Ekonomide tahminler tutmuyor
Türkiye ekonomisinde gözler 6 Eylül Pazar günü açıklanacak Orta Vadeli Program'a (OVP) çevrildi. Hükümetin enflasyon ve cari açıkta yıl sonu hedefleri iki kattan fazla şaştı. Hükümet, OVP tahminlerinin tutmamasına dair herhangi bir sorumluluk üstlenmiyor. Bu arada iş dünyası temsilcileri de ekonomi yönetimine karşı sesini yükseltmeye başladı.
Haber Merkezi





Hükümet, ekonominin rotasını üç yıllık dönemler için belirleyen Orta Vadeli Programı (OVP), borsa ve döviz piyasaları 'anlık' olarak etkilenmesin diye 6 Eylül Pazar günü açıklayacak. Sunumu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz yapacak. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan OVP kapsamında 2027-2029 dönemine ilişkin enflasyon, büyüme, işsizlik, cari açık, ihracat ve ithalat gibi temel makroekonomik göstergeler belirlenecek.
Kamu maliyesine çeki düzen verilecek mi?
Programda ayrıca kamu maliyesi ve bütçe dengesine ilişkin hedefler, kamu idarelerinin ödenek tavanları ile öncelikli reform alanlarında uygulanacak politika ve tedbirlerin çerçevesi ortaya konulacak.
Hem Türkiye iş dünyası hem de uluslararası yatırımcıların merakla beklediği yeni OVP'de, 2026 sonu hedefleri konusunda değişiklikler yapılması bekleniyor. Zira enflasyon ve cari açıkta geçen yıl belirlenen hedefler, iki kata varan bir sapma göstermiş durumda. İş dünyası ise yeni OVP öncesinde sesini yükselterek hükümetin enflasyonla mücadele kapsamında sanayici ve ihracatçıyı zora sokan uygulamalara son vermesi çağrısında bulunuyor. Nitekim bu yılın ilk 8 ayında ihracat yüzde 4 oranında artarak 185 milyar 6 milyon dolara çıkarken, ithalat yüzde 5.3 artışla 250 milyar 791 milyon dolar oldu. Dış ticaret açığı şimdiden 65 milyar 785 milyon dolara çıktı. Böyle giderse yıl sonunda 100 milyar doları aşacak! Mevcut ekonomi programı ithalata gaz verirken, ihracatı frenliyor.
Büyüme, cari açık ve enflasyonda son durum ne?
Son birkaç günde Türkiye ekonomisine ilişkin kritik veriler açıklandı. Buna göre 2026'nın ikinci çeyreğinde Türkiye ekonomisi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2.3 büyüdü. Bir önceki çeyreğe göre büyüme ise yüzde 1.1 olarak gerçekleşti. Özellikle İran-ABD/İsrail savaşının etkilerinin yoğun olarak hissedildiği ikinci çeyrekte, Türkiye ekonomisindeki büyümenin ana motoru hane halkı tüketimi oldu. Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi'ne göre, Türkiye ekonomisinin 2026 yılının tamamında yüzde 3.1 büyümesi bekleniyor.
Cari açıkta 30 milyar dolara yakın sapma var
Türkiye'nin ihracat, ithalat ve turizm gelirlerinin toplamını ifade eden cari denge de çoğu zaman ekonomide önemli bir sorun olarak biliniyor. Özellikle son dönemde petrol fiyatlarındaki artış gibi dış etkenlere bir de ihracattaki durgunluk ve turizmde hedeflerin gerisine düşen performans eklenince, 2026 sonu için cari açık beklentileri de olumsuza dönüyor. Haziran itibariyle son 12 aylık cari açık 38.9 milyar dolara yükseldi. Eylül 2025'te açıklanan Orta Vadeli Program'da (OVP), 2026 sonu cari açık hedefi 22.3 milyar dolardı. Oysa böyle giderse 50 milyar dolar da aşılmış olacak. Nitekim Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi'nin ağustos sonuçlarına göre, cari açık için yıl sonu beklentisi ise 50.2 milyar dolara yükselmiş durumda.
Enflasyon OVP hedefini ikiye katladı
Enflasyon cephesinde ise son 13 aydır yüzde 31-33 bandı kırılamıyor. TÜİK önceki gün Ağustos ayı için yıllık TÜFE enflasyonunu yüzde 31.51 olarak hesapladı. Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi'nin Ağustos sonuçlarına göre, yıl sonu için enflasyon tahmini yüzde 29.5 seviyesinde seyrediyor. Geçen yılki OVP'de ise 2026 sonu enflasyon hedefi yüzde 16 olarak açıklanmıştı. Yani enflasyon hedefinde neredeyse iki kata varan bir sapma göze çarpıyor. İş dünyası ise özellikle 'döviz kuurndaki artış ile enflasyon arasındaki makas'tan şikayetçi. Mesela geçen yıl 1 Eylül'de ABD Doları 41.03'tü... Bu sene 48.19... Enflasyon yüzde 31.51 oranında artarken, dolar kuru yüzde 17.45 artış gösterdi. Bu oran Euro'da yüzde 16.1 olarak gerçekleşti. Haliyle son 4 yıldır benzer makaslar oluşuyor. Bu durum maliyetleri artırıyor, Türkiye'nin rekabet gücünü zayıflatıyor, ithalatı patlatıyor.
Hükümet kendini sorumlu hissetmeli
OVP, Resmi Gazete'de Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayınlanan resmi bir program... Neredeyse her yıl, bir önceki yılın OVP'sinde belirlenen hedefler tutturulamıyor. Buna karşın hükümet hedeflerin neden tutturulamadığına ilişkin bir savunma vermiyor, sadece tutmayan hedeflerin yerine güncellenmiş rakamlar koyuyor. Oysa resmi bir hükümet belgesinin tutmayan hedeflere dair bir özeleştiri yapması gerekiyor. Oysa Merkez Bankası eğer enflasyon hedefini tutturamazsa, yasa gereği hükümete bir mektup gönderip bunun nedenlerini açıklamak zorunda. Ayrıca Merkez Bankası Başkanı gelip Meclis'te de savunma yapıyor. Oysa her yıl OVP'lerde büyük hedefler açıklayan hükümet, hedefleri gerçekleşmeyince kendini bir sorumluluk altında hissetmiyor. Kimse de bu hedefler neye göre konuldu, neden tutmadı diye soramıyor. Bu da bir resmi belge olarak OVP'nin ciddiyetini azaltıyor.







































































