logo
28 EYLÜL 2026

Eski Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed gündemi değerlendirdi

Eski Malezya Başbakanı Dr. Mahathir Muhammed, "Adil, hukukun üstünlüğünü takip eden, zulüm olmayan, özgürlüğün olduğu bir medeniyet bugün artık yok. Tüm bunlar, bu değerleri tasarlayan, ortaya çıkaran insanlar tarafından yıkıldı" dedi.

 

27.06.2024 11:30:00 / Güncelleme: 27.06.2024 11:39:05
AA
 
Eski Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed gündemi değerlendirdi
Eski Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed gündemi değerlendirdi

Eski Malezya Başbakanı Dr. Mahathir Muhammed, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Malezyalı siyasetçi, uluslararası değerlerin hiçe sayılması, Birleşmiş Milletlerin (BM) yapısı, Gazze'de devam eden soykırıma verilen Batı desteği, küresel düzen ve dünya gençlerinin küresel düzendeki adaletsizlikleri ve Gazze'deki İsrail soykırımını protesto etmesi konularında değerlendirmede bulundu.

Soru: İnsan medeniyetinin, ürettiği temel değerlerin reddedilmesiyle sona erdiğini belirttiniz. Sizce bu sonuca hangi gelişmeler veya eğilimler yol açtı, açıklayabilir misiniz?

İnsanlık birkaç yüzyıldır kabul ettiğimiz temel değerleri geliştirdi. Örneğin insan hakkı, yaşam hakkı, yaşamın kutsallığı, ifade özgürlüğü gibi. Bunlar kabul ettiğimiz ve değer verdiğimiz şeyler. Buna rağmen İsrail, Gazze'de Filistinlilere soykırım yaparken ABD ve Avrupa ülkelerinin İsrail'e verdiği destek, insan haklarını umursamadıklarını, yaşamın kutsallığı hakkında düşünmediklerini ve hatta aslında İsrail'e Filistinlileri öldürmek için silah, bomba ve roket sağlayarak soykırım yapmasına yardım ettiklerini gösteriyor. Bu, geçmişte tanıttıkları temel değerleri terk ettiklerini gösteriyor. İnsan haklarını hesaba katmıyorlar, yaşamın kutsallığı hakkında düşünmüyorlar ve hatta aslında İsrail'in Filistin halkını öldürmesini destekliyorlar. Bu nedenle kendi değerlerini terk etmişlerdir. Dolayısıyla, adil, hukukun üstünlüğünü takip eden, zulüm olmayan, özgürlüğün olduğu bir medeniyet bugün artık yok. Tüm bunlar, bu değerleri tasarlayan, ortaya çıkaran insanlar tarafından yıkıldı.

Soru: Filistin'deki direniş ve İsrail soykırımının küresel ölçekte ezen ve ezilenin temsil edildiği bir çatışmaya dönüştüğü iddia ediliyor. Filistin mücadelesinin daha geniş bir anlatıyı içerdiğine inanıyor musunuz?

Gazze'deki Filistin halkının başına gelenlerin kimsenin beklemediği bir şey olduğunu düşünüyorum. Tüm insanlığın hukukun üstünlüğüne saygı duyacağını, baskıcı olmayacağını, insan katliamları yapmayacağını ve suç eylemlerine destek olmayacağını düşünüyorduk. Bu nedenle özellikle Batılı güçlerin davranışlarına tekrar bakmamız gerekiyor. Özgürlük vb. fikirleri savunanlar onlardı ama şimdi aslında kendi fikirlerini reddeden insanlar oldular.

Soru: Büyük ülkelerin sahip olduğu veto yetkisi göz önüne alındığında, BM'nin bu çatışmaları çözmedeki etkinliğini nasıl değerlendiriyorsunuz' BM'yi daha etkili hale getirmek için ne gibi değişiklikler önerirsiniz' Mevcut zorluklara rağmen insan hakları, özgürlük ve adalet değerlerini küresel ölçekte yeniden canlandırmak için hangi adımlar atılabilir' Önerebileceğiniz belirli eylemler veya politikalar var mı?

