logo
20 NİSAN 2026

FETÖ'nün Haydar Baş'a yönelik kumpasları

İcmal Gençlik Derneği'nin geleneksel yaz kampında konuşan BTP Genel Başkan Yardımcısı Av. Lütfullah Önder, "Prof. Dr. Haydar Baş'a o kadar çok dosya açtılar ki; açılan dosyalar tam 40 bin sayfa. Birçok kumpas kurdular ama başaramadılar" dedi.

08.08.2017 00:00:00
SELİM AYANOĞLU / AFYONKARAHİSAR
İcmal Gençlik Derneği tarafından Afyon'da düzenlenen geleneksel yaz kampındaki oturumda konuşan BTP Genel Başkan Yardımcısı Av. Lütfullah Önder,
FETÖ'nün, Prof. Dr. Haydar Baş'a kurduğu kumpaslar hakkında çok çarpıcı örnekler verdi.
Oturumda, Prof. Dr. Haydar Baş'ın FETÖ ile verdiği mücadeleyi anlatan BTP Genel Başkan Yardımcısı Lütfullah Önder'in çarpıcı konuşmasını Yeni Mesaj okurlarının dikkatine sunuyoruz:
"3-5 yıl öncesine kadar Fetullah Gülen Konusunda Türkiye'de 3 grup insan vardı.
* Ona tabi olan, bağlıları, şakirtleri
* O harekete sempati duyanlar
* Onları sevmese de güçlerinden korkup ses çıkarmayanlar
Ve bir de Prof. Dr. Haydar Baş ve ekibi var. Onu deşifre edip, onunla mücadele eden.
Prof. Baş dışında Fetullah Gülen'in hareketini eleştiren çok sınırlı sayıda insan olmuştur. 
Onlar da: Fetullah Gülen'i İslam devleti kurmak, gizliden şeriatı getirmek için çalışmak ile suçluyorlardı.
Ancak Haydar Baş; tam da bugün insanların gördüğü FETÖ'nun yüzünü 20 yıl önce gördü ve görmek isteyenlere gösterdi.
20 yıl boyunca; Fetullah Gülen hareketinin "CIA ile birlikte çalıştığını", "Vatikan'ın Hıristiyanlaştırma projesinin bir parçası olduğunu" anlattı.
Ülkede etkinliği olan herkese gönderdiği heyetlerle; "Fetullah Gülen hareketine engel olunmaz ise hem dini varlığımız hem de milli varlığımız zarar görecek" uyarısında bulundu. Bugün ülkemizde hiç kimse; "Fetullah Gülen konusunda beni uyaran olmadı" diyemez. 
Özellikle AKP iktidarı ile FETÖ hareketi çok güçlendi. Engel gördükleri herkese kumpaslar kurdular.
Kendilerine biat etmeyen, yaptıklarına ve yapacaklarına karşı çıkan, çıkacak herkes hakkında devlet eliyle açık arayıp buldular. Yok ettiler. Açık bulamadılar ise kumpaslar kurdular. Yine yok ettiler.
Tahşiyeciler gibi küçücük nurcu guruptan tutun da Genel Kurmay Başkanı, Kuvvet Komutanlarına kadar, İl Emniyet Müdürlerine kadar herkes?
Tahşiyeciler diye bir nurcu grubun varlığını, onlara kumpas kuran polisler yargılanmaya başlayınca duydu milletimiz.
Yani onları kabul etmeyen hiç kimseyi es geçmediler.
Herkese kumpas kuran FETÖ, Prof. Haydar Baş'a kumpas kurmadı mı!
Maskelerini düşüren, onları deşifre eden, herkes ona biat ederken bayrak çekip tek başına mücadele eden Haydar Baş ile uğraşmadılar mı FETÖ'cüler? Ona kumpas kurmadılar mı?
Emin olun ellerinden geleni ardlarına koymadılar.
O kadar çok dosya açtılar ki; Prof. Haydar Baş'a açılan dosyalar tam 40 bin sayfa. Birçok kumpas kurdular ama başaramadılar.
Genel Kurmay Başkanını silahlı Terör Örgütü lideri olarak mahkûm ettirip, üst mahkemeden dahi onatarak cezasını kesinleştiren, 3 yıldan fazla bir süre hapis yatırtan ve bunu millete de kabul ettiren bu grup, Prof. Dr. Haydar Baş'a kurdukları kumpaslarda niçin başarılı olmadılar?
Çünkü, Prof. Dr. Haydar Baş, F. Gülen hareketi ile güç kapma yarışına girmedi.
Sadece ve sadece Allah için karşı çıktı. Fetullah Gülen ekibinin yaptıkları işler ve fikirlerin imanımıza ve vatanımıza zarar verdiği için karşı çıktı.
Hiçbir hesap yapmadan, Allah için mücadele ettiği için Allah da onu yalnız bırakmadı.
Allah adamı olmak böyle bir şey
15 Temmuz darbe girişimden sonra FETÖ ile mücadele kapsamında 13 bin hâkim savcının yaklaşık 5 bin tanesi FETÖ'cü olduğu için ihraç edildi
Şimdi dönüp baktığımızda Prof. Haydar Baş'ın hukukçuları olarak biz de şaşıyoruz. Biz bu davaları nasıl kazandık!
* FETÖ'nün en kapsamlı kumpaslarından biri Ergenekon'cu yaftası idi.
Prof. Dr. Haydar Baş'ı Ergenekon Terör Örgütü(!) adına çalışmak ile suçladılar.
