logo
28 NİSAN 2026

Depremde ölen 117 vatandaş anıldı

30 Ekim'de İzmir'de meydana gelen 6.6 büyüklüğündeki depremin üzerinden tam bir yıl geçti. Depremde hayatını kaybeden 117 vatandaş için anma programları düzenlenirken, depremin meydana geldiği saat olan 14.51'de sirenler çalınarak saygı duruşunda bulunuldu. Alanda bulunan vatandaşlar, kayıplar için gözyaşı döktü

30.10.2021 17:56:00
Depremde ölen 117 vatandaş anıldı
Depremde ölen 117 vatandaş anıldı
30 Ekim 2020'de meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki depremin yıldönümünde duygu dolu anlar yaşandı. İzmir Büyük Belediyesi tarafından Bayraklı ilçesinde düzenlenen anma programı çerçevesinde, depremde tamamen yıkılan ve 36 kişinin hayatını kaybettiği Rıza Bey Apartmanı önünde dikilen anıta karanfiller bırakıldı. Karanfil bırakma etkinliğine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Bayraklı Belediye Başkanı Serdal Sandal, Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü ve CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel ile birlikte İzmir milletvekilleri ve depremde hayatını kaybeden vatandaşların aileleri katıldı. Daha sonra 30 Ekim kayıpları için Rıza Bey Apartmanı önünden saygı yürüyüşü düzenlendi. Kortej, Sakarya Caddesinden 30 Ekim Deprem Anıtı ve Parkı'nın açılışının yapılacağı yere ulaştı. Depremin gerçekleştiği saat olan 14.51'de anıt önünde itfaiye sireni eşliğinde saygı duruşunda bulunup İstiklal Marşı okundu, ardından anıta karanfiller bırakıldı. Depremde hayatını kaybedenler için anıtın yanından havaya beyaz balonlar salındı, bu sırada bazı vatandaşlar gözyaşlarını tutamadı.



Sandalyelerde vefat eden vatandaşların isimleri yer aldı

Yeniden düzenlenen 30 Ekim Parkı'nda ise anma töreni gerçekleştirildi. Törende, protokolün bulunduğu alandaki sandalyeler boş bırakılarak üzerlerine karanfil bırakıldı. Sandalyelerin üzerinde, depremde vefat eden vatandaşların isimlerinin yazıldığı görüldü. Törende, İzmir Büyükşehir Belediyesinin bir yılda sürdürdüğü çalışmaları içeren teknik sunum filmi gösterilirken, 'Elimi Tutar Mısın'' isimli belgeselin gösterimi de yapıldı. Belgesel yapımcı ve yönetmeni Önder İnce'ye, Tunç Soyer tarafından çiçek takdim edildi. Gün içerisinde yedi merkez ilçede 15 noktada 18 bin 500 kişilik lokma dağıtılacak. Bayraklı'daki üç camide akşam ile yatsı arasında ise mevlit okutulacak.



'İzmir'in hafızasına acıdan bir iz kazıdı'

Törende konuşan Başkan Soyer, 'Şehrimizi derinden sarsan bu afet, yazık ki 2020 yılında dünyada meydana gelen depremler arasında en fazla insanın hayatını kaybettiği deprem olarak kayıtlara geçti. 30 Ekim depremi, İzmir'in hafızasına acıdan bir iz kazıdı. Derin acımızı unutmamak ve gelecek kuşaklara hatırlatmak için, bu anma merasimi kapsamında 30 Ekim Deprem Anıtının açılışını gerçekleştiriyoruz. 30 Ekim, büyük bir afetin ve aynı zamanda İzmir'in gördüğü en destansı dayanışmalardan birinin tarihe not düşüldüğü gündür. Tüm İzmirlilerin, tek bir afetzedenin dahi sokakta kalmaması için nasıl büyük bir seferberlik içine girdiğini hepimiz çok iyi hatırlıyoruz. Bu dayanışma sayesinde evsiz kalan tüm vatandaşlarımız daha ilk gece bir çadıra yerleşti. Bir ay içinde ise tüm çadırlar söküldü, tüm mağdur vatandaşlarımız birer yuvaya kavuştu. Bunu, Bir Kira Bir Yuva kampanyamıza destek vererek sizler başardınız. Tüm İzmirliler başardı' dedi.



'İzmir'in en büyük önceliği dirençli bir kent olmak'

'İzmir'in en büyük önceliği dirençli bir kent olmak' diyen Başkan Soyer, 'Nitekim İzmir'de sadece bir yıl içerisinde; deprem, sel, orman yangını, fırtına, hortum gibi birçok afeti yaşadık. Yaşadığımız bu acı tecrübeler ülkemizin afet mevzuatında ve politikalarında bir an önce köklü değişikler yapılması gerektiğini gösterdi. Bununla beraber, afetlerin önlenmesinde ve yaraların sarılmasında yerel yönetimlerin önemini ortaya koydu. Biz bu bilinçle, bir yandan depremin açtığı yaraları sararken, diğer yandan afete hazır İzmir için adımlarımızı atmaya başladık. 30 Ekim depremi yaşanmadan önce Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığını kurmuştuk. Yaşadığımız bu büyük afet, İzmir'in böyle bir yapılanmaya ne çok ihtiyaç duyduğunu bir kere daha gösterdi. Ardından, afet yönetimini tüm paydaşlar ve sivil toplumla ortaklaşa yürütmek üzere İzmir Afet Platformu'nu oluşturduk. Böylelikle kamunun yetkilerini, sivil toplumun gönüllü gücüyle bir araya getirdik' diye konuştu.



