İktidar ve medyası 'Çerçeve yasa' ile ülkemize, 'Mekke anlaşmasının' ile bölgemizi huzur hikayeleri ve küresel güç olma pozisyonlarını anlatırken bölgede yaşanan gerçek, Türk askerinin Suriye'den çıkarılması.
Gerçi Türk ordusunun, Suriye'ye girmesine en çok dostları ABD karşı çıkıyordu. Ama yaşanan gelişmeler üzerine ABD rıza göstermek zorunda kaldı.
Günün sonunda Esad düşürüldü ve HTŞ Lideri Şara Suriye'nin devlet başkanı ilan edildi.
Ve o tarihi çıkış! Trump, Erdoğan'ın 2 bin yıldır yapılamayanı yaptığını, açıkladı.
Neydi o? Yahudilerin, Suriye topraklarına yeniden girişi! Suriye'nin % 20'sini işgal ettiler. Suriye'de, kendilerine tehdit olabilecek ne kadar askeri üs, radar, teçhizat vs. hepsini yok ettiler. Bayraklarını da Şam'a 20 kilometreye diktiler.
Ama bizim iktidar ve medyanın gündeminde PKK/PYD vardı. İktidarımız, bu terör örgütünün ısrarla Şara hükümetine entegre olmalarını istiyordu.
Düşünsenize! Sayıları 80 ile 100 bin arasında bahsedilen ABD silahlarıyla donanmış teröristler, Şara ile biberleşerek Suriye'de yeniden tek devlet oluşturacaklarmış.
Öyle inandılar ve inanmamızı istediler.
Hatta iktidar ve ittifakı, 'bebek katilinin' silah bırakma çağrısının Mazlum Abdi (PYD) örgütünü de kapsadığını açıkladı ve inanmamızı istediler.
Mutabakatlar, açıklamalar derken birleşme filan olmadı, olamazdı da!
Diğer taraftan Şara, ABD'nin isteği ile İsrail ile normalleşme görüşmeleri yaparken Hamas'ta İsrail ile masaya oturuyor ve Trump katkılarında dolayı Sayın Erdoğan'a teşekkürlerini açıklıyordu.
Bir taraftan İran savaşı diğer taraftan Lübnan'ın 2. Gazze'ye dönüştürülmesi.
Amacı, hedefi hepiniz biliyorsunuz! Nil'den Fırat'a Arz-ı Mevut'a sahip olmak, yani öldürebildikleri kadar Müslümanı öldürmek, kalanları göçe zorlamak.
Tabi bu hedefin ayaklarından birisi de 'Büyük Kürdistan' ve bu ayağı en son ABD'nin Ortadoğu valisi Tom Barracks, 'hedeflerinin Türkiye, İran, Irak ve Suriye'deki Kürtleri aynı çatı altında toplamak' olarak açıkladı.
Ama bizim iktidar ve muhalefetimiz 'teröristlerin silah bırakacağı, ülkeye huzur geleceği' masalına öyle inanmışlardı ki malum yasayı geçirdiler.
Silahlarımız gömdük
SDG/YPG'li terörist, Türkiye Gazetesi ile röportaj yapıyor ve gazete 'silahlarımızı gömdük' manşetiyle çıkıyor. Yalancının!
Sadece silahları gömmemişler! 'Birkaç gün içerisinde YPG-SDG'nin feshini duyuracağız. Özerk yönetim yapısı da ortadan kalkacak…
Tek ordu, tek devlet, tek bir bayrak, ortak vatan çerçevesinde el ele yeni Suriye'yi inşa edeceğiz' dedi.
Son gelen bilgilere göre PKK/PYD lideri Mazlum Abdi de: 'Kürt halkının haklarının Suriye Anayasasında resmi olarak yer alması ve anayasal güvenceye kavuşturulması için siyasi girişimlerimizi daha ciddi ve kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Bu amaçla tüm kesimlerin siyasi mücadeleyi güçlendirmesi gerekiyor' diyor.
Bir şartları var!
Türk askeri, Suriye'den çekilecek. Ya! Teröristlerin bile diline düştük!
İşe bak! İsrail'de aynı şeyi söylüyor
İsrail savaş uçaklarının Türkiye sınırına 70 kilometre mesafedeki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne 8 hava saldırısı düzenledi.
Bizzat Netanyahu: 'Türkiye Halep yakınlarında bir üsse yerleşmek istiyordu. Onlara 'yapmayın' dedik ama sanırım duymadılar. Biz de konuyu daha iyi anlamalarını sağladık. Türkiye'nin (Suriye'de) askeri yapılanmasına müsamaha göstermeyeceğiz' dedi.
