logo
12 TEMMUZ 2026

Direksiyon ecnebilerin elinde

27.05.2010 00:00:00
 
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye'nin İran ve Brezilya ile imzaladığı nükleer takas anlaşmasını değerlendirdi. Prof. Dr. Baş, "Direksiyon da vites kolu da orada değişiyor. Frene ve gaza orada basılıyor" dedi.

 

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, partisinin Ankara'da düzenlenen 4. Olağan Kongresi'nde yaptığı konuşmada, sıcak gündeme ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Baş'ın değindiği gündem başlıklarından biri de İran-Türkiye ve Brezilya arasında akdedilen 'uranyum takası' anlaşması idi. Türkiye'nin Batı adına bu anlaşmaya imza atmasını değerlendiren BTP Genel Başkanı, şunları söyledi: "Direksiyon ta orada. Vites kolu ta orada değişiyor. Frene ve gaza orada basılıyor. Hepinizin bildiği gibi İran, uzun yıllardan beri komşumuz ve dostumuzdur. Nükleer enerji konusunda bizi onun karşısına çıkartıp savaşa sokmak istiyorlar. Haberiniz olsun. Türk siyasetine düşen görev, basiretiyle oyunu görüp bunun içinden çıkmaktır. Şayet bu oyun 'ben iktidarda kalayım' düşüncesiyle hayata geçerse, yeminle konuşuyorum ortada iki milletten de eser kalmaz. Çünkü bugünkü savaşlarda kullanılan silahların ne kadar etkili olduğunu takdirinize bırakıyorum. Burada Türk devletine ve milletine düşen görev, kendi inancını taşıyan insanların yanında yer almaktır."

Milli dış politika şartHükümetin dış politikayı ABD'nin talimatları doğrultusunda yönlendirdiğini ifade den Baş, Türkiye'nin dost olarak kabul edebileceği ülkelerde aranması gereken özellikleri açıklayarak, "Eğer bizim değerlerimiz üzerinde komşularımızın bir hesabı varsa, bunun ötesinde coğrafyamız üzerinde bir hesabı varsa, biz asla o milletlerle iç politikayı devam ettiremeyiz. Şimdi size soruyorum. AB devletlerinin Türkiye coğrafyasında hesabı var mı? (Seyirciler, var) Sen nasıl bununla ittifak ediyorsun. Adamın gözü senin topraklarında. Lozan Anlaşması müzakerelerinde merhum İnönü, ABD'li murahhas azalarla görüşüyor. ABD'li üyeler, "Biz Türkiye'nin Güneydoğu sınırlarını kabul etmiyoruz" diyor. Bunu kabul edebilmemiz için sizin bize yeraltı kaynaklarınızı vermeniz lazım. Merhum İnönü, 'buna ben karar veremem' diyor. Telgraf çekiyor, merhum Mustafa Kemal telgrafı alıp, okuyor. Sözü şu: Canımızı vererek, kanımızı dökerek kazandığımız bağımsızlığımızı masa başında terk edemeyiz. Telgrafı yırtıp atıyor."

Başkanlık sisteminin sonu bölünmeAnayasa tartışmaları sırasında Başbakan Erdoğan tarafından gündeme getirilen başkanlık sistemi de, BTP Liderinin gündemindeydi. Prof. Dr. Baş, bu konuda şunları söyledi: "Sen başkanlık sistemini getirdiğin zaman, ikinci bir unsur ortaya çıkıyor. O zaman Türkiye bölgelere ayrılacak ve federal yapı ortaya çıkacak. Almanya ve ABD gibi federal devlet kurulması planlanıyor. Türkiye'de federasyon Türk milletinin bölünmesi demektir. Başkanlık sisteminin Türkçe adı, Türkiye'nin bölünmesidir." Başkanlık sistemi bu ülkeyi önce federasyona, ardından da bölünmeye götürür diyen Prof. Dr. Baş, 'bir ve beraber olmaktan başka çaremizin bulunmadığını belirterek, şunları söyledi: "Devletle millet, siville asker kardeş olacak. Kol kola girecek. Hepsi bundan korkuyor. Milletiyle devletiyle, siviliyle askeriyle, kentlisiyle köylüsü ile Alevisiyle Kürdüyle, Lazıyla bir bilek, bir yürek olacağız."

