logo
19 EKİM 2026

Dördüncü bombacıda isim değişikliği

01.12.2003 00:00:00
 
Levent'teki HSBC Bank Genel Müdürlüğü'ne yönelik saldırıyı düzenleyen bombacının ismi değişti. Daha önce Habib Aktaş olarak duyurulan bombacının isminin Mevlüt Uğur olduğu açıklandı

Levent'te faaliyet gösteren HSBC Bank Genel Müdürlüğü binasına yönelik 20 Kasım 2003'deki saldırıyı düzenleyen "canlı bomba"nın kimliğinin Habib Aktaş değil mevlüt Uğur olduğu açıklandı. Adli Tıp Kurumu'nda bulunan parçalanmış erkek cesedinin Mevlüt Uğur'a ait olduğundan şüphelenen polis, soruşturmayı bu yöne kaydırarak Uğur'un ailesinden bazı kişileri gözaltına aldı. Bu kişilerden alınan DNA örneklerinin Mevlüt Uğur'un DNA'sı ile karşılaştırılmasını sağlayan polis, sonucun olumlu çıkması üzerine Levent'teki HSBC Bank Genel Müdürlüğü binasına yönelik bombalı saldırıyı düzenleyen kişinin Mevlüt Uğur olduğunu tespit etti.

Diğer bombacılar...

15 Kasım 2003'te Beyoğlu'ndaki Neve Şalom Sinagogu'na yönelik saldırıyı düzenleyen "canlı bomba"nın Gökhan Elaltuntaş, aynı tarihte Şişli'deki Beth İsrael Sinagogu'na yönelik eylemi gerçekleştiren "canlı bomba"nın Mesut Çabuk olduğu açıklanmış, 20 Kasım'da Beyoğlu'ndaki İngiltere'nin İstanbul Başkonsolosluğu'na yönelik bombalı eylemi yapan kişinin de Feridun Uğurlu olduğu anlaşılmıştı. Bu arada, Şişli'deki Beth İsrael Sinagogu'na yönelik bombalı saldırı eyleminin başlama talimatını verdiği iddiasıyla yakalandıktan sonra önceki gn İstanbul DGM'ce tutuklanan "Ahmet Özaydın" sahte kimlikli Y.P'nin kullandığı Bağcılar'daki örgüt evinde, bomba yapımında kullanılan amonyum nitrat ile amonyum sülfat maddelerinin bulunduğu iddia edildi.

Esenyurt’ta kayyum depremi: Can Aksoy görevden alındı

Esenyurt Belediyesi’ne kayyum olarak atanan İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy, yardımcısının adının karıştığı milyonlarca dolarlık rüşvet ve yolsuzluk skandalının ardından görevinden alındı. Aksoy'un yerine Van Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ulaş Akhan getirildi

19.10.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Esenyurt’ta kayyum depremi: Can Aksoy görevden alındı
Esenyurt’ta kayyum depremi: Can Aksoy görevden alındı
Türkiye'nin en büyük ilçelerinden biri olan Esenyurt'ta sular durulmuyor. CHP'li Belediye Başkanı Ahmet Özer'in Ekim 2024'te tutuklanmasının ardından Esenyurt Belediyesi Başkanvekilliği ve kayyumluk görevine getirilen İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy görevden alındı. Can Aksoy'un asli görevi olan İstanbul Vali Yardımcılığına geri çekildiği öğrenilirken, yerine Van Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ulaş Akhan yeni kayyum olarak atandı.

Bu ani görev değişikliğinin arkasında, geçtiğimiz günlerde belediyede patlak veren ve adeta bir "servet operasyonuna" dönüşen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması yatıyor.


Sağ kolunun evinden servet çıktı


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, belediyedeki bazı ihalelere fesat karıştırıldığı ve müteahhitlerden rüşvet alındığı iddialarıyla 7 Ekim 2026'da geniş kapsamlı bir operasyon düzenlendi.

Gözaltına alınan 19 kişi arasında, bizzat kayyum Can Aksoy'un göreve getirdiği Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş da yer alıyordu.

Polis ekiplerinin Yusuf Ulutaş'ın kullandığı adreslerde yaptığı aramalar, rüşvet çarkının boyutunu gözler önüne serdi.

Ulutaş'ın ikamet ettiği evde yapılan aramalarda 450 bin 854 dolar, 31 bin 815 euro ve 2 milyon 580 bin lira nakit para ile lüks saatler ele geçirildi.

Soruşturmayı derinleştiren ekipler, 15 Ekim'de Küçükçekmece'de boş bir daireye operasyon düzenledi. Ulutaş'ın rüşvet paralarını saklamak için adeta bir "zula ve kasa odası" olarak kiraladığı bu dairede iki adet dev çelik kasa bulundu. Kasalar açıldığında içinden tam 7 milyon dolar ve 400 bin euro nakit para çıktı.

Operasyonların ardından Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş'ın da aralarında bulunduğu 9 kişi 10 Ekim'de tutuklanarak cezaevine gönderildi.


MASAK raporu rüşvet çarkını belgeledi


Eski AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar'ın sosyal medya üzerinden paylaştığı iddialara göre, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları yolsuzluğun boyutunu resmiyete döktü. Rapora göre, Yusuf Ulutaş'ın para hareketliliği 2024 yılında 10,6 milyon lira seviyesindeyken, kayyum yönetiminde başkan yardımcılığı yaptığı 2025 yılında tam 231 milyon liraya fırladı. Soruşturma dosyalarındaki iddialara göre Ulutaş'ın, müteahhitlerden yapılan her hakediş üzerinden yüzde 20 pay aldığı ileri sürülüyor.


"Erdoğan 'bu işe karışmayın' dedi"


Skandalın Ankara kulislerine de sıçradığı iddia edildi. Şamil Tayyar, tutuklanan Yusuf Ulutaş'ı kurtarmak için "hatırlı bazı isimlerin" devreye girerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ulaşmaya çalıştığını öne sürdü. Ancak Erdoğan'ın bu talebi sert bir dille reddederek "Bu işe karışmayın" talimatı verdiği belirtildi.