'İki büyük çalışma başlattık'

Kentin deprem kaynaklı afetlere karşı direncini geliştirmek için iki büyük çalışma başlattıklarını kaydeden Başkan Soyer, şunları söyledi: 'Bunlardan birincisi, yapı stok envanteri projemiz. Bu sayede yapıların mevcut durumlarının kimlik kartını çıkartıyor ve karekod uygulaması ile binayla ilgili tüm bilgileri herkes için erişilebilir hale getiriyoruz. Depreme hazırlık kapsamında kentimizde yapılacak ilk müdahale için bölgesel öncelikleri belirliyoruz. Bu kapsamda, İnşaat Mühendisleri Odası ile yaptığımız protokol çerçevesinde Bayraklı ilçemizde, 24 mahallemizdeki 33 bin 100 yapının inceleme çalışmalarını tamamladık. İkinci çalışmamız ise ülkemizin en kapsamlı deprem, tsunami ve zemin araştırma projesi. İzmir yer altı röntgenini çeken bir çalışma. Orta Doğu Teknik Üniversitesinin koordinasyonu, İzmir Yüksek Teknoloji ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinin öncülüğünde, 10 üniversiteden 43 bilim insanı ve 18 uzman mühendis, İzmir'in sismik hareketlerini değerlendirerek aktif olan fayları belirliyor. Bu proje başlayana kadar, İzmir'in diri olan faylarına dair elimizde bilimsel, sağlıklı bir veri bulunmuyordu. Üniversitelerin ve uzmanların değerli çalışmaları sonucunda, İzmir'in depremselliği ile ilgili çok somut ve net bilgilere ulaşıyoruz. Araştırmalarımızı hem karada hem de körfezde eşzamanlı yürütüyoruz. Böylece dirençli bir kent olmak için gerekli planlamaları tamamlayarak şehrin yeni yapılaşma alanlarının yeri ve şekline doğru yön verebiliyoruz.'



'Mutabakat sağladık'

30 Ekim sonrasında hasarlı binaların dönüşümü için gerekli finansman konusunda belediyenin, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve İller Bankasıyla birlikte çalıştığını ifade eden Başkan Soyer, 'Yoğun bir müzakerenin sonucunda, Acil İyileştirme Kredisi için Dünya Bankası ile gerekli mutabakatları kısa sürede sağladık. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ve hükümetin diğer yetkili birimlerinin uygun görüşünü takiben, hasarlı binaların dönüşümü için krediyi vatandaşlarımıza derhal kullandıracağız. İzmir'in deprem odaklı afet risklerini azaltmanın en önemli araçlarından biri, hiç kuşkusuz kentsel dönüşüm. Bu nedenle kentsel dönüşüm yatırımlarına İzmir tarihinde hiç olmadığı kadar hız verdik. Yaklaşık bin bağımsız bölümü teslim ettik ve 2 bin 500 bağımsız bölümün inşaatını başlattık. Belediye şirketimiz İzBeton'un yapım ihalelerine dahil olmasını sağlayarak İzmir'de kentsel dönüşüme yeni bir ivme getirdik. Tüm bu çalışmalarımızın ortak paydası ise İzmir'i ve İzmirlileri, sağlıksız yapılara, yıkımlara ve can kayıplarına mahkum etmemek. İzmir'i dirençli bir şehir olabilmesi için imar etmek' sözlerine yer verdi.

Meclis kararlarını açıkladı

Depremzede vatandaşların yaralarını sarmak için kasım ayında meclisin onayına sunacakları üç önemli kararın bilgisini veren Başkan Soyer, sözlerini şöyle sürdürdü: 'Birincisi, Uzundere'de depremzedelere tahsis ettiğimiz konutların kullanımına 6 ay daha ücretsiz imkan tanıyoruz. İkincisi, mevcut yapıların hak kaybı yaşanmadan yapılaşmasını sağlayan bölgelerin belirlenmesi için verilen 5 aylık süreyi uzatıyoruz. Üçüncüsü, orta ve ağır hasarlı yapıların hızla dönüşmesini sağlamak için emsal artışını meclisimizin gündemine getiriyoruz. Bütün bunlar acılarınız hafifletmeye etmiyor. Emin olun ki acınız acımızdır. Sadece bugün değil, yarın da sonuna kadar da yanınızda olacağız. Acınızı hafifletmek için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.'

'Afet bölgesi ilan edilmeliydi'

Bayraklı Belediye Başkanı Serdal Sandal ise şöyle konuştu: 'Temel sorunlarımız belli. Bu sorunların karşısındaki kurumlar da belli. Bayraklı Belediyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi, ilgili bakanlıklarımız dışında sorunun çözümünü başka alanlarda aramak çok doğru değil. Siyasi polemiklere kurban edilmeden, kentin sorunlarını bu bileşenlerle beraber çözmek hepimizin en büyük arzularından bir tanesi. Sorunlarımız belli. Aslında temel sorunlardan bir tanesi, bölgenin afet bölgesi ilan edilmemesi. 20 bin yurttaşın dışarıda kaldığı, 117 yurttaşımızı yitirdiğimiz Bayraklı, afet bölgesi ilan edilmiş olsaydı, belki bugün depremzede yurttaşlarımızın söylediği hiçbir sıkıntıyı bugün konuşmayacaktık. Benzer uygulamayı ülkemizin birçok yerinde gördük. Benzer uygulamanın Bayraklı'da olması bizleri de memnun ederdi. Mevzuatla ilgili ciddi sıkıntılarımız var. Hasarlı bina, riskli bina kavramı arasında sıkışmış vatandaşlarımız var. Az hasarlıdan, orta hasarlıdan ne kastedildiğini pek anlamış değiliz. Bir binanın içinde oturulup oturulmadığı bizim önceliklerimizden bir tanesi. Bilimsel olarak binaların riskli olup olmadığına karar verdikten sonra gerekli çalışmaların başlaması, bizim öncelikli faaliyetlerimizden bir tanesi. Ağır hasarlı binalarda da yurttaşlarımız oturamıyor, orta hasarlı binalarda da oturamıyor ama orta hasarlı binalardaki yurttaşlarımızın hakları, ağır hasarlıdaki yurttaşlarımızın haklarından farklı durumda. Bu garabetin bir şekilde ortadan kalkması gerekiyor.'

