logo
21 EKİM 2026

Dünyanın en stratejik

11.06.2007 00:00:00
 
Fizikçi Prof. Dr. Cengiz Yalçın, dünyanın en stratejik madenlerinin Türkiye'de olduğunu bilimsel bir makale ile ortaya koyuyor Dünya bor rezervlerinin %63'ne sahip ülkemiz gerçek bir servetin üzerinde oturmaktadır.Problem,bu zenginliğin ne kadar farkındayız sorusuna yanıt aramada düğümlenmiştir. Bu yazımızda,bor bileşiklerinden elde edilen yakıtlar konusunu ve bu bağlamda Dünyada meydana gelen gelişmeleri aktarmağa çalışacağız.Bilimsel gelişmeler ve  ileri teknoloji uygulamaları,uluslararası ilişkilere yön veren temel bir güç haline dönüşmüştür. Bunun sonucu olarak küçük büyük tüm uluslar politikalarını,bilim-teknoloji-enerji üçlemesi üzerine kurgulanmaktadır.Ülkemizin en büyük eksikliği bilim ve teknoloji alanında ne yapacağını bilememesi hedeflerini belirleyememesidir. 20'inci yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan bir çok küçük  ülke mütevazı de olsa bilim ve teknoloji üretirken Türkiye ne bilim nede teknoloji üretmektedir;para karşılığı satın aldığımız  teknolojileri tüketmekteyiz. Bütçemizden her sene know-how karşılığı ödediğimiz büyük miktarlar ile yabancı ülkelerin AR-GE (Araştırma-Geliştirme) faaliyetlerini finanse etmekteyiz. Sahip olduğumuz bor  ve bor bileşikleri bunun tipik bir örneğidir.Bu yazımızda bordan bir enerji kaynağı olarak nasıl yararlanılır sorusunu tartışmaya açacağız.Bor madenlerinin ve  bor bileşiklerinin stratejik önemi nedir?Gelecekte bu önem nasıl artar? Ülkemizdeki bilgi birikimi bor rezervlerini katma değere dönüştürebilir mi?Bu konuda nasıl bir politika izlenmesi gerekir? Ülkemizin en yüklü ithalat kalemi enerji olmasına rağmen yakıt ekonomisi gibi bir kavram bilimsel, teknolojik ve politik gündemimizde hiç yer almamıştır. Bu kavramı, başta Enerji, İmar İskan, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı ve yerel yönetim teknokratlarının anlaması ve gerekli uygulamaları başlatması gerekir. Bir çok ülke ulaştırma sektöründeki enerji tüketiminin ithalat faturalarına yansıttığı miktarları makul seviyelere düşürmek için,hem petrol hem de elektrik ile çalışan hibrit motorlar üzerinde araştırma ve geliştirmeler yapmaktadır. Amaç yakıt ekonomisinin gereklerini yerine getirmektir. Şehir içi trafik düzenlemeleri dahi yakıt ekonomisi göz önüne alınarak yapılmalıdır. İstanbul ve Ankara trafiğinde yaşanan sıkışıklıklar yöneticilerimizin yakıt ekonomisi konusunda ne kadar Fransız olduğunu gösteriyor. Araçlar şehir içlerinde sıkışık trafikte elektrik,şehirler arası yollarda benzinli motor çalışmaktadır, Toyoto 2006 senesinde 400000 hibrit oto satışı yapmıştır. Türkiye de araba üreten sektör bu önemli gelişmenin tümüyle dışındadır.Elektrik motorları, sülfür dioksit, azot oksit karbon monoksit,hidrokarbon  ve ağır metal içeren egzoz  gazları yayınlamadığından çevre duyarlı toplum tarafından  tercih edilmekte ve vergi indirimi gibi teşvikler görmektedir.Borun özellikleriBor ve bor bileşikleri,enerji içeriği çok yüksek hidrojeni depo edebilmesi nedeni ile stratejik maddeler arasında yer alır. Bilindiği gibi hidrojen uzun süreden beri amonyak ve metanol üretiminde, petrol rafinajında, gıda teknolojisinde, uzay mekiklerinde ve roket teknolojisinde kullanılmaktadır.Yakıt pilleri hidrojenden enerji elde etmek için geliştirilen bir teknolojidir. Bu sistemde hidrojen oksijen ile elektro kimyasal işlemler ile birleştirilerek elektrik akımı elde edilir. Yanma olmadığı için egzoz gazı yayını olmaz. Dolayısıyla yakıt pilleri çevreyi kirletmeyen bir enerji üretim türüdür. Hidroksitlerin elektrolit olarak kullanıldığı yakıt pillerinde iki adet amorf elektrot bulunur. Ulaşım  sektöründe otomobiller diğer sektöründe pil ile çalışan araç ve gereçler yukarıda verilen elektro kimyasal reaksiyon sonucu açığa çıkan elektronun oluşturduğu akım ile çalıştırılır. Yakıt pilleri (fuel cells) hidrojeni elektrik enerjisine çeviren sistemlerdir. Şekilde bir yakıt pilinin nasıl elektrik akımı ürettiği bir yakıt hücresinde  meydana gelen fiziksel olaylara bağlı olarak gösterilmiştir. Yakın bir gelecekte mobil telefonlar, bilgisayarlar, TV ler ve benzeri tüm aletler yakıt pilleri ile çalışacaktır. Sanıyorum Zorlu gurubunun üzerinde çalıştığı bu cins bir düzeneği ticari hale getirebilmektir. Hem ekonomik hem de neredeyse bitmeyen bir pil gibidir. Yakıt pilleri çevre dostu bir enerji üretim tekniğidir.