Süreç nasıl başlamıştı?


Esenyurt Belediyesi'ne giden süreç, 30 Ekim 2024 tarihinde seçilmiş Belediye Başkanı Ahmet Özer'in "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlamasıyla gözaltına alınıp tutuklanmasıyla başlamıştı. İçişleri Bakanlığı tarafından Özer'in görevden uzaklaştırılmasının ardından 31 Ekim 2024'te Can Aksoy belediyeye kayyum olarak atanmıştı. Ahmet Özer 12 Kasım 2025'te cezaevinden tahliye edilse de kayyum yönetimi görevine devam ediyordu.

Kayyum yönetiminin birinci yılı geride kalırken ortaya çıkan bu devasa rüşvet skandalı, Can Aksoy'un da görevden alınarak merkeze çekilmesiyle sonuçlandı. İçişleri Bakanlığı'nın belediyedeki rüşvet ve ihaleye fesat iddialarına yönelik incelemeleri devam ediyor.

SPK Başkanı istifa etti

Ankara bürokrasisinde hareketli saatler yaşanıyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Mahmut Sütçü sağlık sorunlarını gerekçe göstererek görevinden istifa ederken, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik de Bakan Mehmet Şimşek’e emeklilik dilekçesini sundu

19.10.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
SPK Başkanı istifa etti
SPK Başkanı istifa etti
Türkiye ekonomi yönetiminin iki kritik kurumunda aynı gün içinde peş peşe çarpıcı görev değişiklikleri yaşandı.

Yaklaşık beş aydır Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanlığı koltuğunda oturan Mahmut Sütçü istifa ederken, Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde Haziran 2023'ten bu yana Bakan Yardımcılığı görevini yürüten Osman Çelik emeklilik talebinde bulundu.


SPK Başkanı Sütçü sağlık gerekçesiyle bıraktı


Kasım 2024 itibarıyla SPK İkinci Başkanlığına getirilen ve ardından 9 Mayıs 2026 tarihinde Kurul Başkanı olarak atanan Mahmut Sütçü, görevinden ayrılma nedeni olarak sağlık sorunlarını gösterdi.

Sütçü'nün istifası, fon piyasalarında bir süredir devam eden ve kamuoyunun yakından takip ettiği tasfiye ile inceleme süreçlerinin tam ortasında gerçekleşti. SPK, son dönemde fon denetimleri ve piyasa düzenlemelerine yönelik gecikmiş müdahale iddiaları nedeniyle eleştirilerin odağındaydı.


Osman Çelik'ten sürpriz emeklilik dilekçesi


Günün ikinci önemli haberi ise Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan geldi. Geçmişte Hazine Müsteşarlığı ve bankacılık sektöründe üst düzey yöneticilik yapmış olan ve 21 Haziran 2023'ten beri Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Osman Çelik, emeklilik dilekçesini Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e sundu. Çelik'in sunduğu emeklilik talebinin bugünden (19 Ekim 2026) itibaren geçerli olacağı öğrenildi.

Başkent kulislerinde geniş yankı uyandıran bu çifte ayrılığın ardından boşalan koltuklara hangi isimlerin atanacağı henüz netlik kazanmadı. Resmi Gazete'de yayımlanacak yeni atama kararları piyasalar ve ekonomi bürokrasisi tarafından merakla bekleniyor.

Konserdeki çifte ölümün nedeni belli oldu

Şişli'deki 5 bin kişilik konserde fenalaşarak hayatını kaybeden Furkan Aksu ve Mahmud Sami Ramazanoğlu'nun kesin ölüm nedeni Adli Tıp raporuyla netleşti. İstanbul Valisi Davut Gül, trajik olayın konser alanındaki yiyecek veya içeceklerden değil, uyuşturucu kullanımından kaynaklandığını duyurdu

19.10.2026 16:10:00 / Güncelleme: 19.10.2026 16:12:19
Haber Merkezi
 
Konserdeki çifte ölümün nedeni belli oldu
Konserdeki çifte ölümün nedeni belli oldu
İstanbul Şişli'deki İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Unreal x Jeton" adlı elektronik müzik konserinde yaşanan ve tüm Türkiye'nin gündemine oturan trajik ölümlerin ardındaki sır perdesi aralandı.

Yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı etkinlikte fenalaşarak hastaneye kaldırılan üç gençten ikisi hayatını kaybetmişti. Kamuoyunda büyük yankı uyandıran ve sahte alkol ya da zehirlenme şüphelerini doğuran olayın kesin nedeni, Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan ilk raporla kesinleşti.


Olay nasıl gelişti?


17 Ekim gecesi, saat 21.00 ile 04.00 arasında gerçekleştirilen ve yalnızca 18 yaş üstü katılımcıların alındığı elektronik müzik partisinde saat 03.15 sıralarında Furkan Aksu (29), Mahmud Sami Ramazanoğlu (24) ve T.M. (33) isimli üç genç aniden fenalaştı. Çevredekilerin ihbarı üzerine hızlıca olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ilk müdahalenin ardından gençleri Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk etti.

Hastanede doktorların gösterdiği yoğun çabaya rağmen Furkan Aksu ve Mahmud Sami Ramazanoğlu kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Yoğun bakımda tedavisi süren T.M.'nin ise hayati tehlikesinin devam ettiği bildirildi.


Vali Davut Gül'den son açıklama: "Uyuşturucu kaynaklı"


Olayın ardından başlatılan geniş çaplı adli ve idari soruşturma devam ederken, İstanbul Valisi Davut Gül basın mensuplarına yaptığı açıklamada konuya dair resmi detayları paylaştı. Valiliğin yaptığı açıklamaya göre, ölümlerin konser alanı veya organizasyonla bir ilgisi bulunmuyor.

Vali Davut Gül, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Konu konserle ilgili değil. Konsere giden üç hemşehrimiz maalesef farklı uyuşturucular kullanmışlar. Bunlar adli tıp raporlarında tespit edildi. Dolayısıyla uyuşturucudan kaynaklı bir ölüm hadisesi meydana geldi. Konserle ya da konserde yenilen ve içilen ürünlerle ilgili bir problem yok. Tarım Müdürlüğümüz numuneleri aldı. Ayrıca ölüm ve yaralanma olduğu için adli süreç devam ediyor."

