logo
10 HAZİRAN 2026

Ekrem İmamoğlu'ndan Yusuf Tekin'e kreş resti

İmamoğlu, "Devlet, herkesi sevecek, herkesi. İşin özeti bu. Sen kalkmışsın, bizim zaten maneviyatımıza hakaret ediyorsun. Bir de kalkmışsın, ‘Kreşleri kapatacağım’ diye yazı yolluyorsun. Senin yazın var ya vız gelir tırıs gider kardeşim. Vız gelir tırıs gider. Hadi gel de kapat. Hadi gel de kapat. Gel 150 tane kreşi kapat bakalım. Cesaretin varsa, bekliyorum" dedi.

25.11.2024 15:59:00
Haber Merkezi
Ekrem İmamoğlu'ndan Yusuf Tekin'e kreş resti
Ekrem İmamoğlu'ndan Yusuf Tekin'e kreş resti
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, "25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Eylem Planı"nı kamuoyu ile paylaştı. 

Harbiye Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu'nda düzenlenen tanıtım toplantısında İmamoğlu'na, eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu eşlik etti. CRR'yi hınca hınç dolduran kadın mesai arkadaşları da İmamoğlu'nu yalnız bırakmadı. Konuşma yapacağı platforma yoğun ilgi altında çıkan İmamoğlu, görsel içeriklerle zenginleştirdiği sunumunda şunları söyledi:

"BAŞLIKLARIN BİZİ ÜZDÜĞÜ VE BAŞIMIZI ÖNE EĞDİĞİ SONUÇLAR VAR"

"Bugün, tabii bu tür başlıklara dair birtakım sunumları sizlerle paylaşırken, elbette ki hizmetlerimizi anlatırken gururumuz var. Ama hizmetlerin ötesinde, açıkçası başlıkların bizi üzdüğü ve hüzne doğru başımızı öne eğdiği de sonuçlar var. Bunlardan bir tanesi, bugün yoğun bir biçimde kadına şiddeti ve özellikle çocuğa şiddeti konuşuyor isek ve buna çözüm arama ve çare bulma konusunda bir gayret ortaya koyuyorsak, elbette önemli ve mutlak başarıya ulaşma konusunda kararlıyız. Ama bir bakıma da hüzünlüyüz, 21. yüzyılda bu çağda, bu ortamda gerçekten gurur duyduğumuz, onur duyduğumuz Cumhuriyetimizin 101. Yaşında. Dün Öğretmenler Günü'ydü. Bize güzellikleri ve iyilikleri öğreten güzel öğretmenlerimizin hayatta da önümüze ışık tutan, başta Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bütün öğretmenlerimizin huzurunda saygıyla eğiliyorum ve her birisini minnetle yad ediyorum."

"İKİNCİ YÜZYILA DÖNDÜĞÜMÜZ BU EVREDE…"

"O öğretmenlerin bize öğrettiği ve yine 101 yıl önce kurulan cumhuriyetin, dünyada birçok milletten daha önce, gerçekten toplumsal eşitliği, kadının toplumun içindeki yerini ve her insanın tebaadan kurtarılarak, eşit birey olmalarını sağlayan, cumhuriyeti bizimle buluşturulan, bu güzel, kutlu yolculuğun 101'nci yaşında, ikinci yüzyıla döndüğümüz bu evrede, böylesi konuları başlık yaparak, sizlere çözüm arayan ve çareleri oluşturmamızdaki yolculuğu tariflemenin görevini yerine getirirken, elbette ki hüzünleniyorum ve başım öne eğik. Çünkü görevimizi yerine getiremiyoruz. Birazdan sizlere bahsedeceğim hem günün tespitlerini hem bugüne kadar yaptıklarımızı ve özellikle bundan sonraki planlarımızı anlatırken, bütün sorumluluk duygumla bu yolculuğa, bütün yol arkadaşlarımla birlikte çıktığımı ve kayıtsız şartsız takipçisi olacağımı ve gerçekten bu şehirde kadına şiddetin ve özellikle çocuklarımıza dönük şiddetin, istismarın inşallah tümden ortadan kalktığını ama özellikle ülkemizde böylesi konuların bir daha konuşulmadığı günleri hep birlikte yakalamanın da hedefini koyduğumuzu ve takipçisi olacağıma hepinizin huzurunda söz veriyorum."

"KADIN VE ÇOCUK GÜVENLİĞİ ÖNCELİKLİ MESELELERİMİZDİR"

"1999 yılında, yani tam 25 yıl önce, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, bu büyük toplumsal soruna dikkat çekmek adına, 25 Kasım'ı 'Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü' olarak ilan etmiştir.  1989 yılında ise, BM Genel Kurulu tarafından, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme imzalanmış, 20 Kasım, 'Dünya Çocuk Hakları Günü' ilan edilmiştir. İBB olarak, bu iki tarihe verdiğimiz büyük önem kapsamında hem kadın güvenliği ve hem de çocuk güvenliği öncelikli meselelerimizdir. Özellikle son zamanlarda maalesef çocuğa ve hatta bebeklere artan kan dondurucu şiddet ve 20 Kasım'ın sembolik önemi dolayısıyla, çocuğun güvenliğini de eylem planımıza dahil ettik. Bununla birlikte bugün, özellikle kadın güvenliği ve kadına yönelik şiddetle mücadelede atılacak adımlara odaklanacağız."

"KADINLARI VE ÇOCUKLARI KORUYAMAYAN BU SİSTEMİN ACİZLİĞİNİN VE ACIMASIZLIĞININ YANSIMASI"

"Kadına yönelik şiddet, ülkemizin en büyük kanayan yaralarından, en büyük toplumsal sorunlarından biridir. Son 20 yılda, ülkemizde yaklaşık 6.000 kadın öldürülmüştür. Hem de büyük çoğunluğu, en yakınları tarafından öldürülmüştür. Kadınların üçte ikisi, en güvende hissetmeleri gereken yerde, evlerinde, öldürülüyor; bu ne kadar acı bir gerçek. Bunun yanı sıra; kadınların üçte biri, hayatlarında en az bir kez şiddete maruz kalmaktadır. Bu veri, ülkemizde yüz binlerce kadının en temel insan hakkı olan; korkusuz, huzurlu, sağlıklı, güvenli bir yaşamı yaşayamadıklarını gösteriyor. Son dokuz yılda 227.287 çocuğumuz -Bakırköy'ün nüfusundan bile daha fazla- cinsel suçların kurbanı oldu. Çocuk istismar vakaları, 2015 yılından bu yana, yaklaşık 10 yılda, iki kat artmıştır. Bunlar kabul edilemez rakamlar, bunlar kabul edilemez gerçekler. Kadınları ve çocukları koruyamayan bu düzen, en savunmasızlardan başlayarak, tüm toplumu sinsice tüketmektedir. İstanbul surlarında vahşice katledilen İkbal ve Ayşenur kızlarımız, Narin çocuğumuz, Sıla bebeğimiz, kan donduran bir vahşetle öldürülen bebeklerimiz ve yaşam hakkından mahrum edilen onlar gibi yüzlercesi, bireysel trajediler değil; kadınları ve çocukları koruyamayan bu sistemin acizliğinin ve acımasızlığının yansımasıdır."

"BİR KIZ ÇOCUĞU BABASI VE DR. DİLEK KAYA İMAMOĞLU'NUN GURURLU EŞİ EKREM İMAMOĞLU OLARAK…"

"Bu korkunç cinayetler, her kamu yöneticisinin, her siyasetçinin, birinci gündeminin şiddetsiz toplum ve kadın ve çocuk güvenliği olması gerektiğini bize her gün çok acı şekilde hatırlatmaktadır. Bir kız çocuğu babası olarak ve kadınların eşit bir yaşama ulaşması için çalışmalar yürüten bir akademisyenin, kız çocuklarının okuyabilmesi için 'Büyüt Hayallerini' projesini geliştiren, 'Cam Işığı Kesemez' kitabının da yazarı Dr. Dilek Kaya İmamoğlu'nun gururlu eşi Ekrem İmamoğlu olarak bunları söylüyorum. Açıkçası, bizim bu acı rakamları görerek önümüze bakmamız ve görev yaptığım bu 5,5 yıldır her daim bunu hissettiğimi ve buna dönük kararları belediye içerisinde alma konusunda özen gösterdiğimi bilmenizi istiyorum. Gerçekten kadınların ve çocukların bu şehirde yanında olmak adına çok çalıştım ve çalışmaya da devam edeceğim. Buradan bu sözü hepinize veriyorum: Daima kadınlar ve çocuklar ilk önceliğimiz olacaktır, daima sizlerin yanında olacağız. Asla yalnız yürümeyeceksiniz; İBB yanınızda, yanı başınızda olacak. Kadınların hak ettikleri şiddetsiz ve güvenli yaşamı yaşamaları için gayret içinde olacağız. İBB ve TBB Başkanı olarak; ne yapabiliyorsam, elimden ne geliyorsa, daha fazlasını yapacağım."

BİR ANNEYLE YAŞADIĞI SOHBETİ PAYLAŞTI

"Küçük bir örnek vermek isterim. 0-4 yaş arası çocuğu olan annelerin bu şehirde çocuklarıyla birlikte ücretsiz dolaşmalarını istememin altında yatan gerçek şu idi. İlçe Başkanıydım. İlk kez Beylikdüzü'nün Yakuplu Mahallesi'nde bir evi ziyaret ettiğimde… 2010'lardan bahsediyorum. Bir kadının feryadını hiç unutmuyorum. Üç çocuğuyla, 'Ben evimden dışarı çıkamıyorum. Evimin dışında bildiğim tek yer, şu sokağın önü ve pencere kadar yer' dedi. Anadolu'daki kasabasını, köyünü tariflerken, 'Ben orada daha özgürdüm. Burada çıkamıyorum. Hastaneye, sağlık ocağına bile çocuğumu götüremiyorum' dedi. Bu kadar acizlik içerisinde olduğunu bana ifade eden bir kadını hiç unutmuyorum. Eşi de yanımda, boynu bükük dinliyordu. Ve eşi de asgari ücrete yakın bir ücretle çalışan bir hemşerimizdi."

