logo
06 MART 2026


ELLER TETİKTE

28.12.2001 00:00:00
Hindistan Savunma Bakanı George Fernandes, Pakistan sınırına 2 ya da 3 gün içinde konuşlandırılacak askerlerin, olası bir durumda müdahaleye hazır olacağını söyledi

Şu anda ülkesinin, diplomatik çabalar üzerinde oldukça yoğunlaştığını belirten Fernandes, "Diplomasiye şans tanımak istiyoruz" diye konuştu. BM Genel Sekreteri Kofi Annan ise Hindistan ve Pakistan liderlerine gerginliği tırmandırmamaları yönünde uyarı mesajı gönderdi.

Füzeler ateşlenmeye hazır

George Fernandes, dün de Hindistan'ın füze sistemlerinin hazır olduğunu ve Pakistan sınırı boyunca yer alan üslere savaş uçakları konuşlandırıldığını bildirmişti. Hint meclisine 13 Aralık'ta girişilen kanlı saldırı, Hindistan-Pakistan ilişkilerini yeniden gerginleştirmişti. Toplam 14 kişinin öldüğü saldırıdan sonra sınıra askeri yığınak yapan iki ülke, 1947'den bu yana üç kez savaştı.

Annan'dan uyarı mesajı

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Hindistan ve Pakistan liderlerine birer mesaj göndererek, aralarındaki gerginliği körüklemekten vazgeçmeleri ve anlaşmazlıkları diyalog yoluyla çözümlemeleri tavsiyesinde bulundu. Annan'ın, mektupları, Hindistan Başbakanı Atal Bihari Vajpayii ile Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref'e yolladığı bildirildi.

Marmaris'te Arda Deniz Onat davasında ilk duruşma görüldü

Muğla'nın Marmaris ilçesi Bozburun Mahallesi'nde 20 yaşındaki denizci gencin teknede çıkan kavgada hayatını kaybetmesine ilişkin davanın ilk duruşması görüldü

06.03.2026 17:54:00 / Güncelleme: 06.03.2026 17:58:03
İHA
Marmaris'te Arda Deniz Onat davasında ilk duruşma görüldü
Marmaris'te Arda Deniz Onat davasında ilk duruşma görüldü
20 Temmuz 2025 tarihinde saat 19.30 sıralarında Bozburun Mahallesi Kocabahçe Koyu'nda demirli bulunan "Arda Deniz" adlı teknede, turda olan Arda Deniz Onat (20) ile İsviçreli üç kadın müşterinin misafirleri olduğu öğrenilen Sinan Yetkin, Selim Yetkin ve Coşkun Volkan Canfedai arasında tartışma çıktı. Kısa sürede kavgaya dönüşen olayda Onat, başına aldığı darbe sonrası denize düştü. Babası Kenan Onat tarafından baygın halde sudan çıkarılan genç denizci, ihbar üzerine olay yerine gelen Sahil Güvenlik ekiplerine teslim edildi. Sahil Güvenlik botuyla Germe Limanı'na getirilen Onat, burada hazır bekleyen sağlık ekiplerine ulaştırıldı. Hastaneye kaldırılan Arda Deniz Onat, doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Kavgada yaralanan Sinan Yetkin, Selim Yetkin ve Coşkun Volkan Canfedai ise Marmaris Devlet Hastanesi'ndeki tedavilerinin ardından gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen üç şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Arda Deniz Onat'ın cenazesi ise 21 Temmuz 2025 tarihinde Bozburun'da gözyaşları arasında toprağa verildi.



Soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, Coşkun Volkan Canfedai ve Selim Yetkin hakkında "taksirle ölüme sebebiyet verme", Sinan Yetkin hakkında ise "bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme" suçlarından dava açıldı. Sanıkların olay gününden bu yana tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşması Marmaris Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşma öncesinde Onat'ın ailesi, yakınları ve arkadaşlarından oluşan yaklaşık 300 kişi adliye bahçesinde toplandı.



"Ölüm kalp krizi değil"

Tutuklu yargılanan sanıkların SEGBİS üzerinden bağlandığı, tanıkların dinlendiği duruşma sonrası açıklama yapan Onat ailesinin avukatlarından Anıl Aba, dosyada yer alan raporların çelişkili olduğunu savunarak, ölümün kalp krizi sonucu gerçekleştiği iddiasını kabul etmediklerini söyledi. Aba, otopsi raporlarında Arda Deniz Onat'ın kalp krizi geçirdiğini gösteren herhangi bir iz bulunmadığını belirterek, "Arda'nın kalp krizi sonucu öldüğünü gösteren ne otopsi raporlarında ne de bunu destekleyen başka bir raporda herhangi bir iz bulunmaktadır. Buna rağmen ölümün stres anında gelişen bir kalp krizi sonucunda gerçekleştiğini belirten bir rapor düzenlenmiştir" dedi.



Dosyanın Adli Tıp Üst Kurulu'na gönderilmesini talep ettiklerini ancak mahkemenin otopsi raporu ile Adli Tıp Birinci İhtisas Dairesi raporu arasında çelişki bulunmadığı gerekçesiyle taleplerini reddettiğini belirten Avukat Aba, bu konuda yeniden girişimde bulunacaklarını söyledi. Avukat Aba, Arda Deniz Onat'ın aldığı darbeler nedeniyle sersemleyerek denize düştüğü ve boğulma sonucu hayatını kaybetmiş olabileceğini savunarak, "Amacımız dosyanın Adli Tıp Üst Kurulu'na gitmesi ve Arda'nın kalp krizi sonucu değil, aldığı darp nedeniyle sersemleyip denize düşerek boğulma sonucu hayatını kaybettiğinin ortaya konulmasıdır. Eğer bu durum ispatlanırsa olayın hukuki niteliği değişecektir" dedi.

