logo
08 AĞUSTOS 2026

Destursuz bağa girenin..!

MHP Genel Başkanı Bahçeli Devlet Bahçeli partisinin TBMM Grup Toplantısında konuştu

20.04.2021 13:29:00
 
Destursuz bağa girenin..!
Destursuz bağa girenin..!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 23 Nisan Cuma günü, Meclisin 101'inci açılış yılının iftiharla kutlanacağını söyledi.

İlk Meclisin muhterem mebuslarını ve müstesna hatıralarını bir kez daha yad edeceklerini dile getiren Bahçeli, 23 Nisan 1920 Cuma günü Ulus'taki Taş Bina'da milli iradenin teşekkülüyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri atıldığını hatırlattı.

Kuran-ı Kerim tilavetleriyle, kesilen kurbanlarla, dudaklardan dökülen aminlerle, yüreklerden kopan dileklerle İlk Meclis'in, tarih sahnesindeki muhkem yerini aldığını anlatan Bahçeli, Meclis-i Mebusan'dan iltihak eden mebuslarla, Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Mart 1920 tarihli Genelgesi mucibince yapılan seçimlerle belirlenen mebusların, Ankara'da toplandığını ifade etti.

Demokrasi tarihinde, iki ayrı genel seçim vasıtasıyla oluşan tek Meclisin, Ankara'nın Ulus semtinden anıt gibi yükselen Büyük Millet Meclisi olduğuna işaret eden Bahçeli, "İşgale, istilaya, ihanete karşı ilk Meclisin eşsiz iradesiyle direnilmiştir. Kurucu kahramanlar hiçbir zaman kanun dışına taşmamış, milli iradenin özlemlerinden kopmamıştır. Dünya üzerinde, zillete ve zulme Meclisinin etrafında kenetlenip savaş açan ikinci bir millet o güne kadar görülmemiştir." diye konuştu.

İlk Meclisin, ordular kurup ordular yönettiğini, zaferden zafere koşarak vatanın harem-i ismetinden düşmanı söküp attığını belirten Bahçeli, "İlk Meclis imkansızlığa karşı imanın adı, yıkıma karşı yükselişin ahlakı, zalimlere karşı milletin aklıdır. İlk Meclis, istiklal haysiyetini, istikbal hedeflerini millet nam ve hesabına varlığında toplamış kahramanlık beratıdır." dedi.

"Mondros'a imza koyanlar zelil tuzağa düştü"

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın, Osmanlı İmparatorluğunun esaret ve teslim belgesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, sömürgecilerin, masa başında tuzak kurduğunu ve bu antlaşmaya imza koyanların da zelil tuzağa düştüğünü söyledi.

Bahçeli, Osmanlı İmparatorluğunun, Birinci Dünya Savaşı'ndan çıktığında 1 milyon kilometre karelik toprağını kaybettiğini, üstelik yalnızca toprak değil bağımsızlığın da elden çıktığını hatırlattı.

Vatan coğrafyasının ateş altına alındığını, kanlı postalların dehşet saçmaya başladığını dile getiren Bahçeli, "Böylesi bir vasatta, ilk Meclis bezgin ve bitkin Anadolu bozkırından, yorgun ve yılmış beşeri varlıktan bir güneş gibi parladı. Umutsuzluğun koyu sisini dağıtmak maksadıyla Ankara mahreçli şanlı bir irade serpilip sivrildi. Ulus'ta tadilatı henüz tamamlanmamış taş binada toplumun her kesiminden, her meslek grubundan, farklı farklı dünya görüşleri olsa bile ortak paydaları vatanseverlik olan mebuslar bir araya geldi." ifadelerini kullandı.

Dönemin bazı mebuslarının, nice zorlukları aşarak Ankara'ya intikal ettiğine değinen Bahçeli, Artvin Mebusu Ahmet Fevzi Bey'in, Şavşat halkından toplanan 75 lirayla yola çıktığını, Samsun'a 8 günde gelebildiğini, buradan da 4 mebus arkadaşıyla bir at arabası kiralayarak güçlükle Ankara'ya ulaşabildiğini anlattı.

Bahçeli, Trabzon Mebusu Eyüpzade İzzet Bey'in, Ankara'ya gelirken 6 Mayıs 1920'de eşkıyalar tarafından Samsun-Çarşamba arasında şehit edildiğini hatırlattı.

İlk Meclis'in saygıdeğer mebuslarının, barınacak yerleri olmadığından Ziraat Mektebi'nin öğrenci yatakhanesinde kaldıklarını ifade eden Bahçeli, "İlk Mecliste ışık yoktu, yasama faaliyetleri mumların ve isli gaz lambalarının altında yapılıyordu. Sıralar mekteplerden taşınmış, sararmış kağıtlara kararlar yazılmıştı." dedi.

"Meclisimizin açılışı milli meşruiyetin dönüm noktasıdır"

İlk Meclisin mebuslarının 8 ay maaş alamadığını, bir yıl sonra da aldıkları maaşlarının yüzde 20'sini bütçe açığını kapatmak amacıyla devlete iade ettiklerini belirten Bahçeli, şunları kaydetti:

"Meclisimizin açılışı; milletler mücadelesinin acımasızca sürdüğü bir dönemde, Türk milletinin tam bir mutabakatla, milli kimlikte ve milli hedefte buluşmasının, yıllardır süren kayıpların çöküntüsünü atarak güç ve moral depolamasının, teslimiyet ve tavizlere son vererek derlenip toparlanmasının, silahla verilen bir mücadelede bile demokratik ve toplumsal uzlaşmayla sağlanan milli meşruiyetin dönüm noktasıdır. Ankara'nın Ulus Meydanı'ndaki Tek Katlı Taş Bina'dan ortaya çıkan sonuç, yaklaşık iki asrı aşan elem ve çile dolu geri çekilmenin artık son bulacağının, bugünkü coğrafyamız üzerinde ebediyen yaşamaya devam edeceğimizin, vatanımızı sonsuza kadar koruyacağımızın, akıl, hesap, irade, iman ve süngü ile birleşen bir mücadele ile Türklüğün makus talihini döndüreceğimizin cihana tebliğidir.

