logo
02 NİSAN 2026

Finansal diplomasi çıkmazı: Dondurulan Rus varlıkları, "Savaş Nedeni" eşiği ve Avrupa'nın bu süreci yönetme biçimi

21.12.2025 00:00:00
Küresel siyaset, son yıllarda yalnızca askeri güç ve caydırıcılık üzerinden değil, finansal araçlar ve hukuki mekanizmalar üzerinden de şekilleniyor. Devlet rezervleri, merkez bankası varlıkları ve uluslararası takas sistemleri, giderek daha fazla jeopolitik mücadelenin parçası haline geliyor. 
 
Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Batı ülkelerinin Rus varlıklarını dondurması, bu dönüşümün en çarpıcı örneklerinden biri olarak öne çıktı. Ancak gelinen noktada, bu varlıkların Ukrayna'nın finansmanında doğrudan kullanılması fikri, Avrupa Birliği (AB) açısından ciddi bir hukuki, siyasi ve ekonomik çıkmaza dönüşmüş durumda.
 

"Savaş Nedeni" söylemi ve siyasi mesajın sınırları

 
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev'in, dondurulmuş Rus varlıklarının Ukrayna'ya aktarılmasını "kabul edilemez" olarak nitelendiren ve bunu son derece sert ifadelerle eleştiren açıklamaları, Batı başkentlerinde dikkatle takip edildi. Medvedev'in kullandığı dil, Moskova'nın bu adımı yalnızca ekonomik bir yaptırım değil, egemenliğe yönelik ağır bir ihlal olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
 
Bununla birlikte, "casus belli" ifadesinin doğrudan ve resmi bir savaş ilanı anlamına gelmediğini vurgulamak gerekir. Bu tür söylemler, uluslararası ilişkiler literatüründe çoğu zaman caydırıcılık amacı taşıyan politik uyarılar olarak değerlendirilir. Yine de mesaj nettir: Rusya, devlet varlıklarına kalıcı biçimde el konulmasını uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırı görmektedir ve buna karşılık verebileceğini ima etmektedir.
 

Uluslararası hukukta devlet varlıkları ve egemen bağışıklık

 
Akademik açıdan bakıldığında, merkez bankası rezervleri ve devlet varlıkları, uluslararası hukukta "egemen bağışıklık" ilkesinin en güçlü koruması altında bulunan alanlardan biridir. Bu ilke, devletlerin mal varlıklarının başka devletler tarafından zorla müsadere edilmesini büyük ölçüde engeller. Mevcut uygulamada Batı ülkeleri, bu varlıklara el koymaktan ziyade "dondurma" yolunu tercih etmektedir.
 
Yaklaşık 200 milyar avroyu aşan Rus rezervinin büyük kısmının Belçika merkezli Euroclear gibi finansal altyapı kuruluşlarında tutulduğu bilinmektedir. Ancak bu varlıkların hukuki mülkiyeti Rusya'ya aittir ve bu durum, AB'nin atabileceği adımları ciddi biçimde sınırlandırmaktadır. Hukukçular, kalıcı el koyma kararlarının uzun sürecek davalara ve uluslararası tahkim süreçlerine yol açabileceği konusunda uyarıda bulunmaktadır.
 

Sessizce askıya alınan "tazminat kredisi fikri"

 
AB içinde son dönemde tartışılan seçeneklerden biri, dondurulmuş Rus varlıklarından elde edilen faiz gelirlerinin veya varlıkların kendisinin Ukrayna'ya yönelik bir tür uzun vadeli finansman mekanizmasına dönüştürülmesiydi. Kamuoyunda zaman zaman "savaş tazminatı" olarak adlandırılan bu yaklaşım, aslında hukuki açıdan oldukça tartışmalı bir zemine dayanıyordu.
 
Son aylarda bu planın giderek gündemden düşmesi, birkaç temel nedene bağlanabilir:
 
Hukuki sorumluluk endişesi: Varlıkların önemli bölümüne ev sahipliği yapan ülkeler, özellikle Belçika, olası davalarda tek başına hedef haline gelmek istememektedir.
 
Mali risk paylaşımı sorunu: Üye devletler, oluşabilecek zararların nasıl paylaşılacağı konusunda ortak bir mutabakata varamamıştır.
 
Finansal istikrar kaygısı: Euro ve Avrupa finans altyapısının "siyasi bir araç" olarak algılanmasının, uzun vadede küresel yatırımcı güvenini zedeleyebileceği yönündeki endişeler ağır basmıştır.
 
Bu faktörler bir araya geldiğinde, AB liderlerinin daha ihtiyatlı bir çizgiye yöneldiği görülmektedir.
 

Ulusal çıkarlar, stratejik özerklik ve AB içindeki gerilim

 
Rus varlıkları meselesi, AB'nin sıkça dile getirdiği "stratejik özerklik" hedefinin sınırlarını da ortaya koymuştur. Teorik olarak ortak hareket etme iddiası taşıyan birlik, pratikte üye devletlerin ulusal ekonomik güvenlik kaygılarıyla karşı karşıya kalmıştır. Büyük ekonomiler, kendi finansal sistemlerinin zarar görmesini istemezken, daha küçük ülkeler olası misillemelerden endişe duymaktadır.
 
Bu durum, AB içinde merkezi ve iddialı adımlar yerine, dondurmayı sürdürme ve belirsizliği yönetme stratejisinin tercih edilmesine yol açmıştır. Bu yaklaşım, bir yandan Rusya ile doğrudan bir hukuki kopuşu önlerken, diğer yandan Ukrayna'nın finansmanı konusunda beklentileri sınırlamaktadır.
 

Sonuç: Donmuş varlıklar, donmuş kararlar

 
Gelinen noktada Rus varlıkları dosyası, tarafların kırmızı çizgilerinin kesiştiği bir "pat" durumuna benzemektedir. Rusya, mülkiyet hakkını egemenliğin ayrılmaz bir parçası olarak vurgularken; AB, hukuki ve ekonomik risklerin farkında olarak daha temkinli bir yol izlemektedir. Bu süreç, küresel finans sisteminin siyasallaşmasının hangi noktaya kadar sürdürülebileceği sorusunu da gündeme taşımaktadır.
 
Avrupa, Ukrayna'ya destek ile uluslararası hukuk ve finansal istikrar arasında hassas bir denge kurmaya çalışırken, ulusal çıkarların ortak ideallerin önüne geçtiği bir tablo giderek daha görünür hale gelmektedir.
 
Cem Bürüç / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.