Dünyada yaşaman, bilinen bir vakte kadardır
Hepimiz istemeden dünyaya geldik, Cenab-ı Hakk’ın takdir ettiği sürede burada kalacak ve sonra öleceğiz. Ne mutlu dünyaya imtihan sırrı için geldiği şuuru ile hareket edenlere!
05.05.2026 00:13:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





"Hepimiz istemeden dünyaya geldik, Cenab-ı Hakk'ın takdir ettiği sürede burada kalacak ve sonra öleceğiz. Ne mutlu dünyaya imtihan sırrı için geldiği şuuru ile hareket edenlere!
Peygamber Efendimiz (s.a.a.v.) şöyle buyurur: "Her çalışmanın bir sonu vardır. Her dirinin sonu ise ölümdür."
Bir kimse ki ölür, işte onun kıyameti kopar, onun hakkında uzak sayılan işler yakın olur. Dünyada yaşaman, bilinen bir vakte kadardır. Öbür âlemdeki ömrün ise sonsuzluğa kadar uzanır. Buna göre bütün halinin taatle geçmesine dikkat et.

Yazık sana!
Ölmeden önce hayatınızın kıymetini bilin! Ölümden ibret alın! Hz. Peygamber (s.a.v.), "Öğüt verici olarak ölüm yeter" buyuruyor.
Ölüm yeni olan her şeyi eskitir, uzak olanı yakın eder, bulanık olanı durultur. Ölümden kaçış yoktur.
Tam şu anda veya bugün içinde her an gelebilir. Yetki sizden başkasının elindedir, sizin elinizde değil. Sahip olduğunuz her şey sizin elinizde ödünçtür. Gençliğiniz, sağlığınız, boş vaktiniz, zenginliğiniz, hayatınız hepsi size ödünç verilmiştir…"
Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Bu lezzetleri silip atanı çok çok anınız."

Ey dünya talipleri!
Dünya fanidir ve yorucudur. Siz rahat etme yurdu olan ve nimetlerle dolu olan baki cenneti talep edin. Orada ne oruç, ne namaz, ne hac, ne zekât olacaktır. Ne sıkıntı ve hastalıklara sabır, ne fakirlik, ne de cennetten çıkarılma korkusu olacaktır."
Hz. Peygamber (s.a.a.v.) buyurur: "Hesaba çekilmeden evvel, kendinizi hesaba çekiniz. Tartıya vurulmadan önce kendinizi tartınız."
Bizlerin ölüm hakikati ile bu güzel cennete talip olmamız gerekmez mi?
Siz, nefislerinize hizmet etmeye, heva ve tabiatlarınıza tabi olmaya razı oldunuz. Nefislerinizi hoşnut etmek ve dünyalığa doyurmak için gayret sarf ediyorsunuz.
Bu günbegün, aydan aya ve yıldan yıla elinize geçmeyen bir şeydir. Ölüm gelir de elinden kurtulmak için hiçbir şey yapamazsınız.
O, sürekli sizi gözetlemektedir; ama sizin bundan haberiniz yok. Siz onu beklemekten bile acizsiniz. O ise, sizin hemen karşınızda durmaktadır. Yakında sizin sahanıza inecek ve hayatınızı sonlandıracaktır. Sizden birinin ruhu irtihal eder ve bedeni, ölü bir koyun cesedi gibi kalır.
Sen öldükten sonra ailen ve arkadaşların dünya hayatlarına kaldıkları yerden devam eder, sefalarını sürerler. Kim bilir belki sana rahmet okurlar, belki de okumazlar.
Krallardan çoğunu düşmanları öldürtmüştür ve köpekler ve haşereler diye bile bile ıssız bir yere atmışlardı. Neticesi buna varan bir karanlık ne menem bir şeydir!