Soruşturma dosyalarına konu ettiler.
Soruşturma Dosyasında; 2001 yılında, Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosunun yaptığı "Ermeni Soykırım İddialarını Ret ve Tam Bağımsızlık" mitinglerinin Ergenekon Terör Örgütü tarafından tertiplediğini, Haydar Baş'ın da bu mitinglere destek verdiğini söylediler. Delil olarak da; Ergenekon'un beyin takımı dedikleri ve ilk andan beri tutukladıkları Av. Kemal Kerinçsiz'in mitingine Haydar Baş'ın katılmış ve destek vermiş olması şeklinde gösterdiler.
Yukarıda ifade edildiği gibi bu mitingleri Haydar Baş'ın kadrosu organize etmişti. İstanbul'da yapılan mitinge Av. Kemal Kerinçsiz bir grup ile birlikte katılmış ve bir pankart açmıştı. Henüz miting alanına gitmeyen ve televizyondan mitingi izleyen Prof. Dr. Haydar Baş, mitingin organizatörlerinden Fuat Şengül'ü arayarak; açılan pankartı tarif edip kaldırılmasını, o pankartı açanlara izin verilmemesini ve polislere de tutanak tutturulmasını istiyor. Fuat Bey tarafından da gereği yapılıyor.
İşte bu olay ve tutulan tutanak, 3-4 sene sonra Prof. Dr. Haydar Baş ve Kadrosuna kurulmak istenen kumpası bozuyor. Onların oyunlarını boşa çıkarıyor.
İşte Prof. Dr. Haydar Baş bu!
İster buna keramet deyin, ister feraset deyin.
İşte bu Allah adamı olmanın, sırtını Allaha dayamış olmanın fotoğrafıdır.
Balyoz Darbe Planı ve Haydar Baş'a kurulan kumpas
Darbecilerin ekonomik sistemi Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli olacaktı şeklinde bir yalan ile Balyoz Darbe Planının içine Prof. Haydar Baş'ın 2005 yılında l. Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nin kapanış konuşmasını koydular. Bu iddia ile Balyoz davasının sanıkları arasına sokmak istediler.
Ancak, bir detayı atlamışlardı. Darbe Planının 2003 yılında hazırlandığını iddia ediyorlardı. Konuşma 2005'te yapılmış, MEM kitabı da 2005'te ilk kez basılmıştı.
Bu nedenle soruşturma dosyasında sayfalarca yer verilmiş olmasına karşın Prof. Haydar Baş'ı sanık yapamadılar.
Hatta bu olay diğer Balyoz sanıklarının en önemli delili oldu. Balyoz darbe planındaki her çelişkiye bir izah yaptılar ama bu çelişkiye izah yapamadılar.
Çetin Doğan'nın avukatı Celal Ülgen, BTP Genel Merkezi'nden bu konuyla ilgili yazı talep etti. Parti, yazıyı gönderdi. Dosyaya sundular.
Aile hayatını araştırdılar
Hz. Adem'den günümüze böyle bir dava örneği yoktur.
Nesep davalarında baba araştırılır. Anne araştırılmaz.  Ancak Prof. Haydar Baş'ın çocuklarının annesi araştırıldı. Hem de ceza yargılamasına konu edilerek. Ayrıca bu konuyu Meclis gündemine taşıdılar. 
Av. Murat Araç isminde FETÖ'cü avukatın şikayeti ile soruşturma başladı. İşi genetik incelemeye kadar götürdüler. Neticede Prof. Haydar Baş beraat etti.
O Murat Araç önce ödüllendirildi.
2011'de AKP Ankara Milletvekili adayı idi.
15 Temmuz'dan sonra aynı kişinin, FETÖ adına birçok operasyonda kullanıldığı ortaya çıktı. Örneğin, Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt paşayı da içine alan Şemdinli iddianamesini hazırlayıp dava açan ve HSYK'dan ihraç edilen savcı Ferhat Sarıkaya FETÖ itirafçısı oldu. İhraç edildikten sonra örgüt talimatı ile Murat Araç'ın yanında sigortalı gösterildiğini, birçok operasyonda kullanıldığını anlattı. 
İlahi Adalet: O Murat Araç şimdi hapiste. Tüm mal varlığına el kondu. Her şeyini kaybetti.
BTP bürolarına baskınlar yapıldı
2004 yılında hazırlanan, FETÖ'yü deşifre eden "Hıristiyanlığın Truva Atı" CD'lerinin dağıtımını engellemek için baskınlar yapıp soruşturma dosyaları oluşturmak istediler.
Bu CD'leri milletimizin büyük bölümü çok iyi biliyor. Milyonlarca kişiye izletildi. Ancak İktidar yanlıları maalesef daha yeni fark etmiş olacaklar ki; son bir yıldır sosyal medyada yoğun olarak paylaştıklarını görüyorum.
Bir ara tespit yapalım: O CD'lerde anlatılanlara, CD'ler ilk çıktığında kulak verilmiş olunsaydı, 15 Temmuz ve FETÖ sürecinde yaşananların hiçbiri yaşanmazdı. 
