logo
08 MAYIS 2026

Dolardan TL karşısında yeni rekor

Dolar/TL, haftaya yatay başlamasının ardından 34,2990 seviyesinden işlem görüyor.

28.10.2024 10:39:00
Anadolu Ajansı
Dolardan TL karşısında yeni rekor
Dolardan TL karşısında yeni rekor

Cuma günü yükseliş eğiliminde hareket eden dolar/TL, günü yüzde 0,2 artışla 34,3060'tan tamamlamıştı.

Dolar/TL, saat 10.10 itibarıyla yatay seyirle 34,2990'dan işlem görüyor. Aynı dakikalarda avro/TL yüzde 0,2 azalışla 37,0230'dan, sterlin/TL yüzde 0,2 düşüşle 44,4490'dan satılıyor.

Dolar endeksi ise şu sıralarda yüzde 0,1 artışla 104,4 seviyesinde bulunuyor.

Küresel piyasalar, ABD'deki istihdam raporu ve büyüme başta olmak üzere yoğun makroekonomik veri takviminin takip edileceği haftaya pozitif seyirle başladı.

Küresel piyasalarda, ABD'de açıklanan makroekonomik verilerden alınan sinyaller, yoğunlaşan bilanço dönemi yatırımcıların odağında olmaya devam ederken, İsrail'in İran'a gerçekleştirdiği hava saldırısının endişe edildiği kadar şiddetli olmaması küresel piyasalarda risk algısını azalttı.

ABD'de ağırlıklı olarak beklentilerin üzerinde gelen şirket karlılıkları ekonomik aktivitenin canlı kalmaya devam ettiğini gösterirken, bu durum enflasyonun ABD Merkez Bankasının (Fed) hedeflediği seviyeye gelmesinin zaman alabileceği ihtimalini de öne çıkarıyor.

Analistler, ülkede açıklanacak makroekonomik verilerin yakından takip edileceğini kaydederek, Fed'in gevşeme hızının gelecek dönemde güçlü ekonomik aktivite sebebiyle etkilenebileceğini söyledi.

Bu hafta açıklanacak istihdam ve büyüme verilerinden alınacak sinyallerin Fed'in gelecek dönemde atacağı adımlar konusunda belirleyici olabileceğini ifade eden analistler, söz konusu verilerin ABD ekonomisinin gidişatına ilişkin daha çok bilgi vermesinin beklendiğini söyledi.

Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed'in gelecek ay politika faizini 25 baz puan düşürmesine kesin gözüyle bakılmaya devam ederken, aralık ayında da faiz indirimi yapılacağına yönelik fiyatlamalar gerilemesine karşın güçlü kalmaya devam ediyor. Bankanın aralıkta faiz indirimi yapacağına ilişkin tahminler yüzde 72 olarak fiyatlanıyor.

Söz konusu gelişmelerin ardından ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi cuma günü 4 baz puan azalışla 4,25 seviyesinden günü tamamlarken, şu sıralarda yüzde 4,27 seviyesinde bulunuyor.

Fed'in faiz oranını 50 baz puan düşürmesinden sonra ABD'nin 10 yıl vadeli hazine tahvili faizinin arttığına ve yüzde 4,28 seviyesine kadar yükseldiğine işaret eden analistler, bu hareketin iyileşen ekonomik verilerin yanı sıra Bankanın bundan sonraki faiz indirimlerinde daha agresif olmayacağına dair beklentilerden kaynaklandığını söyledi.

Analistler, günün geri kalanında yurt içinde veri gündeminin sakin olacağını yurt dışında ise ABD'de ekim Dallas Fed imalat sanayi endeksinin takip edileceğini dile getirerek, teknik açıdan dolar endeksinde 103,5 seviyesinin destek, 105 seviyesinin direnç olarak öne çıktığını aktardı. 

ODTÜ'deki olaylarla ilgili 6 şüpheli gözaltına alındı

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), Orta Doğu Teknik Üniversitesindeki (ODTÜ) bahar şenliklerinde Türk bayrağına ve öğrencilere yönelik saldırıda bulunan 6 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.

08.05.2026 10:11:00
İhlas Haber Ajansı
ODTÜ'deki olaylarla ilgili 6 şüpheli gözaltına alındı
ODTÜ'deki olaylarla ilgili 6 şüpheli gözaltına alındı
Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), Orta Doğu Teknik Üniversitesindeki (ODTÜ) bahar şenliklerinde Türk bayrağına ve öğrencilere yönelik saldırıda bulunan 6 kişinin gözaltına alındığını bildirdi.


Emniyet Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, söz konusu görüntülerde en önde olan ve saldırının planlayıcılarından olduğu değerlendirilen İ.K.'nın yer aldığı 6 kişinin yakalandığı belirtilerek, "Bazı basın yayın organları ve sosyal medya hesaplarında, 06.05.2026 günü Orta Doğu Teknik Üniversitesi yerleşkesinde meydana gelen olaylara ilişkin paylaşımlar yapılması üzerine açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

Ay yıldızlı şanlı al bayrağımız, milletimizin bağımsızlık iradesinin, vatanımız uğruna verilen mücadelenin, ecdadımızın canı pahasına koruduğu mukaddes emanetin en büyük simgesidir. Bayrağımız; şehitlerimizin aziz hatırasını, gazilerimizin gösterdiği eşsiz fedakarlığı, milletimizin hiçbir şartta boyun eğmeyen istiklal ruhunu ebediyen yaşatmaktadır. Bahar Şenlikleri kapsamında gerçekleştirilen konser sırasında olaylara karıştığı tespit edilen 6 şahıs İ.K, M.E.Y, O.A, M.F.G, C.E, B.D yakalanmış ve adli işlemler başlatılmıştır" ifadeleri yer aldı.

