Dur, dur. Hemen heyecan yapma. Bu sözler üzerinden tam 22 yıl geçti.
Unuttuğumuz, sorgulamadığımız, tutulmayan sözlerin faturasını kesmediğimiz için hiçbir şey değişmiyor. Hala aynı beklentiler içindesin. Gerçi o günde verilen sözler tutulmamıştı!
Hatırlatayım mı?
Yıl 2002. Aylardan Nisan. Kasım'da seçim var. Ecevit-Bahçeli-Yılmaz hükümetteydi.
R.T. Erdoğan, Erzincan'da 'AK Parti iktidar olunca fakir fukara olmayacak' sözünü veriyordu.
Oradan Yozgat'a geçen Erdoğan 'Türkiye'de öyle bir hükümet var ki, herkesi inim inim inletiyor. Bu hükümet, bizi fakirleştiriyor' diyordu.
Seçimleri kazandı
AKP artık iktidardı. Artık seçim bitmiş, geçim dönemi başlamış ve Aralık ayı gelmişti. Malum asgari ücret belirlenecek.
18 Aralık 2003'te Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Konya`da Organize Sanayi Bölgesi`ne doğalgaz verilişi törenine katılıyordu.
Törende sanayici ve iş adamlarını asgari ücret ve vergi konusunda duyarlı olmaya çağıran Erdoğan şöyle diyordu:
'Bazen başımı, iki elimin arasına alıp düşünüyorum. 227 milyon lira alan bir adamın geçinmesi mümkün mü? Bunu siz de, kendi vicdanınıza sorun.
Sizleri üzmek istemiyorum ama verdiğiniz asgari ücret, çocuğunuzun bir gece kulübündeki bir günlük mönüsünün fiyatı bile değil. Şunu bilin ki yarın, bu hayat biter. Hepimizi iki metreküp toprağa sokacaklar."
3 gün sonra Başbakan Erdoğan yine iş adamlarına; 'Asgari ücretin 500 milyon lirayı aşması gerekir' sözleriyle beklentisini açıklıyordu.
Sonra ne mi oldu?
Asgari ücret resmîleşmiş, Erdoğan'a sözleri hatırlatılıyordu. Bu hatırlatmalara Başbakan Erdoğan 3 Ocak 2004'te Safranbolu'dan cevap veriyordu: "Ne bekliyordunuz? Asgari ücretin 500-600 milyon lira olması mı? Biraz sabırlı olun. Türkiye'nin şartları müsait mi?"
Yani 500 lira üstü hayal kurduran Erdoğan, hayalleri 318 liraya bağlamıştı.
11 ay sonra yine asgari ücret gündemi ve Aralık 2004'te Başbakan Erdoğan: "Asgari ücretle ilgili bir sürpriz yapabiliriz' diyordu.
Asgari ücret 318 TL'den 350 TL'ye çıkartıldı. Nasıl sürpriz ama!
Kefenin cebi yok
Vatandaşımız bu sürprizleri çok beğendiği için bugün 'kefenin cebi yok' sözleri alkışlanıyor.
Aradan 23 yıl geçti. Bu 23 yılda 'Liberal ekonomi anlayışından bugüne kadar taviz vermedik, vermeyeceğiz' diyen Sayın Erdoğan, aralık ayı geldi ve 'bu sistem zengini daha zengin, fakiri de daha fakire yapıyor' dedi.
Aradan birkaç gün geçti ve AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nun (TİSK) 29. Olağan Genel Kurulu'nda asgari ücret başlığında 'kefen' çıkışı yaptı:
"Komisyon çalışmalarında işverenleri temsilen yer alan TİSK heyetinden ellerini taşın altına koymalarını bekliyorum. İşçi kardeşlerimize yönelik atacağınız her olumlu adım, verimlilik, kazanç ve bereket olarak dönecektir…
Hep söylerim, kefenin cebi yok. Dar-ı dünyadan dar-ı bekaya mal mülk değil; adalet, hakkaniyet, dürüstlük üzerine yaşanmış bir hayat ile hayır dualar götüreceğiz.
İster siyasetçi, ister işveren olalım; eğer geride hayırla yâd edilen bir miras bırakabiliyorsak, işte asıl zenginlik budur, bahtiyarlık kaynağı budur' dedi.
Asgari ücret için konuşulan rakam 27-28 bin lira. En iyimser tahmin ise 30 TL. Yani açlık sınırı.
Ölünce ne olacaktı? 'Hepimizi iki metreküp toprağa sokacaklar'.
Kefenin cebi var mıydı? Yok. E! Bu ülkeyi bu hale kim getirdi?
Devletin görevi nedir?