‘Şakaydı’ dediler, savcı inanmadı

İş dünyasının tanınan isimlerinden Sadettin Saran ile ünlü spiker Ela Rümeysa Cebeci hakkında yürütülen uyuşturucu soruşturmasında şok bir gelişme yaşandı

11.07.2026 18:14:00
Haber Merkezi
 
‘Şakaydı’ dediler, savcı inanmadı
‘Şakaydı’ dediler, savcı inanmadı
İş dünyasının tanınan isimlerinden Sadettin Saran ile ünlü spiker Ela Rümeysa Cebeci hakkında yürütülen uyuşturucu soruşturmasında şok bir gelişme yaşandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, her iki isim için de "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapma veya Sağlama" suçundan ayrı ayrı en az 10 yıl hapis cezası talep edildi. İddianame, değerlendirilmek üzere İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.

Şaka diye savundular, savcılık inanmadı



Soruşturma dosyasına giren teknik incelemelerde, iki isim arasındaki WhatsApp yazışmaları ve ses kayıtları en güçlü delil olarak öne çıktı. İddianamede yer alan kayıtlara göre, Sadettin Saran'ın "Sende var mı ondan? Pazar sabahtan teyitleşelim..." mesajına, Ela Rümeysa Cebeci'nin "Ben Escobar mıyım nereden bulayım, sen yetiştiriyordun ya başkanım yol birkaç dal takılalım" şeklinde yanıt verdiği görüldü.

Şüphelilerin bu diyalogları "film repliği ve şaka" olarak nitelendiren savunmaları, savcılık tarafından uyuşturucu teminine yönelik iradeyi ortaya koyduğu gerekçesiyle ikna edici bulunmadı.

"Organik sakinleştirici" savunması

Saç örneklerinde kokain tespit edilen Sadettin Saran, ifadesinde suçlamaları kesin bir dille reddetti. Cebeci ile yalnızca mesajlaştıklarını ve birlikte madde kullanmadıklarını belirten Saran, test sonucunu Fenerbahçe başkanlık seçimi döneminde kendisine verilen "organik sakinleştiricilere" bağladı. Geçtiğimiz Aralık ayında gözaltına alınan Saran, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Spiker etkin pişmanlıktan yararlandı

17 Aralık 2025'te tutuklanan ve adli tıp raporu pozitif çıkan spiker Ela Rümeysa Cebeci ise etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandı. Kullanıcı olduğunu kabul eden ancak ticaret suçlamasını reddeden Cebeci, yaklaşık 4 ay cezaevinde kaldıktan sonra 24 Nisan 2026'da ev hapsi şartıyla tahliye edilmişti.

Ağır Ceza Mahkemesi'nin iddianameyi kabul etmesiyle birlikte, kamuoyunun yakından takip ettiği bu skandal davanın yargılama süreci önümüzdeki günlerde başlayacak.

Çankırı'da feci kaza


 
Çankırı'da park halindeki traktöre çarpan otomobildeki 3 kişi öldü, 1 kişi yaralandı.

11.07.2026 14:16:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Çankırı'da feci kaza
Çankırı'da feci kaza

Çankırı'da yol kenarında hatalı şekilde park eden traktöre çarpan otomobildeki 3 kişi hayata veda etti, 1 kişi yaralandı. Adem S. (41) idaresindeki 18 DN 639 plakalı otomobil, Çankırı-Kızılırmak kara yolu Tepealagöz köyü yol ayrımında park halindeki traktöre çarptı. İhbar üzerine olay yerine sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada otomobil sürücüsü olay yerinde hayatını kaybetti, araçta bulunan Satı İ. (80), Sadık İ. (75) ve Sadık Aras İ. (8) ağır yaralandı.