Soruşturma kapsamında İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin konser alanında yaptığı aramalarda ise herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığı belirtildi. Organizasyon firmasının tüm yasal izin ve belgelerinin eksiksiz olduğu kaydedildi.


Cenazeler ailelerine teslim edildi


Hayatını kaybeden gençlerin cenazeleri, Yenibosna'daki Adli Tıp Kurumu morgunda yapılan otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından acılı ailelerine teslim edildi.

Furkan Aksu'nun (29) cenazesi, tören ve defin işlemleri için memleketi Zonguldak'a gönderildi. Aksu bugün memleketinde toprağa verildi.

İşlemleri tamamlanan Mahmud Sami Ramazanoğlu'nun (24) cenazesi de ailesi tarafından teslim alınarak son yolculuğuna uğurlanmak üzere nakledildi.

Gözler şimdi, hastanede yaşam mücadelesi veren T.M.'den gelecek iyi haberlere ve olayla ilgili yürütülen adli soruşturmanın yargı aşamasına çevrilmiş durumda.

"İstanbul'da 6 kişi, Kocaeli'de 2 kişi vefat etti"

İstanbul Valisi Davut Gül, "İstanbul'umuzda 6 kişi vefat etti, 1 kişi kayıp. Kocaeli'de vefat edip Pendik'e kadar sürüklenen 2 kişi, jandarma arama kurtarma ekiplerimiz tarafından bulundu. Biz buradaki işgalleri kaldırmak istiyoruz. Rauf Denktaş Kültür Merkezi'nde kentsel dönüşüm ofisi çalışmaya başladı. Tarımsal zararların tamamını tespit ettik. Yaklaşık 60 milyon liralık bir zarar var. Başta burada yıkılan binalar olmak üzere, dükkanlar, iş yerleri ve evlerin zararlarını da bugünden itibaren ödemeye başlayacağız" dedi

19.10.2026 14:33:00
İhlas Haber Ajansı
 
"İstanbul'da 6 kişi, Kocaeli'de 2 kişi vefat etti"
"İstanbul'da 6 kişi, Kocaeli'de 2 kişi vefat etti"
İstanbul Valisi Davut Gül, sel felaketinin ardından Ayazağa'da devam eden çalışmaları yerinde inceledi. Ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan kayıp 3 vatandaş için yapılan çalışmalara değinerek, "Birisini dün, birisini de bugün bulduk. Şu an itibarıyla 6 hemşehrimiz vefat etti. 1 hemşehrimiz de kayıp. Arama çalışmaları devam ediyor. Avrupa Yakası'nda yağışlar azaldı ve bugün durdu. Anadolu Yakası'nda özellikle Şile'de yağışlar çok fazla etkisini gösterdi. Şile'de birçok evi, iş yerini su bastı. Hamdolsun, herhangi bir can kaybı, mahsur kalan kimse de yok. Sular da çekilmeye başladı. Orada da ekiplerimiz hem suların tahliyesini hem de çekilen yerlerde zararların tespit edilmesini takip ediyor, tespit ediyorlar. Burada da bugün 6'ncı gün. Önemli bir kısmını geride bıraktık. Bunların içerisinde yıkılacak yerler vardı.

Arkada görüldüğü gibi yıkımlar burada tamamlandı. Yıkımlarla ilgili hemşehrilerimiz sorular soruyor. Bazen sosyal medyada bizlere soruluyor, sizlere soruluyor. Ayazağa'da her gördüğümüz yeri yıkmıyoruz, yıkmayacağız. Bunun mantığı şu arkadaşlar; İstanbul'un her tarafında olduğu gibi burada da derenin bir yatağı var. Dolayısıyla derenin yatağının neresi olduğu teknik olarak belli. Bunun dışında da dereler ıslah, rehabilite ediliyor. Bununla ilgili çalışma yapılıyor. Bu da teknik bir çalışma. O derenin yatağı neredeyse, ıslah nerede yapılacaksa, proje nereyi kapsıyorsa ve orada bir işgal varsa ya da yıkılması gereken bir bina varsa bunun yıkılması sağlanır. Yoksa etrafınıza baktığınızda 'Şu bina da yıkılsın, bu bina da yıkılsın' ne böyle bir niyetimiz var ne de bunun gerçekliği var" diye konuştu.

"Zarar tespitleri tamamlandı, artık bunlar rakamlandırılıyor"

Bölgedeki işgalleri bütün kurumlarla birlikte ortadan kaldırmak istediklerini söyleyen Vali Gül, "Biz derelerin akabileceği, derelerin yatağında gidebileceği ve buradaki işgalleri bütün kurumlarla birlikte ortadan kaldırmak istiyoruz. Diğer çarpık yapılaşmayla ilgili olarak Ayazağa başta olmak üzere, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum buraya geldiğinde yaptığı toplantıda burada Kentsel Dönüşüm Ofisi'nin kurulacağını beyan etmişti. Rauf Denktaş Kültür Merkezi'nde bu kentsel dönüşüm ofisi çalışmaya başladı. Bu şu demek; hemşehrilerimizin kendi binalarıyla ilgili bir dönüşüm niyetleri varsa, binalarının daha sağlıklı bir şekilde yapılması talepleri varsa buraya gidecekler. Arsasına, imarına, ada bazlı bir birleşme olup olmadığına kadar etrafında yapılabilecek ilave tedbirler var mı, bunu oturacaklar orada görüşecekler. Arkadaşlarımız, hafta sonu da başlayarak Kentsel Dönüşüm Ofisi'nde hemşehrilerimize bu bilgileri veriyorlar. Zarar tespitleri tamamlandı. Artık bunlar rakamlandırılıyor.