'Ben, Umut'unu yitirmiş ama başka çocuklara umut olmaya çalışan bir anneyim'

Depremde, Doğanlar Apartmanı enkazından 65 saat sonra kurtulan Elif Perinçek'in ağabeyi Umut Perinçek ise hayatını kaybetmişti. Perinçek Ailesi, acı kayıptan sonra çocuklara hizmet eden Yüreklere Umut Vakfını (YUVA) kurmuştu. Vakıf, deprem yıldönümünde deprem hattında bisiklet sürme etkinliği de düzenledi. Anne Seher Perinçek, '117 vatandaşımızı anmak için 117 gönüllü bisikletlimizle etkinlik çağrısı yapmıştık. 117 gönüllüden daha fazla bisikletli katılım sağladı. Bisikletli arkadaşlarımız deprem hattı üzerinde bisiklet sürdüler. Ayrıca gökyüzüne balonda uçuracağız. Bu balonlar uçtuğunda yitirdiğimiz 27 miniğimizde minik bir tebessüm sağlamış olmak istiyoruz. Her tebessüm eden çocuğun gülüşünde, vefat eden 27 çocuğumuz can bulacak. Bunların arasında Umut da var. 117 vatandaşın arasında 27 küçük kalp vardı. Maalesef 30 Ekim'de o kalpler durdu. Biz şimdi Türkiye'min çocuklar için kaleme aldığı dilekleri, bu balonlarla gökyüzüne bırakacağız. O minik kalplere küçük birer hediye yollayacağız. Ben, Umut'unu yitirmiş ama başka çocuklara umut olmaya çalışan bir anneyim' dedi. Baba Oğuz Perinçek ise 'Tam bir yıl önce 117 canımızı kaybettik. Bu kayıplardan büyük bölümünün yaşandığı Doğanlar Apartmanı önündeyiz. Bu etkinlikle, 117 can kaybını anmak istedik. Depremi bir kez daha hatırlatmak, bundan sonraki olumsuz olayların yaşanmaması için tedbirlilerin alınması gerektiğini bir kez daha hatırlatmak için buradayız' diye konuştu. Konuşmaların ardından, aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda gönüllü, dileklerinin yazıldığı balonları, depremde hayatını kaybeden 27 çocuk için havaya saldı.

30 Ekim 2020 sonrası yaşananlar

6,6 büyüklüğündeki depremde 5 apartman tamamen yıkılmış, 117 kişi hayatını kaybederken bin 34 kişi yaralanmıştı. Yıkılan binalarda sorumlulukları olduğu iddia edilen kişilere yönelik açılan 5 davada 29 sanık yargılanıyor. Aralarında müteahhit, sürveyan, inşaat mühendisi, mimar; projesiz, izinsiz ve kontrolsüz tamirat işlemi yaptırdığı, binanın kentsel dönüşüme sokulmasına karşı çıktığı ve binadaki hasarı bina sakinlerinden gizlediği iddia edilen apartman kat malikleri ile yapı denetim şirketi yetkililerinin de olduğu 29 sanık hakkında "bilinçli taksirle birden fazla insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olmak" suçundan dava açıldı. Bilirkişi raporlarında, 5 apartman için de ortak görüşe varıldı, binaların "projelendirmedeki eksiklikler, malzeme özelliklerindeki yetersizlikler, uygulama ve işçilik hataları, yapım denetimindeki yetersizlik" nedeniyle yıkıldığına dikkati çekildi. Depremde 36 kişi ile en çok can kaybının yaşandığı apartman Rıza Bey Apartmanı oldu. Yağcıoğlu Apartmanı B Blok, Emrah Apartmanı, Rızabey Apartmanı, Doğanlar Apartmanı B Blok, Yılmaz Erbek Apartmanı B Blok ile ilgili davalar sürerken, Barış Sitesi'ne ilişkin ise şüphelilerin hayatta olmaması ve kimlik tespiti yapılamaması nedeniyle dava açılamadı. 29 sanık hakkında açılan 5 davada 8 sanık tutuklu yargılanıyor. Deprem sonrası hasar tespit çalışmaları kapsamında 210 bin bina kontrol edildi. Ağır hasarlı 680 binanın yıkımında sona gelindi. Bayraklı'daki 7 proje alanında bin 700 bağımsız bölüm yapılması, 375 hektarlık rezerv alanında da 3 bin 649 tane bağımsız bölüm yapılması planlanıyor.İHA

Masrafsız yuva kurma dönemi: Düğün salonu, gelinlik, damatlık ücretsiz

Samsun'un İlkadım Belediyesi, dar gelirli ve emekli ailelerin çocuklarına düğün salonu, ikramlar, orkestra, gelinlik ve damatlık dahil ücretsiz evlilik desteği sunarken, yeni doğan bebekler için de "Hoş Geldin Bebek" projesi kapsamında ailelere hediye paketleri ulaştırıyor

28.04.2026 12:53:00 / Güncelleme: 28.04.2026 12:55:35
İHA
Masrafsız yuva kurma dönemi: Düğün salonu, gelinlik, damatlık ücretsiz
Masrafsız yuva kurma dönemi: Düğün salonu, gelinlik, damatlık ücretsiz
İlkadım Belediyesi, gittikçe azalan genç nüfus ve doğurganlık hızını tersine çevirmek amacıyla evlenecek gençlerin düğünlerini ertelememesi için çeşitli projeler yürütüyor. Belediye tarafından yürütülen proje kapsamında düğün salonu tahsisi, yaş pasta, kuru pasta, ikramlıklar ve orkestra hizmetleri ücretsiz sunulurken, gelinlik ve damatlık desteği ise Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlanıyor. Ayrıca yeni evlenen çiftlerin bebek sahibi olması durumunda "Hoş Geldin Bebek" projesi kapsamında hediye paketleri de ailelere ulaştırılıyor.