Avukat Aba, Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında üniversitelerin tıp fakültelerinden bilimsel rapor talep edeceklerini belirterek, ölüm nedeninin uzman doktorlardan oluşacak kurul tarafından değerlendirilmesini isteyeceklerini ifade etti.



"Suç vasfının değişmesi için mücadele edeceğiz"

Ailenin bir diğer avukatı Alper Dağ da sanıkların ifadelerinde olayın kendi iradeleri dışında gerçekleşmiş gibi anlatıldığını belirtti. Otopsi raporları ile Adli Tıp Kurumu değerlendirmeleri arasında çelişki bulunduğunu savunan Dağ, suç vasfının değişmesine ve daha ağır cezalar verilmesine yönelik hukuki girişimlerde bulunacaklarını söyledi. Dağ, sanıkların ifadelerinde üzgün ve pişman olduklarını dile getirdiklerini ancak bunun saldırı veya kavgaya iştirak ettiklerini kabul eden bir pişmanlık beyanı niteliği taşımadığını ifade etti.

"Oğlumun kalp rahatsızlığı yoktu"

Olay sırasında yanında olan ve adliyede yüzlerce kişi ile birlikte davayı takip eden Arda Deniz Onat'ın babası Kenan Onat ise, ailenin denizcilik yaptığını ve düzenli sağlık raporları aldıklarını belirterek, "Biz denizciyiz, sürekli sağlık kontrolünden geçiyoruz. Oğlumun herhangi bir kalp ya da sağlık sorunu yoktu" dedi.

Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek, davayı 3 Nisan tarihine erteledi.

İzmir'de özel okulda akran zorbalığı ve veli şiddeti

İzmir'de bir özel okulda öğrenim gören 7. sınıf öğrencisinin diğer öğrencilere akran zorbalığı yaptığı iddiaları üzerine okul yönetimi inceleme başlattı. Yapılan incelemeler ve velilerin şikayetleri doğrultusunda okula çağrılan öğrenci velisinin, okul müdürünün odasında saldırgan tavırlar sergilediği ileri sürüldü

06.03.2026 12:52:00 / Güncelleme: 06.03.2026 12:55:51
İHA
İzmir'de özel okulda akran zorbalığı ve veli şiddeti
İzmir'de özel okulda akran zorbalığı ve veli şiddeti
Olay, 10 Şubat tarihinde meydana geldi. Y.A. (13) isimli öğrencinin arkadaşlarına yönelik "Seni babama öldürtürüm" gibi ifadeler içeren mesajlar ve mektuplar gönderdiği tespit edildi. Aynı öğrencinin kendi aralarında oluşturdukları WhatsApp gruplarında da küfür ve hakaret içeren sözler kullandığı, yine arkadaşlarına yönelik tehdit mesajları kullandığı da belirlendi. Bunların üzerine diğer velilerin ve öğrencilerin şikayet dilekçeleri de okul yönetimini harekete geçirtti. Olayla ilgili inceleme başlatan yönetim, Y.A.'nın annesi S.A. ve babası V.A.'yı görüşme yapmak için okula davet etti.

Okulda arbede yaşandı

Okul yönetimi ile 12 Şubat'ta gerçekleştirilen görüşme sırasında, öğrenci velisinin saldırgan tavırlar sergilediği iddia edildi. Okul müdürünün odasındaki kitapları yerlere saçan ve masayı dağıtan velinin, görevlilere yönelik ağır hakaret ve tehditlerde bulunduğu belirtildi. Ayrıca velinin, öğrencilerin bulunduğu mesaj gruplarına girerek tehdit içerikli ses kayıtları ve yazışmalar paylaştığı öne sürüldü.

Akran zorbalığı şikayetleri üzerine süreç başlatıldı

Okul Müdürü Burcu Söğütcüpınar, 10 Şubat tarihinde okullarında bazı öğrencilerin akran zorbalığına maruz kaldığına dair ciddi şikayetler aldıklarını belirterek, öğrenci WhatsApp grupları üzerinden tehdit içerikli mesajlar paylaşıldığını ve "Seni babama öldürtürüm" ifadelerinin yer aldığı yazılı tehdit mektuplarının ortaya çıktığını söyledi. Bu gelişmeler üzerine okul yönetiminin hemen harekete geçtiğini ifade eden Söğütcüpınar, diğer velilerin de çocuklarının güvenliği konusundaki endişelerini dile getiren toplu dilekçeler verdiğini ve okul-aile iş birliğini sağlamak amacıyla söz konusu öğrencinin velilerini okula davet ettiklerini belirtti.



Görüşme şiddet olayına dönüştü

12 Şubat'ta gerçekleştirilen görüşmenin ne yazık ki bir şiddet olayına dönüştüğünü dile getiren Söğütcüpınar, öğrencinin durumunu görüşmek üzere davet edilen velinin okul yöneticisinin odasında kitapları yerlere saçtığını, masayı dağıttığını ve saldırgan tavırlar sergilediğini aktardı. Olay sırasında şahıslara yönelik ağır hakaret ve tehditlerin savrulduğunu vurgulayan Söğütcüpınar, yaşanan bu durumun okulun huzur ve güvenliğini doğrudan hedef aldığını ifade etti.