O dönemde bir çığ gibi büyüyen ve yayılan bu CD'lerin yayılmasını engellemek için, asılsız ihbarlar yaptılar. Bu ihbarlar gerekçe yapılarak, Emniyet, savcılık ve mahkeme ayağı ayarlanarak Korsan CD dağıtıcısı yaftası ile baskınlar yaptılar. BTP bürolarına baskınlar yapıldı. BTP Yöneticilerinin evlerine baskınlar yapıldı. Ancak elleri boş döndüler. 
2013'te F. Gülen kendisi bizzat dava açtı
Prof. Haydar Baş, tarafından kendisine "Batının ajanı" dendiği iddiası ile Fetullah Gülen bizzat kendisi Prof. Haydar Baş'a dava açtı. Tazminat Davasını Ankara'da, Ceza soruşturmasını İstanbul'da açtı. İkisinden birinde muhakkak kendi adamının olmasını bekliyordu. İki Davayı da kazandık. Yukarıda ifade ettiğim gibi FETÖ'nün açtığı davalar 40 bin sayfayı aştı ve hepsini Prof. Dr. Haydar Baş kazandı. 
Hakim ve savcıların yarısının FETÖ'cü olduğu, geri kalanın da FETÖ bizi çizerse başımıza bir iş gelir diye korktuğu bir ortamda bu davaları kazandık.
İlginç bir olay anlatacağım: FETÖ'cüler 2010'da HSYK'yı ele geçirdikten sonra kendilerine biat etmeyen hâkimleri büyük şehirlerden sürdüler. Bir Mahkeme Başkanı; tüm arkadaşlarım sürüldü. Ben bunlara kurban verdim de öyle kurtardım. Demişti o dönemde bana. Şimdi de kurban verenler ihraç ediliyor. O da işin farklı bir cephesi.
İftira ve hakaret içeren internet siteleri oluşturdular
Kumpaslardan ve davalardan netice alamayınca, Haydar Baş'ı itibarsızlaştırmak için internet siteleri kurdular. Türlü iftiralar ve hakaretler ile ailesine dil uzattılar. Daha sonra bu konu istihbarat raporlarına girdi. Hatta kitaplara konu oldu. İnternette dolaşan Haydar Baş hakkındaki tüm yalan ve çirkin iftiraların FETÖ tarafından yapıldığı ortaya çıktı.
RTÜK, Meltem Medya Grubuna trilyonlarca ceza kesti
2013 yılı başında 5-6 ay içinde 650 adet ceza kestiler. Bir yıl içinde tüm televizyon kanallarına kesilen cezanın yaklaşık 2 katı bir ceza, Meltem Medya grubunun bir televizyonuna kesildi. Kesilen her cezayı İdare Mahkemesine taşıdık. Davalar hep lehimize sonuçlandı. 15 Temmuz'dan sonra o davalarda karar veren hâkimlerin isimlerine bakıyoruz, yüzde 80'i FETÖ'den ihraç edildi.
Meltem Medya grubuna türlü haksızlıklar yapıldı
Yaptıkları çifte standart ile 5 yıl içinde yaklaşık 3,5 milyon Dolar'dan fazla para aldılar, Meltem Medya Grubunu ekonomik olarak adeta çökerttiler.
Türkiye'de ilk birkaç özel televizyondan biri olan Meltem TV'yi diğer grup kanallarını uydunun en arka sırasına, kimsenin göremeyeceği yere attılar. Uyduda ilk sırada STV grubu, en son Meltem Medya grubu. Hava bulutlansa ilk Meltem grubu televizyonlarının yayını gidiyor. Birçok evde aramada dahi kanallar çıkmıyor. O dönemki TÜRKSAT yöneticilerine gidilip niçin bu uygulamanın yapıldığı sorulunca. "Tesadüf" deyip adeta dalga geçtiler. Biraz daha üstlerine gidilince "Biz böyle istiyoruz" deyip "Kral biziz" mesajı verdiler.
Bu konuda daha anlatacak çok şey var. Verilecek çok örnek var. Ancak daha uzatmaya gerek yok diye düşünüyorum.
En büyük güç; sırtını Allah'a dayamaktır
* Ayağına bir taş değdiğinde yolunu değiştirip doğru bildiklerini yanlış, yanlış bildiklerini doğru kabul edenler, 
* Camiden çıkıp "Amerika çok güçlü Amerikasız olmaz" diyen Hacı amca,
* Bu gün siyah dediğine, güç dengesi değişince yarın beyaz diyen, ekran ekran dolaşıp kendini aydın zanneden zavallılar,   
* Türkiye'de siyaset yapmak ve devlet yönetmek için ABD icazetinin zorunlu olduğunu düşünen siyasiler,
* Kısaca herkes için,
Prof. Haydar Baş'ın FETÖ ile mücadelesi ve zaferi çok büyük bir hayat dersidir.
En büyük gücün Allah'a sırtını dayamak olduğunun tüm insanlığa ilanıdır. 
Hak üzere olanlara kimsenin zarar veremeyeceğini garanti eden ayetin tecellisidir.
Sadece FETÖ konusu bile, bu milletin Prof. Dr. Haydar Baş'ı tanıması ve kıymetini anlaması için yeterlidir."