"Bugüne kadar 105 çiftimizi ücretsiz şekilde evlendirdik"

Kısa bir sürede 105 çiftin düğününü ücretsiz olarak gerçekleştirdiklerini ifade eden İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, "Bu projemizi 2024 yılında başlattık. 2024 Haziran'dan itibaren çocuklarımızı ücretsiz evlendiriyoruz. Düğün salonu ve içindeki tüm ikramlar ücretsiz. Yaş pasta, kuru pasta, orkestra dahil her şey ücretsiz. Buna gelinlik ve damatlığı da ekledik. Onları da Samsun Büyükşehir Belediyesi, Başkan Halit Doğan öncülüğünde veriyor. Bu kardeşlerimiz bizden ücretsiz düğün yapsın ya da yapmasın, bebekleri olduğunda da 'Hoş Geldin Bebek' seti hazırladık. Belediye çalışanlarımız yeni doğan çiftleri ziyaret edip setimizi hediye ediyorlar. Bu şekilde dar gelirli aileler ve emeklilerimizin çocuklarını ücretsiz evlendirmeye devam ediyoruz. Bugüne kadar 105 çiftimizi bu şekilde evlendirdik. 2026 yılı için de bugüne kadar 80 evladımız bize müracaat etti. Randevularını verdik. O çiftlerimizi de evlendireceğiz ama bu süreç devam ediyor. 2026 yılında da 150'ye yakın çiftimizi ücretsiz bir şekilde evlendireceğiz diye düşünüyorum" dedi.



"Hoş Geldin Bebek' ve 'Ücretsiz Düğün Salonu' projelerimiz aynı kararlılıkla sürecek"

Gençlerin maddi imkânsızlıklar nedeniyle düğünlerini ertelememesi ve düğün salonu gibi yüksek maliyetli giderlerin başka ihtiyaçlara yönlendirilebilmesi amacıyla projeye önem verdiklerini belirten Başkan Kurnaz, "Amacımız hem nüfus artışına katkı sağlamak hem de evlenmek isteyen gençlerimizin ekonomik nedenlerle evliliklerini ertelemelerinin önüne geçmek. Bir an önce yuva kurmalarını istiyoruz. 2024 yılında İlkadım'ın nüfusu 322 bindi. 2025 yılı sonunda bu sayı 330 bine yükseldi. Nüfusumuzda 8 bin kişilik artış söz konusu. Bu artışın yeni doğumlar mı yoksa adres değişikliklerinden mi kaynaklandığına yönelik çalışmalar sürüyor. Son iki yılda ilçemizin nüfusu 8 bin kişi arttı. Bu artışın yeni doğan bebeklerle daha da desteklenmesini arzu ediyoruz. İlkadım, emekli nüfusun yoğun olduğu bir ilçe görünümünde. Emeklilerimiz başımızın tacı ancak genç nüfusu artıracak adımları da atmaya devam edeceğiz. 'Hoş Geldin Bebek' ve 'Ücretsiz Düğün Salonu' projelerimiz aynı kararlılıkla sürecek" diye konuştu.

Bu yıl şu ana kadar 80 ücretsiz düğün randevusu alan belediyeye başvuruların, düğün sezonunun yoğunlaşmasıyla birlikte artması bekleniyor.

Soğuk ve yağışlı hava geri dönüyor

İstanbul'a Perşembe'den itibaren Balkanlar'dan soğuk ve yağışlı hava geliyor. Sıcaklıklar 3-5 derece düşecek, hafta sonuna kadar aralıklı yağmur bekleniyor

28.04.2026 10:57:00 / Güncelleme: 28.04.2026 11:02:24
Haber Merkezi
Soğuk ve yağışlı hava geri dönüyor
Soğuk ve yağışlı hava geri dönüyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), 27 Nisan 2026 tarihli haftalık hava tahmin raporunda İstanbulluları ani hava değişimine karşı uyardı.

Nisan ayının son günlerinde kısa süreli bahar yüzü gösteren İstanbul'da, hafta ortasından itibaren Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı sistem etkili olacak. AKOM, "dikkat" notuyla vatandaşları tedbirli olmaya çağırdı.

Gün gün hava tahmini

Salı (28 Nisan) ve Çarşamba (29 Nisan): Genel olarak güneşli ve az bulutlu bir hava hakim olacak. Sıcaklıklar 16-18°C aralığında seyredecek, öğle saatlerinde 18°C'ye kadar çıkması bekleniyor. Yağış öngörülmüyor; bahar havası devam edecek.

- Perşembe (30 Nisan): Soğuk ve yağışlı hava dalgası devreye giriyor. Akşam saatlerinden itibaren yağmur başlayacak (metrekareye 1-3 kg yağış). Sıcaklıklar 3-5 derece birden düşerek mevsim normallerinin altına inecek.

- Cuma (1 Mayıs) ve sonrası: Aralıklı yağış geçişleri sürecek. Sıcaklıklar 12-16°C bandında, mevsim normallerinin altında kalacak. Hafta sonu da serin ve yer yer yağmurlu hava etkili olmaya devam edecek.

AKOM'un 22 Nisan'daki uyarılarında da Balkanlar kaynaklı soğuk hava dalgalarının Marmara'yı etkilediği, öğle saatlerinden itibaren yer yer kuvvetli yağışların görüldüğü belirtilmişti. Bu sistemler sıklıkla su baskını, göllenme ve ulaşımda aksamalara yol açabiliyor.

AKOM, olası risklere karşı şu önlemleri hatırlattı:

- Yol ve yaya alt geçitlerinde göllenme, su birikintileri, düşük kesimlerde su baskını riski.

- Özellikle sabah ve akşam saatlerinde hissedilir serinlik; mont, şemsiye ve su geçirmez ayakkabı gibi hazırlıklar.

- Toplu taşıma ve özel araç kullananlar için yavaş seyir, dikkatli sürüş.

- Zorunlu olmadıkça riskli bölgelerde bulunmamak, resmi uyarıları takip etmek.