23 Nisan 1920 tarihi, elbette ki 3 yıl sonra varlığını ve bağımsızlığını bütün dünyaya ilan edecek olan Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi ve hukuki altyapısının hazırlandığı bir döneminin başlangıcıdır. Bu yönüyle ilk Meclis, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu iradesidir. Bu tarih, vatanın bağımsızlığı ve milletin bekası için yüreğini ortaya koymuş muhteşem kadroların, aziz Atatürk liderliğinde tarihin akışını değiştirmesinin ilk hamlesidir. Büyük Millet Meclisi'nin açılması, aziz milletimizin bağımsızlığına yönelmiş olan ve sabırları zorlayan dayatma ve gelişmeler karşısında, neleri göze alıp, nasıl başarabileceğinin de emsalsiz örneğini teşkil etmiştir. Gerek Büyük Millet Meclisi'nin açılış şartları gerekse sonradan yaşanan siyasi, sosyal gelişmelerin tamamı; bizleri küçümseyen, onurumuza ve mukaddesatımıza el ve dil uzatmaya yeltenen, gücümüzü sınamaya kalkışan mihrakları nasıl bir akıbetin beklediğini göstermesi bakımından tarihi bir ibret ve ihtar levhası olmuştur. Bu nedenle Millet Meclisimizin açılması ile başlayan sürecin manasını ayrıntıları ile bilmenin, devlet ve millet hayatımızda yeniden karşımıza çıkan benzer tehditlerin doğru anlaşılmasında mühim bir tesiri olacağına inanıyorum.

En müşkül anlarda bile Türk milletine gücü yetmeyenlerin, bugün yeni maceralarla şanslarını bir kez daha denemeye kalkışmaları bu açıdan beyhude bir çabadır. Tarihin acı ve tatlı hatıralarla kapanmış sayfalarını, son bulmayan intikam duygularıyla, asla hak etmediğimiz insanlık dışı iftiralarla tekrar açılmasına heveslenmek dikkat etmemiz gereken bir tehlike olarak karşımızdadır. Unutmayalım ki inancımızın ve iddialarımızın devamı, ancak dayanma gücümüz, dirayetli tavrımız, dik duruşumuz kadardır. Bunun timsali de Büyük Millet Meclisinin açılışıdır."

Bahçeli, Meclisi gazi, varlığı gazi, devleti gazi olan bir milletin ve onun aziz temsilcilerinin, teröre ve hıyanete bulaşmış, Türkiye düşmanlarıyla el ele vermiş siyasi bölücülere göz yummasının da düşünülemeyeceğini ifade etti.

Devlet Bahçeli, TBMM'de biriken fezlekelerin bir an önce görüşülerek karara bağlanmasının terörle mücadelede teşvik edici ve kamçılayıcı bir işlev göreceğini söyledi.

Mecliste meşru her görüşün demokratik sınırlar çerçevesinde tıpkı 1920'li yıllarda olduğu gibi özgürce seslendirilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, "Hiçbir bölücü odağın, terörizme yardım ve yataklık yapan hiçbir menfur oluşumun, Mehmetlerimize kast eden, vatan evlatlarına kurşun sıkan hiçbir hain örgüt uzantısının Gazi Mecliste yeri olamaz, demokrasi adına söyleyecek tek bir sözleri dahi bulunamaz." diye konuştu.

"TBMM'de eşkıyanın hükmü değil milletin hükmü geçerlidir." ifadesini kullanan Bahçeli, "Dün yedi düvele meydan okuyan, en buhranlı anlarda, en ağır şartlarda bile demokrasinin erdeminden ayrılmayan Gazi Mecliste her fikre cevaz vardır ama ihanete, bölücülüğe, bölünmeye icazet yoktur, izin yoktur, fırsat yoktur. Bu tarihi ve milli kararlılığa herkesin riayeti samimi dileğimdir." değerlendirmesini yaptı.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutlayan Bahçeli, "Gerçek ve kalıcı barış, huzur, mutluluk ve kardeşlik diliyorum. Yüzyıllarca hüküm sürdüğümüz coğrafyalarda, varlığını feda ederek huzur içinde yatan meçhul kahramanların muhterem hatıralarını minnetle yad ediyorum. Bugün Türkiye Cumhuriyeti'nde hayat ve vücut bulmamızı sağlayan kahraman nesilleri, bu kutlu Meclisi emanet eden büyük Atatürk'ü, ilk Meclisin muhterem üyelerini, ebediyete irtihal etmiş tüm milletvekillerini rahmetle anıyorum." dedi.

"MHP ön şartsız hazır"

Bahçeli, son 60 yıla damga vuran darbe anayasalarının millet ve devlet hayatının işleyişini adeta kilitlediğini, siyasi ve hukuki kutuplaşmaları tetikleyip, beslediğini söyleyerek, Türkiye'nin yepyeni, sivil nitelikli, geniş katılımlı, toplumun her kesimini içine alacak, tüm düşünce ve eğilimleri kapsayacak bir anayasaya ihtiyacı olduğunu görmek, bunun da gereğini müştereken yapmak gerektiğini belirtti.

Bahçeli, "Teferruattan arındırılmış, yalın ve anlaşılır, hükümleri arasındaki çelişkilerden ayıklanmış, kısa, net, milli ve manevi hayatımızın esaslarını kavramış, bize özgü, bizi yansıtan, gelecek ile geçmişi temerküz etmiş, gerekçeleriyle gerçekleri yakalamış bir anayasayla Cumhuriyetimizin yüzüncü yıldönümünü kucaklamamız kaçınılmaz milli bir görevdir. Bu tarihi göreve MHP ön şartsız hazırdır." görüşünü dile getirdi.

Bu ihmal edilemez görevin şuurunun Cumhur İttifakı'na ziyadesiyle hakim olduğunu ifade eden Bahçeli, "Biz milli mutabakatı tarihte başardık, ahlakta başardık, kültürde başardık, kardeşlikte başardık, inançta başardık, iradede başardık, inanıyorum ki aynısını bir toplum sözleşmesi, bir toplumsal uzlaşma halinde yeni ve sivil bir anayasa da yapabilir, başarabiliriz. Yeni anayasa hedefi aynı zamanda Türk milletinin hedefidir. Bu hedeften kaçanları millet affetmeyecek, tarih affetmeyecek, gelecek nesiller hiç affetmeyecektir." diye konuştu.

