Türk milletinin ve hükümetinin en büyük sorunlarından birisi tabii ki enflasyondur. Millet kazandığı paranın enflasyon ile erimesinden şikayetçidir. Hükümet ise diğer ekonomik sorunları bırakıp enflasyon hedeflemeleriyle enflasyonu düşürme niyetinde.
Peki nedir bu enflasyon ve ülkemizde oranı nedir?
Enflasyon fiyatlar genel seviyesinin sürekli artışıdır ve ekonominin denge durumunda olmamasından kaynaklanan bir hastalıktır. Bu en çok sabit gelirli kişilerin gelir kaybına sebep olmakla birlikte gelir dağılımı dengesizliğini de artırmaktadır.
Ülkemizde TÜİK verilerine göre bu oran Temmuz 2019 için %16,65 olarak belirtildi. Peki, gerçekten bu böyle mi?
Johns Hopkins Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Steve Hanke, 14 Nisan'da yaptığı paylaşımda 13 Nisan 2019 tarihi itibariyle yıllık enflasyonun yüzde 43 olduğunu savunarak, "Erdoğan hükümetinin yüzde 20'lik enflasyon oranına inanmayın. TÜİK'in ölçümleri güvenilir değil" şeklinde tweet atmıştı.
Hanke, Para Kurulu kurulmadığı sürece yüzde 40'ları aşan bir enflasyonda hiç bir şeyin işe yaramayacağını iddia etti.
Peki, neden enflasyon bu kadar yüksek ve buna çözüm nedir?
Prof. Dr. Haydar Baş'ın, Milli Ekonomi Modeli'nde (MEM) ifade ettiği gibi ekonomide iki çeşit enflasyon vardır. Birincisi talep enflasyonu (talep fazlalığından kaynaklanan) diğeri ise maliyet enflasyondur (maliyetlerin artışından kaynaklanan)…
Türkiye'de talep enflasyonu yaşanmıyor yani talep fazlalığından kaynaklanan bir enflasyon yok. Ama ülkemizde talep enflasyonu varmış gibi hareket edilerek piyasadan para çekilip para karşılığı vergi oranları artırılıp maliyetlerin daha da artmasına sebebiyet veriliyor. Bu maliyet artışları tabi ki fiyatlara yansıtılıyor.
Maliyet enflasyonu hammadde, sigorta primleri, vergiler, kredi faizlerindeki artışlardan kaynaklanıyor. Ama asıl sebebi ülkelerin kendi emisyonlarını devreye koymak yerine yabancı ve maliyetli yerli parayı tercih etmeleridir.
Peki, neden biz emisyonumuzu genişletmiyoruz? İktisat literatüründe sıkça kullanılan bir söz vardır, "Para basarsan enflasyon olur" diye. Bu doğru mu?
MEM'de buna cevap olarak şöyle deniliyor: "Maliyetli para ile bunu yapmayı tavsiye etmeleri, yabancı sermayenin yatırım yapmasını önermeleri veya gelen turistin cebindeki dövizi enflasyon sebebi olarak görmemeleri gerçekten anlaşılır değildir. Bu nasıl bir enflasyon ki yerli parayı görünce birden ayağa kalkacak ama maliyetli dövizi görünce uykuya dalacak?"
Daha basit bir şekilde olayı aktaralım. Ülkemizde üretim yapılıyor ve çarşılara girildiği zaman dükkânlar ürünlerle dolu ancak tüketici de bunu alacak gelir yok, bunun yanı sıra ürünler de pahalı. Bunun sebebi tabi ki talep fazlalığı değil sebebi ürünlere yansıyan maliyet enflasyonudur yani hammadde, enerji, sigorta primleri vergiler vb. bu artışlar tabii ki ürünlere yansıyacak.
Tüketicinin cebinde bu ürünü alacak gelir var mı? Çoğunlukla hayır. Böyle olunca ne üretici ürününü satıp yeterince kar elde edebilir ne de daha fazlasını üretip piyasaya mal sürmek isteyebilir.
Peki, çözüm nedir? Hem üreticinin hem de tüketicinin yüzü nasıl gülecek?
Çözüm Milli Ekonomi Modeli'nde…. Emisyon, Merkez Bankası'nın para basmasıdır. Büyümekte olan ülkeler ihtiyaç duydukları sermayeyi kendi emisyonları ile karşılamalıdır. Var olan üretim hacmini artırmak için kullanılan sermaye kısa dönemde kapasite kullanımını artıracak, emisyon mukabili ürün olduğu için enflasyona sebep olmayacaktır.
Eğer bu sermaye yatırıma gidiyorsa orta ve kısa vadede yine sıkıntı olmayacaktır.
İnsanlar üretilen ürün karşılığında ceplerinde bulunması gereken parayı bulacak, tüketim artacak, bu üretimi teşvik edecek, üretim artınca emek talebinde bulunulacak ve işsizlik azalacaktır. Tüketim ve emisyon ile aslında bazı ekonomik temel problemlere de çözüm bulunmuş olacaktır.
Her şeyden önce maliyetli yabancı para yerine emisyonun hakim kılınmasıdır... O zaman ne enflasyon ne işsizlik ne de borç batağı olur. Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş'a sonsuz teşekkürler...
- Tarih affetmeyecek! / 25.11.2025
- Uyanınca... / 30.05.2025
- Ev kadınlarına emeklilik yakında Meclis'te / 22.05.2025
- Almanya ve Türkiye / 28.02.2025
- Almanya'daki seçimler / 26.02.2025
- Olaylar silsilesi / 23.01.2025
- Ne yazmalıyım? / 26.09.2024
- Prof. Dr. Ali Ünal Emiroğlu / 20.07.2024
- Avrupa'da BTP / 28.02.2024





























































