logo
12 TEMMUZ 2026

Avrupa’nın göbeğindeki kara leke: Srebrenitsa Soykırımı

12.07.2026 00:00:00
 

Tarih 11 Temmuz 1995'i gösterdiğinde, modern(!) dünyanın gözleri önünde, insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri Bosna-Hersek'in Srebrenitsa kasabasında yazıldı. 

II. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı ve hukuksal olarak belgelenmiş ilk soykırım olan Srebrenitsa, üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen adaletin ve vicdanların derin bir sızısı olarak kalmaya devam ediyor. 

En az 8 bin 372 Müslüman Boşnak erkek ve çocuğun sistematik olarak katledildiği bu trajedi, sadece Sırp güçlerinin vahşetini değil, uluslararası toplumun ve koruma sözü verenlerin sessiz kalışını da tarihe kazıdı.

Güvenli bölgenin çöküşü ve uluslararası ihanet

1992 yılında Yugoslavya'nın çöküşüyle başlayan Bosna Savaşı, bölgedeki Müslüman halk için tam bir hayatta kalma mücadelesine dönüştü. 

Birleşmiş Milletler (BM), Sırp zulmüne karşı koruma sağlamak amacıyla Srebrenitsa'yı "güvenli bölge" ilan etmişti. 

Savaştan önce 24 bin olan kasaba nüfusu, çevre bölgelerden kaçan mültecilerle birlikte kısa sürede 60 bin sınırına dayandı. Srebrenitsa, açlık ve hastalıkla boğuşan devasa bir açık hava toplama kampı haline gelmişti.

İşin en acı kısmı ise, koruma vaadiyle Müslüman halkın elindeki silahların BM Barış Gücü tarafından toplanmış olmasıydı. 

Ratko Mladic komutasındaki ağır silahlı Sırp ordusu ve "Akrepler" olarak bilinen Sırbistan özel güvenlik güçleri kasabaya saldırdığında, Boşnakların silahlarını geri alma talebi Hollandalı Komutan Thom Karremans tarafından reddedildi. 

BM, şehri savunmak yerine sadece iki F16 uçağını sembolik olarak gökyüzünde uçurmakla yetindi. 

400 silahlı Hollanda barış gücü askeri, kendilerine sığınan 25 bin çaresiz insanı ve şehri bir gece yarısı Sırp kasaplarına teslim ederek geri çekildi. 

Komutan Karremans'ın Sırp generalden hediye alırken çekilen görüntüleri ise tarihe kalacak bir utanç vesikası oldu.

Sistematik vahşet ve toplu mezarların gizemi

11 Temmuz günü silahsızlandırılmış kente zorlanmadan giren Sırp birlikleri, planlı bir etnik temizlik hareketine girişti. 

Kadınlar ve küçük çocukların bir kısmı zorla sürgün edilirken, bir kısmı da katliamdan nasibini aldı. 

Esir alınan 10 bin civarında Boşnak erkek ve çocuğun 8 binden fazlası, ormanlık alanlarda, fabrikalarda ve depolarda kıstırılarak beş gün boyunca vahşice katledildi.

Sırp ordusu, işledikleri bu muazzam insanlık suçunu gizlemek için şeytani bir plan devreye soktu. 

Katledilen insanların bedenleri, kimlik tespiti yapılamasın diye parçalanarak ülkenin dört bir yanındaki 64'ü bulan toplu mezarlara dağıtıldı. 

İskeletlerin yerleri uydulardan görünmesin diye üzerleri kapatıldı, bitki örtüsüyle gizlendi. 

Bugün bile yürütülen arama çalışmalarında her yıl yeni toplu mezarlar bulunmakta, DNA testleriyle kimlikleri saptanan kurbanlar için cenaze törenleri düzenlenmektedir. 

Soykırımın 31. yılında, kimliği yeni tespit edilen 10 kurbanın daha Potoçari Anıt Mezarlığı'na defnedilmesiyle, buradaki mazlumların sayısı 6 bin 782'ye yükseldi.

Batı adaletinin çifte standardı ve bağımsızlığın önemi

Srebrenitsa Soykırımı, küresel siyaset ve adalet mekanizmaları açısından da büyük bir turnusol kağıdı oldu. 

Lahey Adalet Divanı yaşananları "soykırım" olarak nitelendirse de, Sırbistan devletini doğrudan sorumlu tutmaktan kaçınarak Batı adaletinin çifte standardını gözler önüne serdi. 

Hollanda mahkemeleri ise yıllar süren davaların ardından, Hollanda askerlerinin yasa dışı hareket ettiğini ve ölümlerin yüzde 30'undan hükûmetin sorumlu olduğunu kabul etti. Ancak bu geç ve yetersiz gelen kararlar, katledilen binlerce canı geri getirmeye yetmedi.

Srebrenitsa, tüm mazlum milletler ve Türk dünyası için uluslararası yapılara körü körüne güvenilemeyeceğinin en somut ve acı kanıtıdır. 

Bugün dost görünenlerin, en ihtiyaç duyulan anda insanı nasıl yalnız bırakabileceğini gösteren bu trajedi, tam bağımsızlığın ve askeri gücün bir millet için ne kadar hayati olduğunu ortaya koymaktadır. 

Yazımızı Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın şu anlamlı paylaşımı ile bitirelim:

"'Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.' (Aliya İzzetbegoviç) 

31 yıl önce bugün, Avrupa'nın göbeğinde, 'güvenli bölge' ilan edilen Srebrenitsa'da 8.372 Boşnak kardeşimiz dünyanın gözleri önünde katledildi. 

İnsanlık tarihine kara bir leke olarak geçen bu soykırımı unutmadık, unutmayacağız."

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.