"Okullar polemik merkezi değil"

Eğitimcilerin özellikle bir velinin doğrudan öğrencilerin bulunduğu mesaj gruplarına girerek tehdit ve hakaretlerde bulunmasını en büyük sorun olarak değerlendirdiğini belirten Söğütcüpınar, "Amacımız suça sürüklenen çocukları topluma kazandırmak ve bu tür üzücü olayların önüne geçmektir" dedi. Son dönemde medyada yer alan, bir öğretmenin öğrencisi tarafından öldürülmesi gibi acı haberlerin tekrar etmesini istemediklerini belirten Söğütcüpınar, "Okullar polemik merkezleri değil, çocukların geleceğinin inşa edildiği alanlardır" ifadelerini kullandı.

Hukuki süreç başlatıldı

Yaşanan olayların ardından okul yönetimi olarak adli makamlar, sosyal hizmetler ve ilgili tüm mercilere gerekli başvuruları yaptıklarını ve durumu yargıya taşıdıklarını söyleyen Söğütcüpınar, diğer öğrencilerin ve velilerin güvenlik kaygısı duymaması gerektiğini vurguladı. Okulun güvenliğini korumak için tüm sorumluluğu aldıklarını ve hukuki süreci titizlikle takip ettiklerini belirten Söğütcüpınar, velilere de "Gönlünüz rahat olsun" mesajı verdiklerini söyledi.

Disiplin cezası aldı, başka bir okula nakledildi

Öte yandan, yaşanan olayların ardından okul yönetimi tarafından disiplin kuruluna sevk edilen öğrencinin, ailesi ile yapılan görüşmede başka bir okula nakledilmesi istendi. Öğrencinin kaydı ailesi tarafından başka bir okula alındı.

İstanbul'da yeni nesil mafya operasyonu: 10 gözaltı

Yeni nesil suç örgütlerine yönelik İstanbul'da düzenlenen operasyonlarda, tehdit ve iş yerlerine silahlı saldırı da dahil farklı eyleme karıştıkları tespit edilen 10 şüpheli gözaltına alındı

06.03.2026 10:31:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da yeni nesil mafya operasyonu: 10 gözaltı
İstanbul'da yeni nesil mafya operasyonu: 10 gözaltı
Yeni nesil suç örgütlerine yönelik İstanbul'da düzenlenen operasyonlarda, tehdit ve iş yerlerine silahlı saldırı da dahil farklı eyleme karıştıkları tespit edilen 10 şüpheli gözaltına alındı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yeni nesil suç ağlarının faaliyetlerine yönelik geniş kapsamlı bir çalışma yapıldı.

Savcılıkça yürütülen soruşturma çerçevesinde, İstanbul'un Bağcılar, Bakırköy ve Kartal ilçelerinde farklı tarihlerde esnafa tehdit ve işyerlerine silahlı saldırı düzenlemekle suçlanan şüpheliler teknik ve fiziki takibe alındı.

Çete üyelerinin kimlikleri ve adresleri tek tek belirlendi. Ardından söz konusu zanlıların yakalanması için bu sabah erken saatte operasyon yapıldı. İstanbul'da tespit edilen adreslere yönelik eş zamanlı operasyonda, başka bir soruşturma nedeniyle firari olarak aranan bir kişinin de aralarında bulunduğu 10 şüpheli gözaltına alındı.

Gözaltına alınan zanlılar sorgulanmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü Müdürlüğü'ne götürüldü. Yakalanan şahıslar hakkında yürütülen işlemler sürerken, çete üyelerinin gerçekleştirdiği silahlı saldırıların güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı.

26 milyar 532 milyonluk yasa dışı bahis operasyonunun görüntüleri

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, yasa dışı bahis suçu işleyerek elde edilen suç gelirlerini aklamaya çalıştığı belirlenen 20 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi

06.03.2026 10:28:00
İhlas Haber Ajansı
26 milyar 532 milyonluk yasa dışı bahis operasyonunun görüntüleri
26 milyar 532 milyonluk yasa dışı bahis operasyonunun görüntüleri
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, yasa dışı bahis suçu işleyerek elde edilen suç gelirlerini aklamaya çalıştığı belirlenen 20 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi.

Soruşturma kapsamında 11 adet lüks araç, 8 adet konut ve 67 adet tarla ve arsa olmak üzere toplam 75 adet menkul ve gayrimenkule el konulurken, şüphelilerin 2025 yılının Ocak-Kasım döneminde toplam 26 milyar 532 milyon 385 bin 74 TL işlem hacmine ulaştığı belirlendi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Malta merkezli kripto varlık sağlayıcısı Fincrypto UAB (Paymix) ödeme kuruluşunun, yasa dışı bahis suçu işleyen gruplara finansal altyapı sağladığına yönelik kuvvetli suç şüphesi tespit edildi.

Sağlanan bu finansal altyapı ile kuruluş tarafından elde edilen suç gelirlerinin, paravan şirketler ve karmaşık para transfer döngüleri kullanılarak finansal sisteme sokulduğu ve aklanmaya çalışıldığı da soruşturma kapsamında belirlendi.

İGaming isimli altyapı sağlayıcı şirketin ise BTK tarafından erişime kapatılan 40 yasa dışı bahis sitesine altyapı sağladığı ve MASAK raporuna göre aylık yaklaşık 1 milyar dolar tutarında hasılat elde ettiği ortaya çıktı.

