, ben yiyemiyorum, gel sen ye, demek olduğunu belirtti mi? Belirtti.
Sonra Sayın Baş bu birliğe Türkiye’yi asla almayacaklarını maddi ve manevi delillerle ortaya koydu mu? Koydu. Daha geçen gün köşesinden (özel bir üniversitemiz tarafından düzenlenen konferansa katılan) Prof. Dr. Joseph Weiler’in görüşlerine yer verdi; “Türkiye’nin AB’ye katılımını zorlaştıran ne geçmişi, ne de Kıbrıs meselesidir. Bu tamamen Müslüman ülke olmasındandır” demişti bu Hıristiyan profesör.
Yani Türk halkı İslam’ı terk etmedikçe asla bu birliğe giremez. Peki, İslam mı, AB’mi? Ben İslam, diyorum. Siyasilerimizin ve 3 dönemdir iktidar olan anlayışın ısrarla AB demesini de (anladım ama) anlamıyorum!
Avrupa hasta adamdır, ölecek. Avrupa, batan gemidir, batacak. Bu milleti hüsrana sürükleyenlerde elbette kaybedecektir.
Bak! BOP eş başkanı neden medeniyetler birliği toplantısına katılmadı? Çünkü ülkesi batıyor. Soros, daha yeni uyardı; Eylül’de özellikle Almanya’da çok şeyler değişecek. Yunanistan battı. İtalya ise başbakanın aşklarından fırsat bulup ekonomiyi göremiyor. Onlarda battı. Hülasa AB gitti, gidiyor.com oldu.
Toplantıya dönersek; Başbakan yine ikili oynadı. Davos’u hatırlattı. Ortadoğu’da barışın Filistin’den geçtiğini söyledi. Alkışlar peş peşe geldi.
Baş müzakereci Bağış tarihe geçecek bir benzetme ve itirafta bulundu; “TRT6’nın yayına girmesi, Akdamar Kilisesi’nin ve Sümela Manastırı’nın ibadete açılması gibi örneklerin yanı sıra, “Gıda standartlarımız, oyuncak standartlarımız bile yükseldi. Artık bütün bebek mamalarımız organik, diyen Bağış ayrıca iç politikada AB karşıtlığı politikaların arttığını ama buna rağmen Türkiye’nin bu süreçte muhteşem bir ilerleme kaydettiğini ifade etti.
Asıl bombası ise!
“AB’yi obez bir diyetisyene benzeten Bağış, “Bize sürekli ne yememiz gerektiğini, ne kadar egzersiz yapmamız gerektiğini söylüyor ama bazen yapılması gerekenleri kendi unutuyor.”
Şimdi bu sözlere binaen; Ey hacım, bacım, koçum! Bizi kim yönetiyor? Oy verdiğin AKP’mi? Yoksa AKP’nin teslim olduğu AB’mi?
Ürdün’ün başbakanı Tarawneh’in şu tespiti ise AKP’ye uyarı niteliğindeydi; “Arap Baharı’nın rengi yeşilden kırmızıya dönüyor… Tünelin sonunda ışık görmüyoruz.”
Tasmalıların soramadığını New Yorklu sordu
New York Times yazarı Thomas Friedman; “Türkiye’nin kısa bir süre öncesine kadar komşularla sıfır sorun politikası varken, son dönemde sadece sorunları olan komşuları oldu. Peki, bundan neler öğrendiniz?”
Sahi ne öğrendiniz?
Siyasette de bir “batan gemi” gerçeği var. Mal (!) da çok piyasada. İşte bu batan gemiye daha önce inançları adına “evet” deyip, katılanlar şimdi can derdinde, bu gemiden nasıl kurtuluruz, hesaplarını yapıyorlar.
Bizim siyasetçilerimiz ise koskoca bir devleti ve tarihe damga vurmuş bu milleti bu batan gemiye bindirme gayretindeler. “Gel vatandaş gel! Bin bu batan gemiye. Gör a…” söylemindeler.
“Davos benim için bitmiştir. Bir daha Davos’a gitmem” demişti Başbakan. Sonuç; Erdoğan gitmese Davos’a, Davos gelir Erdoğan’a, oldu.
Dünya Ekonomik Forum toplantıları bu yıl İstanbul’da yapıldı. Erdoğan ve ekibinin de hazır bulunduğu toplantılara birçok ülke temsilci gönderdi. İlginç çıkışlar, yorumlar, açıklamalar, istekler yapıldı. Kısaca toplantı İstanbul’daydı ama ruhu Davos’tan gelmişti. Kapitalizmin kutsallığı (!) ve dünyaya hakimiyeti (!) konuşuldu. Bu formdaki ilginçliklere geçmeden önce bir konuda hemfikir olalım.
Hani bir zamanlar Osmanlı için “Hasta Adam” tabiri kullanıyordu Avrupa. Şimdi kendileri hastalandı. Osmanlı kendini bitirdi. Avrupa ise dünyayı bitirme derdinde. Hem fikir miyiz? Devam edelim…
Prof. Dr. Haydar Baş, adı hem AET (Avrupa Ekonomik topluluğu) iken, hem de AB olduktan sonra ve ortak paraya geçtikten sonra bilimsel verilerle, bu birliğin asla ayakta kalamayacağını anlatı mı? Anlattı. Sonra bu birliğe üye olmadan gümrük birliği anlaşması yapmanın ekonomik intihar, ben yiyemiyorum, gel sen ye, demek olduğunu belirtti mi? Belirtti.