Birleşmiş Milletler fikri çok iyi bir fikir. Maalesef bu, İkinci Dünya Savaşı'nda zaferi kazananlar tarafından oluşturuldu. 5 ülke BM'yi kurmaya karar verdi. Ancak, BM'yi kurduklarında kendilerine belirli ayrıcalıklar, veto yetkileri verdiler. Yani kaç kişi, kaç ülke bir kararı desteklerse desteklesin, 5 ülkeden herhangi biri BM kararını veto edebilir. İşte, Birleşmiş Milletlerin bazı alanlarda başarısız olduğu yer burasıdır. Tıp ve gıda dağıtımı gibi alanlarda BM iyi bir iş çıkardı. Ancak, savaşların olmaması ve cinayetlerin olmamasını sağlama konusunda BM başarısız oldu. Çünkü, veto yetkisine sahip beş ülke genellikle kendi çıkarlarına uymayan her şeyi reddediyor. Gazze örneğinde, 150 ülke İsrail'in soykırım yaptığını ve savaşı durdurması gerektiğini ilan etti. Ancak, veto yetkisine sahip olan ABD, BM kararını reddetti. Yani eğer BM'yi neredeyse bir dünya hükümeti olarak görmek istiyorsanız, o zaman kimseye veto yetkisi verilmemeli. Veto yetkisine sahip olmamalılar. Çünkü veto yetkisine sahip olduklarında, 1 ülke diğer 190 ülkeyi reddedebilir. Bu hiç de demokratik değildir. Bu nedenle ya BM'deki veto yetkilerinden kurtulmalıyız ya da sınırlı yetkilere sahip yeni bir dünya hükümeti kurmalıyız. Çünkü, bugün birçok ortak sorunumuz var. Örneğin, son zamanlarda yaygın olan pandemi olan Kovid-19, dünyanın tüm ülkeleri için ortak bir sorundu. Bir ülke olarak değil, bir dünya olarak hareket etmemiz gerekiyor. Bu yüzden, iklim değişikliği gibi dünyayı etkileyen ortak sorunlarla başa çıkabilen bir yönetime ihtiyacımız var. Ülkelerin kendi başlarına bu sorunlarla başa çıkamadıklarını görüyoruz. Bu yüzden, ortak sorunları ele alacak bir dünya otoritesi olmalı. Bu yüzden benim fikrim BM'nin veto yetkilerinden kurtulması gerektiği yönündedir. Eğer bunu yapamazlarsa, o zaman birçok ortak sorunumuzdan sorumlu olan başka bir dünya otoritesi kurmalıyız.

Soru: İslam ülkeleri, önemli finansal kaynaklara ve askeri yeteneklere, çok büyük bir nüfusa ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) gibi uluslararası örgütlere sahip. Sizce neden bu devam eden soykırımı önlemek için müdahale etmediler?

Çok sayıda İslam ülkesi, ülkelerini yönetme konusunda güçlü olamadı. Bu yüzden İslam ülkelerinde, birçok şiddet olayı hatta iç savaşlar var. Bu yüzden, İslam ülkeleri işlerini düzgün bir şekilde yönetemiyor. Çok fazla paraları var. Herhangi bir ülkede daha önce hiç olmadığı kadar çok para var. Çünkü petrol var ve tonlarca para kazanıyorlar. Ama, bu para ülkenin güçlendirilmesine harcanmıyor. Aslında, paranın çoğu dolar tahvilleri almak için kullanılıyor. Dolar tahvilleri almak, ABD'ye para ödünç vermek gibi bir şey. ABD'nin parayla yaptığı şeyler ise Müslüman ülkelerin menfaatine değil. Müslümanlar İİT'yi kurdular. İİT, tüm Müslüman ülkeleri bir araya getirmesi gereken bir örgüt. Ancak, İİT'de karar sadece oybirliği ile alınabilir yani, İİT tarafından alınan herhangi bir kararın 50'den fazla ülkenin tamamı tarafından kabul edilmesi gerekmektedir. Bir ülke kabul etmezse, o karar uygulanamaz. Bu yüzden oybirliği yerine çoğunluk kararına dönmemiz gerekiyor. Eğer bunu yaparsak, belki ümmetin savunulması gibi bazı konularda anlaşmaya varabiliriz. Açıkçası, paramız var, insan gücümüz var, ama Müslümanları korumak için organize değiliz. Şu anda olan şey, bireylerin intikam almak için kendi başlarına hareket etmeleri. Bu Müslümanlar için iyi değil. Çünkü, aslında suçsuz insanları öldürüyorlar. Örneğin, Avrupa ülkelerinde yaşadıklarında, Filistin ve İsrail arasındaki çatışmaya karışmayan Avrupalıları öldürüyorlar. Sorunlarımızı nasıl yöneteceğimize dair uygun bir stratejiye sahip olmalıyız. Bu, Müslümanların sadece insanları öldürmek için değil Filistin topraklarını geri kazanmak için strateji uygulamasına ve ne yapması gerektiğine karar vermek adına kıdemli üyelerden oluşan bir komite veya kabine tarafından oluşturulmalı.

Soru: Batı ülkeleri, Gazze'de yaşanan olayları nasıl rasyonalize ediyor ve hükümet desteğini nasıl meşrulaştırıyor' Bu tablo liberal değerlerle çelişiyor mu, yoksa aslında liberalizmin özünü mü yansıtıyor?