Gülistan Doku soruşturmasında Mustafa Türkay Sonel tutuklandı

Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel, sevk edildiği mahkemece tutuklandı

18.04.2026 20:02:00 / Güncelleme: 18.04.2026 20:08:17
İHA
Gülistan Doku soruşturmasında Mustafa Türkay Sonel tutuklandı
Gülistan Doku soruşturmasında Mustafa Türkay Sonel tutuklandı
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı.

İl Jandarma Komutanlığı'nda ifade işlemleri tamamlanan ve adliyeye sevk edilen şüphelilerden Engin Y., Cemile Y., Zeinal A., Erdoğan E., Gökhan E., Şükrü E., Ferhat G., Celal A., Nurşen A., tutuklanırken Uğurcan A., Süleyman Ö. ve Savaş G. ise adli kontrol kararı ile serbest bırakılmıştı.



Son olarak adliyede işlemleri devam eden Mustafa Türkay Sonel, nöbetçi mahkeme karşısına çıkartıldı. Dün Elazığ'da gözaltına alınan ve Erzurum'a götürülen dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'de mahkemece tutuklandı. Böylelikle soruşturmada tutuklama sayısı 10'a yükseldi.



Öte yandan dün soruşturma çerçevesinde Bursa'da gözaltına alınan dönemin başhekimi Çağdaş Özdemir'in de ilerleyen sürelerde savcılığa sevkinin sağlanacağı bildirildi. ABD'de de bulunan yakalama kararı çıkartılan Umut Altaş'ın ise kırmız bülten işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Ölüm sebepleri arasında ilk 10’da yer alıyor!


 
Karaciğer hastalıkları dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasında yer almaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, özellikle siroz ve kronik karaciğer hastalıkları her yıl yaklaşık 2 milyon kişinin ölümüne neden olurken, küresel ölüm sebepleri arasında ilk 10’da yer alıyor.
 

18.04.2026 17:21:00
MURAT ÇORBACI
Ölüm sebepleri arasında ilk 10’da yer alıyor!
Ölüm sebepleri arasında ilk 10’da yer alıyor!

Vücudumuzun adeta bir kimya laboratuvarı olan karaciğer; yaşamsal öneme sahip maddelerin üretimi, besinlerin enerjiye dönüştürülmesi ve toksinlerin vücuttan temizlenmesi gibi son derece önemli görevler üstleniyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız, bu nedenle karaciğerin sorunsuz çalışmasının sağlıklı bir yaşam için kritik öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, "Ancak bazı etkenler karaciğerde hücre ölümüne yol açabilmektedir. Üstelik karaciğerde oluşan hasar uzun yıllar belirti vermeden sessizce ilerleyebilmekte ve uzun vadede iltihaplanma, fibrozis ile karaciğer nakli gerektirebilen siroza neden olabilmektedir. Karaciğer sağlığını korumak için alınması gereken en önemli önlem ise sağlıklı bir kiloda  olmaktır" dedi. Prof. Dr. Hakan Yıldız, karaciğerde en sık hasar oluşturan 6 etkeni anlattı.

1. Hepatit B: Hepatit B, dünya genelinde en sık görülen viral hepatit olarak karşımıza çıkıyor. Çoğunlukla anneden bebeğe bulaşarak karaciğerde kronik inflamasyona, yani kronik karaciğer hastalığına yol açabiliyor. Bu inflamasyon yıllar içinde karaciğer hücrelerinin ölümüyle ve bunun sonucunda siroz ve/veya karaciğer kanseriyle sonuçlanabiliyor.

Nasıl önlem almalı? Hepatit B aşısı çoğunlukla bizi yaşam boyunca bu enfeksiyondan koruyor.

2. Obezite: Dünya genelinde en sık görülen karaciğer hastalığının 'karaciğer yağlanması' olduğu belirtiliyor. Çağımızın önemli sağlık sorunlarından biri olan obezite, karaciğerde özellikle 'metabolik işlevsizlikle ilişkili yağlı karaciğer' olarak adlandırılan hastalığa yol açabiliyor. Karaciğerde yağlanma uzun vadede ciddi hasarlar oluşturabiliyor ve karaciğer nakli gerektiren hastalarda en sık görülen nedeni oluşturuyor. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız, son yıllarda obezite ve sağlıksız beslenme sebebiyle karaciğer yağlanmasının giderek arttığını vurgulayarak, "Araştırmalar, obezite sorunu  yaşayan kişilerin yaklaşık yüzde 80'inde karaciğerde yağ birikimi olduğunu göstermektedir" bilgisini verdi.

Nasıl önlem almalı? Sağlıklı beslenmek, günde 30 dakika hafif tempolu yürüyüş yapmak, ideal kiloya ulaşmak veya mevcut kilonun yüzde 8-10'unu vermek, günde 2-3 fincan filtre kahve tüketmek, karaciğer yağlanmasının hafiflemesine destek oluyor.

3. İlaçlar ve bitkisel ürünler: Zararsız gibi görünen bazı ağrı kesiciler ve bitkisel ürünler, bilinçsizce kullanıldığında karaciğerde ani iltihaplanma başlatabiliyor ve toksik hepatite neden olabiliyor. Bunun sonucunda halsizlik, sarılık ve ilerleyen dönemde karaciğer yetmezliği tablosu  gelişebiliyor. 

Nasıl önlem almalı? İlaçları ve bitkisel ürünleri 'masum' görmemek; doktor önerisi olmadan hiçbir ürünü kullanmamak, toksik hepatiti önlemenin en basit yolunu oluşturuyor.

4. Alkol tüketimi: Alkol, karaciğerde parçalanırken ortaya çıkan toksik ara ürünlerle hücreleri yıpratıyor. Bunun sonucunda zamanla yağlanma, iltihaplanma ve nihayetinde siroza uzanan sessiz bir hasar süreci başlıyor.
Nasıl önlem almalı? Alkolü terketmek karaciğer sağlığımız için çok önemli.