Elde edilen bu gelirlerin, Malta merkezli kripto varlık sağlayıcısı Fincrypto UAB (Paymix) üzerinden yurt dışındaki kripto para borsalarına aktarıldığı belirlendi. Soruşturma kapsamında hazırlanan MASAK raporuna göre şüphelilerin 2025 yılının Ocak-Kasım döneminde toplam 26 milyar 532 milyon 385 bin 74 TL işlem hacmine ulaştığı belirlendi.

Yapılan tespitler kapsamında İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce İstanbul merkezli Hatay, Mersin, Ankara, Düzce, Antalya, İzmir, Yalova, Tekirdağ ve Bursa'da 20 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi.

Öte yandan İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla 11 adet lüks araç, 8 adet konut ve 67 adet tarla ve arsa olmak üzere toplam 75 adet menkul ve gayrimenkule el konulurken, 30 şahsa ait 550 adet banka ve kripto para hesabına bloke işlemi uygulandı. Gözaltına alınan şüphelilerin Maslak'ta bulunan İstanbul İl Jandarma Komutanlığına getirildiği ve işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

Basın İlan Kurumu ile İstanbul Üniversitesi arasında iş birliği protokolü

Kamu-akademi iş birliğini güçlendirecek protokol kapsamında; eğitim ve staj programlarından ortak araştırma projelerine, bilimsel etkinliklerden uygulamalı çalışmalara kadar geniş bir alanda ortak adımlar atılacak

05.03.2026 11:20:00 / Güncelleme: 05.03.2026 11:20:36
Haber Merkezi
Basın İlan Kurumu ile İstanbul Üniversitesi arasında iş birliği protokolü
Basın İlan Kurumu ile İstanbul Üniversitesi arasında iş birliği protokolü
Türk basınının desteklenmesine ve gelişimine yönelik faaliyetlerini sürdüren Basın İlan Kurumu, Türkiye'nin köklü yükseköğretim kurumlarından İstanbul Üniversitesi ile iş birliği protokolü imzaladı. İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünde imzalanan protokolle iki kurum arasında eğitim, araştırma ve uygulama odaklı çok boyutlu bir iş birliği süreci başlatılmış oldu.

Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay ile İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar'ın imza attığı protokol çerçevesinde taraflar; sertifika programları, eğitim programları, seminer, çalıştay, konferans, uygulamalı eğitim, araştırma projeleri gibi somut akademik ve mesleki iş birliği çalışmaları gerçekleştirecek.

Eğitim materyallerinin geliştirilmesi, karşılıklı uzman desteği sağlanması ve ihtiyaçlar doğrultusunda özel eğitim programlarının tasarlanmasının yanı sıra öğrencilerin, akademisyenlerin ve kurum personelinin yer alacağı eğitim, araştırma ve sosyal sorumluluk projeleri yürütülmesi de protokol kapsamında yer alıyor.

Ayrıca, Basın İlan Kurumu'nun Üniversite bünyesinde düzenleyeceği etkinlik ve projelerde duyuru, katılım ve mekân desteği İstanbul Üniversitesi tarafından sağlanacak. Kurumun öğrenci ve akademisyenlere açık programlarının ilgili kitlelere ulaştırılması konusunda da Üniversite destek verecek.

Staj ve uygulamalı eğitim imkânı

İstanbul Üniversitesi öğrencileri, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda Basın İlan Kurumu bünyesinde uygulamalı eğitim ve staj imkânından yararlanabilecek. Staj programları, akademik takvimle sınırlı ve eğitim amaçlı olarak yürütülecek.

Protokol ile iki köklü kurum arasında bilgi ve tecrübe paylaşımının artırılması, öğrencilerin mesleki gelişimlerinin desteklenmesi ve akademi-kamu iş birliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor.



İletişim Başkanı Duran'dan İran'dan ateşlenen füzeye ilişkin açıklama

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasından geçerek Hatay bölgesinde Türk hava sahasına yönelen füzenin etkisiz hale getirildiğini ve kurumların süreci anlık ve tam bir eş güdüm içerisinde takip ettiğini kaydetti

04.03.2026 15:27:00 / Güncelleme: 04.03.2026 15:30:50
İHA
İletişim Başkanı Duran'dan İran'dan ateşlenen füzeye ilişkin açıklama
İletişim Başkanı Duran'dan İran'dan ateşlenen füzeye ilişkin açıklama
İletişim Başkanı Duran, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasından geçerek Hatay bölgesinde Türk hava sahasına yönelen bir füzenin etkisiz hale getirildiğini, bunun sonucunda ise füze parçasının Hatay'ın Dörtyol ilçesinde bir alana düştüğünü ifade etti.

Duran, meydana gelen olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanmanın yaşanmadığının altını çizdi. Kurumların süreci anlık ve tam bir eş güdüm içerisinde takip ettiğini aktaran Duran, "Ülkemizin ve aziz milletimizin güvenliğini sağlama konusundaki irademiz ve kapasitemiz en üst seviyededir. Topraklarımızın ve hava sahamızın savunulmasına yönelik gerekli her türlü adım tereddütsüz atılacaktır. Karşılaşılabilecek hasmane tutumlara yönelik uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli karşılık verilecektir. Bu süreçte NATO ve müttefiklerimizle istişare ve iş birliği sürdürülecektir. Tüm taraflara, bölgede gerilimi artıracak ve çatışmaların daha geniş bir alana yayılmasına yol açabilecek adımlardan uzak durması yönündeki uyarımızı yineliyoruz. Tarafların sorumluluk bilinciyle hareket etmesi büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi.

