Erdoğan'dan Simit Sarayı açıklaması
Cenevre'de gazetecilerin sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ziraat Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı'nın Simit Sarayı'na ortak olacağı iddialarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Ziraat Bankası Genel Müdürü, 'Bir ara gündeme geldi ama böyle bir şeyi şu anda düşünmüyoruz' dedi. Zaten benim bunu tasvip etmem mümkün değil" dedi





"Kamuoyundaki bir tartışma da Ziraat Bankası'nın, Simit Sarayı'nı almak için Rekabet Kurumu'na başvurması. Buna yönelik eleştirilere yaklaşımınız nedir?" sorusu üzerine Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Bunu duyduğum anda Genel Müdürümüzü aradım. Genel Müdürümüz, 'Bir ara gündeme geldi ama böyle bir şeyi şu anda düşünmüyoruz' dedi. Zaten Ziraat Bankası değil, Ziraat Bankasının girişim sermayesi şirketi. O tablo şu anda bu seyirde." "Sizin tasvip etmediğiniz bir şey mi?" sorusunu Erdoğan, şöyle cevapladı: "Hayır. Benim bunu tasvip etmem mümkün değil. Geçmişte kamu bankalarının görev zararı olayları sebebiyle nasıl battığını hatırlayın. Bütün kamu bankaları görev zararı adı altında çökertilmişti. Biz geldik, önce kamu bankalarımızın tamamını görev zararlarından kurtardık. Şu anda Ziraat sadece ulusal değil uluslararası alanda önde gelen bankalardan bir tanesi. Halkbank da Vakıfbank da öyle."
Akdeniz'de yeni adımlar atabilir
Erdoğan, KKTC'ye gönderilen İHA'larla ilgili soruya, "Bunların gerekirse, sayılarını daha da artırma durumumuz söz konusu. İhtiyaca göre her şey, her an değişebilir. Bunun yanında zaten Libya kendisi bu tür ihtiyaçlarını karşılıyor. Askeri Güvenlik ve İşbirliği Anlaşması aramızdaki dayanışmayı daha da güçlü kılacak" cevabını verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğu Akdeniz'de başka adımların da söz konusu olup olmayacağına ilişkin, "Bunlar gelişmelere göre anbean olabilecek adımlardır. Özellikle Libya ile aramızdaki mutabakattan sonra çok daha hareketli ve seri şekilde gidecektir. Bu işin ağırdan alınma durumu söz konusu değildir. Bir tarafta Libya'da savaş var. Adam geliyor bir bölgeyi kuşatıyor, ateşe tutuyor. Şu anda Libya ordusu gereğini yapıyor. Mesela Ruslar Wagner'leri vermiş, bu adamlar orada. Şu anda Abu Dabi yönetiminin, Mısır yönetiminin oraya verdiği bir destek var. Kime? Hafter'e. Hafter'in uluslararası tanınırlığı var mı? Yok. Kimse kabul etmiyor, Berlin süreci bile Hafter'i kabul etmiyor aslında" ifadelerini kullandı.
Kanal İstanbul yapılacak
Boğazlarda, Montrö'de Türkiye'ye tanınan bir hak olmadığına, istedikleri gibi gelip geçtiklerine dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti: "Düşünün, sizin Boğaz'ınızı kullanıyorlar ama hiçbir şey elde edemiyorsunuz. Öyle bir durum var. Kanal İstanbul ise böyle değil, Süveyş Kanalı'nda ve diğerlerinde oraların nasıl kendilerine ait hakları varsa biz de bu yatırımı yaptığımız zaman bu tür bir hukukumuz doğacak. Üstelik kaza endişesi de taşımayacaksın. İşin bir de bu güzelliği var. Bu proje kapsamında çok farklı bir İstanbul'u inşa edeceğiz. Üzerinde 5 tane köprünün olduğu, içme suyu hatlarının deplase edildiği (yer değiştirdiği) bir modeli hayata geçireceğiz. Bundan inanın bunların haberi yok. Hatta, televizyonlarda da Kanal İstanbul'la ilgili görüntüler var. O görüntüler işin nihai hali değil. Onlar üzerinde de bazı çalışmalar yapılarak çok daha farklı bir noktaya gelinecek. Bize göre bu proje, İstanbul'un güzelliğine çevrecilik açısından güzellik katacak ve Boğaz'daki çevre tehdidini ortadan kaldıracak." AK Parti içinden neşet eden siyasi hareketlerle ilgili değerlendirmelerde de bulunan Erdoğan, "AK Parti bir çınardır. Biliyorsunuz, yapraklar hazan mevsiminde dökülür. Düşen yaprak bir daha eski yerine dönmüyor" dedi.
Araplar sığınmacı krizinde sınıfta kaldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye'deki gelişmelere ilişkin şunları söyledi: "Güvenli Bölge konusundaki çağrımıza henüz dünyanın en güçlü, ekonomik olarak en saygın olduğunu zannettiğimiz ülkelerinden bile 'biz de varız' diyen çıkmadı. Biz hala ses bekliyoruz, ama bir şey yok. Kalkınmış ve zengin batılı ülkeler mülteci krizinde sınıfta kaldı. Zengin bazı Arap ülkeleri de aynı durumda. Oysa küresel sorunlar ancak küresel iş birliği ve dayanışma ile aşılabilir. Küresel sorunlar, ancak küresel iş birliği ve dayanışma ile aşılabilir. Dünyanın mülteci sorunundan kaçması sorunu ortadan kaldırmıyor."
HABER MERKEZİ


















































































