logo
24 HAZİRAN 2026

Düşman ceza hukuku

22.12.2022 00:00:00

1985 yılında ilk kez kullanılan bu kavram bir hukuki boşluk/sıfırlanma halini ifade eder. Artık muamele edilen "insan değil, sadece düşmandır" üstelik düşmana uygulanacak hukuku bile hak etmeyen bir düşman. Hukuk karşısında bir özne olmaktan çıkarılan kişi tüm haklardan soyutlanmıştır.

Her ne kadar bu kavram 1985 yılında kullanılsa da ve 11 Eylül'le beraber küresel çapta sistematik bir uygulama alanı bulsa da geçmişi eskilere dayanır. Birinci Dünya Savaşı sonrası gelişen totaliter rejimlerde çok yaygın olarak "düşman ceza hukuku" uygulamaları görülür. Nazi rejiminin teorisyenlerinden olan Schmitt'in görüşleri bunun açık bir örneğidir.

Modern devletle kurumsallaşan "düşman ceza hukuku" anlayışı günümüzde yaygın görünmektedir.

"Ya bizimlesiniz ya da karşımızdasınız, ya bizdensiniz ya da düşmanımızsınız "şeklinde ifade edilen yaklaşımın hiç de yabancısı değiliz. Olağanüstü Hal (OHAL) kararnameleri, sıkıyönetimler "düşman ceza hukuku"nu ve sonuçlarını oluşturan başlıklardan bazıları…

Etkisini en çok insan hakları bağlamında gösteren bu hukuksuzluk, hak bakımından hiçlik, aynı zamanda bir insan hakları ihlalleri silsilesi anlamına gelir. Bu silsile içerisinde ifade özgürlüğünden, işkence yasağına kadar çeşitli hak kategorileri yer alır.

"Düşman" kavramı ve "düşmana karşı koyuşa" dair kaygılar siyasal iktidar tarihi kadar eskidir. Bir başka deyişle, siyasal iktidarın olduğu her şekilde bu iktidara karşı gelişebilecek düşmanlar ve koruma çabaları kendini gösterir.

Ancak bu olguların sistematikleşmesi ve yaygınlaşması modern devletin ortaya çıkışıyla beraber olur. Modern kapitalizmin gelişimiyle bir düzen ve ardından güvenlik ihtiyacı gündeme gelir. Hal böyle olunca modern toplumla beraber yasa-uygulama ilişkisi kurulur ve devlet tek yani başkalarına yanında yer vermeyen bireysel iradelerdeki farklılıkları yok sayan egemen güç olarak ortaya çıkar. Bu aynı zamanda devletin gerektiğinde zorla; düzeni, huzuru ve güvenliği sağlayan tek güç olduğu anlamına gelir. 

Söz konusu "hukuk" anlayışının çıkış noktası güvenlik kaygısıdır. Güvenliğinin sağlanması karşılığında egemen ile tabi olan arasında bir anlaşmaya varıldığı ve bunun gereği olarak insanların devlete tabi olduğu, devletin de toplumun huzurunu ve güvenliği sağladığı bir görüş olarak ortaya konur.

Devletin tek elde topladığı gücün, yani egemenliğin meşruiyet zemini olan "devlet aklı" ile hareket edildiği; devletin bekaasının sağlanması uğruna hukuk devleti ilkelerinden sapıldığı görülür. 

Oysa güvenlik kadar önemli bir ilke daha vardır, o da, adalettir. Ve adalet mülkün yani devletin temelidir.

Ceza hukuku iktidar karşıtlarına, sivil toplum kesiminin muhalif gruplarına, toplumsal muhalefete karşı kullanılıyor, yandaşlar kayrılıyorsa ne hukuk devleti vardır ne de ceza adaleti… Olsa olsa "düşman ceza hukuku vardır"!

 
 
Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.