Bu süreçte medya kuruluşlarından ve sosyal medya kullanıcılarının daha hassas hareket etmeleri, teyide muhtaç ve kamuoyunu paniğe sevk edebilecek haber ve paylaşımlara itibar etmemeleri gerektiğine vurgu yapan Duran, "Resmi makamlarımız tarafından yapılan açıklamalar dışındaki bilgi ve paylaşımlara karşı dikkatli olunması önem arz etmektedir" diye konuştu.

Duran, açıklamasına şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın her vesileyle vurguladığı üzere Türkiye bölgede barışın, istikrarın ve diyalogun hâkim olması için yoğun bir diplomatik çaba yürütmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ülkemiz, gerilimin tırmanmaması, sivillerin korunması ve sorunların uluslararası hukuk temelinde barışçıl yollarla çözülmesi için aktif bir rol üstlenmektedir. Bu tür gelişmeler karşısında milletçe sergileyeceğimiz birlik, beraberlik ve dayanışma en büyük gücümüzdür. Devletimiz tüm kurumlarıyla görev başındadır. Türkiye, bölgede tansiyonun düşürülmesi ve sorunların barışçıl yollarla çözümü için üzerine düşen sorumluluğu yapıcı bir anlayışla yerine getirmeye devam edecektir."

İran'dan ateşlenerek Türk hava sahasına yönelen balistik mühimmat etkisiz hale getirildi

Milli Savunma Bakanlığı, İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmatın, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini bildirdi

 

04.03.2026 15:09:00 / Güncelleme: 04.03.2026 15:14:18
AA
İran'dan ateşlenerek Türk hava sahasına yönelen balistik mühimmat etkisiz hale getirildi
İran'dan ateşlenerek Türk hava sahasına yönelen balistik mühimmat etkisiz hale getirildi

Bakanlığın NSosyal hesabından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"İran'dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasını geçtikten sonra Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında angaje edilerek etkisiz hale getirilmiştir.

Hatay ili Dörtyol ilçesinde düşen mühimmat parçasının, söz konusu tehdidin havada imha edilmesi sonrasında önleme yapan hava savunma mühimmatına ait olduğu tespit edilmiştir. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma söz konusu değildir.

Ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak konusundaki irademiz ve kapasitemiz en üst seviyededir. Türkiye bölgesel istikrar ve huzurdan yana taraf olurken kimden ve nereden gelirse gelsin topraklarının ve vatandaşlarının güvenliğini sağlamaya muktedirdir.

Topraklarımızın ve hava sahamızın savunulmasına yönelik her türlü adım kararlılıkla ve tereddütsüz atılacaktır. Ülkemize yönelik her türlü hasmane tutuma karşı cevap verme hakkımızın mahfuz olduğunu hatırlatıyoruz.

Tüm taraflara, çatışmaların bölgede daha da yayılmasına neden olacak adımlardan uzak durma uyarısında bulunuyoruz. Bu kapsamda NATO ve diğer müttefiklerimizle istişare içinde olmayı sürdüreceğiz." 

Uzmanı açıkladı: Savaş 4-5 hafta sürebilir

ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Aslında baktığımız zaman bu savaşın temeli daha 1990'lara dayanıyor. Çünkü Amerika 1990'larda bir harita yayınlamış ve Orta Doğu bölgesindeki devletlerin çeşitli şekillerde parçalanacağını ilan etmişti" dedi

04.03.2026 14:17:00 / Güncelleme: 04.03.2026 14:19:55
İHA
Uzmanı açıkladı: Savaş 4-5 hafta sürebilir
Uzmanı açıkladı: Savaş 4-5 hafta sürebilir
ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik eş zamanlı saldırılarına ilişkin İhlas Haber Ajansı'na (İHA) açıklamalarda bulundu. Dr. Mithat Atabay, "Amerika, İran'ı dize getirmek için bütün gücünü kullanarak İsrail'le birlikte hareket ediyor ve bu savaşın yaklaşık olarak 4-5 hafta süreceği tahmin edilmektedir" ifadelerini kullandı.



ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, bu savaşın temellerinin öncesinde atıldığını belirterek, "Aslında baktığımız zaman bu savaşın temeli daha 1990'lara dayanıyor. Çünkü Amerika 1990'larda bir harita yayınlamış ve Orta Doğu bölgesindeki devletlerin çeşitli şekillerde parçalanacağını ilan etmişti. Başlangıçta bu hayal gibi görünse de baktığımız zaman son 30 yılda bunun son ayaklarından bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle İran bölgesinde önemli bir güç. Çünkü Orta Doğu coğrafyasında üç temel halk var. Bunlardan bir tanesi Araplar, bir tanesi Acemler, biri de Türkler. Bu üç halk birbirleriyle de aynı zamanda egemenlik savaşı da yapmışlardır tarih boyunca. Bunlar her zaman dışarıdan gelecek olan güçlere karşı da aslında iş birliği içerisinde oldular. Ama baktığımız zaman 20. yüzyıl ve 21. yüzyıl Orta Doğu coğrafyasında enerji kaynaklarının bulunduğu bir yer olarak karşımıza çıktı ve adeta dünyanın kalbi olarak kendisini ön plana çıkardı. En büyük rakip olarak da baktığımız zaman İran'ı görüyoruz. Çünkü İran 1979 yılındaki özellikle İslam devrimi sonrasında ön plana çıktı ve kendisi gibi Şii olan gruplarla birlikte Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in en büyük düşmanı olarak karşılarına çıktı. Amerika Birleşik Devletleri 1990'dan itibaren Orta Doğu'daki devletleri birer birer dize getirdikten sonra sıra İran'a gelmişti. Bunu da özellikle İran'ın nükleer güç olarak ortaya çıkmasını gerekçe göstererek, gerçekte ise İran'ın bir siyasi güç ve askeri güç olarak varlığını ezmek amacıyla böyle bir saldırıya geçti ve bu saldırı önce 12 gün savaşıyla kendisini gösterdi. Şimdi ise Amerika, İran'ı dize getirmek için bütün gücünü kullanarak İsrail'le birlikte hareket ediyor ve bu savaşın yaklaşık olarak 4-5 hafta süreceği tahmin edilmektedir" dedi.

