Mesaj televizyonunun İstanbul’dan ilk yayına başladığı zaman bir yıl boyunca “Minik Misafirlerim” ismi ile bir çocuk programı hazırlayıp sunmuştum.
Genellikle ilkokul çağındaki çocuklar şarkı-türkü söylerler, şiir okurlar ve karşılıklı bilmece sorarlardı bir birlerine.
Ta o yıllardan aklımda kalan iki bilmece var, ikisi de karınca ile ilgili.
Soru:
Bir karınca bir zencinin koluna düşünce ne demiş?
Cevap:
“Karakola düştüm” demiş.
Soru:
Yerde yürüyen karıncalar bir filin üzerinde gördükleri karıncaya ne demişler?
Cevap:
“Ez onu ez” demişler.
Minik misafirlerimden öğrendiğim bu karınca bilmecelerini, sayın Erdoğan’ın söylediği o talihsiz sözü vesilesi ile hatırladım.
Hani demişti ya:
“Biz her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına almış bir iktidarız.”
Tıpkı bir fili ayaklarının altına almış bir karınca gibi…
Aşağıdan da, ne kadar vatan ve millet düşmanı koro varsa toplanmışlar bağırıyorlar:
“Ez onu ez.”
İktidarıyla, destekçileriyle hemen hepsinin düştüğü durum, filin üzerinde tepinen karıncadan daha az komik değil.
Milliyetçilik neymiş:
“Milliyetçilik: Maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı.” (TDK)
On yıllık icraatlarıyla bu tanımın tam tersini ortaya koyduklarına, millet ve ülkenin çıkarlarını asla ve asla ön planda tutmadıklarına dünya alem şahit zaten.
Yüzde bilmem kaçla iktidar olursanız olun, milletin ve devletin maddi ve manevi çıkarlarını her şeyin üstünde tutmak demek olan milliyetçiliği ayaklar altına almaya gücünüz yeter mi?
Filin üzerinde tepinen karıncanın fili ezmeye gücü yeterse siz de milliyetçiliği ayaklar altına alırsınız.
“Bütün dünya bir araya gelse bir adamı rezil edemez ama, bir adam bir dakikada kendi kendini rezil eder” sözünün doğrulandığı daha nelere şahit olacağız kim bilir?
Genellikle ilkokul çağındaki çocuklar şarkı-türkü söylerler, şiir okurlar ve karşılıklı bilmece sorarlardı bir birlerine.
Ta o yıllardan aklımda kalan iki bilmece var, ikisi de karınca ile ilgili.
Soru:
Bir karınca bir zencinin koluna düşünce ne demiş?
Cevap:
“Karakola düştüm” demiş.
Soru:
Yerde yürüyen karıncalar bir filin üzerinde gördükleri karıncaya ne demişler?
Cevap:
“Ez onu ez” demişler.
Minik misafirlerimden öğrendiğim bu karınca bilmecelerini, sayın Erdoğan’ın söylediği o talihsiz sözü vesilesi ile hatırladım.
Hani demişti ya:
“Biz her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına almış bir iktidarız.”
Tıpkı bir fili ayaklarının altına almış bir karınca gibi…
Aşağıdan da, ne kadar vatan ve millet düşmanı koro varsa toplanmışlar bağırıyorlar:
“Ez onu ez.”
İktidarıyla, destekçileriyle hemen hepsinin düştüğü durum, filin üzerinde tepinen karıncadan daha az komik değil.
Milliyetçilik neymiş:
“Milliyetçilik: Maddi ve manevi açılardan millet ve ülkesinin çıkarlarını her şeyin üstünde tutma anlayışı.” (TDK)
On yıllık icraatlarıyla bu tanımın tam tersini ortaya koyduklarına, millet ve ülkenin çıkarlarını asla ve asla ön planda tutmadıklarına dünya alem şahit zaten.
Yüzde bilmem kaçla iktidar olursanız olun, milletin ve devletin maddi ve manevi çıkarlarını her şeyin üstünde tutmak demek olan milliyetçiliği ayaklar altına almaya gücünüz yeter mi?
Filin üzerinde tepinen karıncanın fili ezmeye gücü yeterse siz de milliyetçiliği ayaklar altına alırsınız.
“Bütün dünya bir araya gelse bir adamı rezil edemez ama, bir adam bir dakikada kendi kendini rezil eder” sözünün doğrulandığı daha nelere şahit olacağız kim bilir?
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026


























































