Türkiye son günlerde eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında başlatılan soruşturmayı konuşuyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, basında yer alan yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı yönündeki iddialar üzerine 29 Ağustos'ta resen soruşturma başlattı. Son olarak Gökçek'in 4 Eylül Cuma günü şüpheli sıfatıyla ifade vermek üzere savcılığa çağrıldığı bildirildi. Öncelikle şu ayrımı yapalım: Ortada bir soruşturma ve araştırılan iddialar vardır. Yargılama yapılmadan hiç kimse hakkında peşinen suçlu hükmü verilemez. Dolayısıyla bizim meselemiz Melih Gökçek'in suçlu olup olmadığı değildir. Bizim meselemiz hukuktur.
Geçtiğimiz günlerde katıldığım televizyon programında da özellikle bunun altını çizdim: Hukuk neyse o olmalıdır. Herkes için olmalıdır. Bu yalnızca siyasi veya ahlaki bir temenni değildir. Anayasa'nın 10. maddesinde ifadesini bulan kanun önünde eşitlik ilkesi, hukuk devletinin temelidir. İktidara yakın olana başka, muhalefette bulunana başka; güçlüye başka, güçsüze başka bir hukuk uygulanıyorsa devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisi zedelenir.
Melih Gökçek, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini 23 yılı aşkın süre yürüttü ve 2017 yılında görevinden ayrıldı. Hakkındaki çeşitli iddiaların yeni olmaması şu soruyu kaçınılmaz kılıyor: Neden şimdi? Elbette bir suç iddiasının araştırılması için hiçbir zaman geç değildir; delil varsa kim olursa olsun gereği yapılmalıdır. Ancak adaletin yalnız sonucu değil, zamanı da önemlidir. Yıllarca bekletilen veya sonuçlandırılmayan iddiaların siyasi şartların değiştiği bir dönemde gündeme gelmesi, haklı veya haksız olarak toplumda seçici hukuk şüphesi doğurabilir. Hukuk devleti yalnızca suç iddialarını soruşturmakla değil, hukukun kişilere ve siyasi şartlara göre işletildiği yönündeki bu şüpheyi ortadan kaldırmakla da yükümlüdür. Aksi hâlde vatandaşın zihninde şu soru belirir: Hukuk mu işliyor, siyaset mi?
Bir hukuk devleti açısından asıl tehlike, bu sorunun toplumda karşılık bulmasıdır. Çünkü adalet yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlardan ibaret değildir; vatandaşın devletin kendisine eşit davranacağına inanmasıdır. Bu güvenin önemli şartlarından biri de şeffaflıktır. Şeffaflık, kamu yönetiminin sigortasıdır. Kamu parasını kullanan bütün belediyeler, bakanlıklar ve kamu kurumları millete hesap verebilmelidir. Kimin yönettiğinden önce, milletin parasının nasıl kullanıldığına bakılmalıdır. Çünkü devlet bir partinin devleti değildir; devlet milletindir. Hukuk da iktidarın veya muhalefetin aracı değil, devletin vatandaşına verdiği en temel güvencedir.
Türkiye'nin ihtiyacı tek tek isimlerin soruşturulmasından daha büyüktür. Asıl mesele, vatandaşın herkes için aynı hukuk düzeninin geçerli olduğuna inanabilmesidir. Vatandaş gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilmelidir: "Kim olursa olsun, hukuk karşısında herkes eşittir." Bunu sağlayabilirsek yalnızca yargıya değil, devlete ve demokrasiye olan güveni de güçlendiririz. Çünkü devlete güven, iktidara güvenmek demek değildir.
Devlete güven; iktidarda kim bulunursa bulunsun hukukun değişmeyeceğine güvenmek demektir.
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Hukuk herkes içinse hukuktur / 05.09.2026
- Servet transferi sadece para kaçırmak mıdır? / 04.09.2026
- Türk kimliği: Etnik köken mi, ortak vatandaşlık mı? / 31.08.2026
- 30 Ağustos: Anadolu’da kalma mücadelesi / 30.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -X- Terörsüz Türkiye mi, nasıl bir Türkiye? / 18.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -IX- Kurucu irade nerede? / 17.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -VIII- 467 oy neyin kapısını açtı? / 16.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -VII- Haydar Baş yıllar önce neyi görmüştü? / 15.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -VI- Ortadoğu'yu kim yeniden şekillendiriyor? / 14.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -V- Mesele sadece Türkiye'nin iç meselesi mi? / 13.08.2026
- Servet transferi sadece para kaçırmak mıdır? / 04.09.2026
- Türk kimliği: Etnik köken mi, ortak vatandaşlık mı? / 31.08.2026
- 30 Ağustos: Anadolu’da kalma mücadelesi / 30.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -X- Terörsüz Türkiye mi, nasıl bir Türkiye? / 18.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -IX- Kurucu irade nerede? / 17.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -VIII- 467 oy neyin kapısını açtı? / 16.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -VII- Haydar Baş yıllar önce neyi görmüştü? / 15.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -VI- Ortadoğu'yu kim yeniden şekillendiriyor? / 14.08.2026
- Terörsüz Türkiye'yi anlamak -V- Mesele sadece Türkiye'nin iç meselesi mi? / 13.08.2026























