Yaralılar, itfaiye ekiplerince sıkıştıkları araçtan çıkarılarak sağlık ekiplerine teslim edildi. Ambulanslarla hastaneye kaldırılan yaralılardan Sadık Aras İ. ve Satı İ. müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

Eşinin yemeklerine hakaret boşanma sebebi

Evliliklerde kadın eşin yemeği güzel yapıp yapmadığı tartışmaları Yargıtay'ın emsal kararıyla yeni bir boyut kazandı. Bir boşanma davasının temyiz müracaatını değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kocasına; 'defol, sen pissin, bunak, moruk' ifadelerini kullanan kadını az kusurlu; eşine 'Yaptığın yemekleri beğenmiyorum, sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz, senin yemeklerin zehirli' ifadelerini kullanan erkeği ağır kusurlu saydı

11.07.2026 11:13:00
İHA
 
Eşinin yemeklerine hakaret boşanma sebebi
Eşinin yemeklerine hakaret boşanma sebebi
Bir süredir şiddetli geçimsizlik yaşayan çift Aile Mahkemesi'ne müracaat ederek karşılıklı boşanma davası açtı. Davacı-karşı davalı erkek, ortak çocuğun doğumundan sonra kadının kötü davranmaya başladığını, sürekli hakaretler ettiğini, aşağıladığını, eziyet ettiğini, "moruk" diye hitap etmeye başladığını, "pislik, bunak" dediğini, yemek vermediğini öne sürdü. Eşinin buzdolabına kilit takıp kilitlediğini, bunun üzerine ikinci buzdolabını almak zorunda kaldığını dile getirdi.

Asılsız şikayetlerle uzaklaştırma kararı aldığını belirterek boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin kendisine verilmesine ve 50 bin TL maddî, 50 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti. Davalı-karşı davacı kadın da iddiaları kabul etmediğini, önceki evliliğinden olan kızlarını eşinin hor gördüğünü, onlara hakaretler ettiğini, evlenen iki kızın düğünlerine bile katılmadığını kaydetti.

Yaptığı yemekleri beğenmediğini, "sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz, senin yemeklerin zehirli" diyerek aşağıladığını ifade ederek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların ortak çocuğun velâyetinin annesine verilmesine, ortak çocuk lehine aylık 1.500 TL tedbir-iştirak, kadın lehine aylık 1.500 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 50 TL maddî, 50 bin TL manevî tazminata karar verilmesini talep etti.

Tarafları dinleyen Aile Mahkemesi, kadının erkeğe "seni istemiyorum, defol, sen pissin, bunak, moruk" diyerek erkeği aşağıladığına, hakaret ettiğine, erkeğin ise 'Yemeklerin berbat, yemeklerin zehirli, sen cahilsin, sen ne anlarsın, tipe bak, hırsız, utanmaz' dediğine dikkat çekti. Yemekleri beğenmemekle birlikte evin mutfak alışverişini yapmayan kocayı kadına nazaran ağır kusurlu saydı. Çiftin boşanmasına, ortak çocuğun velâyetinin babasına verilmesine, ortak çocuk ile annesi arasında kişisel ilişki tesisine, kadın lehine takdir edilen aylık 750 TL nafaka ve kadın lehine 20 bin TL maddî, 15 bin TL manevî tazminata karar verdi. Erkek, karara istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi, hakaretlerin yanı sıra yemekleri beğenmeyip evin mutfak alışverişini tam olarak yapmayan kocanın ağır, kadının az kusurlu tespit edilmesinin yerinde olduğu, kusura yönelik gerekçe uyarınca, bu şartlar altında evliliğin devamı beklenemeyeceğinden itirazı geri çevirdi. Kocanın avukatı kararı temyiz edince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi. Daire, kararı onadı.

Akıllı ev cihazlarında risk büyük


 
 
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Bilgisayar Mühendisliği Siber Güvenlik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muhammed Ali Aydın, "Evdeki akıllı süpürgenin hacklenmesiyle beraber tüm cihazlara erişilebilir, hesaplar boşaltılabilir" dedi.

11.07.2026 09:27:00
AA
 
Akıllı ev cihazlarında risk büyük
Akıllı ev cihazlarında risk büyük

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Bilgisayar Mühendisliği Siber Güvenlik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muhammed Ali Aydın, akıllı süpürgelerin hacklenmesiyle evdeki tüm cihazlara erişilebileceğini ve banka hesaplarının boşaltılabileceğini söyledi. Kırklareli Milli Eğitim Müdürlüğünce düzenlenen Siber Güvenlik ve Sosyal Mühendislik Atakları Konferansı'nda konuşan Aydın, teknolojinin hayatı kolaylaştırırken beraberinde çeşitli siber riskleri de getirdiğini belirtti.