AKOM'un açıklamasında, "İstanbul'un her noktasındaki ihbarlara anında müdahale ediyoruz" vurgusu yapılarak, vatandaşların dikkatli olması istendi. Baraj doluluk oranlarının da yağışlarla olumlu etkilenebileceği ancak sel riskine karşı önlem alınması gerektiği kaydedildi.

Çin üniversiteleri Türkiye'de öğrenci avında


 
Son yıllarda özellikle liseler arasında yaygınlaşan Çince eğitimi Türk gençlerinin Çin’de üniversite eğitimi alma hedeflerini artırdı. 

28.04.2026 06:32:00
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
Çin üniversiteleri Türkiye'de öğrenci avında
Çin üniversiteleri Türkiye'de öğrenci avında

Son yıllarda özellikle liseler arasında yaygınlaşan Çince eğitimi Türk gençlerinin Çin'de üniversite eğitimi alma hedeflerini artırdı. Türk Çin Kültür Derneği, düzenlediği bir organizasyonla Çin'in başkenti Pekin'den 19 üst düzey üniversitenin İstanbul'da bir tanıtım fuarı yapmasını sağlıyor.
Dernek Başkan Yardımcısı Mustafa Karslı, fuarın 18 Mayıs'ta İstanbul'da düzenleneceğini kaydetti.

Dünyanın en iyi 14. üniversitesi konumunda bulunan Pekin Üniversitesi, Ay'a araç gönderen ekipte görev alan Pekin Havacılık ve Uzay Bilimleri Üniversitesi de fuarda yer alacak. Teknoloji, enerji, tıp, spor ve sanat gibi alanlarda eğitim veren üniversiteler da fuarda gösterecek.

Çin'de üniversite eğitimi almak isteyen gençlere her alanda destek sağladıklarını belirten Karslı, Çin devletinin çok sayıda burs imkânı olduğunu dile getirdi. Ziyaretçilerin ücretsiz katılabileceği bu fuara girebilmek için fuar katılım formu doldurmak gerekiyor. Fuar kayıt linki: https://cinkultur.com/form/ İstanbul Marriott Hotel Şişli'de gerçekleştirilecek fuar, 09.30-14.30 arasında açık kalacak.

Çin'de üniversiteler istisnalar hariç Çince eğitim veriyor. Bu ülkede eğitim almak isteyen öğrencilerin Çince öğrenmesi gerekiyor! Tümüyle İngilizce eğitim Tsinghua Üniversitesi ve Pekin Üniversitesi'nin bazı bölümlerinde sunuluyor. Eğitim ücreti 198 bin TL ile 680 bin TL arasında değişiyor.

Belediye personeline satırla saldırı

Ordu'da belediye binasında bir kişinin, belediye başkanının sekreterini satırla yaraladığı anların güvenlik kamerası görüntüsü ortaya çıktı

27.04.2026 16:18:00
İHA
Belediye personeline satırla saldırı
Belediye personeline satırla saldırı
Ordu'nun Aybastı ilçesinde 6 gün önce belediye binasında bir kişinin, belediye başkanının sekreterini satırla yaraladığı anların güvenlik kamerası görüntüsü ortaya çıktı.  

Olay, 21 Nisan günü saat 10.50'de meydana geldi. Aybastı Belediyesi'ne giden Yusuf Doğan isimli şahıs, belediye çalışanı ve başkanın sekreteri Adem Demirkale'ye bazı sorular sordu. Bir süre sonra Yusuf Doğan, Demirkale'nin başına satırın keskin kısmıyla 2 kez vurdu. Bu esnada Demirkale ve diğer belediye çalışanları şahsı etkisiz hale getirdi. Başından yaralanan Demirkale, olay yerindeki ilk müdahalenin ardından ambulansla Fatsa'daki bir hastaneye sevk edildi.

Olay anı güvenlik kamerasında

Olayın yaşandığı an ise belediyeye ait güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde, Yusuf Doğan isimli şahsın sekreterlik odasına geldiği, bir süre sonra ceketinin cebinden çıkardığı satırın keskin kısmıyla Demirkale'nin başına 2 kez vurduğu anlar yer alıyor. Ayrıca saldırıyı gerçekleştiren şahsın ikna edilerek güçlükle elinden satırın alındığı anlar da görüntülere yansıdı.

Öte yandan, olayın ardından gözaltına alınan ve emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Yusuf Doğan, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Malatya'da 4,4 büyüklüğünde deprem

AFAD'ın internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Battalgazi ilçesi olan 4,4 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi. Bölgede son günlerde yaşanan peş peşe depremler endişeye yol açtı

27.04.2026 16:13:00
Haber Merkezi
Malatya'da 4,4 büyüklüğünde deprem
Malatya'da 4,4 büyüklüğünde deprem
Malatya'nın Battalgazi ilçesinde, saat 15.42'de 4,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Battalgazi ilçesi olan 4,4 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 16,36 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.

Malatya'nın Battalgazi ilçesinde 4,4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Deprem, Battalgazi'nin kırsal mahalleleri (özellikle Gülümuşağı civarı) merkezli olarak kaydedildi.

Bölgede depremler sıklaştı

Öte yandan, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Bingöl, Erzurum ve Ağrı illerinde son günlerde kaydedilen depremlerle ilgili önemli bir açıklamada bulundu. Rasathane yetkilileri, bu sarsıntıların büyük bir depremin öncüsü olarak yorumlanamayacağını, ancak bölgenin yakından izlenmesi gerektiğini bildirdi.

Son günlerde Bingöl, Erzurum ve Ağrı bölgelerinde küçük ölçekli depremler kaydedildi. Kandilli Rasathanesi, bu tür sığ ve düşük büyüklükteki olayların bölgenin tektonik yapısından kaynaklandığını, ancak tek başına büyük bir depremi işaret etmediğini belirtti. Yetkililer, "Bu depremler büyük bir depremin öncüsü olarak yorumlanamaz; ancak Doğu Anadolu Bölgesi'nin aktif fay yapısı nedeniyle bölge yakından izlenmelidir" değerlendirmesinde bulundu.

