"Fenerbahçe istedi, kalbimin sesini dinledim"
Galatasaray'da bir türlü dikiş tutturamayıp Adana Demirspor'un yolunu tutan Emre Akbaba, birbirinden çarpıcı açıklamalarda bulundu. Fenerbahçe'nin de istediği süreçte Alanyaspor'dan kendi ısrarı ile sarı-kırmızılı kulübe transfer alan gurbetçi futbolcu, seçimini kalpten yaptığını söyledi
15.10.2022 18:30:00





Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Adana Demirspor'da forma giyen Emre Akbaba, Fransız basınına bir röportaj verdi. Akbaba, Galatasaray ve Fenerbahçe'nin kendisini transfer etmek istediği dönem, yaşadığı sakatlıklar ve birçok konuda açıklamalar yaptı.
FC Montfermeil 93'ün kendisi için ne anlam ifade ettiğinin sorulması üzerine Akbaba, "Fransa'da doğdum. Ben Montfermeil'de doğdum, sonra Clichy-sous-Bois'de büyüdüm. Montfermeil'e katılmadan önce Clichy-sous-Bois kulübünde de oynadım. Elbette orayla bağlarm var. Ailem, arkadaşlarım, eski takım arkadaşlarım orada. Yani benim bir parçam. Bu yüzden her yaz mutlaka ziyarete gelirim. Türkiye'de bazen nereden geldiğinizi ve neler başardığınızı unutuyorsunuz. Bu yüzden eve geldiğimde tüm o bakışların ne kadar gurur dolu olduğunu görmek beni motive ediyor. Şu anda Türkiye'deyim ve mutluyum" dedi.
Emre Akbaba, "Antrenmanın ikinci gününde midem bulanmaya başladı. O kadar çok titremeye başladım ki bana duş yapmanın iyi geleceğini düşündüm ama bir anda bayıldım. Uyandığımda gözümü hastanede açtım ve bir an için öleceğimi sandım. Orada 1 hafta kadar kaldım. Doktor bana kanımda enfeksiyon olduğunu ve beni almamaları gerektiğini söyledi. Ben de Fransa'ya döndüm. Eylül ayıydı ve kariyerim adına bir çözüm bulabilmek için Montfermeil'den hocamı görmeye gittim" diyerek sözlerine devam etti.
Tecrübeli futbolcu, "Hocam bana bazı kulüplerin ilgi duyduğunu söyledi ama imza atmak için çok geçti. Bu yüzden Bobigny'ye gittim. Sonra Antalyaspor'dan antrenörler aradı ve benimle iletişime geçti. Antalya'ya gitmeme önce izin çıkmadı. Ailemle birlikte vakit geçirdim. Doktorun söyledikleri moral olarak beni 'karışık' hissettirdi. Düşünün; Montfermeil'den Süper Lig'in takımlarının kapılarına kadar gidiyorsunuz, hayaliniz gerçekleşecek ama bir hastalıktan dolayı olmuyor. O dönemde yaşadığım en güzel şeylerden biri eşimle tanışmam oldu" ifadesini kullandı.
"Türkiye'de transfer yapmanın, Fransa'dan daha kolay olduğunu söyleyebilir miyiz?" şeklindeki sorunun ardından Emre Akbaba, "Ben Fransa'nın Brezilya'dan sonra en çok profesyonel futbolcu ihraç eden ülke olduğunu ifade eden bir istatistik gördüm. Fransa'da muazzam bir potansiyel var. Kabul etmek gerekir ki Türkiye'de biraz daha kolay oldu" dedi.
FC Montfermeil 93'ün kendisi için ne anlam ifade ettiğinin sorulması üzerine Akbaba, "Fransa'da doğdum. Ben Montfermeil'de doğdum, sonra Clichy-sous-Bois'de büyüdüm. Montfermeil'e katılmadan önce Clichy-sous-Bois kulübünde de oynadım. Elbette orayla bağlarm var. Ailem, arkadaşlarım, eski takım arkadaşlarım orada. Yani benim bir parçam. Bu yüzden her yaz mutlaka ziyarete gelirim. Türkiye'de bazen nereden geldiğinizi ve neler başardığınızı unutuyorsunuz. Bu yüzden eve geldiğimde tüm o bakışların ne kadar gurur dolu olduğunu görmek beni motive ediyor. Şu anda Türkiye'deyim ve mutluyum" dedi.
"ŞANSIMI TÜRKİYE'DE DENEMELİYİM DEDİM..."