Robot süpürgeler de akıllı cihaz!

İnternete bağlı her akıllı cihazın bir siber güvenlik riski oluşturduğunu ifade eden Aydın, evlerde kullanılan akıllı süpürgelerin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Akıllı süpürgelerin bir bilgisayar ağına bağlı çalıştığını anlatan Aydın, şöyle konuştu: "Bu bir bilgisayar ağına bağlı ve o ağa bilgisayar, telefon gibi cihazlar da bağlı. Burada kişisel haberleşme programlarını kullandığımız gibi artık bireysel anlamda bankacılık işlemleri de yapıyoruz. Evdeki akıllı süpürgenin hacklenmesiyle beraber tüm cihazlara erişilebilir, hesaplar boşaltılabilir. Hatta sizin üzerinizden bir botun parçası haline getirip saldırı alanına geçirilebildiği bir ortamdan bahsediyoruz."

Veri en kıymetli varlık

Siber güvenlikte en kıymetli varlığın veri olduğunu vurgulayan Aydın, herkesin bilgiye ve veriye erişmeye çalıştığını söyledi. Güçlü şifreleme algoritmalarının tek başına yeterli olmadığını belirten Aydın, verinin gizliliğinin yanı sıra bütünlüğünün ve erişilebilirliğinin de korunması gerektiğini ifade etti. Aydın, 2016 yılında ABD'de internete bağlı kameralar üzerinden gerçekleştirilen Mirai saldırısını örnek göstererek, varsayılan kullanıcı adı ve şifrelerle kullanılan cihazların ciddi güvenlik açıkları oluşturduğunu kaydetti.

Tekirdağ’da mevlit ikramı 50 kişiyi hastanelik etti


 
Tekirdağ'ın Süleymanpaşa ilçesinde düzenlenen mevlit programında ikram edilen pilavdan yedikleri iddia edilen 50 kişi, gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye başvurdu.

11.07.2026 00:57:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Tekirdağ’da mevlit ikramı 50 kişiyi hastanelik etti
Tekirdağ’da mevlit ikramı 50 kişiyi hastanelik etti

Tekirdağ'ın Süleymanpaşa ilçesinde düzenlenen mevlit programında ikram edilen pilavdan yedikleri iddia edilen 50 kişi, gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye başvurdu.

Karacakılavuz Mahallesi'nde düzenlenen mevlit programında vatandaşlara pilav ikram edildi. İkramın ardından mide bulantısı, kusma ve karın ağrısı şikayetleri yaşayan 50 kişi, gıda zehirlenmesi şüphesiyle kentteki farklı hastanelere başvurdu.

Tedavi altına alınan kişilerin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi.
Olayla ilgili inceleme başlatılırken, zehirlenme nedeninin belirlenmesi amacıyla ikram edilen pilavdan numune alındığı bildirildi.

Pilavın tavuklu olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla zehirlenmenin tavuktan kaynaklandığı tahmin ediliyor.

Silifke Belediyesine yönelik soruşturmada tutuklu sayısı 10'a yükseldi

Mersin'in Silifke ilçesinde belediyeye yönelik rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve suç örgütü iddialarıyla ilgili soruşturma kapsamında; daha önce serbest kalan bir belediye başkan yardımcısıyla birlikte 2 kişi tutuklandı. Soruşturmada tutuklu sayısı 10'a yükseldi

10.07.2026 19:36:00
İHA
 
Silifke Belediyesine yönelik soruşturmada tutuklu sayısı 10'a yükseldi
Silifke Belediyesine yönelik soruşturmada tutuklu sayısı 10'a yükseldi
Silifke Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Silifke Belediyesinde görev yapan bazı kamu görevlileri ile belediye ile iş yapan yüklenicilerin rüşvet, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, örgüte üye olma, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma ve görevi kötüye kullanma suçlarını işledikleri iddiaları üzerine çalışma başlatıldı.