Uzmanlar, bölgenin tarihsel deprem kayıtlarına dikkat çekerek, Kuzey Anadolu Fayı ile Doğu Anadolu Fayı'nın kesişim noktalarında enerji birikiminin olabileceğini hatırlattı. Ancak mevcut verilere göre, son depremlerin bağımsız ve yerel olduğu, artçı veya tetikleyici bir zincir oluşturmadığı ifade edildi.

Swiss Otel'de yangın paniği: Vatandaşlar tahliye edildi

Beşiktaş'ta bulunan Swissotel The Bosphorus'da henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın paniği yaşandı. Otelde konaklayan kişiler ve çalışanlar tahliye edildi. Ekiplerin çalışmaları sürüyor

27.04.2026 15:05:00
İhlas Haber Ajansı
Swiss Otel'de yangın paniği: Vatandaşlar tahliye edildi
Swiss Otel'de yangın paniği: Vatandaşlar tahliye edildi
Beşiktaş'ta bulunan Swissotel The Bosphorus'da henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın paniği yaşandı. Otelde konaklayan kişiler ve çalışanlar tahliye edildi. Ekiplerin çalışmaları sürüyor.
Beşiktaş'ta bulunan Swissotel The Bosphorus'da saat 13.30 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın paniği yaşandı. Yangının, otelin makine dairesinde çıktığı bildirildi. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Otelde konaklayanlar ve çalışanlar tahliye edildi. Ekiplerin otelde çalışmaları sürüyor.İHA

15 Temmuz darbe girişimi genç gazetecilerin manşetleriyle hatırlanacak

Basın İlan Kurumu, iletişim fakültesi öğrencilerinin kriz dönemlerinde doğru, hızlı ve sorumlu habercilik refleksi kazanmalarına katkı sağlamak amacıyla "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi" programını hayata geçiriyor. Programın ilk etkinliği 29 Nisan'da Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde gerçekleştirilecek

27.04.2026 14:30:00 / Güncelleme: 27.04.2026 14:32:07
Haber Merkezi
15 Temmuz darbe girişimi genç gazetecilerin manşetleriyle hatırlanacak
15 Temmuz darbe girişimi genç gazetecilerin manşetleriyle hatırlanacak
Basın İlan Kurumu tarafından 15 Temmuz Darbe Girişiminin 10. yıl dönümünde "Hafızayı Koru, Hakikati Yaz" temasıyla Türkiye genelinde 7 bölgeyi temsilen 7 üniversiteyle iş birliği içerisinde yürütülecek olan "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi", genç iletişimcilerin mesleki reflekslerini tarihsel bir olay üzerinden yeniden değerlendirmelerine imkân tanıyacak.

Teori ve uygulamayı bir araya getiren gazetecilik atölyesi, iki bölümden oluşacak. Atölyenin ilk bölümünde medya etiği ve sorumlu yayıncılık, dezenformasyonla mücadele, kriz ve olağanüstü durumlarda hızlı ve doğru haber üretimi ile haber ve kaynak doğrulama başlıklarında akademisyenler ve deneyimli gazeteciler tarafından teorik eğitimler verilecek.

İkinci bölümde ise öğrenciler gerçek bir haber üretim sürecini deneyimleyerek haber yazımı, görsel kullanımı, manşet oluşturma ve gazete birinci sayfasının tasarlanması aşamalarından meydana gelen uygulamalı çalışmayı gerçekleştirecek. Her biri 5 kişiden oluşan gruplar halinde çalışacak katılımcılar; deneyimli gazeteciler ve dizgi ekiplerinin rehberliğinde "O gece sen olsan nasıl manşet atardın?" refleksiyle 15 Temmuz darbe girişimini anlatan gazete birinci sayfasını baskıya hazır hale getirecek.

Basın İlan Kurumu'nun çalışması, özellikle kriz ve olağanüstü dönemlerde medyanın üstlendiği kritik rolü genç kuşaklara aktarmayı amaçlarken; aynı zamanda doğru bilgi, etik yayıncılık ve sorumlu haberciliğin önemine dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra genç gazeteci adaylarının demokrasi, millî birlik ve toplumsal sorumluluk temelli bir gazetecilik bilinci geliştirmesini hedefliyor.

"15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi"nin ilk programı 29 Nisan 2026 Çarşamba günü Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirilecek. Atölye çalışması; Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi İletişim Fakültelerinde düzenlenecek etkinliklerle devam edecek.

AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 64 yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi.

27.04.2026 13:35:00 / Güncelleme: 27.04.2026 13:55:34
İhlas Haber Ajansı
AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"
AYM Başkanı Özkaya: "Önemli bir aktör"

Anayasa Mahkemesi'nin 64. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu'nda "Ne Bis İn İdem İlkesinin Farklı Yargı Alanlarındaki Etkileri" başlıklı sempozyum düzenlendi. Programda konuşan AYM Başkanı Özkaya, "Anayasa Mahkemesi, 1961 Anayasası ile kurulan ve Türk anayasal düzeninde ilk kez kurumsallaşan anayasa yargısının en somut tezahürüdür. Bu yönüyle Mahkeme, yalnızca yeni bir yargı organının ihdas edilmesini değil; aynı zamanda anayasanın üstünlüğü ilkesinin yargıce güvence altına alınmasını da ifade etmektedir. Bu da, Türk Anayasa Mahkemesinin hukuk devleti ilkesinin Türkiye'deki en güçlü güvencelerinden biri olduğunu göstermektedir. Mahkememiz görev ve sorumluluklarını bu bilinç ışığında yerine getirmektedir. Bu şekilde de devam edecektir" ifadelerini kullandı.

