Bugün ülkemizde yaşanan siyasi cinayet, katliam, kumpas gibi eylemlerin arkasında "derin devlet"in olduğu herkesçe bilinir, yazılır-çizilir. Sorumlulardan hesap sorulması istenir… Ancak iş dava boyutuna geldiğinde bu tespit ve taleplerin gereği hukuken yapılmaz. Kontrgerilla faaliyeti kapsamındaki siyasi cinayet ve katliamlara ilişkin eylemlerin çoğu faili meçhul olarak kapatılırken; tesadüfen ya da kasten ele geçirilen bir-iki tetikçinin dışında, çoğu suçla ve örgütle ilgisi olmayanların sanık sandalyesine oturtulduğu "adiyen adam öldürme" davaları açılır ve öylece de devam eder.
Düne kadar siyasal iktidar tarafından korunup kollanan ve dahi kendisine koruma polisleri verilen Sedat Peker, elini kolunu sallayarak yurtdışına çıkıp; mafya-iktidar-siyaset ilişkileri çerçevesinde yorumlanabilecek ithamlarda bulununca işler değişti. Ve işadamı sıfatıyla sahip çıkılan Peker bu kez "suçlu" ilan edilerek suç duyurusunda bulunuldu. Kimler tarafından? Peker'in hedefindeki siyasilerin bir kısmı tarafından.
Ne ilginçtir ki, konunun araştırılması için sunulan önerge TBMM'de (Türkiye Büyük Millet Meclisi) İktidar Partisi AKP ve küçük ortağı MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir.
Yargı mı ne söyleyecek? Perşembenin gelişi Çarşambadan belli… İlgili davanın siyaseten kuşatılmış bir dava olacağı Meclis kararından anlaşılıyor.
Derin devlet (dünyadaki adı Gladyo, bizdeki adı Kontrgerilla) hukuk önünde hesaba çekilemez mi?
İtalya'dan bir örnek verelim:
1989 yılında, ülkesindeki faili meçhul suikastları soruşturan İtalyan sorgu hâkimi Felice Casson'un İtalyan hükûmeti ve gizli servislerine yönelik, devlet içerisinde resmi olarak görevlendirilmiş silahlı bir gizli yapının olup olmadığına ilişkin sorusuna, biraz gecikmeli de olsa dönemin Başbakan'ı Andreotti yanıt verir. Bu yanıta göre; devlet içinde gizli servis SİSMİ tarafından yönetilen ve NATO ile işbirliği içinde olan bir örgüt vardır. Casson'un ısrarlı takibi ve bu konuda kurulan Meclis Komisyonunun talebi ile Başbakan, bu Komisyon'a da aynı şekilde bir rapor sunar. Takip eden süreçte, önemli devlet adamları da örgüte ilişkin yeni ve önemli ipuçları verirler. Nihayet, 1996 yılında Roma Savcılığı, SİSMİ'nin eski şefi ve eski Genelkurmay Başkanı hakkında devlet güvenliği ile ilgili belgelerde yolsuzluk yaptıkları, Gladyo'dan sorumlu SİSMİ eski kısım şefi hakkında da, görevi kötüye kullandığı iddiasıyla dava açar. Ancak yargılananlar Gladyo mensupları da olsa; bu dava, bir suç örgütü olarak Gladyo'nun doğrudan suçlandığı ve yargılandığı bir dava değildir. Nitekim, anılan soruşturmalar ve yargılamalar sırasında son derece önemli sorular "devlet sırrı" kapsamında değerlendirilerek yanıtlanmadığı gibi; başlangıçta, Gladyo'nun varlığını itiraf ederek çok istekli gibi görünse de; kısa bir süre sonra aniden tutum değiştiren Başbakan Andreotti, süreci karartma faaliyetinin başını da hükûmetiyle birlikte bizzat çekecektir.
İtalya'daki emsal davada görüldüğü gibi, Gladyo -dolayısıyla NATO'nun gizli orduları- yargı marifetiyle sorgulanmamış, mahkûm edilmemiş, hiçbir şekilde de tasfiye edilememiştir.
Ne var ki, Batılı hükûmetlerce ya "devlet sırrı" kapsamına alınarak, ya da alışılmış inkâr politikaları hemen devreye sokularak üstü örtülse de, bu kez mızrak çuvalı delmiş; o güne kadar ağırlıklı olarak komplo teorisi diye geçiştirilen bu derin devlet de, Casson'un hukuk mücadelesi sonucunda artık tartışmasız hale gelmiştir.
Tabii bu sayede, "hukukun üstünlüğü", "hukuk devleti", "insan hakları", "insanlığa karşı suç" gibi süslü hukuk kavramlarının arkasına gizlenen Batı Demokrasilerinin insanlık ve hukuk dışı politikaları ile gizli-gerçek hukuku da daha görünür ve tartışılır hale gelmiştir.
Bugün NATO'nun gizli ordusu "derin devlet"in varlık sebebi olan global kapitalizmin başını çeken ABD ve AB ile birlikte Batı'ya bağımlı olan Türkiye'nin bu yapının içinde kalarak "derin devlet"le hesap kesmesi mümkün müdür?
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023































































