Zarar tespiti yapılmayan, gözden kaçan, müracaat etmeyen hemşehrilerimiz, meydanda bulunan AFAD koordinasyon tırına müracaat ettiklerinde arkadaşlarımız gidip yerinde tespit ediyorlar. Tarımsal zararların tamamını tespit ettik. Yaklaşık 60 milyon liralık bir zarar var. Bazıları küçükbaş hayvan bazıları sera gibi. Onların teslimine başlandı. Bu hafta içerisinde tamamı da hemşehrilerimize teslim edilmiş olacak. Başta burada yıkılan binalar olmak üzere, dükkanlar, iş yerleri ve evlerin zarar ziyanlarını da bugünden itibaren ödemelere başlayacağız. Pendik'te, Gebze'de kaza geçirip Pendik'e kadar sürüklenen 2 vatandaşımız vardı. Onların da arama çalışmaları devam ediyordu, kendilerine ulaşıldı. Maalesef ikisi de vefat etmişti, Allah'tan rahmet diliyoruz. Şu an aranan sadece 1 hemşerimiz kaldı. O hemşerimizi de kısa sürede bulmayı ümit ediyoruz" dedi.

"İstanbul'da 6 kişi, Kocaeli'de 2 kişi vefat etti"

Kendisine yöneltilen sorulara da yanıt veren Gül, "İstanbul'umuzda toplam da 6 kişi vefat etti, 1 kişi kayıp. Kocaeli'de vefat edip Pendik'e kadar sürüklenen 2 kişi, jandarma arama kurtarma ekiplerimiz tarafından bulundu. Dolayısıyla Kocaeli ve İstanbul'da toplamda 8 kişinin cenazesi İstanbul'da bulunmuş oldu. 1 kişinin de arama çalışmaları devam ediyor. 19 bin 300 ihbar geldi. Her bir ihbara arkadaşlarımız giderek yerinde tespit yapıyor. Bu ihbarların bazıları evin çatısının akması şeklinde de olabiliyor. Bazıları bodrum kat ya da kotu düşük olan yerlerde eşyaların tamamının ziyan olduğu yerler olarak da karşımıza çıkabiliyor. Dolayısıyla birbirinden farklı sıkıntıları olan 19 bin 300 civarında ihbarın olduğu bir afet yaşadık. Burada da tespit edilen, şu an itibarıyla ev olarak 2 bin civarında ciddi anlamda zarar gören hemşehrimiz var. Onların zararları, ziyanları verilmeye başlandı. Daha küçük zararı olup cuma günü ödediğimiz 5 bin 200 hemşerimizin 10'ar bin liralık paraları vardı.

Buna ilaveten bugün itibarıyla yaklaşık 2 bin 500 hemşehrimize daha 10'ar bin lira yatıracağız. Ancak asıl hemşehrilerimizin beklediği, bizim de tespit ettiğimiz 2 bin civarındaki ev, yaklaşık 900 iş yerinin olduğu, yavaş yavaş müracaatlar da halen gelmeye devam ediyor. Kabaca 3 bin ev ve iş yerinin ciddi anlamda zarar gördüğünü tespit ettik. Bunların zarar, ziyanları da bugün başlayarak ödenmeye başlanacak. 10 bin liralar hasar tespitinin dışında afetten bir şekilde etkilenen hemşehrilerimize Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın bir can suyu, acil yardım olarak aktardığı para. Dükkan sahiplerinin eşyalarının önemli bir kısmı zaten sular altında kalmıştı. Kendileri kiracıydı, bizler, hem zarar gören malzemeler hem de taşınmayla ilgili bu süreçte yeni bir düzen kurmaları için bir para aktaracağız. Onların yeniden düzen kurmalarını ve mağdur olmamalarını sağlayacağız. Ne zaman; bugün ve yarın" diye konuştu.

"Derenin projesini İSKİ yaptı"

Derenin projesini İSKİ'nin yaptığını söyleyen Davut Gül, "Bu proje şu ana göre yapılıyor; ne kadarlık alanda su toplayacak' Yağış miktarları, 50-100 yıllık geçmişe dönük, tüm tahminleri planlanarak bir planlama yapıyorlar. Bunun neticesinde derenin bu kadar alandaki suyu toplayıp toplayamayacağı ve suyun nereden geçeceği belirleniyor. Teknik çalışmalara uygun olarak, suyun geçeceği güzergahta bir işgal varsa diğer kurumlar imkanlar ölçüsünde destek oluyor" ifadelerini kullandı.

Sağlıklı yaşamanın sırrı konusunda çarpıcı araştırma


 
Orta ve ileri yaşta kas gücü ile yaşam süresi arasındaki ilişkiyi inceleyen yeni bir araştırmada dikkat çekici sonuçlar ortaya çıktı. Araştırmaya göre en düşük kas gücüne sahip bireylerde ölüm riski, en yüksek kas gücüne sahip grupla karşılaştırıldığında erkeklerde 5.9 kat, kadınlarda ise 6.9 kat daha yüksek bulundu. 

17.10.2026 19:45:00
Murat Çorbacı
 
Sağlıklı yaşamanın sırrı konusunda çarpıcı araştırma
Sağlıklı yaşamanın sırrı konusunda çarpıcı araştırma

Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, 'kas kütlesi'yle ilgili yapılan bir araştırmanın özellikle sağlıklı yaşlanma perspektifinden önemli bir mesaj taşıdığını belirterek, "Kas sağlığı denildiğinde çoğumuzun aklına ilk olarak kas kütlesi veya kaldırabildiğimiz ağırlık geliyor. Oysa günlük yaşam bize farklı bir soru soruyor: O kuvveti ne kadar hızlı ve kontrollü kullanabiliyoruz? Sandalyeden kalkmak, merdivene adım atmak, dengesiz bir zeminde kendimizi toparlamak veya düşmeyi önlemek yalnızca kuvvet değil, kuvveti hızlı bir şekilde ortaya koyabilme becerisi de gerektiriyor. Bu noktada düzenli fiziksel aktivitenin yanı sıra yeterli ve dengeli beslenme de kasların korunması ve işlevlerini sürdürebilmesi açısından önemli bir rol oynuyor. Özellikle yeterli protein ve kas sağlığını destekleyen diğer besin öğelerinin günlük beslenmede yeterli düzeyde alınması, sağlıklı yaşlanmanın önemli bileşenlerinden biri olarak değerlendirilmeli" dedi.