"SİZE, HANIMEFENDİLERE ÖZELLİKLE BİRİNİ ŞİKAYET EDECEĞİM"

"Daha sonrasında bunu onlarca, yüzlerce kez dinledim. Ve arkadaşlarım burada şahit. O gün masada çalıştığım bir kısmı belediye başkanımız oldu. Şişli'de, Sarıyer'de, Eyüpsultan'da o dönemde birlikte düşünce ürettiğimiz arkadaşlarımız yanımızda, burada. O zaman dedim ki arkadaşlarıma, 'Bir bakın bakalım, bu şehirde ne kadar çocuk var 0-4 yaş arası.' '800 küsur bin gibi bir sayı verdiler bana. Dedim ki, 'Çalışın bakalım.' Biz bu çocukların annelerini, çocuklarıyla beraber bu şehirde özgürce dolaştırabilir miyiz? Yani bunun ben sosyal faydasını görebiliyorum. Çünkü daha yeni kırsaldan gelmiş. Zaten şehri bilmiyor. Cesaret de edemiyor büyük bir kısmı. Ama aynı zamanda maddi anlamda da buna yeteri kadar gücü yok. O zaman bizim işini kolaylaştırıp, ona cesaret vermemiz lazım. O ihtiyaç tespitiyle çocuklarımıza birazdan hizmetlerden bahsedeceğim. Ama bunu özellikle burada söylemek istedim. Çünkü son perdeyi kapatırken de söyleyeceğim sözlerim var. Size, hanımefendilere özellikle birini şikayet edeceğim. '0-4 yaş arası çocuğu olan annelere Anne Kartı vereceğiz' dediğimizde bize ne dediler? 'Kimin parasını kime veriyorsun' dediler. Ben ne dedim? 'Milletin parasını millete veriyorum.

"SİZLERE LAYIK OLMA GAYRETİMİZ EN ÜST SEVİYEDE DEVAM EDECEKTİR"

"Bugüne kadar 4,5 buçuk yılda 200 milyonun üzerinde kez, -belki 210 milyon olmuştur- anneler, çocuklarıyla İstanbul'u doya doya geziyor ve yolculuk ediyor. Ben, bunu dünyanın her yerinde anlatıyorum. Dünyanın en önemli şehirlerinin belediye başkanları, 'Bunu nasıl yaptınız? Biz de yapabilir miyiz' diye bana soruyorlar. Bu kadar düzenli bir iş yaptık. Ve çok mutluyum. Ve annelere diyorum ki, 'Güzel hanımefendiler, o güzel geleceğimiz olan bebelerin sevgili anneleri, inanın huzurlu olmanızı istiyoruz. Çünkü çocukları, sizler daha fazla vakit ayırıp yetiştiriyorsunuz. Bu anlamda bizim yapacağımız her katkı, aslında bu ülkenin geleceğine büyük katkı. Onun da farkındayım. İlk kademe, sizi oradan, o seyahatten alıp kreşlerimize götürmek. Oradan alıp istihdam ofisimiz, bölgesel istihdam ofislerine götürmek. Oradan alıp Enstitü İstanbul İSMEK'e götürmek… İş garantili iş bulmak. Oradan alıp, çalışan hanımefendiler yapmak, evine ekmek götüren hanımefendiler olmanızı sağlamak. İşte bizim yolculuğumuz böyle bir yolculuk. O bakımdan kesinlikle daha fazlasını yapacağım ve inşallah sizlere layık olma gayretimiz en üst seviyede devam edecektir."

"BİRİNCİ DÖNEMİMİZDE YAPTIKLARIMIZ"

"2019-24 yılları arasında İBB'nin Çocuk Etkinlik Merkezi (ÇEM) sayısı sıfırdı, şu anda 105. Yani kreş. Yuvamız İstanbul ÇEM'imiz bulunuyor. Bu dönem hedefimiz 200 ÇEM. Bugüne kadar Anne Kart ile 0-4 yaş arası çocuğu olan 725.000'den fazla kadın, ücretsiz ulaşımdan faydalandı. Anne Kart uygulaması da Yuvamız İstanbul da kadınların istihdamda yer alabilmesi için önemli desteklerdir. Kadınların dayanışma ve destek gördüğü 12 İBB Kadın Hizmet Merkezi kurduk. Enstitü İstanbul İSMEK, çoğu kadın 2,5 milyonu aşkın İstanbulluya, istihdama hazırlık eğitimi verdi. 'İBB iş mi yaratacak' diye bizimle alay edilmesine rağmen, Bölgesel İstihdam Ofislerini kurduk ve 72.000 kadına iş sağladık. Kadın destek hatlarımızla 7.568 kadının yanında olduk. Kadın Danışma Birimlerimizde ve Otogar Kadın Danışma Birimimizde toplam 7.828 kadına, destek sunduk. 'Kadın dostu' bir İstanbul için, daha fazla kadın karar alıcı olması gerektiğini biliyoruz. Bu yüzden, İBB'de üst düzey kadın yönetici sayısını yüzde 142 arttırdık ve daha önce kadın olmayan iş kollarında kadın istihdam ettik. Kadın sığınma evi yaptık. Kadının sağlığı için, ücretsiz HPV aşısı, 40 yaş üstü mamografi ve 50 yaş üstü kemik ölçümü desteklerine başladık. 'Kızlar okusun diye' projemizle, toplamda 10.000 kız çocuğuna destek olduk."

"İKİNCİ DÖNEMİMİZDE YAPACAKLARIMIZ…"

"İkinci dönemimizde, kadın ve çocuk güvenliği konusunda daha da iddialı olacağız. 65 somut aksiyon içeren bir 'Kadın Yönelik Şiddetle Mücadele Eylem Planını' hazırladık. Çoğu aksiyon, aynı zamanda çocuğa şiddeti de önleyecek mahiyettedir. Ayrıca ek olarak, çocuk güvenliği konusunda da hedeflerimizi yazdık. İBB olarak iddia ediyoruz ki; bu Eylem Planı, bugüne kadar açıklanmış en kapsamlı, özellikle de kadına yönelik şiddetle mücadeleyi her açıdan ele alan eylem planıdır. Hedefimiz hem İstanbul'da bu planı uygulamak hem de TBB aracılığıyla bu fikirlerin ülkemizdeki tüm belediyelere, hatta tüm kurumlara, ilham vermesini sağlamaktır. 
Mücadelemiz, 5 temel başlık üzerinde şekillenecektir; kadına yönelik şiddetin temel sebeplerini yok etmekten, şiddet gören kadınların yanında olmaya kadar, sokaklarımızı ve ulaşımı daha da güvenli hale getirmekten, kadın istihdamına destek olmaktan, gerekli yapısal reformlar için mücadeleye etmeye kadar; ortak akılla, tüm paydaşlar ve uzmanlarla istişare içinde, '360 derece' bir eylem planı hazırladık… Ülkemizdeki her kadına şu sözü veriyorum:
Asla yalnız yürümeyeceksiniz. Ekrem İmamoğlu olarak yanınızda olacağım, İBB olarak yanınızda olacağız."

"DEĞİŞİM, EĞİTİM VE BİLİNÇLENMEYLE GELECEKTİR"

"Kadına yönelik şiddetin temelinde, maalesef, kadınların 'ikincil bir konumda' olduğu düşüncesi var. Şiddetin özünde; kadınların, hayatlarıyla ilgili kendi kararlarını vermeye hakları olmadığı düşüncesi var. Özetle; kadınların, erkeklerle 'eşit olmadığı' düşüncesi var. Bu yüzden, kadına yönelik şiddetin temellerini kazımak istiyorsak, sadece polisiye önlemler yetmeyecektir; bir zihniyet değişikliği yaratmamız şart. 'Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu' 2023 Endeksi Raporu'na göre ülkemiz, maalesef 146 ülke arasında 129. sıradadır. 100 yıl önce, kurucu vizyonu, Mustafa Kemal Atatürk sayesinde, kadın-erkek eşitliği olan Cumhuriyetimize hiç yakışmayan bir durum. Kadına yönelik şiddetle mücadelemizde gerçekten başarılı olmak istiyorsak, bu sıralamamızı acilen düzeltmeliyiz, en üst sıralara taşımalıyız. BM'nin 'İnsani Gelişmişlik ve Sürdürülebilir Kalkınma' kriterlerinden biri kadın-erkek eşitliğidir. Ülkem için vizyonum; Türkiye'yi, dünyada insani gelişmişlik ve sürdürülebilir kalkınmada dünyada ilk 20 ülkeden biri yapmaktır."

"İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'NE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

"Yapılan yalan yanlış algı operasyonlarına aldırmadan, 2011'de tüm siyasi partilerce, TBMM'de oy birliği ile onaylanan İstanbul Sözleşmesi'ne sahip çıkmaya devam edeceğiz. İstanbul Sözleşmesi, devletimizin, tüm kurumlarımızın kadına yönelik şiddete 'sıfır tolerans' mesajıdır ve bu yüzden 'İstanbul Sözleşmesi yaşatır' demekten imtina etmeyeceğiz. Fikirlerimizi özgürce ifade etmemizi istemeseler de her lafımızın altında bir şey arasalar da her söylediğimize bir dava açsalar da ne doğru bildiğimizi söylemekten, ne de doğru bildiğimizi yapmaktan bir adım geri atmayacağız. Biz, tüm bu davaların, incelemelerin, soruşturmaların siyasi maksatlı olduğunu biliyoruz. Davalarınız bizi yıldırmaz ama ülke gündemini ve mahkemeleri meşgul ettiğinize değmez. Neyi doğru biliyorsak onu söyleyeceğiz. Kadınların yaşam hakkını koruyan ne varsa biz de onu koruyacağız. O yüzden sonuna kadar ifademiz nettir: İstanbul Sözleşmesi yaşatır."

"KIZ ÇOCUKLARIMIZA, 'HAYALLERİNİ BÜYÜT, İSTEDİĞİN HER HAYALİ GERÇEKLEŞTİREBİLİRSİN' MESAJI VERİLECEKTİR"

"6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa'nın tam ve etkin uygulanması yönünde, kadınlara hakları hakkında bilgilendirme kampanyalarını güçlendireceğiz ve İBB Kadın Merkezlerimizde 'Mor Rehber' Projemizle; fiziki, online ve dijital platformlarla yılda 100.000 kadına hukuki bilgilendirme sağlayacağız. 8 Mahalle Evimizde 34.000'den fazla kadın ve çocuğa, dayanışma ve destek ortamı sunulmuştur. Bu dönem hedefimiz, Mahalle Evleri'nde 50.000 kadına güvenli dayanışma ve dostluk ortamı sunmaktır. Yuvamız İstanbul Çocuk Etkinlik Merkezleri'mizde, en iyi uzmanlarla çalışarak; çocuklarımıza, eşitliği, hoşgörüyü, diyalogla sorun çözmeyi öğreteceğiz ve kadın 'rol modellerle' tanıştıracağız. Kız çocuklarımıza, 'Hayallerini büyüt, istediğin her hayali gerçekleştirebilirsin' mesajı verilecektir. Bu, geleceğimize en büyük yatırım olacaktır. İBB Çocuk ile çocuk hakları festivallerini, çocuk hakları bilgilendirme broşürlerini ve eğitimlerini güçlendireceğiz. Çocuklarımız, gençlerimiz ve aileleri için 'dijital şiddetle mücadele' eğitimleri ve bilgilendirmeleri yapacağız."