5. Genetik hastalıklar: Bazı karaciğer hastalıkları genetik nedenlerle ortaya çıkıyor. Genler normalde karaciğer hücrelerinde görev yapan enzimlerin, reseptörlerin (alıcıların) ve taşıyıcı proteinlerin üretimini sağlıyor. Bu genlerde bir bozukluk olduğunda karaciğer bazı görevlerini tam olarak yerine getiremiyor. Örneğin, safra üretimi ve kullanımı bozulabiliyor veya bakır ile demir gibi minerallerin dengesi etkilenebiliyor. Ayrıca, bazı zararlı maddelerin vücuttan atılması zorlaşabiliyor.
Nasıl önlem almalı? Bu tür hastalıklar erken dönemde fark edildiğinde çoğu zaman ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor. Erken tanı için düzenli sağlık kontrolleri ve gerekli laboratuvar testlerinin yapılması büyük önem taşıyor.

6. Otoimmün hastalıklar: Karaciğer otoimmün hastalıkları  (otoimmün hepatit, primer biliyer kolanjit gibi) çoğunlukla genetik yatkınlığı olan kişilerde; enfeksiyonlar, ilaçlar ve karaciğerde inflamasyonun tetiklenmesi sonucu oluşuyor. 

Nasıl önlem almalı? Erken dönemde tanı konulduğunda otoimmün hastalıkların tedavi edilebildiğini belirten Prof. Dr. Hakan Yıldız, aile bireylerinde otoimmün karaciğer hastalığı bulunan kişilerin düzenli olarak takip edilmeleri gerektiğine vurgu yaptı.

Saldırganı karşı sınıfında okuyan öğrenci anlattı

Kahramanmaraş'ta silahlı saldırının düzenlendiği okulda saldırganın karşı sınıfında okuyan N.S.O. (15), "Farklı bir görünüşü olduğunu herkes biliyordu. Otururken bir anda koşmaya başlayan veya değişik ses çıkartmaya başlayan bir çocuktu. Biraz farklıydı diğer insanlara göre. Dikkat çekiyordu ama onun yapacağını hiç düşünmemiştim" dedi

18.04.2026 12:42:00 / Güncelleme: 18.04.2026 12:46:59
İHA
Saldırganı karşı sınıfında okuyan öğrenci anlattı
Saldırganı karşı sınıfında okuyan öğrenci anlattı
Çarşamba günü merkez Onikişubat ilçesinin Haydarbey Mahallesi'ndeki Ayser Çalık Ortaokulu'nda meydana gelen silahlı saldırıda 1'i öğretmen 8'i öğrenci olmak üzere 9 kişi hayatını kaybederken yaralanan 8 öğrencinin tedavileri sürüyor.

Saldırının yaşandığı okulda okuyan 8. sınıf öğrencisi N.S.O., saldırgan İsa Aras Mersinli ile karşılıklı sınıflarda okuduğunu belirterek, yaşadıklarını anlattı.



"Dikkat çekiyordu ama onun yapacağını hiç düşünmemiştim"

Saldırgan İsa Aras Mersinli'nin dış görünüş ve karakter olarak farklı birisi olduğunu söyleyen N.S.O., "Saldırgan ile hiçbir konuşmuşluğum yok ama bahçede, koridorda görmüşlüğüm var. Saçma sapan hareketleri yapıyordu. Farklı bir görünüşü olduğunu herkes biliyordu. Otururken bir anda koşmaya başlayan veya değişik ses çıkartmaya başlayan bir çocuktu. Biraz farklıydı diğer insanlara göre. Kimse ondan şüphelenmemişti. Kimse, böyle bir olay olacağını düşünmemişti. Dikkat çekiyordu ama onun yapacağını hiç düşünmemiştim. Bu olaydan önce çocuğu hiç tanımıyordum sadece adını duyup görünüşünü biliyordum. Dış görünüşü veya hareketleri farklıydı ama böyle bir şey yapacağı hiç aklıma gelmemişti" ifadelerini kullandı.



"Okulumu seviyordum"

Aynı okulda okuyan ve saldırı anında okulda bulunan 6. sınıf öğrencisi B.P. (13), "Ben olay olduğunda bir üst kattaydım. Nöbetçi öğretmen geldi bütün sınıflara 'yere yatın' dedi. Çok panik yapmaya çalışmadım ama yine de korktum. Okulumu seviyordum, hocaları seviyordum ama şimdi ne olacak bilmiyorum. Ben saldırganı tanımıyordum, hiç görmedim" diye konuştu.



Vatandaşlar da tepkili

Saldırıdan sonra okulun önüne gelip dua eden vatandaşlardan Nazife Daş, İsa Aras Mersinli'nin tutuklanan babası emniyet mensubu babası Uğur Mersinli'ye tepki göstererek, şunları söyledi:



"Bu çocuklara içim parçalandı. Emniyet müdürü böyle olmaz. İnsan çocuğuna eğitim verir, atışa götürür mü' Emniyeti temsil eden adam çocuğunu atışa götürmez. Bu masumların ne suçu vardı. Analar, babalar ağlamasın. Benim 5 yaşındaki torunum okula gitmem diyor, ne yapacağım. Allah'tan korksunlar. Vicdan istiyorum millete, bütün pislikleri Cumhurbaşkanımız temizlesin."

Sağlıklı kalp için çok mühim öneriler


 
Kalp vücudun en önemli parçası…Doğduğumuz andan itibaren bir saniye bile mola vermeyen bu muazzam motor, aslında sandığımızdan çok daha hassas. Genelde o 'tekleyene' kadar varlığını unutuyoruz ancak kalbimiz bize her gün, her öğünde ve attığımız her adımda bir şeyler anlatmaya çalışıyor.
 