Soruşturma çerçevesinde alınan ihbarlar doğrultusunda MASAK raporları, banka hareketleri, HTS ve PTS kayıtları ile iletişimin denetlenmesi tedbirleri kapsamında elde edilen deliller incelendi. Ayrıca bazı şüphelilerin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla verdikleri ifadelerde, belediye ile iş yapan yüklenicilerden hak ediş ödemeleri karşılığında çeşitli menfaatler talep edildiği, bazı kişi ve görevlilere para teslim edildiği, doğrudan temin yöntemiyle yapılan bazı alımlarda usulsüzlükler gerçekleştirildiği ve belediye bağlantılı organizasyonlarda muvazaalı işlemler yapıldığı yönünde beyanlarda bulunduğu belirtildi.

Başsavcılık açıklamasında, etkin pişmanlık kapsamında verilen ifadelerde yer alan çok sayıda hususun HTS ve PTS kayıtları, banka hareketleri, MASAK raporları ve diğer maddi delillerle desteklendiğinin tespit edildiği kaydedildi. Soruşturma kapsamında 19 Haziran'da Silifke'de eş zamanlı operasyon düzenlendi. Şüphelilerin ikametleri, araçları, iş yerleri, Silifke Belediyesi binası ile Silifke Belediyespor Kulübü binasında yapılan aramalarda çok sayıda cep telefonu, bilgisayar, hard disk ve dijital materyal, ihale ve imar işlemlerine ilişkin evraklar, kullanıma hazır firma kaşeleri, kaşelenmiş ve mühürlenmiş teklif mektupları ile teklif zarfları ve yüklü miktarda döviz ele geçirildi.


Daha önce başkan ile birlikte 8 kişi tutuklanmıştı



Soruşturma kapsamında toplam 19 şüpheli hakkında işlem yapıldı. Şüphelilerden 9'u tutuklama, 10'u ise adli kontrol talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Hakimlik tarafından yapılan değerlendirme sonucunda Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut, Silifke Belediyespor Kulübü Başkanı Sait O., Belediye Başkan Yardımcısı Ezgi E. D., Özel Kalem Müdürü Ersin S., Ayniyat Müdürü Erdoğan G., festival organizasyon yüklenicisi Erman F.K., Şerife Y. ve Osman Y.'nin de aralarında bulunduğu 8 şüpheli tutuklandı. Diğer şüpheliler hakkında ise adli kontrol kararı verildi.


Operasyonda yeni gelişme: Başkan yardımcısıyla birlikte 2 şüpheli tutuklandı



Operasyonda bugün yeni bir gelişme yaşandı. Daha önce adli kontrol şartı ile serbest kalan Silifke Belediye Başkan Yardımcısı Ş.S.D. ile belediye sporda görev alan V.T. tekrar gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Ş.S.D. ile V.T. çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Operasyonla ilgili soruşturmanın devam ettiği bildirildi.

Ekrem İmamoğlu: ‘Benimle yarışmaktan korkuyor’

İBB Davası’nın 64. duruşmasında savunma süresinin kısıtlanmasına itiraz ettiği için salondan çıkarılan Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından yaptığı açıklamada, "Benimle yarışmaktan korkuyor. Sesimden, sözümden, görüntümden, ismimden korkuyor" diyerek tepki gösterdi

10.07.2026 18:20:00
Haber Merkezi
 
Ekrem İmamoğlu: ‘Benimle yarışmaktan korkuyor’
Ekrem İmamoğlu: ‘Benimle yarışmaktan korkuyor’
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı İBB Davası'nın 64. gününde mahkeme salonunda tansiyon yükseldi. Savunma yapması beklenen İmamoğlu, kendisine tanınan sürenin yetersiz olduğunu belirterek mahkeme heyetine itiraz etti.

Yaşanan sert diyalogların ardından İmamoğlu'nun salondan çıkarılması, siyaset gündemine bomba gibi düştü. Olayın ardından İmamoğlu adına açılan Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından çok sert bir açıklama yayımlandı.

Mahkeme salonunda süre gerginliği

Duruşmanın başlangıcında Mahkeme Başkanı, Ekrem İmamoğlu'nun savunmasının alınacağını kararlaştırdı. Ancak İmamoğlu'na savunmasını tamamlaması için kısıtlı bir süre tanındı. Bu duruma sert tepki gösteren İmamoğlu, davanın büyüklüğüne ve suçlamaların ağırlığına dikkat çekerek sürenin yetersiz olduğunu vurguladı.