"Parlamenter sistem denenmiş ve dibi boylamıştır"

Anayasa konusunun günlük siyasi çekişmelerin, değersiz polemiklerin, köksüz anlaşmazlıkların dışında tutulması gerektiğini belirten Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Siyasi partilerden, mesleki ve sivil toplum kuruluşlarından, fikir ve düşünce hayatımızı yönlendiren çevrelerden yeni anayasaya karşı çıkan, itiraz eden, ayak sürüyen henüz görülmemiştir. Herkes ittifakla darbe anayasasından rahatsızlığını dile getirmekte, yeni bir anayasanın yazılması gerekliliğine vurgu yapmaktadır. O halde bazı siyasi zihniyetlerin sudan sebeplerle oyun bozanlık yapmaları, hem nalına hem mıhına vurmaları tutarsızlık ve samimiyetsizlik değildir de nedir? CHP'nin kaçak güreşmesi, İP'in ucuz bahanelerin ardına saklanması nasıl yorumlanmalı, nasıl okunmalıdır? Milletimizin istek ve iradesine sırt dönmek, kabaran beklentilere kulak tıkamak, sorarım sizlere, siyaset ve demokrasi adabının neresiyle bağdaşmaktadır? PKK uzantılarıyla anayasa masası kurup taslak metin hazırlayan CHP ve İP'in milli ihtiyaca dönen meşru anayasa hazırlık sürecine bigane kalması hangi anlayışın, hangi arayışın, hangi ahlakın ürünüdür? Üstelik anayasa meselesini, güçlendirilmiş Parlamenter Sistem talep ve teklifiyle işin başından itibaren baltalama çabası sorumsuzluk değil midir? Yanlış değil midir?

Parlamenter sistem denenmiş ve dibi boylamıştır. Konu demokratik vasıtalarla kapanmıştır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne, yani Türk tipi başkanlık modeline, abuk sabuk gayelerle, eften püften mazeretlerle, hatta tam bir gafillik numunesiyle karşı çıkmak, karalama yarışına girmek eğer cehalet değilse biliniz ki iş birlikçilik ve ilkesizliktir. Yürürlükteki yönetim sistemiyle çatışmayan ve çelişmeyen yeni bir anayasa devlet yönetiminin gücüne güç katacak, milletimizin refah ve huzuruna en üst düzeyde katkı sağlayacaktır. Bundan rahatsız olanların iyi niyetinden, vatan sevgisinden bahsetmek akıl ve izan tutulmasıdır.

Cumhuriyet'in yüzüncü yıldönümünü yeni bir anayasayla taçlandırmak, 1876'dan beri süregelen bu çerçevedeki gerilimleri yumuşatıp bir mutabakat metniyle bağıtlamak hakikaten bu ülkeye, bu millete yapılacak en önemli, en değerli hizmetlerden birisidir. Bu hizmetin şerefine ortak olanları tarih saygıyla anacaktır. MHP yeni anayasa vizyonunu kavramış ve kararlılıkla çalışmaya koyulmuştur. Allah'ın izniyle yakın bir tarihte çalışmalarımız nihayete erecek, ortak akılla ve Cumhur İttifakı'nın ortak iradesiyle milletimizin şanına, şöhretine, vasfına, vakarına, varlığına müstahak bir anayasa hazırlık süreci inşallah tamamlanmış olacaktır. CHP'ye sesleniyorum, gelin bu sürece siz de destek verin. İP'e sesleniyorum, gelin bu onurun içinde siz de yerinizi alın. El birliği yapalım, güç birliği yapalım, darbe anayasasından aziz milletimizi kurtaralım. İstikbalin rotasını çizecek yeni bir sayfa açalım. Unutulmasın ki birlikten muzafferiyet, bencillikten mağlubiyet doğar. Gelin mağlubiyet yaşamayın, gelin mahcubiyet duymayın."

Bahçeli, Türkiye'nin bugün dört bir taraftan sıkıştırılmak ve çembere alınmak istendiğini ifade etti.

Rusya-Ukrayna arasındaki artan gerilimin yatıştırılması konusunda Türkiye'den başka inisiyatif üstlenen, öne çıkan, aktif bir dış politika izleyen ikinci bir ülkenin olmadığını belirten Bahçeli, "Ukrayna ve Rusya arasında çıkacak muhtemel bir savaşın, diğer taraf ülkelerin müdahalesiyle yaygınlaşması, nihai olarak huzur ve barış denizi olan Karadeniz'in kana boyanması kuşkusuz felakettir." diye konuştu.

Akdeniz'de Yunanistan'ın, çarpık bir plan ve çirkin bir senaryo dahilinde tahrik kampanyasını yoğunlaştırdığını anımsatan Bahçeli, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias'ın, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile ortak basın toplantısında sergilediği nezaketsiz, mesnetsiz, kaba ve gerçeklerle uzaktan yakından ilgisi olmayan suçlayıcı ifadelerinin, Türkiye'ye kriz çıkarmak amacıyla özel olarak gönderildiğine işaret ettiğini söyledi.

Bahçeli, "Densiz Dendias'ın ağzının payını veren, haddini bildiren ve gevşeyen ayarlarını sıkıştıran Dışişleri Bakanımız Sayın Mevlüt Çavuşoğlu'nu, huzurlarınızda yürekten tebrik ediyorum. Basın toplantısı öncesi Sayın Çavuşoğlu'na, mevkidaşının anladığı dilden konuşması hususunda talimat veren Sayın Cumhurbaşkanımıza da şükranlarımı sunuyorum." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin itibarını ve saygınlığını gölgelemeyi aklından geçiren Dendias'ın sert kayaya çarptığını, parmak sallayayım derken Türk pençesini yediğini dile getiren Bahçeli, "Yunanistan'ın maşalık ve korsanlığa soyunması, bu ülkenin Dışişleri Bakanı'nın olay çıkarmak niyetiyle Türkiye'ye gelmesi, önü arkası düşünülmüş, diplomatik teamüllerle ters düşmüş ucuz bir oyundur. Kuyu kazan, kazdığı çukura paldır küldür devrilmiştir." değerlendirmesinde bulundu.

"Destursuz bağa girenin..."

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Akdeniz'in güvenliğini tehdit eden yegane ülkenin Yunanistan olduğuna dikkati çekti.