Kefen, mezar hatırlatması veya sabır tavsiyesi değildir. Her yıl bir sonraki yıl için umut vermekte değildir. Ya nedir?
BTP Lideri Hüseyin Baş diyor ki;
'Şimdi asgari ücret konuşulacak. Bu hafta içi komisyon toplanacak. Bakın iktidarların işi asgari ücreti belirleyip milletin belli yaşam koşullarına mahkum etmek değildir.
Devletin işi, iktidarın işi asgari ücret belirleyip milyonları ona mahkum etmek değildir.
Vatandaşın geçinebileceği asgari ücreti talep olarak alıp onun verilebileceği bir ekonomik ortamı yaratmaktır.
Türkiye'nin ihtiyacı olan şey nedir; milli ekonomi modelidir. Biz BTP milli ekonomi modelini hayata geçireceğiz.
Şimdi Türkiye'de milli ekonomi modeli konuşulmaya başlandı. Ne deniyor? Vatandaşlık maaşı. Bütün dünyada söyleniyor. Bunu benim babam ilk söylediğinde dikkate almadılar. Bunları vallahi yaparız, billahi yaparız. Siz yeter ki bu ülkenin ekonomik bağımsızlığını isteyin'.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise satın alma gücü paritesine göre Türkiye'nin 2025'te 11'inci büyük ekonomi olacağını, bu gerçekleşirse Avrupa'nın 4'üncü büyük ekonomisi konumuna yükseleceğini söyledi.
Ama gerçekleşirse! Kefenin cebi, dilin kemiği yok.
Unuttuğumuz, sorgulamadığımız, tutulmayan sözlerin faturasını kesmediğimiz için hiçbir şey değişmiyor. Hala aynı beklentiler içindesin. Gerçi o günde verilen sözler tutulmamıştı!
Hatırlatayım mı?
Yıl 2002. Aylardan Nisan. Kasım'da seçim var. Ecevit-Bahçeli-Yılmaz hükümetteydi.
R.T. Erdoğan, Erzincan'da 'AK Parti iktidar olunca fakir fukara olmayacak' sözünü veriyordu.
Oradan Yozgat'a geçen Erdoğan 'Türkiye'de öyle bir hükümet var ki, herkesi inim inim inletiyor. Bu hükümet, bizi fakirleştiriyor' diyordu.
Seçimleri kazandı
AKP artık iktidardı. Artık seçim bitmiş, geçim dönemi başlamış ve Aralık ayı gelmişti. Malum asgari ücret belirlenecek.
18 Aralık 2003'te Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Konya`da Organize Sanayi Bölgesi`ne doğalgaz verilişi törenine katılıyordu.
Törende sanayici ve iş adamlarını asgari ücret ve vergi konusunda duyarlı olmaya çağıran Erdoğan şöyle diyordu:
'Bazen başımı, iki elimin arasına alıp düşünüyorum. 227 milyon lira alan bir adamın geçinmesi mümkün mü? Bunu siz de, kendi vicdanınıza sorun.
Sizleri üzmek istemiyorum ama verdiğiniz asgari ücret, çocuğunuzun bir gece kulübündeki bir günlük mönüsünün fiyatı bile değil. Şunu bilin ki yarın, bu hayat biter. Hepimizi iki metreküp toprağa sokacaklar."
3 gün sonra Başbakan Erdoğan yine iş adamlarına; 'Asgari ücretin 500 milyon lirayı aşması gerekir' sözleriyle beklentisini açıklıyordu.
Sonra ne mi oldu?
Asgari ücret resmîleşmiş, Erdoğan'a sözleri hatırlatılıyordu. Bu hatırlatmalara Başbakan Erdoğan 3 Ocak 2004'te Safranbolu'dan cevap veriyordu: "Ne bekliyordunuz? Asgari ücretin 500-600 milyon lira olması mı? Biraz sabırlı olun. Türkiye'nin şartları müsait mi?"
Yani 500 lira üstü hayal kurduran Erdoğan, hayalleri 318 liraya bağlamıştı.
11 ay sonra yine asgari ücret gündemi ve Aralık 2004'te Başbakan Erdoğan: "Asgari ücretle ilgili bir sürpriz yapabiliriz' diyordu.
Asgari ücret 318 TL'den 350 TL'ye çıkartıldı. Nasıl sürpriz ama!
Kefenin cebi yok
Vatandaşımız bu sürprizleri çok beğendiği için bugün 'kefenin cebi yok' sözleri alkışlanıyor.
Aradan 23 yıl geçti. Bu 23 yılda 'Liberal ekonomi anlayışından bugüne kadar taviz vermedik, vermeyeceğiz' diyen Sayın Erdoğan, aralık ayı geldi ve 'bu sistem zengini daha zengin, fakiri de daha fakire yapıyor' dedi.