18.04.2026 02:24:00
MURAT ÇORBACI
 Sağlıklı kalp için çok mühim öneriler
 Sağlıklı kalp için çok mühim öneriler

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Rifat Eralp Ulusoy, kalp sağlığına dikkat etmek için devamlılık gerektiğini vurguluyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, kalbimizi korumanın yolunun mutfağımızdan, ayakkabı dolabımızdan ve zihnimizdeki huzurdan geçtiğini gösteriyor. Kalp sağlığı sadece yaşlılıkta düşünülecek bir konu değil; bugün attığımız küçük bir adım, yarınki 'en büyük hayat sigortamız' haline geliyor. Hastalık kapıyı çalmadan önlem almak, işin en önemli sırrı.  "Benim kalbim sağlam" deyip geçmemek gerekiyor. Hayatınızda yapacağınız küçük değişikliklerle kalbinizi yormadan, daha enerjik bir ömür sürebilirsiniz.

Kalbin kuralları

Prof. Dr. Rifat Eralp Ulusoy'a göre 10 altın kurala dikkat etmek gerekiyor. İşte o kurallar...

1. Sofradan renk eksik olmasın: Paketli gıdalar yerine pazar tezgahından beslenin. Zeytinyağı baş tacınız olsun, yeşilliği sofranızdan eksik etmeyin.
2. Üşenmeyin, hareket edin: İlla spor salonuna gitmek şart değil. Her gün yarım saat tempolu bir yürüyüş yapmak, kalbin pasını siler.

3. Tuzluğu masadan kaldırın: Yemeğin tadına bakmadan tuz atmak en büyük düşmanımız. Tansiyonu zıplatmamak için tuzu hayatınızdan yavaş yavaş çıkarın.
4. Kilonuz yük olmasın: Fazla kilolar sadece dış görünüşü değil, en çok kalbinizi yorar. Kalbiniz o yükü taşırken çok zorlanıyor, ona acıyın.

5. Sigarayla vedalaşın: Kalbe en büyük ihanet sigaradır. Damarları tıkayıp kalbi nefessiz bırakır. Kendiniz ve sevdikleriniz için bu zehri bırakın.
6. Kafaya takmamaya çalışın: Biliyoruz hayat zor ama stres kalbi doğrudan vuruyor. "Can boğazdan gelir" derler ama "can huzurdan gider." Biraz sakin kalmak kalbe ilaç gibidir.

7. Uykunuzu alın: Vücudun dinlendiği tek yer uyku. Günde 7-8 saat uyumaya çalışın ki kalbiniz bir sonraki güne zinde başlasın.
8. Şekerden kaçın, tatlıyı meyveden alın: Şekerli içecekler ve ağır tatlılar damarların en büyük düşmanı. Canınız tatlı çektiğinde bir meyveyle geçiştirmeye alışın.

9. "Bir şeyim yok" demeyin: Doktora gitmek için illa ağrınızın olması gerekmez. Arada bir gidip kalbinizin sesini dinletin, 'makine' ne durumda bir bakın.
10. Rakamlarınızı bilin: Tansiyonunuz kaç, şekeriniz ne durumda? Kendi değerlerinizi bilirseniz, vücudunuzun verdiği sinyalleri daha iyi anlarsınız. RECEP BAHAR

Kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza, ölü olarak bulundu

Isparta'da sabah saatlerinden itibaren kayıp olarak aranan lise öğrencisi 16 yaşındaki Feyza Keskin, akşam saatlerinde boş bir binanın önünde hareketsiz halde bulundu. Yapılan incelemede genç kızın hayatını kaybettiği belirlendi

18.04.2026 01:34:00 / Güncelleme: 18.04.2026 06:38:03
İHA
Kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza, ölü olarak bulundu
Kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza, ölü olarak bulundu
Olay, Deregümü mevkii Muzaffer Türkeş Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sabah saatlerinden itibaren kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza Keskin, en son saat 11.30 sıralarında Gölcük Yolu üzerinde bulunan Asri Mezarlık ile Mahrukatçılar Sitesi civarında elektrikli bisikletiyle ilerlerken görüldü. Bu saatten sonra kendisinden haber alınamadı.

Ekipler tarafından yürütülen arama çalışmaları sonucunda Keskin, akşam saatlerinde boş bir binanın önünde hareketsiz halde bulundu. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Sağlık ekiplerince yapılan kontrolde Feyza Keskin'in hayatını kaybettiği belirlendi.

Keskin'in cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılmak üzere Isparta Şehir Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.



Başımız sağ olsun



Konu ile ilişkin Isparta Milli Eğitim Müdürü Recai Ocak taziye mesajı yayınladı. Sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, '' Isparta Süleyman Demirel Fen Lisesi 10. sınıf öğrencimiz Feyza Keskin'in ölümü haberini üzüntüyle öğrendim. Öğrencimize Allah'tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır diliyorum. Başımız sağ olsun'' ifadeleri yer aldı.

İstinaf cezayı bozdu, Seçil Erzan yeniden yargılanacak

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, tutuklu sanık Seçil Erzan hakkında verilen 102 yıl 4 ay hapis cezasını bozdu

18.04.2026 00:12:00
İhlas Haber Ajansı
İstinaf cezayı bozdu, Seçil Erzan yeniden yargılanacak
İstinaf cezayı bozdu, Seçil Erzan yeniden yargılanacak
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, tutuklu sanık Seçil Erzan hakkında verilen 102 yıl 4 ay hapis cezasını bozdu.