Araştırmanın detayları

ABD kaynaklı Mayo Clinic Proceedings dergisinde yayımlanan çalışmada, 46-75 yaş arasındaki 3.889 yetişkin 10 yıldan uzun süre takip edildi. Araştırmacılar, kas gücünü kuvvet ve hızın birlikte ortaya konduğu bir performans ölçütü olarak ele alırken, kas kuvvetini ise temel olarak kişinin uygulayabildiği maksimum kuvvet üzerinden değerlendirdi. Araştırma, aynı zamanda kasın yalnızca kapasitesini değil, bu kapasiteyi ne kadar hızlı ve işlevsel biçimde harekete geçirebildiğini sorguluyor.
Kaslarımızın yalnızca vücudumuzu hareket ettiren dokular değil; bağımsız hareket edebilmenin, günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilmenin ve sağlıklı yaşlanmanın temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, "Yaş ilerledikçe kas kütlesi ve kas fonksiyonlarında meydana gelen kayıplar; merdiven çıkmaktan sandalyeden kalkmaya, dengeyi korumaktan ani bir hareket karşısında vücudu toparlamaya kadar pek çok işlevi etkileyebiliyor. İşte bu nedenle kas gücü, özellikle ileri yaşlarda yalnızca spor performansıyla ilgili bir kavram değil, günlük yaşamın sürdürülebilmesi açısından da önemli bir fiziksel özellik olarak karşımıza çıkıyor" şeklinde konuştu.


Kontrollü hareket kabiliyeti önemli

Araştırmada "kas gücü", kuvvet ile hızın birlikte değerlendirilmesiyle ele alınıyor. Başka bir ifadeyle, aynı miktarda kuvvet üretebilen iki kişiden, bunu daha kısa sürede gerçekleştirebilen kişinin kas gücü daha yüksek kabul ediliyor. Bu nedenle kas gücü, yalnızca kasın kapasitesini değil, hareketin hızını ve fonksiyonel performansı da kısmen yansıtan bir ölçüt olarak değerlendiriliyor. Prof. Dr. Murat Baş, bunun özellikle yaşlanma sürecinde dikkate alınması gerektiğini vurguluyor: "İyi yaşlanmak, yalnızca kaslarımızı korumak değil; onları günlük hayatın gerektirdiği hızda kullanabilmek anlamına da geliyor. Yaş ilerledikçe hızlı ve kontrollü hareket edebilme kapasitesinin korunması, kişinin bağımsızlığını sürdürmesi açısından son derece değerli"…

Yaşlanırken daha fazla kas değil, daha işlevsel kas önemli

Araştırmanın sonuçları, kas kuvvetinin önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Aksine, kas kuvveti sağlıklı hareket için temel bir fiziksel özellik olmaya devam ediyor. Ancak bu çalışma, orta ve ileri yaşlarda yaşam süresiyle ilişkili fiziksel göstergeler değerlendirilirken kas gücünün ayrıca ele alınmasının yararlı olabileceğine işaret ediyor. Prof. Dr. Murat Baş, "Kaslarımızı yalnızca 'güçlü' veya 'zayıf' şeklinde değerlendirmek artık yeterli olmayabilir. Kasın fonksiyonunu, hareket hızını, koordinasyonu ve kişinin günlük yaşam içerisindeki performansını birlikte düşünmeliyiz. Sağlıklı yaşlanma açısından hedefimiz yalnızca daha fazla kas yapmak değil; kullanılabilir, hızlı tepki verebilen ve fonksiyonunu koruyan kaslara sahip olmak olmalı" diyor.

Uygun egzersiz programı şart

Bu noktada egzersiz programlarının da yaşa, sağlık durumuna ve fiziksel kapasiteye göre çeşitlendirilmesi gerekiyor. Kuvvet antrenmanlarının yanı sıra, kişinin uygunluğu değerlendirildikten sonra kontrollü ve hızlı hareketleri içeren fonksiyonel egzersizlerin de programa eklenmesi düşünülebilir. Squat (çömelme), lunge (hamle) ve step-up (basamağa çıkma) gibi temel hareketlerin kontrollü hızlarda uygulanması veya uygun kişilerde kettlebell (girya) gibi ekipmanlarla yapılan egzersizler, kasların kuvveti kısa sürede üretme kapasitesini geliştirmeyi hedefleyebilir.

Prof. Dr. Murat Baş, "Burada önemli olan 'ne kadar hızlı, o kadar iyi' yaklaşımı değildir. Özellikle orta ve ileri yaşta amaç, hareketi hızlandırırken kontrolü kaybetmemektir. Egzersizin kişinin yaşına, eklem-kas durumuna, denge kapasitesine ve mevcut sağlık durumuna göre planlanması gerekir. Gerektiğinde hekim, fizyoterapist veya egzersiz uzmanından destek alınmalıdır" ifadelerini kullanıyor.

Fiziksel aktivite ileri yaşlara bırakılmamalı

Prof. Dr. Murat Baş, araştırmanın dikkat çekici sonuçlarına rağmen çalışmanın sınırlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtiyor. Çalışma, Brezilya'daki bir gözlem grubundan elde edilen verilere dayanıyor. Katılımcıların fiziksel aktivite düzeyi ve kondisyonu ayrıntılı biçimde değerlendirilmediği için sonuçların farklı toplumlara ve genel nüfusa doğrudan aktarılması konusunda dikkatli olunması gerekiyor. Prof. Dr. Murat Baş, "Bu çalışma bize 'kas gücünüzü artırırsanız kesin olarak daha uzun yaşarsınız' demiyor. Bize çok önemli bir araştırma sorusu gösteriyor: Kasın kuvvet üretme hızı, sağlığın ve yaşlanmanın değerlendirilmesinde düşündüğümüzden daha önemli bir gösterge olabilir mi? Bu sorunun farklı toplumlarda ve farklı çalışma tasarımlarıyla araştırılması gerekiyor" şeklinde konuşuyor.