"ERKEKLERE YÖNELİK 'ŞİDDETSİZ ERKEKLİK MODELİ' KAMPANYALARIMIZ OLACAK"

"Kız öğrenci yurtlarımızda 'flört şiddeti' ve riskleri konusunda eğitimler vereceğiz. Erkek öğrenci yurtlarımızda ise, dünyada uygulanan en iyi örnekler bazında, genç kızların kararlarına ve sınırlarına saygılı olmayı öğreteceğiz. Kadınlara yönelik 'Öz Savunma Atölyelerimizi' İBB Kadın Merkezlerinde yaygınlaştıracağız. İBB, 94.000 çalışanına, kadına yönelik şiddetle mücadele eğitimi verecektir. Çevrimiçi verilecek bu eğitim sonrası, her çalışan çevrimiçi bir sınava girecektir. Ülkemizdeki tüm kamu, özel sektör ve tüm belediyelerin benzer uygulaması yapması için tavsiyede bulunacağız. Bu eğitimler, ulaşımdaki tüm personelimize, zabıta ve güvenlik personelimize de daha nitelikli ve acil durum müdahale odaklı şekilde verilecektir. Madde bağımlılığı bilinçlendirme kampanyalarımız olacaktır. Şiddette önemli bir faktör madde bağımlılığıdır. 'Şiddete seyirci kalma' kampanyalarımız olacaktır. Erkeklere yönelik 'şiddetsiz erkeklik modeli' kampanyalarımız olacak. Kadına saygı, kadını eşit görme ve şiddetin asla kabul edilmeyecek bir davranış olduğu zihinlerde yer etmelidir. Tüm merkezlerimizde ve ebeveyn-çocuk ilişkilerinde uzman STK'larla, baba-çocuk eğitimlerini yaygınlaştıracağız. Evde demokrasi kültürü geliştikçe, bu değişim en çok da anneye yansıyacak ve annenin işini kolaylaştıracak."

"GÜVENLİ SOKAKLAR, GÜVENLİ MAHALLELER, GÜVENLİ ULAŞIM"

"Elbette, emniyet güçleri bize bağlı değil. Biz, İBB olarak, bir yerel yönetim olarak yapabileceklerimize odaklandık. Bu konuda da yapacaklarımızla ilgili sadece birkaç örnek vermek isterim: 'İstanbul'da 961 Güvenli Mahalle' hedefiyle yola çıkacağız. Mahallelerimizin gözü, kulağı sevgili muhtarlarımızla yakın iş birliği içindeyiz. 'Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Muhtarın El Kitabı'ndan 2.000 adet dağıttık, yine dağıtacağız. Ayrıca çevrimiçi eğitim ve seminerlerimize katılan muhtarlarımıza, 'Kadın ve Çocuk Güvenliği Sertifikası' vereceğiz. Mahallelerde, kadınlara ve çocuklara güvenli alanlar yaratmak için mücadele edeceğiz. Zabıtamıza kadına yönelik şiddetle mücadele eğitimi vereceğiz. Ayrıca, dönemimizde 257 kadın zabıta işe alındı. Bu rakamı bu dönem 2 katına çıkaracağız."

"ZABITALARIMIZ, MUHTARLARIMIZLA EL ELE ÇALIŞACAK"

"Zabıtalarımız, muhtarlarımızla özellikle mahalled ölçeğinde el ele çalışacak, risk taşıyan bölgelerde yoğunlukları artırılacak. Kurduğumuz 'Kadın Danışma Birimi'ni, 'Kadın Destek Hatları' ve 'Kadın Konukevi'nin yanı sıra; sosyal yardım, özellikle SEDEP ve Halk Süt ekiplerimiz, şiddetle mücadelemizin önemli araçlarından olacaktır. Ev ziyaretlerimizde, şiddet veya istismar tespit eden ekiplerimiz, bunu mutlaka ilgili birimlere raporlayacak, onların hızlı aksiyon almalarını sağlayacaklar. Ulaşımda, kadın ve çocuk güvenliği önceliğimiz olacaktır. İETT'nin 22:00 sonrası 'ara durak' uygulamasına güçlendirerek devam edeceğiz. İstedikleri noktalarda inmelerini sağlayacağız. 163 kadın İETT şoförümüz var, bu sayıyı daha da artıracağız. İBB Ulaşım Akademisi tarafından, taksi şoförlerine ve toplu ulaşım amaçlı hizmet veren minibüs, servis, otobüs şoförlerimize verilen eğitimlerde, kadına yönelik şiddet ve taciz konuları güçlendirilecektir. İETT, metro, metrobüs ve durak ve garajlarda, toplam 710 noktada, 'Kamera sistemimizle şiddeti ve tacizi denetliyoruz: Güvendesiniz' anonsu ve caydırıcı uyarılar yapacağız."

"KADINLARIN SIĞINABİLECEĞİ GÜVENLİ ALANLAR OLACAK"

"İBB'nin sorumluluğuna giren kamusal alanlarda ve özellikle riskli bölgelerde aydınlatma çalışmaları yapılacak. 'İstanbul Senin'den KADES uygulamasına, yönlendirme entegrasyonu için gerekli izinleri almaya çalışacağız. İstanbul Senin uygulamasına, dünyadaki en ileri uygulamalardan esinlenerek, ek özellikler getirilmesi için gayret göstereceğiz. Konum takibi ve zaman dolduğunda hedef konuma varılmaması durumunda, belirli kişilere bildirim gönderilmesi, risk anında sahte bir arama gelmesiyle karşı tarafın uzaklaştırılması gibi imkanlar sunmak için aplikasyonları güçlendirme yolunda arkadaşlarım çalışmalarını sürdürecekler. İBB, BM'nin Kadınlar İçin Güvenli Şehirler ve Güvenli Kamusal Alanlar Küresel Girişimi'ne üye olacak. En iyi uluslararası uygulamalardan faydalanacağız. Akşam yoğun kullanılan bazı yerlerde, 'kriz alanları' kuracağız. Bu alanlar, kadınların sığınabileceği güvenli alanlar olacak. İstanbul Kent Konseyi'nde 'Kadın Meclisimiz' var. Ayrıca, kadına ve çocuğa yönelik şiddet konusunda bir 'Danışma Kurulu' da kurmayı arkadaşlarımla değerlendiriyoruz. Her halükârda, yöneticilerimiz, düzenli şekilde kadın ve çocuk STK'ları ile çalışma, istişare toplantıları yapıyorlar ve yapmaya fazlasıyla devam edecekler."

"İBB, ŞİDDETE MARUZ BIRAKILAN KADIN VE ÇOCUKLARIN YANINDA"

"İstanbul'da şiddete maruz bırakılan hiçbir kadın, hiçbir çocuk, kendini yalnız ve çaresiz hissetmesin istiyoruz. Bu konuda özenli çalışacağız. Şiddet gören her kadının, her çocuğun sesini duyacağız, her koşulda koşa koşa onların yanında olacağız. Kadın Danışma Birimimiz ve Otogar Kadın Danışma Birimimiz, bugüne kadar 8.000'e yakın kadına destek olmuştur. Kadın Danışma Birimini daha da etkinleştirmek için gayretlerimiz var. Kadın Destek Hatlarımız; fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik ve dijital şiddete maruz bırakılan kadınlara hizmet vermektedir. Bu hatların bilinilirliğini, düzenli kampanyalarla artıracağız. Kadın Destek Hattı'nı, işitme engelli kadınların erişimi için işaret diliyle görüntülü destek sunacağız."

"PSİKOLOJİK ŞİDDETLE MÜCADELE İÇİN, ÖZEL BİR BÖLÜM OLUŞTURMAYI PLANLIYORUZ"

"Görünmeyen, ancak kadınların en fazla şikâyet ettikleri şiddet türü, 'psikolojik şiddettir'. Psikolojik şiddetle mücadele için, özel bir bölüm oluşturmayı planlıyoruz. İstanbul'da, 12 Kadın Merkezi açarak, 14. 000 üzerinde kadına hizmet verdik. Kadın Merkez sayısını esaslı şekilde artıracağız. Bu dönem hedefimiz, tam 50 Kadın Merkezi açmak olacak. Mor otobüslerimizin sayısını artırarak, İstanbul'un merkezden uzak mahallelerindeki kadınların da yanında olacağız. Eylül 2024'te İstanbul Barosu ile imzaladığımız protokol sayesinde, 1.700'e yakın vatandaşımız, avukat desteğinden faydalandı. Başvuruların yüzde 90'ı, gördük ki kadınlar. Şiddete maruz bırakılan kadınlar için son çare, sığınma evidir. Bu eve, 'Kadın Konukevi' diyoruz. İBB'nin ilk Kadın Konukevini biz açtık. İkincisi de bitmek üzere. İstanbul'da, en kısa sürede, 3. Kadın Konukevini de yapacağımıza buradan söz veriyorum. Ayrıca, Kadın Konukevlerinden ayrılan kadınlara, 10.000 TL nakdi destek vermeye devam edeceğiz ve değişen koşullarda bu rakamı güncelleyeceğiz. Yeni başlangıçlarında onların yanında olmaya kararlıyız."

"İSMEK VE BÖLGESEL İSTİHDAM OFİSLERİ ARACILIĞIYLA, 72.000 KADINA İŞ SAĞLADIK"

"Kadın güçlü olduğunda, tüm toplum ayağa kalkar, gelişir, zenginleşir. Kadın istihdamında, dünyada son sıralardayız. Şiddet gören kadın için ise istihdam, şiddetten kurtulmak için en önemli çıkış kapısıdır. Bu konuda da tüm imkânlarımızla, kadınların yanındayız. Enstitü İstanbul İSMEK sayesinde, 2,5 milyonu aşkın İstanbullu, mesleki eğitim programlarımızdan faydalanmıştır. Özellikle teknolojik yetkinlik kazandıran alanlarda, kadınların yeni beceriler edinmesini, özgüven kazanmasını, sağlayacağız. Kadın yoksulluğuyla mücadelede önemli bir araçtır. İSMEK ve Bölgesel İstihdam Ofisleri aracılığıyla, 72.000 kadına iş sağladık. Yeni dönemimizde, hedefimizi daha da yükselteceğiz. Bu hususta, şiddet gören kadınlara öncelik vermeye gayret edeceğiz. 50 kadın emeği kiosk ve büfesi, 10 Mor Cafe ve her ilçede mobil satış noktalarıyla, kadınların ekonomik bağımsızlığını ve istihdamını artırıyor, dijital dünyanın olanaklarıyla onları buluşturuyoruz."

