logo
21 AĞUSTOS 2026

Eski ÖSYM Başkanı Ali Demir, FETÖ üyeliğinden beraat etti!

Demir, FETÖ üyeliğinden beraat alırken, "görevi kötüye kullanma" suçundan 1 yıl 15 gün hapis cezasına çarptırıldı

15.02.2024 21:10:00
AA
 
Eski ÖSYM Başkanı Ali Demir, FETÖ üyeliğinden beraat etti!
Eski ÖSYM Başkanı Ali Demir, FETÖ üyeliğinden beraat etti!
Eski Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Ali Demir'in, "Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliği" ve "görevi kötüye kullanma" suçlamalarından yargılandığı davada karar açıklandı.

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davada tutuksuz sanık Demir ile avukatı salonda hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı dava dosyasına gelen evrakı okuduktan sonra esasa ilişkin savunması yapması için sanığa söz verdi.

Demir, 2010'da ÖSYM başkanı olarak atandığını, o zamanlar kurumun kişisel ilişkilerle yönetildiğini, başkan olduktan itibaren sınav güvenliğine yönelik uygulamalar yaptığını dile getirdi.

Çalıştığı dönemde hiçbir sınav evrakını iptal etmediğini öne süren Demir, "ÖSYM'nin yaptığı sınavların hepsinin çalındığı söylenmektedir. Ama çalınan 19 sınavdan sadece 5 tanesi ÖSYM sınavıdır." şeklinde savunma yaptı.

Ali Demir, suçsuz olduğunu öne sürerek, beraatine karar verilmesini istedi.

Avukat beyanının ardından kararını açıklayan mahkeme, Demir'in üzerine atılı "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçunun sabit olmadığından beraatine hükmetti.

Mahkeme, Demir'i "görevi kötüye kullanmak" suçundan 1 yıl 15 gün hapis cezasına çarptırarak, hükmün açıklanmasını geriye bıraktı.

18,5 yıl hapsi isteniyordu

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Demir hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma" suçlarından 18 yıl 6 ay hapis cezası isteniyordu.

ÖSYM tarafından 2010-2015 yıllarında yapılan sınavlarda soruların sızdırılmasıyla ilgili ayrıntılara yer verilen iddianamede, soruların, matbaaya gönderilmek üzere "Sır cihazı" adı verilen kriptolu belleğe yüklendiği sırada ÖSYM'nin bilgisayarlarına kurulan ProNMS ve Lumension adlı programlarla arka planda kaydedildiği, bu şekilde elde edilen soruların, kurumda görevli örgüt mensuplarınca FETÖ'nün sözde ÖSYM imamı Bekir Şimşek'e ulaştırıldığı ifade edilmişti.

İddianamede, soruşturma açıldığı bilgisine ulaşan örgüt mensuplarının, ÖSYM'deki bilgisayarlara geri dönülemeyecek şekilde 35 kez format attığı buna rağmen bazı bilgisayarlarda sınav sorularını kaydeden programlara ilişkin kalıntılar bulunduğu da aktarıldı.

Soruların bu şekilde sızdırıldığı dönem Ali Demir'in ÖSYM Başkanı olduğu, soru hazırlanması ve güvenlikle ilgili kritik birimlerde çalışırken hakkında FETÖ'den işlem yapılan kişilerin ya Ali Demir döneminde işe alındığı ya da başka birimlerdeyken Demir'in onayıyla bu birimlerde görevlendirildikleri belirtilmişti.

Özel yurt fiyatları uçuşa geçti

ÖSYM'nin YKS yerleştirme sonuçlarını açıklamasının ardından yüz binlerce genç için üniversite kayıt heyecanı başlarken, megakent İstanbul'u kazanan öğrencileri ve ailelerini ciddi bir barınma telaşı sardı. En ucuz özel yurt odasının 25 bin TL'den kapı açtığı, kiralık evlerde ise ortalama bedelin 45 bin TL'ye dayandığı İstanbul'da ailelerin bütçeleri bu yıl her zamankinden daha fazla zorlanacak

20.08.2026 21:00:00
Eyüp Kabil
 
Özel yurt fiyatları uçuşa geçti
Özel yurt fiyatları uçuşa geçti
İstanbul genelinde 2026-2027 eğitim-öğretim dönemi için özel yurt fiyatlarında, oda tipine ve ilçenin konumuna göre çok keskin bir fiyat artışı yaşanıyor. Geçtiğimiz dönem aylık 17 bin TL ile 58 bin TL arasında seyreden fiyatlar, bu yıl 25 bin TL ile 76 bin TL bandına tırmanmış durumda.

Beşiktaş, üniversitelere ve merkezi alanlara yakınlığı nedeniyle fiyatların en yüksek olduğu ilçe konumunda. İlçede yurt ücretleri aylık 36 bin TL'den başlıyor ve tek kişilik konforlu odalarda 76 bin TL'ye kadar yükseliyor.

İstanbul'un en canlı ve popüler öğrenci lokasyonlarından olan Şişli ve Kadıköy'de özel yurt fiyatları aylık 25 bin TL ile 50 bin TL (Kadıköy'de 30 bin TL'den başlayarak) arasında değişiyor.

