Hep kurulan bir cümle var ya: 'futbol hiçbir zaman sadece futbol olmadı'. Aynen öyle.
Yaklaşık 2 yıl CHP ve CHP'li belediyeleri ve Devlet Bahçeli'nin 'Önder-lider' ilan ettiği Apo'yu, terör örgütünü ve kurulan masayı, çıkarılan kanunu ve sonraki hedeflerini konuştuk.
Bölgemiz ateş çemberi, ülkemizde ise ekonomik yangın var. Tam ekonomi, vatandaşı konuşalım, derken bu kez gündemi futbol özellikle 4 büyükler aldı.
Gündem olmasına izin verilmeyen başlıklar
İnsanımızın nasıl bilinci bir şekilde açlığa ve yardıma muhtaç hale getirildiğini, bankaların kucağına itildiğini, borç batağına sürüklenen ailelerin nasıl cinnet geçirdiğini, intiharları, evlat ve eş katliamlarını konuşacaktık ki!
Kişi başı milli geliri 19 bin dolarlara çıkarmakla övünen iktidarın, insanımızı nasıl sefalet ücretine muhtaç ettiğini konuşacaktık ki!
Baş tacı yapılması gereken annelerimizin neden merket market dolaşıp etiket hesabı yapmak zorunda kaldığını konuşacaktık ki!
Asgari ücretliler, emekli neden ay sonunu getiremiyor?
Gençler neden iş bulamıyor, neden ev genci oldular, neden hayalleri hep başka ülkelere yönelik?
Esnaf neden kredi ve borç yükü altında eziliyor?
Çiftçi neden üretmiyor, neden ürettiğinin karşılığını alamıyor ve neden ürettiği halde neden bankalara borçlu?
Gibi nice asıl, temel konuları gündemde tutup, konuşmak, çözümler üretmek gerekirken bu kez devreye futbol girdi.
Bak! Bizlerde, insanımızda 4 büyüklerin dünya çapında isim yapmış futbolcu transferlerini konuşuyoruz.
Geçen yıl milyarlarca TL zarar açıklayan Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzonspor adeta transfer yarışına girdi. Özel uçaklarla ünlü futbolcu taşınıyorlar.
Dört büyük kulübün açıklanan borçlarının toplamının yaklaşık 1,3 milyar euroya (73 milyar TL) civarında.
Elbette futbol kulüplerinin yayın, reklam, sponsor, tribün, forma vs. gelirleri var. Ama bu gelirler yetmediği için zaten her yıl milyarlarca lira zarar açıklıyorlar.
O halde soru çok basit:
Borç bu kadar büyük, zarar bu kadar çoksa bu transferlerin finansmanı nasıl sağlanıyor?
Sponsorların mali gücü nedir?
Transferlerin finansmanı nasıl sağlanıyor?
Oyuncuların bonservis ve maaş ödemeleri hangi kaynaklardan karşılanıyor?
Kulüplerin borçları nasıl çevriliyor?
Futbol ekonomisindeki para trafiği ne kadar şeffaf?
Sayın Adalet Bakanımız ve savcılarımız hiç merak etmiyor mu?
Yoksa futbol kalkan mı?
Futbolun olağanüstü gündem gücü, siyaset tarafından toplumun gerçek sorunlarının üzerini örtmek amacıyla kullanılıyor.
Tek parti iktidarının en büyük avantajı ülke gündemini belirleyip, yönlendirmesidir. Bunu da medya aracılığı ile yapıyor.
Futbol ise yüz binleri statlara, milyonları aynı anda ekran başına toplama gücü vardır. Siyaset, medya ve futbol.
Türkiye ekonomik sıkıntılarla boğuşurken, çevremizde savaşlar ve jeopolitik gerilimler yaşanırken, toplumun gündemine her gün yeni bir transfer bombası düşüyor.
Bir gün dünyaca ünlü bir futbolcu! Ertesi gün milyon euroluk başka bir transfer! Ardından 'yüzyılın transferi' başlıkları.
Al sana gündem! Millet futbolu konuşsun, hakemleri konuşsun…
Futbol vatandaşın sorunlarını yok etmiyor
Ama rahatlatıyor. Geçim sorunlarına, aile, iş, sağlık, çoluk-çocuk sorunlarına çözüm bulamayan, karamsarlığı, umutsuzluğa mahkum edilmiş insanımızın futbol ile rahatlıyor.
Bir hafta boyunca atılan golleri, kaçan golleri, hakem kararlarını, TFF'yi konuşuyor. Bağırıyor, çağırıyor, küfrediyor… Kendince rahatlıyor.
Sonra tekrar hayatın gerçekleriyle baş başa kalmışken yeni hafta maçları, Şampiyonlar, Avrupa Ligi… Sarmal devam ediyor.
Oysa vatandaşımız kendi gerçekleri ile yüzleşip, gücünü ortaya koysa emin olun ülkemizde çok farklı olur futbolumuz da!