Prof. Dr. Murat Baş'a göre araştırmadan çıkarılabilecek en önemli mesajlardan biri ise fiziksel aktivitenin yaşamın ilerleyen dönemlerine bırakılmaması: "Kas kaybını yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak kabul etmemeliyiz. Kaslarımız da kalp ve damar sistemimiz gibi kullanılmaya ihtiyaç duyar. Düzenli fiziksel aktivite, yeterli protein ve dengeli beslenme, uygun kuvvet egzersizleri ve kişinin kapasitesine göre planlanmış fonksiyonel çalışmalar sağlıklı yaşlanma yaklaşımının önemli parçalarıdır"…


Beslenme de önemli

Prof. Dr. Murat Baş'a göre kasların yaşla birlikte korunmasında fiziksel aktivitenin yanı sıra yeterli ve dengeli beslenme de önemli rol oynuyor. Özellikle yaş ilerledikçe günlük beslenmede yeterli protein alınması, kas dokusunun korunması ve egzersize verilen yanıtın desteklenmesi açısından önem taşıyor.

Yumurta, yoğurt, kefir, süt ve peynir gibi süt ürünleri; balık, tavuk ve yağsız et gibi hayvansal protein kaynaklarının yanı sıra mercimek, nohut, kuru fasulye gibi baklagiller de günlük beslenmede protein açısından değerlendirilebilecek seçenekler arasında yer alıyor. Kas sağlığı açısından yalnızca protein miktarına değil, beslenmenin genel kalitesine de dikkat etmek gerekiyor. Sebze ve meyveler, tam tahıllar, kuruyemişler ve sağlıklı yağ kaynakları dengeli bir beslenme düzeninin parçası olmalı. Özellikle balık, ceviz, badem, zeytinyağı gibi besinler sağlıklı yağ asitleri açısından beslenmeye katkı sağlayabilir. Yeterli sıvı tüketimi de kasların normal fonksiyonlarının sürdürülmesi açısından göz ardı edilmemeli.

Türkiye'de kışın ilk yarısında sağanak, ikinci yarısında sert soğuk ve kar bekleniyor

İzmir Bakırçay Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Tağıl, kış mevsiminde Türkiye genelinde normallerin üzerinde sıcaklıklar ve artan yağışların öne çıkmasının beklendiğini belirterek, kışın ilk yarısında sağanak ve sel, ikinci yarısında ise ani soğuklar, yoğun kar ve tipi riskine karşı uyarıda bulundu

17.10.2026 13:00:00
AA
 
Türkiye'de kışın ilk yarısında sağanak, ikinci yarısında sert soğuk ve kar bekleniyor
Türkiye'de kışın ilk yarısında sağanak, ikinci yarısında sert soğuk ve kar bekleniyor

Tağıl, iklim değişikliğinin artık yalnızca sıcaklıkların artması anlamına gelmediğini, mevsimlerin alışılmış düzenini de değiştirdiğini söyledi.

Bir yanda uzun süren sıcak ve kurak dönemler, diğer yanda kısa sürede etkili olan şiddetli yağışların yaşandığını aktaran Tağıl, bu nedenle 2026-2027 kışını değerlendirirken yalnızca hava sıcaklıklarına değil, atmosfer ve okyanuslarda yaşanan büyük ölçekli değişimlere de bakmak gerektiğini anlattı.

"Türkiye için değişken bir kış tablosu ortaya koyuyor"

Prof. Dr. Şermin Tağıl, bu yıl kış seyrini anlamak için özellikle El Nino, Kuzey Atlantik Salınımı (NAO) ve Kutup Girdabı arasındaki etkileşimin değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bu üç büyük sistemin etkileşimi, Akdeniz Havzası ve ülkemizde hava koşullarını ve ekstrem hava olaylarını etkiliyor. Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) modelleri, Türkiye için değişken bir kış tablosu ortaya koyuyor. Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz kuşağında yağışlı ve ılık koşulları öne çıkıyor. Modeller kurak bir kıştan ziyade, yağışların arttığı bir döneme işaret ediyor. Buna ek olarak, küresel deniz yüzeyi sıcaklıklarının 1980'lerden bu yana kaydedilen en yüksek değerlere ulaşması da dikkati çekiyor. Denizlerin normalden sıcak olması, atmosfere aktarılan nem ve enerji miktarını artırarak uygun atmosferik koşullarda şiddetli yağışları ve kış fırtınalarını destekleyebilir. Model sonuçları, kışın ilk yarısında Türkiye'de sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyredeceğini gösteriyor. Ancak bu, kurak bir kış yaşanacağı anlamına gelmemeli. Güneyli rüzgarlarla taşınan nem, özellikle kıyı kesimlerinde ve batı bölgelerinde yağışları artıracaktır. Sıcaklıkların yüksek seyretmesi, karın alçak kesimlerde azalmasına, yüksek dağlık alanlarda ise daha fazla tutunmasına yol açacaktır."

Bu anlamda asıl dikkat çekici değişimi kış ortasından itibaren beklediklerini bildiren Tağıl, ocak ayının sonuna ve şubat ayına ilişkin model senaryolarında Kutup Girdabı'nın zayıflamasının öngörüldüğünü dile getirdi.

"Şiddetli kış koşullarının ortaya çıkma olasılığını artırabilir"

Tağıl, Kutup Girdabı'nın zayıflamasının, kutup çevresindeki dondurucu soğukların orta enlemlere doğru ilerlemesini kolaylaştıracağını belirterek, şöyle devam etti:

"Bu atmosferik koşulların yaşanması, şiddetli kış koşullarının ortaya çıkma olasılığını artırabilir. Akdeniz'den gelen nemli hava ile kuzeyden ilerleyen soğuk hava kütlelerinin uygun koşullarda karşılaşması, kuvvetli yağışlara ve bazı bölgelerde yoğun kar yağışı ile tipiye yol açabilir. 2026-2027 kışında kar açısından, ılık koşullar karın yerde tutunmasını zorlaştırabilir. Kışın ikinci yarısında kar yağışlarının artması, özellikle Doğu Anadolu ve İç Anadolu'nun yüksek kesimlerinde kar örtüsünü güçlendirebilir. Ancak modeller, ülkemizin diğer kesimlerinde kar kuraklığının devam edebileceğine işaret ediyor."