İstanbul ve Muğla'da "sahte ekspertiz" raporuyla vurgun yapmışlardı: Mağdur olan araç sahipleri konuştu

İstanbul ve Muğla'da düzenlenen operasyonda sahte ekspertiz raporu düzenleyerek haksız kazanç elde ettiği tespit edilen 16 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin bu yöntemle en az 30 kişiyi mağdur ettiği öğrenildi. Asayiş Şube Müdürlüğü'ne gelen mağdurlardan bazıları yaşadıklarını anlattı

20.10.2026 19:00:00
İHA
 
İstanbul ve Muğla'da "sahte ekspertiz" raporuyla vurgun yapmışlardı: Mağdur olan araç sahipleri konuştu
İstanbul ve Muğla'da "sahte ekspertiz" raporuyla vurgun yapmışlardı: Mağdur olan araç sahipleri konuştu
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'nce yürütülen çalışmalarda; ikinci el araçların kilometre bilgilerinde usulsüzlük yapıldığı ve sahte ekspertiz raporlarıyla ağır hasarlı araçların hasarsız gibi gösterilerek vatandaşların mağdur edildiği tespit edildi. Yapılan çalışmalarda haksız kazanç elde ettikleri değerlendirilen şüphelilerin yakalanmasına yönelik İstanbul ve Muğla'da belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, bu operasyonlarda ilk etapta 14 şüpheli yakalanarak Asayiş Şube Müdürlüğü'ne getirildi.

Çalışmaların devamında ise 2 şüpheli daha yakalanarak gözaltına alındı. Gözaltı sayısı 16'ya yükseldi. Yapılan aramalarda, kilometreleriyle oynandığı değerlendirilen araçlar, dokümanlar ve silah ele geçirildi. Ayrıca şüphelilerin bu yöntemle en az 30 kişiyi dolandırarak mağdur ettiği öğrenildi. Asayiş Şube Müdürlüğü'ne getirilen 16 şüphelinin işlemleri sürerken, mağdurlardan bazıları ifade için Asayiş Şube Müdürlüğü'ne geldi. Ardından yaşadıkları mağduriyeti anlatan vatandaşlar, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne ve Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekiplerine teşekkür etti.

"Dolandırıcılar 'ekspertize ne gerek var' dedi"

Mağdurlar arasında yer alan Murat Koç, şüphelilerin kendisine ekspere para verme dediklerini iddia ederek, "Ben bir araba aldım. Daha doğrusu araba almaya gittim. Araba görünüş şekliyle çok güzeldi. 'Ekspertize sokalım' dedim. 'Ekspertize ne gerek var, araba bu. Ekspere 15-20 bin lira vereceğine, verme' dedi. Ben de baktım, araba güzel. Açıkçası hoşuma gitti. Ben de tatlı lafına inandım. Ekspertize sokmadım. Sonra benim oğlan, ölçüm bakımına soktu ki araç 430 bin kilometrede. Ağır hasar kaydı var. Var da var yani. Böylelerine fırsat verilmesin istiyorum. Türk polisine çok çok teşekkür ederim. Minnettarım. Onların sayesinde rahat uyuyoruz. Allah razı olsun" şeklinde konuştu.

"Araç alacaklar hiç kimseye güvenmesinler"

Bir başka mağdur Serkan Elman ise "Aracı buldum. Aracı 570 bin liraya satmışlardı. Herhangi bir hasar kaydı yok dediler. Araca gittik baktık. Araç düzgün bir şekildeydi. Bize ekspertiz raporu gösterdiler. 'İki gün önceden ekspertize koymuşuz. Aracı tekrar ekspertize koymanıza gerek yok' dediler. Araba da düzgündü. Onlara baktığımız zaman da dolandırıcı gibi bir yüzleri yoktu. Öyle de biliyorduk. Arabayı daha sonra ekspertize götürdük. Araba hurdaya çıktı. Bunlardan şikayetçiyiz. Hakkımızı istiyoruz. Allah devletimizden razı olsun. Emniyete de hepsine teşekkür ediyoruz. Araç alacaklar herhangi bir kimseye güvenmesinler. Ekspertiz olsa bile, kendi götürmediği sürece kimseye inanmasınlar, güvenmesinler" diye konuştu.

"Araç alacaklar araçları tescilli noter ve ekspertizlere götürerek alsınlar"

Mağdurlardan Şerafettin Almaç ise, "Araç satılan sitelerde bu tür cezbedici ilanlara kanmayalım. En çok da bu kısımda sıkıntılar oluşuyor. Araçları beğendiğiniz zaman özellikle tescilli noterlerden ve ekspertizlerden belirli yerlere götürüp öyle alalım. Kilometresini sorgulatalım, öyle alalım. Biz bunları yapmadık, aynı şekilde biz de mağdur olduk. Araçlarımızda kilometre problemleri çıktı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliğine teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.