"YUVAMIZ İSTANBUL, ANNE KART GİBİ UYGULAMALARIMIZ ARTARAK DEVAM EDECEKTİR"

"Sosyal ve Ekonomik Destek Programı (SEDEP) başta olmak üzere, kadınları ekonomik anlamda destekliyoruz. İBB bünyesinde de 'şiddete sıfır tolerans' ilkesi kapsamında, tüm çalışanlarımız için güvenli ve saygılı bir çalışma ortamı sağlamayı taahhüt ediyoruz. Uygulamalarımızın tüm belediyeler ve tüm kamu ve özel sektör kurumlarına yayılması için gayret edeceğiz. Kadınların çalışabilmesine destek olan Yuvamız İstanbul, Anne Kart gibi uygulamalarımız artarak devam edecektir. Çalışma hayatındaki şiddet ve tacizin ortadan kaldırılması konusundaki İLO (Uluslararası Çalışma Örgütü) 190 Sayılı Sözleşmesi'ne, iş akitlerimizde atıf yapmaktayız. İBB bünyesindeki tüm işe alımlarda, 6284 Sayılı Kanun kapsamında bir adli kovuşturma veya hüküm olmamasına dikkat edeceğiz. Özellikle kadına şiddet konusunda… Kadın girişimcilerimizi desteklemek için finans kuruluşlarıyla, 'mikro-kredi' projeleri geliştireceğiz; İBB bir 'kolaylaştırıcı' görevi üstlenecektir."

"GEREKLİ YAPISAL REFORMLARDA İBB, KADINLARIN SESİ OLACAKTIR"

"Elbette ki, kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadele, devletimizin tüm kurumlarının sorumluluğudur. Bu sorunların etkili yapısal reformlar ve adil yasalar olmadan çözülmesi de mümkün değildir. Kadınların ve çocuklarımızın hak ettiği güvenli yaşam ortamını sağlamak için, yapılacak pek çok yasal reform var. Güzel şehrimizde imzalanan ve 2011'de TBMM'de oybirliği ile onaylanan 'İstanbul Sözleşmesi'ne mutlaka dönmeliyiz. Sahte algı operasyonlarıyla, her siyasi görüşten, tüm kadın STK'ların itirazına rağmen, bir gecede bu önemli uluslararası sözleşmeden çıkıldı. Oysa İstanbul Sözleşmesi, devletin kadına yönelik şiddete 'sıfır tolerans' göstereceği taahhüt ve beyanıydı. 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa'nın da tam ve etkin uygulanmasının peşinde olacağımızı ve inşallah iddiayla ifade ediyorum; önümüzdeki iktidarımızın ilk günlerinde hayata geçireceğimiz ilk işimiz bu olacak."

"KADINI İKİNCİ PLANDA GÖREN ZİHNİYETİN TAMAMEN KARŞISINDAYIZ"

"Esasında İBB olarak, kendi yetki alanlarımızda, tüm imkanlarımızla İstanbul Sözleşmesi'nin tüm temel ilkelerini ve felsefesini uyguluyoruz: Eğitime ve bilinçlendirmeye verilen önemden sığınma evlerine kadar, karar alıcılarda daha fazla kadın olmasına, kadın-erkek eşitliğini her alanda tesis etmeye kadar, kadın destek birimlerimizden kadınlara hukuki destek sağlamamıza kadar, sözleşmeyi İstanbul ölçeğinde hayata geçiriyoruz. Kadını ikinci planda gören zihniyetin tamamen karşısındayız, karşısında olmaya devam edeceğiz. Gerekli yasal reformları gündeme getireceğiz, takipçisi olacağız. Örneğin; şiddet uygulayanlara caydırıcı cezaların verilmesi, bunun için de yasal reformla, özellikle 'iyi hal indirimlerinin' ve 'haksız tahrik' uygulamalarının suistimaline son verilmesi… Yargıçların, kolluk kuvvetlerinin düzenli şekilde 6284 Sayılı Kanun konusunda eğitim görmeleri, mesleğe giriş sınavlarında 6284'le ilgili soruların olması ve yürütme-yasama-yargı-bürokraside, her alanda, daha fazla kadın karar alıcının bulunması, gerçek değişimi getirecektir. Sevgili İstanbullular, bu konuların takipçisi olacağız. Kadınların eşit ve güvenli bir yaşam sürmesi, çocuklarımızın korkusuzca büyümesi hepimizin sorumluluğudur. Kadının ve çocuğun mücadelesi hepimizin mücadelesidir. Birlikte başaracağız. Yalnız değilsiniz; İstanbul yanınızda."

"KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ, CUMHURİYETİMİZİN KURUCU VİZYONUDUR"

"25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü olduğundan, bugünkü sunumumuz Kadına Yönelik Şiddete odaklanmıştır. Ancak birkaç gün önce, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü olduğundan ve son günlerde ülkemizde bu kapsamda yaşanan vahim olaylar yüzünden Eylem Planımızda, çocuklarımızı korumaya yönelik de birçok aksiyon göreceksiniz. Çocuklarımız için, pek çok uluslararası ve ulusal STK'larla iş birliklerini geliştireceğiz. Kadın-erkek eşitliği, Cumhuriyetimizin kurucu vizyonudur. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün de en önem verdiği ilkelerin başında gelir. Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu ve vazgeçilmez unsurlarındandır. Bizim görevimiz, bu eşitliği gerçekten hayata geçirmek ve en başta kadınların yaşam hakkını korumak, güvenli yaşamalarını, kendilerini gerçekleştirmeleri ve mutlu bir hayata ulaşmaları için elimizden gelen her gayreti göstermektir…"

"KARA CAHİL CÜMLELERLE İNSANIMIZA VE GEÇMİŞİMİZE HAKARET EDEN, ATATÜRK'E KADAR DİL UZATAN MİLLİ EĞİTİM BAKANI…"

"Ben, bir konuyla ilgili biraz sizleri meşgul edeceğim. O da Türkiye'de milli eğitimle uzaktan yakından ilgisi olmayan, bana göre eğitimle ilgili başarısızlıklarını örtmek için, birkaç haftadır Türkiye'mizin geçmişine dil uzatan, laf söyleyerek insanları etkilemeye çalışan, kara cahil cümlelerle insanımıza ve geçmişimize hakaret eden, Atatürk'e kadar dil uzatan Milli Eğitim Bakanı, bediyelerimize bir yazı yolladı. Ve yazıda ne diyor biliyor musunuz? Bu Çocuk Etkinlik Merkezi dediğimiz kreşler var ya, 'Belediyelerin kreş yaptıklarını tespit ettik. Belediyeler, derhal bu kreşleri kapatın' diye bize yazı yazdı. Hani ben bunlara, Allah akıl versin diye dua ediyorum ya… Bakın; Mustafa Kemal Atatürk ne demiş biliyor musunuz? 'Bizim toplumumuzun uğradığı başarısızlıkların sebebi, kadınlara karşı ihmal ve kusurun sonucudur' demiş. Bu akıl da diyor ki bize, 'Kadınları ve çocukları ihmal edin!' Bakın, başka bir açıklaması yok bunun."

"BU AKLA, BU MİLLET, ÖNÜMÜZDEKİ SANDIKTA, 'GİT KARDEŞİM BAŞIMDAN' DİYECEK"

"105 tane kreş açtık. Sıfırdı. Daha ilgincini söyleyeyim mi size? İstanbul'da, İzmir'de, Ankara'da belediye başkanlığına aday gösterilen adayları, kreş vaatlerinde bulundular. Daha dün, 8 ay önce. Şimdi adayları kreş vaadini niye gösterdiler? Çünkü, ben ne dedim hatırlıyor musunuz, 'Bizim kreşlerimiz, sizin Kanal İstanbul'unuzu yendi, yendi. Bizim Kent Lokantalarımız, milletin vicdanıyla sizi altüst etti, yerle bir etti.' Şimdi kalkıyorsunuz, bu yazıyla insanlara Milli Eğitim Bakanı olarak diyorsunuz ki, 'Bu kreş işi belediyelerin değil, Milli Eğitim'in işi. Siz kreşlerinizi kapatın!' Niye açmadınız? Niye açmadınız? Hangi yüzyıldayız? Kreş niye açmadınız? Bakın; bu var ya bu, akıl değil, bu akıl tutulması. Ne yapacağını şaşırmak. Bakın, size bir şey söyleyeyim sevgili hemşehrilerim: Şu anda açtığımız 105 kreşte kaç kişi çalışıyor biliyor musunuz? 1500 kişi çalışıyor. Bu 1500 kişinin, görmemiş olan varsa davet ediyorum, lütfen en yakın kreşe bakın, bu çalışan 1500 kişinin yüzde 97'si kadın. Sen diyorsun ki, 'Kreşleri kapat!' Yahu sen, 'Bu şehirde bugüne kadar 20 bin annenin faydalandığı kreşleri kapat' diyorsun. Ben de diyorum ki; seneye biz, 150'yi aşan kreşe ulaşacağız. 20 bin çocuk oraya gidecek, 20 bin anne de iş bulacak' diyorum. Kafaya bak! Ben, gece-gündüz istihareye yatsam, bunlara dua etsem, yetmez bunlara. Allah bunlara akıl versin. Allah bunlara akıl versin. Ama bu akla, bu millet, önümüzdeki sandıkta, 'Git kardeşim başımdan' diyecek, 'Git kardeşim başımdan' diyecek. Bu kadar net. Böyle bir akıl olmaz."

"AKLI BAŞINDA BİR MİLLİ EĞİTİM BAKANI NE YAPAR?"

"Bakın; böyle bir işin siyaseti olmaz. Aklı başında bir milli eğitim bakanı ne yapar? Ben de kaç tane kreş yapsam diye, can atar. Öyle değil mi? Hani İBB, 105 açtı… Yahu 105 nedir? 150 açtık diyelim. Hedefimiz 200'e yakındı. İlçe belediyelerimizle varsayalım 350. Yahu 350 kreş nedir Allah'ını seversen? 20 milyonluk şehirde yaşıyoruz. Nedir? Sevgili hanımefendiler, iyi biliyorsunuz, bir çocuk bir yıl kreşe gittikten sonra acayip bir çocuk oluyor. Öyle değil mi? Yahu ben bu kreşleri niye açıyorum? Niye bu hedefi koydum? Ben diyorum ki, 'Benim bir evladım bile, hiçbir çocuktan bir adım geri kalamaz kardeşim.' Devletin işi nedir? Devletin işi, bir çocuk geri kalmışsa, onu diğerleriyle eşitlemektir. Niye 'devlet ana' diyoruz? Niye devlete 'baba' diyoruz. Niye? Ama devlete form değiştirmeye çalışıyorlar. Nasıl? Devlet ürkütecek. Devlet korkutacak. Devlet kızacak. Devletin kaşları çatık olacak. Yasayı yok sayacak. Biz de ne diyoruz biliyor musunuz? Devlet hoşgörülü olacak. Devlet, ana kucağı olacak. Devlet, baba ocağı olacak. Devlet, vatandaşını okşayacak. Devlet, insanını ayırmayacak. Devlet, partizanlık yapmayacak. Devlet, kime oy verirse versin, vatandaşını başının tacı yapacak. Devlet inancına bakmayacak. Devlet giyimine, kuşamına bakmayacak. Devlet, herkesi sevecek, herkesi. İşin özeti bu. Sen kalkmışsın, bizim zaten maneviyatımıza hakaret ediyorsun. Bir de kalkmışsın, 'Kreşleri kapatacağım' diye yazı yolluyorsun. Senin yazın var ya vız gelir tırıs gider kardeşim. Vız gelir tırıs gider. Hadi gel de kapat. Hadi gel de kapat. Gel 150 tane kreşi kapat bakalım. Cesaretin varsa, bekliyorum."