Tarihi yarımadada yer alan ve birçok kampüse ev sahipliği yapan Fatih'te oda fiyatları 30 bin TL ile 40 bin TL arasında alıcı buluyor.

Nispeten daha uygun fiyatlı alternatif arayanlar için Avcılar'da aylık özel yurt fiyatları 20 bin TL ile 40 bin TL arasındayken, Esenyurt'ta 15 bin TL ile 32 bin TL arasında oda bulmak mümkün oluyor.

Oda kapasiteleri arttıkça (4-6 kişilik odalar) maliyet düşse de, öğrencilerin mahremiyet ve rahat çalışma alanı gibi nedenlerle en çok talep ettiği tek kişilik odaların ortalama fiyatı 44 bin TL ile 46 bin TL seviyelerinde seyrediyor.

Ortalama kira 45 bin TL

Yurt fiyatlarındaki fahiş artışlar nedeniyle arkadaşlarıyla birleşip eve çıkmayı planlayan öğrencileri de emlak piyasasında ağır bir tablo karşılıyor. Güncel emlak analizlerine göre İstanbul genelindeki kiralık daire ilanlarının ortanca değeri aylık 45 bin TL seviyesine ulaşarak Türkiye ortalamasını ikiye katladı.

Kadıköy, İstanbul'un en yüksek ortalama kirasına sahip ilçelerinden biri olarak öne çıkıyor, bu bölgede ortalama kiralar 56 bin TL sınırında.

Sarıyer, Beşiktaş, Şişli gibi merkezi ilçelerde yeni binalarda 2+1 dairelerin aylık kiraları çoğunlukla 50-70 bin TL civarında seyrediyor.

Megakentin en düşük ortalama kirasına sahip ilçesi olan Esenyurt'ta bile ortalama kira bedelleri 25 bin TL'den başlıyor.

Öğrenciler için bir eve çıkmanın maliyeti sadece kirayla da sınırlı kalmıyor. Bir kira peşinat, iki kira depozito, emlakçı komisyonu ve eşya masrafları eklendiğinde ilk ay yapılması gereken toplu ödeme ailelerin omuzlarına çok büyük bir finansal yük bindiriyor.

KYK ve İBB yurtları

Mali yükün bu denli ağırlaşması, öğrencileri devlet yurtlarına ve yerel yönetimlerin sunduğu sosyal imkanlara yönlendiriyor. Aylık ücretleri çok daha ekonomik olan KYK yurtları, bütçesini dengelemek zorunda olan ailelerin ilk başvuru noktası durumunda.

Bunun yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), bu yıl toplam 16 yükseköğretim yurdu ve 6 binden fazla yatak kapasitesiyle kapılarını öğrencilere açtı. İBB yurtlarında sabah kahvaltısı ve akşam yemeği dahil günlük konaklama bedeli sadece 128 TL olarak uygulanıyor. Şartları karşılayan öğrenciler için son başvurular 25 Ağustos saat 23.59'a kadar İBB Yurt Başvuru Portalı adresi üzerinden alınmaya devam edecek.

Ailelerin bütçesi alarm veriyor

İstanbul'da asgari ücret veya ortalama bir memur/işçi maaşıyla geçinen ailelerin, çocuklarının sadece barınma masrafını dahi tek başına karşılaması neredeyse imkansız hale geldi. Uzmanlar, ailelerin yaşadıkları bu ekonomik stresi öğrencilere yansıtmaması ve alternatif burs, yarı zamanlı çalışma veya paylaşımlı ev gibi opsiyonları soğukkanlılıkla değerlendirmesi gerektiğini vurguluyor.

Üniversiteyi yeni kazanan Asya Gültekin, yaşadığı kaygıyı şu sözlerle özetliyor: "Eve mi çıksam yurtta mı kalsam büyük bir ikilem içindeyim. Fiyatlar her geçen yıl korkunç bir seviyeye ulaşıyor, öğrenci olarak İstanbul'da ayakta kalmak gerçekten çok zor."

YKS tercih maratonu bitti ancak İstanbul'u kazanan binlerce genç ve ailesi için asıl zorlu sınav, yani "ekonomik barınma sınavı" yeni başlıyor.

Şişli'de kötü kokunun geldiği evde bir genç ölü bulundu

Şişli'de bir binadan yayılan kötü koku ihbarı üzerine olay yerine sevk edilen ekipler, kokuların geldiği dairede yaptığı incelemede 25 yaşındaki gencin cansız bedeniyle karşılaştı

20.08.2026 20:35:00
İhlas Haber Ajansı
 
Şişli'de kötü kokunun geldiği evde bir genç ölü bulundu
Şişli'de kötü kokunun geldiği evde bir genç ölü bulundu
Olay, saat 16.30 sıralarında Kuştepe Mahallesi Zeytinlik Sokak'ta bulunan 4 katlı binada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir binadan gelen kötü koku üzerine mahalle sakinleri ihbarda bulundu. Kötü kokunun geldiği binanın yöneticisiyle görüşen mahalleli durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine polis, sağlık ve olay yeri inceleme ekipleri sevk edildi.