Gayriaskeri statüde olması antlaşmalarla güvenceye alınan 12 Ada'yı silah ve askerle dolduran Yunanistan'ın, hem suçlu hem de korkak olduğunu vurgulayan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Batı Trakya'da Müslüman azınlıktan bahseden bu çürük kafaların, oradaki azınlığın aynı zamanda Türk olduğunu, bu gerçeği değiştirmeye hiçbir çapulcunun, hiçbir muhasım ülkenin takatinin yetmeyeceğini bilmeleri ve kabullenmeleri şarttır. Sayıları 150 bine ulaşan Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının kendi baş müftülerini seçmekten mahrum olmaları büyük bir haksızlık, vahim bir hukuksuzluktur. Lozan Antlaşması çiğnenmektedir. 2012'de Batı Trakya'yı ziyaretimiz sırasında, bizleri alicenaplıkla karşılayan 'Evinize hoş geldiniz' diyerek sevinç içinde kucaklarını açan soydaşlarımız asla yalnız, çaresiz ve sahipsiz değildir. Görüldüğü kadarıyla Yunanistan tarihten hiç ders almamıştır. Anadolu'dan kaçarken enselerinden yakalanan Yunan askerlerinin, Ege'ye nasıl döküldüğünü, bir daha karaya çıkarlarsa dünyayı başlarına nasıl geçireceğimizi bu küçücük ülke sanıyorum hafızasından da çıkarmıştır.

Densiz Dendias'a ve Başbakan Miçotakis'e, destursuz bağa girenin sopayla kovalanacağını birilerinin tek tek anlatmasında yarar olacaktır. Deve nasıl ki boynuz ararken kulağından olmuşsa, Yunanistan da aklını başına almazsa değil kulağından bu gidişle boynundan da mahrum kalacaktır. Lafla peynir gemisi yürümez, Akdeniz'de fitnenin fermanı okunamaz. Aynı Yunanistan, şu mübarek günlerde Filistin'e şiddetle musallat olan Yahudi yerleşimci terörünü tasdik edercesine, İsrail ile kapsamlı bir savunma antlaşması imzalamıştır.

İnsaf ve merhamet bilmeyen, hoşgörü ve insanlık tanımayan bu ülkenin kolluk güçleri, mültecilerin üzerine benzin döküp yakmaya teşebbüs edecek kadar acımasızdır, alçaktır, barbardır. Hani Avrupa değerleri? Nerede insan hakları? Nereye gitti insani yardım kuruluşları? AB'nin ve ABD'nin arkasına gizlenerek terör estiren, zulüm yağdıran Yunanistan hükümeti unutmasın ki mazlumların ahı hiç kimsenin yanına kalmayacak, bu hesap yarına bırakılmayacaktır. Türk milleti, evinden barkından kopmuş masum yavruları, kimi kimsesi olmayan muhtaç ve düşkün insanları vicdan örtüsüyle, şefkatli dokunuşuyla korumaya alırken, Yunanistan'ın ateşe verme iştahı tek kelimeyle kansızlıktır. Nitekim herkes soyuna çekecek, kanının ve fıtratının gereğini yapacaktır."

"Mertlik, demokrasiye sahip çıkmaktır"

Akdeniz ve Karadeniz'de, Türkiye'nin milli güvenliği risk ve tehditlere maruz kalmışken, 104 emekli amiralin açıklamasını, "karanlık bir planın ilk halkası" olarak nitelendiren Bahçeli, "Türkiye'nin Mavi Vatan'ında her zamankinden fazla tedbirli ve kuvvetli olması gerekirken, 4 Nisan bildirisinin Deniz Kuvvetlerimizi töhmet altında bırakması, donanmamız üzerine gölge düşürmesi iç ve dış bağlantıları olan, ahlaksız bir tertiptir. Bu tertibe sahip çıkan kim varsa Yunanistan'ın hizasındadır." dedi.

"Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un, 4 Nisan darbe çağrısının mertçe kaleme alındığını bir gazete aracılığıyla açıklamasının, tam manasıyla 'namertlik' olduğunu" dile getiren Bahçeli, "Emekli amirallerin bildirisini anayasal hak gören, düşünce özgürlüğüyle izah eden cunta sevdalıları, demokrasi muhalifleri, neyin ön hazırlığıyla, hangi amaçların propaganda faaliyetleriyle tembihlenmişlerdir? Her puslu dönemde, yargıya yuvalanmış bir ucubenin ağzını açması, nifak saçması nereye kadar olağan karşılanacaktır?" sorularını yöneltti.

"2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimini, mimarı olduğu 367 düğümüyle krize sokan Kanadoğlu'ndan sonra şimdi de devreye beyni sulanmış Yargıtay eski Başkanı mı girmiştir?" ifadesini kullanan Bahçeli, şöyle devam etti:

"Belli merkezlerde projelendirilip kamuoyuna servis edilen, '128 milyar dolar nerede?' sorusu, ihanetin ve melanetin maskesi olarak mı kullanılmaktadır? Hazine ve Maliye Bakanı 'kaybolan para yok' diyor, Merkez Bankası Başkanı aynı şeyi söylüyor, üstelik somut ve rasyonel veriler de bu ifadeleri doğruluyor. Ne var ki CHP-İP-HDP ağız birliği etmişçesine 128 milyar doların akıbetini sorguluyor. Bre utanmazlar, 128 milyar doları bırakın da 104 emekli amiralin 4 Nisan bildirisinin hesabını verin. Çünkü alayınız işin içindesiniz. Aradığınız para devletin kasasında, peki siz neredesiniz? Hz. Ömer, 'Utanması olmayanın kalbi ölüdür' demişti. Bunların siyasetleri de kalpleri de iflas etmiştir. Mertlikleri ise sıvası dökülmüş kerpiç duvar gibidir. İşi gücü bırakıp gece yarısı bildirisi yayımlamak, sonra da 'metin değiştirilmiş, haberim yoktu, nasıl olduğunu bilmiyordum' diyerek kıvırmak, mertlik değildir. Mertlik, demokrasiye sahip çıkmaktır. Mertlik, milli iradeye sadakat göstermektir. Mertlik, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunmaktır. Mertlik, Yargıtay eski Başkanı'nda olmayan, zillet ittifakında görülmeyen haslet ve davranış kalıbıdır."

"Anayasa mahkemeleri her yerde sorun kaynağı"

KKTC Anayasa Mahkemesinin, Kur'an kurslarını laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle kapatmasını, "Rumların değirmenine su taşıyan kepazelik" olarak değerlendiren Bahçeli, "Bu mahkemeye nüfuz eden bağnazlığın ne laiklikle ne de din ve inanç hürriyetiyle alakası vardır. Kur'an-ı Kerim'in öğretilmesinin neresi laikliğe aykırıdır? Allah kelamına yönelik bu saygısızlığın, bu nefretin neresinde laiklik vardır? Anayasa mahkemeleri her yerde çıbanbaşı, her yerde sorun kaynağıdır. KKTC Anayasa Mahkemesinin bu ilkel kararından dönmesi inancımıza ve insanlık onuruna saygının bir gereğidir." diye konuştu.