İBB'ye yönelik yürütülen "yolsuzluk" soruşturmasında 29 şüpheli gözaltına alındı

İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yürütülen "yolsuzluk" soruşturmasında, Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla 29 zanlı gözaltına alındı

08.05.2026 09:07:00 / Güncelleme: 08.05.2026 09:13:15
AA
İBB'ye yönelik yürütülen "yolsuzluk" soruşturmasında 29 şüpheli gözaltına alındı
İBB'ye yönelik yürütülen "yolsuzluk" soruşturmasında 29 şüpheli gözaltına alındı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, "Ekrem İmamoğlu'nun elebaşılığında kurulan suç örgütünün faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen eylemlere yönelik olarak soruşturmalar yapıldığı" belirtildi.

Örgütün Ağaç ve Peyzaj AŞ iştirak şirketi üzerinden usulsüzce kurgusal bir ihale sistematiği işleterek ihalelere fesat karıştırdığı iddialarına yönelik olarak operasyon gerçekleştirildiği ifade edilen açıklamada, gözaltı kararı verilen 30 şüpheliden 29'unun yakalandığı kaydedildi.

Açıklamada, şüphelilerden 1'inin ise yurt dışında bulunması nedeniyle yakalama çalışmalarına devam edildiği aktarıldı.
 

Tebbun ile Erdoğan ortak basın toplantısı düzenledi

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, "İsrail işgalini, uluslararası insancıl hukuku ihlal etmesini, Lübnan'a yönelik açık saldırılarını ve Gazze Şeridi'ndeki vahşi uygulamalarını kınıyoruz." dedi

07.05.2026 21:00:00
AA
Tebbun ile Erdoğan ortak basın toplantısı düzenledi
Tebbun ile Erdoğan ortak basın toplantısı düzenledi
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen ikili görüşme ve Yüksek Düzeyli Strateji Konseyi Toplantısı'nın ardından ortak basın toplantısında konuştu.

Cezayir-Türkiye ilişkilerinin ortak kültürel mirasa dayandığına işaret eden Tebbun, ilişkilerdeki artan dinamizmden memnuniyet duyduklarını dile getirdi.

Tebbun, bu düzeye ulaşmak için özellikle son 5 yılda büyük atılımlara imza attıklarının altını çizerek, "Bu ziyaretimiz sırasında da ilişkilerimizi ekonomik alanda çeşitlendirmeyi, ortaklığımızın sektörler bazında, özellikle yenilenebilir enerji, sanayi, tarım, madencilik, kültürel ve insani alanlarda ikili işbirliğinin desteklenmesini, ortak tarihi mirasımıza sahip çıkmayı hedefliyoruz" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Körfez ve Orta Doğu bölgesindeki gelişmelerin yanı sıra krizlerin çözüm yollarını ve güvenliğin tesisi konularını ele aldıklarını belirten Tebbun, "İsrail işgalini, uluslararası insancıl hukuku ihlal etmesini, Lübnan'a yönelik açık saldırılarını ve Gazze Şeridi'ndeki vahşi uygulamalarını kınıyoruz" dedi.

Tebbun, İsrail'in ihlallerine son verilmesi ve bölgede barışın inşası için çabaların yoğunlaşması gerektiğini vurgulayarak, "Önemli olan başta Filistin halkının bağımsız devletini kurma hakkı olmak üzere meşru haklarını garanti altına alan adil ve kalıcı çözümü sağlaması konusunda uluslararası toplumun sorumluluğunu vurgulamak istiyorum" diye konuştu.

'Cezayir ve Türkiye'nin, uyuşmazlıkların çözümünde barışçıl yollara bağlı kalma kararlılığını ortaya koyduk'

Ankara'da çok sıcak ve kardeşçe karşılandıklarının altını çizen Tebbun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti.

Tebbun, çok verimli görüşmelerin anlaşmalarla taçlandırıldığını belirterek, Türkiye-Cezayir İş Forumu'nun canlandırılmasını ve forumun ticaret ve yatırım hareketliliğinde rol üstlenmesini takdirle karşıladığını vurguladı.

"Belirli bir mal listesi üzerinden Tercihli Ticaret Anlaşması müzakerelerinin de başlamış olmasından dolayı çok memnunum." ifadesini kullanan Tebbun, 2021'de ticaret hacminin 10 milyar dolar seviyesine çıkarılmasını kararlaştırdıklarını hatırlattı.

Tebbun, "İsrail'in Somali'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etme kararını da infialle karşıladığımızı belirttik. Bu, Afrika Boynuzu bölgesinde güvenlik ve istikrarı da tehdit etmektedir." dedi.