Yüksek karlı güvenilir bir fon olduğunu ve Fatih Terim gibi isimlerin de bu fona dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolculardan Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan'ın da bulunduğu 30'dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan Seçil Erzan'ın davasında istinaf mahkemesi kararını açıkladı.



İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından sanık Erzan'a "nitelikli dolandırıcılık" ve "özel belgede sahtecilik" suçlarından verilen hapis cezasına ilişkin incelemesini tamamladı. Yapılan değerlendirmede, ilk derece mahkemesinin hüküm kurarken birleşen dosyalara ilişkin bilgilere kararda yer vermediği, bu durumun da denetimi zorlaştırdığı belirtildi.



Daire, istinaf başvurularını yerinde bularak, yargılama sürecinde bazı usul kurallarının uygulanmadığına dikkat çekti. Bu kapsamda mahkeme kararının bozulmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verildi.

Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi gözaltına alındı

Tunceli'de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında dönemin Devlet Hastanesi'nin Başhekimi olan Kadın Doğum Uzmanı Doktor Çağdaş Özdemir Bursa'da gözaltına alındı. Özdemir Tunceli'de İl Sağlık Müdürlüğü görevinde de bulunmuştu

17.04.2026 23:12:00
İHA
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi gözaltına alındı
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin başhekimi gözaltına alındı
Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. İl Jandarma Komutanlığı'nda ifade işlemleri tamamlanan şüphelilerden E.E., G.E., S.G., S.Ö. dün adliyeye sevk edilmiş, G.E. ile E.E. tutuklanırken S.G. ile S.Ö. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. İl Jandarma Komutanlığında işlemleri tamamlanan 9 şüpheliden 7'si bugün adliyeye sevk edildi.

Soruşturma kapsamında oğlu gözaltında bulunan dönemin Tunceli Valisi Mülkiye Başmüfettişi Tuncay Sonel hakkında, iddialarla ilgili olarak İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla soruşturma başlatılmış ardından açığa alınmıştı. Elazığ'da bulunan Tuncay Sonel, Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı.

Son olarak dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi kadın doğum uzmanı Doktor Çağdaş Özdemir savcılığın talimatıyla Bursa Emniyet Müdürlüğü Kom şube müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı. Özdemir'in Tunceli'ye gönderileceği öğrenildi.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olan Çağdaş Özdemir, 2018 ve 2021 yılları arasında Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi, 2022 yılına kadar ise Tunceli İl Sağlık Müdürü olarak görev yapmıştı.

Bakan Güler, Nijerya Savunma Bakanı Musa ile görüştü

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa ile bir araya geldi

17.04.2026 15:26:00
İhlas Haber Ajansı
Bakan Güler, Nijerya Savunma Bakanı Musa ile görüştü
Bakan Güler, Nijerya Savunma Bakanı Musa ile görüştü
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa ile bir araya geldi.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Antalya Diplomasi Forumu için Türkiye'ye gelen Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa ile Antalya'da görüşme gerçekleştirdi.İHA

Çin'in Ankara Büyükelçisi Jiang: "Orta Doğu'da çözüm siyasi yoldan geçiyor"

Çin'in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, Orta Doğu'da barış ve istikrarın sağlanması için Çin Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından ortaya konulan dört maddelik girişimin, bölgedeki krizlerin siyasi yollarla çözümü için güçlü bir çerçeve sunduğunu değerlendirdi

17.04.2026 15:26:00
İhlas Haber Ajansı
Çin'in Ankara Büyükelçisi Jiang: "Orta Doğu'da çözüm siyasi yoldan geçiyor"
Çin'in Ankara Büyükelçisi Jiang: "Orta Doğu'da çözüm siyasi yoldan geçiyor"
Çin'in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, Orta Doğu'da barış ve istikrarın sağlanması için Çin Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından ortaya konulan dört maddelik girişimin, bölgedeki krizlerin siyasi yollarla çözümü için güçlü bir çerçeve sunduğunu değerlendirdi.
Çin'in Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin, yazılı değerlendirmesinde, Orta Doğu'nun çatışmadan barışa geçiş açısından kritik bir süreçten geçtiğini ve barış için bir fırsat penceresi oluştuğunu ifade etti. Çin'in bölgede her zaman objektif ve adil bir tutum benimsediğini vurgulayan Büyükelçi Jiang, tüm taraflara ateşkes çağrısında bulunduklarını kaydetti.
Jiang, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından ortaya konulan dört maddelik girişimin; barış içinde bir arada yaşama, ulusal egemenlik, uluslararası hukuka bağlılık ve kalkınma ile güvenlik arasında denge ilkelerine dayandığını belirtti.

Barış içinde bir arada yaşama vurgusu
Orta Doğu ve Körfez ülkelerinin birbirinden ayrılamayacak komşular olduğunu ifade eden Jiang, tarih boyunca yaşanan çatışmaların hiçbir ülkenin tek başına güvenli olamayacağını gösterdiğini aktardı.
Jiang, Çin'in bölge ülkeleri arasında uzlaşıyı desteklediğini ve iş birliğine dayalı, sürdürülebilir bir güvenlik mimarisinin kurulmasını teşvik ettiğini kaydetti.

"Egemenlik ihlal edilemez"
Ulusal egemenliğin tüm ülkeler için temel bir ilke olduğunu belirten Jiang, İran dahil bölgedeki tüm ülkelerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Jiang, hegemonya anlayışının terk edilmesi ve Birleşmiş Milletler ilkelerine dönülmesinin, bölgede kalıcı barışın önünü açacağını ifade etti.