"AYM, çok katmanlı hak koruma mekanizmasının önemli bir aktörü"
AYM'nin kuruluşundan itibaren, norm denetimi yoluyla yasama organının işlemlerini anayasal sınırlar içinde tutan ve hukuk devletinin temel gereklerini hayata geçiren bir fonksiyon üstlendiğini belirten Özkaya, "1982 Anayasası ile birlikte yetkileri yeniden şekillenen Anayasa Mahkemesi, anayasal sistem içindeki merkezi konumunu korumuş ve geliştirmiştir. Özellikle 2010 anayasa değişikliği ile kabul edilen bireysel başvuru mekanizması ise, Anayasa Mahkemesinin tarihi gelişiminde en önemli noktalardan birini teşkil etmiştir. Bugün gelinen noktada Anayasa Mahkemesi, altmış dört yıllık birikimiyle yalnızca Türk Hukuk sisteminin değil, aynı zamanda uluslararası insan hakları hukukuyla etkileşim içinde gelişen çok katmanlı bir hak koruma mekanizmasının da önemli bir aktörü olarak faaliyetlerini başarılı bir şekilde sürdürmektedir" dedi.
Anayasa yargısını ve onun fonksiyonunu doğru anlamak için öncelikle onun dayandığı temel ilkeleri hatırlamakta fayda bulunduğundan bahseden Özkaya, anayasa yargısının, yalnızca teknik bir denetim mekanizması değil; anayasanın üstünlüğünü ve bağlayıcılığını hayata geçiren kurumsal bir güvence olduğunu belirtti.
Özkaya konuşmasına şöyle devam:
"Anayasa, normlar hiyerarşisinin en üstünde yer alan temel hukuk normu olarak, yasama, yürütme ve yargı organları dahil olmak üzere tüm kamu gücünü bağlamaktadır. Bu yönüyle anayasa yargısı, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biridir. Zira anayasal denetimin bulunmadığı bir sistemde, anayasanın üstünlüğü ilkesinin pratik bir anlam ifade etmediğinin altını çizmek gerekir. Öte yandan anayasa yargısının günümüzde genişleyen rolü, onu yalnızca normları iptal eden bir yapının çok ötesine taşımaktadır. Anayasa yargısı demokratikleşme sürecinde aktif bir rol oynayan, hak ve özgürlüklerin korunmasının ötesine geçerek onların gelişimine katkı sunan bir mekanizma olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda anayasa yargısı, kanunların ve diğer normların anayasaya uygunluğunu denetleyerek, hukuk düzeni içinde bir uyum ve bütünlük mekanizması işlevi üstlenmektedir. Aynı zamanda anayasa yargısı, yalnızca normlar arasındaki hiyerarşik ilişkiyi korumakla kalmamakta; devlet iktidarının sınırlandırılması ve birey haklarının güvence altına alınması bakımından da temel bir fonksiyon üstlenmektedir."

"AYM, ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür"
Bireysel başvuru yolunun kabulüyle birlikte AYM'nin yalnızca ihlalleri gideren değil, aynı zamanda hukuk sisteminin bütününe yön veren bir içtihat üretim merkezi haline geldiğini ifade eden Özkaya, "Yine Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru mekanizmasıyla birlikte ulusal hukuk ile uluslararası insan hakları hukuku arasında köprü kuran bir içtihat merciine dönüşmüştür. Bu tarihi gelişim, yalnızca kurumsal bir sürekliliği değil; aynı zamanda Anayasa Mahkemesinin değişen toplumsal ihtiyaçlara uyum sağlama kapasitesini de ortaya koymaktadır. Nitekim Mahkememizin son yıllardaki faaliyetlerinde de açıkça görüldüğü üzere, bireysel başvuru mekanizmasının etkin şekilde işletilmesi, başvuru sayılarındaki artışa rağmen kararların makul sürede sonuçlandırılması ve ihlal kararlarının hukuk düzeni üzerindeki dönüştürücü etkisi, anayasa yargısının dinamik niteliğini somut biçimde ortaya koymaktadır" diye konuştu.
Başkan Özkaya, AYM'nin bir yandan bireysel başvurular yoluyla temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı sağlarken, diğer yandan verdiği kararlarla kamu gücünün kullanımına yön veren ve benzer ihlallerin önlenmesine hizmet eden bir içtihat bütünlüğü oluşturduğundan bahsetti.

"Dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmıştır"
AYM'nin, şeffaflık, erişilebilirlik ve etkinlik ilkeleri doğrultusunda sürekli bir gelişim ve dönüşüm içerisinde olduğunu vurgulayan Özkaya, "Bu kapsamda hayata geçirilen uygulamalar, anayasa yargısının yalnızca hukuki bir faaliyet alanı olmadığını, aynı zamanda toplumsal güveni güçlendiren bir kamusal hizmet niteliği taşıdığını da ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi bu bilinç altında hareket etmektedir. Özellikle bireysel başvuru süreçlerinin kolaylaştırılmasına yönelik dijital imkânların genişletilmesi, başvurucuların Mahkemeye erişimini önemli ölçüde artırmış, hak arama yollarının daha etkin ve ulaşılabilir hâle gelmesine katkı sağlamıştır. Bununla birlikte, Mahkeme kararlarının zamanında ve sistematik bir şekilde kamuoyuyla paylaşılması, anayasa yargısının şeffaflık ilkesini somutlaştırmakta ve yargı faaliyetlerin daha geniş kesimler tarafından anlaşılabilir olmasına imkan tanımaktadır. Bu çerçevede Anayasa Mahkemesi, teknolojik imkânları etkin şekilde kullanarak, hem yargı süreçlerin hızlanmasını sağlamakta hem de anayasa yargısının toplumla olan bağını güçlendirmektedir. Bu durum, anayasa yargısının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kurumsal güven ve demokratik meşruiyet üreten bir işlev üstlendiğini açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerinde bulundu.
Özkaya, gerçekleştirilen toplantıların AYM'nin kurumsal hafızasını canlı tutmanın yanı sıra, anayasal düşüncenin gelişmesine katkı sunan, içtihat ile doktrin arasında verimli bir etkileşim zemini oluşturan önemli platformlar olarak öne çıktığını belirtti.
Özkaya, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerini ileterek, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi ve temel hakların etkin korunması yönündeki ortak çabaların artarak devam etmesi temennisinde bulundu.
Sempozyuma, AYM Başkanı Kadir Özkaya'nın yanı sıra Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, yüksek mahkeme üyeleri, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye yargıcı Saadet Yüksel, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolin ve hukukçular katıldıİHA