Hükümetimiz baştan aşağı kınadı, lanetledi, Netenyahu boş konuşuyor, gibi bildik cümleleri sıraladı.
Tom Barrack'ın, 'Türkiye, İsrail'i vuracaktı. Tam zamanında araya girdik, sağduyu galip geldi ve durumun daha da kötüleşmesi engellendi' sözleri herkesin plana sadık kaldığının da bir ifadesiydi.
Şimdi açıklamalara bakıyorum, herkes 'Suriye'nin toprak bütünlüğünden' bahsediyor.
Soruyorum: Esad, 'kardeş' iken Suriye'nin toprak bütünlüğü tamdı. PKK/YPG, HTŞ, DEAŞ, Nusra vs. yoktu.
İsrail bu kadar vahşileşemiyordu. Gazze ayakta idi. Mescid-i Aksa'yı basamıyorlardı. Lübnan'a yanaşamıyorlardı.
Neden kardeşi, kalleş ilan ettiniz?
Vatandaşımıza tavsiyem öyle süslü cümlelere aldanmasınlar. Tablonun tamamına bakıp bu noktaya nasıl geldiğimizi düşünsünler.
Ha! Ülkemizi bu noktaya getirenler asla çıkışa götüremezler…
Gerçi Türk ordusunun, Suriye'ye girmesine en çok dostları ABD karşı çıkıyordu. Ama yaşanan gelişmeler üzerine ABD rıza göstermek zorunda kaldı.
Günün sonunda Esad düşürüldü ve HTŞ Lideri Şara Suriye'nin devlet başkanı ilan edildi.
Ve o tarihi çıkış! Trump, Erdoğan'ın 2 bin yıldır yapılamayanı yaptığını, açıkladı.
Neydi o? Yahudilerin, Suriye topraklarına yeniden girişi! Suriye'nin % 20'sini işgal ettiler. Suriye'de, kendilerine tehdit olabilecek ne kadar askeri üs, radar, teçhizat vs. hepsini yok ettiler. Bayraklarını da Şam'a 20 kilometreye diktiler.
Ama bizim iktidar ve medyanın gündeminde PKK/PYD vardı. İktidarımız, bu terör örgütünün ısrarla Şara hükümetine entegre olmalarını istiyordu.
Düşünsenize! Sayıları 80 ile 100 bin arasında bahsedilen ABD silahlarıyla donanmış teröristler, Şara ile biberleşerek Suriye'de yeniden tek devlet oluşturacaklarmış.
Öyle inandılar ve inanmamızı istediler.
Hatta iktidar ve ittifakı, 'bebek katilinin' silah bırakma çağrısının Mazlum Abdi (PYD) örgütünü de kapsadığını açıkladı ve inanmamızı istediler.
Mutabakatlar, açıklamalar derken birleşme filan olmadı, olamazdı da!
Diğer taraftan Şara, ABD'nin isteği ile İsrail ile normalleşme görüşmeleri yaparken Hamas'ta İsrail ile masaya oturuyor ve Trump katkılarında dolayı Sayın Erdoğan'a teşekkürlerini açıklıyordu.
Bir taraftan İran savaşı diğer taraftan Lübnan'ın 2. Gazze'ye dönüştürülmesi.
Amacı, hedefi hepiniz biliyorsunuz! Nil'den Fırat'a Arz-ı Mevut'a sahip olmak, yani öldürebildikleri kadar Müslümanı öldürmek, kalanları göçe zorlamak.
Tabi bu hedefin ayaklarından birisi de 'Büyük Kürdistan' ve bu ayağı en son ABD'nin Ortadoğu valisi Tom Barracks, 'hedeflerinin Türkiye, İran, Irak ve Suriye'deki Kürtleri aynı çatı altında toplamak' olarak açıkladı.
Ama bizim iktidar ve muhalefetimiz 'teröristlerin silah bırakacağı, ülkeye huzur geleceği' masalına öyle inanmışlardı ki malum yasayı geçirdiler.
Silahlarımız gömdük
SDG/YPG'li terörist, Türkiye Gazetesi ile röportaj yapıyor ve gazete 'silahlarımızı gömdük' manşetiyle çıkıyor. Yalancının!