Savaşın ne kadar elektronik bir savaş da olsa mutlaka bir kara harekatı ile sonuca varılacağını söyleyen Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, "Tabii baktığımız zaman bu savaş aslında bir elektronik savaş olarak karşımıza çıkıyor. Ama savaşlar hiçbir zaman hava kuvvetleri veyahut da bu tür füze saldırılarıyla sonuçlanmıyor. Mutlaka kara harekatı gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri, İran içerisindeki çeşitli grupları da ayaklandırmak vasıtasıyla iç savaş çıkarmak istiyor. Ancak şu ana kadar bunda başarılı olamadığını görüyoruz. Eğer bu şekilde devam ederse İran karşılık verecek ve bu karşılık çerçevesinde de orada bir kaos ortamı ortaya çıkacak. İran, Amerika Birleşik Devletleri'nin bu direncini kırmak için körfezdeki ülkelere ve Amerika'nın üstlerine saldırılar gerçekleştirirken aynı zamanda bugün de Hürmüz Boğazı'nı kapattı ve petrolü bir silah olarak kullanma yolunu tercih etti. Bu durumda tabii buradaki kaos dünya ekonomisini derinden etkileyecek" şeklinde konuştu.

Türkiye'nin yeni bir göç dalgası için tedbirli olması gerektiğini kaydeden Dr. Mithat Atabay, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye'ye baktığımız zaman Türkiye özellikle bu savaşın uzun sürmesi karşısında yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalacak. Bu durumda Türkiye'nin tedbirli olması gerekiyor. Ayrıca Türkiye petrolü ve doğal gazı dışarıdan almaktadır. Hem kuzeyinde hem de doğusunda böyle bir savaş durumunda bunların fiyatları hıza artacağı öngörülmektedir. Türkiye'nin ödemeler dengesinde açık meydana gelecek. Bu açık iki şekilde kapanabilir. Bir tanesi ya borç para bularak bunları karşılamak veyahut da Türkiye'de özellikle fiyatları artırmak. Fiyatları artırdığınız zaman çünkü vergi toplayacaksınız ama sabit gelirlerin kazançlarını veyahutta maaşları artmadığı zaman veya çiftçinin gelirleri artmadığı zaman zengin ile fakir arasındaki uçurum artacak. Böyle durumda tabii fakirlik arttığı zaman hastalıklar ve ekonominin sağlıksız bir şekilde devam etmesi gibi bir olayla karşı karşıya kalacak Türkiye. Bunun benzer bir durumu 1973'te petrolün özellikle savaş aracı olarak kullanılması döneminde Türkiye yaşamıştı. Türkiye o zaman cari açık nedeniyle büyük bir kaosa girdi. Sürekli yüksek enflasyon ve ülke içerisinde de özellikle anarşinin tırmanması şeklinde kendini gösterdi."

Türkiye'nin ekonomik olarak bu savaşı atlatması için üretime önem vermesi gerektiğini vurgulayan Dr. Atabay, sözlerine şöyle devam etti: "Tabii Türkiye'nin bunu atlatabilmesi için önce üretime önem vermesi gerekiyor. Ayrıca Avrupa ve diğer ülkelerle ticaretine hız vermesi ve özellikle de ticareti yaparken kendi öz kaynaklarına dayanarak ve kendi özellikle yeraltı kaynakları ve tarım ürünlerinin üretimini artırıp bunları dünyaya pazarlaması gerekiyor. Son zamanlarda gördüğümüz üzere mesela petrol fiyatları artarken bir taraftan da buğday fiyatlarının arttığını dünyada görüyoruz. O yüzden Türkiye'nin tarım ürünlerinin üretimine önem vermesi ve kendi kaynaklarını ve kendi öz değerlerini kullanarak bunları planlaması gerekiyor. Aksi takdirde Türkiye dışarıdan borç alarak bunu yüksek faizlerle ödemek durumuyla karşı karşıya kalacak. O durumda da Türkiye'nin tabii ödemeler dengesi açık vereceği için Türkiye'de fakirle zengin arasındaki uçurum artacak."

Fidan'dan önemli açıklama


 
Katıldığı canlı yayında gündemi değerlendiren Dışişleri Bakanı Fidan, "27 Ocak'ta yaptığı telefon görüşmesinde (Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın) Sayın Trump'a teklif ettiği 'Siz, biz ve Pezeşkiyan görüşelim' teklifi eğer İran tarafında da kabul görseydi bir oyun değiştirici alan olacaktı" dedi.

04.03.2026 01:21:00 / Güncelleme: 04.03.2026 01:31:29
AA
Fidan'dan önemli açıklama
Fidan'dan önemli açıklama

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "27 Ocak'ta yaptığı telefon görüşmesinde (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın) Sayın (ABD Başkanı Donald) Trump'a teklif ettiği 'Siz, biz ve (İran Cumhurbaşkanı Mesud) Pezeşkiyan görüşelim' teklifi eğer İran tarafında da kabul görseydi bir oyun değiştirici alan olacaktı. Türkiye'nin, Cumhurbaşkanımızın, bizlerin yaptığı müdahaleler bu yönde oldu. Savaşı bir müddet ertelettirmeyi başardık ama bir noktadan sonra taraflar istediklerini alamadılar" dedi.