Ezine'de 39 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ezine ilçesinde sahil güvenlik ve emniyet ekiplerince karada 39 kaçak göçmen yakalandı

20.10.2026 11:22:00
İHA
 
Ezine'de 39 kaçak göçmen yakalandı
Ezine'de 39 kaçak göçmen yakalandı
Ezine ilçesinde bir grup kaçak göçmen olduğu bilgisinin alınması üzerine Sahil Güvenlik Batı Marmara Grup Komutanlığı ve Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri harekete geçti.

Bölgeye Sahil Güvenlik İstihbarat Şube Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Kolluk Destek Timi (Kumkale/Koldestim) ve Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.

Ekipler tarafından 19'u çocuk olmak üzere toplam 39 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezi'ne (GÖKSEM) teslim edildi.

Esenyurt’ta kayyum depremi: Can Aksoy görevden alındı

Esenyurt Belediyesi’ne kayyum olarak atanan İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy, yardımcısının adının karıştığı milyonlarca dolarlık rüşvet ve yolsuzluk skandalının ardından görevinden alındı. Aksoy'un yerine Van Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ulaş Akhan getirildi

19.10.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Esenyurt’ta kayyum depremi: Can Aksoy görevden alındı
Esenyurt’ta kayyum depremi: Can Aksoy görevden alındı
Türkiye'nin en büyük ilçelerinden biri olan Esenyurt'ta sular durulmuyor. CHP'li Belediye Başkanı Ahmet Özer'in Ekim 2024'te tutuklanmasının ardından Esenyurt Belediyesi Başkanvekilliği ve kayyumluk görevine getirilen İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy görevden alındı. Can Aksoy'un asli görevi olan İstanbul Vali Yardımcılığına geri çekildiği öğrenilirken, yerine Van Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ulaş Akhan yeni kayyum olarak atandı.

Bu ani görev değişikliğinin arkasında, geçtiğimiz günlerde belediyede patlak veren ve adeta bir "servet operasyonuna" dönüşen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması yatıyor.


Sağ kolunun evinden servet çıktı


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, belediyedeki bazı ihalelere fesat karıştırıldığı ve müteahhitlerden rüşvet alındığı iddialarıyla 7 Ekim 2026'da geniş kapsamlı bir operasyon düzenlendi.

Gözaltına alınan 19 kişi arasında, bizzat kayyum Can Aksoy'un göreve getirdiği Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş da yer alıyordu.

Polis ekiplerinin Yusuf Ulutaş'ın kullandığı adreslerde yaptığı aramalar, rüşvet çarkının boyutunu gözler önüne serdi.

Ulutaş'ın ikamet ettiği evde yapılan aramalarda 450 bin 854 dolar, 31 bin 815 euro ve 2 milyon 580 bin lira nakit para ile lüks saatler ele geçirildi.

Soruşturmayı derinleştiren ekipler, 15 Ekim'de Küçükçekmece'de boş bir daireye operasyon düzenledi. Ulutaş'ın rüşvet paralarını saklamak için adeta bir "zula ve kasa odası" olarak kiraladığı bu dairede iki adet dev çelik kasa bulundu. Kasalar açıldığında içinden tam 7 milyon dolar ve 400 bin euro nakit para çıktı.

Operasyonların ardından Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş'ın da aralarında bulunduğu 9 kişi 10 Ekim'de tutuklanarak cezaevine gönderildi.


MASAK raporu rüşvet çarkını belgeledi


Eski AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar'ın sosyal medya üzerinden paylaştığı iddialara göre, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları yolsuzluğun boyutunu resmiyete döktü. Rapora göre, Yusuf Ulutaş'ın para hareketliliği 2024 yılında 10,6 milyon lira seviyesindeyken, kayyum yönetiminde başkan yardımcılığı yaptığı 2025 yılında tam 231 milyon liraya fırladı. Soruşturma dosyalarındaki iddialara göre Ulutaş'ın, müteahhitlerden yapılan her hakediş üzerinden yüzde 20 pay aldığı ileri sürülüyor.


"Erdoğan 'bu işe karışmayın' dedi"


Skandalın Ankara kulislerine de sıçradığı iddia edildi. Şamil Tayyar, tutuklanan Yusuf Ulutaş'ı kurtarmak için "hatırlı bazı isimlerin" devreye girerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ulaşmaya çalıştığını öne sürdü. Ancak Erdoğan'ın bu talebi sert bir dille reddederek "Bu işe karışmayın" talimatı verdiği belirtildi.


Süreç nasıl başlamıştı?


Esenyurt Belediyesi'ne giden süreç, 30 Ekim 2024 tarihinde seçilmiş Belediye Başkanı Ahmet Özer'in "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlamasıyla gözaltına alınıp tutuklanmasıyla başlamıştı. İçişleri Bakanlığı tarafından Özer'in görevden uzaklaştırılmasının ardından 31 Ekim 2024'te Can Aksoy belediyeye kayyum olarak atanmıştı. Ahmet Özer 12 Kasım 2025'te cezaevinden tahliye edilse de kayyum yönetimi görevine devam ediyordu.

Kayyum yönetiminin birinci yılı geride kalırken ortaya çıkan bu devasa rüşvet skandalı, Can Aksoy'un da görevden alınarak merkeze çekilmesiyle sonuçlandı. İçişleri Bakanlığı'nın belediyedeki rüşvet ve ihaleye fesat iddialarına yönelik incelemeleri devam ediyor.