İmamoğlu, mahkeme heyetine yönelik itirazında, "Asrın iftirasının yüklü olduğu iddianameye karşı 6-7 saat savunma yapmam yetersizdir" ifadelerini kullandı. Savunma hakkının kısıtlandığını belirten İmamoğlu ile Mahkeme Başkanı arasında sözlü tartışma yaşandı. Diyalogların ardından Mahkeme Başkanı, duruşma düzenini bozduğu gerekçesiyle İmamoğlu'nun salondan çıkarılmasına karar verdi.

"Benimle yarışmaktan korkuyor"

Mahkeme salonunda yaşanan bu krizin ardından Ekrem İmamoğlu adına faaliyet gösteren Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi sosyal medya hesabı üzerinden yazılı bir açıklama paylaşıldı. Karara ve engellemelere çok sert tepki gösterilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Benimle yarışmaktan korkuyor. Sesimden, sözümden, görüntümden, ismimden korkuyor. O yüzden sesim yasak, görüntüm yasak, fotoğrafım yasak, X hesabım yasak, mahkemeye gelmem yasak, savunma yapmam yasak."

Siyasi kulisleri hareketlendiren bu gelişme sonrası, İmamoğlu'nun avukatlarının ve parti kurmaylarının davadaki adil yargılanma ihlallerine karşı nasıl bir yol haritası izleyeceği merak konusu oldu. Davanın bir sonraki duruşmasının tarihi ve savunma hakkına ilişkin tartışmaların önümüzdeki günlerde de gündemi meşgul etmesi bekleniyor.

Kuantum ve yapay zekada devrim

Yapay zeka modellerini süper bilgisayarlarla birleştiren hibrit kuantum çağının ilk somut adımı atıldı. Kararsız kübitler artık kendi hatalarını gerçek zamanlı olarak düzeltebiliyor

10.07.2026 17:00:00
Eyüp Kabil
 
Kuantum ve yapay zekada devrim
Kuantum ve yapay zekada devrim
Teknoloji dünyasının iki dev gücü yapay zeka ve kuantum bilgisayarlar, Microsoft'un geliştirdiği "Majorana 1" çipiyle resmi olarak birleşti. Klasik bilgisayarların milyarlarca yılda çözemeyeceği karmaşık moleküler yapıları saniyeler içinde simüle edebilen bu yeni mimari, özellikle ilaç keşfi ve malzeme biliminde devrim yaratmaya hazırlanıyor. Yapay zekanın veri örüntülerini yakalama yeteneği, kuantum çiplerinin atom altı seviyedeki hesaplama gücüyle buluştuğunda kanser tedavilerinden batarya teknolojilerine kadar pek çok alanda süreçler bin kat hızlanacak.

Kırılgan kübit sorunu "topolojik" mimariyle çözüldü

Kuantum bilgisayarların önündeki en büyük engel olan "kübitlerin çevresel gürültüden etkilenerek hata yapması" problemi, ilk kez donanımsal düzeyde aşıldı. Dünya Ekonomik Forumu ve MIT Technology Review tarafından 2026'nın en kritik gelişmeleri arasında gösterilen bu yöntem, topolojik kübit tasarımına dayanıyor. Fiziksel kübitlerin mantıksal gruplar halinde bir araya getirilmesiyle oluşturulan bu yapı, sistemin kendi içindeki hataları anında tespit edip düzeltmesini sağlıyor.

Tek çipte milyonlarca kübit hedefi

Uzmanlar, hata payı sıfıra indirgenen bu yeni mimarinin ticari veri merkezlerine entegre edilmeye başlandığını belirtiyor. Microsoft Source platformunda paylaşılan teknik detaylara göre, Majorana 1 çip tasarımı sayesinde gelecekte tek bir yarı iletken plaka üzerine milyonlarca kararlı kübit yerleştirmek mümkün olacak. Bu durum, siber güvenlikten küresel lojistik ağlarının optimizasyonuna kadar dijital dünyanın çalışma mantığını kökten değiştirecek güçte bir kırılma noktası olarak kabul ediliyor.