Polis ekipleri kötü kokunun geldiği tespit edilen binanın girişinde bulunan daireye çilingir yardımıyla girdi. Sağlık ve polis ekipleri yaptığı incelemelerde, dairede ikamet ettiği öğrenilen Yusuf Dinç'in (25) hayatını kaybettiğini belirledi. Bina önünde ve mahalle girişinde polis ekipleri güvenlik önlemi aldı. İncelemenin ardından şahsın cenazesi otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı. Ekipler, gencin vücudunda herhangi bir darp ve kesici alet izine rastlanmadığı öğrenildi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

"Hakkımızı alana kadar buradayız"

Güvenpark'ta 38 gün süren oturma eylemine sabaha karşı yapılan polis müdahalesinin ardından er şehit aileleri ve er gaziler, eylemlerini Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önüne taşıdı. Mağduriyetlerinin çözülmesini isteyen gaziler, "Biz öcü değiliz, haklarımızı alana kadar hiçbir yere gitmiyoruz" diyerek kararlılık mesajı verdi

20.08.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
"Hakkımızı alana kadar buradayız"
"Hakkımızı alana kadar buradayız"
Türkiye'nin 81 ilinden hak arayışı için başkente gelen er şehit aileleri ve er statüsündeki gazilerin adalet çığlığı büyüyor. Ankara Güvenpark'ta tam 38 gündür rütbe farkı gözetilmeksizin eşit özlük hakları talebiyle nöbet tutan aileler ve gaziler, sabaha karşı düzenlenen bir şafak operasyonuyla alandan uzaklaştırıldı. 
 
Karga tulumba otobüslere bindirilerek Bilkent Gazi Uyumevi'ne götürülen gazi ve şehit yakınları, buradaki kısıtlamalara ve barınma sorunlarına tepki göstererek eylemlerini Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önüne taşıdı.

Park bariyerlerle kapatıldı

Ağustos ayının ortasından bu yana Ankara'nın göbeğinde seslerini duyurmaya çalışan gazilere, dün sabah saat 04.45 sıralarında yüzlerce polisin katıldığı bir operasyon yapıldı. Yataklarında uyuyan şehit anaları ve uzuvlarını terörle mücadelede kaybetmiş gaziler, polis zoruyla parktan çıkarıldı. Müdahalenin ardından tarihi Güvenpark tamamen boşaltılarak demir bariyerlerle abluka altına alındı.
 
Operasyonun ardından açıklama yapan Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Genel Başkanı Erdem Çerçioğlu, yaşanan muameleye sert tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:

"Sabahın köründe sanki terörist alıyormuş gibi çok ağır bir müdahaleyle karşılaştık. Biz bu ülkenin onuru için askere gittik, bedel ödedik. Bizi kaldırıp Bilkent Gazi Uyumevi'ne kilitlediler, orada adeta rehin tutulduk. Biz öcü değiliz, diyaloğa kapalı değiliz. Bu sorun çözülene kadar alanlardayız. Ya öleceğiz ya da hakkımızı alacağız."

"Sosyal haklara gelince herkes sırtını dönüyor"

Eyleme katılan er gaziler ve destek veren polis gazileri, TSK bünyesindeki rütbeli subay/astsubay gaziler ile er/erbaş gaziler arasında yaratılan derin uçuruma dikkat çekiyor. Güneydoğu'da ve sınır ötesi operasyonlarda aynı kurşuna göğüs gerdiklerini belirten kahramanlar, sağlık ve protez yardımlarında dahi ayrımcılık yapıldığını vurguluyor.
Alana destek için gelen bir polis gazisi, içerideki durumu şu sözlerle özetledi:
 
"Bu çocuklar 20 yaşında, fidan gibi askere gitti; dağda bacağı, kolu, gözü koptu. Sosyal haklara gelince herkes sırtını dönüyor. Bir subay gazi en iyi sağlık koşullarından, göz, diş, ayak protezi imkanlarından sonuna kadar faydalanıyor. Bizim er gazimiz ise protezini kredi kartından borç alarak yaptırmaya çalışıyor. Şehit erin annesi orduevine kapıdan giremezken, rütbeliler yedi göbek ailesini sokuyor. Adalet bunun neresinde?"

Bakanlık önünde kamp kuruluyor

Bilkent'teki uyumevinden çıkışları yapılan ve kalacak yer bulamayan gaziler ile şehit yakınları, eylemlerinin 39. ve 40. gününde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı binası önünde toplandı. 
 
Bakanlık yetkilileriyle görüşmek üzere gazi ve şehit yakınlarından oluşan küçük bir heyet binaya kabul edildi. Bakanlık içinde müzakereler sürerken, dışarıda bekleyen kitle sorunlarına kesin bir çözüm getirilmediği takdirde bakanlık önüne kamp kuracaklarını ilan etti.

Gazilerin temel talepleri neler?