"SENİ EKREM İMAMOĞLU'YLA YAN YANA GÖRÜRLERSE, 'CIZ', YANARSIN!"

"Ha dersen; 'Ben, Milli Eğitim Bakanı olarak, bir dakika ya, İmamoğlu ne diyor?' Cesaretin varsa, davet ediyorum seni. Birebir eşlik edeceğim, sana kreşleri gezdireceğim. Sana kreşleri gezdireceğim tek tek. Bakacaksın, orada kaç tane genç kızımız kreş öğretmeni olarak çalışıyor. Bakacaksın, dünyada bu kadar kaliteli bir kreş yapısı gördün mü? Davet ediyorum. Ama cesaret edemezsin gelmeye. Seni Ekrem İmamoğlu'yla yan yana görürlerse, 'cız', yanarsın. Yanarsın. Sizi koltuk meraklılarız sizi. Birilerine şirin görünmek… Başka bir şey değil derdiniz. Yazık. Vatandaşımıza bu uygulamalarınızla yazık ediyorsunuz. Üzülüyorum. Ben diyorum ki, 'Yahu bir tane daha kreş yapsam da 100 tane çocuk daha gelsin. 100 çocuk demek, annelerin daha çok iş bulması demek. Ben çocuklara gidiyorum. 4-5 yaşında çocuk kreşe başlamış, 5-6 ay sonra bana her şeyi soruyor. Benden her şeyi istiyor. Bana; her şeyi soran, benden her şeyi isteyen çocuk lazım kardeşim. Sorgulamayan çocuk, bu millete lazım değil."

KADIN DERNEKLERİNE 'SUÇ DUYURUSU' ÇAĞRISI

"O bakımdan biz, evet, 150 kreş yapacağız. İlerleyen zaman diliminde 200'e çıkacak. E bugün 1500 çalışanımız varsa, o zaman 3000 çalışanımız olacak. Hem de hayırlı iş yapacak. Bu memlekete evlat yetiştirecek, evlat. Çocuk yetiştirecek, hayırlı iş yapacak. Siz bu yazınızı alın, çöpe atın. Evet, bu konuda iade yazısı, ama aynı zamanda yürütmeyi durdurması, şusu busu her şeyiyle ilgili hukuki girişimlerimizi yapacağız. Ben olsam, Sayın Başkan burada (Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Göllü), özellikle anneler adına, kadınlar adına, bu vatandaş hakkında suç duyurusunda bulunun, suç duyurusunda bulunun. Buradan söyleyeyim. Biz, var olan kusurlarımızı, ihmallerimizi giderelim diye ortak mücadele için bu planlamayı yaptık ve bunları size sunduk. Ama işte bu tür engeller, daha büyük engeller. Bunlar, kötü kafalar. Ama bunlardan da kurtulacağız. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Sizler sayesinde bütün İstanbul'umuza ve ülkemize bunları duyurduk, bütün belediyelere duyurduk. Allah, bizi size mahcup etmesin. Sizlere, özellikle hanımefendilere gerçekten mahcup olmayalım. Başımız öne eğilmesin. Size bakarken başımız dik olsun. Gözünüzün içine bakalım. İnşallah kötü haberler değil, hep iyi haberler aldığımız cennet vatanımızda mutlu bir geleceğe yürüyelim. Hepimizin yolu açık olsun…"

Bakan Yusuf Tekin açıkladı: Cuma günü okullar tatil edildi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bu yıl 1 milyon 22 bin 658 adayın katılacağı Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı öncesinde sınav hazırlıklarının eksiksiz tamamlanabilmesi için 12 Haziran Cuma günü okullarda idari izin uygulanacağını açıkladı

10.06.2026 13:00:00
Haber Merkezi
Bakan Yusuf Tekin açıkladı: Cuma günü okullar tatil edildi
Bakan Yusuf Tekin açıkladı: Cuma günü okullar tatil edildi
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bu yıl 1 milyon 22 bin 658 adayın katılacağı Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı öncesinde sınav hazırlıklarının eksiksiz tamamlanabilmesi için 12 Haziran Cuma günü okullarda idari izin uygulanacağını açıkladı.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "nöbetçi bakan" uygulaması kapsamında bulunduğu TBMM'de, hafta sonu gerçekleştirilecek LGS sınavı ile ilgili hazırlıklara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Bu yıl 1 milyon 22 bin 658 adayın katılacağı sınav öncesinde tüm hazırlıkların tamamlandığını belirten Tekin, sınav merkezlerinde gerekli düzenlemelerin yapılabilmesi amacıyla eğitim-öğretimin sürdüğü 12 Haziran Cuma günü için idari izin kararı alındığını duyurdu.
Tekin, "Hazırlıkların yapılabilmesi için, eğitim-öğretimin devam ettiği cuma günü bir gün idari izin verdik. Öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz, bütün kurumlarımız bir gün idari izin almış oldular. Biz de sınavın yapılacağı okullarda hazırlıkları yapacağız" dedi.

LGS tarihi Milli Takım maçı nedeniyle değiştirildi
Daha önce 14 Haziran Pazar günü yapılacağı açıklanan LGS merkezi sınavı, A Milli Futbol Takımı'nın 2026 FIFA Dünya Kupası elemelerinde Avustralya ile oynayacağı karşılaşmanın bitiş saatiyle sınav başlangıç saatinin çakışması nedeniyle bir gün öne alındı.
Kararın gerekçesine ilişkin konuşan Tekin, öğrencilerin ve ailelerinin Milli Takım heyecanını rahat şekilde yaşayabilmesi için sınav tarihinin değiştirildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Bizler de çocuklarımız da veliler de Milli Takımımızla beraber o heyecanı yaşamak istiyorlardı. Biz sınav takvimini ilan ettiğimizde, Türkiye'nin Dünya Kupası'na katılıp katılmayacağı, maç programı belli değildi. Böyle bir tevafuk oldu. Biz de çocuklarımız aileleriyle beraber gönül rahatlığıyla o heyecanı yaşasınlar diye bir gün önceye aldık sınavı. Pazar günü olacak olan sınav, cumartesi günü olacak. İnşallah Milli Takımımız da güzel bir sonuç alır, çocuklarımızın da sınavları çok iyi geçer. Hepsine başarılar diliyorum, hepsine kolaylıklar diliyorum. Allah hepsinin yardımcısı olsun."

Öğrencilere ilk kez beslenme paketi verilecek
Bu yılki sınavın dikkat çeken yeniliklerinden biri de öğrencilere sunulacak beslenme paketi uygulaması oldu.
Veliler tarafından talep edilmesi halinde öğrencilere sınav arasındaki dinlenme sürecinde kuru meyveli yulaf bar, ceviz, kuru üzüm ve su içeren paketler dağıtılacak.
Bakan Tekin, uygulamaya ilişkin şu bilgileri verdi:
"Beslenme paketi isteyen ve istemeyen öğrenciler farklı bina veya salonlarda sınava girecek. Ama tamamına yakını, yüzde 91'i talep etti. Dolayısıyla öğrencilerin yüzde 91'ine bu yıl ilk kez beslenme paketi verilecek."

Sınav güvenliği için tüm tedbirler alındı
Milli Eğitim Bakanlığı'nın yanı sıra İçişleri Bakanlığı, jandarma ve emniyet birimlerinin de sınav hazırlık sürecinde görev aldığını belirten Tekin, sınav koordinasyon kurullarının toplandığını ve tüm tedbirlerin gözden geçirildiğini söyledi.

1 milyon 22 bin 658 aday sınava katılacak
13 Haziran Cumartesi günü gerçekleştirilecek LGS merkezi sınavı, yurt içi ve yurt dışındaki sınav merkezlerinde eş zamanlı yapılacak.
İki oturumdan oluşacak sınavın ilk bölümü saat 09.30'da, ikinci bölümü ise saat 11.30'da başlayacak.
Sınava Türkiye genelinde 81 il ve 920 ilçedeki 4 bin 244 binada 1 milyon 22 bin 104 öğrenci, yurt dışında ise 8 ülkedeki 11 sınav merkezinde 554 öğrenci katılacak. Böylece toplam aday sayısı 1 milyon 22 bin 658 olacak.

Esenyurt'ta Yapı Kredi Bankası şubesine silahlı saldırı

İstanbul Esenyurt'ta bulunan Yapı Kredi Bankası şubesi, kimliği belirsiz kişilerce kurşunlandı. Polis ekipleri, zanlıların yakalanması için çalışma başlattı

10.06.2026 12:16:00
İHA
Esenyurt'ta Yapı Kredi Bankası şubesine silahlı saldırı
Esenyurt'ta Yapı Kredi Bankası şubesine silahlı saldırı
Edinilen bilgilere göre, Esenyurt Doğan Araslı Bulvarı'nda bulunan Yapı Kredi Bankası Şubesi'ne sabaha karşı gelen motosikletli şahıslar silahlı saldırı düzenledi. Sabah banka şubesini açan personel, camdaki kurşun izlerini görünce polise haber verdi.

Banka şubesi geçici olarak kapatılırken çevrede geniş güvenlik önlemleri alındı.

Banka şubesi ve çevredeki esnafın güvenlik kameralarını inceleyen polis, saldırganların yakalanması için çalışma başlattı.

Olay yeri inceleme ekipleri banka şubesinde delil topladı. Ekiplerin olay yerindeki çalışması sürüyor.

Trabzonspor her yerden çıkıyor


 
Trabzonspor yeni sezon öncesi sol kanat hücum hattını güçlendirmek için İtalya'da yeri yerinden oynattı. Bordo-mavili yönetimin bu bölge için ilk tercihi sezonu Cagliari'de tamamlayan Semih Kılıçsoy. Semih'i kadroda tutamayacağını anlayan Cagliari, milli oyuncunun yerini Bologna'nın 22 yaşındaki Arjantinli oyun kurucusu Benjamín Domínguez ile doldurmak istedi. Ancak Trabzonspor, Semih'in alternatifi olarak Dominguez için de Bologna ile temas kurdu.

09.06.2026 18:37:00 / Güncelleme: 09.06.2026 18:52:10
Haber Merkezi
  Trabzonspor her yerden çıkıyor
  Trabzonspor her yerden çıkıyor

Gelecek sezon iddialı bir kadro kurmak için hırs ve azimle çalışan Trabzonspor, transfer hattında Serie A ekiplerinden Cagliari ile karşı karşıya geldi. Bordo-mavili yönetimin sol kanat forvet pozisyonu için belirlediği yol haritası, İtalyanlarla kafa kafaya geldi.
Karadeniz devinin bu bölge için ilk tercihi geçtiğimiz sezon Beşiktaş'tan Cagliari'ye kiralanan Semih Kılıçsoy. Trabzonspor, milli oyuncuyu için şartları zorlarken, bu hamle Cagliari'nin planlarını tamamen altüst etti.







