'Ey insanlar! Bu, vaat edilenin gerçekleşeceği vakittir'
Gelecekle ilgili olayları haber vermekte ve bir grup dalalet ehlini nitelendirmektedir
Haber Merkezi





İmam Ali (a.s): "Olgunluk yolunu terk ederek azgınlık yoluyla sağı solu tuttular. Beklenen ve gelecek olan şevi istemede acele etmeyin, yarının getireceği şeyin gelişini uzak sanmayın, (pek yakında gelecek.) Nice acele eden var, ona ulaştığında keşke ulaşmasaydım der! Bugün yarının gelmesine ne kadar da yakındır!
Ey insanlar! Bu, vaat edilenin gerçekleşeceği vakittir; tanımadığınız fitnelerin görülmesi yakındır. Haberiniz olsun, kim bizden aydınlatıcı ışık elde ederse orada nurlu bir meşaleyle yürür, salihler gibi yol alır, böylece bağları çözer ve tutsakları azat eder.
Batıl topluluğu dağıtır, ayrılığa düşmüş topluluğu bir araya getirir. Dikkatle bakanın bile göremeyeceği, izleyenin izini bulamayacağı şekilde insanlardan gizli olarak yaşar. Sonra bir grup bu fitneler içinde körleşmiş kılıcını biler gibi basiretini biler. Kur'an'ı nuru gözlerini ısıtır; tefsirle anlayışları keskinleşir ve hikmet kâsesinden sabah akşam içerler.
...(Dalalet ehline gelince) Zilletleri tamamlansın ve (Allah'ın nimetlerinin) değişimine müstahak olsunlar diye müddetlerini uzattık. Sonunda verilen mühlet sona erdi. Bir grup imtihan edici fitnelerin üzerine yürüdü ve (hak yolunda) kılıçlarını çekerek savaşmaya koyuldular.
Onlar direnişlerinden dolayı Allah'ı minnet altında bırakmadılar; hak uğrunda nefislerini feda etmelerini büyük görmediler. Kazanın/kaderin gerçekleştiğine hükmedildikten sonra imtihan dönemi bitti. Basiretle kılıç salladılar ve öğüt verenin emriyle Rablerine yakınlaştılar. Bu Resulullah'ın (s.a.a) vefatına kadar böyle devam etti.
Ondan sonra bir bölük topukları üzerinde geri döndüler. Helak edici çeşitli yollarda yürüdüler. İçlerinden geçen batıl inançlara dayandılar. Yakın olmayanlarla birleştiler, sevgileri emredilen sebebi (Ehl-i Beyt'i) terk ettiler, binayı temelinden söküp, başka bir yerde kurdular.
Onlar her hatanın kaynağı, insanı şaşırtan her şiddetin, aşırılığın kapısıdır. Şaşkınlıkta bocaladılar, sarhoşlukta kendilerinden geçtiler. Firavun ehlinin sünnetine uyarak, bir kısmı dünyaya bağlandı, bir kısmı da dinden ayrılıp din düşmanı oldu."
Talha ve Zübeyr hakkında...
"Her ikisi de (Talha ve Zübeyr) idareciliği üzerine almak, öbürüne vermeyip kendine mal etmek ister. Onlar ne sağlam bir ilahi ipe sarılmışlar ve ne de O'na erişmekte bilvesile edinmişlerdir. Her biri diğerine km güder durur. Pek yakında üzerinden perde kalkacak.
Allah'a andolsun, ikisinden biri idareciliğe erişse; ya mutlaka bu öbürünün canını alır; ya da öbürü bunu helak eder.
Asiler grubu ayaklandı, sevap kazanmak isteyenler nerede? İşte gitmek isteyenlere yollar açık, haberler bildirildi.
Her sapmanın bir sebebi, her ahdinden dönenin bir şüphesi vardır. Allah'a andolsun ben ağıt yakanı ve ölüm haberini vereni duyan ve ağlayan gözleri gören, ama ibret almayan kimse değilim."
Vefatından önce şöyle buyurmuştur:
"Ey insanlar, her kişi kaçışında, kaçtığı şeyle karşı karşıya gelir. Ecel herkesin (ölüme) sevk edildiği meydandır. Ondan kaçmak, ona erişmek dernektir. Allah'ın gizli olmasını murat ettiği bu işin gizli yönünü araştırmak için günlerce araştırdım. Ama hayır! Bu ilim (detay açısından) gizlenmiştir.
Vasiyetime gelince... Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmayın, Muhammed'in (s.a.a) sünnetini yitirmeyin. Bu iki direği ayakta tutun ve bu iki ışığı yakın. Bunları terk edip kaçmazsanız, yerilmezsiniz. Herkese gücünün yeteceği kadar yüklenmiştir.
Cahillerin yükü de hafifletilmiştir. Rahmet eden bir Rab, doğru bir din ve bilen bir imam var. Dün sizin bir arkadaşınızdım, bugün size ibretim, yarın da sizden ayrılacağım. Allah beni de sizi de bağışlasın.
Ayağım bu kaygan yerde kaymadan sabit kalırsa (ölmezsem) sözüm budur. Eğer ayağım kayarsa (ölürsem, o zaman da diğerleri gibi), dalların gölgesinde, rüzgârların estiği yerlerde, havada dağılıp giden bulutların altında ve yeryüzünde izleri silinen kimselerden oluruz.
Bedenimin birkaç gün sizinle arkadaşlık ettiği komşunuzdum. Pek yakında benden size ancak hareketten sonra sakinleşmiş, konuştuktan sonra susmuş cansız bir beden kalacak. Cansız bedenim, yumulmuş gözlerim, hareket edemeyen azalarım, size öğüt verecek.
Bu öğüt, ibret alanlar içindir. Bu; tesirli konuşmadan, dinlenilen sözden daha çok etkileyicidir. Sizinle dostlarla buluşmaya giden kimse gibi veda ediyorum. Yarın bu günlerimi görüp düşüneceksiniz, size sırlarım açılacak, benim yerime bir başkası geçtikten sonra tanıyacaksınız beni." Nehc'ul Belaga 148-150 Hutbe




















































