Türk futbolcular
Düşünsenize! Avrupa'nın en kalabalık ülkesiyiz. Her şeye rağmen Avrupa'nın en genç nüfusuna sahibiz. Sahada dermanlığa 1 veya 2 Türk futbolcu var. Diğerleri yabancı. Sadece 4 büyüklerde değil Süper Lig ekiplerinin tamamında ve 1. Lig'de de aynı.
Her alanda olduğu gibi futbolda da yerli üretimi bırakıp ithalatçı olduk.
Anlamadığım ise Türk futbolcuların bu tabloya neden isyan etmediğidir? Neden yabancılara gösterilen ilginin kendilerine gösterilmediği sorgulamıyorlar?
Neden yabancılara verilen şansın kendilerine verilmediğini sorgulamıyorlar?
Neden yabancılara verilen milyonların kendilerinden esirgendiğini sorgulamıyorlar?
Ekran yorumcularına
Ne zaman 4 büyükleri pohpohlamaktan ve taraftarı pompalamaktan vazgeçip futbolun gerçeklerini anlatacaksınız?
Ne zaman 4 büyükler kaybettiğinde 'neden kaybettiğini' değil de Anadolu takımlarının nasıl kazandığını konuşacaksınız?
Kendinize 'futbol adamı' diyorsunuz ama paraya, paranın sahibine göre konuşuyorsunuz. Ne zaman kimliğinize sahip çıkacaksınız?
Hakemler mi?
Konuşacak bir şey yok! Hakim ve savcılarımızın kaderini yaşıyorlar!
Yaklaşık 2 yıl CHP ve CHP'li belediyeleri ve Devlet Bahçeli'nin 'Önder-lider' ilan ettiği Apo'yu, terör örgütünü ve kurulan masayı, çıkarılan kanunu ve sonraki hedeflerini konuştuk.
Bölgemiz ateş çemberi, ülkemizde ise ekonomik yangın var. Tam ekonomi, vatandaşı konuşalım, derken bu kez gündemi futbol özellikle 4 büyükler aldı.
Gündem olmasına izin verilmeyen başlıklar
İnsanımızın nasıl bilinci bir şekilde açlığa ve yardıma muhtaç hale getirildiğini, bankaların kucağına itildiğini, borç batağına sürüklenen ailelerin nasıl cinnet geçirdiğini, intiharları, evlat ve eş katliamlarını konuşacaktık ki!
Kişi başı milli geliri 19 bin dolarlara çıkarmakla övünen iktidarın, insanımızı nasıl sefalet ücretine muhtaç ettiğini konuşacaktık ki!
Baş tacı yapılması gereken annelerimizin neden merket market dolaşıp etiket hesabı yapmak zorunda kaldığını konuşacaktık ki!
Asgari ücretliler, emekli neden ay sonunu getiremiyor?
Gençler neden iş bulamıyor, neden ev genci oldular, neden hayalleri hep başka ülkelere yönelik?
Esnaf neden kredi ve borç yükü altında eziliyor?
Çiftçi neden üretmiyor, neden ürettiğinin karşılığını alamıyor ve neden ürettiği halde neden bankalara borçlu?
Gibi nice asıl, temel konuları gündemde tutup, konuşmak, çözümler üretmek gerekirken bu kez devreye futbol girdi.
Bak! Bizlerde, insanımızda 4 büyüklerin dünya çapında isim yapmış futbolcu transferlerini konuşuyoruz.
Geçen yıl milyarlarca TL zarar açıklayan Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzonspor adeta transfer yarışına girdi. Özel uçaklarla ünlü futbolcu taşınıyorlar.
Dört büyük kulübün açıklanan borçlarının toplamının yaklaşık 1,3 milyar euroya (73 milyar TL) civarında.
Elbette futbol kulüplerinin yayın, reklam, sponsor, tribün, forma vs. gelirleri var. Ama bu gelirler yetmediği için zaten her yıl milyarlarca lira zarar açıklıyorlar.
O halde soru çok basit:
Borç bu kadar büyük, zarar bu kadar çoksa bu transferlerin finansmanı nasıl sağlanıyor?
Sponsorların mali gücü nedir?
Transferlerin finansmanı nasıl sağlanıyor?
Oyuncuların bonservis ve maaş ödemeleri hangi kaynaklardan karşılanıyor?
Kulüplerin borçları nasıl çevriliyor?
Futbol ekonomisindeki para trafiği ne kadar şeffaf?
Sayın Adalet Bakanımız ve savcılarımız hiç merak etmiyor mu?
Yoksa futbol kalkan mı?
Futbolun olağanüstü gündem gücü, siyaset tarafından toplumun gerçek sorunlarının üzerini örtmek amacıyla kullanılıyor.
Tek parti iktidarının en büyük avantajı ülke gündemini belirleyip, yönlendirmesidir. Bunu da medya aracılığı ile yapıyor.
