logo
08 AĞUSTOS 2026

Dünyada yaşaman, bilinen bir vakte kadardır

Hepimiz istemeden dünyaya geldik, Cenab-ı Hakk’ın takdir ettiği sürede burada kalacak ve sonra öleceğiz. Ne mutlu dünyaya imtihan sırrı için geldiği şuuru ile hareket edenlere!

05.05.2026 00:13:00
Haber Merkezi
 
Dünyada yaşaman, bilinen bir vakte kadardır
Dünyada yaşaman, bilinen bir vakte kadardır
"Hepimiz istemeden dünyaya geldik, Cenab-ı Hakk'ın takdir ettiği sürede burada kalacak ve sonra öleceğiz. Ne mutlu dünyaya imtihan sırrı için geldiği şuuru ile hareket edenlere!

Peygamber Efendimiz (s.a.a.v.) şöyle buyurur: "Her çalışmanın bir sonu vardır. Her dirinin sonu ise ölümdür."

Bir kimse ki ölür, işte onun kıyameti kopar, onun hakkında uzak sayılan işler yakın olur. Dünyada yaşaman, bilinen bir vakte kadardır. Öbür âlemdeki ömrün ise sonsuzluğa kadar uzanır. Buna göre bütün halinin taatle geçmesine dikkat et.







Yazık sana!

Ölmeden önce hayatınızın kıymetini bilin! Ölümden ibret alın! Hz. Peygamber (s.a.v.), "Öğüt verici olarak ölüm yeter" buyuruyor. 

Ölüm yeni olan her şeyi eskitir, uzak olanı yakın eder, bulanık olanı durultur. Ölümden kaçış yoktur.

Tam şu anda veya bugün içinde her an gelebilir. Yetki sizden başkasının elindedir, sizin elinizde değil. Sahip olduğunuz her şey sizin elinizde ödünçtür. Gençliğiniz, sağlığınız, boş vaktiniz, zenginliğiniz, hayatınız hepsi size ödünç verilmiştir…" 

Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Bu lezzetleri silip atanı çok çok anınız."







Ey dünya talipleri!

Dünya fanidir ve yorucudur. Siz rahat etme yurdu olan ve nimetlerle dolu olan baki cenneti talep edin. Orada ne oruç, ne namaz, ne hac, ne zekât olacaktır. Ne sıkıntı ve hastalıklara sabır, ne fakirlik, ne de cennetten çıkarılma korkusu olacaktır." 

Hz. Peygamber (s.a.a.v.) buyurur: "Hesaba çekilmeden evvel, kendinizi hesaba çekiniz. Tartıya vurulmadan önce kendinizi tartınız."

Bizlerin ölüm hakikati ile bu güzel cennete talip olmamız gerekmez mi?

Siz, nefislerinize hizmet etmeye, heva ve tabiatlarınıza tabi olmaya razı oldunuz. Nefislerinizi hoşnut etmek ve dünyalığa doyurmak için gayret sarf ediyorsunuz.

Bu günbegün, aydan aya ve yıldan yıla elinize geçmeyen bir şeydir. Ölüm gelir de elinden kurtulmak için hiçbir şey yapamazsınız.

O, sürekli sizi gözetlemektedir; ama sizin bundan haberiniz yok. Siz onu beklemekten bile acizsiniz. O ise, sizin hemen karşınızda durmaktadır. Yakında sizin sahanıza inecek ve hayatınızı sonlandıracaktır. Sizden birinin ruhu irtihal eder ve bedeni, ölü bir koyun cesedi gibi kalır.

Sen öldükten sonra ailen ve arkadaşların dünya hayatlarına kaldıkları yerden devam eder, sefalarını sürerler. Kim bilir belki sana rahmet okurlar, belki de okumazlar.

Krallardan çoğunu düşmanları öldürtmüştür ve köpekler ve haşereler diye bile bile ıssız bir yere atmışlardı. Neticesi buna varan bir karanlık ne menem bir şeydir!







Ey belde halkı!

İçinizde yeniden dirilişe inanmayan 'Hayatımız dünya hayatından ibarettir. Burada yaşar ve ölüp gideriz' diye düşünen inançsızların mezhebine tabi olanlar var. Onlar kendilerinden ölüm korkusunu saklıyorlar.

Oğul! Üst üste istif edilmiş günahların var ve akıbetin hiç belli değil. Öleceğinin farkına var çünkü ölümden kaçış yok. Alışkanlık haline getirdiğin dedikoduyu, gereksiz işlerle meşgul olmayı ve tul-i emeli bırak ve hırsı azalt. Çünkü yakında öleceksin.

Bir bakmışsın, şuracıkta otururken ölüvermişsin. Buraya kendi ayaklarınla geldin; ama evine bir tabut içinde de dönebilirsin…

Yazık sana ki ömür sermayen gitti de haberin yok. Kazandığın hiçbir şey geçer akçe değil. Senin dışındaki mü'minlerin ise bütün kazançları adeta bir mücevher.

Pek yakında hakiki mü'mine amelinin karşılığı eksiksiz verilecek, sen ise yakalanıp tutsak edileceksin. Senin elinde olanlardan bir zerresi bile kabul edilmeyecek. Hak ancak ihlası kabul eder; ama o da sen de yok.

Hz. Peygamber'in (s.a.v.), "Hesaba çekilmeden önce nefislerinizi hesaba çekin, tartıya çıkmadan önce amellerinizi kendiniz tartın ve Rabb'inizin huzuruna çıkacağınız büyük gün için ziynetlerinizi kuşanın" buyurduğunu duymadınız mı?







Erişemeyeceğiniz hülyalar peşinde koşmayın!

Ölümü tam karşınıza koyun! Din kardeşinizden ayrılırken veda edin ve veda eden biri nasıl selam ederse siz de öyle selam edin!

Evinizden çıktığınızda kalben ailenize veda edin! Çünkü ölüm meleği her an sizi çağırabilir, eceliniz sizi yolda bulabilir ve evinize geri dönemeyebilirsiniz. Bundan dolayı Hz. Peygamber (s.a.v.), "Vasiyetinizi yastığınızın altına koymadan uyumayın" buyurmuştur.

Ödeyebilecek durumda olduğunuz bir borcunuz varsa ödemesini geciktirmeyip derhal ödeyin!" (Abdülkadir Geylani hazretlerinden)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.