Bahçeli, mübarek ramazan ayında, söz konusu mahkeme kararını kınadığını, asıl laikliğe aykırılığın, bu mahkemenin varlığında ortaya çıktığını söyledi.

İtalya'da gerçekleşen Paralimpik Yüzme Dünya Serilerinde Olimpiyat ve Avrupa Şampiyonu olan Sümeyye Boyacı'yı, Portekiz'de yapılan Avrupa Judo Şampiyonası'nda 78 kiloda Avrupa Şampiyonu olan Kayra Sayit'i kutlayan Bahçeli, Afrika kökenli Kayra Sayit'in zaferinden sonra bozkurt işaretiyle selam vermesini de ayrıca anlamlı ve değerli bulduğunu sözlerine ekledi.

Mekke Anlaşması ana gündem


 
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Ortak Savunma Anlaşması imzaladı. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlıyor ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlıyor. Anlaşmanın İsrail saldırganlığına karşı işleyip işlemeyeceği merak ediliyor. Anlaşmanın özellikle İsrail ve Yunanistan'da menfi karşılanması dikkat çekti. 

08.08.2026 06:53:00
Haber Merkezi
 
Mekke Anlaşması ana gündem
Mekke Anlaşması ana gündem

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasını imzaladı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının sosyal medya hesabından, imzalanan üçlü anlaşmaya ilişkin ortak açıklama paylaşıldı. Açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in, Suudi Arabistan Krallığı'na ziyarette bulunduğu hatırlatıldı.

Görüşmeler Mekke'de yapıldı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şerif ile Mekke'deki Safa Sarayı'nda bir araya geldiği, burada resmi görüşmelerin gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, bu görüşmeler esnasında Suudi Arabistan Krallığı, Türkiye Cumhuriyeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti arasındaki müstesna ilişkiler ile karşılıklı çıkar alanına giren konuların ele alındığı kaydedildi.

Anlaşmanın içeriği

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, üç devlet arasındaki derin tarihi ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağları, müşterek stratejik çıkarları ve köklü savunma işbirlikleri temelinde, kolektif güvenliklerini daha da güçlendirmek, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, güvenli ve müreffeh bir geleceği birlikte inşa etmek yönündeki ortak iradelerini yansıtan Ortak Savunma Anlaşması'nı imzalamışlardır. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca, üç devlet arasındaki savunma işbirliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir."

Peki, İsrail; Türkiye'ye ya da Suudi Arabistan'a saldırırsa anlaşma işleyecek mi?

Güncel gelişmelere bakıldığında şu anda Pakistan; Hindistan tehdidi altında bulunuyor. İki nükleer güç zaman zaman askeri olarak da karşı karşıya geliyor. Nitekim Mayıs 2025'te Hindistan ve Pakistan arasında Keşmir bölgesindeki artan gerilim nedeniyle kısa süreli ama şiddetli sınır ötesi hava çatışmaları yaşanmıştı. Günler süren bu askeri kriz, tarafların ateşkes sağlamasıyla sona ermişti.

Suudi Arabistan ise halen ABD üslerinden ötürü İran'ın ve Yemen'deki Husilerin baskısı altında bulunuyor. Anlaşmanın düşük yoğunluklu savaşlarda devreye girip girmeyeceği net değil.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, yakın gelecekte İsrail tehdidi altında bulunuyor. İsrail'in Pakistan'ın ebedi düşmanı Hindistan ile yakın askeri ilişkileri var! İsrail sık sık Türkiye'yi de tehdit ediyor. Yahudi devletinin Suudi Arabistan'a saldırması ise bir kıvılcımla mümkün... Pakistan dün anlaşma imzalayan üç ülke içinde tek nükleer güç olarak öne çıkıyor. Peki Pakistan, Türkiye'ye ya da Suudi Arabistan'a özellikle İsrail'e karşı nükleer şemsiye olur mu?

Anlaşmanın içeriği detaylarda yumuşatıldı

Öte yandan "Müslüman NATO' olarak adlandırılan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu. Anlaşma, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir işbirliği niteliği taşıyor.
Yetkililer, anlaşmanın yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayisi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliği taşıdığını vurguluyor.
Türk yetkililer, "anlaşmanın saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" olduğunu ifade ediyor.

Şiddetli karın ağrısına dikkat!


 
 
Karnın sağ üst bölümünde başlayan, sırta veya sağ omuza yayılan ve saatlerce sürebilen şiddetli ağrı çoğu zaman basit bir hazımsızlık olarak değerlendirilse de altta yatan neden safra kesesi iltihabı olabiliyor.

08.08.2026 06:49:00
Murat Çorbacı
 
Şiddetli karın ağrısına dikkat!
Şiddetli karın ağrısına dikkat!

Karnın sağ üst bölümünde başlayan, sırta veya sağ omuza yayılan ve saatlerce sürebilen şiddetli ağrı çoğu zaman basit bir hazımsızlık olarak değerlendirilse de altta yatan neden safra kesesi iltihabı olabiliyor. Tıp dilinde 'akut kolesistit' olarak adlandırılan bu tabloda erken tanı ve zamanında uygulanan cerrahi tedavi sayesinde hastalar genellikle kısa sürede sağlıklarına kavuşuyor. Ancak gecikmiş başvurular safra kesesinde delinme, yaygın karın zarı enfeksiyonu ve sepsis gibi yaşamı tehdit eden ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Ne zaman harekete geçmeli

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İsmail Çalıkoğlu, "Bu nedenle saatlerce süren ve özellikle ateş, bulantı ile kusmanın eşlik ettiği şiddetli karın ağrısı hiçbir zaman ihmal edilmemeli ve en kısa sürede genel cerrahi uzmanına başvurulmalıdır" dedi. Safra kesesi, karaciğer tarafından üretilen safrayı depolayan ve özellikle yağlı yemeklerden sonra bağırsağa boşaltarak yağların sindirimine yardımcı olan küçük ancak önemli bir organ.


Kadınlarda daha sık görülüyor

Safra kesesi iltihabı kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2-3 kat daha sık görülüyor. Östrojen hormonunun safra içerisindeki kolesterol miktarını artırması ve hamilelik döneminde safra kesesi hareketlerinin yavaşlaması, kadınlarda daha sık rastlanmasının en önemli nedenleri arasında yer alıyor. İleri yaş, aile öyküsü, obezite, diyabet, yüksek kolesterol, uzun süreli açlık, hızlı kilo kaybı ve bazı kan hastalıkları da hastalık riskini artıran diğer faktörleri oluşturuyor.