Libya ve Sahel bölgesindeki durumun yanı sıra Batı Sahra meselesine değindiklerini aktaran Tebbun, bu konulara ilişkin analizlerini samimi şekilde dile getirdiğini kaydetti.

Cezayir Cumhurbaşkanı, "Cezayir ve Türkiye'nin, uyuşmazlıkların çözümünde barışçıl yollara bağlı kalma ve uluslararası meşruiyete riayet etme konusunda kararlılığını bir kez daha ortaya koyduk." diye konuştu.

DSÖ'den endişe veren açıklama

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Arjantin'den yola çıkan bir gemide bildirilen 8 vakadan 5'inin hantavirüs olduğunun doğrulandığını, diğer 3'ünde ise şüphe bulunduğunu belirtti

07.05.2026 20:10:00
Anadolu Ajansı
DSÖ'den endişe veren açıklama
DSÖ'den endişe veren açıklama

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ'nün haftalık basın toplantısında, Arjantin'den yola çıkan ve şu anda Kanarya Adaları'na doğru hareket eden "MV Hondius" isimli gemide görülen hantavirüs vakaları ve bu virüse dair değerlendirmelerde bulundu.

Birleşik Krallık sağlık otoritelerinin 2 Mayıs'ta, Arjantin'den Cabo Verde'ye seyahat eden Hollanda bayraklı "MV Hondius" gemisindeki ciddi solunum yolu hastalığı bulunan bir grup yolcu hakkında DSÖ'yü bilgilendirdiğini hatırlatan Ghebreyesus, "Şimdiye kadar 3 ölüm de dahil 8 vaka bildirildi. 8 vakadan 5'i hantavirüs olarak doğrulandı, diğer 3'ü ise şüpheli." dedi.

Ghebreyesus, hantavirüslerin, insanlarda ciddi hastalıklara yol açabilen, kemirgenler tarafından taşınan bir virüs grubu olduğunu belirterek, insanların genellikle enfekte kemirgenlerle ya da idrarları, dışkıları veya tükürükleriyle temas yoluyla enfekte olduğunu söyledi.

Bu vakada yer alan hantavirüs türünün, Latin Amerika'da bulunan ve insanlar arasında sınırlı bulaşmaya yol açtığı bilinen tek tür Andes virüsü olduğunu kaydeden Ghebreyesus, "Andes virüsünün önceki salgınlarında insanlar arasındaki bulaşma, özellikle hane halkı üyeleri, yakın partnerler ve sağlık hizmeti veren kişiler arasında yakın ve uzun süreli temasla ilişkilendirildi. Mevcut durumda da durum böyle görünüyor." diye konuştu.

Ghebreyesus, ilk vakanın 6 Nisan'da belirtiler göstermeye başlayan ve 11 Nisan'da gemide hayatını kaybeden bir erkek olduğunu anımsatarak, hastadan hiçbir örnek alınmadığını ve diğer solunum yolu hastalıklarının belirtilerine benzediği için hantavirüs şüphesi duyulmadığını anlattı.

Hastanın eşinin, gemi Saint Helena Adası'na yanaştığında karaya çıktığını ve belirtiler gösterdiğini bildiren Ghebreyesus, bu kişinin, 25 Nisan'da Johannesburg'a yapılan uçuş sırasında durumunun kötüleştiğini ve ertesi gün hayatını kaybettiğini belirtti.

Ghebreyesus, "(Hayatını kaybeden ikinci hastadan) Örnekler alındı ''ve Güney Afrika Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsünde test edilerek hantavirüs olduğu doğrulandı. Üçüncü ölüm ise gemide bulunan ve 28 Nisan'da belirtiler göstermeye başlayan ve 2 Mayıs'ta hayatını kaybeden bir kadında görüldü. Başka bir erkek ise 24 Nisan'da geminin doktoruna başvurdu. 27 Nisan'da Ascension Adası'ndan Güney Afrika'ya tahliye edildi ve yoğun bakımda tedavi görüyor." dedi.

Cabo Verde'den doktorların, semptom gösteren diğer 3 yolcuya bakım sağlamak için gemiye bindiğini dile getiren Ghebreyesus, DSÖ'nün, bu kişilerin tedavi için Hollanda'ya tahliyelerini koordine ettiğini söyledi.

"Gemideki diğer yolcuların veya mürettebatın hiçbirinde şu anda semptom yok"

Ghebreyesus, bu 3 hastanın tahliyesini kolaylaştırdığı için Cabo Verde Başbakanı Ulisses Correia e Silva'ya teşekkür ederek, "(Hastalardan) İkisi hastanede stabil durumda, biri ise asemptomatik ve şu anda Almanya'da. 8. vaka, Saint Helena'da gemiden inen bir adamda görüldü. Gemi operatörünün tavsiyesi üzerine, İsviçre'nin Zürih kentinde semptom gösterdiğini bildirdi ve dün hantavirüs ile enfekte olduğu doğrulandı. Cenevre Üniversitesi Hastaneleri daha sonra virüsün gen dizilimini yaptı ve Andes virüsü olduğunu doğruladı. Gemideki diğer yolcuların veya mürettebatın hiçbirinde şu anda semptom yok." bilgisini verdi.