Batı ülkeleri, İsrail'in kendisini koruma hakkına sahip olduğunu söyleyebilir. Ancak, İsrail'in güvenliğini sağlama hakkı varsa, Filistinlilerin de güvenliğe ihtiyacı var. 70 yıldır İsrailliler, Filistinlilere baskı uyguladı. Filistin topraklarına yerleşim birimleri inşa etti. Filistin topraklarına duvarlar ördü. Kudüs'ü başkentleri olarak aldı. Tüm bunlar uluslararası hukuka ve Filistinlilere karşı. Sorun şu ki Avrupalılar her zaman İsrail'i destekliyor, hatta İsrail uluslararası suç işlediğinde bile destekliyorlar. İsrail uluslararası sularda gemilere müdahale ettiğinde, bu Deniz Hukuku'na aykırıdır. Çünkü uluslararası sulardasınız, özgürsünüz. Ancak, İsrail uluslararası sularda gemilere müdahale etti ve yüklerini ele geçirdi. Sorunumuz şu ki Avrupalılar İsrail'i yarattı ve şimdi İsrail'i suç işlediğinde bile savunmak istiyor. Bunu İsrail'in güvenliğine sahip olması gerektiği için yaptıklarını söylüyorlar. Ama, Filistin halkının da güvenliğe ihtiyacı var. Dolayısıyla eğer Filistin halkına zulüm ediyorsanız, Filistin halkının İsrail'e karşı harekete geçme hakkı olur ve ben geçen yıl 7 Ekim'de bunu yaptıklarını düşünüyorum.

Soru: ABD'nin liderliğindeki küresel düzen çöküyor mu ve Filistin'deki devam eden durum bu sistemi nasıl etkiliyor?

Ne yazık ki pek bir şey yapamayız. Çünkü ABD çok güçlü bir ülke ve eğer ABD'ye karşı gelirseniz ABD size yaptırım uygulayabilir. Karşılaştığımız sorun bu. Şimdi, eğer sadece İsrail olsaydı, İsrail'e karşı hareket edebilirdik. Şu anda, sadece ABD değil, Avrupa ülkeleri de İsrail'in soykırımını destekliyor. Eğer İsrail'e karşı hareket edersek, ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından yaptırıma uğrayabiliriz ve çoğu ülke, ekonomilerine zarar vereceği için onlardan yaptırım görmeyi kabul etmek istemiyor.

Soru: ABD üniversitelerinde ve pek çok Avrupa ülkesinde gösteriler düzenleniyor. Gençlerin mevcut küresel düzenin sorgulanmasında ve özellikle Filistin konusundaki haksızlıklara karşı protesto etmede oynadığı rol hakkındaki görüşünüz nedir?

Gençlerin gerçekleri olduğu gibi görebildiklerini ve kendi hükümetlerinden etkilenmediklerini görmekten memnuniyet duyuyorum. Kendi hükümetleri, İsrail'in soykırımını destekliyor ama gençler soykırıma karşılar. Yahudilere karşı değiller. Antisemitik değiller. Sadece İsrail'in Gazze'de insanları öldürme eylemine karşılar. Dolayısıyla gençlerin kendi hükümetlerinin politikalarını reddedeceklerine ve kendi hükümetlerini devireceklerine dair umudumuz var. Gençler arasından çıkacak yeni liderlikten, temel değerlerine bağlı kalacaklarını görmeliyiz. Şu anda konuştuğumuz değerler gibi, insan hakları, özgürlük, basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü eksikliği vb. Dolayısıyla tüm ulusların gençleri için umudumuz var, bunlar arasında Yahudi gençler de bulunuyor.

Soru: Uzun kariyerinizi ve küresel olayların mevcut durumunu düşünerek, adalet ve insan hakları için çaba gösteren genç nesle ne tür tavsiyelerde bulunmak veya nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Genç insanların mevcut sorunlar hakkındaki görüşlerini ifade etmeleri gerektiğini düşünüyoruz. İsrail'in yürüttüğü soykırıma karşı çıkmalılar. Hatta kendi hükümetlerine bile karşı çıkmalılar. Hükümetleri İsrail'i desteklerken, genç insanların iyi değerleri korumaları umudumuzu artırır. Böylece liderlerinin kaybettiği medeni değerleri geri getirebiliriz. Liderleri, İsrail'e verdikleri desteğe dair daha fazla endişeleniyorlar ve İsrail'in yasaları çiğnediğini ve suç işlediğini görmüyorlar. Bu yüzden genç insanlar bize umut veriyor. Gelecekte, belki de eski medeni değerleri yeniden benimseyecek genç liderler bulabiliriz. Umarım gençler, sizinki gibi yayınları dinlerler. Böylece kendi ülkelerinin vatandaşları olsalar da hükümetleri yanlış yaptığında hükümetlerine yanlış olduğunu söylemeleri ve hükümete karşı gösteri yapmaları gerektiğini bilirler. Hatta, hükümet onlara karşı polisi gönderse bile bunu yapmaları gerektiğini bilirler.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.