"Farklı hava koşullarına karşı hazırlıklı olmak büyük önem taşıyor"

Kışın büyük bölümünün ılık ve bol yağışlı geçmesinin, uzun yıllardır kuraklık baskısı altındaki Türkiye için sevindirici bir gelişme olduğuna dikkati çeken Tağıl, ancak kış genelinde ılık ve yağışlı koşulların öne çıkmasının risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmediğine işaret etti.

Tağıl, "İlk yarıda şiddetli sağanaklar ve kısa sürede yoğunlaşan yağışlar bazı şehirlerimizde sel ve su baskınlarına neden olabilir. İkinci yarıda ise kuzeyden gelen soğuk hava kütleleriyle birlikte ani sıcaklık düşüşleri ve yoğun kar yağışları yaşanabilir. Elbette mevsimsel tahminler kesin bir takvim değil, atmosferin olası seyrini gösteren bir ihtimal haritasıdır. Kışın ilk yarısında sağanak ve sel, ikinci yarısında ise ani soğuklar ve kar fırtınaları şehir yaşamını ciddi biçimde aksatabilir. Bu nedenle farklı hava koşullarına karşı hazırlıklı olmak büyük önem taşıyor." değerlendirmesinde bulundu. 

Yargıtay'dan emsal karar: Ziynet alacağı karar beklenmeden icraya konacak

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, ziynet alacağına ilişkin mahkeme kararının icraya konulabilmesi için boşanma kararının kesinleşmesinin gerekmeyeceğine hükmetti. Emsal kararla birlikte, boşanma kesinleşmeden de ilamlı icra takibi yapılabilecek

17.10.2026 11:46:00 / Güncelleme: 17.10.2026 11:49:42
İHA
 
Yargıtay'dan emsal karar: Ziynet alacağı karar beklenmeden icraya konacak
Yargıtay'dan emsal karar: Ziynet alacağı karar beklenmeden icraya konacak
Yıllar süren evliliğin ardından boşanmaya karar veren çift altınlar konusunda da mahkemelik oldu. 1. Aile Mahkemesi'nin altın (ziynet) alacağına dair kararına rağmen eli boş kalan mağdur kadın, eski kocası hakkında icra takibi başlattı. İcra Hukuk Mahkemesi'ne koşan eski koca, boşanma davasının kesinleşmediğine dikkat çekerek icra takibine itiraz etti.

Boşanma ilamı kesinleşmeden onun ferisi (bağlı) niteliğindeki alacakların da talep edilemeyeceğini belirterek, takibin iptaline karar verilmesini istedi. İcra Hukuk Mahkemesi, şikayetin reddine karar verdi. Davacı eski koca kararı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 8. Hukuk Dairesi, alacaklı davalı tarafından borçlu hakkında başlatılan ilamlı takibin dayanağının 1. Aile Mahkemesi'nin 2025/17 K. sayılı ilamı olduğu, takipte ilamda hüküm altına alınan ziynet iadesinin ve bu konuya ilişkin hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsilinin talep edildiğine dikkat çekti.

Şikayetin niteliği itibariyle süresiz şikayete tabi olduğuna vurgu yapan Daire kararında şu ifadelere yer verildi:

''Aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemezler. Ayrıca, boşanma kararının eklentisi olan tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderine yönelik hükümler de aynı kurala tabidirler. Ancak, ilamın boşanma davası ile birlikte görülen ve hüküm altına alınan ziynet alacağına ilişkin kısmı, tarafların şahsi ya da ailevi yapılarına ilişkin durumlarında bir değişikliğe yol açmayan, sonuçları itibariyle ancak tarafların mal varlığını etkileyebilen, boşanma ilamının ferisi niteliğinde olmayıp ondan bağımsız olan edaya ilişkin ilamlardır.

Bu nitelikleri itibariyle de ziynet alacağına ilişkin ilamların, diğer edaya ilişkin ilamlar gibi, kesinleşmeden icraya konulmaları mümkündür. Somut olayda da, takibe konulan husus ziynet iadesine ve bu konuya ilişkin hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin olmakla, her ne kadar boşanma davası ile birlikte görülmüş olsa da boşanma ilamının ferisi niteliğinde olmadığından kesinleşmeden icraya konulması mümkündür. Bu nedenle davacı tarafın buna yönelen talebinin reddine karar verilmesi yerindedir.''

BAM 8. Hukuk Dairesi'nden de eli boş dönen davacı koca, kararı temyiz etti. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi de BAM kararını yerinde buldu. Yüksek Mahkeme; ziynet alacaklarının tarafların şahsi durumlarında bir değişiklik yaşatmadığını, yalnızca malvarlığını etkilediğini belirterek, boşanma hükmü kesinleşmesse dahi bu alacakların icra edilebileceğine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararını onadı.

İzmir merkezli yasa dışı bahis operasyonu: 27 şüpheli tutuklandı

İzmir merkezli 4 ilde yasa dışı bahis şebekesine yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 35 şüpheliden 27'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. zanlıların banka hesapları üzerinden yaklaşık 1 milyar 800 milyon liralık para trafiği yürüttüğü belirlendi

17.10.2026 11:30:00 / Güncelleme: 17.10.2026 11:34:14
İHA
 
İzmir merkezli yasa dışı bahis operasyonu: 27 şüpheli tutuklandı
İzmir merkezli yasa dışı bahis operasyonu: 27 şüpheli tutuklandı
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet suçu kapsamında çalışma yürüttü.

Yapılan teknik ve fiziki takipler sonucunda şüphelilerin yurt dışı bağlantılı siteler üzerinden yasa dışı bahis oynanmasına aracılık ettikleri belirlendi. Şebekenin mali boyutunu da inceleyen ekipler, zanlıların üçüncü kişilerden temin ettikleri banka hesaplarını kullandıklarını ve bu hesaplar üzerinden yaklaşık 1 milyar 800 milyon liralık para trafiği gerçekleştirdiklerini tespit etti.