Her vakada ilgili yetkililerle yakın temas kurduklarını vurgulayan Ghebreyesus, "Andes virüsünün kuluçka süresinin 6 haftaya kadar çıkabileceği göz önüne alındığında daha fazla vaka bildirilmesi mümkündür. Bu ciddi bir olay olsa da DSÖ halk sağlığı riskini düşük olarak değerlendiriyor. Önceliklerimiz, etkilenen hastaların bakım almasını, gemideki diğer yolcuların güvende tutulmasını ve onurlu bir şekilde muamele görmesini sağlamak ve virüsün daha fazla yayılmasını önlemek." diye konuştu.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'den gemiyi kabul etmesini rica ettiğini ve bu talebinin kabul gördüğünü anlatan Ghebreyesus, Sanchez'e cömertliği, dayanışması ve ahlaki görevini yerine getirdiği için teşekkür etti.

"Gemi şu anda Kanarya Adaları'na doğru yola çıktı"

Ghebreyesus, "Gemi şu anda Kanarya Adaları'na doğru yola çıktı. İspanya'nın bu riski yönetme kapasitesine güveniyoruz ve bunu yapmaları için onları destekliyoruz. Bir kez daha, Kanarya Adaları halkı için riski düşük olarak değerlendiriyoruz. DSÖ, geminin işletmecisine gemideki sağlık yönetimi konusunda rehberlik sağladı. Tüm yolculardan kabinlerinde kalmaları istendi, kabinler dezenfekte ediliyor ve belirti gösteren herkes derhal izole edilecek." ifadelerini kullandı.

DSÖ uzmanının Cabo Verde'de gemiye bindiğini, Hollanda'dan 2 doktor ile Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezinden 1 uzmanın da Kanarya Adaları'na ulaşana kadar gemide kalacağını vurgulayan Ghebreyesus, "Gemideki herkesin tıbbi değerlendirmesini yapıyorlar ve enfeksiyon risklerini değerlendirmek için bilgi topluyorlar. DSÖ, yolcuların ve mürettebatın varışta güvenli ve saygılı bir şekilde karaya çıkması ve seyahatlerinin devamı için adım adım operasyonel kılavuz geliştiriyor." dedi.

Ghebreyesus, vatandaşları Saint Helena'ya çıkan 12 ülkeyi de bilgilendirdiğini söyleyerek, bunlar arasında Kanada, Danimarka, Almanya, Hollanda, Yeni Zelanda, Saint Kitts ve Nevis, Singapur, İsveç, İsviçre, Türkiye, Birleşik Krallık ve ABD'nin yer aldığını kaydetti.

DSÖ Salgın ve Pandemi Hastalıklarını Önleme Birimi Direktörü Maria Van Kerkhove, hantavirüsün, Kovid-19 salgınından farklı olduğunu belirtti.

Kerkhove, "Bu koronavirüs değil. Bu çok farklı bir virüs. Bu virüsü biliyoruz, hantavirüsler oldukça uzun zamandır var. Bildiğimiz birçok detay var. Burada kesin olmak istiyorum, bu SARS-CoV-2 değil. Bu bir Kovid başlangıcı değil. Bu, bir gemide gördüğümüz salgın. Kapalı bir alan söz konusu. Şu ana kadar 5 doğrulanmış vakamız var. Bu soruların neden geldiğini tamamen anlıyoruz ve elimizden gelen tüm bilgiyi vermeye çalışıyoruz. Ancak bu, 6 yıl önceki durumla aynı değil, koronavirüsler gibi aynı şekilde yayılmıyor ve çok farklı. Gördüğümüz gibi yakın, samimi bir temas söz konusu ve çoğu hantavirüs insanlar arasında hiç bulaşmıyor. Hantavirüslerin çoğu kemirgenlerden, dışkılarından veya salyalarından insanlara bulaşır." dedi.

İnsanların hantavirüs nedeniyle tedbir olarak maske takması gerektiğiyle ilgili soruyu da yanıtlayan Kerkhove, bu olayın şu anda bir gemiyle ve buradan ayrılan kişilerin takibiyle sınırlı olduğunu belirtti.

Kerkhove, gemide başka semptomatik hasta, yolcu veya mürettebat üyesi olmamasının iyiye işaret olduğunu da ifade ederek, "Elbette bu virüslerin gemide uzun bir kuluçka süresi var. Riski en aza indirmek için bazı önlemler aldılar. Gemide tavsiye edilen şey, odaların dezenfekte edilmesi. İnsanları kabinlerine kapattılar, yiyecek ve su sağladılar ve önlem olarak odalarından çıkan herkesin tıbbi maske takmasını istediler." diye konuştu.

Hantavirüs

Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.

Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlar gösteriyor.

Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor. 