Cagliari, Semih'ten vazgeçmedi

İtalya'dan gelen bilgilere göre; Semih Kılıçsoy'u geri almak için indirim isteyen Cagliari milli oyuncuyu beklerken B planını da devreye soktu. İtalyan ekibinin yeni sportif direktörü Pietro Accardi, Semih'in yerine Bologna'nın 22 yaşındaki Arjantinli oyun kurucusu Benjamín Domínguez'i gözüne kestirdi. Ancak İtalyan ekibi ikinci bir Trabzonspor şokuyla daha sarsıldı. Çünkü sol kanat forvet havuzunu geniş tutan Trabzonspor, Semih olmazsa diye Benjamín Domínguez için de Bologna'nın kapısını resmen çaldı.







Alternatif Dominguez

Bordo-mavililerin, Bologna forması giyen genç Arjantinli için ilk resmi teklifini sunması Çizme basınına bomba gibi düştü. Cagliari, Semih'in gidişiyle doğacak boşluğu Domínguez ile kapatmak isterken; Trabzonspor'un bu transfere de somut ve agresif bir şekilde dahil olması İtalyanların elini kolunu bağladı.







Trabzonspor'un bu güçlü varlığı, Bologna'nın iştahını kabartırken transfer maliyetlerini de Cagliari'nin karşılayamayacağı seviyelere çekme riski taşıyor. Çizme ekibi şimdi hem Semih Kılıçsoy'un durumunu yakından takip etmek hem de B planı olan Domínguez'i Trabzonspor'a kaptırmamak için yoğun bir strateji savaşı vermek zorunda.

Ege Üniversitesi'nde milyarlık yolsuzluk operasyonu

İzmir merkezli 6 ilde gerçekleştirilen eş zamanlı şafak operasyonunda, Ege Üniversitesi'ni organize şekilde 3 milyar 100 milyon lira kamu zararına uğrattıkları iddia edilen, aralarında eski başhekim ve hastane genel sekreterinin de bulunduğu 44 şüpheli yakalandı

09.06.2026 13:50:00
Haber Merkezi
Ege Üniversitesi'nde milyarlık yolsuzluk operasyonu
Ege Üniversitesi'nde milyarlık yolsuzluk operasyonu
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından bu sabah cumhuriyet tarihinin en büyük kamusal yolsuzluk operasyonlarından birine imza atıldı. Sayıştay raporlarındaki usulsüzlük tespitleri üzerine başlatılan geniş çaplı soruşturma kapsamında, Ege Üniversitesi bünyesinde milyarlarca liralık kamu zararı oluştuğu belirlendi.

Şafak vakti 6 ilde eş zamanlı baskın

Mali polis ekipleri, aylarca süren teknik ve fiziki takibin ardından İzmir merkezli olmak üzere toplam 6 ilde belirlenen adreslere eş zamanlı şafak baskınları düzenlendi. Hakkında gözaltı kararı verilen 45 şüpheliden 44'ü yakalanarak emniyete götürüldü. Firari olan 1 şüphelinin yakalanması için ise çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Sağlık kıskacında tanıdık isimler

Operasyonun hedefindeki isimler ise kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Yolsuzluk ağı içerisinde yer aldıkları gerekçesiyle gözaltına alınanlar arasında; eski Ege Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Devrim B. ile eski Hastane Genel Sekreteri Muhterem A. gibi dönemin en üst düzey idari yöneticilerinin yer aldığı öğrenildi.

3.1 milyar TL kamu zararı ve ihale usulsüzlükleri

Operasyonun temelini 3 milyar 100 milyon liralık devasa bir kamu zararı oluşturuyor. Soruşturma dosyasında yer alan iddialara göre; Ege Üniversitesi Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü ile satın alma birimlerindeki bazı kamu görevlileri, medikal ve hizmet sektöründeki çeşitli firma yetkilileriyle organize şekilde hareket etti.

Kamu ihalelerinde, doğrudan temin süreçlerinde ve malzeme alımlarında fiyat oyunları ve usulsüzlükler yapılarak belirli firmalara haksız kazanç sağlandı.

Emniyetteki işlemler devam ediyor

Gözaltına alınan eski yöneticiler, kamu personelleri ve firma yetkililerinin İzmir Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ndeki sorgu işlemleri devam ediyor. Şüphelilerin, ifadelerinin tamamlanmasının ardından "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "ihalede usulsüzlük", "kamu zararına nitelikli dolandırıcılık" ve "rüşvet" suçlamalarıyla adliyeye sevk edilmeleri bekleniyor.

Soruşturmanın genişletilerek devam edeceği ve operasyonun diğer ayaklarına ilişkin yeni gözaltıların da yaşanabileceği belirtiliyor.

Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı

İstanbul'un Güngören ilçesinde bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın ilk duruşmasının görülmesine başlandı

09.06.2026 12:04:00
İHA
Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı
Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı
Güngören'de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı. Bakırköy 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince adliyenin konferans salonunda görülen duruşma, basın mensuplarına ve izleyiciye kapalı olarak yapılıyor. Duruşmada, sanık E.Ç. (14), hayatını kaybeden Çağlayan'ın müşteki ailesi ile 4 mağdur ve tarafların avukatları hazır bulundu. Adliye çevresinde yoğun güvenlik önlemleri de alınırken, çok sayıda izleyici, çeşitli partilerden milletvekilleri ve mağdur aileler de Çağlayan'ın ailesine destek için adliyeye geldi.






İddianameden 

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, E.Ç. (14) 'şüpheli', Atlas Çağlayan 'maktul', aralarında Çağlayan'ın ikiz kardeşi Doruk'un da bulunduğu 4 çocuk 'mağdur', Çağlayan'ın anne ve babasının da bulunduğu 3 kişi ise 'müşteki' sıfatıyla yer aldı.

Hazırlanan iddianamede, olay günü olan 14 Ocak günü saat 20.16 sıralarında bir kafede iki grup arasında tartışma çıktığı, bu sırada Suça Sürüklenen Çocuk (SSÇ) E.Ç.'nin, Atlas Çağlayan'ı bıçakladığı, bu olay sonucunda ise Çağlayan'ın kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, olay kapsamında ise soruşturma başlatıldığı aktarıldı.

Ölü muayene raporunda, yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı.

Hazırlanan iddianamede Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu yer aldı. Raporda, E.Ç.'nin işlemiş olduğu 'kasten öldürme', '6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet' ve 'silahla tehdit' suçlarını işlediği, suçların fiili olarak hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu vurgulandı.

Öte yandan maktul Atlas Çağlayan'ın 15 Ocak 2026 tarihli ölü muayene raporu da iddianamede yer aldı. Rapora göre Çağlayan'ın göğüs ön ortada 3 buçuk santimlik kesi, göğüs solda 1 buçuk santimlik kesi olduğu, otopsi raporunda ise, vücutta 2 adet kesici delici alet yarasının tespit edildiği, göğsünün belli yerlerinde geniş kesici delici alet yarasının bulunduğu ve bu yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı.

Olay gününe ait görüntü inceleme tutanakları da iddianamede yer aldı. Tutanaklara göre, olay günü E.Ç. ve arkadaşlarının kafede oturduğu, daha sonra Atlas'ın geldiği, E.Ç.'nin, kafeden çıkarken Atlas ile bakıştığı, Atlas ve arkadaşlarının SSÇ ve arkadaşlarının arkasından gittiği, E.Ç.'nin cebinden bıçak çıkarttığı, elinde bulunan bıçağı Çağlayan'a 2-3 defa sallayarak yaraladığı, SSÇ'nin maktulü bıçakladıktan sonra arkadaşları ile kaçtığı belirtildi.

Öte yandan şüpheli E.Ç.'nin ve maktul Atlas Çağlayan'ın 3 aylık arama ve aranma baz verilerinde, taraflar arasında herhangi bir baz kaydına rastlanmadığı da belirtildi. E.Ç.'nin telefonunda yapılan incelemeye göre, şüphelinin elinde silah olan birden fazla fotoğraf, tek başına silah fotoğrafları ve 1 adet çakı fotoğrafının bulunduğu da iddianamede değinildi.








21 yıl 7 aya kadar hapis cezası talebi

Hazırlanan iddianamede, şüpheli E.Ç. hakkında, 'çocuğa karşı kasten öldürme', '6136 sayılı yasaya muhalefet etme' ve 'zincirleme şekilde silahla tehdit' suçlarından toplam 13 yıl 6 aydan, 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Tekirdağ'da 124 uyuşturucu operasyonunda 124 gözaltı

Tekirdağ'da bir haftada düzenlenen 124 uyuşturucu operasyonunda 124 şüpheli hakkında işlem yapılırken, uyuşturucu ticareti yaptığı belirlenen 19 kişi tutuklandı

09.06.2026 11:30:00
İhlas Haber Ajansı
Tekirdağ'da 124 uyuşturucu operasyonunda 124 gözaltı
Tekirdağ'da 124 uyuşturucu operasyonunda 124 gözaltı
Tekirdağ'da bir haftada düzenlenen 124 uyuşturucu operasyonunda 124 şüpheli hakkında işlem yapılırken, uyuşturucu ticareti yaptığı belirlenen 19 kişi tutuklandı. Operasyonlarda çok miktarda uyuşturucu madde, uyuşturucu hap ve suçtan elde edildiği değerlendirilen para ele geçirildi.

Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince uyuşturucu madde kullanımı ve ticaretinin önlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında son bir haftada gerçekleştirilen operasyonlarda önemli miktarda uyuşturucu madde ele geçirilirken, çok sayıda şüpheli hakkında adli işlem yapıldı.



Tekirdağ genelinde uyuşturucu suçlarıyla mücadele kapsamında 1-8 Haziran 2026 tarihleri arasında 11 ilçede gerçekleştirilen 124 ayrı operasyonda, 19'u uyuşturucu madde satıcısı olmak üzere toplam 124 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı.

Operasyonlarda 1 kilo 454 gram çeşitli türlerde uyuşturucu madde, 31 bin 152 kullanımlık sentetik uyuşturucu emdirilmiş materyal, 63 gram A-M olarak değerlendirilen kimyasal madde, 12 bin 239 adet uyuşturucu hap ile suçtan elde edildiği değerlendirilen 109 bin 375 lira ele geçirildi.



Uyuşturucu madde ticareti yaptığı tespit edilen ve "torbacı" olarak tabir edilen 19 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adli mercilerce tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, özellikle gençleri hedef alan uyuşturucu satıcılarına yönelik mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğü belirtilerek, "Geleceğimiz olan gençlerimizi zehirleyen sokak satıcılarına yönelik mücadelemiz sıfır tolerans anlayışıyla devam edecektir" denildi.