Adli Tıp Kurumu: 'Bebekler kurtarılabilirdi'

İstanbul'da bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları ve haksız kazanç sağladıkları öne sürülen 62 sanığın yargılandığı davada, bebeklerin ölüm nedenlerine ilişkin Adli Tıp Kurumu Üçüncü Üst Kurulu tarafından hazırlanan raporlar dava dosyasında yer aldı

10.07.2026 15:20:00
Anadolu Ajansı
 
Adli Tıp Kurumu: 'Bebekler kurtarılabilirdi'
Adli Tıp Kurumu: 'Bebekler kurtarılabilirdi'
Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesinin talebinin ardından Adli Tıp Kurumu (ATK) Üçüncü Üst Kurulu tarafından 10 maktul bebek için ölüm sebepleri, tanı ve teşhisler ile uygulanan işlemlerin doğruluğu, tıbbi uygulama hataları ve dosyadaki sanıkların ölümlerde kusurlarının olup olmadığına ilişkin rapor hazırlandı.

"Roua Kadan", "Ayaz Karaduman", "Melek Süleymanoğlu", "Michelle Nwando Opara", "Halime Alkari", "Kerem Muhammet  Tokluoğlu", "Havvanur Karakoç", "Öykü Helvacı" ve "Serdarova" ile henüz ismi koyulmamış Kaya ailesinin bebekleri için hazırlanan raporlar Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.

Raporlarda bebekler Roua Kadan, Ayaz Karaduman, Melek Süleymanoğlu, Michelle Nwando Opara, Halime Alkari, Kerem Muhammet  Tokluoğlu ve henüz ismi koyulmamış Kaya ailesinin bebekleri için, yapılan ihmallerle bebeklerin ölümleri arasında illiyet bağı bulunduğu, bebeklere zamanında uygun tanı ve tedavi yapılması durumunda da kurtulmalarının kesin olmadığı kaydedildi.

Havvanur Karakoç bebeğe ilişkin raporda, bebeğin uygun bakım, takip ve tedavisinin sağlanmamış olması nedeniyle primer bakımından sorumlu olan Dr. Dursun Eryılmaz ile yapılan sözleşmeyle yenidoğan yoğun bakım sorumluluğunu üstlenen ancak bebeği görmeden, klinik durumunu bilmeden hemşirelere direktif vererek takip ve tedavi sürecini yöneten Dr. İlker Gönen'in, bebeğin yakın takibini yapmaması ve arrest durumunu zamanında tespit edememesi nedeniyle sorumlu hemşire Çağla Durmuş'un eylemlerinin tıp kurallarına uygun olmadığı ifade edildi.

Söz konusu eylemlerle ve/veya ihmallerle bebeğin ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, bebeğe zamanında tanı, tedavi uygulanması ve beslenmesinin yapılmış olması durumunda kurtulma ihtimalinin yüksek olduğu belirtilen raporda, ihmallerle bebeğin ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, bebeğe zamanında tanı, tedavi uygulanması ve beslenmesinin yapılmış olması durumunda kurtulma ihtimalinin yüksek olduğu vurgulandı.

Öykü Helvacı bebeğe ilişkin raporda, bebeğin yeniden canlandırma işlemine katılmayan primer bakımından sorumlu Dr. Dursun Eryılmaz'ın, bebeği görmeden, klinik durumunu bilmeden hemşirelere direktif vermesi nedeniyle Dr. İlker Gönen'in ve doktorları yeniden canlandırma işlemine çağırmaması nedeniyle hemşire Çağla Durmuş'un yaklaşımlarının tıbben uygun olmadığı kaydedilen raporda, tıp kurallarına uygun olmayan eylemler ve/veya ihmallerle bebeğin ölümü arasında illiyet bağının bulunduğu, zamanında uygun tanı ve tedavi yapılması durumunda bebeğin kurtulma ihtimalinin olduğu aktarıldı.

Bebek Serdarova'ya ilişkin raporda, bebeğin ölümünün tıp kurallarına uygun yürütülmeyen tanı, takip, tedavi süreci ve resüsitasyon ile ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu, tanı, takip ve tedavi sürecinin tıp kurallarına uygun olarak yürütülmesi halinde doğum sonrasında kalp anomalisi tespit edilen bebeğin kurtulma ihtimalinin çok yüksek olduğu belirtildi.