Sadece silahları gömmemişler! 'Birkaç gün içerisinde YPG-SDG'nin feshini duyuracağız. Özerk yönetim yapısı da ortadan kalkacak…
Tek ordu, tek devlet, tek bir bayrak, ortak vatan çerçevesinde el ele yeni Suriye'yi inşa edeceğiz' dedi.
Son gelen bilgilere göre PKK/PYD lideri Mazlum Abdi de: 'Kürt halkının haklarının Suriye Anayasasında resmi olarak yer alması ve anayasal güvenceye kavuşturulması için siyasi girişimlerimizi daha ciddi ve kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Bu amaçla tüm kesimlerin siyasi mücadeleyi güçlendirmesi gerekiyor' diyor.
Bir şartları var!
Türk askeri, Suriye'den çekilecek. Ya! Teröristlerin bile diline düştük!
İşe bak! İsrail'de aynı şeyi söylüyor
İsrail savaş uçaklarının Türkiye sınırına 70 kilometre mesafedeki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne 8 hava saldırısı düzenledi.
Bizzat Netanyahu: 'Türkiye Halep yakınlarında bir üsse yerleşmek istiyordu. Onlara 'yapmayın' dedik ama sanırım duymadılar. Biz de konuyu daha iyi anlamalarını sağladık. Türkiye'nin (Suriye'de) askeri yapılanmasına müsamaha göstermeyeceğiz' dedi.
Hükümetimiz baştan aşağı kınadı, lanetledi, Netenyahu boş konuşuyor, gibi bildik cümleleri sıraladı.
Tom Barrack'ın, 'Türkiye, İsrail'i vuracaktı. Tam zamanında araya girdik, sağduyu galip geldi ve durumun daha da kötüleşmesi engellendi' sözleri herkesin plana sadık kaldığının da bir ifadesiydi.
Şimdi açıklamalara bakıyorum, herkes 'Suriye'nin toprak bütünlüğünden' bahsediyor.
Soruyorum: Esad, 'kardeş' iken Suriye'nin toprak bütünlüğü tamdı. PKK/YPG, HTŞ, DEAŞ, Nusra vs. yoktu.
İsrail bu kadar vahşileşemiyordu. Gazze ayakta idi. Mescid-i Aksa'yı basamıyorlardı. Lübnan'a yanaşamıyorlardı.
Neden kardeşi, kalleş ilan ettiniz?
Vatandaşımıza tavsiyem öyle süslü cümlelere aldanmasınlar. Tablonun tamamına bakıp bu noktaya nasıl geldiğimizi düşünsünler.
Ha! Ülkemizi bu noktaya getirenler asla çıkışa götüremezler…
Akın Aydın / diğer yazıları
- Türk askerini, Ortadoğu’da istemiyorlar / 21.08.2026
- Toplumun huzuru nasıl bozulur? / 20.08.2026
- Devlet Bahçeli ve Murat Karayılan aynı dili konuşuyor / 18.08.2026
- AKP’nin 25’ci yılında anlatılmayanlar / 17.08.2026
- Artık darbeler tanklarla değil tokmaklarla yapılıyor / 16.08.2026
- Zifiri karanlıkta koltuk hesabı / 14.08.2026
- Siyasette sert olmak mı, köşeli olmak mı yoksa yuvarlak olmak mı? / 13.08.2026
- Mekke, Kandil rotasını kim çizdi? / 11.08.2026
- AKP ne kadar İslamcı ise CHP-Y’de o kadar Atatürkçüdür / 10.08.2026
- Cumhur ittifakı ve CHP neye imza attı? -2- / 09.08.2026
- Toplumun huzuru nasıl bozulur? / 20.08.2026
- Devlet Bahçeli ve Murat Karayılan aynı dili konuşuyor / 18.08.2026
- AKP’nin 25’ci yılında anlatılmayanlar / 17.08.2026
- Artık darbeler tanklarla değil tokmaklarla yapılıyor / 16.08.2026
- Zifiri karanlıkta koltuk hesabı / 14.08.2026
- Siyasette sert olmak mı, köşeli olmak mı yoksa yuvarlak olmak mı? / 13.08.2026
- Mekke, Kandil rotasını kim çizdi? / 11.08.2026
- AKP ne kadar İslamcı ise CHP-Y’de o kadar Atatürkçüdür / 10.08.2026
- Cumhur ittifakı ve CHP neye imza attı? -2- / 09.08.2026























