SPK Başkanı istifa etti

Ankara bürokrasisinde hareketli saatler yaşanıyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Mahmut Sütçü sağlık sorunlarını gerekçe göstererek görevinden istifa ederken, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik de Bakan Mehmet Şimşek’e emeklilik dilekçesini sundu

19.10.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
SPK Başkanı istifa etti
SPK Başkanı istifa etti
Türkiye ekonomi yönetiminin iki kritik kurumunda aynı gün içinde peş peşe çarpıcı görev değişiklikleri yaşandı.

Yaklaşık beş aydır Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanlığı koltuğunda oturan Mahmut Sütçü istifa ederken, Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde Haziran 2023'ten bu yana Bakan Yardımcılığı görevini yürüten Osman Çelik emeklilik talebinde bulundu.


SPK Başkanı Sütçü sağlık gerekçesiyle bıraktı


Kasım 2024 itibarıyla SPK İkinci Başkanlığına getirilen ve ardından 9 Mayıs 2026 tarihinde Kurul Başkanı olarak atanan Mahmut Sütçü, görevinden ayrılma nedeni olarak sağlık sorunlarını gösterdi.

Sütçü'nün istifası, fon piyasalarında bir süredir devam eden ve kamuoyunun yakından takip ettiği tasfiye ile inceleme süreçlerinin tam ortasında gerçekleşti. SPK, son dönemde fon denetimleri ve piyasa düzenlemelerine yönelik gecikmiş müdahale iddiaları nedeniyle eleştirilerin odağındaydı.


Osman Çelik'ten sürpriz emeklilik dilekçesi


Günün ikinci önemli haberi ise Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan geldi. Geçmişte Hazine Müsteşarlığı ve bankacılık sektöründe üst düzey yöneticilik yapmış olan ve 21 Haziran 2023'ten beri Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Osman Çelik, emeklilik dilekçesini Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e sundu. Çelik'in sunduğu emeklilik talebinin bugünden (19 Ekim 2026) itibaren geçerli olacağı öğrenildi.

Başkent kulislerinde geniş yankı uyandıran bu çifte ayrılığın ardından boşalan koltuklara hangi isimlerin atanacağı henüz netlik kazanmadı. Resmi Gazete'de yayımlanacak yeni atama kararları piyasalar ve ekonomi bürokrasisi tarafından merakla bekleniyor.

İstanbul'da barajlardaki doluluk oranı arttı

Son yağışların ardından İstanbul'daki barajların doluluk oranı belirgin bir şekilde arttı

19.10.2026 15:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da barajlardaki doluluk oranı arttı
İstanbul'da barajlardaki doluluk oranı arttı
İstanbul'da geçtiğimiz haftada etkili olan şiddetli yağışların ardından barajlardaki doluluk oranı belirgin bir şekilde arttı. Bu oran bir haftada yüzde 16'lik artışla yüzde 53,14 oldu.

Megakent İstanbul'da geçtiğimiz hafta etkili olan şiddetli yağış, barajlardaki doluluk oranının artmasını sağladı. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ)'nin 19 Ekim verilerine göre, geçtiğimiz hafta yüzde 37 civarında olan doluluk oranında yaklaşık yüzde 16'lik bir artış oldu. Böylece bu oran yüzde 53,14'e yükseldi.

İstanbul barajlarında son durumu:

Ömerli Barajı: yüzde 77,39

Darlık Barajı: yüzde 88,83

Elmalı Barajı: yüzde 79,97

Terkos Barajı: yüzde 36,98

Alibey Barajı: yüzde 76,6

Büyükçekmece Barajı: yüzde 30,35

Sazlıdere Barajı: yüzde 31,95

Istrancalar Barajı: yüzde 61,73

Kazandere Barajı: yüzde 8,08

Pabuçdere Barajı: yüzde 3,76



Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, YENİ Parti'den istifa etti. Girgin yoluna bağımsız devam edeceğini belirtti

İzmir Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, YENİ Parti'den istifa etti. Girgin yoluna bağımsız devam edeceğini belirtti

19.10.2026 14:07:00
Haber Merkezi
 
 Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, YENİ Parti'den istifa etti. Girgin yoluna bağımsız devam edeceğini belirtti
 Karaburun Belediye Başkanı İlkay Girgin Erdoğan, YENİ Parti'den istifa etti. Girgin yoluna bağımsız devam edeceğini belirtti
CHP'den iki dönemdir Karaburun belediye başkanı olarak seçilen İlkay Girgin Erdoğan, 29 Temmuz'da CHP'den istifa edip YENİ Parti'ye katılmıştı. Dün YENİ Parti 1. Olağan kongresinde oy kullanan Erdoğan bugün partisinden istifa ettiğini duyurdu. Erdoğan'ın AKP ile temasta olduğu iddia ediliyor.