Yetkililer, vatandaşların uyuşturucuyla mücadeleye destek vermelerinin önemine dikkat çekerek, acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi'ne, acil olmayan ihbar ve bildirimlerde ise WhatsApp İhbar Hattı üzerinden emniyet birimlerine ulaşabileceklerini belirtti.

10 yıl önce işlenen cinayete ilişkin 3 kişi gözaltına alındı

İstanbul'un Şişli ilçesinde 2016 yılında bir kadının silahla öldürülmesine ilişkin düzenlenen operasyonda 3 şüpheli gözaltına alındı

 

09.06.2026 11:30:00 / Güncelleme: 09.06.2026 13:28:23
Anadolu Ajansı
10 yıl önce işlenen cinayete ilişkin 3 kişi gözaltına alındı
10 yıl önce işlenen cinayete ilişkin 3 kişi gözaltına alındı

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde "kasten öldürme" suçunun aydınlatılması ve şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışma yürüttü.

Bu kapsamda 24 Mart 2016'da Şişli Fulya Mahallesi'nde Aynur Kanbur'un (49) silahla vurularak hayatını kaybetmesine ilişkin faili meçhul dosya, 2026 yılında yeniden incelemeye alındı.

Yapılan araştırmalarda, cinayeti gerçekleştirdiği değerlendirilen Bülent Gündüz ile olayı azmettirdikleri öne sürülen Fazlı Kar ve Serdar Kar'ın kimlikleri tespit edildi.

Polis ekiplerince bugün sabah saatlerinde düzenlenen operasyonda 3 zanlı yakalandı.

Şüphelilerin emniyetteki işlemleri sürüyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından açıklama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Faili Meçhul Suçlar Soruşturma Bürosunca takibi yapılan soruşturmada Aynur Kanbur'un, ikametinin giriş kapısının önünde şüpheli bir erkek tarafından tabancayla birden fazla kez ateş edilerek öldürüldüğünün belirtildiği, olay yerinde elde edilen kovanların bu zamana kadar hiçbir silahla eşleşmediği belirtildi.

Açıklamada, "Maktul, 90'lı yıllarda Mezdeke Dans Üçlüsü olarak bilinen dans grubunun üyesidir. 2017 yılında maktulün ablasının dilekçesi üzerine akrabaları olan Fazlı Kar, Yüksel Kar ve Serdar Kar isimli şahısların 'daha önceki yıllarda maktulü öldürmekle tehdit ettikleri, bizim sülaleden dansöz çıkmaz' şeklinde söylemleri olduğu iddia edilmesiyle adı geçenlerin HTS kayıtları alınmıştır. Şahısların telefonu olaydan hemen önce kapandığı, ertesi gün öğlene kadar kapalı kaldığı, sonra açıldığı tespit edilmiştir. Yüksel Kar, olaydan iki gün önce ABD'ye gitmiş olup kendisinin de belirtilen zamanlarda telefonu kapalı olduğu anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığımız Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının kurulmasından sonraki süreçte eylemi gerçekleştiren failin Avcılar'dan metrobüse bindiği tespit edilerek, İstanbulkart kullanımı araştırılmış, araştırma neticesinde şahsın Bülent Gündüz olduğu anlaşılmıştır." ifadeleri yer aldı.

Bülent Gündüz'ün telefonunun olaydan önce kapatılıp ertesi gün öğlene kadar kapalı kaldığı, telefonu açınca da Serdar Kar ile mesaj yoluyla iletişim kurduğunun tespit edildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Maktül, Bülent Gündüz ve 'Kar' soyisimli kardeşler uzaktan akraba olup, ortak arazileri de mevcuttur. Bülent Gündüz'ün, bir dönem 'Kar' soyisimli kardeşlerin şirketinde sigortalı olarak çalıştığı tespit edilmiştir. Olayın failleri olarak tespit edilen Bülent Gündüz, Fazlı Kar, Serdar Kar'ın adreslerinde arama kararı alınmış, sabah erken saatlerde tüm adreslere eş zamanlı operasyon yapılması planlanmıştır. Gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında gerçekleştirilen operasyon neticesinde şüpheliler yakalanmış ve gözaltına alınmıştır."

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Şişli'de 24 Mart 2016'da Mezdeke grubu üyesi Aynur Kanbur ile Antalya Kepez'de 25 Kasım 2014'te öldürüldükten sonra cesedi yakılan Şeref Kocabıyık cinayetlerinin aydınlatıldığını bildirmişti.

Kilo vermeyi zorlaştıran 9 hata


 
 
Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceren Güven, hızlı kilo verme amacıyla uygulanan şok diyetlerin, vücutta kas kaybına yol açarak metabolizmayı yavaşlattığını ve sürdürülebilir olmadığını belirterek, kilo verme sürecini zorlaştıran 9 kritik hatayı anlattı.

09.06.2026 00:28:00
MURAT ÇORBACI
Kilo vermeyi zorlaştıran 9 hata
Kilo vermeyi zorlaştıran 9 hata

Bahar aylarının gelişiyle birlikte birçok kişi, kışın aldıkları fazla kilolardan kurtulmak ve 'yaza fit girmek' için harekete geçiyor. Kimi spora başlayıp beslenmesini düzenlerken, kimileri ise hızlı sonuç alma isteğiyle internet ve sosyal medyada karşılaştığı şok diyetler ve zayıflama çaylarına yönelerek sağlığını ciddi riske atabiliyor! Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceren Güven, kilo verme sürecini zorlaştıran 9 kritik hatayı anlattı

1. Öğün atlamak ve uzun süre aç kalmak

Öğün atlamak çoğu kişinin düşündüğünün aksine kilo vermeyi hızlandırmaz, tam tersine metabolizmayı yavaşlatabilir. Uzun süre aç kalan vücut kendini korumaya alarak enerji harcamasını azaltır. Bunun sonucunda bir sonraki öğünde daha fazla yemek yeme eğilimi ortaya çıkar. Ayrıca uzun süreli açlık, kan şekeri dengesini bozarak özellikle tatlı ve yüksek kalorili besinlere yönelimi artırır. Gün sonunda farkında olmadan alınan toplam kalori yükselir ve kilo verme süreci sekteye uğrar. 

2. Yetersiz protein alımı

Yetersiz protein alımında kas kaybı yaşanabilir ve bu da metabolizma hızının düşmesine yol açar. Oysa protein, aynı zamanda tokluk hissini artırarak gereksiz atıştırmaların önüne geçer. Günlük beslenmede yumurta, yoğur, et, tavuk ve baklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarına yeterince yer vermek, hem kilo kontrolünü destekler hem de daha dengeli bir beslenme sağlar.

3. Yetersiz su tüketimi

Su, metabolizmanın sağlıklı çalışması için vazgeçilmezdir. Bu nedenle günlük ortalama 2-2,5 litre su tüketimi, kilo kontrolünün en basit ama en etkili adımlarından biridir.

4. Çok düşük kalorili diyetler

Hızlı kilo vermek için yapılan aşırı düşük kalorili diyetler, kısa vadede sonuç verebilse de uzun vadede sürdürülebilir olmadığı gibi ciddi riskler taşır.

5. Hareketsizlik

Sadece diyet yapmak kilo verme sürecinde çoğu zaman yeterli olmaz. Fiziksel aktivitenin yetersiz olması, harcanan enerinin düşük kalmasına ve kilo kaybının yavaşlamasına neden olur. Düzenli yürüyüş ve egzersiz, hem yağ yakımını hızlandırır hem de kas kütlesini korur.

6. Yetersiz uyku

Uyku düzeninin bozuk olması, vücuttaki açlık hormonlarını doğrudan etkileyerek daha fazla yeme isteğine neden olabilir. Düzenli ve kaliteli uyku, kilo kontrolü açısından en az beslenme kadar önemlidir.

7. Stres ve duygusal yeme

Stres altında birçok kişi farkında olmadan daha fazla ve genellikle sağlıksız besinler tüketir. Bu durum özellikle yüksek kalorili gıdalara yönelimi artırır. Nefes egzersizleri, yürüyüş ve sosyal destek gibi yöntemler bu süreçte yardımcı olabilir.

8. Şok diyetler uygulama

Hızlı kilo verme isteğiyle uygulanan şok diyetler, vücuda yeterli enerji ve besin öğesi sağlamadığı için kas kaybına ve metabolizmanın yavaşlamasına neden olabilir. Bu tür diyetler kısa vadede kilo kaybı sağlasa da sürdürülebilir değildir ve diyet bırakıldığında verilen kilolar hızla geri alınabilir. Sağlıklı kilo kaybı için dengeli ve düzenli beslenme temel olmalıdır.

9. Zayıflama çaylarını bilinçsiz tüketmek

Zayıflama çayları genellikle bağırsakları hızlandırarak geçici kilo kaybı hissi oluşturur. Ancak bu durum yağ kaybı değil, sıvı kaybıdır. Kontrolsüz tüketildiğinde sıvı ve elektrolit dengesini bozabilir, ayrıca bazı bitkisel içerikler karaciğer üzerinde toksik etki oluşturarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle bu tür ürünler mutlaka uzman onayında ve kontrolünde kullanılmalıdır. HABER MERKEZİ

Gençler bataklığa sürükleniyor


 
İkinci Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Kültegin Ögel, gençler arasında sanal bahis ve kumarın alarm verici boyutlara ulaştığını söyledi.
 

09.06.2026 00:10:00 / Güncelleme: 09.06.2026 00:14:29
MURAT ÇORBACI
Gençler bataklığa sürükleniyor
Gençler bataklığa sürükleniyor

Akıllı telefonlar ve dijital platformlar üzerinden birkaç saniyede ulaşılabilen sanal bahis ve kumar uygulamaları, gençler arasında giderek büyüyen bir bağımlılık sorununa dönüşüyor. Uzmanlar, özellikle ekonomik kaygılar ve kısa yoldan kazanç elde etme isteğinin gençleri bu platformlara yönelttiğini belirtirken, başlangıçta sunulan küçük kazançların bağımlılık döngüsünü tetiklediğine dikkat çekiyor.







Salgına dönüştü

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, Bağımlılık Akademisi ve İstanbul Kent Üniversitesi iş birliği ile Kent Üniversitesi Taksim Kampüsü'nde düzenlenen 2. Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu'nda konuşan Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Kültegin Ögel, sanal kumarın Türkiye'de en hızlı yayılan bağımlılık türlerinden biri haline geldiğini söyledi. Kumarın artık yalnızca fiziksel mekânlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Ögel, cep telefonları aracılığıyla günün her saatinde erişilebilen dijital platformların riski katladığını ifade etti.