Rojin Kabaiş soruşturmasında yeni gelişme

Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümünde kritik gelişme. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, Van Valiliği’nin yurt yönetimi hakkında soruşturma izni vermeme kararını iptal etti. Böylece yurt yetkililerinin ihmalleri resmen soruşturulacak

07.05.2026 19:00:00
Haber Merkezi
Rojin Kabaiş soruşturmasında yeni gelişme
Rojin Kabaiş soruşturmasında yeni gelişme
Van'da 27 Eylül 2024'te kaybolduktan 19 gün sonra Van Gölü'nde cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüyle ilgili soruşturmada önemli bir engel aşıldı. Van Barosu Başkanı Sinan Özaraz, yurt yönetiminin kusur ve ihmalleri bulunduğu iddiasına rağmen Van Valiliği İl İdare Kurulu tarafından verilen "soruşturma izni verilmemesi" kararının Erzurum Bölge İdare Mahkemesi tarafından kaldırıldığını duyurdu.

Özaraz'ın açıklamasına göre, Van Barosu'nun ve savcılığın itirazı üzerine Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, Valilik kararını iptal etti. Böylece Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'ne bağlı KYK yurdu yönetimi hakkında soruşturma başlatılmasının hukuki yolu açılmış oldu. Baro Başkanı, kararın maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Olayın geçmişi

Rojin Kabaiş, Van'da kaldığı yurttan 27 Eylül 2024 akşamı ayrılmış ve bir daha haber alınamamıştı. 19 gün sonra Van Gölü sahilinde cansız bedeni bulunan genç kızın ölümü, şüpheli bulunmuştu. Soruşturma kapsamında yurt yönetiminin geç bildirim, güvenlik zafiyetleri ve ihmalleri olduğu öne sürülüyordu. Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebine rağmen Van Valiliği İl İdare Kurulu, Ocak 2026'da yurt yetkilileri hakkında soruşturma izni vermemişti. Van Barosu ve savcılık bu karara itiraz etmişti.

Erzurum Bölge İdare Mahkemesi'nin son kararıyla yurt yönetimi ve ilgili görevliler artık soruşturmanın bir parçası haline gelecek. Bu gelişme, dosyanın daha etkin yürütülmesi ve olası ihmallerin aydınlatılması beklentisini artırdı.

Soruşturma kapsamında cep telefonu incelemeleri, kamera kayıtları ve diğer delillerin değerlendirildiği biliniyor. Aile ve baro, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için mücadeleye devam edeceklerini belirtiyor.

'Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir'

'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasında, İBB iştiraki İBB Spor Kulübü Başkanı tutuklu sanık Fatih Keleş'in oğlu olan tutuklu sanık Mustafa Keleş savunma yaptı. Sanık Mustafa Keleş, "Savcılık, benim ve babamın örgüt yöneticisi olduğumuzu iddia ediyor ama benim babamla baba-oğul olmak dışında bir bağım yok. Ben bir örgüt üyesi değilim. İllegal faaliyette bulunmadım. Şirketin hesaplarına erişimim yok. Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir" dedi

07.05.2026 18:55:00 / Güncelleme: 07.05.2026 19:00:50
İhlas Haber Ajansı
'Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir'
'Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir'
'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davasının ilk duruşmasının 34. oturumunun görülmesine devam ediliyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Yerleşkesi'nde bulunan duruşma salonunda sanık savunmalarının alınmasına devam edildi. Duruşmada, iddianamede 'rüşvet alma' suçunu işlediği öne sürülen ve İBB iştiraki İBB Spor Kulübü Başkanı tutuklu sanık Fatih Keleş'in oğlu olan tutuklu sanık Mustafa Keleş savunma yaptı.

"Benim babamla baba-oğul olmak dışında bir bağım yok"

Sanık Keleş savunmasında, babasının 13 aydır, amcasının ise 12 aydır tutuklu olduğunu belirterek, "11 ay sonra burada konuşabilme fırsatı bulabildim. Bana savcılıkta rüşvet alıp almadığım soruldu. Ben de rüşvet almadığımı söyledim. Bana, örgütle ilgili bir soru sorulmadı. Kuzenimle beraber hakimlik sorgusuna girdik ve beraber tutuklandık. Kuzenimle ben aynı anda gözaltına alındık. Savcılık, benim ve babamın örgüt yöneticisi olduğumuzu iddia ediyor ama benim babamla baba-oğul olmak dışında bir bağım yok. Savcılık beni, 'örgütü denetleyen örgüt üyesi' olarak betimliyor.

Bir örgüt yok ve ben bu örgütün üyesi değilim. Babamın tanıdığı olan Murat Gülibrahimoğlu'nun firmasında alma personeli olarak çalıştım. Bu işe başladığımda 23 yaşındaydım. İşten çıkarıldığım 2025 yılına kadar bu firmada kaldım. Bu durum, HTS kayıtlarından bakılabilir. Benim işim, hırdavat malzemeleri, ofis mobilyaları gibi şirkete gerekli ürünleri şirkete satın almaktı. Cebeci Maden firmasında çalışmadığım açıktır. Bu husus yapılan tespitlerle ortadadır. Benim muhasebe programlarına erişimim yoktur. Ben bir örgüt üyesi değilim. İllegal faaliyette bulunmadım. Şirketin hesaplarına erişimim yok. Fatih Keleş'in oğlu olmak suç değildir. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu duruşmada söz aldı

Mustafa Keleş'in savunmasının ardından Ekrem İmamoğlu söz aldı. Sanık İmamoğlu ağlayarak Mustafa Keleş'e, "Sevgili Mustafa, değerli oğlum. Bu olaylar yaşanmasaydı, bir bayramda karşılaşsaydık 'Okulun nasıl gidiyor'' diye sorabilirdim sana. Benim adıma 'örgüt lideri' olarak bir firmayı denetlediğini yazmış bu lanet iddianame. Seninle hayatımız boyunca çocukluğundan beri bayramdan bayrama karşılaşıp sarılmanın dışında bir sohbetimiz oldu mu' Allah hiçbir babaya, anneye böyle bir evlat işkencesi yaşatmasın" diyerek soru yöneltti. Keleş ise bu soruya, "Hayır" yanıtını verdi.