Meclis'ten geçen son kanun tekliflerinin beklentilerini karşılamadığını ve adeta "bir parmak bal çalmaktan" ibaret olduğunu belirten Er Şehit ve Gaziler Platformu taleplerini şu şekilde sıralıyor:
 
Emsal Statü ve Hak Eşitliği: Rütbe ayrımı yapılmaksızın tüm şehit yakınları ve gazilere eşit özlük, maaş ve tazminat haklarının verilmesi.

Medikal ve Protez Güvencesi: Uzuv eksikliği bulunan gazilerin ihtiyaç duyduğu yüksek teknolojili protez ve medikal ürünlerin, hiçbir Contribution (katkı payı) veya borçlanma olmaksızın devlet tarafından karşılanması.

Cumhurbaşkanlığına Bağlı Daire Başkanlığı: Şehit ve gazi işlemlerinin siyaset üstü bir anlayışla yürütülmesi amacıyla, Aile Bakanlığı bünyesinden çıkarılarak doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı müstakil bir daire başkanlığı kurulması.

Rojin’in dosyasında 59 dakikalık gizem

Van'da kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş soruşturmasında sarsıcı bir son dakika gelişmesi yaşandı. Genç kızın cep telefonunda, kaybolduğu anlarda tam 59 dakika boyunca hiçbir veri akışı olmadığı, ardından sabaha kadar internet kullanımının devam ettiği ortaya çıktı. Aile avukatı, "O saatten sonra telefonu katiller kullandı" dedi

20.08.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Rojin’in dosyasında 59 dakikalık gizem
Rojin’in dosyasında 59 dakikalık gizem
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi 21 yaşındaki Rojin Kabaiş'in ölümünün üzerindeki sır perdesi, dijital incelemelerden elde edilen yeni bulgularla aralanıyor. İspanya ve Çin'deki siber laboratuvarların ardından şifresinin kırılması için Mersin'deki adli bilişim uzmanlarına gönderilen cep telefonuna ait internet trafik dökümleri, soruşturmanın seyrini kökten değiştirecek cinsten.

Tam 59 dakika sustu, sabaha kadar çalıştı

Kabaiş ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut'un kamuoyuyla paylaştığı son verilere göre, Rojin'in kaybolduğu gün cep telefonunda 19.04 ile 20.03 saatleri arasında hiçbir veri akışı gerçekleşmedi. Genç kızın sahilde kaybolduğu ana kadar aktif şekilde sosyal medya (WhatsApp veya Instagram) üzerinden görüşmeler yaptığı belirlenirken, bu bir saatlik dilimde cihaz tamamen sessizliğe gömüldü.

Asıl dikkat çeken ayrıntı ise bu sessizliğin hemen ardından başladı. Saat 20.03'ten ertesi sabah 09.00'a kadar Rojin'in internet paketi üzerinden yoğun bir veri akışı tespit edildi.

"Telefonu Rojin değil, onu kaçıranlar kullandı"

Bulguları değerlendiren avukat Abdurrahman Karabulut, cinayet şüphesini açıkça ortaya koyan şu açıklamayı yaptı:

"Rojin son kaybolduğu noktaya gidene kadar telefonla görüşüyordu. Ancak 19.04 ile 20.03 arası bir kesinti var. Ne olduysa tam o esnada oldu. Saat 20.03'ten sonra sabaha kadar kendisini arayan onlarca kişi olmasına rağmen bu aramalar yanıtsız kaldı ancak internetten veri akışı devam etti. Bu durum, telefonun o dakikadan itibaren Rojin'i kaçıran veya öldüren faillerin elinde olduğunu net bir şekilde gösteriyor. Telefon açık olsaydı, Rojin gelen aramalara mutlaka yanıt verirdi."

Aileden "JASAT" ve deniz araçları talebi

Soruşturmada çember daralırken aile, dosyanın emniyetten alınarak bu tür spesifik olaylarda uzmanlaşmış olan JASAT'a (Jandarma Suç Araştırma Timi) devredilmesini talep etti. Ayrıca olayın yaşandığı saatlerde Van Gölü'nde bulunan tüm deniz araçlarının ve teknelerin de şüpheli sıfatıyla mercek altına alınması istendi.

DNA soruşturması genişliyor: Hedef 2 bin 500 kişi

Daha önce Adli Tıp Kurumu raporlarında Rojin Kabaiş'in kıyafetlerinde ve mahrem bölgelerinde iki farklı erkeğe ait DNA kalıntıları saptanmıştı. Bugüne kadar şüpheli sıfatıyla 600'e yakın kişiden alınan DNA örnekleri bu kalıntılarla eşleşmedi. Cumhuriyet Savcılığı'nın, bölgedeki şüpheli profilini büyüterek DNA incelemesini 2 bin 500'ün üzerinde kişiye yaymayı hedeflediği öğrenildi.

Kilitlenen 10 haneli ekran şifresi nedeniyle küresel siber firmalarının dahi açmakta zorlandığı telefonun, Mersin'deki yerli teknik bilirkişiler tarafından tamamen kopyalanması halinde, 27 Eylül'deki o karanlık gecenin tüm sorumlularının açığa çıkarılması bekleniyor.

