Eli kanlı Yezid’in düşük ahlakı
Sarhoş bir hâlde iken namaz kıldıracak kadar içkiye müptela olan Yezid bu alışkanlığını da çölde geçirdiği günlerde kazanmıştır. Yezid’in etine dolgun, iri yarı, vücudu çok kıllı ve çopur yüzlü olduğu kaynaklarda yazmaktadır
Haber Merkezi





Yezid'in annesi, Yâkubî mezhebine bağlı Hıristiyan bir kabile olan Kelb kabilesindendir. Meysun isimli bu kadın, çöl yaşantısını Muaviye ile evlendikten sonra dahi bırakamamıştır.
1- Yezid gençlik yıllarını çölde geçirmiştir. Muaviye'nin, Meysun ve Yezid'i çöle göndermesi ile ilgili çeşitli rivayetler vardır. Bir rivayete göre Neysun'un çöle olan özlemi nedeniyle Muaviye'nin oğlu Yezid'i çölde fasih Arapça öğrenebilmesi için şehir hayatından kopararak çöle göndermiştir. Emevî halifeleri arasında çöl eğitimi alması için çöle gönderilen ilk kişi Yezid'dir. Hıristiyan olan Ahtal ve Mansur b. Sercun'un torunu Yu- hanna ed-Dimeşkî ile arkadaş olması nedeniyle bazı tarihçiler Yezid'in çölde Hıristiyan kültürü ile yetiştiğini ifade etmektedirler. Sarhoş bir hâlde iken namaz kıldıracak kadar içkiye müptela olan Yezid bu alışkanlığını da çölde geçirdiği günlerde kazanmıştır. Yezid'in etine dolgun, iri yarı, vücudu çok kıllı ve çopur yüzlü olduğu kaynaklarda yazmaktadır. Yaşayış tarzı ile ilgili olarak Mesudî'nin "Müruc'uz-Zeheb" adlı eserinden şu bilgileri aktaralım: "Yezid'in sireti (tavır ve hareketleri) firavunluk siretiydi. Hatta Firavun yönetimde ondan daha adil idi. Onun saltanatı İslam için büyük bir utanç kaynağı oldu. Şarap içmesi, Hazreti Peygamberin (s.a.v.) oğlunu şehit etmesi, Hazreti Peygamberin (s.a.v.) vasisine (Hz. Ali) lanet okuması, Kâbe'yi yakıp tahrip etmesi ve çok kan dökmesi, özellikle Medine halkını katliama tâbi tutması, sayısız fısk ve fücurları gibi birçok iğrenç amelleri onun bağışlanmayacağını göstermektedir."
2- Muaviye'nin şaraba olan düşkünlüğü, yakın çevresinde Muaviye'nin onu yerine veliaht tayin etmesine de engel olarak görülmüştür. Yezid'in hac emirliği yaptığı dönemde kutsal topraklarda çekinmeden içki âlemi yaptığı ile ilgili rivayetler de vardır. Muaviye'nin halifeliği esnasında Medine'de bir içki meclisinde olduğu ve Hz. Hüseyin (a.s.)'ın da bu mecliste onunla konuştuğu ile ilgili bir rivayeti verelim:
"İbn Abbas ile Hz. Hüseyin (a.s.) onun yanına gitmek isteyince kendisine, "İbn-i Abbas şarap kokusunu tanır" denilir. Bunun üzerine İbn-i Abbas'ın yanına alınmamasını söyleyip Hz. Hüseyin (a.s.)'ın içeri girmesine müsaade eder. Hz. Hüseyin (a.s.) içeri girince şarap kokusu ile birlikte hoş kokuların gelmekte olduğunu görür ve, "Ne güzel bir koku? Nedir bu?" der. Yezid ona şu cevabı verir: "Bu Şam'da imal edilen bir kokudur." Yezid daha sonra söz konusu şaraptan bir kadeh getirilmesini emreder ve onu içer. Sonra bir kadeh daha isteyip, "Onu da Ebu Abdullah'a (Hz. Hüseyin) içirin" der. Hz. Hüseyin (a.s.) ise ona şöyle söyler: "Şarabın senin olsun. Senin içkinde benim gözüm yok."
Hz. Hüseyin (a.s.)'ın bu cevabı karşısında Yezid şu şiiri okumuştur:
"Hayret sana ey arkadaş/Seni davet ettim de gel- medin/Genç kızlara, şehvete, şarkıya/Eğlenceye ve şaraba/Süslü bir kadehtedir o/Arapların efendileri de etrafında/Bu kaplarda senin kalbini/Çürüten ve fayda vermeyen bir şey var."
Hz. Hüseyin (a.s.) bu şiiri dinledikten sonra derhal ayağa kalkar ve Yezid'e yönelerek şöyle der: "Hayır, Muaviye'nin oğlu, asıl senin kalbin çürüsün!"
Sarhoş olması ile ilgili bir nakli de İmam Hüseyin (a.s.)'ın şehadetinden sonraki dönemden verelim: "... Hüseyin (a.s.)'ın öldürülmesinden sonra idi. Yezid sâkiye döndü ve şöyle dedi:
"Bana bir yudum içki ver, kemiklerimin susuzluğunu gider- sin/Sonra dön ve aynısını sırrımın sahibi/Ve yanımda güvenilir biri olan İbn Ziyad'a ver/Ki, ganimetim ve cihadım sağlamlaşsın."
Ardından şarkıcılara emretti, şarkı söylemeye başladılar. Onun zamanında Mekke ve Medine'de açıktan müzik çalınmaya, çeşitli eğlenceler düzenlenmeye başladı ve insanlar herkesin gözü önünde şarap içer oldular."















































