Erdoğan, bağımsız devam edeceğini ifade ederek şu açıklamayı yaptı:

"Siyasi yaşamım boyunca, hangi görevde bulunursam bulunayım, önceliğim her zaman Karaburun'a ve hemşerilerime hizmet etmek oldu. Halkımızın iradesine duyduğum saygıyı, ortak aklı ve kamu yararını bütün sorumluluklarımın üzerinde tuttum. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da aynı anlayışla hareket etmeye devam edeceğim. Gelinen noktada, yaptığım değerlendirmeler sonucunda YENİ Parti üyeliğimden istifa etme kararı aldım. Bu kararım, Karaburun'a olan bağlılığımda, hemşerilerime karşı taşıdığım sorumlulukta ve ilçemizin geleceği için çalışma kararlılığımda herhangi bir değişiklik anlamına gelmemektedir. Karaburun Belediye Başkanı olarak görevime bağımsız şekilde devam edeceğim. Bizim için esas olan, Karaburun'un ihtiyaçları, hemşerilerimizin beklentileri ve ilçemizin geleceğidir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ayrım gözetmeksizin tüm hemşerilerimizin belediye başkanı olmaya, Karaburun için çalışmaya ve üretmeye devam edeceğim."

İstanbul'u vuran sel felaketinin bilançosunu açıklayan Vali Davut Gül, selde 3 bin ev iş yerinin hasar gördüğünü söyledi. Vali Gül İstanbul ve Kocaeli'nde hayatını kaybedenlerin sayısının 8'e yükseldiğini belirtti

İstanbul'u vuran sel felaketinin bilançosunu açıklayan Vali Davut Gül, selde 3 bin ev iş yerinin hasar gördüğünü söyledi. Vali Gül İstanbul ve Kocaeli'nde hayatını kaybedenlerin sayısının 8'e yükseldiğini belirtti

19.10.2026 13:40:00
Haber Merkezi
 
 İstanbul'u vuran sel felaketinin bilançosunu açıklayan Vali Davut Gül, selde 3 bin ev iş yerinin hasar gördüğünü söyledi. Vali Gül İstanbul ve Kocaeli'nde hayatını kaybedenlerin sayısının 8'e yükseldiğini belirtti
 İstanbul'u vuran sel felaketinin bilançosunu açıklayan Vali Davut Gül, selde 3 bin ev iş yerinin hasar gördüğünü söyledi. Vali Gül İstanbul ve Kocaeli'nde hayatını kaybedenlerin sayısının 8'e yükseldiğini belirtti
İstanbul'u vuran sel felaketinin bilançosunu açıklayan Vali Davut Gül, selde 3 bin ev iş yerinin hasar gördüğünü söyledi. Vali Gül İstanbul ve Kocaeli'nde hayatını kaybedenlerin sayısının 8'e yükseldiğini belirtti.
İstanbul ve Kocaeli'de yaşanan sel felaketlerinde selde kaybolan 2 kişinin cansız bedeninin bulunmasıyla can kaybı sayısı 8'e yükseldi. İstanbul'da kayıp 1 kişiyi daha arama çalışmaları devam ediyor. İstanbul'da sel ve su baskınları nedeniyle 3 bin ev ve iş yerinin hasar gördüğünü söyleyen İstanbul Valisi Davut Gül, "60 milyon liralık bir zarar var. Bugünden itibaren ödemelere başlanacak" dedi.

8 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi kayıp
İstanbul Valisi Davut Gül selden zarar gören Ayazağa'daki enkaz kaldırma, temizlik ve yıkım yapılan alanlarda incelemelerde bulundu. Burada açıklamalarda bulunan Vali Gül, "Dün 3 hemşerimiz arama çalışmaları devam ediyordu. Birisini dün, birisini de bugün bulduk. Şu an itibarıyla 6 hemşerimiz vefat etti. 1 hemşerimiz de kayıp. Kocaeli'nde vefat edip Pendik'e kadar sürüklenen 2 kişi, jandarma arama kurtarma ekiplerimiz tarafından ölü olarak bulundu. Dolayısıyla Kocaeli ve İstanbul'da toplamda sekiz kişinin cenazesi İstanbul'da bulunmuş oldu. 1 kişinin de arama çalışmaları devam ediyor" diye konuştu.

Kentsel dönüşüm için çalışmalar başladı
Dere yataklarındaki işgalleri kaldırmak istediklerini dile getiren Vali Gül, "Çrpık yapılaşmayla ilgili olarak Ayazağa başta olmak üzere, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum buraya geldiğinde yaptığı toplantıda burada Kentsel Dönüşüm Ofisi'nin kurulacağını beyan etmişti. Rauf Denktaş Kültür Merkezi'nde bu kentsel dönüşüm ofisi çalışmaya başladı. Bu şu demek. Hemşehrilerimizin kendi binalarıyla ilgili bir dönüşüm niyetleri varsa, binalarının daha sağlıklı şekilde yapılmasını talep ediyorlarsa buraya gidecekler. Arsasına kadar, imarına kadar, ada bazlı bir birleşme olup olmadığına kadar, etrafında alınabilecek ilave tedbirler bulunup bulunmadığına kadar teknik konuları orada görüşecekler. Arkadaşlarımız, hafta sonu da başlayarak Kentsel Dönüşüm Ofisi'nde hemşehrilerimize bu bilgileri veriyorlar" bilgilerini paylaştı.
Ayazağa'daki yıkılan yapılarla ilgili temel problemleri sıralayan Vali Gül şunları dile getirdi:
"Yapılar dere yatağındaydı. Binalar depreme dayanıksızdı. Orada olan yerler tapusuz ve ruhsatsızdı. Dolayısıyla hemşehrileri mağdur etmeden bu yıkımı gerçekleştirdik. Toplamada 16 dükkân burada, 3 dükkân mahallenin girişinde olmak üzere toplam 19 dükkân, 2 konut, 1 Kuran kursu, 1 stadyum ve tribünler yıkılmış olacak. Ayrıca orman tarafından başlayarak derenin ıslahı ile ilgili çalışmalar başladı"