Kocaeli'de denizde 2'si kadın 3 ceset bulundu

Kocaeli'nin Darıca ilçesinde sahilde önce 2 kadının, kısa süre sonra ise bir erkeğin cansız bedeni bulundu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı

20.08.2026 17:38:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kocaeli'de denizde 2'si kadın 3 ceset bulundu
Kocaeli'de denizde 2'si kadın 3 ceset bulundu
Cami Mahallesi'nde bulunan Şehit Cevher Dudayev Parkı Sahili'nde kıyıya vuran 2 kadının cansız bedeni bulundu. Kısa süre sonra aynı bölgede bir erkeğe ait cansız beden de görüldü.

Çevredekiler durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık, polis ve Sahil Güvenlik ekipleri sevk edildi. Bölgeye ulaşan ekipler tarafından yapılan ilk incelemede üzerlerinde kıyafetleri bulunduğu belirlenen 3 kişinin cenazesi, kimlik tespiti ve kesin ölüm nedenlerinin belirlenmesi amacıyla otopsi yapılmak üzere morga kaldırıldı.

Olayla ilgili geniş çaplı soruşturma başlatıldı.

İstanbul Fındıklı'da tramvay raydan çıktı. Olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi

İstanbul Fındıklı'da tramvay raydan çıktı. Olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi

20.08.2026 12:37:00
Haber Merkezi
 
İstanbul Fındıklı'da tramvay raydan çıktı. Olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi
İstanbul Fındıklı'da tramvay raydan çıktı. Olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi
İstanbul Fındıklı'da tramvay raydan çıktı. Olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi.

T1 Kabataş-Bağcılar Tramvay Hattı'nda Kabataş seferini yapan tramvay Fındıklı istasyonu yakınlarında henüz belirlenemeyen nedenle raydan çıkarak Bağcılar istikametine giden rayların üzerine geçti.

İhbar üzerine olay yerine polis ve İBB ekipleri sevk edildi.

Domates serasında zehirlenenlerin sayısı 33'e yükseldi

Afyonkarahisar'da ilaçlama yapılan domates serasında zehirlenerek hastaneye kaldırılanların sayısı 33'e yükselirken, sayının artmasından endişe ediliyor

20.08.2026 12:06:00 / Güncelleme: 20.08.2026 12:09:07
İHA
 
Domates serasında zehirlenenlerin sayısı 33'e yükseldi
Domates serasında zehirlenenlerin sayısı 33'e yükseldi
Olay, dün kent merkezine bağlı Erkmen beldesi Cumhuriyet Mahallesi'ndeki Alarko Tarım'a ait Alsera isimli domates ve sebze serasında meydana geldi. İddiaya göre, serada domates hasadının sona ermesinin ardından haşere ve zararlılara karşı 2 gün önce ilaçlama yapıldı.

2 gündür izinli olan işçiler dün firma tarafından üretim için seraya çağrıldı. Dün sabah iş başı yapan 80'e yakın işçiden bazıları kusma ve ateş şikayetiyle amirlerine başvurdu. Bunun üzerine birkaç çalışan, iş yeri tarafından özel araçlar ile hastanelere gönderildi. Ardından durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirilerek yardım istendi.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, AFAD ve UMKE ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen AFAD'a bağlı özel kıyafetli Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) ekipleri tarafından özel cihazlarla kontrole tabi tutuldu. Gazdan etkilendikleri belirlenen 24 işçi, ambulanslarla hastanelere kaldırıldı.



Serada üretime geçici olarak ara verildi

Dün akşam ve gece saatlerinde başka çalışanların da rahatsızlanıp hastanelere başvurması sonucu zehirlenen işçilerin sayısı 33'e yükseldi. Hastanelere başvuran kişilerin birkaç saat süren tedavilerinin ardından bir süre gözlem altında tutulduktan sonra taburcu edildikleri belirtildi.

Hastaneye başvuran kişilerin genellikle kısma ve şiddetli baş ağrısı gibi şikayetlerde bulundukları öğrenilirken sayının artmasından endişe ediliyor.

Olayla ilgili savcılık tarafından başlatılan soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Öte yandan, zehirlenme olayının yaşandığı serada geçici olarak üretime ara verildiği belirtildi.