Uçaklarda Powerbank şarjı yasaklandı

Uçaklarda powerbank şarjı yasaklandı. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, yolcu güvenliği için uçuş sırasında taşınabilir batarya şarjını tamamen men etti. Artık her yolcu en fazla 2 adet powerbank taşıyabilecek

27.04.2026 12:30:00
Eyüp Kabil
Uçaklarda Powerbank şarjı yasaklandı
Uçaklarda Powerbank şarjı yasaklandı
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), uçuş güvenliğini artırmak amacıyla taşınabilir bataryaların (powerbank) uçak içinde şarj edilmesini yasakladı. Yolcular artık en fazla iki adet powerbank taşıyabilecek. Bu düzenleme, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü'nün (ICAO) Mart 2026'da yürürlüğe giren küresel teknik talimat güncellemelerine dayanıyor.

SHGM'nin resmi açıklamasına göre, "Söz konusu değişiklik kapsamında, hava aracında taşınabilir bataryaların (powerbank) şarj edilmesi yasaklanmıştır. Her bir kişinin taşıyabileceği taşınabilir batarya sayısı en fazla iki adetle sınırlandırılmıştır." Karar, lityum iyon bataryalardan kaynaklanan yangın ve güvenlik risklerini azaltmayı hedefliyor. Benzer kısıtlamalar Lufthansa Group, bazı Asya havayolları ve diğer uluslararası taşıyıcılar tarafından da uygulanmaya başlandı.

Yeni kuralların detayları

Şarj yasağı: Uçuş sırasında powerbank'leri uçak içi prizlere takarak şarj etmek veya powerbank ile cihaz şarj etmek tamamen yasak. Powerbank'ler kapalı ve erişilebilir konumda (koltuk cebi, yolcunun üzerinde veya koltuk altı el bagajında) tutulmalı.

Taşıma sınırı: Yolcu başına en fazla 2 adet powerbank. Fazlası kabul edilmiyor.

Bagaj kuralları: Powerbank'ler sadece kabin (el) bagajında taşınabilir. Check-in bagajına (uçak altı) verilmesi kesinlikle yasak (bu kural daha önce de geçerliydi).

Kapasite limitleri: Genellikle 100 Wh altı serbest, 100-160 Wh arası havayolu onayı gerekebiliyor, 160 Wh üzeri yasaklı.

Mürettebat istisnası: Kabin ekibi operasyonel ihtiyaçlar için powerbank taşıyıp kullanmaya devam edebilecek.

Bu değişiklikler, son yıllarda powerbank kaynaklı batarya yangınları nedeniyle gündeme gelen riskleri ele alıyor. ICAO, 27 Mart 2026'dan itibaren tüm üye ülkelerde (193 ülke) geçerli olacak güncellemeyi onayladı. Türkiye'de SHGM bu kuralları derhal uygulamaya koydu.

Yolculara öneri

Seyahat öncesi havayolu şirketinizin kurallarını kontrol edin. Hasarlı, şişmiş veya düşük kaliteli powerbank'leri uçakta kullanmayın. Güvenlik kontrollerinde sorun yaşamamak için kapasite etiketlerini (Wh) görünür tutun.

Bu düzenleme, havacılığın sıfır kaza hedefine katkı sağlarken yolcuların konforunu en az etkileyecek şekilde tasarlandı. Güncellemeler için SHGM ve havayolu duyurularını takip etmenizi öneririz.

Yalova Emniyet Müdürü ifadeye çağırıldı

Gülistan Doku soruşturmasında 6 yıl sonra kritik gelişme. Dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nda tanık olarak ifade veriyor. Delen, halen Yalova İl Emniyet Müdürü görevini yürütüyor

27.04.2026 10:12:00
Haber Merkezi
Yalova Emniyet Müdürü ifadeye çağırıldı
Yalova Emniyet Müdürü ifadeye çağırıldı
Tunceli'de 5 Ocak 2020'de Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'nun kaybolmasıyla ilgili soruşturma, 6 yıl sonra cinayet şüphesiyle yeniden hareketlendi. Soruşturma kapsamında dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü olan ve halen Yalova İl Emniyet Müdürü görevini yürüten Yılmaz Delen, tanık sıfatıyla ifadeye çağrıldı.

Delen'in, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla Yalova'dan Erzurum'a geçtiği ve bugün sabah saatlerinde savcılıkta ifade vermeye başladığı öğrenildi. İfade sürecinin tanık olarak başladığı, ancak soruşturmada ihmale ilişkin değerlendirme yapılması halinde Delen'in sıfatının değişebileceği belirtiliyor.

Başsavcı Ebru Cansu ile soruşturmanın seyri değişti

Gülistan Doku'nun kaybolması "kayıp şahıs" olarak ele alınırken, yeni Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu'nun göreve gelmesiyle dosya yeniden incelendi. 700 saate yakın kamera görüntülerinin analizi, gizli tanık ifadeleri ve yeni delillerle soruşturma cinayet yönünde ilerliyor. Ceset hâlâ bulunamadı ancak Tunceli'nin çeşitli noktalarında Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ve JASAT ekipleri, yeraltı görüntüleme cihazları ve helikopter destekli aramalarını sürdürüyor.

Soruşturmada daha önce dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel, hastane başhekimi ve diğer şüpheliler tutuklandı. Engin Yücer gibi tanıkların ifadelerinde, dönemin emniyet yetkililerinin olaya ilişkin ihmalleri ve müdahaleleri iddiaları yer alıyor. Bu bağlamda Yılmaz Delen'in ifadesi, soruşturmanın seyrini önemli ölçüde etkileyebilir.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.