CHP’den istifa eden Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan’ın yeni partisi belli oldu

CHP’den istifa eden Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan’ın yeni partisi belli oldu. 2 haftadır görevini bağımsız sürdüren Kotan, Yeni Parti’ye üye oldu. Kotan’a parti rozetinin salı günü düzenlenecek törenle takılacağı bildirildi

18.10.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
CHP’den istifa eden Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan’ın yeni partisi belli oldu
CHP’den istifa eden Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan’ın yeni partisi belli oldu
CHP'den istifa eden Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan'ın yeni partisi belli oldu. 2 haftadır görevini bağımsız sürdüren Kotan, Yeni Parti'ye üye oldu. Kotan'a parti rozetinin salı günü düzenlenecek törenle takılacağı bildirildi.

Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, 1 Ekim 2026 tarihinde CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilmesinin ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla partisinden istifa etti. Kotan'ın istifasının hemen ardından gerçekleştirilen Konyaaltı Belediyesi'nin ekim ayı meclis toplantısı tartışmalara neden oldu.

2 hafta boyunca bağımsız olarak görev yapan Cem Kotan, bugün Yeni Parti'ye üye oldu. Kotan'a salı günü düzenlenecek törende Yeni Parti rozeti takılacağı belirtildi.

Sağlıklı yaşamanın sırrı konusunda çarpıcı araştırma


 
Orta ve ileri yaşta kas gücü ile yaşam süresi arasındaki ilişkiyi inceleyen yeni bir araştırmada dikkat çekici sonuçlar ortaya çıktı. Araştırmaya göre en düşük kas gücüne sahip bireylerde ölüm riski, en yüksek kas gücüne sahip grupla karşılaştırıldığında erkeklerde 5.9 kat, kadınlarda ise 6.9 kat daha yüksek bulundu. 

17.10.2026 19:45:00
Murat Çorbacı
 
Sağlıklı yaşamanın sırrı konusunda çarpıcı araştırma
Sağlıklı yaşamanın sırrı konusunda çarpıcı araştırma

Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, 'kas kütlesi'yle ilgili yapılan bir araştırmanın özellikle sağlıklı yaşlanma perspektifinden önemli bir mesaj taşıdığını belirterek, "Kas sağlığı denildiğinde çoğumuzun aklına ilk olarak kas kütlesi veya kaldırabildiğimiz ağırlık geliyor. Oysa günlük yaşam bize farklı bir soru soruyor: O kuvveti ne kadar hızlı ve kontrollü kullanabiliyoruz? Sandalyeden kalkmak, merdivene adım atmak, dengesiz bir zeminde kendimizi toparlamak veya düşmeyi önlemek yalnızca kuvvet değil, kuvveti hızlı bir şekilde ortaya koyabilme becerisi de gerektiriyor. Bu noktada düzenli fiziksel aktivitenin yanı sıra yeterli ve dengeli beslenme de kasların korunması ve işlevlerini sürdürebilmesi açısından önemli bir rol oynuyor. Özellikle yeterli protein ve kas sağlığını destekleyen diğer besin öğelerinin günlük beslenmede yeterli düzeyde alınması, sağlıklı yaşlanmanın önemli bileşenlerinden biri olarak değerlendirilmeli" dedi.

Araştırmanın detayları

ABD kaynaklı Mayo Clinic Proceedings dergisinde yayımlanan çalışmada, 46-75 yaş arasındaki 3.889 yetişkin 10 yıldan uzun süre takip edildi. Araştırmacılar, kas gücünü kuvvet ve hızın birlikte ortaya konduğu bir performans ölçütü olarak ele alırken, kas kuvvetini ise temel olarak kişinin uygulayabildiği maksimum kuvvet üzerinden değerlendirdi. Araştırma, aynı zamanda kasın yalnızca kapasitesini değil, bu kapasiteyi ne kadar hızlı ve işlevsel biçimde harekete geçirebildiğini sorguluyor.
Kaslarımızın yalnızca vücudumuzu hareket ettiren dokular değil; bağımsız hareket edebilmenin, günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilmenin ve sağlıklı yaşlanmanın temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, "Yaş ilerledikçe kas kütlesi ve kas fonksiyonlarında meydana gelen kayıplar; merdiven çıkmaktan sandalyeden kalkmaya, dengeyi korumaktan ani bir hareket karşısında vücudu toparlamaya kadar pek çok işlevi etkileyebiliyor. İşte bu nedenle kas gücü, özellikle ileri yaşlarda yalnızca spor performansıyla ilgili bir kavram değil, günlük yaşamın sürdürülebilmesi açısından da önemli bir fiziksel özellik olarak karşımıza çıkıyor" şeklinde konuştu.