Duruşma, diğer tutuklu sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilebilmesi için 11 Mayıs Pazartesi gününe ertelendi.

Türkiye, Dönem Başkanlığına seçildi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye'nin oy birliği ile Uluslararası Ulaştırma Forumu'nun (ITF) 2027-2028 dönem başkanlığına seçildiğini duyurdu

07.05.2026 18:24:00
İhlas Haber Ajansı
Türkiye, Dönem Başkanlığına seçildi
Türkiye, Dönem Başkanlığına seçildi
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye'nin oy birliği ile Uluslararası Ulaştırma Forumu'nun (ITF) 2027-2028 dönem başkanlığına seçildiğini duyurdu.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Almanya'nın Leipzig kentinde düzenlenen Uluslararası Ulaştırma Forumu'na (ITF) katıldı. Bakan Uraloğlu, Türkiye'nin küresel ulaştırma politikasının en önemli etkinliği kabul edilen ITF'nin 2027-2028 dönem başkanlığına seçildiğini duyurdu.
Bakan Uraloğlu, forumda yaptığı açıklamada, ilk olarak geçtiğimiz pazartesi günü Almanya'nın Leipzig kentinde araçla yapılan saldırıda hayatını kaybedenler için taziyelerini iletti. Uraloğlu, Türkiye'nin ulaştırma vizyonuna değinerek, Türkiye'nin 1953 yılında ITF'in kurucu üyeleri arasında yer aldığını ve 2009 yılında da başkanlık görevini başarıyla yürüttüğünü hatırlattı.

"Türkiye, sadece bir transit ülke değil, bölgeleri, pazarları ve insanları birbirine bağlayan stratejik bir merkezdir"
Türkiye'nin jeopolitik önemine dikkati çeken Uraloğlu, "Türkiye; Avrupa, Asya ve Orta Doğu'nun kesişim noktasında sadece bir transit ülke değil, bölgeleri, pazarları ve insanları birbirine bağlayan stratejik bir merkezdir. Bu konum, bize kıtalar arasında dayanıklı ve kesintisiz ulaştırma bağlantıları sağlama sorumluluğu yüklemektedir. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde; jeopolitik riskler, iklim değişikliği ve dijital dönüşüm ulaştırma politikalarını yeniden tanımlıyor" dedi.

"Türkiye dayanıklılık ve sürdürülebilirlik ilkelerini merkeze alacak"
Türkiye'nin otoyollardan yüksek hızlı demiryollarına, limanlardan lojistik merkezlere kadar devasa yatırımlar gerçekleştirdiğini belirten Uraloğlu, Orta Koridor ve Kalkınma Yolu projelerinin küresel ticaret için önemini vurguladı. Bakan Uraloğlu, Türkiye'nin Dönem Başkanlığı süresince dayanıklılık ve sürdürülebilirlik ilkelerini merkeze alacaklarını ifade etti.
Bakan Uraloğlu, konuşmasının sonunda ITF üyeliğine kabul edilen Gana, Panama ve Peru'yu tebrik ederek, tüm meslektaşlarını kasım ayında Türkiye'de gerçekleştirilecek olan COP31 ulaştırma gündemi etkinliklerine davet etti.

"Türkiye; artık sadece koridorların merkezinde değil, küresel ulaştırma politikalarının da karar masasında yer almaktadır"
Bakan Uraloğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada ise, "Uluslararası Ulaştırma Forumu (ITF) 2026 Zirvesi Ulaştırma Bakanları Konseyi'nde, ülkemiz adına tarihi bir sorumluluğu üstlenmenin gururunu yaşıyoruz. Türkiye, ulaştırma dünyasının en güçlü ve en saygın platformlarından biri olan Uluslararası Ulaştırma Forumu'nun (ITF) 2027 Dönem Başkanlığına oy birliği ile seçildi. Bu görev; yalnızca ülkemize duyulan güvenin değil, son yıllarda hayata geçirdiğimiz dev ulaştırma yatırımlarının, küresel ölçekte kurduğumuz güçlü lojistik ağların ve vizyoner projelerimizin de uluslararası düzeyde tescilidir. Asya ile Avrupa'yı buluşturan Türkiye; artık sadece koridorların merkezinde değil, küresel ulaştırma politikalarının da karar masasında yer almaktadır. Türkiye Yüzyılı vizyonuyla; ulaştırmada yön çizen, standart belirleyen ve geleceğin mobilite ekosistemine liderlik eden ülkelerden biri olmaya kararlılıkla devam edeceğiz" dedi.İHA

BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Bolu İl Başkanı Mustafa Yağcı'nın babası, aynı zamanda BTP Mengen İlçe Başkanı olan Necati Yağcı hayatını kaybetti

07.05.2026 18:07:00 / Güncelleme: 08.05.2026 00:47:11
Hasan Gündoğdu
BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı
BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı
Mengen'de geniş katılımlı cenaze töreni

Necati Yağcı için Bolu'nun Mengen ilçesinde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazına çok sayıda vatandaşın yanı sıra Bağımsız Türkiye Partisi yöneticileri ve teşkilat mensupları katıldı.



Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, merhum Necati Yağcı için taziye mesajı yayımlarken cenazeye çelenk gönderdi.



Cenaze törenine BTP Genel Başkan Yardımcıları Sabri Terzi ve Yenal Arman, MYK Üyeleri Ali Nezir ve Haydar Özdoğan, BTP Karabük İl Başkanı Latif Danakol, BTP Düzce İl Başkanı Ertan Ergül ve BTP Eskişehir İl Başkanı Fahri Gürgenburan da katılım sağladı. Ayrıca Bolu Bağımsız Milletvekili İsmail Akgül de cenazede hazır bulundu.



Dualarla defnedildi

Merhum Necati Yağcı'nın naaşı, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası dualarla son yolculuğuna uğurlandı.



Bağımsız Türkiye Partisi camiası, uzun yıllardır teşkilat çalışmalarında görev alan Necati Yağcı'nın vefatı nedeniyle büyük üzüntü yaşarken, sevenleri ve yakınları cenaze töreninde Yağcı ailesini yalnız bırakmadı.




12. Yargı Paketi'nde radikal değişiklikler

12. Yargı Paketi’yle süresiz nafaka kalkıyor, duruşmalar 3 ayı aşamayacak, hakim hukuki konuda bilirkişiye gidemeyecek; gündüz kuşağı programları ve hobi bahçelerine de sıkı düzenlemeler geliyor

07.05.2026 18:05:00
Eyüp Kabil
12. Yargı Paketi'nde radikal değişiklikler
12. Yargı Paketi'nde radikal değişiklikler
Adalet Bakanlığı'nın hazırlıklarını yoğunlaştırdığı 12. Yargı Paketi, Türk hukuk sisteminde uzun yıllardır beklenen köklü reformları bir arada getiriyor. Kamuoyunda büyük yankı uyandıran pakette, aile hukuku, yargılama usulleri, medya yayıncılığı ve imar sorunları gibi kritik başlıklar yer alıyor.

Kulislerde yer alan son bilgilere göre paket, yargılamaları hızlandırmayı, mahkeme yükünü azaltmayı ve vatandaşların adalete erişimini kolaylaştırmayı hedefliyor. Düzenlemelerin önümüzdeki günlerde TBMM'ye sunulması ve yaz aylarında yasalaşması bekleniyor.

Süresiz nafaka uygulaması

Paketin en dikkat çeken maddesi, yıllardır tartışma konusu olan süresiz nafaka uygulaması. Mevcut sistemde boşanma sonrası yoksulluk nafakası süresiz bağlanabiliyor ve bu durum özellikle kısa süreli evliliklerde uzun yıllar süren mağduriyetlere yol açıyordu.

Yeni düzenlemeyle süresiz nafaka uygulamasına son verilmesi ve nafakanın evlilik süresi, tarafların ekonomik durumları, kusur oranları ile yeniden evlenme ihtimali gibi objektif kriterlere göre sınırlandırılması öngörülüyor. Böylece nafaka yükü altında yeni bir hayat kuramayan vatandaşlara rahatlama sağlanırken, ihtiyaç sahibi tarafın korunması için geçiş hükümleri getirilmesi planlanıyor.

Duruşma ertelemeleri

Yargılamaların yıllarca uzamasını önlemek amacıyla önemli bir adım da duruşma ertelemelerinde atılıyor. Pakete göre, duruşmalar yazılı gerekçe sunulmadıkça 3 aydan daha fazla ertelenemeyecek. Bu kural, dosyaların raflarda aylarca beklemesinin önüne geçerek "makul sürede yargılanma" hakkını güçlendirecek. Uzmanlar, özellikle çekişmeli boşanma, tazminat ve miras davalarında büyük bir rahatlama yaratacağını belirtiyor.

Bilirkişi

Hakimlerin yetki alanını netleştirecek bir başka düzenleme ise bilirkişi uygulamasıyla ilgili. Hakim, artık hukuki niteliği olan konularda bilirkişiye başvuramayacak. Bilirkişi incelemesi yalnızca teknik, bilimsel veya uzmanlık gerektiren hususlarda istenebilecek. Bu değişiklik, gereksiz rapor talepleri, çelişkili bilirkişi görüşleri ve ek incelemelerle uzayan davaların azaltılmasını sağlayacak.

