HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 22 HAZİRAN 2021, SALI

Farkında mısınız?

15.10.2005 00:00:00
 Trafik sıkışık olduğunda her araç sürücüsü,  bir öndeki araca korna çalarak yolu açmaya çalışır bilmezler ki trafik kilitlenmiştir ve siz ne kadar korna çalarsanız çalın o yol açılmayacaktır. Az ileride üst ya da alt geçit olduğunu bile bile,  göre göre, yayalar karşıdan karşıya geçmek için yoldaki araçların arasından sıyrılarak zaman tasarrufu yapmaya çalışırlar. Zannedersiniz ki acil işleri var ve zamanını değerlendiriyor. Yooo,  tam tersi,  yol geçilir ve geçilir geçilmez salına salına yürünülür.Bankalar banka kuyruklarına önlem almak için hangi teknolojiyi geliştirirlerse geliştirsinler bizim halk kuyruk olmaya, kuyruk yapmaya alışmıştır. Haftanın ilk günü olduğu için Pazartesi, son günü olduğu için Cuma'larda insanlar akıllarına faturalarını getirirler. Diğer günlerde de ilgili ve yetkili kurum ya da kuruluşların çalışıyor olduğu hiç akıl edilmez. Hemen hemen bütün düğünlerde silah atılır, içki içilir ve sarhoş olunur. Yerden mermi toplanmıyorsa ya da insanlar sarhoş olmamışsa o düğün ihtişamlı bir düğünden sayılmaz.Sağlı sollu işleyen, giderken sağdan gelirken soldan yürünmesi gerektiği bilindiği halde meydanlardan, caddelerden çil parçası gibi sağa sola dağınık vaziyette yürünülür. O ona çarpar, diğeri öbürüne. Gençseniz omuz darbesini savuşturur, yaşlı iseniz düştüğünüz yerden kalkamazsınız.Az ileride otobüs durağı olduğu halde zahmet edilip rahatça yerine oturmak varken dolu  gelecek olan otobüslere doluşmaya çalışırız ve  yer verilmediği zaman kendi kendimize şikayet ederiz. Ve yer verirken ihtiyar bir bayanı değil de güzel gördüğümüz bir kıza daha rahat yer açarız. Bazen uyuyor numarası yaparak yerimizi garantiye alırız bazen de en arka koltuğu seçerek yerimizi sağlamlaştırırız. Ve her nedense  arka koltuk hep erkek egemen bir yapı arzeder.Sokakta biriken kalabalığa ilgisiz kalamayız. Birileri aynı anda toplanmış havaya bakıyor olsa ne olduğunu sormadan ve bilmeden saatlerce gözümüzü o yöne dikip bakarız. Sokak kavgalarını izlemek çok hoşumuza gider. Kavgada kimin haklı ya da haksız olduğuna bakılmadan kendimize yakın gördüğümüz insanlardan yana olaya atlayıp kavgalara taraf oluruz. Bize yapılan bir şakaya mutlaka bir şekilde cevap vermek zorundayızdır. Eğer karşılık vermezsek kendimizi kullanılmış gibi hissederiz ve karşılık verdiğimizde bu şakanın dozu mutlaka bize yapılandan daha ağırdır ve kavgalar da bu noktada patlak verir. Devlet dairelerine giderken konumuzdan komşumuzdan o devlet dairesinde bir tanıdığının olup olmadığını öğrenerek gideriz. Eğer referans alarak gitmiş ve ilgili şahısları bulmuşsak işimizi şak diye  hallederiz,  yok tek başımıza ve tanıdık olmadan gitmişsek belki bir hafta o devlet dairesini su yolu yaparız.Sinemada vizyon film izlemeyi, hafta sonları bulmaca çözmeyi, kızlı erkekli gruplarla sahilde tur atmayı sosyal etkinlik olarak değerlendirir ne kitap okuruz ne gazete. Ne tiyatroya gideriz ne kütüphaneye.Dizi filmleri izleyen kitlemiz bellidir. Ev hanımlarının pembe dizi merakı ise apayrı. Kumandaya hakim olmayı ev reisliği olarak bilip kendi zapladığımız kanalı zorla izletmek hükmetmenin merkezi noktasıdır. Hemen herkes haber dinliyor, belgesel izliyordur sorulduğunda. Reyting rekorlarını her nedense en nefret edilen paparazzi programları kırıyordur.Çocuğumuz kızsa yetişkin olana kadar eline bebek verir, erkekse tabanca tüfek alırız oyuncak olarak.Yaramazlık yapan çocuğumuzun kime çektiğini merak ederiz. "Kız halaya, oğlan dayıya çeker"diyip ilgili şahısları hedef olarak gösteririz.Hastalığımız çok ağırlaşmadan doktora gitmeyiz. Sık sık doktora gidenleri hastalık hastası olarak görürüz.Ölen kişinin ardından " Daha dün iyiydi, beraber falan yerdeydik" diye şaşırırken onun niçin öldüğü üzerinde durmaz "Vade yetti"diye sorgulamalarda bulunmayız.Siyasilerin yaptıklarını çok çabuk unuturuz. Bir önceki hükümete demedik laf bırakmaz, sonraki seçim döneminde  aynı kadroyu iktidar yaparız.İyilikleri çok çabuk unutur, kötülükleri hiç affetmeyiz. Herşeyi biliriz, bildiğimizi zannederiz. Birey olarak, toplum olarak nereye ve ne yöne gitmekte olduğumuzu sorgulamaz, sorgulamaya kalkanları vatan haini ilan ederiz. Her fıkramız Temel'e ya da Nasrettin Hoca'ya dayanır. Çoğunu da kendimiz uydurup onlarınmış gibi gösteririz. Onlara değil aslında kendimize gülüyoruzdur ve farkında değilizdir.Toplumsal sorumluluklarımızdan kurtulmak için yeni deyimler, atasözleri türetiriz. "Her koyun kendi bacağından asılır"derken kendimizi astığımızın farkında değilizdir.
 
Cevat Kışlalı / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.