Rejim değişikliği çok zor

Bazı aktörlerle yaptıkları görüşmelerde oluşan birtakım fikirlerin bir zeminde bir araya getirilebileceğini aktaran Fidan, ABD ve İsrail tarafının önünde iki senaryo olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi: "Birisinde İran'a ait askeri imkanların yok edilmesi, diğerinde rejim değişikliği. Bu hedeften hangisini tercih edeceğinize göre harekatın süresi değişecek ve çapı da değişecek. Oluşturacağı artçı riskler de değişecek. Umalım ki Amerikalıları birincisinde sabit tutalım çünkü diğerine gitmek demek daha farklı senaryoların ve risklerin bölge açısından işin içine dahil olması demek." Fidan, müzakerenin en azından buradan başlatılabileceğine işaret ederek, "Belki İran'daki yeni liderlik bu noktada daha esnek bir tavır ortaya koyabilir. Ben yeni liderliğin de açıkçası savaşı durdurmak için bir fırsat olabileceğini değerlendiriyorum" dedi.
İran'ın, ülkede yeni lider seçilene kadar geçici üçlü heyet tarafından yönetileceğini anımsatan Fidan, "Burada bir fırsat penceresi olabilir diye düşünüyorum, iyi değerlendirilirse. Tabii İranlıların hani çok aşağılanmayacağı ama başkalarının da endişelerinin bir noktada karşılanacağı bir denkleme gidilmesi lazım. Yoksa savaşın kendisinin bizatihi uzaması, her türlü vereceğiniz tavizden çok daha kötü bir sonucu getiriyor" ifadelerini kullandı.


İstihbarat ve savunma kapasitesi

Fidan, İran'ın yıllardır bir savaş psikolojisi ve savaş ortamında olduğunu ancak Irak-İran Savaşı'ndan beri kendi evinde bu türden bir saldırıya hiç uğramadığını ve vekil unsurlar üzerinden bir yerlerde bulunduğunu belirterek, ülkenin son bir yıldır büyük taarruz altında olduğunu ve son 6-7 yıldır İranlı nükleer bilim adamlarına yönelik suikastlar düzenlendiğini anımsattı.
"Bunları önlemede başarısız olunması ayrı bir konudur ama faillerin bulunması da en azından beklenir istihbari çalışmalarda. Bunların failleriyle ilgili epey çalışmaları da oldu ama o kadar yoğun bir faaliyet yoğunluğuyla karşı karşıya ki... Sadece İsrail değil, başka ülkelerin de İran'a yönelik çok ciddi istihbari faaliyetleri var, örtülü faaliyetleri var" diyen Fidan, bütün bunlara karşı tedbir alınmasının İran'ın kendi meselesi olduğunu ve nelerin atlandığı konusunda spekülasyona girmek istemediğini kaydetti. Fidan, Türkiye'nin uzun yıllardır istihbari yeteneklerin geliştirilmesine önem atfettiğini anlatarak, savaşa istihbarat, güvenlik, askeri operasyonlar, harekat kararları ve zamanlama gibi konular üzerinden baktığını söyledi. Bakan Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Siber istihbarat, sinyal istihbaratı, elektronik istihbarat, önleyici istihbarat, hava izinlerinin bulunması, görüntü istihbaratı uzaydan... Bir defa bu noktalarda sen ev ödevini yapıp yeteneklerini geliştirmediysen İsrail'le, Amerika'yla ağız dalaşına bile, orada şey yapmaman lazım. Buralarda kusursuz bir durumda olması lazım bir gücün, eğer gerçekten böyle bir mücadeleye kendisini hazırlıyorsa. Onun dışında hava savunma sistemleri, radar sistemleri, karıştırıcı sistemler konusunda da çok etkili olması lazım ki bir ülke kendi gökyüzünü koruyabilsin. Şimdi senin liderliğin veya diğer insanlar... nerede olduğunu diyelim telefonları hacklediler, buldular. Bu bir yetenek. Ama gelip onu havadan vurması, senin hava sahana girmesiyle mümkün."

Irak ve Suriye'nin hava sahaları işgal altında

Körfez bölgesine seyahat, tatil veya iş amacıyla kısa dönemli giden Türk vatandaşlarının dönüşünde hava sahasının kapalı olması nedeniyle sıkıntılar yaşandığını belirten Fidan, "Günde 3-4 defa İsrail-Amerikan uçakları, Irak ve Suriye hava sahasını geçerek İran'a gidiyorlar, bombalıyorlar, sonra tekrar dönüyorlar üslerine. Çok yoğun bir hava trafiği var" dedi. İran'ın Körfez ülkelerinin tamamına gönderdiği balistik füzeler ve onlara kıyasla daha yavaş giden dronlar olduğuna dikkati çeken Fidan, balistik füze en uzak mesafeye 8-9 dakikada giderken dronların hedefe 3-5 saatte gidebildiğini söyledi.

Fidan, hava sahasının silahlı insansız hava aracı ve uçaklarla kaplı olması nedeniyle bölgede sivil trafiğinin işleme şansının bulunmadığının altını çizerek, operasyonel yoğunluğun azalması veya durması sonrasında hava trafiğinin açılacağını kaydetti.