Yağlı yemekler azdırıyor

Safra kesesi iltihabının en önemli belirtisi, özellikle yağlı yemeklerden sonra başlayan, karnın sağ üst bölgesinde hissedilen ve giderek şiddetlenen ağrı oluyor. Bu ağrı çoğu zaman sağ omuza, sağ kürek kemiğinin altına veya sırta yayılabiliyor ve birkaç saatten uzun sürüyor. Ağrıya bulantı, kusma, iştahsızlık ve ateş eşlik edebiliyor. Hastalık ilerledikçe titreme, yüksek ateş ve genel durum bozukluğu gelişebiliyor.

Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif

Şanlıurfa'nın doğusundaki dağlık bölgede yürütülen yüzey araştırmalarında, Neolitik Çağ'a ait ve içerisinde anıtsal dikili taşların bulunduğu devasa bir yaşam alanı gün yüzüne çıkarıldı

07.08.2026 22:30:00
Eyüp Kabil
 
Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif
Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile uluslararası arkeoloji heyetlerinin ortaklaşa yürüttüğü Taş Tepeler projesi kapsamında, insanlık tarihini yeniden yazacak nitelikte bir keşfe imza atıldı. Şanlıurfa kent merkezinin 45 kilometre doğusunda yer alan "Karahan Tepe" yakınlarındaki bakir bir vadide, jeoradar taramaları sonucunda yer altında gömülü devasa bir yerleşim tespit edildi. İlk karbon testleri, bu alanın günümüzden tam 12 bin yıl öncesine, yani avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik hayata geçiş evresine tarihlendiğini gösteriyor.

Göbeklitepe'nin ikizinden daha büyük

Kazı başkanlığından yapılan ilk açıklamaya göre, yeni keşfedilen yerleşim alanı coğrafi yayılım olarak Göbeklitepe'den yaklaşık 3 kat daha büyük bir alana yayılıyor.

Bölgede yapılan ilk sondaj çalışmalarında, üzerilerinde insan, akbaba, tilki ve leopar kabartmaları bulunan, boyları 6 metreye ulaşan "T" biçimli 40'tan fazla dikili taş belirlendi. Arkeologlar, bu alanın sadece bir tapınak değil, aynı zamanda binlerce insanın aynı anda toplandığı devasa bir ritüel ve sosyal yaşam merkezi olduğunu tahmin ediyor.



Yerleşik hayatın ezberleri bozuluyor

Keşif, insanlığın tarım devriminden önce de büyük topluluklar halinde bir arada yaşadığını ve organize olduğunu kanıtlayan yeni veriler sunuyor.

Henüz tarımın ve evcilleştirilmiş hayvanların olmadığı bir dönemde, bu kadar büyük anıtsal yapıların hangi mühendislik bilgisiyle ve nasıl bir iş gücü organizasyonuyla yapıldığı sorusu, bilim dünyasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Yabancı uzmanlar, bu sit alanının büyüklüğü karşısında insanlık tarihinin kronolojisinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor.



Güvenlik çemberine alındı, kazılar genişletiliyor

Eşsiz buluntuların zarar görmemesi ve kaçak kazıların önlenmesi amacıyla bölge tamamen sit alanı ilan edilerek jandarma koruması altına alındı. Önümüzdeki aylarda dünyanın dört bir yanından yüzlerce arkeolog, antropolog ve jeologun katılımıyla uluslararası düzeyde büyük bir kazı seferberliği başlatılması planlanıyor. Yetkililer, alanın turizme kazandırılması için şimdiden lojistik ve çevre düzenleme çalışmalarına başlandığını bildirdi.

Adalet Komisyonu önünde gerginlik

Kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" düzenlemesi olarak bilinen 12 maddelik kanun teklifinin görüşmeleri olaylı başladı. Toplantı salonunun kapısında İYİ Partili vekiller ile AK Partili üyeler arasında salonun küçüklüğü ve kapıların açılmaması nedeniyle sert tartışmalar yaşandı

07.08.2026 17:20:00
Haber Merkezi
 
Adalet Komisyonu önünde gerginlik
Adalet Komisyonu önünde gerginlik
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), tarihi adımlardan biri olarak nitelendirilen "Terörsüz Türkiye" sürecinin hukuki çerçevesini belirleyecek yasa teklifi için kritik bir viraja girdi.

Resmi adı "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" olan 12 maddelik düzenleme, bugün saat 15.30 itibarıyla TBMM Adalet Komisyonu'nda masaya yatırıldı. Ancak görüşmeler öncesinde komisyon salonunun girişinde tansiyon yükseldi.

Kapıda "salon" kavgası: İYİ Partili vekiller tepki gösterdi

Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel başkanlığında toplanacak kurul öncesinde, salon kapısının geç açılması ve toplantının fiziki olarak yetersiz, küçük bir salonda yapılması muhalefetin tepkisini çekti.

TBMM Adalet Komisyonu salonu önünde bekleyen İYİ Parti milletvekilleri ile AK Parti milletvekilleri arasında sert sözlü tartışmalar yaşandı. İYİ Partili vekiller, böylesine kritik bir kanun teklifinin kamuoyundan ve milletvekillerinden kaçırılarak dar alanlarda müzakere edilmek istendiğini öne sürdü. Gerginliğin ardından komisyon, tartışmaların gölgesinde ilk oturumuna başladı.

Komisyon başkanı yüksel: "Bir af düzenlemesi değil"

Gergin başlayan toplantının açılış konuşmasını yapan Komisyon Başkanı Cüneyt Yüksel, düzenlemenin içeriğine dair net mesajlar verdi. Söz konusu teklifin kesinlikle bir genel af niteliği taşımadığını vurgulayan Yüksel, "Bu teklif, milletimizin 40 yılı aşkın sürelik kanayan yarasını sarma iradesinin somut bir tezahürüdür. Tarihi bir sorumluluğu yerine getiriyoruz" ifadelerini kullandı.

12 maddelik teklif neleri içeriyor?

Meclis Başkanlığına sunulan ve önümüzdeki hafta Genel Kurul'dan geçmesi planlanan teklifin öne çıkan hukuki detayları şunlar:

MGK Şartı ve 6 Aylık Süre: Düzenlemenin hayata geçmesi için Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) terör örgütünün fiilen lağvedildiğini ve silah bıraktığını Resmi Gazete'de ilan etmesi gerekiyor. Bu ilanın ardından örgüt mensuplarına adli makamlara başvurmaları için 6 aylık süre tanınacak.

