Ereğli Müdafaa-i Milliye Derneği
Ahmet Nimet Hoca Kurtuluş Savaşı’nda Ereğli Müdafaa-i Milliye Derneği’nin kurulmasında rol oynamıştır
Haber Merkezi





Gürdal Özçakır'ın, Haber Zonguldak gazetesindeki 22 Haziran 2011'de yayınlanan "Karadeniz Ereğli'nin İşgalden Kurtuluşu" makalesinde Ahmet Nimet Hoca'nın konuşması geçer.
Karadeniz Ereğli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin, İzmir'in işgali sonrasında bir Cuma namazı öncesi toplantısında Uzun Mehmet Parkı'nda yaptığı etkili konuşma şöyledir:
"Sayın dinleyiciler! Çanakkale ve Kafkas gazileri!
Bugün ulusça mübarek vatanımızın parçalanması, namus ve haysiyetimizin ayaklar altına alınması tehlikesi ile karşı karşıya bulunmaktayız. Her karış toprağı şehitler kanı ile yoğrulan kutsal vatanımıza el uzatılıyor. İzmirliler ve Batı Anadolu halkı silahlarıyla dağa çıktılar. Düşmanı Akdeniz'in çukurluklarında kahredecekler.
Aziz hemşerilerim!
Bizler de görkemli tarihimize ve atalarımıza layık olduğumuzu kanıtlayacağız. Sınav günümüz gelmiştir. Bu uğurda sizlerle birlikte canımı vermekten çekinmeyeceğim.
Genç yavrularım!
Sizleri bugün için yetiştirdik. Düşmana Bedir'in, Malazgirt'in, Fatih'in aslanları gibi kurşundan kenetlenmiş saflarınızla saldıracaksınız. Onları yok edeceksiniz. Şehit ve gazi olacaksınız. Bu ulus, bu vatan, bu tarih, bu şeref size emanet olacaktır.
Gaziler ve kahramanlar!
Dinimize göre esir bir hükümdara itaat caiz değildir. İtaat eden Peygamberimizin istediği ümmet değildir.
Büyük tehlikeyi önlemek, Kuvva-yi Milliye ruhuna sadık kalmakla kabil olacaktır. Çanakkale ve İzmir'de akan kanlarla, Batı Anadolu'nun tarihî sınırı çiziliyor. Biz de akıtacağımız kanlarla bu sınırı tamamlayacağız.
Karadeniz sahilini kanımızla yalazlayacağız. Misakımız bu olacaktır.
Pek yakında bu toprakta yükselen kurtarıcının, Mustafa Kemal'in emrinde 1200 yılından beri uğrunda mücadele ettiğimiz İslam dininin bugün içimizde yanıp tutuşan meşalesi bizi gazamızda, kutsal savaşımızda muvaffak ve muzaffer kılacaktır. Çünkü, Hak uğrunda, vatan uğrunda, din uğrunda, millet uğrunda savaşıyoruz. Cenab-ı Hak bizimle beraberdir."
AHMET İZZET EFENDİ (ÇALGÜNER)
Millî Mücadele'nin başlamasıyla ulusal hareketin yanında yer aldı.
Bu amaçla, İzmir'de Müdafaa-i Hukuk-i Osmaniye Cemiyeti'nin önderliğinde 17/19 Mart 1919 tarihleri arasında yapılan kongreye, Çal delegesi olarak katıldı.
Kuvva hareketinde üstün hizmetleri nedeniyle Kurtuluş Savaşı'na katılanlara ancak bir tek İstiklal Madalyası verilmiş olduğu halde, Müftü Ahmed İzzet Efendi'ye biri "Çal Müftüsü İzzet Efendi", diğeri de Çal kazası Müdafaa-i Hukuk Heyeti'nden Müftü İzzet Efendi" isimlerine düzenlenmiş iki madalya verilmiştir.
Çal Kaymakamı'nı harekete geçirmeye çalışmış, çok etkili olamayınca Çal dağlarında Dede Efe'nin barınağına kadar gitmiş, onu cepheye sevk etmede başarılı olmuştur.
Müftü Ahmet İzzet Efendi, 15 Temmuz 1919'da yirmi bir kişiden müteşekkil Çal Heyet-i Milliyesini kurdu.
"Bu yirmi kişi ve ilçenin önde gelenleri ile hemen hizmete başladık. Jandarma dairesinin kapısını kırarak sekiz sandık cephane ile 10-12 adet mavzeri aldık. Badehu (sonra) askerlik şubesinin deposunu kırarak, orada mevcut cephane, pala, silah ne varsa hepsini aldık. Çal merkez kasabası eşrafını Köşk eşraflarına yolladık.
Oralardan silah ve gönüllü asker dercine himmet olundu. Hatta asker firarilerinin güzergâhları kesilerek silahları alındı. Bu sûretle hayli asker ve silah dercolundu (toplandı).
Bunların topunu alarak Köşk cephesine hareket ettim. Düşmanın Omurlu'yu işgali günü biz de cepheye varmıştık…
(…) 22 Aralık 1919'da Çal merkezinde 15 bin kişinin katıldığı bir miting düzenlemiştir. Yunan işgal ve zulmü bir kez daha protesto edilmiştir.
Ayrıca miting sonunda kararlar alınmış ve bu kararlar Müftü Ahmed İzzet ile yedi arkadaşının imzalarıyla Dahiliye ve Hariciye Nezaretlerine, sûretleri İstanbul'daki Amerika, İngiliz, Fransız, İtalyan siyasî yetkililerine, Yenigün, Tasvir, İkdam, Monitör ve Oryantal gazetelerine gönderildi." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)






















































