Ey belde halkı!
İçinizde yeniden dirilişe inanmayan 'Hayatımız dünya hayatından ibarettir. Burada yaşar ve ölüp gideriz' diye düşünen inançsızların mezhebine tabi olanlar var. Onlar kendilerinden ölüm korkusunu saklıyorlar.
Oğul! Üst üste istif edilmiş günahların var ve akıbetin hiç belli değil. Öleceğinin farkına var çünkü ölümden kaçış yok. Alışkanlık haline getirdiğin dedikoduyu, gereksiz işlerle meşgul olmayı ve tul-i emeli bırak ve hırsı azalt. Çünkü yakında öleceksin.
Bir bakmışsın, şuracıkta otururken ölüvermişsin. Buraya kendi ayaklarınla geldin; ama evine bir tabut içinde de dönebilirsin…
Yazık sana ki ömür sermayen gitti de haberin yok. Kazandığın hiçbir şey geçer akçe değil. Senin dışındaki mü'minlerin ise bütün kazançları adeta bir mücevher.
Pek yakında hakiki mü'mine amelinin karşılığı eksiksiz verilecek, sen ise yakalanıp tutsak edileceksin. Senin elinde olanlardan bir zerresi bile kabul edilmeyecek. Hak ancak ihlası kabul eder; ama o da sen de yok.
Hz. Peygamber'in (s.a.v.), "Hesaba çekilmeden önce nefislerinizi hesaba çekin, tartıya çıkmadan önce amellerinizi kendiniz tartın ve Rabb'inizin huzuruna çıkacağınız büyük gün için ziynetlerinizi kuşanın" buyurduğunu duymadınız mı?

Erişemeyeceğiniz hülyalar peşinde koşmayın!
Ölümü tam karşınıza koyun! Din kardeşinizden ayrılırken veda edin ve veda eden biri nasıl selam ederse siz de öyle selam edin!
Evinizden çıktığınızda kalben ailenize veda edin! Çünkü ölüm meleği her an sizi çağırabilir, eceliniz sizi yolda bulabilir ve evinize geri dönemeyebilirsiniz. Bundan dolayı Hz. Peygamber (s.a.v.), "Vasiyetinizi yastığınızın altına koymadan uyumayın" buyurmuştur.
Ödeyebilecek durumda olduğunuz bir borcunuz varsa ödemesini geciktirmeyip derhal ödeyin!" (Abdülkadir Geylani hazretlerinden)
Peygamber Efendimiz (s.a.a.v.) şöyle buyurur: "Her çalışmanın bir sonu vardır. Her dirinin sonu ise ölümdür."
Bir kimse ki ölür, işte onun kıyameti kopar, onun hakkında uzak sayılan işler yakın olur. Dünyada yaşaman, bilinen bir vakte kadardır. Öbür âlemdeki ömrün ise sonsuzluğa kadar uzanır. Buna göre bütün halinin taatle geçmesine dikkat et.

Yazık sana!
Ölmeden önce hayatınızın kıymetini bilin! Ölümden ibret alın! Hz. Peygamber (s.a.v.), "Öğüt verici olarak ölüm yeter" buyuruyor.
Ölüm yeni olan her şeyi eskitir, uzak olanı yakın eder, bulanık olanı durultur. Ölümden kaçış yoktur.
Tam şu anda veya bugün içinde her an gelebilir. Yetki sizden başkasının elindedir, sizin elinizde değil. Sahip olduğunuz her şey sizin elinizde ödünçtür. Gençliğiniz, sağlığınız, boş vaktiniz, zenginliğiniz, hayatınız hepsi size ödünç verilmiştir…"
Resulullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Bu lezzetleri silip atanı çok çok anınız."