Kontrollü hareket kabiliyeti önemli

Araştırmada "kas gücü", kuvvet ile hızın birlikte değerlendirilmesiyle ele alınıyor. Başka bir ifadeyle, aynı miktarda kuvvet üretebilen iki kişiden, bunu daha kısa sürede gerçekleştirebilen kişinin kas gücü daha yüksek kabul ediliyor. Bu nedenle kas gücü, yalnızca kasın kapasitesini değil, hareketin hızını ve fonksiyonel performansı da kısmen yansıtan bir ölçüt olarak değerlendiriliyor. Prof. Dr. Murat Baş, bunun özellikle yaşlanma sürecinde dikkate alınması gerektiğini vurguluyor: "İyi yaşlanmak, yalnızca kaslarımızı korumak değil; onları günlük hayatın gerektirdiği hızda kullanabilmek anlamına da geliyor. Yaş ilerledikçe hızlı ve kontrollü hareket edebilme kapasitesinin korunması, kişinin bağımsızlığını sürdürmesi açısından son derece değerli"…

Yaşlanırken daha fazla kas değil, daha işlevsel kas önemli

Araştırmanın sonuçları, kas kuvvetinin önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Aksine, kas kuvveti sağlıklı hareket için temel bir fiziksel özellik olmaya devam ediyor. Ancak bu çalışma, orta ve ileri yaşlarda yaşam süresiyle ilişkili fiziksel göstergeler değerlendirilirken kas gücünün ayrıca ele alınmasının yararlı olabileceğine işaret ediyor. Prof. Dr. Murat Baş, "Kaslarımızı yalnızca 'güçlü' veya 'zayıf' şeklinde değerlendirmek artık yeterli olmayabilir. Kasın fonksiyonunu, hareket hızını, koordinasyonu ve kişinin günlük yaşam içerisindeki performansını birlikte düşünmeliyiz. Sağlıklı yaşlanma açısından hedefimiz yalnızca daha fazla kas yapmak değil; kullanılabilir, hızlı tepki verebilen ve fonksiyonunu koruyan kaslara sahip olmak olmalı" diyor.

Uygun egzersiz programı şart

Bu noktada egzersiz programlarının da yaşa, sağlık durumuna ve fiziksel kapasiteye göre çeşitlendirilmesi gerekiyor. Kuvvet antrenmanlarının yanı sıra, kişinin uygunluğu değerlendirildikten sonra kontrollü ve hızlı hareketleri içeren fonksiyonel egzersizlerin de programa eklenmesi düşünülebilir. Squat (çömelme), lunge (hamle) ve step-up (basamağa çıkma) gibi temel hareketlerin kontrollü hızlarda uygulanması veya uygun kişilerde kettlebell (girya) gibi ekipmanlarla yapılan egzersizler, kasların kuvveti kısa sürede üretme kapasitesini geliştirmeyi hedefleyebilir.

Prof. Dr. Murat Baş, "Burada önemli olan 'ne kadar hızlı, o kadar iyi' yaklaşımı değildir. Özellikle orta ve ileri yaşta amaç, hareketi hızlandırırken kontrolü kaybetmemektir. Egzersizin kişinin yaşına, eklem-kas durumuna, denge kapasitesine ve mevcut sağlık durumuna göre planlanması gerekir. Gerektiğinde hekim, fizyoterapist veya egzersiz uzmanından destek alınmalıdır" ifadelerini kullanıyor.

Fiziksel aktivite ileri yaşlara bırakılmamalı

Prof. Dr. Murat Baş, araştırmanın dikkat çekici sonuçlarına rağmen çalışmanın sınırlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtiyor. Çalışma, Brezilya'daki bir gözlem grubundan elde edilen verilere dayanıyor. Katılımcıların fiziksel aktivite düzeyi ve kondisyonu ayrıntılı biçimde değerlendirilmediği için sonuçların farklı toplumlara ve genel nüfusa doğrudan aktarılması konusunda dikkatli olunması gerekiyor. Prof. Dr. Murat Baş, "Bu çalışma bize 'kas gücünüzü artırırsanız kesin olarak daha uzun yaşarsınız' demiyor. Bize çok önemli bir araştırma sorusu gösteriyor: Kasın kuvvet üretme hızı, sağlığın ve yaşlanmanın değerlendirilmesinde düşündüğümüzden daha önemli bir gösterge olabilir mi? Bu sorunun farklı toplumlarda ve farklı çalışma tasarımlarıyla araştırılması gerekiyor" şeklinde konuşuyor.

Prof. Dr. Murat Baş'a göre araştırmadan çıkarılabilecek en önemli mesajlardan biri ise fiziksel aktivitenin yaşamın ilerleyen dönemlerine bırakılmaması: "Kas kaybını yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak kabul etmemeliyiz. Kaslarımız da kalp ve damar sistemimiz gibi kullanılmaya ihtiyaç duyar. Düzenli fiziksel aktivite, yeterli protein ve dengeli beslenme, uygun kuvvet egzersizleri ve kişinin kapasitesine göre planlanmış fonksiyonel çalışmalar sağlıklı yaşlanma yaklaşımının önemli parçalarıdır"…


Beslenme de önemli

Prof. Dr. Murat Baş'a göre kasların yaşla birlikte korunmasında fiziksel aktivitenin yanı sıra yeterli ve dengeli beslenme de önemli rol oynuyor. Özellikle yaş ilerledikçe günlük beslenmede yeterli protein alınması, kas dokusunun korunması ve egzersize verilen yanıtın desteklenmesi açısından önem taşıyor.