Ceza Ertelemeleri: Silah bırakma şartına uyanların; örgüt üyeliği, yardım ve propaganda gibi suçlardan aldıkları cezalar belirli sürelerle ertelenecek. 15 yıl altı hapis cezaları için 5 yıl, 15 yıl üzeri cezalar için 10 yıl infaz erteleme uygulanacak.

Hak Yoksunluğu Kontrolü: Cezası ertelenen kişilere erteleme süresine göre 2 ya da 3 yıl boyunca seçme ve seçilme gibi hak yoksunlukları uygulanacak. Süreç içinde yeni bir terör suçu işlenirse erteleme kararı düşecek ve infaz kaldığı yerden devam edecek.

Öcalan ve Yönetim Kadrosu Kapsam Dışı: Düzenlemede 1 Haziran 2005 öncesindeki ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis cezaları ile kasten adam öldürme gibi ağır suçlar tamamen kapsam dışı bırakıldı. Böylece teröristbaşı Abdullah Öcalan ve Kandil'deki tepe yöneticilerin yasadan yararlanmasının hukuken önüne geçildi.

Komisyondaki görüşmelerin hızla tamamlanarak kanun teklifinin önümüzdeki hafta Genel Kurul'a indirilmesi ve yasalaşması bekleniyor.

"Terörsüz Türkiye" sürecinde bugüne nasıl gelindi?

1 Ekim 2025 – İlk Sinyal: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM yeni yasama yılı açılış resepsiyonunda DEM Partili milletvekilleriyle tokalaşarak yeni bir sürecin kapısını araladı.

22 Ekim 2025 – Tarihi Çağrı: Devlet Bahçeli, parti grup toplantısında teröristbaşı Abdullah Öcalan'a hitaben, örgütü tasfiye ettiğini ve silah bıraktığını haykırması şartıyla "Umut Hakkı" kullanımı dahil yasal düzenlemelerin yapılabileceği tarihi çağrısını gerçekleştirdi.

Ekim - Aralık 2025 – Siyasi Trafik: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahçeli'nin çağrısına tam destek verdiğini açıkladı. AK Parti, MHP ve DEM Parti hukukçuları arkada yasal zemin oluşturmak için teknik çalışmalara başladı.

Bahar 2026 – Bölgesel Görüşmeler: Sınır ötesindeki gelişmeler ve Türkiye'nin diplomatik adımları doğrultusunda terör örgütünün tasfiye sürecine yönelik uluslararası ve bölgesel istişareler yürütüldü.

5 Ağustos 2026 – Teklif Meclis'te: AK Parti, MHP ve DEM Parti gruplarından 360 milletvekilinin ortak imzasıyla hazırlanan 12 maddelik yasa teklifi resmi olarak TBMM Başkanlığına sunuldu.

7 Ağustos 2026 (Bugün) – Komisyonda İlk Oturum: Teklif, TBMM Adalet Komisyonu'nda muhalefet partilerinin fiziki alan yetersizliği protestoları ve sert tartışmalar eşliğinde ilk kez görüşülmeye başlandı.

Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan şüpheli hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulandı

07.08.2026 17:02:00 / Güncelleme: 07.08.2026 17:07:18
Anadolu Ajansı
 
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, 5 Ağustos'ta avukatı aracılığıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikayet dilekçesinde, X sosyal medya platformunda "2007 Hakan Safi" isimli, 20 üyeden oluşan bir sohbet grubu kurulduğunu, gruba üye hesap kullanıcılarının kendisi ve 18 yaşından küçük kızına yönelik sistematik bir şekilde "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma", "tehdit" ve "hakaret" içerikli paylaşımlarda bulunduğunu iddia etti.

Şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, söz konusu sosyal medya hesaplarının tespiti için İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışma kapsamında şüpheli Cengiz Y. gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan zanlı, Bakırköy Adliyesine sevk edildi.

Sevk yazısında "mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu" değerlendirmesi

Burada savcılığa çıkarılan zanlı, "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak" suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderildi.

Savcılığın sevk yazısında, somut olayda mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu, eylemin hukuka aykırı olarak ve mağdurun rızası dışında gerçekleştirildiği belirtildi.

Yazıda, şüphelinin, mağdura yönelik "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yaymak" suçunu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, öngörülen ceza miktarı ile olayın oluş şekli de dikkate alınarak tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi.

Sulh ceza hakimliği, şüpheli Cengiz Y. hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verdi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
 

07.08.2026 11:06:00
AA
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 17 Eylül'de "Ortak Stratejik Savunma Anlaşması" imzalamıştı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi

 

07.08.2026 10:23:00
Anadolu Ajansı
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Cidde'de ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı

07.08.2026 10:23:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince Ezine açıklarında bir grup kaçak göçmen olduğu tespit edildi. Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik botu 'KB-57' tarafından hareket halinde durdurulan fiber karinalı lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine (GÖKSEM) teslim edildi.

Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Avcılar Belediyesine yönelik "ihaleye fesat karıştırma" soruşturması kapsamında İstanbul merkezli 4 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 12 zanlı Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi

07.08.2026 09:04:00
AA
 
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca, Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiğinin belirlenmesi üzerine "ihaleye fesat karıştırma" suçundan başlatılan soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi.

Ne olmuştu?

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "ihaleye fesat karıştırma" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiği belirlenmişti.

Kamu zararının oluşmasına yol açtıkları gerekçesiyle 14 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.

İstanbul, Ankara, Balıkesir ve Bitlis'te düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli yakalanmıştı.

Hakkında gözaltı kararı verilen bir şüphelinin sağlık sorunları sebebiyle hastanede tedavi gördüğü, bir zanlının ise başka bir suçtan cezaevinde olduğu öğrenilmişti.

Hakkında gözaltı kararı verilen 14 isim şu şekilde:

"Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu Başkanı Seçkin Özcan, Yaklaşık Maliyet Komisyonu üyesi İsmail Kurtuluş, Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu üyesi Salman Kalmaz, Fen İşleri Müdürü ve ihale yetkilisi Nevzat Yalçın, İhale Komisyonu üyeleri Dursun Yavuz, Kemal Baki, Kemal Kenar, bazı inşaat ve asfalt firması yetkilileri Gülay Güneş, Burak Güneş, Furkan Karaca, Behçet Hırdar, Celal Hırdar, Mustafa Timur ve Yüksel Kırıcı."
 

