Savaş günleri, kendini göstere göstere geldi.
Önceleri kimse inanmadı. "Olmaz, blöf yapıyorlar, bu iş o kadar kolay mı? " dediler. Savaş senaryoları yapanlara inanmadılar. "Mübalağa ediyorlar" dendi. Ancak ilk bomba 150'nin üzerindeki çocuğun ölümüne sebep olunca ve okula düşünce şaka olmadığı anlaşıldı.
Ne yazık ki savaşta her zaman en büyük zararı kadınlar, çocuklar bir de yaşlılar görür. Bu kural dünya kurulduğundan beri böyle… Birinci Dünya Savaşı, ikinci dünya savaşı derken üçüncüsünde de kural tanımayan tutum değişmedi. İnsanların geçmişteki olaylardan ders çıkartmaması, davranışlarının sonunda ortaya çıkacak olumsuzlukları kabul etmemesi işin en acı tarafı.
Kendinize bir sorun. Kendini savunmaktan aciz çocukların, mutfağında yemek pişiren kadınların ve ömrünün son günlerini tamamlamaya çalışan yaşlıların ne günahı var? Eline silah almamış, düşmanlık etmek için bir nedeni olmayan ve tek amaçları daha iyi bir dünyada yaşamak, mutlu olmak, kalan hayatlarını güzel geçirmek isteyenlerin bombalar ile ölmesi veya sakat kalması nasıl bir kaderdir?
Güç; iyiliğe kullanıldığı zaman güzeldir, anlamlıdır, geçerlidir. Kötülük için kullanıldığında ise akla gelmedik zararlar verir, sevimsizleşir. Ellerindeki gücü harekete geçiren irade sonuçlarını sorgulamıyorsa pişmanlıklar başlar. Maalesef gücü olumsuz yönde kullananların yalakaları ve yardakçıları vardır. Güçten yararlanmak isterler, alet ederler…
Bilmeyenler için söyleyelim. Savaş sadece ölüm getirmez. Kaos getirir. Açlık, kıtlık, sefalet, pahalılık, sevgisizlik, ilgisizlik, yalancılık, dolandırıcılık, karaborsa ve daha pek çok olumsuzluk getirir. En önemlisi savaş; mutsuzluğun anasıdır. Okulun, eğitimin, düzenli çalışma hayatının, bankaların, ev ve araba alma hayallerinin, insanca yaşamak için modern teknolojiyi geliştirme çabalarını durdurur. Karnını doyurmak, bomba ve silahlardan korunmaya çalışmak güvenli bölgelere gitmek öncelik olur. Kaybettiğin yakınların için ağlayamaz, cenazelerinde hazır bulunamaz, namazını kılamazsın… Kitaplığındaki değerli kitapların, duvarda asılı resimlerin ve aile albümlerinin bir önemi kalmaz.
Gidecek dağın, köyün, seni götürecek araban veya akraban arkadaşın varsa hayatta kalmak için şansın var demektir. Saklandığın yerde ne yersin? Nasıl yaşarsın? Nasıl ısınırsın? Nasıl korunursun bilemezsin. Pek çok savaş mağduru bulunduğu yerden ayrılacak cesareti gösteremez. Tüm bunlara hazırlıklı olmaması sonucudur.
Savaşlar sadece toprak işgali, ülke madenlerine el koymak ve doğal zenginlikleri için çıkmaz. Bazı güç sahiplerinin kendi egolarını tatmin etmek istemeleri, kendi doğrularını kabullendirmek, herkesten büyük olduklarını ispat etmek gibi nedenlerden de çıkar. Akıllı yönetimler ülkelerini savaşa sürüklemekten kaçınırlar. Ancak izlediğimiz liderlerde Megaloman kişilik nedense ön planda... Düşünün bir tek adam, İkinci dünya savaşında milyonlarca insanın ölümüne neden olmuştur.
Savaş sadece ölüm demek değildir. Peşinden intikam hissi oluşur. Bu öylesine bir histir ki çocuklara, torunlara, onların çocuklarına miras kalır. Örneğin terörle mücadele de Türkiye'de 50 bin ölüm ve bir o kadar insanın gazi olmasından bahsediyoruz. Bu rakamları 4 ile çarparsanız karşınıza korkunç bir sayı çıkar. Bu sayı yeni bir muhalefet ve intikam hissi besleyen kitlenin varlığını ifade eder. Af kabul etmeyen, çektiği bedensel acıları ve kaybettiği kimseleri, boşa geçen süreçleri, uğradığı zararları unutmayan insan topluluğu demektir.
Kısacası bir adamın dudaklarının ucundan dökülen savaş kararı ile geride zor temizlenecek bir enkaz kalır.
Kötü insanların yarattığı zamanların pisliğini temizlemek ise hep iyi insanların görevi haline gelir…
Yaradan sadece seyrediyor, belki de halimize gülüyordur… Çünkü o bu dünyayı insanlar kendi hemcinslerini ve çocukları öldürsün, birbirini yok etsin, güzel yerleri enkaza çevirsin, geride acılar bıraksın diye değil; mutlu olmamız için diye yaratmadı mı?
Mutlu muyuz? Huzurlu muyuz? Yaşamdan zevk alıyor muyuz?
Hepinizin cevabını duyar gibiyim.
Birbirimizle dayanışmak ve dünyanın geçtiği bu kötü günlerden ders almak zorundayız.
Yoksa çöl kumları gibi oradan oraya savrulur dururuz.
Çünkü bu kural savaşın ve savaşanların kaderidir…
- Bazen… / 14.03.2026
- Donald amca ne yapıyor? / 13.03.2026
- Aramızdan ayrılanlar… / 10.03.2026
- Savaşın kaderi… / 06.03.2026
- Irkçılık ve milliyetçilik / 02.03.2026
- Cevapsız sorular… / 25.02.2026
- BTP’nin Viyana seferi… / 11.02.2026
- Donald amca… / 10.02.2026
- Ahir zaman yolculuğu… / 14.01.2026






























