Uluslararası hukuk ve BM vurgusu
Uluslararası hukukun seçici şekilde uygulanmasına karşı çıkan Jiang, büyük güçlerin askeri üstünlüklerine dayanarak keyfi müdahalelerde bulunmaması gerektiğini belirtti.
Çin'in, BM merkezli uluslararası sistemi ve hukuk temelli düzeni kararlılıkla savunduğunu dile getiren Jiang, küresel ilişkilerde normların korunmasının önemine işaret etti.

Kalkınma-güvenlik dengesi
Güvenliğin, kalkınmanın temeli olduğunu ifade eden Jiang, Orta Doğu'nun enerji kaynakları ve ticaret yolları açısından küresel öneme sahip olduğunu vurguladı.
Bölge ülkelerinin kalkınmasına katkı sağlanmasının barışın kalıcılığı açısından kritik olduğunu belirten Jiang, Çin'in bu süreçte iş birliğini sürdüreceğini kaydetti.

Diplomatik temaslar sürüyor
Çin'in diplomatik çabalarına da değinen Jiang, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'nin Türkiye dahil birçok ülkenin dışişleri bakanlarıyla yoğun temas yürüttüğünü bildirdi. Çin'in Birleşmiş Milletler ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi platformlarda ateşkes, diyalog ve müzakere süreçlerini desteklediğini aktaran Jiang, bu çabaların uluslararası toplum tarafından takdir edildiğini ifade etti.

Türkiye ile ortak yaklaşım
Jiang, Türkiye ile Çin'in Orta Doğu'daki gelişmelere ilişkin tutumlarının büyük ölçüde örtüştüğünü belirterek, iki ülkenin de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi onayı olmaksızın yapılan askeri müdahalelere karşı çıktığını kaydetti. Çin'in, Türkiye'nin ateşkes ve siyasi çözüm yönündeki çabalarını takdir ettiğini ifade eden Jiang, iki ülkenin Küresel Güvenlik Girişimi çerçevesinde iş birliğini güçlendirmeye hazır olduğunu belirtti.İHA

Antalya Diplomasi Forumu başladı

5. Antalya Diplomasi Forumu bugün başladı. 17-19 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da toplanan dünya liderleri, Orta Doğu ateşkesinden küresel belirsizliklere kadar kritik konuları masaya yatıracak

17.04.2026 12:38:00
Eyüp Kabil
Antalya Diplomasi Forumu başladı
Antalya Diplomasi Forumu başladı
Antalya'nın mavi suları ve tarihi dokusu bu yıl da dünya liderlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ev sahipliğinde başlayan Antalya Diplomasi Forumu, Orta Doğu'daki ateşkes umutlarıyla birleşince küresel diplomasinin yeni merkezine dönüştü. Peki bu forumdan neler çıkacak?

Forumun ilk günü liderler bir araya geliyor

Bugün kapılarını açan forumda, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın Erdoğan'la yaptığı görüşme dikkat çekti. İki lider, Kıbrıs meselesinden enerji işbirliğine kadar kritik konuları masaya yatırdı. Forumun açılış oturumunda Erdoğan, "Diyalog ve barışın diliyle konuşuyoruz" mesajını verdi.

Yüzlerce diplomat, bakan ve düşünce liderinin katılımıyla devam eden etkinlik, özellikle Orta Doğu'daki son gelişmelerle daha da önem kazandı. İsrail-Lübnan 10 günlük ateşkesinin hemen ardından toplanan forum, bölgedeki gerilimin azaltılması için yeni fırsatlar sunuyor.

İran, Gazze ve enerji güvenliği ana gündem

Forum katılımcıları, Trump'ın İran'la olası kalıcı anlaşma sinyallerini yakından takip ediyor. Birçok uzman, Antalya'nın bu süreçte arabuluculuk rolü üstlenebileceğini belirtiyor. Türkiye'nin hem Batı hem Doğu ile köprü görevi görmesi, forumu benzersiz kılıyor.

Ayrıca enerji koridorları, göç krizi ve yapay zeka gibi küresel meseleler de masada. Avrupa'dan Asya'ya geniş bir coğrafyadan gelen temsilciler, "Yeni dünya düzeninde Türkiye'nin yeri neresi?" sorusuna yanıt arıyor.

İş dünyası da forumda

Sadece siyaset değil, ekonomi de ön planda. Türk iş dünyasının önde gelen isimleri, uluslararası yatırımcılarla ikili görüşmeler yapıyor. Özellikle savunma, yenilenebilir enerji ve turizm alanlarında yeni işbirliği anlaşmalarının imzalanması bekleniyor.

Antalya Diplomasi Forumu, pandemi sonrası dönemde Türkiye'nin "yumuşak güç" diplomasisini en güçlü şekilde gösterdiği platformlardan biri haline geldi.

Barışa katkı mümkün mü?

Uzmanlar, bu forumun sadece konuşmalardan ibaret kalmayacağını, somut adımlar atılabileceğini söylüyor. Özellikle Lübnan ateşkesinin uzatılması ve Gazze'deki insani krizin hafifletilmesi için Türkiye'nin önerileri masada olacak.

Antalya'nın palmiyeleri altında yürütülen bu görüşmeler, belki de yıllardır beklenen bölgesel barışın ilk adımlarını içerebilir. Dünya, Türkiye'nin ev sahipliğindeki bu forumdan çıkacak sonuçları merakla bekliyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.