Yeni Parti Gaziantep İl Başkanı Güngen'in ifadesi ortaya çıktı

Yeni Parti Gaziantep İl Başkanı Erhan Deniz Güngen'in, Yeni Parti Milletvekili Melih Meriç'in bıçaklanmasının ardından yaptığı açıklamaya ilişkin şüpheli sıfatıyla verdiği ifade ortaya çıktı. Saldırının ardından, "Bazı kesimler bu saldırı yöntemiyle partimizin önünü kesmeye çalışmışlardır" açıklamasıyla kimi kastettiği sorusuna Güngen, "Bazı kesimler olarak bahsettiğim kişi CHP eski Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş'tir" cevabını verdi

20.08.2026 02:00:00
İHA
 
Yeni Parti Gaziantep İl Başkanı Güngen'in ifadesi ortaya çıktı
Yeni Parti Gaziantep İl Başkanı Güngen'in ifadesi ortaya çıktı
Güngen hakkında, saldırının ardından yaptığı açıklama nedeniyle "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlaması kapsamında işlem başlatıldı. 19 Ağustos 2026 tarihinde Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğü'nde ifadesi alınan Güngen'e, saldırının faili Seydi Ahmet Keleş'in de Yeni Parti üyesi olduğu hatırlatılarak, açıklamasında kullandığı "bazı kesimler" ifadesinin kimi ifade ettiği soruldu. Güngen, saldırının ardından yaptığı açıklamada, "Bu saldırı bütün partililerimize yapılan bir saldırıdır. Demokrasiyi hazmedemeyen, bu partinin büyümesini hazmedemeyen bazı kesimler maalesef bu saldırı yöntemiyle partimizin önünü kesmeye çalışmışlardır" ifadelerini kullanmıştı.

Söz konusu açıklamayla saldırıyı Yeni Parti'nin büyümesini istemeyen siyasi çevrelere bağlayan Güngen'e, emniyette saldırgan ile mağdurun aynı partinin mensubu olduğu hatırlatıldı.

İfade tutanağında Güngen'in, "bazı kesimler" ifadesiyle CHP'nin eski Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş'i kastettiğini söylediği belirtildi. Güngen savunmasında, "Bazı kesimler olarak bahsettiğim kişi CHP eski Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş'tir" dedi.

Keleş'in Yeni Parti'de bulunmaması gerektiğini ifade ettiğini belirten Güngen, açıklamasının partinin kurumsal kimliğine ve Milletvekili Melih Meriç'e yönelik saldırının kabul edilemez olduğuna ilişkin olduğunu savundu.

Güngen, açıklamasında Keleş'in saldırıyı "makam ve mevki beklentisi" nedeniyle gerçekleştirdiğini anlatmak istediğini belirterek, basın ve medyanın sözlerini çarpıttığını ileri sürdü. Ancak emniyette kendisine Keleş'in Yeni Parti'de ilçe başkanlığı talebinin bulunup bulunmadığı sorulduğunda Güngen, "Bu konu ile ilgili herhangi bir bilgim yoktur" yanıtını verdi.

Güngen ayrıca Keleş'in kendisiyle herhangi bir görüşme talebinde bulunmadığını söyledi. Güngen'e, saldırgan Seydi Ahmet Keleş'in olay öncesinde Melih Meriç ile görüşüp görüşmediği de soruldu. Güngen, "Konuyla ilgili Melih Meriç ile şahsın görüşmesi olup olmadığı hakkında bilgim de yoktur" ifadelerini kullandı.

Keleş'in kendisinden herhangi bir görev veya talepte bulunmadığını belirten Güngen, Meriç'e de Keleş ile ilgili herhangi bir konu aktarmadığını söyledi. Güngen'in ifadesinde, Meriç ile Keleş arasında saldırı öncesinde herhangi bir husumet bulunup bulunmadığına ilişkin soruya verdiği yanıt da dikkat çekti. Güngen, "Olayın mağduru olan vekilimiz ile Seydi Ahmet Keleş isimli şahsın aralarında herhangi bir husumet olup olmadığı hakkında da bilgim yoktur" dedi.

Güngen, kendi ifadesine göre Keleş'in görev talebinden, Meriç ile görüşüp görüşmediğinden ve iki isim arasındaki olası husumetten haberdar olmadığını belirtti. Güngen, Seydi Ahmet Keleş'i şahsen tanımadığını da ifade etti. "Ben Seydi Ahmet Keleş ile hiçbir yerde bir araya gelmedim. Kendisini de tanımıyorum" diyen Güngen, Keleş'in Meriç'e yönelik daha önce herhangi bir hakaret, tehdit veya taşkın davranışına şahit olmadığını söyledi. Güngen, "Bu sebeple şahsın mağdura karşı herhangi bir eylemini görmedim veya duymadım" ifadelerini kullandı.

Hakkındaki suçlamayı kabul etmeyen Güngen, yaptığı açıklamanın iktidarı veya herhangi bir kesimi hedef almadığını savundu. Canlı yayınlarda Keleş'in "CHP eski Oğuzeli İlçe Başkanı" olduğunu özellikle dile getirdiğini belirten Güngen, saldırının Keleş'in makam ve mevki beklentisi nedeniyle gerçekleştirildiğini anlatmak istediğini söyledi.

Güngen emniyetteki ifadesinde, söz konusu makam ve mevki beklentisinin ayrıntıları konusunda "herhangi bir bilgim yoktur" demişti.

Öte yandan saldırgan Seydi Ahmet Keleş'in daha önceki ifadesinde halen Yeni Parti üyesi olduğunu ve CHP Oğuzeli İlçe Başkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra Yeni Parti'ye geçtiğini söylediği öğrenilmişti.