Eş zamanlı baskınlarda 35 gözaltı

Yasa dışı bahis faaliyetlerinde kullanılmak üzere banka hesabı ve GSM hattı temin eden şüphelilere yönelik İzmir merkezli 4 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Baskınlarda 35 şüpheli gözaltına alınırken, adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyale el konuldu. Ayrıca yurt dışından yayın yapan 22 yasa dışı bahis sitesine Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla erişim engeli getirildi.



27 zanlı cezaevine gönderildi

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 35 şüpheliden 27'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüphelilerden 5'i hakkında ev hapsi kararı verilirken, 3 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Milyarlık bahis ağının kara para çarkı deşifre edildi

Kırıkkale merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonda, yasa dışı bahis gelirlerini başkaları adına açılan banka hesapları ve kripto para platformları üzerinden akladıkları belirlenen suç örgütünün 1 milyar 219 milyon lirayı aşan para trafiği deşifre edildi

17.10.2026 10:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
Milyarlık bahis ağının kara para çarkı deşifre edildi
Milyarlık bahis ağının kara para çarkı deşifre edildi
Kırıkkale merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonda, yasa dışı bahis gelirlerini başkaları adına açılan banka hesapları ve kripto para platformları üzerinden akladıkları belirlenen suç örgütünün 1 milyar 219 milyon lirayı aşan para trafiği deşifre edildi. Örgütün yapılanması ve para aklama yöntemlerinin ortaya çıkarıldığı soruşturmada, adliyeye sevk edilen 18 şüpheliden 11'i tutuklanırken, 7'si hakkında adli kontrol tedbiri uygulandı.
Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 18 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Hakimlikçe 11 şüphelinin tutuklanmasına karar verilirken, 3 şüpheli hakkında konutu terk etmeme (ev hapsi), 4 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulandı.

Örgütün para aklama yöntemi ortaya çıkarıldı



Soruşturmada, şüphelilerin kamuoyunda "panel" olarak bilinen sistemler üzerinden üçüncü kişilere ait kişisel verileri ele geçirdikleri belirlendi. Bu bilgileri kullanarak kişilerin haberi ve rızası olmadan, gerçeğe aykırı beyanlarla banka hesapları açtırdıkları tespit edildi. Açılan hesapların yasa dışı bahis organizasyonunda para toplamak ve transfer etmek amacıyla kullanıldığı, suçtan elde edilen gelirlerin ise kripto para platformlarına aktarılarak aklandığı belirlendi.

Örgütün yasa dışı bahis gelirlerini farklı hesaplar üzerinden dolaşıma soktuğu, suç gelirleriyle şüpheliler ve aile bireyleri adına taşınır ve taşınmaz mal edinilerek paranın kaynağının gizlenmeye çalışıldığı değerlendirildi. Şüphelilerin banka hesaplarındaki toplam işlem hacminin yaklaşık 1 milyar 219 milyon 242 bin lira olduğu bildirildi.
Operasyon kapsamında gerçekleştirilen aramalarda çok sayıda dijital materyal ele geçirilirken, 12 araç ve 8 taşınmaza el konuldu.

Ne olmuştu?

Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 2025/13270 sayılı soruşturma dosyası kapsamında, şüpheli B.H.'nin cep telefonunda yasa dışı bahis faaliyetlerine ilişkin mesajlaşmalar tespit edilmişti. Telefon incelemesiyle genişletilen soruşturmada, MASAK ve BTK raporları ile HTS kayıtlarının değerlendirilmesi sonucunda örgütün yönetim kadrosu, mali yapılanması ve para trafiğine ilişkin delillere ulaşılmıştı.

Soruşturma dosyasında B.H.'nin yasa dışı bahis panelinin sahibi ve örgüt lideri konumunda olduğu, A.Z.G.'nin panelin ortağı ve karar alma mekanizmasında yer aldığı, A.B.E.'nin ise panelin yönetimini üstlendiği değerlendirilmişti. A.T. ve İ.E.K.'nin örgütün mali işleyişini ve para transferlerini yönettikleri, diğer şüphelilerin de üçüncü kişiler adına banka ve ticari hesaplar açtırarak organizasyona destek sağladıkları belirlenmişti.

MASAK raporlarında, şüphelilerin 2021-2025 yılları arasındaki toplam mali işlem hacminin 1 milyar 219 milyon 242 bin 883 lira 16 kuruş olduğu tespit edilmişti. Elde edilen deliller üzerine Kırıkkale merkezli Ankara, İzmir, İstanbul, Kocaeli, Antalya, Elazığ ve Kayseri'de toplam 27 adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmişti. Haklarında işlem başlatılan 21 şüpheliden 18'i yakalanarak gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında şüphelilerin mal varlıkları ile banka ve ödeme kuruluşlarındaki hesaplarına el koyma tedbirleri uygulanmıştı.

Komşu evinde ölüm şüpheli bulundu


 
 
Eskişehir'in Tepebaşı ilçesinde yaşayan 43 yaşındaki kadın aynı apartmanda yaşadığı komşusunun evinde öldü. Belediye tabibi, ölümü şüpheli olarak değerlendirdi.

17.10.2026 08:54:00 / Güncelleme: 17.10.2026 08:58:14
Haber merkezi/AA
 
 Komşu evinde ölüm şüpheli bulundu
 Komşu evinde ölüm şüpheli bulundu

Eskişehir'in Tepebaşı ilçesinde Yadigar Yılmaz, Hoşnudiye Mahallesi Sağın Sokak'taki komşusunun evinde bulunduğu esnada fenalaşarak yere yığıldı. Ev sahibi 56 yaşındaki İ.G'nin ihbarı üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrollerde, Yılmaz'ın hayatını kaybettiği tespit edildi. Belediye tabibi, Yılmaz'ın ölümünü şüpheli olarak değerlendirdi.

Polis ekipleri olayla ilgili soruşturma başlatırken, ev sahibi İ.G. ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü.
Yılmaz'ın cenazesi, kesin ölüm nedeninin tespit edilmesi amacıyla yapılacak otopsi işlemleri için Eskişehir Şehir Hastanesi morguna kaldırıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.