Para kazanmak mümkün değil

"Sanal kumar yeni neslin karşı karşıya olduğu en önemli bağımlılık alanlarından biri haline geldi" diyen Prof. Dr Ögel, özellikle gençlerin hızlı para kazanma arzusu nedeniyle bu sistemlerin hedef kitlesi haline geldiğini belirtti. Ancak sanal kumarın vaat ettiği kazancın büyük ölçüde bir yanılsama olduğunu vurgulayan Ögel, "Bu yolla düzenli para kazanmak mümkün değil. Buna rağmen gençler bir kez başladığında kendilerini durdurmakta ciddi güçlük yaşıyor" dedi.







Önce kazandırıyorlar!

Uzmanlara göre sanal bahis sitelerinin en tehlikeli yönlerinden biri ise kullanıcıyı sisteme bağlamak için kullandıkları yöntemler. Renkli tasarımlar, anlık bildirimler ve hızlı geri dönüş mekanizmalarıyla dikkat çeken platformların özellikle ilk aşamada kazandırarak güven oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Ögel, "Bir kez kazanan kişi kaybetmeye başladığında da oyunda kalmayı sürdürüyor. Çünkü kayıplarını geri kazanabileceğine inanıyor. Asıl tuzak da burada başlıyor" ifadelerini kullandı.







'Gençlerin kumar borcunu asla ödemeyin'

Klinik Psikolog Yusuf Babacan da bağımlılığın bir beyin hastalığı olduğunu belirterek, "Bağımlılık beynin bazı bölgelerinin işlevselliğini kaybetmesi anlamına geliyor. Beyin ödül merkezi ve kontrol merkezinden oluşur. Kontrol merkezindeki bozulma bağımlılığın gelişmesine neden oluyor. Kontrol merkezi devre dışı kaldığı için kişi kendisini frenleyemiyor. Beynin içsel frenleme sistemi devre dışı kalıyor" diye konuştu. Babacan, online bahis sisteminin ve kumarın gençleri hedef aldığına işaret etti. Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Zengin olma fantezisi onları dipsiz bir kuyuya çekerek, ailelerinin de iflasına sebep oluyor. Çünkü gençler kumar borçlarını ailelerine ödetmeye çalışıyor. 'Bağımlı olduğum için değil, borcumdan dolayı kumar oynadım, borcum olmazsa oynamayacağım' diyerek ailelerini borçlarını ödemeye ikna ediyorlar. Aile de borcu üstleniyor, oysa bu gençlerde bağımlılığın devam etmesine neden oluyor. Çünkü borç kapandığında çok hızlı bir şekilde ve bu defa daha yüklü oranda oynamaya devam ediyorlar. Bu nedenle biz ailelere diyoruz ki, 'Siz borcu ödemeyin. Gelin yapılandıralım.' Çünkü uluslararası araştırmalar gösteriyor ki, gençler uzun vadede kendi borçlarını ödediklerinde, bağımlılıklarının negatif sonuçlarıyla yüzleşiyorlar ve bu durum kumar oynama davranışını durdurmada daha etkili oluyor."

'Türkiye bir hukuk devletidir' iddiası lafta kaldı

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, 2012'den bu yana AYM'ye 739 bin 417 başvuru yapıldığını, yaklaşık 87 bin ihlal kararı verildiğini belirterek, "Anayasa yargısının nihai amacı ihlalleri tespit etmek değil, tekrarını önleyecek bir hukuk kültürü oluşturmaktır" dedi

08.06.2026 20:43:00
İhlas Haber Ajansı
'Türkiye bir hukuk devletidir' iddiası lafta kaldı
'Türkiye bir hukuk devletidir' iddiası lafta kaldı
Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, 2012'den bu yana AYM'ye 739 bin 417 başvuru yapıldığını, yaklaşık 87 bin ihlal kararı verildiğini belirterek, "Anayasa yargısının nihai amacı ihlalleri tespit etmek değil, tekrarını önleyecek bir hukuk kültürü oluşturmaktır" dedi. Ayrıca Özkaya, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası'nın yeni halinin kullanıma açıldığını söyledi.

'Anayasa Mahkemesinin Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şekilde Uygulanmasının Desteklenmesi Avrupa Birliği Avrupa Konseyi Ortak Projesi' kapsamında kapanış töreni ve Adana Bölge Toplantısı kentteki bir otelde düzenlendi.

"Anayasa yargısının nihai amacı anayasal bir bilinç ve uygulama kültürü oluşturmaktır"



Açılışta konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, hukuk devletinin gerçek gücünün, normların etkili şekilde uygulanmasından kaynaklandığına değinerek, "Bilindiği üzere hukuk devletinin gerçek gücü, yalnızca normların varlığından değil bu normların etkili şekilde uygulanmasından kaynaklanmaktadır. Aynı şekilde anayasal güvencelerin gerçek anlamı da yalnızca mahkeme kararlarında değil o kararların toplumsal hayata, yargısal uygulamalara ve kamu otoritesinin işleyişine yansımasında ortaya çıkmaktadır. Esasen anayasa yargısının nihai amacı yalnızca ihlal tespiti yapmak değildir. Daha önemlisi, ihlallerin tekrarını önleyecek anayasal bir bilinç ve uygulama kültürü oluşturmaktır" ifadelerini kullandı.

"14 yılda 739 bin 417 başvuru"



Bireysel başvurunun Türk hukuk sistemi için önemli reformlardan olduğuna vurgu yapan Özkaya, "Bireysel başvuru mekanizması, hiç kuşkusuz Türk hukuk tarihinin en önemli reformlarından biridir. Bireysel başvuru sisteminin bugün ulaştığı nokta, yürüttüğümüz çalışmaların ve kurumsal iş birliğinin ne denli önemli sonuçlar doğurduğunu açıkça göstermektedir. Güncel veriler incelendiğinde, bireysel başvurunun kabul edilmeye başlandığı 23 Eylül 2012 tarihinden bu yana Anayasa Mahkemesi'ne toplam 739 bin 417 başvuru yapıldığı görülmektedir. Bu başvuruların 637 bin 274'ü sonuçlandırılmış, böylece başvuruların yaklaşık yüzde 86'sı karara bağlanmıştır. Derdest bulunan başvuru sayısı ise 102 bin 143'tür. Bu rakamlar, bir yandan vatandaşlarımızın Anayasa Mahkemesine ve bireysel başvuru mekanizmasına duyduğu güveni ortaya koyarken diğer yandan mahkememizin karşı karşıya bulunduğu iş yükünün büyüklüğünü de göstermektedir" dedi.

"87 bin ihlal kararı verilmiştir"



Anayasa Mahkemesi tarafından bugüne kadar 87 bin ihlal kararı verildiğini de anlatan Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, daha sonra şunları söyledi:

"Anayasa Mahkemesi tarafından bugüne kadar makul sürede yargılanma hakkı dahil yaklaşık 87 bin ihlal kararı verilmiş olması, bireysel başvurunun hak eksenli hukuk kültürünün gelişmesinde ne kadar önemli bir işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Bireysel başvurunun temel amacı, bireyin temel hak ve özgürlüklerinin ulusal düzeyde daha güçlü şekilde korunmasını sağlamaktır. Bunun yanında bireysel başvuru, insan haklarına ilişkin uyuşmazlıkların uluslararası mercilere taşınmadan önce ulusal hukuk sistemi içinde çözülebilmesine imkan tanıyan etkili bir iç hukuk yolu niteliği taşımaktadır. Nitekim bireysel başvurunun uygulanmaya başlamasıyla birlikte temel hak ve özgürlüklere ilişkin birçok uyuşmazlık ulusal hukuk sistemimiz içerisinde çözüme kavuşturulabilmiş, böylece Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurularda azalma yaşanmış ve insan haklarının korunmasında iç hukuk mekanizmalarının etkinliği önemli ölçüde güçlenmiştir."

"İlk derece mahkemelerinin verdiği kararlar önemli"

İlk derece mahkemelerinin verdiği kararın önemine atıfta bulunan AYM Başkanı Özkaya, "Bireysel başvurunun başarısı sadece Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararlarla ölçülemez. Asıl önemli olan, bu kararların ilk derece mahkemelerine, bölge adliye mahkemelerine, bölge idare mahkemelerine, idari uygulamalara ve toplumsal hayata etkili şekilde yansımasıdır. Özellikle ilk derece mahkemeleri tarafından Anayasa Mahkemesi kararlarının daha etkin uygulanmasına yönelik hazırlanan yol haritası, kararların hayata geçirilmesinde karşılaşılan sorun alanlarını tespit etmiş ve uygulama süreçlerinin güçlendirilmesine yönelik son derece değerli öneriler sunmuştur" diye konuştu.

"Bireysel başvuru sayısı çok fazla"

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanı Adem Albayrak ise Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuru fazlalığına değinerek, " Bireysel başvuru ülkemizde temel hak ve özgürlüklerin daha iyi korunması ve standartlarının yükseltilmesi amacıyla getirilmiş çağdaş ve önemli bir kazanımdır. Türk Anayasa Mahkemesinin önüne gelen bireysel başvuru sayısının fazla olmasıdır. Bu fazlalık hem işin önemini, hem yürütülüşünü, hem de sıkıntıları birlikte getiriyor. Bu fazlalık öyle bir fazlalık ki, iyi uygulayan Avrupa ülkelerindeki rakamlara baktığımızda 10-12 kat daha fazla. 47 ülkeden başvuru alan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bile üstünde Türk Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru geliyor. Bu sayının çokluğu konusunda hiçbir şüphemiz yok. Bu artan iş yüküyle Anayasa Mahkemesinin başa çıkmak için mümkün olduğunca ve en kısa sürede bu başvuruları sonuçlandırmak için yoğun ve fark edilebilir bir çalışma içerisinde olduğunu görüyoruz" diye konuştu.

"Adalet, mülkün temelidir"

Adana Valisi Mustafa Yavuz ise Adana'nın program için öneminden bahsederek, "Adana, tarih boyunca milletlerin hafızasında iz bırakan şehirlerden bir tanesidir. Toroslara vakıf duruşunu ufkunda taşıyan Adana'mız tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Bu kadim şehir, geçmişten bu güne dayanışmanın önemli şehirlerinden bir tanesi olmuştur. Bu topraklar asırlar boyunca devlet geleneğinin ve milletimizin hakkaniyet duygusunu aynı zeminde buluşturmuştur. Adalet, mülkün temelidir. Bu tür programlar vatandaşlarımızın adalete olan güveninin pekişmesine katkı sağlayacağına inanıyorum" dedi.

Ayrıca toplantıda Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi Başkanı William Massolin, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Yönetişim Bölüm Başkanı Jean Barbe, Adana Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Bestami Tezcan, Adana Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Mehmet Yüksek, Adana Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Ferhat Karakuş, Adana Cumhuriyet Başsavcısı Altuğ Kürşat Şahin, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Metin Yıldırım, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Vasip Şahin, Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanvekili Fuzuli Aydoğdu'da birer konuşma yaptı.

Açılış konuşmalarının ardından 'Bireysel Başvuru İhlal Kararlarının Objektif ve Subjektif Etkisi' konulu oturum gerçekleştirildi.
Programa hakim ve savcılar katıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.