Sonra Sayın Baş bu birliğe Türkiye’yi asla almayacaklarını maddi ve manevi delillerle ortaya koydu mu? Koydu. Daha geçen gün köşesinden (özel bir üniversitemiz tarafından düzenlenen konferansa katılan) Prof. Dr. Joseph Weiler’in görüşlerine yer verdi; “Türkiye’nin AB’ye katılımını zorlaştıran ne geçmişi, ne de Kıbrıs meselesidir. Bu tamamen Müslüman ülke olmasındandır” demişti bu Hıristiyan profesör.
Yani Türk halkı İslam’ı terk etmedikçe asla bu birliğe giremez. Peki, İslam mı, AB’mi? Ben İslam, diyorum. Siyasilerimizin ve 3 dönemdir iktidar olan anlayışın ısrarla AB demesini de (anladım ama) anlamıyorum!
Avrupa hasta adamdır, ölecek. Avrupa, batan gemidir, batacak. Bu milleti hüsrana sürükleyenlerde elbette kaybedecektir.
Bak! BOP eş başkanı neden medeniyetler birliği toplantısına katılmadı? Çünkü ülkesi batıyor. Soros, daha yeni uyardı; Eylül’de özellikle Almanya’da çok şeyler değişecek. Yunanistan battı. İtalya ise başbakanın aşklarından fırsat bulup ekonomiyi göremiyor. Onlarda battı. Hülasa AB gitti, gidiyor.com oldu.
Toplantıya dönersek; Başbakan yine ikili oynadı. Davos’u hatırlattı. Ortadoğu’da barışın Filistin’den geçtiğini söyledi. Alkışlar peş peşe geldi.
Baş müzakereci Bağış tarihe geçecek bir benzetme ve itirafta bulundu; “TRT6’nın yayına girmesi, Akdamar Kilisesi’nin ve Sümela Manastırı’nın ibadete açılması gibi örneklerin yanı sıra, “Gıda standartlarımız, oyuncak standartlarımız bile yükseldi. Artık bütün bebek mamalarımız organik, diyen Bağış ayrıca iç politikada AB karşıtlığı politikaların arttığını ama buna rağmen Türkiye’nin bu süreçte muhteşem bir ilerleme kaydettiğini ifade etti.
Asıl bombası ise!
“AB’yi obez bir diyetisyene benzeten Bağış, “Bize sürekli ne yememiz gerektiğini, ne kadar egzersiz yapmamız gerektiğini söylüyor ama bazen yapılması gerekenleri kendi unutuyor.”
Şimdi bu sözlere binaen; Ey hacım, bacım, koçum! Bizi kim yönetiyor? Oy verdiğin AKP’mi? Yoksa AKP’nin teslim olduğu AB’mi?
Ürdün’ün başbakanı Tarawneh’in şu tespiti ise AKP’ye uyarı niteliğindeydi; “Arap Baharı’nın rengi yeşilden kırmızıya dönüyor… Tünelin sonunda ışık görmüyoruz.”
Tasmalıların soramadığını New Yorklu sordu
New York Times yazarı Thomas Friedman; “Türkiye’nin kısa bir süre öncesine kadar komşularla sıfır sorun politikası varken, son dönemde sadece sorunları olan komşuları oldu. Peki, bundan neler öğrendiniz?”
Sahi ne öğrendiniz?
Akın Aydın / diğer yazıları
- Madem gündem ‘ulusal egemenlik’ o halde söz sahibinin / 23.04.2026
- Türkiye’nin gerçeği ‘Kör sadakat’ / 22.04.2026
- Tom Barrack’a haddini bildirecek yok mu? / 21.04.2026
- Orban ‘amaca giden her yol mubahtır’ anlayışının kurbanı oldu / 20.04.2026
- Türkiye ile İsrail’i karşı karşıya getirme oyunu / 19.04.2026
- ABD, saltanatını korumak için İran’da / 18.04.2026
- ‘Türkiye, güven ve huzur adası olma vasfını sürdürmektedir’ demiştiler / 17.04.2026
- Aşk ile / 14.04.2026
- Baş Hocamız öldü mü sanıyorsunuz? / 13.04.2026
- Millî Güvenlik Kurulu, PKK’ya ‘terör örgütü’ dedi / 12.04.2026
- Türkiye’nin gerçeği ‘Kör sadakat’ / 22.04.2026
- Tom Barrack’a haddini bildirecek yok mu? / 21.04.2026
- Orban ‘amaca giden her yol mubahtır’ anlayışının kurbanı oldu / 20.04.2026
- Türkiye ile İsrail’i karşı karşıya getirme oyunu / 19.04.2026
- ABD, saltanatını korumak için İran’da / 18.04.2026
- ‘Türkiye, güven ve huzur adası olma vasfını sürdürmektedir’ demiştiler / 17.04.2026
- Aşk ile / 14.04.2026
- Baş Hocamız öldü mü sanıyorsunuz? / 13.04.2026
- Millî Güvenlik Kurulu, PKK’ya ‘terör örgütü’ dedi / 12.04.2026




























