"Kramponları giyip onlarla birlikte oynamak seni heyecanlandırmadı mı?" şeklindeki soruya ise Emre Akbaba, "Fransa'da oynayan çok sayıda profesyonel futbolcu olduğunu biliyorum. Ama öyle ciddi sakatlıklar yaşadım ki!" yanıtını verdi. Fransa'da şansını denediğini ifade eden futbolcu, "Le Havre U13'te üç gün denendiğimi hatırlıyorum. Çok gençtim ve o dönem kendimi iyi ifade edemedim. Laval'da da U19'da bir hafta süre geçirdim. İyi gidiyordu ama olmadı. Bu denemelerden sonra, 'Şansımı mutlaka Türkiye'de denemeliyim' dedim kendi kendime" açıklamasını yaptı."CİDDİ BİR FIRSAT YAKALADIM"
Emre Akbaba, 2011 yılında adını duyurduğu ve herkesin dikkatini çektiği anı ise şu şekilde anlattı; "Avrupa'nın dört bir yanından gelen 250 Türk asıllı amatör futbolcuyu bir araya getiren, Türkiye'de transfer döneminin başlamasına 1 hafta kala bir organizasyon vardı. Orada Süper Lig ve 1. Lig ekiplerinin gözlemcileri de bulunuyordu. Ciddi bir fırsattı. Birkaç antrenmandan sonra Antalyaspor'un gözüne girdim. Profesyonel takıma katılmadan önce idari işlemleri yapmak üzere Fransa'ya mutlu şekilde döndüm."Emre Akbaba, "Antrenmanın ikinci gününde midem bulanmaya başladı. O kadar çok titremeye başladım ki bana duş yapmanın iyi geleceğini düşündüm ama bir anda bayıldım. Uyandığımda gözümü hastanede açtım ve bir an için öleceğimi sandım. Orada 1 hafta kadar kaldım. Doktor bana kanımda enfeksiyon olduğunu ve beni almamaları gerektiğini söyledi. Ben de Fransa'ya döndüm. Eylül ayıydı ve kariyerim adına bir çözüm bulabilmek için Montfermeil'den hocamı görmeye gittim" diyerek sözlerine devam etti.
Tecrübeli futbolcu, "Hocam bana bazı kulüplerin ilgi duyduğunu söyledi ama imza atmak için çok geçti. Bu yüzden Bobigny'ye gittim. Sonra Antalyaspor'dan antrenörler aradı ve benimle iletişime geçti. Antalya'ya gitmeme önce izin çıkmadı. Ailemle birlikte vakit geçirdim. Doktorun söyledikleri moral olarak beni 'karışık' hissettirdi. Düşünün; Montfermeil'den Süper Lig'in takımlarının kapılarına kadar gidiyorsunuz, hayaliniz gerçekleşecek ama bir hastalıktan dolayı olmuyor. O dönemde yaşadığım en güzel şeylerden biri eşimle tanışmam oldu" ifadesini kullandı.
"G.SARAY'DA OYNAMAYI ALANYASPOR'A BORÇLUYUM"
Antalyaspor dönemini anlatan Akbaba, Samuel Eto'o ile yaşadıklarını da anlattı. Akbaba, "Kiralık döndüğümde Samuel Eto'o benimle çok konuştu. İyi bir oyuncu olduğumu söyledi. Kulüpten ayrılmak istememi kabul etmedi. Ben böyle bir insanım. İçimden gelen anlık duygularım olabiliyor. Bazen de kendimi tutmam imkansız olabiliyor. Alanyaspor'u tercih ettim. Alanyaspor geri adım gibi görünse de daha yüksek bir hedefe ulaşmama yardımcı oldu. Bugün Galatasaray'da oynayabildiysem bunu Alanyaspor'a borçluyum" ifadesini kullandı."Türkiye'de transfer yapmanın, Fransa'dan daha kolay olduğunu söyleyebilir miyiz?" şeklindeki sorunun ardından Emre Akbaba, "Ben Fransa'nın Brezilya'dan sonra en çok profesyonel futbolcu ihraç eden ülke olduğunu ifade eden bir istatistik gördüm. Fransa'da muazzam bir potansiyel var. Kabul etmek gerekir ki Türkiye'de biraz daha kolay oldu" dedi.

















































