Gündüz kuşağı programlarına düzenleme

Paket, yargı alanının ötesinde medya ve imar konularına da el atıyor. Televizyonların gündüz kuşağı programlarına önemli kısıtlamalar getirilmesi bekleniyor. "Paralel mahkeme" gibi işlev gören, kişilerin özel hayatını ifşa eden ve yargılama standartlarını taklit eden yayın içerikleri sıkı denetime tabi tutulacak. RTÜK standartlarının güçlendirilmesiyle linç kültürüne ve mahremiyet ihlallerine son verilmesi hedefleniyor.

Bir diğer kritik başlık ise hobi bahçeleri sorunu. Tarım arazileri üzerine kurulan ve sayısı 100 bini aşan hobi bahçeleri nedeniyle binlerce dava birikmişti. Pakette bu alana özel düzenleme getirilerek kaçak yapılaşma sorununun hukuki çerçeveye kavuşturulması, mülkiyet haklarının korunması ve tarım topraklarının muhafaza edilmesi amaçlanıyor. Cumhurbaşkanı talimatıyla hazırlanan yönetmelik çalışmalarının da paketle yasalaşması bekleniyor.

Adalet Bakanlığı yetkilileri, paketin hazırlanmasında barolar, hakim-savcı dernekleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla geniş istişarelerde bulunduklarını vurguluyor. 12. Yargı Paketi'nin yasalaşmasıyla yargı sisteminin daha etkin, hızlı ve güvenilir hale gelmesi, milyonlarca vatandaşı doğrudan etkileyecek köklü bir dönüşüm yaratması öngörülüyor.

Danıştay'dan Akbelen kararı: Milas'taki acele kamulaştırmalar durduruldu

Danıştay 6. Ceza Dairesi, Muğla'nın Milas ilçesinde İkizköy Mahallesi'ne bağlı Akbelen mevkinde, altı mahalle için özel mülkün acele kamulaştırma kararlarının yürütmesini durdurdu

07.05.2026 16:44:00
Haber Merkezi
Danıştay'dan Akbelen kararı: Milas'taki acele kamulaştırmalar durduruldu
Danıştay'dan Akbelen kararı: Milas'taki acele kamulaştırmalar durduruldu
5 Mayıs'ta taraflara tebliğ edilen kararda, bölgede "acelelik hali" bulunmadığı ve acele kamulaştırmanın uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya imkânsız zararların doğacağı ifade edildi.

10 Ocak'ta Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Akbelen ormanı çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsellik tarım arazisi acele kamulaştırılmıştı.

Araziler madene ruhsatlı ve bölgenin yakınındaki Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine yakıt sağlamak amacıyla kömür madenine çevrilmek isteniyordu.

Akbelenli köylüler kararı sevinçle karşıladı.

Köylüler yaptıkları basın açıklamasında benzer bir kararın Anayasa Mahkemesi tarafından atılmasını beklediklerini söylediler.

Açıklamada, "Bu karar tamamen iptal edilinceye, bu şirketler köyümüzden defolup gidinceye kadar kazandık demeyeceğiz" denildi.

Madencilik yasasının iptali için muhalif 260 milletvekilinin ortak imzasıyla Anayasa Mahkemesi'ne 17 Eylül 2025'te iptal davası açılmıştı. Bu dava henüz sonuçlanmadı.

'Bu kararla İkizköylüler kimseyi bağına bahçesine sokmaz'
Akbelenli köylülerin avukatlığını üstlenen Cangı Avukatlık Bürosu'ndan Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca'ya göre Danıştay kararı, acele kamulaştırmaların şirketlerin çıkarına yapıldığını tartışmasız hale getirdi.

Cangı ve Sarıca kararla birlikte acele kamulaştırmaya dayalı tüm idari işlemlerin geçersiz sayıldığını ve el koyma girişimleri, bilirkişi incelemeleri ve bedel tespiti süreçlerinin artık hukuken uygulanamayacağını belirtti.

Avukatlar Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen 649 el koyma davasının da dayanaksız kaldığını ifade etti. Açıklamalarında, bu davaların başka bir işleme gerek kalmadan reddedilmesi gerektiği belirtildi.

Danıştay kararının herkes için bağlayıcı olduğu hatırlatılarak, Milas'taki 7 köyü kapsayan 679 parsel için alınan acele kamulaştırma kararından derhal dönülmesi çağrısı yapıldı.

Öte yandan, acele kamulaştırma süreçlerini kolaylaştırdığı belirtilen 7554 sayılı kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi'nde açılan davanın kritik olduğu vurgulandı.

Cangı, söz konusu kararın kesinleşmesi beklenmeden uygulanması gerektiğini söyledi.

Cangı, "Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Danıştay'ın kararını Cumhurbaşkanlığı'na göndermeli ve iptalini istemeli. Cumhurbaşkanlığı da acele kamulaştırmayı durdurma kararı vermeli" dedi.

Cumhurbaşkanlığı'nın da bu karardan dönmesi gerektiğini kaydeden Cangı, "Bu kararı eline alan İkizköylüler kimseyi bağına bahçesine sokmaz" diye konuştu.

Cangı ve Sarıca'nın açıklamasında, Akbelen protestoları sırasında tutuklanan Esra Işık'ın durumuna da dikkat çekildi.

Tutuklamaya dayanak olan süreçlerin hukuki temelini yitirdiği belirtilerek, Işık'ın derhal serbest bırakılması istendi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.