Ayrıca raporda, tape kayıtları, iddianame ve Sağlık Bakanlığı Teftiş Raporu dikkate alındığında, bebeklerin 112 sevk sistemini baypas ederek uygun olmayan koşullarda takip ve tedavi süreci yürütülen hastanelere sevkini organize eden kişi/kişiler ile hastane yenidoğan yoğun bakım servislerinin işletilmesi amacıyla devredilmesinin, doktorların bilgisi olmadan yenidoğan bebeklerin orderlarının hemşireler tarafından düzenlenmesinin, doktorların günlük hastanelere gelerek vizit yapmamasının, epikrizlerin hastane dışında doktor olmayan kişiler tarafından yazılmasının, bebekler adına çekilmiş grafilerin başka bebeklere çekilen grafilerle yer değiştirilmesinin, kan gazlarının şablonlara göre epikrize uygun olacak şekilde çıkarılmasının, laboratuvar değerleriyle oynanmasının, yoğun bakımda çalışma yetkisi olmayan kişilerin yoğun bakımlarda çalıştırılmasının, yoğun bakım şartlarının 3. düzey yoğun bakım şartlarını taşımadığı halde 3. düzey yoğun bakım gibi gösterilerek yenidoğan bebeklerin yatırılmasını sağlayıp uygun olmayan koşullarda yürütülen takip ve tedavi sürecini organize eden Uzm. Dr. Fırat Sarı'nın da tıbben sorumlu olduğu belirtildi.

Davanın geçmişi

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, sanık doktor Fırat Sarı'nın elebaşı olduğu suç örgütünün sevk ve idaresini sanık doktor İlker Gönen ile 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir'in yaptığı belirtiliyor.

İddianamede, sanıklar Fırat Sarı ve İlker Gönen için 10 bebeğin ölümü nedeniyle "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlarından 10 kez, "resmi belgede sahtecilik" suçundan da 11 kez uygulanmak üzere toplam 177 yıl altışar aydan 582 yıl dokuzar aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

Sanık Gıyasettin Mert Özdemir'in ise "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Davanın sanıklarından İlker Gönen, Antalya'da tutuklu bulunduğu cezaevinde 1 Şubat'ta intihar etmişti.

Yeğeni tarafından pala ile öldürülen adam toprağa verildi

Kocaeli'de psikolojik sorunları olduğu iddia edilen yeğeni tarafından pala ile defalarca bıçaklanarak öldürülen adam, kılınan cenaze namazı sonrası toprağa verildi

10.07.2026 14:36:00 / Güncelleme: 10.07.2026 14:38:37
İhlas Haber Ajansı
 
Yeğeni tarafından pala ile öldürülen adam toprağa verildi
Yeğeni tarafından pala ile öldürülen adam toprağa verildi
Olay, dün Gölcük ilçesi Kavaklı Mahallesi Namık Kemal Caddesi'nde bulunan yeşillik alanda meydana geldi. Psikolojik sorunları olduğu iddia edilen E.K. (33) ile amcası İbrahim K. (56) arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine E.K, elindeki palayla amcasına saldırdı. Arbede sırasında incir ağaçlarının bulunduğu yeşillik alana düşen amca İbrahim K., yeğeninin palalı darbeleri sonucu ağır yaralandı. Yaşanan arbede sırasında şüpheli E.K. de yaralandı. Çevredekilerin 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Bölgeye ulaşan polis ekipleri şüpheli E.K.'yi etkisiz hale getirerek suç aletiyle birlikte yakaladı. Sağlık personelinin yaptığı kontrolde ise amca İbrahim K.'nın olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Olayda yaralanan E.K., ilk müdahalesinin ardından polis gözetiminde hastaneye kaldırıldı.

Toprağa verildi

Hastane morguna alınan İbrahim K'nin cenazesi bugün ailesi tarafından teslim alınarak Kavaklı Cami'ne getirildi. Cenaze namazına Gölcük Kaymakamı Müfit Gültekin, İbrahim K'nin akraba ve sevenleri katıldı. Cuma namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından İbrahim K., Gölcük 17 Ağustos Mezarlığı'na defnedildi.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.