ABD ekonomisi alarm veriyor
ABD federal hükümetinin toplam kamu borcu resmi verilere göre tarihte ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aşarak 40 trilyon 50 milyar dolara ulaştı. Son 10 yılda iki kattan fazla artan borç stoku ve artan faiz ödemeleri, ülkenin ekonomik sürdürülebilirliğini tehdit eden kritik bir eşik oluşturuyor
Eyüp Kabil





ABD Hazine Bakanlığı verileri, federal hükümetin borç yükünün psikolojik sınır olan 40 trilyon dolar barajını resmen yıktığını ortaya koydu. Bu devasa tutar, Kongre Bütçe Ofisi'nin (CBO) daha önce tahmin ettiği takvimden çok daha erken bir sürede gerçekleşerek ekonomi yönetimindeki dengesizliği gözler önüne serdi.
Borç stokundaki bu hızlı genişleme, sadece makroekonomik bir gösterge olmanın ötesinde, Amerikan vatandaşlarının günlük yaşam maliyetlerini, kredi faizlerini ve küresel piyasaların güvenliğini doğrudan tehdit eden bir yapıya büründü.
On yılda iki katına çıkan yük
Finansal analistler, borcun son 10 yılda adeta ikiye katlanmasındaki ana sorumluluğun Washington'daki siyasi harcama kültürü olduğu görüşünde birleşiyor.2016 yılında yaklaşık 20 trilyon dolar seviyesinde olan borç stoku, hem Donald Trump'ın ilk ve mevcut ikinci dönemi hem de Joe Biden yönetimi boyunca uygulanan agresif borçlanma politikalarıyla yapısal bir krize dönüştü.
Pandemi döneminde ekonomiyi ayakta tutabilmek adına piyasaya sürülen trilyonlarca dolarlık genişleme paketleri, vergi indirimleri ve son olarak altyapı ile temiz enerji teşvikleri bu bütçe açığının temel yakıtı oldu. Gelirlerin giderleri karşılayamaması nedeniyle federal hükümet, her gün milyarlarca dolarlık yeni tahvil ihraç etmek zorunda kalıyor.
Faiz ödemeleri Pentagon'u ve sağlık bütçesini geride bıraktı
Mevcut tablonun en ürkütücü yanı ise borcun sürdürülebilirlik maliyeti oldu. Federal Rezerv'in (Fed) enflasyonu baskılamak adına faiz oranlarını yüksek seviyelerde tutması, devletin borçlanma faizlerini katladı. Yıllık faiz giderleri tarihte ilk kez 1 trilyon dolar sınırını aşarak, ABD'nin meşhur ulusal savunma (Pentagon) bütçesini geride bıraktı.Daha da önemlisi, faiz ödemeleri yaşlılara yönelik sağlık programı olan Medicare harcamalarını da sollayarak, Sosyal Güvenlik sisteminin ardından federal bütçenin en büyük ikinci harcama kalemi haline geldi. Bu durum, gelecekte kamu hizmetlerine aktarılabilecek kaynakların doğrudan faiz lobisine gitmesi anlamına geliyor.
|
Mali Gösterge |
Mevcut Durum (Ağustos2026) |
10 Yıl Önceki Durum (2016) |
|
Toplam Kamu Borcu |
40,05 trilyon dolar |
20 trilyon dolar |
|
Yıllık Faiz Gideri |
1,1 trilyon dolar |
400 milyar dolar |
|
Borç / GSYH Oranı |
%100'ün üzerinde |
%75 seviyeleri |
Uzmanlar "Bu rota sürdürülemez" diyor
Washington merkezli düşünce kuruluşu Sorumlu Federal Bütçe Komitesi (CRFB) Başkanı Maya MacGuineas, tablonun vahametini şu sözlerle özetliyor: "Amerika'nın borcunun 1981 yılında 1 trilyon dolara ulaşması neredeyse 200 yıl sürmüştü. Bugün ise sadece birkaç yılda trilyonlarca dolar ekliyoruz. Borçlanmayı tamamen otopilota bağlamış durumdayız. Bu durum enflasyonu körüklüyor, mortgage faizlerini yukarıda tutuyor ve gelecek nesillerin refahını gasp ediyor".Ufukta yeni bir borç tavanı savaşı var
Mevcut yasal düzenlemelere göre ABD'nin 41,1 trilyon dolarlık bir borç tavanı sınırı bulunuyor. Hükümetin bu harcama hızıyla devam etmesi durumunda, 2027 yılının ilk yarısında bu yasal sınıra toslaması kaçınılmaz görünüyor.Bu durum, önümüzdeki aylarda Kongre'de Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasında Washington'ı tamamen kilitleyebilecek, hatta hükümetin kapanmasına yol açabilecek çok daha sert bir "borç tavanı" krizinin fitilini ateşleyecek. Ekonomistler, radikal vergi reformları ya da harcama kesintileri yapılmadığı takdirde borcun önümüzdeki 10 yıl içinde 64 trilyon dolara tırmanabileceğini öngörüyor.












































