Aradan birkaç gün geçti ve AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu'nun (TİSK) 29. Olağan Genel Kurulu'nda asgari ücret başlığında 'kefen' çıkışı yaptı:
"Komisyon çalışmalarında işverenleri temsilen yer alan TİSK heyetinden ellerini taşın altına koymalarını bekliyorum. İşçi kardeşlerimize yönelik atacağınız her olumlu adım, verimlilik, kazanç ve bereket olarak dönecektir…
Hep söylerim, kefenin cebi yok. Dar-ı dünyadan dar-ı bekaya mal mülk değil; adalet, hakkaniyet, dürüstlük üzerine yaşanmış bir hayat ile hayır dualar götüreceğiz.
İster siyasetçi, ister işveren olalım; eğer geride hayırla yâd edilen bir miras bırakabiliyorsak, işte asıl zenginlik budur, bahtiyarlık kaynağı budur' dedi.
Asgari ücret için konuşulan rakam 27-28 bin lira. En iyimser tahmin ise 30 TL. Yani açlık sınırı.
Ölünce ne olacaktı? 'Hepimizi iki metreküp toprağa sokacaklar'.
Kefenin cebi var mıydı? Yok. E! Bu ülkeyi bu hale kim getirdi?
Devletin görevi nedir?
Kefen, mezar hatırlatması veya sabır tavsiyesi değildir. Her yıl bir sonraki yıl için umut vermekte değildir. Ya nedir?
BTP Lideri Hüseyin Baş diyor ki;
'Şimdi asgari ücret konuşulacak. Bu hafta içi komisyon toplanacak. Bakın iktidarların işi asgari ücreti belirleyip milletin belli yaşam koşullarına mahkum etmek değildir.
Devletin işi, iktidarın işi asgari ücret belirleyip milyonları ona mahkum etmek değildir.
Vatandaşın geçinebileceği asgari ücreti talep olarak alıp onun verilebileceği bir ekonomik ortamı yaratmaktır.
Türkiye'nin ihtiyacı olan şey nedir; milli ekonomi modelidir. Biz BTP milli ekonomi modelini hayata geçireceğiz.
Şimdi Türkiye'de milli ekonomi modeli konuşulmaya başlandı. Ne deniyor? Vatandaşlık maaşı. Bütün dünyada söyleniyor. Bunu benim babam ilk söylediğinde dikkate almadılar. Bunları vallahi yaparız, billahi yaparız. Siz yeter ki bu ülkenin ekonomik bağımsızlığını isteyin'.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise satın alma gücü paritesine göre Türkiye'nin 2025'te 11'inci büyük ekonomi olacağını, bu gerçekleşirse Avrupa'nın 4'üncü büyük ekonomisi konumuna yükseleceğini söyledi.
Ama gerçekleşirse! Kefenin cebi, dilin kemiği yok.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Savaşımız bugün başlamadı -2- / 22.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -1- / 21.03.2026
- Müslümanlardan saklanan ayet ve hadisler / 20.03.2026
- Sayın Erdoğan ‘el ile değiştirme’ makamındadır / 19.03.2026
- ABD putu yıkılıyor / 18.03.2026
- Kadir Gecesi ve zulme meyletmek / 16.03.2026
- Bir ülkeyi hazinenin tükenmesi değil güvenin tükenmesi bitirir / 15.03.2026
- NATO’da mücahit olmak zor be kardeşim! / 14.03.2026
- Hani mazlumun dini sorulmazdı yoksa ajan mısınız? / 13.03.2026
- Ortadoğu’ya 100 yıl önceki ameliyat mı gerçekleştiriliyor? / 11.03.2026
- Savaşımız bugün başlamadı -1- / 21.03.2026
- Müslümanlardan saklanan ayet ve hadisler / 20.03.2026
- Sayın Erdoğan ‘el ile değiştirme’ makamındadır / 19.03.2026
- ABD putu yıkılıyor / 18.03.2026
- Kadir Gecesi ve zulme meyletmek / 16.03.2026
- Bir ülkeyi hazinenin tükenmesi değil güvenin tükenmesi bitirir / 15.03.2026
- NATO’da mücahit olmak zor be kardeşim! / 14.03.2026
- Hani mazlumun dini sorulmazdı yoksa ajan mısınız? / 13.03.2026
- Ortadoğu’ya 100 yıl önceki ameliyat mı gerçekleştiriliyor? / 11.03.2026























