Olası göç dalgasına yönelik hazırlıklar

"534 kilometrelik bir sınırımız var İran'la. Eğer bu işler uzarsa bir göç dalgası olabileceğine dair iddialar da var. Bununla ilgili hazırlıklarımız var mı?" sorusunu cevaplayan Fidan, şöyle konuştu: "Biz ilgili kurumlarımızla bir araya gelerek koordinasyon toplantılarında bütün senaryoları çalışıyoruz. Bunlarla da ilgili tabii ki hazırlıklarımız var. En kötü senaryo durumunda böyle bir göç dalgası olabilir diye görüyoruz. Bunun karşılanması önemli. Burada ilgili kurumlarımızla konuşuyoruz." Fidan, Türkiye'nin sınır güvenliğinin çok iyi olduğunu dile getirerek, "Özellikle Suriye'de olan olaylardan ders alınarak İran sınırı boyunca da duvarlar örüldü geçtiğimiz yıllar içerisinde. İran da bunu birkaç defa protesto etti, 'Niye buraya duvar örüyorsunuz?' diye. Öyle serzenişleri olmuştu" şeklinde konuştu.

Fidan, ayrıca "İran'ın hiçbir ayrım yapmadan bütün buraları (Körfez ülkeleri) bombalaması inanılmaz derecede yanlış bir strateji" dedi.

Öğretmen cinayetinde acı detay

Çekmeköy'de biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik, 17 yaşındaki öğrencisi tarafından sınıfta bıçaklanarak katledildi. Öğretmenin geçen yıl yaptığı “Can güvenliğimiz yok. Sıradaki biz olabiliriz” uyarısı maalesef haklı çıktı

03.03.2026 13:15:00
Haber Merkezi
Öğretmen cinayetinde acı detay
Öğretmen cinayetinde acı detay
İstanbul Çekmeköy'de Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde dün meydana gelen dehşet verici olayda, 44 yaşındaki Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik, 17 yaşındaki öğrencisi F.S.B. tarafından bıçaklanarak hayatını kaybetti. Olay, Türkiye'de öğretmenlerin can güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Cenaze töreninde "güvenlik" protestoları düzenlenirken, eğitim sendikaları iş bırakma eylemi kararı aldı.

Planlı saldırı

Olay, dün sabah saat 11.00 sıralarında meydana geldi. 11. sınıf öğrencisi F.S.B. (17), okulun ders programını kontrol ederek hedef aldığı öğretmen Fatma Nur Çelik'in bulunduğu sınıfa girdi. Saldırgan, doğrudan Çelik'e sırtından bıçak darbeleri indirdi. Panik sırasında araya giren 15 yaşındaki öğrenci S.K. ve öğretmen Z.A. (52) de yaralandı. Z.A. omzundan, S.K. ise çeşitli yerlerden bıçaklandı. Yaralılar ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. 

Fatma Nur Çelik, ağır yaralı olarak hastaneye yetiştirilmesine rağmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti. Saldırgan F.S.B., olay sonrası öğretmenler odasındaki bir dolaba saklandı ve "Ben yapmadım" diye bağırdı. Polis ekipleri tarafından kısa sürede gözaltına alındı.

İddialara göre F.S.B., iki gün önce Bakırköy Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nden taburcu edilmişti. Saldırının planlı olduğu, ders programını inceleyerek zamanlama yaptığı belirtiliyor.

"Can güvenliğimiz yok"

Öte yandan Fatma Nur Çelik'in geçen yıl okulda yaşanan bir bıçaklı kavga sonrası disiplin kurulunda "Can güvenliğimiz yok, sıradaki biz olabiliriz" diyerek meslektaşlarını uyardığı ortaya çıktı. Öğretmen, riskli öğrenci F.S.B.'nin uzaklaştırılması gerektiğini vurgulamıştı. Ancak önlem alınmadığı belirtiliyor.

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya, "Bu cinayet geliyorum demiştir. Fatma Nur öğretmen katilini bir yıl önce bildirmiş, daha ne yapmalıydı?" diyerek tepki gösterdi.

Evli ve 1 çocuk annesiydi

44 yaşındaki Fatma Nur Çelik, biyoloji öğretmeni olarak görev yapıyordu. Evli ve bir çocuk annesiydi; 5. sınıfa giden oğlu olduğu öğrenildi. YouTube kanalında "Çabamı kayıt altına almak ve ömrüm yeterse oğluma 'Bu yollardan geçtik' demek istiyorum" ifadeleri yer alıyordu.

Üniversite yıllarında ses yarışmasında bölge birincisi olmuş, 20 yıl önceki prova görüntüleri sosyal medyada duygusal paylaşımlara neden oldu. Konyalı olan Çelik'in cenazesi, bugün okulunda tören düzenlenerek memleketi Konya'ya gönderildi. Öğretmen Çelik yarın öğle namazını müteakip toprağa verilecek.

İş bırakma ve yayın yasağı

Dört eğitim sendikası, bir günlük iş bırakma eylemi kararı aldı. Okul önünde ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde öğretmenler "güvenlik" protestosu yaptı. İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliği, soruşturma nedeniyle yayın yasağı kararı verdi. Siyasi partiler ve sendikalar, okullarda şiddet ve güvenlik önlemlerinin yetersizliğine dikkat çekti.

Bu trajedi, öğretmenlerin okulda karşılaştığı şiddet riskini bir kez daha gözler önüne sermiş oldu. Fatma Nur Çelik'in ölümü, eğitim camiasında derin yara açarken, yetkililerden acil önlem çağrıları yükseldi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.