İBB davasının 67. duruşması sona erdi

53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 67. duruşmasında bazı tutuksuz sanıkların savunması alındı

20.08.2026 00:52:00
AA
 
İBB davasının 67. duruşması sona erdi
İBB davasının 67. duruşması sona erdi

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, savunması alınan, "İstanbul Senin" uygulamasını yapan şirketin sahibi tutuksuz sanık İsmet Koyun, üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, bunlardan dolayı üzüldüğünü söyledi.

Sanığın çapraz sorgu sırasında söz alan Ekrem İmamoğlu, "'İstanbul Senin' uygulaması üzerinden bir veri sızdırmamız mümkün müdür'" sorusunu Koyun'a yöneltti.

Koyun, soruya karşılık, böyle bir şeyin mümkün olmadığını söyledi.

"Hiçbir iletişimimin olmayan kişiyle örgüt hiyerarşisinde olmam hayatın olağan akışına aykırıdır"

Tutuksuz sanıklardan eski İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Naim Erol Özgüner, kendisine yöneltilen "örgüt üyeliği" suçlamasına ilişkin, iddianamedeki şemada sanık Hüseyin Gün'ün hiyerarşisinde göründüğünü ancak Gün ile hiçbir emir ve talimat ilişkisinin olmadığını savundu.

Hüseyin Gün bugün bu salondaysa da onu hiç tanımadığını, karşılaşmadıklarını, bir araya gelmediklerini ifade eden Özgüner, "Dava sürecinde gündeme gelen İBB'de bir ekip toplantısı süreci var. İBB'nin üç ana kampüsü var. Bu toplantı 2019'da İBB'nin Kasımpaşa Yerleşkesi'nde yapılmıştır. Benim çalışma ofisim de buradadır. Ben bu toplantıya davet edilmedim ve katılmadım ama o gün orada aynı binada olmamızdan ötürü ortak baz vermişiz. Hiçbir iletişimimin olmayan bir kişiyle örgüt hiyerarşisinde olmam hayatın olağan akışına aykırıdır." savunmasını yaptı.

Özgüner'in savunma yaptığı sırada söz alan avukatı, 9 Temmuz'daki duruşmada müvekkili hakkında iddianamenin 13. eyleminde bulunan, "İBB Hanem" uygulamasında yer alan vatandaş verilerinin sızdırıldığı iddiasına ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına "kişisel verilerin kaydedilmesi" ile "verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçlarından suç duyurusunda bulunulmasına hükmedildiğini hatırlatarak, istenmesi halinde sanığın bu konuda da savunma yapabileceğini söyledi.

Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, "Biz bildirdik. Savcılık iddianame düzenler, dava açarsa ek savunma alırız." dedi.

Özgüner, bazı sanıkların savunma ve dava sürecinde sürekli kaçak güreştiklerini ve ciddi bir iftira sürecine girdiklerini, kendisinin de bir iftiracı olarak lanse edildiğini söyledi.

Ekrem İmamoğlu, sanık Özgüner'e soru sormak için söz aldı.

İmamoğlu, çalıştığı süre boyunca bir suç örgütünün varlığına ilişkin bir izlenimi olup olmadığını sordu.

Özgüner, "Ben o konuda net bir şey söyleyemem başkanım ama ben bir suç örgütü üyesi değilim. Var ya da yok diye bir şey söyleyemem." dedi.

İmamoğlu, Özgüner'in çelişkili cevaplar verdiğini dile getirerek, "Erol Bey, ne oldu size'" diye sordu. Bunun üzerine mahkeme başkanı, Özgüner'e bu soruya cevap vermek zorunda olmadığını belirterek, böyle bir sorunun sorulamayacağını söyledi.

KOBİL yazılım geliştirme uzmanı tutuksuz sanık Abdullah Uygun, İstanbul Senin uygulaması içerisinde kişisel verileri hukuka aykırı kaydetmek ve yurt dışına sızmasını sağlamakla suçlandığını belirterek, uygulamanın 2025 yılının Ekim ayı itibarıyla da 3,5 milyon kayıtlı kullanıcıya ulaştığını, bu sürenin tamamında kendisinin yalnızca bir çalışan olarak yazılım ekiplerinin teknik yönetimi ve koordinasyonundan sorumlu olarak görev yaptığını anlattı.

İstanbul Senin uygulamasının çalışması için gereken yazılımların, İBB'ye ait Başakşehir Veri Merkezi'nde bulunan ve İBB yönetimindeki sunucularda tutulduğunu, söz konusu veri tabanlarının yönetimi ve denetimi İBB tarafından gerçekleştirildiğini belirten Uygun, savunmasını şu şekilde sürdürdü:

"Teknik Ekipler Koordinatörü olarak benim görevim yazılım altyapısının bakımı ve güncellenmesinin sağlanması, teknik sorunların giderilmesi ve tüm ekipler arasındaki koordinasyonun sağlanmasından ibarettir. Bu görev ve sorumluluklar kişisel verilerin bulunduğu sunuculara ve veri tabanlarına erişim yetkisine sahip olduğum anlamına gelmemektedir. İBB'nin sunucularına ve veri tabanlarına benim hiçbir zaman erişim yetkim olmadı. Benim hakkımda kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, ele geçirilmesi veya yayılması suçuna dahil olduğum iddia edilmektedir. Ancak benim tarafımdan bu kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedildiğini, benim şahsen bunları ele geçirdiğimi ve yaydığımı gösteren hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Bütün bu süreçte ilgili tüm makamlarla işbirliği içinde oldum. Suçsuzluğumun ve hakkımdaki gerçeklerin yargılama sürecinde ortaya çıkacağına her zaman inandım. Ben KOBİL'de teknik ekiplerin koordinasyonundan sorumlu olarak çalışan bir teknoloji profesyoneliyim. Ben kişisel verileri hukuka aykırı kaydetmedim, ele geçirmedim veya yaymadım."

Duruşmada, tutuksuz sanıklar Emin Türe, Emre Manav, Özgür Türkmen, Metin Gül, Erhan Ünal, Nahit Kiler, İsmet Koyun, Naim Erol Özgüner, Abdullah Uygun, Hüsnücan Şen, İdris Yıldırım, Onur Büyükhatipoğlu, Hüseyin Yurddaş ve Mahir Gün savunma yaptı.

Yaklaşık 13 saat süren, tutuksuz 14 sanığın ile avukatlarının dinlendiği duruşma, savunmaların alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.

Bu arada duruşmada, toplam 34 tutuksuz sanığın savunması alınmış oldu. 

Metropol cephaneliğe döndü

İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde polis ekiplerince bir iş yerine düzenlenen operasyonda 100 adet ruhsatsız silah ele geçirildi, olayla bağlantılı 2 şüpheli gözaltına alındı

19.08.2026 22:22:00
İhlas Haber Ajansı
 
Metropol cephaneliğe döndü
Metropol cephaneliğe döndü
İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde polis ekiplerince bir iş yerine düzenlenen operasyonda 100 adet ruhsatsız silah ele geçirildi, olayla bağlantılı 2 şüpheli gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ekiplerince genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçuyla mücadele kapsamında Zeytinburnu Telsiz Mahallesinde silah atölyesi olduğu düşünülen bir iş yerine operasyon düzenlendi. Adreste yapılan aramalarda, 100 ruhsatsız tabanca, 100 tabanca şarjörü, 895 gram narkotik madde ve bir hassas terazi ele geçirildi. Olayla ilgili 2 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Gözaltına alınan şüpheliler sorgulanmak üzere İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Şüpheliler hakkında tahkikat işlemleri çok yönlü olarak devam ettiği öğrenildi.

Son 1 yılda bilanço katlandı



İstanbul Valiliği ve Emniyet Müdürlüğü verileri, kentte yasa dışı silahlanmaya karşı yürütülen mücadelenin ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor. Son 1 yıl içerisindeki kararlı saha denetimleri ve nokta operasyonlarla ilgili öne çıkan başlıklar şunlar:

Önceki dönemlerde ortalama 12 bin seviyesinde olan yıllık ruhsatsız silah yakalama oranı, son bir yılda yürütülen sıkı denetimlerle 14 bin 200'ün üzerine çıktı.

Ruhsatsız silah taşıma, bulundurma ve ticaretini yapma suçlarından adli işlem gören ve tutuklanarak cezaevine gönderilen şüpheli sayısında yüzde 100'ün üzerinde bir artış kaydedildi.

İstanbul genelinde iş yeri kurşunlama, haraç toplama, yağma ve kasten yaralama suçlarına karışan organize suç şebekelerine yönelik son bir yılda 1600'den fazla operasyon yapıldı.

Silah ticaretinin arkasında ne var?



Güvenlik uzmanları ve adli birimlerin hazırladığı raporlara göre, İstanbul'da ruhsatsız silah sirkülasyonunun ve ele geçirilen silah sayısındaki artışın temel nedenleri şu şekilde sıralanıyor:

Sokak suç örgütlerinin ve yeni türeyen çetelerin, kendi aralarındaki çatışmalarda ve iş yeri kurşunlama gibi eylemlerde kullanmak üzere yasa dışı atölyelerde üretilen veya kaçak yollarla getirilen silahlara talebi artırması.

Yasa dışı silah ticaretinin, uyuşturucu ticaretiyle doğrudan bağlantılı olması. Suç şebekelerinin uyuşturucu nakliyatını ve bölgelerini korumak amacıyla aynı ağlar üzerinden silah tedariki sağlaması.

Kırsal bölgelerde ya da merdiven altı imalathanelerde üretilen kurusıkıdan bozma veya parçalı üretim tabancaların, illegal lojistik kanallarla İstanbul gibi metropollere taşınarak piyasaya sürülmek istenmesi.

İstanbul Emniyeti, huzur ve güvenliği tehdit eden illegal silahlanmaya karşı 39 ilçede denetimlerin, şok yol uygulamalarının ve organize suç örgütlerine yönelik operasyonların hız kesmeden devam edeceğini vurguladı.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.