Gazi Meclis’in kapısında utanç barikatı

Ankara Güvenpark'ta 25 gündür oturma eylemi yapan ve rütbeli personelle eşit özlük hakları talebiyle açlık grevinde olan malul er gaziler ile şehit yakınları, davet edildikleri TBMM kapısında polis barikatıyla durduruldu. Muhalefet milletvekillerinin araya girmesi ve kapıda yaşanan büyük arbedenin ardından Meclis'e girebilen gaziler, bu kez de Milli Savunma Komisyonu salonuna sokulmadı. İYİ Parti Milletvekili Selçuk Türkoğlu, kürsüye gazi proteziyle çıkarak Komisyon Başkanı Hulusi Akar'ı istifaya davet ederken, haksızlıkların giderilmesi için sunulan muhalefet önergesi AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi

06.08.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Gazi Meclis’in kapısında utanç barikatı
Gazi Meclis’in kapısında utanç barikatı
Ankara Güvenpark'ta haftalardır sürdürdükleri adalet nöbetini son 5 gündür açlık grevine dönüştüren er statüsündeki terör malulü gaziler ve er şehit aileleri, kendileriyle ilgili kanun teklifini yerinde takip etmek üzere İYİ Parti heyetinin resmi davetiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) geldi. Ancak Meclis dikmen ve çankaya kapılarında adeta bir güvenlik ablukasıyla karşılaştılar.

Giriş kartları basılmasına rağmen emniyet güçleri ve meclis koruma amirliği tarafından içeriye alınmayan gazi ve şehit yakınları, uzun süre kapıda bekletildi. Duruma müdahale etmek için nizamiye kapısına koşan muhalefet milletvekilleri ile güvenlik güçleri arasında çok sert tartışmalar ve itişmeler yaşandı.

"Bölücüler içeri giriyor, biz neden dışarıdayız?"

Kapı önünde tekerlekli sandalyeleriyle ve bastonlarıyla barikatın açılmasını bekleyen gaziler duruma feryat etti. Sedyede ve protez bacaklarıyla bekleyen kahramanlar, kolluk kuvvetlerine seslenerek, "Bu Meclis'e bölücüler, hainler, sabıkalılar elini kolunu sallayarak giriyor! Biz bu vatan için uzuvlarımızı bıraktık, terörist değiliz! Bizi kendi Meclisimize niye almıyorsunuz?" sözleriyle isyan etti.

Yaşanan arbedeyi ve kapıdaki insanlık dramını engellemeye çalışan İYİ Parti Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş, gazilerin hıçkırıklarını duyduktan sonra kameralar önünde gözyaşlarına boğuldu. Muhalefet milletvekillerinin fiziki olarak kapılarda etten duvar örmesi ve kameraların kayda girmesiyle oluşan toplumsal baskı sonucu, kapıdaki barikatlar yaklaşık 1,5 saat sonra gevşetildi ve gaziler feryatlar eşliğinde Meclis bahçesine giriş yaptı.

Komisyon salonunda ikinci şok: İzleyici yasağı!

Bahçeyi aşarak ana binaya giren gazi dernek başkanları ve malul gaziler, bu kez de kendilerini doğrudan ilgilendiren yasa teklifinin görüşüldüğü TBMM Milli Savunma Komisyonu salonunun kapısında durduruldu. Komisyon Başkanı Hulusi Akar'ın talimatıyla, "Salonda yer olmadığı ve güvenlik gerekçesi" öne sürülerek gazilerin komisyon görüşmelerini izleyici locasından takip etmesi tamamen yasaklandı.

Komisyon salonunda tansiyon tavan yaparken, içeriye alınmayan gazilerin sesi Meclis Genel Kurulu kürsüsüne taşındı. İYİ Parti Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu, kürsüye Güvenpark'taki gazilerden aldığı gerçek bir "gazi protez bacağı" ile çıktı. Kürsüden protez bacağı kaldırarak iktidar sıralarına gösteren Türkoğlu, sert bir tonda şu ifadeleri kullandı:

"Sayın gazilerimiz, dernek başkanlarımız, şehit ailelerimiz; Türkiye Büyük Millet Meclisi adına, bizler adına sizlerden özür diliyorum. Bu memlekette bölücünün, hainin itibar gördüğü bu Meclis'te, gazilerimizin kendileriyle ilgili komisyon toplantısına izleyici olarak bile alınmasını yasaklayan Komisyon Başkanı Hulusi Akar, yazıklar olsun sana! İstifa et! İstifa et! İstifa et!"

Önerge AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi

İçeride bu kriz yaşanırken muhalefet partileri, Güvenpark'taki er gazilerin talebi olan "Rütbeli personel ile er/erbaş vazife malulleri arasındaki maaş, protez kalitesi ve özlük haklarının tamamen eşitlenmesi" yönünde komisyona bir kanun araştırma ve düzeltme önergesi sundu. Ancak bu önerge, salondaki hararetli tartışmaların ardından AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Komisyonda kabul edilen mevcut 12 maddelik yasa teklifinde, 15 Temmuz'da yaralanan ancak gazi sayılmayanlara aylık bağlanması ve şehit anne-babalarına asgari ücret tabanı gibi iyileştirmeler yer alsa da; Güvenpark'ta açlık grevi yapan terörle mücadele malulü erlerin "Emsal Rütbe Maaşı" ve sağlık imkanlarında eşitlik talebi taslağa dahil edilmedi.

Hulusi Akar: "Gönül çok şey istiyor ama kısıtlar var"

Komisyonun ardından basına açıklamalarda bulunan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar ise kapıdaki engellemelere değinmeden taslağı savundu. Devletin imkanları ölçüsünde en iyi düzenlemeyi yapmaya çalıştıklarını belirten Akar, "Şehit ailelerimizin ve gazilerimizin hakkını korumak için gece gündüz gayret gösteriyoruz. Memleketimizin, milletimizin imkanları nispetinde bu adımları atıyoruz. Gönül çok şeyler istiyor fakat belli bir noktadan sonra bazı mali kısıtlar bizleri durduruyor. Ama biz burada durmayacağız, çalışmayı sürdüreceğiz" dedi.

Komisyondan bu haliyle geçen yasa teklifinin önümüzdeki günlerde Meclis Genel Kurulu'na gelmesi beklenirken, dışarıda bekleyen gaziler teklif bu haliyle yasalaşırsa açlık grevini ölüm orucuna çevireceklerini ilan ettiler.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.