Futbol ise yüz binleri statlara, milyonları aynı anda ekran başına toplama gücü vardır. Siyaset, medya ve futbol.
Türkiye ekonomik sıkıntılarla boğuşurken, çevremizde savaşlar ve jeopolitik gerilimler yaşanırken, toplumun gündemine her gün yeni bir transfer bombası düşüyor.
Bir gün dünyaca ünlü bir futbolcu! Ertesi gün milyon euroluk başka bir transfer! Ardından 'yüzyılın transferi' başlıkları.
Al sana gündem! Millet futbolu konuşsun, hakemleri konuşsun…
Futbol vatandaşın sorunlarını yok etmiyor
Ama rahatlatıyor. Geçim sorunlarına, aile, iş, sağlık, çoluk-çocuk sorunlarına çözüm bulamayan, karamsarlığı, umutsuzluğa mahkum edilmiş insanımızın futbol ile rahatlıyor.
Bir hafta boyunca atılan golleri, kaçan golleri, hakem kararlarını, TFF'yi konuşuyor. Bağırıyor, çağırıyor, küfrediyor… Kendince rahatlıyor.
Sonra tekrar hayatın gerçekleriyle baş başa kalmışken yeni hafta maçları, Şampiyonlar, Avrupa Ligi… Sarmal devam ediyor.
Oysa vatandaşımız kendi gerçekleri ile yüzleşip, gücünü ortaya koysa emin olun ülkemizde çok farklı olur futbolumuz da!
Türk futbolcular
Düşünsenize! Avrupa'nın en kalabalık ülkesiyiz. Her şeye rağmen Avrupa'nın en genç nüfusuna sahibiz. Sahada dermanlığa 1 veya 2 Türk futbolcu var. Diğerleri yabancı. Sadece 4 büyüklerde değil Süper Lig ekiplerinin tamamında ve 1. Lig'de de aynı.
Her alanda olduğu gibi futbolda da yerli üretimi bırakıp ithalatçı olduk.
Anlamadığım ise Türk futbolcuların bu tabloya neden isyan etmediğidir? Neden yabancılara gösterilen ilginin kendilerine gösterilmediği sorgulamıyorlar?
Neden yabancılara verilen şansın kendilerine verilmediğini sorgulamıyorlar?
Neden yabancılara verilen milyonların kendilerinden esirgendiğini sorgulamıyorlar?
Ekran yorumcularına
Ne zaman 4 büyükleri pohpohlamaktan ve taraftarı pompalamaktan vazgeçip futbolun gerçeklerini anlatacaksınız?
Ne zaman 4 büyükler kaybettiğinde 'neden kaybettiğini' değil de Anadolu takımlarının nasıl kazandığını konuşacaksınız?
Kendinize 'futbol adamı' diyorsunuz ama paraya, paranın sahibine göre konuşuyorsunuz. Ne zaman kimliğinize sahip çıkacaksınız?
Hakemler mi?
Konuşacak bir şey yok! Hakim ve savcılarımızın kaderini yaşıyorlar!
Akın Aydın / diğer yazıları
- Futbol, iktidara kalkan mı oluyor? / 05.09.2026
- İmtihan dünyasında tercihlerimizi neye ve kime göre yapıyoruz? / 04.09.2026
- Prof. Dr. Haydar Baş, Bişkek’teydi / 03.09.2026
- Rakamlarla ispatlı: PKK, AKP döneminde güçlendi! / 02.09.2026
- Emperyalizme de kapitalizme de düşman olmak zorundasınız / 31.08.2026
- Bin 625 günde ayağı kalktık / 30.08.2026
- ‘Samsun’a çıktığım gün umumî vaziyet ve manzara’ / 29.08.2026
- Yezid’i mantığa karşı Hüseyin olmak Hüseyin ile olmak / 28.08.2026
- ‘Reis bizi, Gazze'ye götür’ / 27.08.2026
- Dış politikada, Hz. Muhammed’in ‘Sünneti’ yok mu? / 26.08.2026
- İmtihan dünyasında tercihlerimizi neye ve kime göre yapıyoruz? / 04.09.2026
- Prof. Dr. Haydar Baş, Bişkek’teydi / 03.09.2026
- Rakamlarla ispatlı: PKK, AKP döneminde güçlendi! / 02.09.2026
- Emperyalizme de kapitalizme de düşman olmak zorundasınız / 31.08.2026
- Bin 625 günde ayağı kalktık / 30.08.2026
- ‘Samsun’a çıktığım gün umumî vaziyet ve manzara’ / 29.08.2026
- Yezid’i mantığa karşı Hüseyin olmak Hüseyin ile olmak / 28.08.2026
- ‘Reis bizi, Gazze'ye götür’ / 27.08.2026
- Dış politikada, Hz. Muhammed’in ‘Sünneti’ yok mu? / 26.08.2026























