Yumurta, yoğurt, kefir, süt ve peynir gibi süt ürünleri; balık, tavuk ve yağsız et gibi hayvansal protein kaynaklarının yanı sıra mercimek, nohut, kuru fasulye gibi baklagiller de günlük beslenmede protein açısından değerlendirilebilecek seçenekler arasında yer alıyor. Kas sağlığı açısından yalnızca protein miktarına değil, beslenmenin genel kalitesine de dikkat etmek gerekiyor. Sebze ve meyveler, tam tahıllar, kuruyemişler ve sağlıklı yağ kaynakları dengeli bir beslenme düzeninin parçası olmalı. Özellikle balık, ceviz, badem, zeytinyağı gibi besinler sağlıklı yağ asitleri açısından beslenmeye katkı sağlayabilir. Yeterli sıvı tüketimi de kasların normal fonksiyonlarının sürdürülmesi açısından göz ardı edilmemeli.

Oktay Saral hangi sözleri verdi?

Ankara’da er şehit aileleri ve er gazilerin eşit özlük hakları için başlattığı 48 günlük nöbetin ardından gözler, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın verdiği sözlere çevrildi

17.10.2026 17:40:00
Haber Merkezi
 
Oktay Saral hangi sözleri verdi?
Oktay Saral hangi sözleri verdi?
Ankara'da er şehit aileleri ve er gazilerin eşit özlük hakları için başlattığı 48 günlük nöbetin ardından gözler, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'ın verdiği sözlere çevrildi. Eylemlerine çözüm beklentisiyle ara veren platform, ekim ayının sonuna kadar somut adım atılmaması hâlinde kasım ayında yeniden meydanlara çıkma kararı aldı.

Peki, Oktay Saral hangi sözleri verdi? Meclis açıldığında gündeme taşınması beklenen talepler için neden henüz somut bir sonuç açıklanmadı?

OKTAY SARAL HANGİ SÖZLERİ VERDİ?

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, 28 Ağustos'ta gazilerle yaptığı görüntülü görüşmede, Meclis açıldığında taleplerin Cumhurbaşkanı'na ve ilgili yetkililere iletilmesi için girişimde bulunacağını belirtti.

Saral'ın açıklaması şöyleydi:

"Meclis açıldığında da bizzat Cumhurbaşkanımıza da inşallah bizzat yetkili arkadaşlara da sonuna kadar sizin almanız gereken haklar hususunda, sizin bir kardeşiniz olarak elimden ne geliyorsa yapacağım."

Saral, konuşmasının devamında da şu ifadeleri kullandı:

"Ben bir kardeşiniz olarak ekimde Meclis açıldığında inşallah sizlerin haklarını iade noktasında, verilmesi noktasında ne gerekiyorsa bunun sözünü ben size veriyorum."

Bu görüşmenin ardından gaziler, çözüm için ekim ayının sonuna kadar beklemek üzere eylemlerine ara verdi.

HANGİ HAKLAR İSTENİYOR?

Er Şehit Aileleri ve Er Gaziler Platformu'nun temel talebi, rütbe ayrımı yapılmaksızın emsal özlük ve sosyal hakların sağlanması.

Platform, aynı vatan savunması için mücadele eden er gazileri ile rütbeli askerler arasındaki hak farklılıklarının giderilmesini istiyor. Talepler, gazilerin özlük ve sosyal haklarının yanı sıra şehit er yakınlarının haklarının da iyileştirilmesini kapsıyor.

SÖZLER TUTULMADI MI?

16 Ekim itibarıyla platformun açıklamalarına ve basına yansıyan bilgilere göre, gazilerin beklediği somut bir adım henüz duyurulmadı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ekim ayında çalışmalarına başlamasına rağmen taleplerin karşılanmasına yönelik somut bir gelişme yaşanmadığı bildirildi.

Ancak burada önemli bir ayrım var: Oktay Saral'ın kamuoyuna yansıyan sözleri, hakların belirli bir tarihte kesin olarak yasalaşacağı garantisinden ziyade, konuyu Cumhurbaşkanı'na ve ilgili yetkililere taşıma ve çözüm için girişimde bulunma taahhüdüydü.

Dolayısıyla şu aşamada verilen girişim sözünün yerine getirilip getirilmediğine ilişkin kamuya açık, kesin bir sonuç bulunmuyor. Buna karşılık gazilerin taleplerinin karşılandığını gösteren bir düzenleme de açıklanmış değil.

KASIMDA YENİDEN MEYDANLARA ÇIKACAKLAR

Er Şehit Aileleri ve Er Gaziler Platformu, ekim ayının sonuna kadar somut bir adım atılmaması ve yetkili makamlardan olumlu yanıt gelmemesi durumunda kasım ayında yeniden eylem yapacağını duyurdu.

Platformun mesajı açık: 48 gün boyunca sürdürülen hak arayışına çözüm beklentisiyle ara verildi; şimdi verilen sözlerin karşılığının görülmesi bekleniyor.

Şimdi gözler Oktay Saral'da, Cumhurbaşkanlığı'nda ve Meclis'te. Er şehit aileleri ile gazilerin eşit özlük hakları talebi için ekim sonuna kadar hangi somut adımların atılacağı, kasım ayında yeni bir eylem sürecinin başlayıp başlamayacağını belirleyecek.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.