Erivan aslında kadim bir Türk şehri
Erivan’ın taş sokaklarında yürürken, artık sesi duyulmayan çeşmelerin, temeli kaybolmuş hanların, adı unutturulmuş sokakların ardında, bir zamanlar bu topraklarda yaşamış Türklerin sessiz izleri hissedilir.
11.05.2025 00:52:00
Bayram ÇOŞGUN
Bayram ÇOŞGUN





Erivan'da Sessiz Kalan Türk İzleri
Erivan… Bugün Ermenistan'ın başkenti olarak anılan bu kadim şehir, geçmişte pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış, tarih boyunca farklı kültürlerin iç içe geçtiği bir yerleşim olmuştur. Ancak zamanın tozu, siyasi dönüşümler ve toplumsal çatışmalar, bu coğrafyada bir dönem varlık göstermiş olan Türk kültürel mirasını neredeyse görünmez hale getirmiştir.
Osmanlı'dan Önce: Selçuklu ve İlhanlı Etkileri
Türk izlerini Erivan'da aramak için öncelikle 11. yüzyıla uzanmak gerekir. Selçukluların Anadolu'ya girişinden sonra Güney Kafkasya'da da etkileri hissedilmiş, bölgede Türk-İslam kültürünün ilk mimari ve kültürel örnekleri görülmeye başlanmıştır. Erivan ve çevresi, 13. yüzyılda İlhanlıların ve sonrasında Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen beylerinin kontrolü altına girmiştir. Bu dönemlerde inşa edilen camiler, kervansaraylar ve medreseler, Türk-İslam mimarisinin izlerini taşımaktadır.
Safevî ve Osmanlı Hakimiyetinde Erivan
yüzyıldan itibaren Erivan, Safevîler ile Osmanlılar arasında defalarca el değiştirmiştir. Özellikle 1555 Amasya Antlaşması ile Erivan Osmanlıların hâkimiyetine girmiş, şehir "Revan" adıyla anılmaya başlanmıştır. 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması ile bölge yeniden Osmanlı idaresine geçmiş ve 17. yüzyılda Revan Beylerbeyliği kurulmuştur.
Bu dönemde şehir, camiler, hamamlar, medreseler, köprüler ve çeşmelerle donatılmıştır. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman'ın Revan Seferi sırasında yaptırılan cami ve surlar, Türk mimarisinin bölgedeki önemli örnekleri arasında yer alır. Ünlü Revan Camii (Erivan Ulu Camii), klasik Osmanlı mimarisinin sadeliğini ve ihtişamını yansıtan bir eserdi.
Sovyetleşme Süreci ve Kültürel Silinme
yüzyıl başında Osmanlı-Rus savaşları, 1915 olayları ve Ermeni isyanları sonrası bölgede demografik yapı değişmiş, Müslüman-Türk nüfusu büyük ölçüde sürgün edilmiş ya da göç etmek zorunda kalmıştır. 1920'lerde Sovyet yönetiminin kurulmasıyla, kalan Osmanlı-Türk eserlerinin büyük bir kısmı yıkılmış ya da farklı işlevlerle kullanılmıştır.
Revan Camii'nin bir kısmı müzeye çevrilmiş, bazı mezarlıklar yok edilmiş, kültürel hafıza sistematik olarak silinmeye çalışılmıştır. Bugün şehirde bu izlere dair çok az yapı ayakta kalabilmiştir.
Bugünkü Erivan'da Türk Mirası
Günümüzde Erivan'da ayakta kalan Türk eserlerinden biri, Mavi Cami (Gök Mescit) olarak bilinen yapıdır. Aslen 18. yüzyılda Pers valisi Hüseyin Ali Han tarafından yaptırılan bu cami, Azerbaycan Türklerinin Erivan'daki varlığını da simgeler. Sovyet döneminde kapatılan ve daha sonra restore edilen cami, bugün İran tarafından desteklenen bir kültür merkezi olarak kullanılmaktadır.
Erivan… Bugün Ermenistan'ın başkenti olarak anılan bu kadim şehir, geçmişte pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış, tarih boyunca farklı kültürlerin iç içe geçtiği bir yerleşim olmuştur. Ancak zamanın tozu, siyasi dönüşümler ve toplumsal çatışmalar, bu coğrafyada bir dönem varlık göstermiş olan Türk kültürel mirasını neredeyse görünmez hale getirmiştir.
Osmanlı'dan Önce: Selçuklu ve İlhanlı Etkileri
Türk izlerini Erivan'da aramak için öncelikle 11. yüzyıla uzanmak gerekir. Selçukluların Anadolu'ya girişinden sonra Güney Kafkasya'da da etkileri hissedilmiş, bölgede Türk-İslam kültürünün ilk mimari ve kültürel örnekleri görülmeye başlanmıştır. Erivan ve çevresi, 13. yüzyılda İlhanlıların ve sonrasında Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen beylerinin kontrolü altına girmiştir. Bu dönemlerde inşa edilen camiler, kervansaraylar ve medreseler, Türk-İslam mimarisinin izlerini taşımaktadır.
Safevî ve Osmanlı Hakimiyetinde Erivan
yüzyıldan itibaren Erivan, Safevîler ile Osmanlılar arasında defalarca el değiştirmiştir. Özellikle 1555 Amasya Antlaşması ile Erivan Osmanlıların hâkimiyetine girmiş, şehir "Revan" adıyla anılmaya başlanmıştır. 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması ile bölge yeniden Osmanlı idaresine geçmiş ve 17. yüzyılda Revan Beylerbeyliği kurulmuştur.
Bu dönemde şehir, camiler, hamamlar, medreseler, köprüler ve çeşmelerle donatılmıştır. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman'ın Revan Seferi sırasında yaptırılan cami ve surlar, Türk mimarisinin bölgedeki önemli örnekleri arasında yer alır. Ünlü Revan Camii (Erivan Ulu Camii), klasik Osmanlı mimarisinin sadeliğini ve ihtişamını yansıtan bir eserdi.
Sovyetleşme Süreci ve Kültürel Silinme
yüzyıl başında Osmanlı-Rus savaşları, 1915 olayları ve Ermeni isyanları sonrası bölgede demografik yapı değişmiş, Müslüman-Türk nüfusu büyük ölçüde sürgün edilmiş ya da göç etmek zorunda kalmıştır. 1920'lerde Sovyet yönetiminin kurulmasıyla, kalan Osmanlı-Türk eserlerinin büyük bir kısmı yıkılmış ya da farklı işlevlerle kullanılmıştır.
Revan Camii'nin bir kısmı müzeye çevrilmiş, bazı mezarlıklar yok edilmiş, kültürel hafıza sistematik olarak silinmeye çalışılmıştır. Bugün şehirde bu izlere dair çok az yapı ayakta kalabilmiştir.
Bugünkü Erivan'da Türk Mirası
Günümüzde Erivan'da ayakta kalan Türk eserlerinden biri, Mavi Cami (Gök Mescit) olarak bilinen yapıdır. Aslen 18. yüzyılda Pers valisi Hüseyin Ali Han tarafından yaptırılan bu cami, Azerbaycan Türklerinin Erivan'daki varlığını da simgeler. Sovyet döneminde kapatılan ve daha sonra restore edilen cami, bugün İran tarafından desteklenen bir kültür merkezi olarak kullanılmaktadır.


















































