Ey dünya talipleri!
Dünya fanidir ve yorucudur. Siz rahat etme yurdu olan ve nimetlerle dolu olan baki cenneti talep edin. Orada ne oruç, ne namaz, ne hac, ne zekât olacaktır. Ne sıkıntı ve hastalıklara sabır, ne fakirlik, ne de cennetten çıkarılma korkusu olacaktır."
Hz. Peygamber (s.a.a.v.) buyurur: "Hesaba çekilmeden evvel, kendinizi hesaba çekiniz. Tartıya vurulmadan önce kendinizi tartınız."
Bizlerin ölüm hakikati ile bu güzel cennete talip olmamız gerekmez mi?
Siz, nefislerinize hizmet etmeye, heva ve tabiatlarınıza tabi olmaya razı oldunuz. Nefislerinizi hoşnut etmek ve dünyalığa doyurmak için gayret sarf ediyorsunuz.
Bu günbegün, aydan aya ve yıldan yıla elinize geçmeyen bir şeydir. Ölüm gelir de elinden kurtulmak için hiçbir şey yapamazsınız.
O, sürekli sizi gözetlemektedir; ama sizin bundan haberiniz yok. Siz onu beklemekten bile acizsiniz. O ise, sizin hemen karşınızda durmaktadır. Yakında sizin sahanıza inecek ve hayatınızı sonlandıracaktır. Sizden birinin ruhu irtihal eder ve bedeni, ölü bir koyun cesedi gibi kalır.
Sen öldükten sonra ailen ve arkadaşların dünya hayatlarına kaldıkları yerden devam eder, sefalarını sürerler. Kim bilir belki sana rahmet okurlar, belki de okumazlar.
Krallardan çoğunu düşmanları öldürtmüştür ve köpekler ve haşereler diye bile bile ıssız bir yere atmışlardı. Neticesi buna varan bir karanlık ne menem bir şeydir!

Ey belde halkı!
İçinizde yeniden dirilişe inanmayan 'Hayatımız dünya hayatından ibarettir. Burada yaşar ve ölüp gideriz' diye düşünen inançsızların mezhebine tabi olanlar var. Onlar kendilerinden ölüm korkusunu saklıyorlar.
Oğul! Üst üste istif edilmiş günahların var ve akıbetin hiç belli değil. Öleceğinin farkına var çünkü ölümden kaçış yok. Alışkanlık haline getirdiğin dedikoduyu, gereksiz işlerle meşgul olmayı ve tul-i emeli bırak ve hırsı azalt. Çünkü yakında öleceksin.
Bir bakmışsın, şuracıkta otururken ölüvermişsin. Buraya kendi ayaklarınla geldin; ama evine bir tabut içinde de dönebilirsin…
Yazık sana ki ömür sermayen gitti de haberin yok. Kazandığın hiçbir şey geçer akçe değil. Senin dışındaki mü'minlerin ise bütün kazançları adeta bir mücevher.
Pek yakında hakiki mü'mine amelinin karşılığı eksiksiz verilecek, sen ise yakalanıp tutsak edileceksin. Senin elinde olanlardan bir zerresi bile kabul edilmeyecek. Hak ancak ihlası kabul eder; ama o da sen de yok.
Hz. Peygamber'in (s.a.v.), "Hesaba çekilmeden önce nefislerinizi hesaba çekin, tartıya çıkmadan önce amellerinizi kendiniz tartın ve Rabb'inizin huzuruna çıkacağınız büyük gün için ziynetlerinizi kuşanın" buyurduğunu duymadınız mı?

Erişemeyeceğiniz hülyalar peşinde koşmayın!
Ölümü tam karşınıza koyun! Din kardeşinizden ayrılırken veda edin ve veda eden biri nasıl selam ederse siz de öyle selam edin!
Evinizden çıktığınızda kalben ailenize veda edin! Çünkü ölüm meleği her an sizi çağırabilir, eceliniz sizi yolda bulabilir ve evinize geri dönemeyebilirsiniz. Bundan dolayı Hz. Peygamber (s.a.v.), "Vasiyetinizi yastığınızın altına koymadan uyumayın" buyurmuştur.
Ödeyebilecek durumda olduğunuz bir borcunuz varsa ödemesini geciktirmeyip derhal ödeyin!" (Abdülkadir Geylani hazretlerinden)











































































