Dünya evi zeval evidir
İmam Ca’fer (a.s.) buyurdu ki: “Mü’minler dünyaya gönül kaptırmadıkları gibi ahiretin ansızın gelmesinden de güven içerisinde olmazlar. Dünya evi zeval evidir (yani geçicidir), ahiret evi ise sebat evidir. Dünya ehli gaflet ehlidir”
Hakan Akkuş





Süfyan-ı Sevri şöyle anlatıyor: İmam Sâdık'ın huzuruna vardım, "Ey Resûlullah'ın torunu, nasılsınız?" diye sordum.
"Vallahi üzgünüm, kalbim meşguldür" buyurdu.
"Sizi üzen ve kalbinizi meşgul eden şey nedir?" dedim.
"Ey Sevri, Allah'ın saf ve hâlis dini kimin kalbine yerleşirse, onu diğer şeylerden alıkoyar. Ey Sevri, dünya nedir ve ne olabilir? Dünya, yediğin lokma veya giydiğin elbise veya bindiğin merkepten başka bir şey midir? Mü'minler dünyaya gönül kaptırmadıkları gibi ahiretin ansızın gelmesinden de güven içerisinde olmazlar. Dünya evi zeval evidir (yani geçicidir), ahiret evi ise sebat evidir. Dünya ehli gaflet ehlidir. Takva ehli bütün insanlardan gideri az ve yararı çok olan kimsedir. Unuttuğunda hatırlatırlar. Hatırlattıklarında ise bildirirler. Dünyayı dinlenmek için, eğlenip göçeceğin bir menzil veya uykunda elde edip kalktığında ise elinde olmayacak bir mal gibi kabul et. Bir şeyi ele geçirmeye ihtiraslı olup onu ele geçirdiğinde de bedbaht olan niceleri olduğu gibi, bir şeyin peşine gitmedikleri halde onu elde ederek mutlu olan nice insanlar vardır." (Bkz. Çeşitli Yönleriyle İmam Câfer-i Sâdık, F. Altan).
Âl-i Sâm'ın kölesi Abdul A'la şöyle diyor:
İmam Câfer Sâdık (a.s.)'ın şöyle buyurduğunu duydum:
"Güzelliğinden dolayı günaha bulaşan güzel bir kadını, kıyamet günü İlahî adalet mahkemesine getirdiklerinde, "Neden günah işledin?" diye soracaklar.
Cevaben şöyle diyecektir: "Allah'ım, beni güzel yarattın, bu yüzden günah işledim!"
Bu sırada Allah-u Teâlâ, Hz. Meryem'i getirmelerini emredecektir. O kadına, "Sen mi daha güzelsin yoksa bu mu? Biz O'nu daha güzel yarattık ama o güzelliğinden dolayı aldanıp günaha düşmedi!"
Daha sonra yakışıklılığından dolayı günaha düşen yakışıklı bir erkeği sorguya çektiklerinde, "Neden günaha düştün?" diye soracaklardır. O cevaben şöyle diyecektir: "Allah'ım, beni yakışıklı yarattın; bundan dolayı kadınlar bana yöneldi, ben de aldanarak günaha düştüm!"
Bu sırada Yusuf (a.s.)'ı getirerek ona, "Sen mi daha yakışıklısın, yoksa Yusuf mu? Biz ona cemal ve güzellik verdik ama O aldanarak günaha düşmedi!" denilecektir.
Daha sonra bela ve sıkıntılarından dolayı isyan ederek günaha düşen birisini getireceklerdir. "Neden isyan ederek günaha düştün?" dediklerinde şöyle diyecek: "Allah'ım, bana şiddetli bela, musibet ve sıkıntılar verdin, bu yüzden isyan ederek günaha düştüm."
Bu sırada Eyyub (a.s.)'ı getirerek o adama şöyle denilecek: "Senin belan mı daha şiddetli idi, yoksa Eyyub'un mu? Hâlbuki biz O'nu şiddetle belaya uğrattık ama O isyan ederek günaha düşmedi."
İşte böylece özür ve bahane yolu günahkârlara kapanmış olacaktır.
















































































